Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Moskova Devlet Diplomasi Enstitüsünde yaptigi konusmanin tam metni

 

Ulaştırma Bakanlığım esnasında birkaç kez ziyaret etmiştim Moskova’yı, Başbakan olarak ilk ziyaretimi gerçekleştiriyorum. Ziyaret programıma Rusya diplomasisinin şekillenmesinde çok ama çok önemli yeri olan Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden başlamaktan da büyük bir mutluluk duyuyorum.

Dünyanın iki köklü diplomasi ekolü bugün bu salonda birarada. Kışın soğuk bir gününde sizlerle sıcak bir başlangıç yaptığım ziyaretimin sadece ikili ilişkilerimiz değil acil çözüm bekleyen bölgesel ve uluslararası sorunların da çözülmesine katkı sağlayacağını ümit ediyorum. 

Çok değerli konuklar, sevgili öğrenciler; bizler Türk ve Rus halkları olarak bin yıllık bir komşuluğumuz var. Tarih sahnesine çıktığımızdan beri hep yan yana yaşadık, karşılıklı etkileşimimiz sürekli oldu. Geçmişe baktığımızda Türkiye-Rusya ilişkilerinde daha çok işbirliği var, bazen de rekabet var. Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya’nın verdiği destek hafızalarımızda önemli bir yere sahiptir. 

Diğer yandan tarihte aramızda rekabetin de zaman zaman iki ülkenin gelişimine, dinamizmine önemli katkılar sağladığına da şahit olduk. Ülkelerimiz arasındaki bu ilişkilerin derinliğine Türk ve Rus arşiv idarelerinin işbirliğiyle geçtiğimiz yıl Moskova’da düzenlenen arşiv belgelerinde Moskova-İstanbul ilişkileri sergisiyle bir kez daha tanık oldum. Bu sergi vesilesiyle Türkiye ve Rusya’nın özellikle birbirlerinin yakın tarihine ne kadar önemli yer ayırdıklarını, ne kadar kapsamlı ve köklü ilişkiler sistemi içerisinde işbirliğimizi bugünlere getirdiğimize bir kez daha şahit olduk. Bu tarihi arka plandan edindiğimiz tecrübe ile geleceği yapıcı bir şekilde inşa edebiliriz. Türkiye-Rusya ilişkilerinde özellikle son yıllarda zincirleme büyük değişimler yaşadık. İlişkilerimizin bir alanına attığımız adım, diğer alanlardaki işbirliğini de tetikledi, teşvik etti.

Bütün bu zengin birikim ve kazanımlara rağmen yaklaşık 1 yıl önce yaşanan talihsiz bir olay neticesinde her iki ülkenin ilişkileri de büyük bir sınamayla karşı karşıya kaldı. Ülkelerimiz arasında en üst düzeyde mevcut olan karşılıklı siyasi irade sayesinde bu badireden de çıkmış bulunuyoruz. İlişkilerimizin normalleşmesi süreci geçtiğimiz Ağustos ayından beri başlamış bulunuyor. Sayın Cumhurbaşkanımız 9 Ağustos’ta San Petersburg’a, Sayın Rusya Devlet Başkanı ise 10 Ekim’de İstanbul’a ziyarette bulunmak suretiyle bu yeni dönemin başlangıcını yapmış oldular. Bu ziyaretlerle tekrar normale dönen ilişkilerimizdeki o 1 yıllık dönemdeki duraksamayı geride bıraktığımızı düşünüyorum.

Yine geçen hafta Sayın Dışişleri Bakanı Lavrov’la Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu Antalya’da biraraya geldi. Antalya bizim Dışişleri Bakanımızın memleketidir. Herhalde ben Antalya deyince, acaba burası nere diye aranızda fazla düşünen yok, Antalya iyi bilinen bir yer özellikle Rusya’dan ülkemizi ziyaret eden misafirlerimiz için. Az önce Rektör Bey bir test etti, salonun yarısı maşallah Antalya’ya gitmiş. Diğer yarısını da bu sene bekliyoruz, önümüzdeki sene. Antalya’ya sadece tatil yapmak için değil Antalya’da oldukça çok sayıda Rus-Türk evliliği de olmuş, orada yerleşmiş aileler var. Bunlar da bizim ilişkilerimizi derinleştiren ayrı bir güzellik.

Çok değerli konuklar; bugün Aziz Nikolas Günü. Biliyorsunuz Aziz Nikolas da Antalya doğumludur. Dolayısıyla Rusya-Antalya ilişkilerinin de bu bakımdan da ayrı bir önemi var.
Sayın Rektörümüze ben bir teklifte bulunmak istiyorum; gelecek yıl Antalya’da üniversitemizde veya bir diplomasi akademisiyle ortak program yapalım. Bu konuları biraz daha öğrencilerimize, öğretim üyelerimize orada kapsamlı bir şekilde değerlendirme fırsatı buluruz. Kültür Turizm Bakanımız ev sahipliği yapmak için buradan işaret ediyor. 

Değerli misafirler; ben mühendis kökenliyim, yani sosyal bilimler, uluslararası ilişkiler alanında bir tecrübem yok, ben projeciyim; yol yaparım, köprü yaparım, altyapı-üstyapı, demiryolu, milletin hayatını kolaylaştırmak için birçok projeleri Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçtiğimiz 14 yıl içerisinde Türkiye’de gerçekleştirdik. Hakikaten yapılan projeler sadece ülkemizde ihtiyacı gören bir proje değil aynı zamanda dünyada mega proje, zor proje diye anılan özelliğe de sahip. Mesela bu Aralık’ın 20’sinde hizmete alacağımız bir tüp tünel geçişi var. Boğazın 106 metre derinliğinden geçiyor araçlar için, şu ana kadar dünyada bu kadar derinlikte inşa edilmiş başka bir, deniz altında inşa edilmiş başka bir tünel yok.

Aynı şekilde dünyanın en büyük havalimanının inşaatını da İstanbul’da inşa ediyoruz. Marmaray dediğimiz, yine demiryolunun Boğazın altından geçişiyle ilgili projeyi de 2013 yılında hayata geçirdik. Üçüncü Boğaz köprüsü dünyanın en geniş üzerinde demiryolu olan köprü, onu da geçtiğimiz Ağustos ayında açtık. Yine dünyanın üçüncü büyük köprüsünü de İzmit Körfezi üzerinde yaptık, açılışını yaptık. Daha birçok proje var, bunları tabii burada anlatmak amacında değilim. Ama siyasetin mühendislikle ilişkisi benim için siyaset millete hizmet aracıdır, ben öyle tanımlıyorum. Eğer insana hizmet etmeyen, insanın hayatını kolaylaştırmayan, yaşam kalitesini artırmaya faydası olmayan siyaset anlamsız bir siyasettir. Siyasetçiden herhalde vatandaşların beklediği de, acaba biz oy verdik, destekledik, bize verilen sözler yapılacak mı-yapılmayacak mı? 

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bizim siyasete başlarken AK Parti olarak bir ilke benimsedik, o ilke şuydu: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bu aslında bizim belirlediğimiz bir ilke de değil, 600 yıl üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ilkesidir. Bugün görüyoruz ki bu ne kadar önemli bir ilke. Şu anda dünyada ve bölgelerde yaşadığımız problemlerin kaynağı, insanı ihmal etmekten kaynaklanıyor. Eğer insanlar gerekli ihtiyaçları karşılansaydı, yaşadıkları ülkelerde, bölgelerde mutlu olabilmeleri sağlansaydı ne göç hevesi olacaktı, ne de bölgelerinde karışıklık savaşlar olacaktı. O yüzden Amerika’da başlayıp dünyaya yayılan küresel ekonomik krizin kaynağı da insanın ihmal edilmesidir. Ortadoğu’da ve bölgemizde devam eden savaşların kaynağı da insanın ihmal edilmesidir. Sonuç aynı, ama şekiller tamamen farklı olabiliyor. 

Çok değerli dostlar, sevgili öğrenciler; tabii Rusya-Türkiye ilişkileri sadece iki ülke arasında olan ilişkiler değil. Aynı zamanda bölgemizi de çok yakından ilgilendiriyor. Bu coğrafyaya biz karar vermedik nerede doğacağımıza, ama bu coğrafyanın geleceğinin nasıl olacağına biz karar verebiliriz. Buna şöyle bir bakalım; Karadeniz, Akdeniz, Kafkaslar, Ortadoğu, yani Türkiye’yi merkez alsanız 3 saat bir uçuşta 56 tane ülkeye ulaşıyorsunuz. Ve bu bölgedeki 1 yıllık gayrisafi hasıla 30 trilyon dolar. 1,5 milyar üzerinde insan yaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Dünyanın en hareketli bölgesi bu bölge. Doğuyla batının buluştuğu yerler burası, medeniyetlerin buluştuğu, ticaretin güzergahı olan bir bölgeden bahsediyoruz.

Dolayısıyla tarih boyunca bu bölge hep hareketli olmuş. Bir zaman gelmiş doğudan batıya doğru akın devam etmiş, batıya giderken de bu bölgeden geçilmiş, bir başka zaman gelmiş artık batıdan doğuya tekrar göç başlamış, şimdi o dönemdeyiz. Bundan 30 yıl, 40 yıl önce zenginlik noktası batıdaydı ve insanlar batıya doğru gitmeye yöneliyordu, şimdi tersine döndü. 1970’li yılların başında mesela havacılıktan örnek vermek gerekirse, havacılığın merkezi Amerika idi, 80’li yılların sonuna doğru Avrupa’ya geldi, bugünlerde, bu yıllarda da Anadolu topraklarında, onun için biz dünyanın üçüncü büyük havalimanını inşa ediyoruz. Bu şunu gösteriyor: Zenginlik merkezi artık batıda bir doygunluğa erişti, batıdan doğuya doğru hareket ediyor. İşte bu bölgenin özelliği dolayısıyla bizim Rusya olarak, Türkiye olarak çok ama çok önemli görevimiz var, aynı zamanda sorumluluğumuz var.

Bugün artık dünyadaki bütün ülkeler birbirine bağımlı. Bana ne Rusya’dan, bana ne Türkiye’den, bana ne Suriye’den, Irak’tan deme şansımız yok. Güzellikler de aynen yansıyor, sorunlar da aynen yansıyor. Bölgesel sorunlara ilgisiz kalırsak, daha sonra bu sorunlar alanı genişler, küresel soruna dönüşebilir. İşte PKK terör örgütü, DEAŞ terör örgütü, El Kaide terör örgütü, Boko Haram gibi bütün terör örgütlerinin ortaya çıkmasının sebebi; bölgesel sorunlardaki çözümde yaşanan gecikmedir. Bu gecikmeler daha sonra telafisi oldukça zor, sorunları da beraberinde getiriyor.

Türkiye-Rusya ilişkilerinde diğer ülkelerde olmayan başka şeyler de var. Özellikle enerji alanında Türkiye-Rusya arasında fevkalade bağımlılık var birbirimize. Özellikle enerji güvenliği bakımından Mavi Akım, Batı Akımı, şimdi devreye alacağımız Türk Akımı, nükleer enerji konusundaki işbirliğimiz aslında bizim ilişkilerimizin geleceğini de şekillendiriyor. 2023’e, Cumhuriyetin 100. yılına giderken inşallah Türkiye’de inşa edilecek Akkuyu’daki ilk nükleer enerji elektrik santralini devreye almış olacağız, tabii diğerleri de devam edecek.

Ayrıca Karadeniz’i çevreleyen 8 tane ülke var, bu ülkeler arasında bir Karadeniz çevre yolu projemiz var Karadeniz Ekonomik İşbirliği çerçevesinde. Bunun 1400-1500 kilometresi Türkiye sınırlarında kalıyor, biz bunun tamamını bitirdik. Gürcistan sınırından ta Sakarya’ya kadar bütün çevre yolunu iki gidiş-iki geliş olarak tamamladık. Sadece İzmit-İstanbul arasında küçük bir bölüm kaldı, onu da üçüncü köprünün devamı olarak şimdi yapıyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’i çevreleyen bu çevre yolu tamamlandığında, Karadeniz’e kıyısı olan, Karadeniz’i paylaşan ülkeler çok daha fazla ilişkilerini geliştirecekler, buradaki sorunlar ortadan kalkacak, daha fazla işbirliği, daha fazla refah, daha fazla iyi komşuluk ön plana geçecek. 

Türkiye’nin önemli özelliklerinden bir tanesi de; Karadeniz’in etrafındaki ülkelerin dünyaya, Asya’ya, Afrika’ya, Akdeniz’e açılacağı yegane geçiş yolu olması. Boğazlar o bakımdan yıllar boyunca ticaretin, kültürlerin geçişi için bir merkez olmuş, şimdi artık Boğazlar bu yükü de kaldıramıyor. O kadar işte petrol taşımacılığı, diğer taşımacılık, dolayısıyla ciddi anlamda bir orada emniyet ön plana geliyor. O yüzden bu boru hatlarıyla taşıma işinin arka planında burada yaşadığımız sorunlardı. Şimdi inşallah yeni bir kanalla, Kanal İstanbul’la buradaki muhtemel sorunları da ortadan kaldırmış olacağız.

Değerli dostlar, sevgili öğrenciler; tabi Rusya’yla ilişkilerimiz sadece enerji alanında değil, ulaşım alanında, tarım alanında, altyapı yapım alanı. Birçok firmamız Rusya’dan, Türkiye’den müşterek projeler yapıyorlar, Türkiye’de yapıyorlar, Rusya’da yapıyorlar. Özellikle 2018 Oyunları; Dünya Kupası değil mi yanılmıyorsam? Dünya Kupası Rusya’da yapılacak, Krasnodar’da bir tane stadyum yapıldı ve hakikaten dünyadaki örnek projelerden biri seçildi. Onun altında da Türk müteahhitlerinin imzası var. Böyle güzel eserleri karşılıklı olarak gerçekleştirmekten doğrusu mutlu oluyoruz. Biz bu tip haberleri daha çok duymak istiyoruz, krizlerden ziyade güzel haberlere ihtiyacımız var. Zaten karamsarlık üreten, moral bozan çok çevreler var, ama güzelliklere daha fazla zaman ayırmamız lazım, güzel işleri, güzel projeleri daha fazla ön plana çıkarmamız lazım; insanlığın buna ihtiyacı var, gençlerin buna ihtiyacı var.

Gençler daha güzel bir dünyayı hayal ediyorlar. Savaşların olduğu, karışıklıkların olduğu, insanların, ülkelerin, birbirine düşman olduğu bir geleceği elbette hiç kimse arzu etmez. Onun için bizlere, sorumluluk konumundaki insanlara daha fazla görev düşüyor. Biz de bu sorumluluğun bilincinde olarak bir yandan ikili ilişkilerimizi geliştirmek, bir yanan da bölgesel konularda birlikte hareket etmek için buradayız. Bugün önemli görüşmelerimiz olacak, Sayın Başbakanla görüşeceğiz, Sayın Devlet Başkanı bizi kabul edecek ve yarın da inşallah Kazan’da benzer temaslarımız olacak, böylece ziyaretimizi tamamlamış olacağız.

Sayın Rektör konuşmasında ifade etti, bu Rusya Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, MGIMO; öyle mi deniyor?  MGIMO önemli, geçmişi olan, hakikaten çok derin bir tecrübesi olan enstitü. 50’den fazla ülkeden öğrenci var, Türkiye’ye de bunlar arasında. Ama gördüğüm kadarıyla Türkiye en meşhurlarından bir tanesi, ilinin en fazla olduğu. Burası birçok bilinen devlet adamının da yetiştiği yer, hatırladığım kadarıyla Sayın İlham Aliyev de buradan mezun olmuş. Daha benzer başka devlet adamları var, siyasetçiler var. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ziyaret ettiği ve kendisine fahri doktora unvanının verildiği yine üniversite bu üniversite. Dolayısıyla bugün sizlerle bu güzel mekanda beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.
Değerli konuklar; bu duygu ve düşüncelerle tekrar hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.

Buradaki genç öğrenci kardeşlerimizin gelecekte bölgesel ve uluslararası ilişkilerin geliştirilmesinde çok büyük rol alacağını düşünüyorum, çünkü sizin değişik ülkelerden biraraya gelen öğrencilerin burada birlikte bulunması, birlikte yaşaması, birbirilerinin kültürlerini, birbirlerinin düşüncelerini öğrenmesi, gelecek yıllarda ülkenize döndüğünüzde ve sorumluluk aldığınızda mutlaka hafızanızda yer alacak ve o ülkelerle ilişkileriniz kötü yönde değil, iyi yönde gelişecek; buna inanıyorum, bunu tecrübe etmiş biri olarak söylüyorum. 

90-91 yılında Dünya Denizcilik Üniversitesinde uzmanlık eğitimi için gitmiştim, 100 civarında ülkeden öğrenciler vardı. Şimdi o arkadaşlarımızın her biri ülkelerinde önemli sorumluluk aldılar, bizim temaslarımız hala onlarla devam ediyor. Bir konu olduğunda diplomatik yollar devreye girip sorun çözülünceye kadar iş işten geçiyor. Biz hemen telefonu kaldırıyoruz, arkadaşımıza diyoruz ki, şurada bir sorun var, şuna bir bakı ver, hallediveriyor. Bunlar çok güzel şeyler. İşte uluslararası ilişkilerin gelişmesinin en önemli kaynağı burası. Burada ortaya koyacağınız çalışmalar ve kuracağımız dostluklar gelecekte mutlaka ve mutlaka hem ülkenize, hem de ilişkide bulunduğunuz ülkelere çok ciddi anlamda katkı sağlayacak.

Ben tekrar bu duygularla hepinize teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum.

Daha güzel Türkiye-Rusya ilişkilerini görmek ümidiyle hepinize saygılar sunuyorum. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.