Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Milli Savunma Üniversitesi Mezuniyet Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim.

Bütün mezunları yürekten tebrik ediyorum, Harp Enstitüleri Karargah Subaylığı 1’inci Dönem Eğitiminden mezun olan her bir öğrenci subayımızı tebrik ediyorum. Üstleneceğiniz görev ve sorumluluklar için sizlere başarılar diliyorum. Mezun olan subaylarımızın ailelerini vatana ve millete böylesine yararlı evlatlar yetiştirdikleri için özellikle tebrik ediyorum.

Konuşmamın başında Afrin’de güzel vatanımızın müdafaası için terörle amansız mücadele veren Mehmetçiğe buradan sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyorum. Allah onların yar ve yardımcıları olsun. Bilmeliler ki, 81 milyon vatan evladı duasıyla yanlarındadır, onların destekçileridir.

Bu uğurda şahadet şerbetini içen bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce Rektörümüz de, Sayın Bakanımız da milli Savunma Üniversitemiz hakkında önemli açıklamalarda bulundular. Milli Savunma Üniversitesi Her ne kadar 31 Temmuz 2016’da kurulmuş gözüküyor olsa da, büyük bir devlet ve ordu geleneğinin birikimine sahiptir. 1795’te Mühendishane-i Berri-i Hümayun adıyla kurulan ve 1834’te Mektebi Harbiye adını alan bu kurum, Silahlı Kuvvetlerimizin en üst düzey ihtisas ve eğitim kurumudur. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bugüne kadar pek çok komutan, subay bu üniversiteden, bu okuldan yetişmiştir. Bugün de geleceğimizin komutanlarını, subaylarını yetiştirmekte olan Milli Savunma Üniversitemizden beklentimiz büyüktür.

Üniversiteler evrensel kültürle bilginin birleştirildiği yerlerdir. Demokrasinin gelişmesi, güçlenmesinde de üniversitelerimizin önemi son derece açıktır. Ülkemizin kalkınması, refahı, huzuru ve geleceğe vatandaşımızın güvenle bakması için üniversitemizin bilgi üretmesine, yol göstericiliğine ihtiyaç vardır. Bu anlayışla, gençlerimize güvenli bir gelecek hazırlamak, geleceğe daha hazırlanmalarını sağlamak için 16 yıldır hükümetlerimiz olarak büyük reformlar gerçekleştirdik. Herkesin eğitim hakkına sahip olması ve eğitimde fırsat eşitliğinin temin edilmesi için üniversitelerimize çok özel bir önem verdik. Çünkü Türkiye dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer almasını istiyoruz. Devletimizin de, vatandaşımızın da güçlü olarak geleceğe emin adımlarla yürümesini istiyoruz. Bu hedefe doğru büyük bir azim ve kararlılıkla yürüyoruz.

Son 16 yılda milletimizle beraber çalıştık, beraber ürettik ve Türkiye’yi tam 3 kat büyüttük. Bugün her şehrimizde üniversite var, bazı şehirlerimizde 15 tane üniversite var. Üniversitelerimizde yaklaşık 8 milyon genciğimiz eğitim-öğretim görüyor, bu sayı birçok ülkenin nüfusundan bile fazla. 158 bin akademisyenimiz, profesörümüz, doçentimiz, doktor gençlerimizi geleceğe hazırlıyor.

Sizler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin genç subaylarısınız, başınız dik, anlınız ak. Vesayet odaklarının tarihe karşıtı, demokrasinin daha da sağlam hale geldiği bir devletin subaylarısınız. Hiçbir zaman unutmayın ki; taşıdığınız emanet ve sorumluluk vatandaşımıza aittir. Bu cennet vatan bugünlere hiç de kolay gelmedi. İnşallah sizler çok daha ülkemiz için güvenli bir geleceğin inşasında görev alacaksınız ve inşallah bilgi üreten, değer üreten Türkiye Cumhuriyeti sizler sayesinde muasır medeniyetler seviyesine daha kolay, daha emin adımlarla yürüyecek.

Değerli arkadaşlar; 15 Temmuz 2016 Cumhuriyetimiz, demokrasimizi, mili egemenliğimizi ve bütün milletimizi hedef alan bir hain darbe teşebbüsüdür, buna milletçe şahit olduk. Şerefli Türk Silahlı Kuvvetlerinin üniforması altına gizlenmiş alçak FETÖ terör örgütü mensupları, milletin silahlarını tanklarını, toplarını, tüfeklerini gasp ederek milletin üzerine ateş açmışlar ve demokrasiyi, ülkemizin istiklalini karartmak istemişlerdir. Başkomutanımız Cumhurbaşkanımız onun güçlü liderliği, Hükümetimizin kararlı duruşu ve aziz milletimizin meydanları doldurmasıyla beraber bu alçak teröristlerin hedefleri kursağında kalmış ve bu alçak darbe girişimi bastırılmıştır.

Demokrasiye, seçilmiş siyasi iradeye sahip çıkan millet, darbe yapmak isteyen bu alçaklara hak ettiği dersi vermiştir. Milletin emanetine ihanet eden bu sefiller suçüstü yakalanmıştır, şimdi Türk adaleti bunlara hak ettiği cezayı bir bir vermektedir.

15 Temmuz’un hemen sonrasında vesayet odaklarıyla mücadele etmek, demokrasiyi daha da güçlendirmek ve güvenceye almak için bir dizi tedbirler aldık. Hükümet olarak askeri alanda, sivil alanda ve kamu yönetimi alanında, güvenlik alanında birçok reformu hayata geçirdik. Bu terör odaklarının ülkemize yaşattığı acıların bir daha olmaması için askeri eğitim alanında da bazı adımlar atmamız gerekiyordu. Az önce söylendi, düşünebiliyor musunuz, Türk Silahlı Kuvvetleri bu kutsal çatı altında kurmaylık eğitimi görmüş ve ülkemizin güvenliği, bekasını teslim ettiğimiz subayların yüzde 72’si bu örgütün tuzağına düşmüş ve bu örgütün eylemlerinin parçası haline gelmiş. İşte bu vahim durumu dikkate alarak gereken adımları ivedilikle attık, gerekli kararları aldık.

Bu adımlardan belki de en önem verilen bir tanesi bu Milli Savunma Üniversitesidir. Biz burada Harp Enstitüleri, harp okulları, astsubay meslek okulları ve araştırma enstitülerini, yani bütün askeri eğitim kurumlarımızı tek çatı altında topladık. İşte bu eğitim kurumlarımız ülkenin savunması, caydırıcılık kabiliyetini en üst düzeye ulaştıracak sizin gibi subayları yetiştiriyor. Bu güzide kurum devletimizin bekası için çok önemli, bu önemi nedeniyle bu alçak FETÖ örgütünün öncelikli hedefi haline gelmiş. Örgüt menfur emelini gerçekleştirmek için maalesef bu güzide kurumu bir basamak olarak kulanmış. Yaşadığımız hain darbe girişimi şüphesiz bütün milletin hafızalarında tazeliğini koruyor. Ülkemiz büyük bir badireden sağ selamet çıkmıştır elhamdülillah. Bir daha bu ve buna benzer olayları yaşamamak için sizlere önemli sorumluluklar düşüyor. İnsani değerleri, demokrasiyi, mimli iradeyi özümsemiş nesillerin eğitimini bu üniversitemiz vermeye devam edecek. Millete sadakat, demokrasiye bağlılık en önemli şiarımız olacak.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz son derece zor bir coğrafyada yer alıyor. Aslında sadece coğrafi olarak değil, tarih olarak, kültürel değerlerimiz olarak da bu coğrafyanın merkezinde yer alan ülke Türkiye. Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar, Kuzey Afrika, yaklaşık 200 yıldır dünyanın en dinamik, en çalkantılı coğrafyasıdır. Stratejik açıdan hayata öneme sahip olan bu bölge, aynı zamanda zengin yeraltı kaynaklarının bulunduğu yerdir. Bölge halklarına siyasi ve ekonomik imkanlar sağlaması gereken bu durum, maalesef anlaşmazlıkların, krizin, iç savaşların temel sebebi haline dönüşmüştür.

Bugün ciddi sıkıntıların yaşandığı Suriye, Filistin, İsrail, Lübnan, Irak, Yemen ve diğer bölgelerdeki olaylar, Türkiye’nin tarihinden, Türkiye’nin geleceğinde bağımsız değerlendirilemez. Kafkasya, Balkanlar, Kuzey Afrika’da yaşanan olaylar Türkiye’nin dışında ele alınamaz.

Burada şunu tekrar etmekte fayda görüyorum: Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir ülkenin toprağında gözümüz olmadı, olmayacak. Hiçbir ülkeyi yönetmek gibi bir hevese de sahip değiliz. Bölgesel barışa, küresel barışa Türkiye kadar önem veren başka bir ülke yoktur. Biz Gazi Mustafa Kemal’in de en güzel şekilde ifade ettiği gibi, yurtta sulh, cihanda sulh istiyoruz, bunu tesis etmek için de çalışıyoruz. Ancak, yurtta ve cihanda sulhu istemek, sınırlarımızı dahili ve harici düşmanlara karşı korumakla mümkündür. Bir ülkede yaşanan istikrarsızlık, ekonomik veya siyasi boşluk, siyasi kaos, bütün bir bölgeyi, hatta dünyayı etkisi altına alabiliyor.

Suriye’de 7 yıldır yaşananlara hep birlikte şahidiz. Var olan iç savaş yüzünden milyonlarca insan evinden, barkından oldu, 1 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Türkiye olarak bu sorunun, bu iç savaşın, bu otorite boşluğunun en büyük bedelini ödeyen ülkeyiz. Bugün Fırat Kalkanı bölgesinde, Afrin bölgesinde bizim mücadelemiz sadece ülkemizin sınırlarını güvence altına almak değil, aynı zamanda vatandaşımızın can ve mal güvenliğini korumak, bunun ötesinde de o bölgede, Suriye’de, Irak’ta yaşayan mazlum, mağdur insanları terör örgütünün zulmünden kurtarmak. Uluslararası hukuktan ve meşru haklarımızdan kaynaklanan bu harekat sonuna kadar devam edecek. Burada herhangi bir gün, herhangi bir miat söz konusu değildir. Miat ve süre, ancak ve ancak terör örgütünün tam anlamıyla yok edilmesi ve etkisiz hale getirilmesine bağlıdır.

Bu harekatı Afrin’le sınırlı olarak düşünmemiz de söz konusu değildir. Sınırlarımıza vaki tehdit, tehlike, terör nerede varsa orası bizim için hedeftir ve orada gerekli mücadeleyi yapmaktan da asla tereddüt etmeyiz. PKK, PYD, DEAŞ terör örgütlerinin hem ülkemize, hem Suriye’deki zulüm gören kardeşlerimize yönelik faaliyetleri sona erinceye kadar bu çalışmalarımızı, bu operasyonları sürdüreceğiz. Askerlerimizin terör karşısında gösterdiği başarı ve cesaret takdire şayandır.

Değerli arkadaşlar; savunma sanayi ve silah sistemlerinde sahip olduğumuz milli teknoloji, bilgi, tecrübe birikimi ulusal güvenliğimizin en önemli unsurudur. Az önce Bakanın teferruatlı olarak savunma sanayindeki imkan ve kabiliyetlerimizin nasıl geliştiğinden bahsetti. Son 15 yılda savunma sanayine 35 milyar dolar yatırım yaptık ve savunma sanayinde ihraç eden ülke konumuna geldik, bugün 2 milyar doların üzerinde ihracat hacmine ulaştık. Daha yolun başındayız. Devletimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’ne her türlü teknolojik imkanı sunuyoruz, sunmaya da devam edeceğiz. Milli savunmamızı yeni teknoloji ürünü ve yerli savunma sistemleriyle güçlendiriyoruz. Savunma sanayimizi güçlendirmek için başta araştırma-geliştirme faaliyetleri olmak üzere yerlileştirme ve millileştirme çalışmalarına da tüm hızıyla devam ediyoruz. Yüzde 24 ile aldığımız topyekun yerlileştirme oranını bugün yüzde 65 seviyesine çıkarmış bulunuyoruz. Ancak bununla yetinecek değiliz, yüzde 80’i hedefliyoruz, en az yüzde 80’i hedefliyoruz. Tanklarımız, hava savunma sistemlerimiz, uydularımız, İHA, SİHA gibi caydırıcı silahlarımız, savaş gemilerimiz, uçak, helikopter gibi birçok araç ve gereci milli imkanlarla yapmaya başladık, geliştirmeye devam ediyoruz. Böylece Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimiz artık kendi gemimiz, tankımız, uçak ve silah sistemlerimizle donatılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bu milli harp araçlarını, gemi ve uçaklarını devletine, milletine, milli-manevi değerlerine ve demokrasiye sadakatinden şüphe duymadığımız sizlere emanet ediyoruz, bunları sizler kullanacaksınız. Küresel barış ve istikrarın korunması, devletin bekası, milli menfaatlerimiz için içeride ve dışarıda bu onurlu mücadeleyi sürdüreceksiniz.

Sözlerimi burada tamamlarken bu güzel ülkeyi bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bütün ecdadımızı, vatanımız için canlarını seve seve feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum, mekanları cennet olsun. Gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum.

Milli Savunma Üniversitesinin emsalleri içinde dünyanın en güçlü, en saygın üniversiteleri arasına katılacağına yürekten inanıyorum. İşte görüyorsunuz, 12 değişik ülkeden subaylar var, burada kurmaylık eğitimi alıyorlar. Önümüzdeki sene bu sayı daha da artacak, başka ülkeler de buraya katılacak. Bu vesileyle üniversiteye, üniversitenin kısa sürede 15 Temmuz darbe girişiminin verdiği olumsuz etkilerin kurtulmasında büyük emek ve gayret gösteren Rektörümüz Profesör Doktor Erhan Afyoncu başta olmak üzere bütün akademik personele, subaylara ve tabii bütün öğrencilere selamlarımı, sevgilerimi sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Mezun genç subaylarımızı da yürekten kutluyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Teşekkür ederim.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.