Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in TBMM grup toplantisinda yaptigi konusmasinin tam metni

 

Çok değerli dava arkadaşlarım, çok değerli misafirlerimiz, saygıdeğer hanımefendiler, değerli basın mensupları; bismillah diyerek ilk günkü aşka yeni dönemde millet hizmetini vermeye başlıyoruz, hayırlı, uğurlu olsun.

Pazar günü gerçekleştirdiğimiz kongreden sonra yaptığımız bu ilk grup toplantısında sizleri saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Aynı muhabbetti bütün vatandaşlarımızı bağrımıza basarak buradan tekrar ediyoruz.

Erzincan, İzmir, tüm mazlum coğrafyanın bu ortak iradesiyle gurur duyuyoruz. 

Biz sadece bu Anadolu topraklarında Türkiye’nin bağımsızlığı için, güvenliği için, huzuru için gece-gündüz demeden sınır boylarında bekleyen kahraman güvenlik güçlerimizi, polislerimizi, korucularımızı da buradan muhabbetle selamlıyoruz. 

Türkiye’nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü için hayatını seve seve veren kahraman şehitlerimizi şükranla anıyoruz, onları bağrımıza basıyoruz, gazilerimize Allah’tan acil şifalar diliyoruz. 

Değerli yol arkadaşlarım, bugün yeni Hükümetimiz kuruldu, az önce ilan ettik, ülkemize, milletimize hayırlı olsun. Cenabı Mevla’mdan yeni dönemde güzel hizmetleri insanımıza, milletimize yapmayı bizlere nasip eylesin. 

Siz olmadan bizim ne günümüz olur. Eğer milletimiz mutluysa, milletimiz memnunsa, biz ondan ancak ve ancak gurur duyarız, sorumluluğumuz daha da artar, daha güzel hizmetleri yapmak için canla, başla çalışırız.

Kıymetli yol arkadaşlarım, sizlerle birlikte aynı yolda omuz omuza yürümek benim için şereflerin en büyüğüdür, en onurlusudur. 

Türkiye’ye hizmet etmek bize Allah’ın en büyük lütfudur. AK Parti temsil ettiği büyük emaneti, sorumluluğu bize veren Rabbime hamd ediyorum, şükrediyorum. 

Partimizin 2. Genel Başkanı değerli yol arkadaşım Sayın Ahmet Davutoğlu’na bir kez daha bu vesileyle ülkemiz için, milletimiz için yaptığı güzel hizmetlerden dolayı grubum adına, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli yol arkadaşlarım, anlamlı mesajıyla Kongremizi onurlandıran AK Partimizin kurucusu Genel Başkanımız, liderimiz, Türkiye’nin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a buradan sevgilerimizi, saygılarımızı iletiyoruz. 

Sayın Cumhurbaşkanım, buradan AK Parti Grubu olarak bir kez daha diyoruz ki, yolun yolumuzdur, davan davamızdır, sevdan sevdamızdır. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle, gelecekte de böyle olmaya devam edecektir. 

15 yıl önce beraber çıktığımız bu yolda, millet yolunda liderliğinizde ülkemize çok güzel hizmetleri hep birlikte kazandırdık. AK Parti yeri geldi vesayet odaklarının tehdidiyle karşı karşıya kaldı, partimizi kapatmaya kalktıklarında karşılarında Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşları vardı. Partimize muhtıra verildiğinde biz ancak Hakk’ın ve halkın önünde eğiliriz diyen ve milli iradeden başka hiçbir güç tanımayan kadroların başında yine Recep Tayyip Erdoğan vardı. 

AK Parti son 15 yılda Türkiye’yi nereden aldı, nereye götürdü, bu salonda bulunan arkadaşlarımızın hepsi buna şahittir, milletimiz buna şahittir. 2001 kriziyle yerle bir olmuş bir Türkiye, insanlar artık geleceğe yönelik ümitlerini kaybetmişler, esnaf siftah yapmadan dükkan kapatıyor, öyle bir hal almış ki Başbakanlığın önüne getirip kasasını, masasını bırakanlar var, işte böyle bir Türkiye’den bahsediyorum. Böyle bir Türkiye’yi, 2002 Kasım seçimlerinde AK Parti milletimizin teveccühüyle işbaşına geldi, kalkınma dedi, hemen Türkiye’nin kriz sonrası bozulan ekonomisini süratle düzeltti. Öylesine reformlar, öylesine dönüşümler gerçekleştirdik ki, 2013 yılı Mayıs’ı geldiğinde IMF’ye olan borcumuz bitmişti. Düşünün, Türkiye gibi bir ülke, Ortadoğu’nun, Kafkasların, Balkanların istikrar merkezi Türkiye IMF’nin memurlarından talimat alacak konuma gelmişti. Bu, bu milletin onuruna dokunan bir işti. Bugün IMF’yi göndermekle kalmadık, IMF’ye dedik ki, ihtiyacınız varsa ihtiyacı olan ülkelere kredi açmaya da hazırız. Nereden nereye gelen bir Türkiye var.

Değerli yol arkadaşlarım, AK Parti bütün bunları yaparken bazıları da boş durmadı. Yeri geldi Cumhurbaşkanlığı seçimi yapacağız 2007’de, hatırlayın bir icat çıkardılar, hukuk icadı, 367 garabeti. Bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belli, defalarca uygulaması var, bütün bunlar bir kenara bırakıldı, yeni bir içtihat, parlak bir hukuki formül geliştirildi. Aslında bu vesayetin başka bir şekliydi, milli iradenin gücünü arkasına alan AK Parti’nin millet iradesinin gereğini yapmasını önleyen bir girişimdi. Ne dedik? Madem öyle, işte böyle, buyurun sandık dedik ve AK Parti gerçek sahibine gitti, sandığa gitti. Bizim sandıktan başka, milletten başka dayanağımız yok. Biz hatırlı, etkili çevrelere boğun eğen, onların işaretleriyle istikamet belirleyen bir parti değiliz, biz AK Parti’yiz, milletin partisiyiz. 

Değerli arkadaşlarım, AK Parti 2007 seçimlerinde tekrar güçlenerek çıktı, çünkü davamız haklıydı, yolumuz doğruydu, yolumuz milletin yoluydu. 

Bu sefer Cumhurbaşkanlığı seçimi bu şekilde kilitlenince dedik ki, yine çözüm millet, millete gittik, millete müracaat ettik, millet kararını verdi. Cumhurbaşkanını madem benim seçip gönderdikleri seçtirmiyorlar, artık bundan böyle cumhurbaşkanını ben seçeceğim kardeş dedi ve Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde ilk defa milyonlarca vatandaşımızın oylarıyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanımızdır. Bu gerçeği bazıları kabul etmese de cümle alem, dost-düşman herkes bunu böyle biliyor, böyle kabul ediyor.

Şimdi diyorlar ki değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanı memleket meselelerine karışıyor. Eskiler gibi otursun orada, merasimlere gitsin, protokol işlerini yapsın, temsili olsun. Ben soruyorum şimdi, milletime soruyorum, 21,5 milyon vatandaşın oyunu alan bir Cumhurbaşkanı ne yapacak? Millete karşı sorumluğu var, ben sorumsuzum diyemez, siyasi sorumluluğu var, işte Cumhurbaşkanımız da bu siyasi sorumluluğunu gereğini yapıyor. Ülke güvenliği için, ülke ekonomisi için, barış için, kardeşlik için, kurumların uyum ve ahenk içinde çalışması için her türlü inisiyatifi kullanıyor, bundan sonra da kullanmaya devam edecek. 

Değerli arkadaşlar, Kongre konuşmamda da bahsettim, önümüzde önemli konular var, her konu önemli, ama önem sırasına göre dizdiğimizde birinci konu terördür. Ülkemizin enerjisini tüketen, milletimizin barışını, huzurunu, güvenliğini tehdit eden terör en önemli konularımızın başındadır. Buradan bir kez daha ilan ediyorum, milletim rahat olsun, Türkiye’yi bu terör belasından mutlaka kurtaracağız. 

Şimdi bana soruyorlar, bu operasyonlar ne zaman bitecek diye. Cevap çok kısa ve net, kanlı terör örgütü sivillerimize karşı silahlı saldırıları tamamen sonlandırıncaya kadar devam edecek; bir.

İki; kanlı terör örgütü güvenlik güçlerimize silahlı saldırısını durduruncaya kadar devam edecek.

Üç; mutlak surette can ve mal güvenliği sağlanıncaya kadar devam edecek, silahların tamamen yok olup ortadan kaldırılması sağlanıncaya kadar devam edecek.

Özellikle bölgede yaşayan vatandaşlarıma sesleniyorum; PKK’nın sizin gibi bir derdi, sorunu yok. O bölgedeki sorun, sizin sorununuz, sizin sorununuz da PKK ve terör örgütüdür. Bu örgütün sizinle aramızdan çıkarmaya ahdettik, yemin ettik. 

Türkiye varsa biz varız, milletimiz varsa biz varız. Milletimiz gider önümüzden, biz de onlardan aldığımız talimatla bir yandan ülkemizi kalkındırıp Mustafa Kemal Atatürk’ün 2023 hedeflerine, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedeflerine, muasır medeniyetler seviyesine kararlı adımlarla yürüyüşümüze devam ederiz. 

Çok değerli dava arkadaşlarım, bugün 65. Hükümet kuruldu, açıklandı. Az önce de ifade ettim, hayırlı olsun, Mevla’m güzel hizmetleri yapmayı nasip eylesin. Bugün yine bu grup toplantısından sonra Sayın Başbakanımızı ziyaret edeceğim ve kendisiyle bayrak değişimini gerçekleştireceğiz. Bugün yoğun bir gündemimiz var, saat 3’te Meclisimiz açılacak, 65. Hükümetin Programını Meclis Genel Kurulunda okuyacağız ve böylece 65. Cumhuriyet Hükümetinin güvenoyu sürecini başlatmış olacağız.

Ayraca bugün, bildiğiniz gibi dün MKYK toplantımızı da gerçekleştirdik ve bugün de yakın çalışma arkadaşlarımızı belirledik, onları da sizlere, kamuoyuna duyuracağız, dolayısıyla yoğun bir gündemimiz var. 

Değerli kardeşlerim, Türkiye’nin birçok sorunu var; bölgesel sorunlarımız var, Avrupa Birliği, Kıbrıs, Kafkaslar ve coğrafyamızda yaşanan karışıklıklar tabiatıyla Türkiye’nin bölgedeki konumunu ve önemini daha da artırıyor. Bunun bilincindeyiz, bu bilinçle ne yapacağız? Yapacağımız çok basit; dostlarımızın sayısını artıracağız, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız. Çünkü biz tarih boyunca hep ezilenlerin, mazlumların yanında yer almış bir milletiz. Tarih bize bölgede bugün çok önemli sorumluluklar veriyor. Bu sorumluluğu ya bugün yaparız, yerine getiririz ya da yaşanacak hayal kırıklığının vebalini tarih boyunca gönlümüzde hissederiz. Milletimize bunu hissettirmeyeceğiz.

Esasen Suriye’de yaşanan 4 yılı aşan bu anlamsız savaş yüzbinlerce din kardeşimizin hayatına mal oldu. Kimisi de canlarını kurtarmak için hayatını tehlikeye attı ve yollarda, denizlerde maalesef bebekten yaşlısına kadar birçok insan hayatını kaybetti. Peki, bu şartlar altında Türkiye ne yaptı? Geleneksel o misafirseverliğiyle bağrını, kucağını ölümden kaçan mazlum, çileli insanlara açtı. 3 milyon insanı bağrımıza bastık, kardeş bildik, ekmeğimizi paylaştık. Ekmeğimizi paylaşırız, ekmeğimizi böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz; bunu herkes bilsin. Yolları böleriz, milleti böldürtmeyiz. 

Değerli arkadaşlar, bir yandan bölücü terör örgütüyle amansız mücadelemiz devam ederken, bir yandan da devlet içinde devlet kurmaya heveslenen, bu anlamda güvenlik güçlerimizin, yargı mensuplarımızın, eğitim camiamızın, sivil toplum örgütlerimizin, cemaatlerin içine sızarak paralel bir yapılanma oluşturan paralel örgüte karşı da mücadelemiz hiç ama hiç kararlılıktan taviz vermeden devam edecek. Şunu herkes bilsin: Kimse Türkiye Cumhuriyeti’yle bilek güreşine tutuşamaz. Tek devlet vardır, tek vatan vardır, tek bayrak vardır, tek millet vardır, gerisi fasaryadır. 

Değerli arkadaşlar; Türkiye, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti, Anayasamız böyle diyor, amenna, buna yürekten inanıyoruz ve bu konuda da hiçbirimizin kafasında bir tereddüt yok. Ancak Cumhurbaşkanımızın halk tarafından seçilmesiyle birlikte ne yazık ki darbe ürünü vesayet Anayasası artık fiili durumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Hatırlayın son 15 yıldır bütün partiler seçime giderken vaatlerinin en başına yeni anayasayı koydu, biz de dahil, AK Parti de dahil. Ama seçim bitiyor biri sağa gidiyor, biri sola gidiyor, birisi yukarı doğru gidiyor, birisi aşağıya doğru gidiyor, Kandil’e doğru gidiyor. Değerli arkadaşlar; vaat vermek çocuk oyuncağı değil, millete vaat veriyorsunuz. 79 milyona vaat veriyorsunuz, onlarla akit yapıyorsunuz, sözleşme yapıyorsunuz. Bunun gereğini yapmazsanız, işte her seçimde aşağıya doğru gitmeye devam edersiniz. 

Şimdi önümüzde tarihi bir fırsat var. Ben burada bir şeyi açık olarak sizlerle ve milletimle paylaşmak istiyorum. Değerli kardeşlerim; artık Cumhurbaşkanımızın, fiili durumla seçimle iş başına geçmiş Cumhurbaşkanının milletiyle ilişkisindeki fiili durumunu Anayasaya uygun hale getirmek biz AK Parti Grubunun en önemli işidir, boynunun borcudur. Bu sadece Cumhurbaşkanımızın meselesi değil bu Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek meselesidir. 60, 80 darbeleriyle oluşan bu Anayasayla Türkiye artık yoluna, 2023 hedeflerine gidemez. Bu elbise, bu bedene dar geliyor. Biz inşallah başkanlık sistemi dahil anayasayı, yeni anayasayı gerçekleştirmek için gerekli çalışmaları hemen başlatacağız. 

Benim buradaki çağrım şu diğer gruplara: Gelin Türkiye’nin, milletin beklentisi olan, sizlerin her seçimde de vaadiniz olan bu yeni anayasayı hep birlikte yapalım. Bu şerefe, bu onura siz de ortak olun. Eğer her zamanki gibi ipe un sererseniz, biz ne yapacağımızı biliyoruz. Zihnimiz berrak, yolumuz aydınlık, gereğini de yapacağız. 

Değerli kardeşlerim, değerli arkadaşlarım; bu ilk grup toplantısında bütün mevzuları konuşmamıza gerek yok, daha önümüzde çok zamanımız var, daha çok şey konuşacağız. 

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri, çok değerli misafirler; yeni dönemde diğer önemli bir konumuz da ekonomi, ekonomi çok önemli. Ekonomi demek banka demek değil, ekonomi demek para demek değil, ekonomi demek üretmek demek üretmek. Alın terini akıl terine katmak demek. Gençlerimize, kadınlarımıza iş bulmak demek. Onun için yeni dönemde Türkiye’nin mali disiplininden azla taviz vermeden yatırımlarının arttırılması için, Türkiye’nin her bölgesine yatırım yapılması için, üretimi, istihdamı tüm gücümüzle teşvik edeceğiz, destekleyeceğiz, adeta yatırımcının önüne turkuaz halı sereceğiz. Çünkü üretmeyen, iş, aş oluşturmayan, ürettiğini satamayan, pastayı, ekmeğini, somununu büyütemez. Bunu yaparken elde edilen bütün katma değerler, bütün refah vatandaşlarımızın bütün kesimleri arasında mümkün olduğunca adil paylaşımını sağlayacağız. Bunun da tedbirini alacağız, emeklimize, çalışanımıza, iş alemimize, kamu çalışanlarına, çiftçimize, köylümüze, engellimize her türlü hakları, her türlü imkanı eldeki bütçe büyüklüğüyle orantılı olarak bugüne kadar verdiysek, bundan sonra da gelir dağılımını daha da iyileştirerek yapmaya devam edeceğiz. Ama birinci ve vazgeçilmez önceliğimiz, üreterek büyüyen ekonomi olacak, üreterek büyüyen, iş, aş oluşturarak büyüyen bir ekonomi olacak. Bunu da bu vesileyle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu konuları gerek bugün Hükümet Programımız okurken Meclisimizde, gerekse önümüzdeki günlerde grup toplantılarında, çeşitli vesilelerle sizlerle paylaşacağız. 

Bugün ülkemizde büyük bir zirve devam ediyor, Sayın Cumhurbaşkanımız ev sahibi, Dünya İnsani Zirvesi. Bütün dünya insanlığını dünya için, mazlum ve mağdur milletler için neler yaptığını, neler yapmadığını İstanbul’da anlatıyor. Kimileri günah çıkartıyor, kimileri ise sesini dünyaya duyurmaya çalışıyor, bunun ev sahipliğini de Türkiye yapıyor. Türkiye gösteriş meraklısı bir ülke değil, Türkiye gerçek anlamda bağrını yoksula, mazluma açan bir ülkedir. 3 milyon insanı bağrımıza bastık, Avrupa ülkeleri ne yaptı? Duvarları yükselttiler. Duvarları yükseltmekle 54 milyona ulaşmış göçmenleri görmezlikten gelemezsin. Bu sorun, terör de, huzursuzluk da, iç karışıklıkların da arkasında dünyanın üzerine düşen, dünyanın yönetiminde söz sahibi olan ülkelerin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmemelerinin en büyük neden olduğunu milletime buradan ilan ediyorum. Türkiye duruşunu bundan böyle de bozmadan mazlumların, mağdurların haklarını kollamaya devam edecek, bölgesel huzur, barış ve kardeşliğe katkı sağlayacak her türlü hayırlı işin arkasında olacak. 

Ben bu duygularla tekrar haftamız hayırlı olsun. Meclis çalışmalarımızın, Hükümet çalışmalarımızın milletimize, ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.