Basbakan Yildirim’in Parlamentolararasi Kudüs Sempozyumunda yaptigi konusmanin tam metni
Esselamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.
Çok değerli parlamenter dostlar, Kudüs sevdalısı kardeşlerim; sizleri Kudüs ve Filistin davası gibi insanlığın, İslam aleminin en önemli meselelerinden birine destek vermek üzere geldiğiniz dünya şehri İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Parlamenterlerarası Kudüs Platformunun yürüttüğü çalışmalarda Allah’tan muvaffakiyet diliyorum.
Filistin ile Uluslararası Dayanışma Günü vesilesiyle kardeş Filistin halkının zulüm, işgal, yıkıma karşı göstermekte olduğu onurlu direnişe desteğimizi milletimiz adına bir kez daha burada ifade etmek istiyorum.
Kudüs’e sahip çıkmak, geçmişe ve kimliğimize sahip çıkmaktır. Kudüs demek Miraç demektir, Kudüs demek ilk kıble demektir. Peygamber Efendimiz Mescid-i Aksa’dan Allah katına buradan çıkmıştır. Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesi, Harem mescitlerin 3’üncüsüdür.
Müslüman Türk halkı için Kudüs, bir hoşgörü, barış ve kardeşlik şehridir. Sultan Süleyman Han döneminde Osmanlı’nın inşa ettirdiği Yafa Kapısı denen Halil-ül Rahman adlı Sur Kapısının giriş kitabesinde ne yazar bilir misiniz? Önce kelime-i tevhit, ardından 3 semavi din için de taşıdığı öneme binaen İbrahim Halilullah ifadesidir. Bu ulvi anlayış bugün de aynen geçerli olan bakış açımızı yansıtmaktadır.
Bölgede süregelen işgalci, hoşgörüsüz ve yıkım politikalarıyla Kudüs’ün binlerce yıllık Müslüman, Hıristiyan ve Filistin tarihinin silinme çabalarına şahit olmaktayız. Yapılan kazılar kutsal mekanları günden güne tehdit etmektedir. Kudüs’te kadim medeniyetlere, kültürlere ait evlerin yıkıldığını, istimlak edildiğini, bir bir yok edildiğini görüyoruz. Doğu Kudüs’ü Yahudi yerleşimiyle tamamen çevreleyip Filistin topraklarıyla bağını kesme projesi adım adım sürmektedir. Kudüs içine ve çevresine yerleştirilen kontrol noktaları Müslüman, Hıristiyan toplulukların hareket serbestisini oldukça kısıtlamakta, camilere ve kiliselere erişimi engellemektedir. Amaç bellidir, bölgenin gerçek sahibi olan kadim medeniyetleri, İslam, Hıristiyan inancını yıldırmak, bu şekilde şehrin tarihi yapısını ve dokusunu kökünden değiştirmek, Kudüs’ü İsrail’in ve Yahudiliğin başkenti haline dönüştürmek. Tabiatıyla bu politikalara Türkiye olarak müsamaha göstermemiz söz konusu olamaz.
Kudüs’teki İslam mührünün muhafazası açısından şehirdeki tarihi ve kültürel mirasımızın korunmasına çok önem veriyoruz. Türkiye olarak bu konuda kendimizi sorumlu hissediyor, tarihin bize verdiği bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Harem-i Şerif’teki Ermeni kilisesindeki tarihi Türk çinilerinin restorasyonundan, Kubbet-üs Sahra’nın altın yaldızlı aleminin yenilenmesine, Peygamber Efendimizin sahabelerinin bir bölümünün edebi istirahatgahı olan Yusufiye Mezarlığının çevre düzenlemesine kadar her sahada Kudüs için çabalarımız devam ediyor.
Değerli misafirler, çok değerli milletvekilleri; bin yıllar boyunca farklı din, dil, etnik kökenden insanların barış içinde birlikte yaşadığı Kudüs şehri bugün bambaşka bir tehlike, bambaşka bir tabloyla karşı karşıyadır. Bu olumsuz tablo değişmeden ne Ortadoğu’da, ne de ötesinde gerçek anlamda huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Sorunları barışçıl yöntemlerle ve diyalog yoluyla karşılıklı anlayış çerçevesinde çözebilmenin tek yolu, hakkaniyet ve hukuka saygıdır. Filistin halkının uluslararası hukuktan kaynaklanan en temel haklarının her gün tekrar tekrar çiğnenmesine mutlaka dur denilmelidir. Bu görev de Filistin halkına sürekli sabır telkin eden uluslararası topluma düşmektedir. Bölgede huzurun ve barışın tek yolu, Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen Filistin Devleti’nin vücut bulmasıdır. Filistin Devleti’nin hali hazırda 137 ülke tanımış durumdadır, diğer ülkelerin de tanıması için Türkiye olarak gayretlerimizi arttırarak devam ettiriyoruz. Filistinlilerin bu süreçte birlik ve beraberlik içinde olmaları hayati önem taşıyor. Bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulması başta olmak üzere, meşru talep ve beklentilerin güçlü şekilde dile getirilebilmesi için Filistin’de birlik ve beraberlik bir zorunluluktur. Bu sebepten Filistinli kardeşlerimiz arasında uzlaşının sağlanma çabalarını sonuna kadar destekliyoruz.
Değerli milletvekilleri, değerli Kudüs sevdalıları; Türkiye, Kudüs konusundaki tarihi sorumluluğuna her zaman sahip çıkmaya devam edecek. Taşıdığı önem ışığında 19. yüzyılın ortalarında idari bakımdan doğrudan Babıali’ye bağlanan Kudüs’ü Şerif Osmanlı için her üç semavi dinin mensuplarının da huzur içerisinde ibadetlerini yerine getirmelerinin daima gözetildiği kutsal bir mekân olmuştur, buna da Pax Ottomana denir. Türkiye’nin Ortadoğu’da barış, istikrar ve refah görmekten başka hiçbir amacı, hiçbir gayesi yoktur.
Değerli misafirler; Filistin davası ve Harem-i Şerif’in muhafazası konusundaki hassasiyetimiz İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanlığımızda da öncelikli konuların başında gelmektedir. İsrail’de bugünlerde camilerde okunan ezanın hoparlörle okunmasının engellenmesini öngören yasa tasarısına ilişkin gelişmeleri de yakından izliyoruz. Din ve inanç özgürlüğüne aykırı böyle bir uygulamanın dayatılmaması asla kabul edilemez. İslam âlemini rencide edecek her hareketin karşısında kararlılıkla birlikte duracağız.
Değerli kardeşlerim; Türkiye’de 15 Temmuz’da meydana gelen hain darbe girişimi karşısında Filistinli kardeşlerimizin ve İslam ülkelerindeki kardeşlerimizin verdiği destek takdire şayandır. Bunun için bütün kardeşlerimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.
Harem-i Şerif’te, Gazze’de, tüm Filistin hattında sokaklara dökülen kardeşlerimizin dayanışma mesajları milletimize güç vermiştir. Dünyanın her köşesinden gönlü bizimle olan kardeşlerimizin o günkü desteğine bugün sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum.
Saygı değer misafirler; son olarak şunu söylemek isterim ki, onurlu davasında mücadele veren Filistin halkının ümidini hiçbir hal ve şartta yitirmemesi önemlidir. Filistin’in hakkı olan hürriyeti de, bağımsızlığı da, müstakil bir devleti de mutlaka elde edeceğine hiçbir şüphemiz yoktur. Kudüs’ün en kısa zamanda bütün kesimlerin haklarını güvence altına aldığı bir dünya şehri haline gelmesi temennisiyle hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet ediyorum.
Sağ olun, var olun.