Basbakan Yildirim’in TCG YZB. Güngör Durmus’un Denize Indirilme Töreni’nde yaptigi konusmanin metni
Değerli misafirler, Deniz Kuvvetlerimizin değerli mensupları; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bugün lojistik destek gemilerimizden birisi olan Yüzbaşı Güngör Durmuş Gemisinin denize iniş merasiminde bir aradayız.
Ülkemizin gücüne güç katan, milli savunmamıza katkı sunan her gelişmeyi, her projeyi iftiharla, heyecanla karşılıyoruz. Yapımına başladığımız, denize indirdiğimiz her bir gemi için ayrı bir heyecan, ayrı bir mutluluk duyuyoruz. Bir gemi inşa yüksek mühendisi olarak, yıllarca bu mesleği yapan bir arkadaşınız olarak yaptığımız her gemi, denize indirdiğimiz her gemi beni ilk günkü gibi, mesleğe girdiğim ilk günkü gibi heyecanlandırıyor. Bu gemileri yapan mühendisler, ustalar ve çalışanların inşa sırasında nasıl olaylarla karşılaştıklarını, bu işleri yaparken nasıl heyecan duyduklarını aklımdan bir film şeridi gibi geçiririm. Onun için bu tören de benim için ayrı bir anlam ifade ediyor.
14 yıldır ülkemizin gücüne güç katıyor, güçlü ve büyük Türkiye için durmadan çalışıyoruz. Siyasi istikrarsızlık ve şiddet olaylarının yaşandığı bölgemizde huzur ve istikrar adası inşa etmek, bölgede denge ve istikrara katkı sağlamak için Türkiye olarak bütün gücümüzle gayret ediyoruz.
Bayraktar Gemisini denize indirirken hatırlayacaksınız Sayın Cumhurbaşkanımız, askeri güçle desteklenmeyen diplomasi bizi yolda bırakır, bizim yolda kalmaya tahammülümüz yok demişti. İşte biz de bu inançla hareket ediyoruz. Her gemi inşasında, her fabrika açılışında gayemiz Türkiye’nin gücüne güç katmaktır. Bizim için asıl olan işte bu hizmetlerdir. Denize inen gemiler, bacası tüten fabrikalardır. Bu doğrultuda atılan her adımı destekliyoruz, ürünlerini gördükçe memnuniyetimiz artıyor. Taş üstüne taş koyan herkesi sonuna kadar destekliyoruz.
Değerli misafirler; 18 Haziran’da Burgazada Korvetini denize indirip 16 Temmuz’da da Sancaktar Amfibi Gemisini denize indirmeyi planlamıştık. Ancak bir gün önce 15 Temmuz gecesi o karanlık gecede hain darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Maalesef 16’sında denize indirme törenini gerçekleştiremedik. Üzüldük, ama ülkemizi ikinci kurtuluş savaşından zaferle çıkardığımız için de sevindik. Daha sonra 19 Temmuz’da gemimiz törenle denize indi. Şimdi TCG Yüzbaşı Güngör Durmuş’u denize indiriyoruz.
Yüzbaşı Güngör Durmuş, Deniz Kuvvetlerimizin kahraman bir subayıdır. Bugün adını yaşatacak bu geminin merasimi esnasında şehit Yüzbaşımızın babası Abidin Durmuş, annesi Mürvet Durmuş, eşi Belgin Hanım, kızları Berru ve Derin bizlerle beraberler; onlara da hoş geldiniz diyorum.
Şehidimiz sadece bu gemide ismini yaşatacak değil, Yüzbaşı Güngör Durmuş ve bütün şehitlerimiz 79 milyonun kalbinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü onlar Türkiye’nin geleceği için, bu milletin istiklali için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden bir kahramanlardır. Gemimizin birçok teknik özelliği var. Bunlar gerek Deniz Kuvvetleri Komutanımız, gerek Erkan Selah kardeşimiz tarafından anlatıldı, bir lojistik gemisi. 9 bin ton yaklaşık deplasmanı var, 5 bin ton yakıt, su ve diğer imkânları barındıran, 9 bin mil yakıt almadan kesintisiz seyir yapabilen çok gelişmiş bir gemi. Helikopter pisti, en ağır helikopterin bile inip kalkabileceği, yakıt ikmali yapabileceği, ayrıca 8 adet de lojistik amaçlı konteyner taşıyabilen küçük tıbbi cerrahi müdahaleleri yapabilecek imkânlara sahip çok gelişmiş bir tekneden bahsediyoruz.
Bütün bunlar ülkemizin savunma sanayinde kat ettiği mesafeyi gösteriyor. Bir gemi inşa mühendisi olarak 1978’de mesleğe başladığımda senede 1 sefer gemi indirebilirsek büyük bir bayram olurdu, Türkiye bunu konuşurdu. Bazen 1 sene boyunca gemi indiremediğimiz yılları da hatırlıyorum. Şimdi artık gemi indirmek, gemi teslim etmek, kızağa koymak vaka-i adiyeden oldu. Her gün her yerde yeni bir gemi kızağa konuyor, bir başka gemi denize indiriliyor, teslimatı yapılıyor. Bu konuda büyük mesafe kat ettik. Türkiye artık gemi inşa sanayinde kendi kendine yeterli olmanın ötesinde bütün dünyaya her tür gemi ihraç edebilen bir kabiliyete sahip oldu. Bununla da yetinmedik, yerlilik oranını da süratle artırıyoruz. Hele hele savunma sanayinde yüzde 20’lerden yüzde 60 yerlilik oranına gelmiş olmak, bu konudaki ülkemizin imkân ve kabiliyetlerini en açık şekilde göstermektedir.
Değerli dostlar, savunma sanayimize son 14 yılda çok büyük yatırım yaptık. Yaklaşık olarak 35 milyar dolarlık bir yatırımla savunma sanayimizi bugün sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılayan değil dost ve müttefiklerin savunma ihtiyaçlarına da cevap verecek bir yetkinliğe ulaştırmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bununla yetinecek değiliz. 70’li yılların başında Kıbrıs Barış Harekâtı esnasında ambargo karşısında yaşadığımız sıkıntıları unutmadık. Derler ya, kötü mal sahibi kiracıyı ev sahibi yapar, o bize ders oldu. Ve biz savunma sanayimize 80’li yıllardan itibaren yatırım yapmaya başladık. Geldiğimiz noktada hamd olsun hem yerlileşme, hem millileşme konusunda çok büyük mesafe kat ettik. Yapacağımız işler yaptıklarımızdan daha fazla. Sadece savunma sanayinde, savunma tarafında gerekli başarıyı sağlamak yetmiyor. Türkiye istikrarsızlık ortamında bir istikrar adasıdır. Komşu ülkelerimiz için bir teminattır. Bu bakımdan savunma yeterliliğimizin yanında caydırıcılık kabiliyetimizin de aynı derecede geliştirilmesi etrafımızdaki ülkelerin barışına, istikrarına çok büyük katkı sağlayacak.
Suriye’de, Irak’ta, bölgede yaşanan olayların maalesef en büyük bedelini Türkiye ödemektedir. Bir yandan mültecilerin ülkelerini terk eden günahsız, mazlum insanların yükünü hafifletirken, bir yandan da etrafımızdan kaynaklanan terör hareketleriyle mücadelemiz amansız bir şekilde devam etmektedir. İçeride PKK terörü, dışarıda DEAŞ, YPG, PYD terör unsurlarıyla Türkiye kararlılıkla mücadelesini sürdürmektedir. Fırat Kalkanı Operasyonu Doğu ve Güneydoğu’daki devam eden operasyonlar, Kuzey Irak’taki faaliyetlerin tek ama tek bir amacı vardır; ülkemizi terör belasından kurtarmak, komşularımızda yaşanan terör olaylarının ülkemize yansımalarını ortadan kaldırmak. Bunun için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu konuda ileri-geri laflar edenlerin ne söyledikleri bizim için hiç ama hiç önemli değil. Esas olan Türkiye’nin güvenliğidir, Türkiye’nin birliği beraberliğidir, milletin huzur ve barışıdır. Bunu sağlamak için güvenlik güçlerimiz, askerimiz, polisimiz, jandarmamız, korucularımız var gücüyle ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar.
15 Temmuz gecesi yaşanan alçak darbe girişimi sonrası haksız yere Silahlı Kuvvetlerimiz maalesef itibar kaybına uğramıştır. Sebebi, asker kılığına girmiş FETÖ terör örgütünün eli kanlı mensuplarıdır. Milletimiz sağduyu sahibidir, basiret sahibidir, bu terör elemanlarıyla vatanına, milletine, bayrağına sahip çıkan yurtsever askerlerimizi kısa sürede birbirinden ayırt etmiş ve bu alçaklara gereken dersi vermiştir.
Değerli misafirler; biraz sonra denize indireceğimiz Yüzbaşı Güngör Durmuş gemisinin özelliklerini anlattım, savunma sanayini anlattım. Devletimizin denizcilik sektörüne yaptığı katkılar, destekler 14 yıl boyunca denizciliğimizin dünyada 14. büyük denizci ülke unvanına kavuşmasını sağlamıştır. Bugün dünya deniz ticaretinin yüzde 85’ini kontrol eden 30 ülke içinde Türkiye 14. olarak yerini almıştır. Bu önemli bir başarıdır, ancak yeterli değildir. Tersanelerimiz için önemli destekleri devreye soktuk, 13 yıldır onayı gerçekleşmeyen Tuzla tersaneler bölgesi imar planı nihayet Mayıs-2016’da onaylanmış, yürürlüğe girmiştir. Tersanelerimizin imar planı için ödemeleri gereken 5 milyonu da almamak suretiyle tersanelerimize bir katkı temin edilmiştir. Ayrıca, tersanelerimizin hazineye ödedikleri kira bedellerinde de 10 katın üzerinde indirim sağlanmıştır. Yıllık yaklaşık olarak 40 milyon civarında bir kira ödemesi yapılırken, neredeyse bu sıfıra indirilmiş ve cirodan yüzde 1 ödenmesi şeklinde bir esasa bağlanmıştır. Yani her tersane cirosunun sadece binde 1’ini kira bedeli olarak ödeyecektir. Bir örnekle açıklayacak olursak; 2015 yılında 1 milyar ciro oluştuysa, tersanecilerimiz bunun için 40 milyon kira bedeli ödemeleri gerekiyor idi, şu anda ödeyecekleri miktar sadece 3 milyondur.
En büyük desteklerimizden birini de bugün burada açıklıyor, müjdeyi veriyorum. Tersanelerimiz 49 yıllığına kiralanmıştı, bu kira süresinin bitmesine 18 yıl kaldı. Bir karar aldık, sıfırlıyoruz tekrar 49 yıla çıkarıyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Bu ne işe yarıyor? Bu tersanelerimizin geleceği daha iyi görmesi, daha iyi plan yapması, bundan daha önemlisi kredi saygınlıklarının artması. 18 yıl kalan süre olduğu zaman kredi imkânları da ona göre sınırlı oluyor. Bu süreyi uzatmakla birlikte kredi kapasitelerini de üç kat artırmış olacağız. Yani 6 milyar liralık ilave bir kredi hacmine tersanelerimiz sahip olmuş olacak; hayırlı uğurlu olsun.
Özellikle bölgesel projelerimiz harp uçağı, sivil uçak projeleri, helikopter, mühimmat, silah, birçok projelerimizi milli savunma bakanımız açıkladı, bunların üzerine daha fazla detaylı durmak istemiyorum.
Değerli konuklar, sözlerimin sonunda Yüzbaşı Güngör Durmuş Gemisinin Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katmasını, ülke savunmasında hayırlı hizmetler ifa etmesini diliyorum.
Geminin yapımında emeği geçen mühendis arkadaşlarıma, işçi kardeşlerime, deniz kuvvetlerinin komuta kademesinden en alt kademesindeki mensuplarına, Savunma Sanayi Müsteşarlığımıza ve Milli Savunma Bakanımıza, velhasıl bu eserin meydana gelmesinde emeği geçen bütün kardeşlerimize ülkem adına, milletim adına teşekkür ediyorum.
Selah ailesi, sanayici bir aile, yıllardır sanayiyle meşgul. 80’li yıllardan beri gemi inşa sektöründe faaliyet gösteriyor. Çok başarılı bir işletmemiz. İnşallah bundan sonra da ülkemiz için ülkemize katma değer oluşturacak projelerde yine aynı başarıyı artarak sürdürecektir. Bu vesileyle Erkan Selah’ı da ve bütün ekibine de teşekkür ediyorum.
Gemimiz ülkemize, milletimize hayırlı olsun diyor, bu düşüncelerle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah’a emanet olun.