Basbakan Yildirim’in ‘Sehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 103.Yili Töreni’ndeki konusmasi
… ay-yıldızlı bayrağımız için şahadet şerbetini içen bütün şehitlerimizi rahmetle, şükranla yad ediyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün bu ülkeye hizmet edenlere şükranlarımı sunuyorum.
Bugün Afrin’de vatan mücadelesi müdafaası yapan teröre karşı göğsünü siper eden Mehmetçiğimizi Çanakkale şehitlerinin huzurunda sevgiyle selamlıyorum.
Vatanseverlik, fedakarlık, cesaret gibi yüksek faziletlerin kahramanca sergilendiği Çanakkale Savaşları, hem Türk, hem de dünya tarihi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Anafartalar’da, Conk Bayırı’nda, Arıburnu’nda, Seddülbahir’de, Çanakkale cephesinin her noktasında eşsiz bir destan yazılmıştır. Bu destanı Anadolu’dan, Rumeli’den, Bağdat’tan, Şam’dan, Halep’ten, Mostar’dan, Hicaz’dan, Osmanlı coğrafyasının dört bir yanından kalkıp gelen yiğitler yazmıştır. Devrin sömürgeci, işgalci güçlerine karşı Çanakkale’de verilen mücadele birçok milletin istiklal mücadelesine de ilham olmuştur.
Burada kazılan zafer, çökertilmek istenen imparatorluğun Cumhuriyetle yeniden şahlanışına, milletimizin dünya sahnesinde yeniden yükselişine zemin hazırlamıştır. Biz en zor zamanlarda dik durmayı, yeniden şahlanmayı, yeni başlangıçlar yapmayı başaran bir milletin evlatlarıyız. Çanakkale destanı bu yeniden dirilişin göstergesidir. Kut’ul Amare’de, Hicaz müdafaasında, İstiklal Savaşında Çanakkale Savaşının devamı yazılmıştır. Varını-yoğunu, gencecik evlatlarını istiklal uğruna feda eden bu yüce millet, milli mücadele zaferiyle yeniden ayağa kalkmış, güçlü bir devlet olarak bugünlere ulaşmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Allah’ın izni, milletimizin birliğiyle ilelebet payidar olacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanım, tarihteki bütün savaşların kendine has askeri ve siyasi özellikleri var. Çanakkale Savaşlarını diğerlerinden ayıran özellik, Mehmetçiğin aynı zamanda insani değerleri ayakta tutmak için verdiği gayrettir. Karşılıklı siperlerin uzaklığının 10 metreye kadar indiği bir cephe düşünelim, her metrekareye 6 bin mermi düşmüş, toplamda 500 binden fazla insan hayatını kaybetmiş. Bütün bu zorluklara rağmen savaşlar arasında ilişki kaybolmamış. Askerimiz karşısındakini düşman olarak değil, kendisi gibi ümitleri, hayalleri, özlemleri olan insan olarak görmüştür. Bu sebeple kah hasmını omuzlayarak tedavi bölgesine taşımız, kah matarasındaki bir yudum suyu ikram etmiştir. Doktorumuz, hemşiremiz hem Mehmetçiği, hem de yaralı düşman askerlerini iyileştirmek için cansiperane gayret göstermiştir. Fakat ne hazindir ki, bizim bu hassasiyetimize karşılık karşı taraf hastanelerimizi bombalamaktan çekinmemiştir. Savaş hukukunu hiçe sayan bu tutum vicdanlarda mahkum olmuştur.
Çanakkale’de bize karşı savaşan milletlerle dostluklar geliştirebilmişsek, bunun arkasında milletimizin engin hoş görüsü, barışa ve dostluğa dayalı anlayışı yatmaktadır Ülkemiz bugün de liderliğinizde bölgesel ve küresel krizleri çözmeye yönelik barışçıl, uzlaştırıcı bir siyaset takip etmektedir. Bizler hiçbir zaman kavganın, çatışmanın yanında yer almadık, asıl olan barıştır dedik, daima barışı, uzlaşmayı savunduk. Çanakkale ruhuyla bölgemizde ve dünyada barışı, adaleti, refahı tesis etmenin mücadelesini verdik. Birleşmiş Milletler’de İslam İşbirliği Teşkilatı’nda ve diğer kurumlarda üstlendiğimiz sorumluluklar, barış, adalet mücadelemizin bir nişanesidir.
Buradan bir kez daha tekrar ediyorum, Türkiye olarak bizim hiçbir ülkenin toprağında gözümüz yok. Biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi, yurtta sulh ve cihanda sulh istiyoruz, bunu tesis etmek için bütün gayretimizle çalışıyoruz. Ancak takdir edersiniz ki, barışı, huzuru, güvenliği sağlamanın da bir bedeli var. Bir ülkede yaşanan istikrarsızlık, ekonomik ve siyasi sorunlar bütün bölgeyi, hatta dünyayı etkisi altına biliyor. Suriye’de son 7 yılda yaşananlar bunu en iyi şekilde gösteriyor. Türkiye de uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanarak teröre karşı Afrin’de, Fırat Kalkanı bölgesinde Özgür Suriye Ordusu mensuplarıyla başarılı bir harekat yürütüyor. Güvenlik güçlerimiz terör karşısında gösterdiği cesaret ve dirayet her türlü takdirin üzerindedir. PKK, PYD, DEAŞ terör örgütlerinin hem ülkemize, hem de Suriyeli kardeşlerimize yönelik baskı ve zulümleri kısa süre içerisinde bitecektir inşallah. Kimse işi yarım bırakacağımızı düşünmesin.
Sayın Cumhurbaşkanım, Çanakkale Zaferi aziz milletimize muazzam güven duygusu aşılamış, Türkiye için el ele verdiğimiz takdirde her türlü zorluğun üstesinden geleceğimizi göstermiştir. Bugün de aynı sabrı, aynı dayanışmayı gösteriyor, geleceğin güçlü Türkiye’si için milletçe bir mücadele yürütüyoruz. Milletin inancı hiçbir beşeri güce boyun eğmeme iradesi önünde çıkan engelleri aşmamızda en büyük rehberimizdir.
Rabbimiz yardımcımız oldukça aşamayacağımız hiçbir zorluk yoktur. Yeter ki daima bir olalım, beraber olalım, birlikte Türkiye olalım. Yeter ki adaletten, merhametten asla taviz vermeyelim.
Ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Kalkınma yolunda çok önemli mesafeler kat ettik. Bugün gelişen dünyanın saygın ülkeleri arasında yerimizi aldık. Büyüyen ekonomimiz, güçlü demokrasimiz, etkin dış politikamız dünyanın yükselen değerleri arasında yerini alıyor. Türkiye dev projeleri ve sosyal alanda yaptığı reformlarıyla bölgenin parlayan yıldızı olmaya devam ediyor. İnşallah Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünü kutlarken ülkemizin yeni başarılarına hep birlikte şahit olacağız. El ele, gönül gönle vererek aziz şehitlerimizin bize emanet ettiği bu vatanı özgürlüklerle muasır medeniyetler seviyesinin ötesine birlikte taşıyacağız.
Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferinin 103. Yıldönümünü kutluyor, 18 Mart Şehitler Gününde başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimize şükranlarımızı, minnetlerimizi sunuyoruz. Gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.
Saygılarımı arz ederim Sayın Cumhurbaşkanım.