Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in MKYK üyelerine iftar yemeginde yaptigi konusmanin tam metni

 

Omurgasını teşkil eden kurullarımızın üyeleri ve hanımefendiler; hepiniz hoş geldiniz. Bu iftar programımıza şeref verdiniz. İftar sofrasında beraber olduk ve böylece birbirimizle hasret giderme fırsatı bulduk. 

Ramazan-ı Şerifimiz hakkımızda, ülkemiz, milletimiz hakkında hayırlara vesile olsun. Rabbim bir kez daha Ramazana erişmeyi bizlere nasip eylesin. 

Değerli kardeşlerim, bugünlerde bir yandan mübarek ayın bereketi, rahmetiyle manevi iklimimiz oldukça zenginleşirken, bir yandan da bölücü hain terör örgütü boş durmuyor. Onların maalesef hiçbir kutsalları yok. Bayram seyran, Ramazan demeden insanlarımızı, masum insanları öldürmeye devam ediyorlar. Güvenlik kuvvetlerimize, elemanlarımıza pusu kurmaya devam ediyorlar. Bugün de 6 tane şehidimiz var. 4 tanesi Hakkâri Çimenli mezrasında yine bir mayın patlatması sonucu şehit olan, 2 tanesi de Mardin Derik’te şehit olan toplam 6 şehidimiz var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz, milletimizin başı sağ olsun.

Değerli kardeşlerim; söylenecek çok şey var. Çünkü AK Parti 14 yıllık geçmişine o kadar çok hizmet, o kadar çok iş sığdırdı ki anlatmak günler alır. Türkiye’yi bir baştan bir başa değiştiren, dönüştüren, yıllarca yerine getirilmeyen, hep ertelenen hizmetleri birer birer halkımızın ayağına getirdik. Bunları yaparken bir yandan da vesayet odaklarıyla mücadelemize de ara vermedik. Zaman zaman muhtıralar yedik, zaman zaman kapatma davaları, yargı darbe girişimleri, toplumsal ayaklanmalar-kalkışmalar; bunları da elhamdülillah milletimizin desteğiyle, partimizin dirayetli idaresiyle üstesinden gelmeyi başardık. 

14 Ağustos 2001’de yola çıkarken liderimiz, kurucumuz, şimdiki seçilmiş Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir şey söyledi; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Evet, kısa bir süre sonra 3 Kasım’da milletimiz bize güvendi ve AK Parti’yi tek başına iş başına getirdi. Buradan Türkiye’nin değişimine-dönüşümüne vesile olan, Erdemliler Hareketini başlatan kurucumuz, liderimiz, Türkiye sevdalısı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a selam ve saygılarımızı gönderiyoruz. 

Onun yol arkadaşları olarak bize bıraktığı bu emaneti, AK Parti’yi daha da ileriye götürmek, milletimizin 2023 hedeflerini ve daha ilerisindeki beklentilerini karşılamak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü Türkiye’de AK Parti’den başka umut yok. AK Parti’nin geldiği noktada maalesef siyasi muhaliflerimiz ülke meselelerine çözüm üretemiyorlar veya böyle bir sorumluluğu almaya cesaret edemiyorlar. O yüzden de bizim yükümüz iki kat artıyor, sorumluluğumuzun farkındayız. Ama biz büyük bir grubuz, biz milletin sesine kulak veren bir grubuz. Biz buyurgan bir parti değiliz. Geçmiş, eski siyasetin özelliklerini değiştiren, ezber bozan bir siyaset anlayışıyla geldik. Halkın içinden geldik, ama iktidara gelince geldiğimiz yeri unutmadık. O gün de halkla beraberdik, bugün de Hakk ile halkla beraber olmaya devam ediyoruz; AK Parti’yi farklı kılan da bu. Bu yüzden de milletimiz bize sürekli her seçimde desteğini artıra artıra bugünlere geldik. 

Elhamdülillah Türkiye’nin içinde bulunduğu zor şartlarda AK Parti gibi bir sigortası var. Ve biz de bir yandan çevremizdeki yaşanan insanlık dramını ortadan kaldırmak, bir yandan da ülkemizin ve milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bir şey söyledik; bundan böyle bulunduğumuz bölgeden dolayı bölgedeki sorumluluğumuzdan dolayı, bölgedeki sorumluluğumuzdan dolayı dostlukları artıracağız, düşmanlıkları azaltacağız. Bu yönde güzel gelişmeler oluyor, olmaya devam edecek. 

Ayrıca değerli yol arkadaşlarım; dün İngiltere’de bir referandum oldu. Bu referandumun konusu; İngiltere Avrupa Birliği’nde kalacak mı, yoksa ayrılacak mı? Bu referandumla ilgili çok sert kampanyalar yapıldı ve hatta bir milletvekili de hayatını kaybetti. Ve ne yazık ki İngiltere gibi NATO’da müttefikimiz olan bir ülkenin Başbakanı sadece referandumda evet oylarını artırabilmek adına Türkiye’yi kampanyasının tam merkezine koydu. Abuk sabuk laflar etti, Türkiye 3 bin yılda Avrupa Birliği’ne giremez vesaire gibi laflar etti. Doğrusu bu millet olarak bizi üzdü, canımızı da sıktı. Ama İngiltere’nin seçmenleri onun söylediği lafları hiç itibara almadı, onun söylediğinin tersine karar verdi. Bir anlamda kendi iradelerini ortaya koydular, bir anlamda da Türkiye’nin Sayın Cameron’un düşündüğü gibi bir millet olmadığını da teyit etmiş oldular; bu işin bir tarafı. 

Diğer tarafı da; bu referandumun asıl muhatabı olan Avrupa Birliği buradan çok önemli dersler çıkarması gerekiyor. Çıkarılacak derslerden bir tanesi; İngiltere gibi Birliğin çok önemli bir üyesinin neden bu noktaya geldiğinin derinlemesine incelenmesi gereği ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği, son zamanlarda kucaklayıcı ve kuşatıcı olmak yerine duvarlarını tahkim ederek kendi içine kapanma yolunu tercih etmiştir. Bölgede yaşanan mülteci dramında gördüğümüz manzara budur. Bölgede milyonlara sahip çıkan, kucak açan ülke Türkiye’dir. Avrupalılar maalesef burada da sınıfta kalmıştır, duyarsız davranmışlardır. Göstermelik birkaç şey yapmak, asla ve asla gerçekleri değiştirmez. Onbinlerin, yüzbinlerin Akdeniz’de ölüm-kalım mücadelesini kaybetmelerinin önüne geçemez. 

Avrupa Birliği’yle bu anlamda biz bir anlaşma yaptık. 64. Hükümet döneminde Sayın Davutoğlu bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmanın iki tane önemli maddesi var. Bir tanesi; geri kabul anlaşması. Diğeri de; vize muafiyetinin Ekim’den Haziran sonuna çekilmesi. Bir diğeri de; Türkiye’nin üstlendiği mülteciler nedeniyle mali yükün hafifletilmesi. Ne yazık ki Avrupa bir kez daha samimiyet sınavını geçemedi. Biz geri kabul anlaşması çerçevesinde aldığımız tedbirlerle hemen hemen Avrupa’ya denizden göçü neredeyse bitirdik. Ve yine geri kabul anlaşmasına göre üçüncü ülkelerle ilgili kabullerimizi de anlaşmaya göre yerine getirdik vecibelerimizi. Gel gör ki Avrupa Birliği, birçok yasal düzenlemeyi de yapmamıza rağmen gün yaklaştığı zaman başladılar yeni şartlar ortaya sürmeye. Efendim, Türkiye’de teröristlere çok sert muamele yapılıyor, onlara biraz daha şefkatli davranacak yasal düzenlemeler yapın gibi abuk sabuk laflar etmeye başladılar. Neyin pahasına? Vize kolaylığı sağlayacaklarmış. Türkiye’nin birliğinden beraberliğinden, toprak bütünlüğünden daha önemli bir şey yoktur. Hiçbir anlaşma, hiçbir kolaylık, Avrupa’nın bize sağlayacağı vizeyle ilgili muafiyet, asla ve asla terörle mücadele konusundaki kararlılığımızla müzakere konusu yapılamaz, pazarlık konusu yapılamaz. Avrupalı dostlarımız artık gerçeği görmelidir. Ya Türkiye’yi dinleyecekler, Türkiye’nin sesine kulak verecekler ya da Türkiye’nin birliğine, dirliğine karşı mücadele eden bölücü terör örgütünün elemanlarının manipülasyonuna boyun eğecekler. Bir adım sonra göz kırptıkları, kucakladıkları o terör örgütü onları da perişan edecek; bunu da buradan bugün söylüyoruz. Yarın geç olabilir, sizin bu uyguladığınız tutarsız politikalar yarın güvenlik olarak, güvenlik sorunu olarak önünüze gelecek, o zaman yine sizin yanınızda olan ülke Türkiye olacak. Türkiye büyük bedel ödedi ve terörle mücadelede de elhamdülillah ciddi bir merhale kat ettik. Bütün o ilçelerimizdeki, illerimizdeki işgalleri sona erdirdik, vatandaşı rahatlattık. Biz Ramazan’ın başından beri bölgeye gidiyoruz, orada durumu görüyoruz, millet nefes alıyor, Allah sizden razı olsun diyor. Tehditten, baskıdan, ölüm korkusundan kurtardınız bizi diyor. Ama bununla bitmeyecek, Kürt kardeşlerim, bölgedeki vatandaşlarım çok rahat olsun. Bundan sonra ortaya koyacağımız Hükümet olarak projelerle, yeni hedeflerle artık bir daha terörü ne bölgede, ne Türkiye’de gündeme gelmemesini sağlayacağız. Hükümetimizde bu kararlılık vardır, bu dirayet vardır, bunun adımlarını da atıyoruz. 

Değerli kardeşlerim; tabii konuşacak çok şey var, ama şunu ifade etmek isterim: Türkiye bulunduğu bölge itibariyle sadece kendi halkının, 79 milyonun meselesini takip etmek, çözüme kavuşturmak gibi bir sorumluluğu yok. Aynı zamanda Akdeniz’i ve Karadeniz’i çevreleyen aynı coğrafyayı paylaştığımız 1,5 milyar insanın da geleceğiyle yakından ilgilidir, onun sorumluluğunu da taşımaktadır. Bunun bilincinde hareket ediyoruz ve bu şekilde de komşularımızla ilişkilerimizi tamir etmek, geliştirmek için her türlü gayreti gösteriyoruz. AK Parti saflarında milletimize hizmet etme bir ayrıcalıktır. Onun için daha yeni bir heyecanla kutlu yürüyüşe başladık. 14 yılda yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımızın bir ispatıdır, bir teminatıdır. Şimdi artık meyveyi toplama zamanı geldi. Bakın 30 Haziran’da dünyanın dördüncü büyük köprüsünü açıyoruz. 50 yıldır Türkiye’nin gündeminde olan bir projedir, 5 sefer ihale edildi, her seferinde de maalesef hayalden gerçeğe dönüşemedi. Şimdi kısa bir sürede, 3 yıl gibi bir sürede körfezi bir yakadan öbür yakaya bağlayan 4 bin metreye ulaşan toplam boyuyla dünyanın dördüncü köprüsünü açıyoruz. Bu ne için yapılıyor? Vatandaşımızın hayatını kolaylaştırmak için yapılıyor. Yoksa feribot kuyruğunda 1 saat, 2 saat bekle. Olmadı, İzmit Körfezini dolaş, en az 2 saat, daha çok yakıt yakacaksınız, daha çok zaman kaybedeceksiniz, daha çok psikolojiniz bozulacak. Ama şimdi öyle mi? 5 dakikada Gebze’den giriyorsunuz, Altınova’dan, Yalova tarafından ister Bursa’ya gidin, ister Yalova’ya, isterseniz Karamürsel’e, nereye gidecekseniz gidiyorsunuz. Medeniyet bu. Medeniyet, büyük büyük laflar etmekle olmuyor. Medeniyet, vatandaşın ihtiyacı olan özlem duyduğu hizmetleri yapmak. Vatandaşı muhannete muhtaç etmemek. Eskiden bizim vatandaşımız yurt dışına gidiyordu, oradaki gördüklerine imrenip benim memleketimde bunlar niye yok, ne zaman olacak diye hep hayıflanıyordu, hepimiz hayıflanıyorduk. Ama şimdi Allah’a şükür dışarıdan gelenler, yabancılar Türkiye’de hızlı tren var, bizde niye yok diye hayıflanıyor. Türkiye’nin yolları ne güzel, keşke bizimkiler de aynı olsa diye hayıflanıyor. Türkiye’de sağlık sistemi Amerika’da bile yok, bunu nasıl başardı diye hayıflanıyorlar. Allah’a şükür, inanırsanız başarırsınız. İnandık, milletimize güvendik, gece demeden-gündüz demeden çalıştık bugünlere geldik. 26 Ağustos’ta yine dünyanın en geniş asma köprüsünü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılışını yapacağız. 20 Aralık’ta Marmaray’ın kardeşini, dünyanın en derininden geçen tünelini açacağız, 108 metre suyun altından geçiyor. Sarayburnu’yla Haydarpaşa’yı birbirine bağlayan, bütün o Haliç, Kabataş, Beşiktaş köprü dolaşıp 3 saatte gideceğiniz yeri 10 dakikada geçeceğiniz bir projeden bahsediyoruz. Dünyanın en teknolojik gelişmiş projesinden bahsediyoruz. Bunları Türkiye sessiz sedasız yaptı, hem de bütçe kaynaklarından para kullanmadan yaptı. 

Gezi olayları niye patladı biliyor musunuz değerli kardeşlerim? Biz dünyanın en büyük havalimanını yapmaya karar verdiğimizde patladı. O Gezi direnişçilerinin akılları sıra verdiği ültimatomu okudunuz, ne diyor? Üçüncü havalimanını yapmayın, üçüncü köprüyü yapmayın, Körfez geçişini yapmayın, Marmaray’ı yapmayın. Ülkesini, milletini seven insanlar bunu söyleyebilir mi? Bunun açıkça bir tertip olduğu, bir komplo olduğu kısa sürede anlaşıldı ve Allah’a şükür millet vefasını gösterdi. Recep Tayyip Erdoğan çıktı dedi ki; ben size boyun eğmem, benim arkamda millet var dedi, 1,5 milyon insan orada İstanbul’da hemen biraraya geldi. Vefa bu, arkadaşlar vefa bu. Vefa, liderinizi alaşağı etmeye kalktıkları zaman onun etrafında milyonların kenetlenmesidir. Yoksa vefa sadece bir bozacının ismi değildir. Vefa, kredi kartıyla taksit taksit ödenecek bir şey de değil. Vefa demek, AK Parti demektir, vefa demek işte bu salon demektir. 

Değerli kardeşlerim; bu duygularla bir kez daha hepinize çok teşekkür ederken buradan 10 milyona varan üyelerimize, gece-gündüz Türkiye’nin geleceği için, AK Parti’nin başarısı için çalışan isimsiz kahramanlarımıza selamlarımızı gönderiyoruz. 4 milyon 200 bin kadın üyemiz var. Kadınlarımız, AK Parti’nin başarısında tartışmasız bizim yüz akımızdır, buradan onlara selamlarımızı gönderiyoruz. 1 milyon 600 bin genç Gençlik Kollarında üyelerimiz var. Kadınlarımız ve gençlerimiz adeta bir uçak düşünün, uçağın gövdesi ana kademe, kanatları da Kadın ve Gençlik Kollarıdır. Onlar olmadan AK Parti’nin uçması, nasıl bir uçak uçamazsa AK Parti de uçamazdı. Onun için AK Parti’nin itici gücü kadınlarımız ve gençlerimizdir. Onların hepsine buradan bu mübarek akşam selamlarımızı gönderiyoruz, başarılarının devamını diliyoruz. 

Bununla sınırlı değil, AK Parti’ye gönül veren milyonlar var. 22 milyon oyuyla, 78 milyon duasıyla AK Parti bugünlere geldi. Seçmenimiz gönüldaşımız, isimsiz kahramanlarımız var. Hepsinin, hepimizin derdi tasası aynı; Türkiye’ye, bu güzel ülkeye hizmet etmek, ülkemizi parmakla gösterilen ülkeler arasına sokmak. 

Burada tamamlayalım, yoksa bu bitecek gibi değil, yazmış da yazmışlar. Arkadaşlara biz ne kadar az laf, çok iş dedikse de onlar bildiklerini okuyorlar. Onun için burada keseyim, yoksa hanım işareti gönderecek, en fazla o bozuluyor uzun konuştuğumda. 

Onun için bir kez daha bizleri buluşturan Mevla’ma şükrediyorum. Ve bu iftar davetimizi şereflendiren, onurlandıran çok değerli yol arkadaşlarıma, değerli hanımefendilere, eşlere çok teşekkür ediyorum. 

Yaklaşan Kadir Gecenizi şimdiden mübarek olsun diyorum. Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. 

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.