Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Neset Ertas Kültür Sanat Festivalinde yaptigi konusmanin tam metni

 

Hanımefendiler, beyefendiler, sivil toplum kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, değerli sanatçı dostlarımız; bugün Kırşehir’de Ahi Evran Anma Toplantısı yaptık.

Kırşehir’de hoşgörünün, sevginin, saygının tohumunu eken, yaşamıyla topluma örnek olmuş hoşgörü insanı Neşet Ertaş’ın adına yapılmış bu güzel eserin açılışını gerçekleştiriyoruz. Ve Neşet Ertaş Haftasının da başlangıcını yapıyoruz.

25 Eylül, yani 2 gün sonra büyük ustanın ölüm yıldönümü. Evet, 2 gün öncesinden Neşet babanın huzurundayız, mekanı Cennet olsun.

Sesi gönüllerimizde cismi olmasa da yankılanmaya devam ediyor. Büyük romancımız, değerli yazar Yaşar Kemal’in ifadesiyle bozkırın tezenesi olan Neşet Ertaş’ın sazı yüreğimize, vicdanımıza, ruhumuza dokunmaya devam ediyor.

Bu vesileyle Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nin Kırşehir’imize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Bu yıl ilki düzenlenen Neşet Ertaş Kültür Sanat Festivalinin her geçen yıl daha da artarak, daha da zenginleşerek ve geniş katılımlarla devam edeceğine yürekten inanıyorum.

Türkiye’nin önemli değerlerinden biri olan Neşet Ertaş’a vefa göstermek hepimizin vazifesidir. Hem Neşet Ertaş adına düzenlenen bu festivale, hem de üstadın adını taşıyan Kültür Sanat Merkezine emek veren, zaman ayıran, destek veren herkesi canı gönülden tebrik ediyorum.

Hepinizin bildiği gibi Kırşehir Valimiz, benim de hemşehrim, Kırşehir’e yaraşır bir eser inşa etmiştir, Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültürevi 2014 yılından bugüne hizmette. Bugün de Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi bu hizmet halkasına eklenen yeni bir eser oldu. Kültür ve Sanat Merkezimizi Kırşehir Belediyemiz inşa etti. Belediye Başkanımıza gösterdiği bu vefa için, bu hizmet için teşekkür ediyorum.

Her iki eser de gönül sultanlarımızın aziz hatırasını ve bizlere miras bıraktıkları eserlerini yaşatacak, buna inanıyoruz. Dede Korkut’tan Mevlana’ya, Hacı Bektaş Veli’den Hacı Bayram’a Ahi Evran’dan Aşık Paşa’ya hamurumuzu yoğuran bütün çınarlarımız bu mekanlarda yad edilecektir. Keza Muharrem Ertaş’ın, Hacı Taşan’ın muhabbet dolusu mirası da bu mekanlarda gelecek kuşaklara aktarılacak. Hayırlı uğurlu olsun.

Değerli konuklar, değerli katılımcılar; birçoğunuzun da bildiği bir hikayeyi burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Kırşehirliye sormuşlar, İstiklal Marşı’nı kim yazdı diye. Şöyle cevap vermiş: Muharrem Emmim yazdı desek, okuma-yazması yoğdu. Hacı Emmim yazdı desek, acep okuma-yazması var mıydı? Yazsa yazsa Neşet ağam yazmıştır.

Bütün okumuşların cevabını vermesi gereken bir soru var; kendi yaktığı türkülerde garip mahlası kullanan Neşet Ertaş, o yoksullukta, o mahrumiyette acaba o hikmetli dili, o irfanı nereden devralmıştır? Abdallık geleneğinin Muharrem Ertaş’tan sonraki en büyük temsilcisi acaba o dili, o manayı nereden almıştır? Her konuşmamızda bu toprakların hikmetini, ruhunu ifade etmek için söylediklerimizi merhum Neşet Ertaş tek bir cümleyle özetliyor: “Gönülden gönüle yol gizli gizli.” İşte bu beş kelimelik cümleyi anlatmak için saatlerce konuşsanız az gelir, o ise zor olanı başararak bir cümlede özetlemiş.

Bakınız, Zahidem, Gönül Dağı, Yalan Dünya’yı ölümsüzleştiren Neşet Ertaş ne diyor:

“Garibim can yakıp gönül kırmadım.

Senden ayrı ben bir mekan kurmadım.

Daha bir gönüle ikrar vermedim.

Batırım sen oldun zahirim sensin.

Evvelim sen oldun ahirim sensin.”

İşte hikmet bu, mana bu, gönül bu, ruh bu.

Değerli kardeşlerim; Beş yıl önce Hakk’a yürüyen Neşet Ertaş’ı 7’den 70’e hepimiz özlüyoruz, Allah’tan sesini, türkülerini dinleyebiliyoruz. Ama sohbeti de, sazı da, sözü de çok lezzetliydi. O milletin sanatçısıydı tıpkı Aşık Veysel gibi, tıpkı Aşık Mahzuni gibi, Sümmani gibi, Fahri Kayahan gibi, Karacaoğlan gibi. Hatta milletin sanatçısı olduğunu şöyle ifade ederdi: Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı iken kendisine devlet sanatçısı payesi vermek istiyorlar. O da bu teklife şöyle karşılık veriyor: Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık gibi geliyor diye teklifi kabul etmiyor. Ve şu sözleriyle ne kadar büyük üstat olduğunu bir kez daha gösteriyor: Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam, benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten 1 kuruş almadım, bir tek Büyük Millet Meclisi’nden Üstün Hizmet Ödülü aldım ve bunu kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadın adına aldım.

Evet, Neşet ustayı, Neşet babayı bir kez daha rahmetle, minnetle yad ediyoruz. Allah mekanını Cennet eylesin. Onu ve onun bir gönül üstadı olmasına vesile olan babası Muharrem Ertaş’ı da aynı duygularla yad ediyoruz. İnşallah bu değerli sanatçılarımızın, ustalarımızın izinden giden, bıraktıkları eseri, bu değerli mirasın değerini bilen evladı gibi, Hüseyin Ertaş gibi yeni yeni kuşaklar yetişir. İnşallah bu yeni neslin içinden de böyle büyük sanatçılar ortaya çıkar.

Sözlerimi tamamlarken, açılışını yaptığımız Neşet Ertaş Kültür ve Sanat Merkezinin ve anısına düzenlenen festivalin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Neşet Ertaş’ın sözüyle, “Ayağının turabıyım, dertlerinizin ortağıyım” diyor. Biz de Hükümet olarak, AK Parti iktidarı olarak 15 yılda diyoruz ki; ey milletim, biz de sizin ayağınızın turabı, dertlerinizin ortağı olmaya devam ediyoruz.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.