Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in, TGRT Haber’de yaptigi açiklamalarin tam metni

 

SUNUCU- İyi akşamlar sevgili seyirciler, İzmir’deyiz, artık referanduma sadece 4 gün kaldı, deyim yerindeyse son düzlükteyiz ve buradan aslında Başbakanla referandum öncesinde son yayınlardan birsini gerçekleştireceğiz bu akşam.

Efendim, yayınınıza hoş geldiniz öncelikle.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum Batuhan kardeşim.

SUNUCU- Çok sağ olun.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İnşallah bu yayında vatandaşlarımızla beraber olacağız.

SUNUCU- İnşallah efendim. Tam öyle olacak, şunun için: Bu yayın anda TGRT FM’den canlı olarak yayınlanıyor, TGRT EU’dan, TGRT Belgesel’den ve İhlas Haber Ajansı aracılığıyla, İHA aracılığıyla Anadolu’daki 119 kanaldan da şu an bant ve canlı yayınlarla Anadolu’ya da tamamına da uluşmuş oluyoruz Sayın Başbakanım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne kadar güzel. Teşekkür ediyoruz, böyle bu kadar yaygın bir dağıtım hattı kullanmanızdan dolayı, çok fazla vatandaşa ulaşma fırsatımız doğdu.

SUNUCU- Sağ olun efendim.

İhlas Medya’nın bütün unsurları bu akşam bizle birlikte ve Sayın Başbakanın vatandaşa ulaşması için seferber olmuş durumda. Aynı zamanda efendim, bir online olarak da BaşbakanlaTGRT’deyiz Hashtag’iyle bize ulaşabilecekler, o mesajlarını da görecekler.

Efendim, bütün bunlara rağmen, yanlış hatırlamıyorsam, düzeltin lütfen, dün ben sayamadım, 5 tane miting, 3 tane de toplantı vardı galiba değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

SUNUCU- Yani bugün ona keza her gün böyle bir koşturmaca ve şu an…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Günler tabi azalınca Pazar gününe, yarın Perşembe, Cuma, Cumartesi, 3 günümüz var, dolayısıyla talep çok, hepsini karşılamamız da mümkün değil, olabildiğince çok fazla hemşehrimize, İzmirliye ulaşmak için 3 gün İzmir’e ayırdım, bugün 3’üncü gün, yarın Kütahya, Bilecik var, başka programlarımız var, öbürsü gün Ankara var, Cumartesi İstanbul var, böylece koşuyu tamamlamış olacağız.

SUNUCU- Efendim, inanın sizin yerinize koysaydım kendimi herhalde ayağa kalkamayacak duruma gelirdim diye düşünüyorum. Hem şu an çok dinç duruyorsunuz, hem de yönetmen arkadaşım yayından önce söyledi, gerçekten bütün bu yoğunluğa rağmen bunu özellikle söylemek istedim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Vallahi sen de imtihandan geçtin, ama çok iyi gördüm, sağlığına, sıhhatine kavuştun, aramıza geldin, çok teşekkür ediyoruz.

SUNUCU- Sağ olun.

Sayın Başkanım, İzmir’e adeta kamp kurdunu, İzmir’den ayrılmıyorsunuz, bir haftadır buradasınız. Özellikle 7 Haziran ve 1 Kasım’a baktığımız zaman İzmir’deki beklenti ne, İzmir’den bir beklentiniz mi var? Çünkü buraya özellikle bu kadar önem vermenizin altında yatan sebep var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir düzeltmeye ihtiyaç var, İzmir’e ben bu 2,5 aylık kampanya süresinde 4 gün geldim, öyle İzmir’de kamp falan kurmadım, Anadolu’nun birçok şehrini dolaştık ve bu hafta özellikle 3. gün İzmir’deyiz. İzmir’e daha fazla gelmem gerektiğini biliyorum ama, memleketin her köşesinde vatandaşlarla buluşmamız gerekiyor, memleketin her türlü rengini, kokusunu, zenginliğini, hoş görüsünü yaşamamız gerekiyordu. Biz de Iğdır’dan başladık İzmir’e kadar bütün şehirleri, bir kısmını Sayın Cumhurbaşkanımız, bir kısmını biz, özellikle büyükşehirleri Cumhurbaşkanımız, diğer şehirleri biz, bazı şehirleri de ortak yaptık. Bunlar hangileri? Ortak yaptığımız İstanbul, İzmir ve Ankara.

SUNUCU- 3’ünde ortak yaptınız, diğer şehirlerde bir paylaşma oldu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.

SUNUCU- Aslında bakıldığı zaman İzmir’le ilgili bir beklenti var mı efendim? Yani Sayın Başbakan kendi milletvekilleri, onun için bunu sormak istiyorum, İzmir CHP’nin kalesi derler ama, siz buna karşı bir söylem geliştirmiştiniz, bir tek Kadife Kale var, onu tanırım demiştiniz.

Burada bu referandum öncesinde, gerçi bir seçim değil, bir referandum…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, doğru söylüyorsunuz, bu bir halkoylaması, seçim değil, partiler seçime girmiyor, adaylar yok, milletvekilleri yarışmıyor, partiler yarışmıyor. Biz bir halkoylaması yapıyoruz, bu halkoylamasında da Türkiye geleceğine karar verecek. Bundan sonraki anayasa değişikliğiyle yönetim sisteminde bir değişiklik gidiyor. O değişiklik nedir Batuhan Bey? Türkiye bugün Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, yani parlamenter sistem modelinden, başbakanlık yetkilinin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine taşındığı yeni bir modele geçiş için halk oylaması yapılacak, vatandaşımızın oluru, onayı alındıktan sonra; inşallah biz güveniyoruz, bu halkoylamasının sonucu olumlu çıkacak, evet çıkacak ve ondan sonra tabi yapılacak ilk genel seçimde, 2019 3 Kasım öngörülüyor normal şartlarda, bu seçimde artık yeni sisteme göre seçim yapılacak.

SUNUCU- Yani?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani iki sandık konacak, aynı günde konacak, birinde milletvekilleri seçilecek, diğerinde cumhurbaşkanı seçimi yapılacak, aynı bugün belediye seçimleri gibi. Ve seçim bittiği gün akşam sonuçlar açıklandığında Türkiye’yi 5 yıllığına yönetecek cumhurbaşkanı belli olacak, aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri de, milletvekilleri de seçilmiş olacak. Seçimler ayrı ayrı yapılmıyor, 5 yılda bir yapılıyor, 4 yıldan 5 yıla çıkmış oluyor. Dolayısıyla bu yeni modelde Batuhan Bey, garantili hükümet sistemi geliyor.

SUNUCU- O ne demek Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Seçim mutlak iktidarı sağlıyor, yani parçalı iktidar söz konusu değil, çünkü verilen oyların yüzde 50+1’ini almadan cumhurbaşkanı seçilemiyorsunuz, bu oyu alınca da artık tek başınıza iktidar oluyorsunuz ve 5 yıl süreyle ülkeyi yönetiyorsunuz. Milletvekilleri de 5 yıl süreyle yasama organı Meclisi çalıştırıyor, kanunları çıkarıyor, cumhurbaşkanını ve kabinesini, yardımcılarını denetliyor, onlarla ilgili soruşturma icap ediyorsa yapabiliyor. Ayrıca Meclisin denetim yetkileri gensoru, güvenoyu hariç hepsi devam ediyor.

SUNUCU- Hepsi devam ediyor, yani…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hepsi devam ediyor, Meclisin gücü artıyor. Niye artıyor? Çünkü milletvekilleri daha bağımsız hale geliyor ve kanun teklifini sadece milletvekilleri verebiliyor. Önceden neydi? İktidar partisi, hükümet kanun tasarılarını veriyor, milletvekilleri de teklif verebiliyor ama, yasalaşma ihtimali yok, ancak iktidar partisini elinde tutan hükümet isterse kanunlar çıkabiliyor, istemezse çıkmıyor. Yani icranın, yürütmenin, yasama üzerinde bir vesayeti var, bu yeni yapıda bu kalkmış oluyor. İcra bütün yönleriyle ayrılıyor, yasama da bütün yönleriyle kendi işine odaklanıyor, böyle bir sistemden…

SUNUCU- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanı şu an diyor ki, Meclisin yetkileri artıyor. Buna mukabil, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki, Meclis kalkıyor, Meclis etkisizleşiyor, Meclis diye bir şey kalmıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl, neye dayanarak söylüyor?

SUNUCU- Yani Meclisin ortadan kalktığını söylüyor. Ama siz demin sözlerinizden bir Başbakan olarak deniz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi çok daha işlevsel, çok daha denetim yapan hale geliyor, doğru anladım değil mi efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi doğru anladınız. Meclis şu andaki yetkileri ne varsa o yetkiler var, Meclis kanun çıkarır, kanunları kaldırır, savaş ilanına karar verir, para basılmasına karar verir, Meclis genel araştırma yapabilir, cumhurbaşkanı, yardımcıları, bakanlar hakkında soruşturma yapabilir, bakanlara sözlü sorular verebilir, herhangi bir konuda Meclis araştırması yapabilir. Ne yok? Olmayan şey sözlü soru sorma ve gensoru. Sözlü soru yerine yazılı soru var…

SUNUCU- Gensoru niye yok efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gensoru yok, çünkü hükümet sandıkta güvenoyu alıyor, hükümete güvenoyunu veren halkın kendisi. Onun için mevcut sistemde ne oluyor? Seçimler oluyor, partiler Ankara’ya gidiyor, milletvekilleri yemin ediyor, en çok oyu alan partinin başkanına, bu anayasada yazmıyor ama, bir teamül, herhangi bir milletvekiline hükümet kurma görevi veriyor cumhurbaşkanı, geçmiş dönemde bunu yaşadık, ama teamül en fazla oy almış partinin başkanına vermek, veriyor, o hükümet kuruyor. Hükümet programı hazırlıyor, Mecliste okunuyor, Meclisten sonra güven oylaması yapılıyor, sonra gensoru, ara ara hükümetin bakanlarına hükümeti sıkıştırmak için gensoru veriliyor.

Bakın, 1950’den beri, çok partili hayatımızdan beri 496 tane gensoru verilmiş, 4 tanesi kabul edilmiş. Yani bir anlamı yok, onu da sulandırmışlar, bir denetim yöntemi olarak iş görmez hale gelmiş. Bu sistemde kuvvetler ayrılığı kuvvetler ayrılığı kesinkes sağlanıyor, çünkü Batuhan, milletvekili aynı zamanda bakan olamıyor.

SUNUCU- Onun ne faydası olacak Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok faydası var. Şimdi milletvekili bakan olduğu zaman hem yasamanın içinde, hem yürütmenin içinde, dolayısıyla o gücünü kullanıyor yasamada, icra gücünü de yürütmede kullanıyor. Dolayısıyla milletvekili, o bölgede bakan varsa aralarında bir rekabet oluşuyor, haksız rekabet oluşuyor. Şimdi nasıl olacak? Sen yürütmedesin kardeşim, yasamayla alakan yok, sana hesap da soracak. Şimdi milletvekili bakanlara çok hesap sormak istiyor ama, soramıyor, çünkü o da milletvekili; anlatabildim mi? Yasamayla yürütme iç içe, bu zaten kuvvetler ayrılığına da uygun bir şey değil. Hem işin hesap verme tarafındasın, hem de hesap sorma tarafındasın; böyle bir şey olur mu? Yani Meclis bakanlar hakkında soru önergeleri veriyor, gensoru veriyor mevut sistem ama, bakan da milletvekili olduğu için, yani bir anlamda denetleyen tarafta da yerin var, denetlenen tarafta da yerin var. Ne oluyor, bu kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıyor.

Diyorlar ki, milletvekilleri artık bölgelerinin sorunlarıyla falan ilgilenmeyecek. Hiç alakası yok, daha çok ilgilenecek, daha bağımsız hareket edecek, daha çok hesap soracak, çünkü buna daha çok vakti olacak ve bu konuda da yürütme, hükümet tarafı Meclis tarafıyla iç içe olmadığı için daha özgürce hesap sorma imkanı doğacak, düşünebiliyor musunuz?

SUNUCU- Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da diyor ki efendim, güçler ayrılığı değil, güçler birleşmesi olacak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl oluyor?

SUNUCU- Çünkü şöyle diyor devamında, tek adam, diktatör, tek adamın eline topluyoruz, tek adam bütün hepsini yürütüyor ve yönetecek diyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böyle bir şey nasıl olur kardeşim ya? Partiler var mı? Var. Seçim yapılıyor mu? Yapılıyor. 2 dönemden fazla seçilemiyor cumhurbaşkanı, bu nasıl diktatörlük; ben anladım, anlayan biri bana anlatsın.

Diktatörlük nasıl olur? Diktatörlükte seçim olmaz, süre, dönem sınırlaması olmaz öyle mi, istediği zaman istediği şeyi yapar…

SUNUCU- Ölene kadar devlet başkanı manasında diyorsunuz değil mi efendim, yani ölene kadar?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Diktatörlükten siz ne anlıyorsunuz?

SUNUCU- Ölene kadar devletin başı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyle bir şey yok, 2 sefer seçim oluyor, 3’üncü gelmek istiyorum, gelemiyorsun, yeter kardeşim, tamam, sen çok başarılısın, ama git başkası gelsin, değişim olsun.

İki; patron millet, patronun millet olduğu yerde nasıl tek adam olacak, nasıl diktatörlük olacak? Bunu bana birisi izah etsin.

Ha doğru, tek adam ama, milletin adamı, vesayetin değil, milletin adamı, millet seçiyor oraya koyuyor, işleri düzgün yapınca bir daha seçiyor, ondan sonra tamam diyor, yeni insanlar gelsin, yeni simalar gelsin, yeni liderler yetişsin. Sistem kendi içinde demokrasiyi işleten bir sistem.

Hele hele bugün baktım, Sayın Baykal, Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki, Kaddafi, Esad, Saddam gibi tek adam.

SUNUCU- Üç örneği vererek, onun üzerinden de Kaddafi, Saddam gibi tek adam.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Böyle bir şey olabilir mi ya? Bu, Türkiye’ye, Türk halkına hakarettir, şiddetle ret ediyorum. Yani siz nasıl Türkiye’yi, 94 yıllık demokrasi deneyimi olan ve 1950’den beri de çok partili hayatı benimsemiş olan ve o günden bugüne 48 hükümet kurmuş, kuruluştan bu tarafa 65 hükümet kurmuş bir ülkeyi, getiriyorsunuz Kaddafi, Esad, Saddam’la yan yana koyuyorsunuz. Bu bizim halkımıza hakarettir.

SUNUCU- Bir de efendim, Baykal bir şey daha söylüyor, onu da ekleyebilir miyim? Bu eyalet sisteminin ve Türkiye’nin bölünmesinin ilk adımı diyor bu anayasa değişikliği. Türkiye bölünecek ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da federasyon ilan edilecek diyor, mütemadiyen tekrarlıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar da külliyen yalan, saçma. Çünkü anayasa değişikliğinin ilk birinci maddesi mevcut anayasada 9’uncu maddeden başlıyor, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı. Türkiye’nin üniter yapıya sahip olduğu ilk 3 maddede yazıyor, ilk 3 maddede bir değişiklik yok. İlk 3 maddeyi okuyayım mı, ister misiniz?

SUNUCU- Yok efendim, zaten zamanımız dar…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gerekmiyor, biliniyor.

Birkaç gün öncesine kadar Başkenti Ankara’dan başka yere taşıyabilir diyordu, öyle mi? Halbuki burada maddede yazıyor, 3’üncü maddede ne diyor? Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Bölünür mü?

SUNUCU- Bölünmez diyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bölünmez diyor.

SUNUCU- Nasılı o zaman bölünecek Türkiye sözünü ifade edebiliyor Sayın Baykal ve Sayın Kılıçdaroğlu sizce?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yalan, yalandan kim ölmüş, yalan işte burada Anayasada yazıyor. Anayasanın bu maddeli değişiyor mu? Yok. Nereden çıkarıyor? Bakın yüzde 50 oy alabilmek için Türkiye’nin her tarafından oy almamız lazım. Asıl bu sistem…

SUNUCU- Doğudan batıya, kuzeyden güneye.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Her yerden oy almanız lazım. Öyle bir etnik grubun partisi olursanız iktidar olamazsınız. Bir bölgede güçlü olur diğer bölgelerde adınız olmazsa, bu sistem, getirilen yeni sistemle iktidar olma şansınız yok. Asıl bu sistem Türkiye’nin birliğini sağlıyor. Doğuyu, batıyı, kuzeyi güneyi birbirine birleştiriyor.

SUNUCU- Üniter yapıyı bu yeni anayasa daha da güçlendiriyor mu diyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Garanti alıyor.

SUNUCU- Şu ankinden daha da güçlendiriyor üniter yapıyı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Mevcutta da var, Anayasa burada olduğu müddetçe kimse bu yola giremez, girerse Anayasayı ihlalden dolayı gereği yapılır. Yapılıyor işte, özyönetim-mözyönetim bilmem ne kurmaya kalktılar, 7 Haziran’da biraz canlandılar diye, hemen orada ayrı bir devlet oluşumu yapmaya kalktılar. Ne oldu? Derslerini aldılar mı, sesleri-solukları çıkıyor mu? Ben oralara gittim, her tarafı dolaştım. Millet sokaklarda, bayrak ellerde.

SUNUCU- Türk bayrağı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii.

SUNUCU- Sayın Cumhurbaşkanı tek vatan, tek devlet, tek millet sözünün…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet…

SUNUCU- Sözünün tezahürü olarak değerlendiriyorsunuz değil mi efendim, yerleşiyor yani orada artık.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yerleşiyor değil yerleşmiş, insanlar bayrağına sahip çıktı. Bakın 15 Temmuz darbesinde sadece İstanbul ayakta değildi, Ankara, İzmir ayakta değildi, Diyarbakır da ayaktaydı, Hakkari de ayaktaydı, Iğdır da ayaktaydı. Herkes sokaklara koştu, bayrağıyla koştu ve ülkeye sahip çıktı, demokrasiye sahip çıktı, darbeyi önledi. Bu milletle oyun mu oynuyorsunuz?

SUNUCU- Sizi Türk bayraklarıyla karşılayan Doğu ve Güneydoğu halkı terörle mücadeleye devam edin, biz sizin yanınızdayız, üniter yapının yanındayız mesajı mı verdi diyorsunuz efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynen öyle. Biz et ve tırnak gibiyiz, biz biriz beraberiz, birlikte Türkiye’yiz; herkesin dediği bu. Bunun aksine ben bir şey duymadım. Çünkü terör örgütü orada çok eza-ceza yaptı millete, çok çektirdi. Tekrar bu acıları bölge yaşamak istemiyor, bu kadar net söylüyorum.

SUNUCU- Efendim, hızlı hızlı devam etmek istiyorum, siz de Ankara’ya döneceksiniz, programınız yoğun.

Bir hanımefendi uçakta gelirken beni yakaladı, İzmir’de Sayın Başbakanla program yapacakmışsınız dedi, evet dedim. Dedi ki, şu soruyu sorar mısınız: Sayın Erdoğan, tamam, ona inanıyoruz, güveniyoruz, ama Erdoğan’dan sonra birisi gelirse, böyle beklenmedik işler yaparsa ne olacak? Tamam, Sayın Erdoğan’ı tanıyoruz, ama onu sorar mısınız Sayın Başbakana. Ben de o hanımefendinin sorusunu bir elçi olarak yöneltmiş olayım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynı şeyi merhum Menderes’e diyorlardı, aynı şeyi merhum Özal’a diyorlardı, aynı şeyi Demirel’e diyorlardı, aynı şeyi Erbakan’a diyorlardı, bu ülke kendi liderini çıkarır. Bu ülke bu tecrübeye sahip. Zaten bu sistem kişiler üzerine kurgulanmıyor. Ben ne söylüyorum meydanlarda; bu sistem Erdoğan için değil her doğan için. Sistemin özelliği; kuralları koymuş…

SUNUCU- Erdoğan için değil her doğan için.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Kural koymuş, kural ne? Madde bir; Cumhurbaşkanı adayı yüzde 50+1 oy alması lazım. Yani herkesi yapmıyor, temsilde olabildiğince geniş bir adalet sağlıyor. Ve 5 yıl boyunca çalışacak, vaatlerini yerine getirecek, halka karşı siyasi sorumluluğu olacak. Anayasa’da yazmıyor, ama bu doğal bir sonuç, seçime girdin.

İki; hukuki sorumluluğun var, seni Anayasa bağlıyor, bütün yetkini Anayasadan alıyorsun, onun dışına çıkamazsın. Çıkarsan denetim mekanizmaları var, soruşturma mekanizmaları var, cezalandırma mekanizmaları var.

Üç; yasama senin alanını belirliyor, sana yetki vermiş. Diyor ki; kararname çıkarabilirsin kardeşim, yapacağın işlerle ilgili kararname çıkar. Ama bir konu Anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülmüşse, bu konuda kararname çıkaramazsın. Ne yapacaksın? Mutlaka kanun çıkacak. Temel hak ve hürriyetler, siyasi haklar konusunda kararname çıkarılamaz. Kararname ve kanun aynı konuda. Eğer aynı konuda iki düzenleme varsa kanun geçerli.

SUNUCU- Kararname boşa düşüyor o zaman.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kararname boşa düşüyor.

SUNUCU- Bir de, efendim Meclisin yetkileri ortadan kalkıyor sözünde demin sormayı unuttum, tam da bu nokta. Şöyle söylüyor Ana Muhalefet Partisinin sözcüleri: Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı kararnamelerle yönetecek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte kararnamelerin ne kadar sınırlı, ne kadar çok şarta bağlı olduğunu saydım. Şimdi Meclis icra görevi mi yapacak, Meclisin görevi günübirlik işleri mi yapmak? İzmir’in Körfez Geçişi projesini Meclis mi yapacak? Cumhurbaşkanı ve kabinesi yapacak, tayin ettiği bakan takip edecek. Gayet tabii ki burada işleri yapacak adamları, gerekli görüyorsa kurumları kuracak, ama bu kadar.

SUNUCU- Bu kadar, orada duracak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii. Yani efendim, muhtarlıklar kapatılacak, ne alakası var ya?

SUNUCU- Lokantalar kapatılacak bir de.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ha şu olabilirdi bak: Sıkıyönetim kalsaydı Anayasada, sıkıyönetimi çıkardık biliyorsun.

SUNUCU- O yok artık.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sadece OHAL var.

SUNUCU- Olağanüstü hal var.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sıkıyönetim kalktı, çıktı Anayasadan. Ne oldu? Sıkıyönetim çıkmasaydı o dediği olabilirdi belki.

SUNUCU- Yani lokantaların kalkması.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Sıkıyönetimde tamamen yönetim askere geçiyor, asker sokağa iniyor, polisin yanı sıra, polis de ona bağlanıyor. Dolayısıyla sıkıyönetim bir anlamda olağanüstü halin de üzerinde bir yapı. Ülkeyi sevk ve idare edemiyorsun, olayları kontrol edemiyorsun, olağanüstü bir hal var. Ülkenin beka sorunu var, sıkıyönetim ilan ediliyor. 82 Anayasasında gelmiş bir şey. Türkiye demokratikleşti, Türkiye artık milletine güveniyor, milletinin kararlarına güveniyor, basiretine güveniyor, biz sıkıyönetimi kaldırdık, kaldırıyoruz yeni teklifte. Eğer sıkıyönetim olsaydı, sıkıyönetim her şeyi yapardı, her şeyi yapma yetkisi var.

SUNUCU- Lokantalar o zaman kapatılabilirdi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii tabii.

SUNUCU- Efendim, peki lokantaların kapatılacağı örneğinin verilmesi sizin aklınıza ne getiriyor? Hani bu örnek niye verilir peki?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O örnek şunun için gösteriliyor: Anlatacak şeyleri yok, ellerinde malzeme yok. Milletin aklını bulandırmak için kahveler, lokantalar, taksiciler, minibüsçüler, önlerine kim gelirse onlara korku salıyorlar. Bak dikkat edin, evet derseniz lokantalar gitti, berberler kapatıldı, taksi durakları kapatıldı, taksilerin ruhsatları iptal oldu. İşadamlarına fabrikanız bir günde elinizden alınacak, tapularınız elinizden alınacak; ne oluyor kardeşim ya, sıkıyönetimlerde bile böyle olmadı. Darbelerde de böyle oldu mu? Darbe gördü Türkiye, iki tane doğrudan darbe, iki tane dolaylı darbe gördü, ama bunların hiçbiri olmadı, bu nasıl bir iştir, bu ne akıldır.

SUNUCU- Darbede bile olmadı bunlar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olmadı tabii. 80 12 Eylül darbesinden sonra ne oldu kardeşim? Sizin elinizden malınız mı alındı? Fabrikalar mı kapatıldı? Böyle bir şey olur mu? Akla ziyan Batuhan kardeş.

SUNUCU- Çok uç örnek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Akla ziyan şeyler. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı daha sorumlu davranması lazım, halka doğruları söylemesi lazım. Nitekim halk da ciddiye almıyor, kusura bakmasın.

SUNUCU- Ciddiye almıyor mu Sayın Kılıçdaroğlu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bana göre ciddiye almıyor, benim değerlendirmem bu, ciddiye almıyor.

SUNUCU- İki tane sorum var anayasayla ilgili. Niye 50 milletvekili daha ekliyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 50 milletvekili niye ekliyoruz, güzel. Şimdi 1950-1960 Türkiye’nin nüfusu 40 milyondu Batuhan kardeş. O zaman 638 milletvekili vardı; Senato ve Meclis, iki kademeli. Bir Senato vardı, bir Meclis vardı ihtilalden sonra. Daha sonra eski cumhurbaşkanları, kontenjan senatörler bilmem ne, sayı 638’e kadar çıktı. Nüfus 40 milyon, 638. Nüfus 80 milyon, 600 fazla. Örnekler var, Avrupa’da nüfus başına düşen milletvekili sayısı 60 bin, 90 bin arası. Bizde 145 bin. Bu düzenlemeyle bile ancak 133 bine düşürüyoruz. Bu da bir fantezi. Yani 50 milletvekili daha çok temsil oluyor Anadolu’nun her tarafından. Yani 50 milletvekiliyle Türkiye krize mi girecek, onun maaşlarından dolayı? Böyle gereksiz değerlendirme olabilir mi?

SUNUCU- Gereksiz yere para ödenecek deniyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onu düşüneceğine, bir tane milletvekilinin 1 yıllık faturası 2 milyon. 10 tane milletvekilinin 4 yıllık maaşına bedel.

SUNUCU- Telefon faturası.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, onu düşünsün, önce onun hesabını versin. Bunlar yanlış şeyler, bunlar haklı gerekçe bulamayınca söylenen şeyler. Söylüyor, ama Cumhuriyet Halk Partisi geçmişini unutuyor. 1995’te 600 milletvekili olsun diye teklif veren kendileri. O zaman ne kadardı? 450 idi.

SUNUCU- 450 idi, 500 oldu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-550 oldu, 100 tane birden artırdık.

SUNUCU- Doğru efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama aslında getirdikleri teklif Meclis Genel Kuruluna 600 biliyor musun?

SUNUCU- Düşürüldü Genel Kurulda.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Genel Kurulda, ya bu fazla oldu, komisyona çektiler, 550’ye düşürdüler. Kendi yaptıkları iş, ne zaman? 95, 2005, 2015, 22 yıl sonra o gün Türkiye’nin nüfusu 59 milyon, şimdi yurt dışıyla beraber 84 milyon. O günkü seçmen sayısı 29 milyon, şimdi 59 milyon. Yani bunda ne var? Bu bir temsil meselesi.

SUNUCU- 30 milyon seçmen sayısı artmış efendim demin verdiğiniz örnekte, 30 milyon ama.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, 30 milyon.

SUNUCU- 29 iken hatta bir 10 milyon daha eklenmiş üstüne…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.

SUNUCU- O zaman hani Anadolu’daki o temsil sistemi…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Asıl sorgulanacaksa, sen 450’yi 550 neye göre yaptın kardeşim, o sorgulanması lazım. Biz onu sorgulamıyoruz, çünkü o da lazım, bize göre lazım. Yani 145 bin değil 100 binin altında olması lazım, 100 bin kişinin altında bir temsil olması lazım.

SUNUCU- 100 bin kişiye bir milletvekili olması lazım.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii hala yüksek, daha fazla sayı artması lazım, ama bu yeter ülke şartlarında.

SUNUCU- Efendim, gençlere evet versinler diye seçilme yaşını 18’e indirerek rüşvet mi veriyorsunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, biz bir yanlışı düzeltiyoruz. Şimdi gençlere 18 yaşında seçme hakkını kim getirdi? Biz getirdik. Şimdi diyoruz ki; seçen, aynı zamanda seçilebilsin. Yani oy verme ehliyeti varsa bir kişinin aday olup herhangi bir makama seçilme hakkı da vardır. Bunu deyince sadece milletvekilliği akla geliyor. Seçimle olan her türlü görev buna dahil. Muhtarlık, belediye meclis üyeliği, belediye başkanlığı, diğer meslek odalarının seçimleri vesaire ve milletvekilliği, bunların hepsi dahil. Bu da sadece Batuhan Bey 18 yaş değil ki, 25-18 arası. 18 dahil 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 8 yaş grubu. Ne kadar insanı ilgilendiriyor? 9,5 milyon insanı ilgilendiriyor. Ne kadar seçmen var? 59 milyon. İki katı neredeyse…

SUNUCU- Gerçekten iki katı efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İki katına varan bir seçmen kitlesini yok sayabilir misiniz?

SUNUCU- Birçok Avrupa Birliği ülkesinde de 18 seçilme yaşı. Bu arada hani antrparantez o bilgiyi de vereyim, Almanya başta olmak üzere baktığım zaman. O zaman siz rüşvet vermiyorsunuz, bu nedenlerden ötürü…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne alakası var ya, bakın gençleri siz bu kadar küçümseyemezsiniz, buna hakkınız yok. Gençler, o beğenmediğiniz, apolitik dediğiniz, ülke meseleleriyle ilgilenmeyen gençler dediğiniz o gençler 15 Temmuz gecesi en önce meydana indiler. Tankların önüne onlar yaptı, tankların içinden o alçakları onlar çıkardı ve o gün şehit verdiğimiz insanlarımızın 39 tanesi 18-25 yaş arasında.

SUNUCU- Tekrar onlara Allah’tan rahmet diliyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Allah’tan rahmet diliyorum.

SUNUCU- Onların sayesinde biz buradayız efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bütün gençlerimizi, bütün genç-yaşlı, kadın-erkek, bu ülke için hayatını seve-seve veren, şehadet şerbetini içen herkese Allah’tan rahmet diliyorum.

Bir de, burada da CHP yine çarşafladı.

SUNUCU- Nasıl oldu efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bak şimdi söyleyeyim; CHP’nin Parti Tüzüğüne açın bakın, genç kotası var. Yani parti tüzüğüne göre parti meclisine 18 yaşında girebilme imkanı var, şimdi o da seçimle geliyor. Yani sen parti meclisine…

SUNUCU- Kurultaydan gelecek değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii canım, yine seçimle geliyor. Parti Meclisine 18 yaşa izin veriyorsun. Yetmedi, 2011 seçimlerinde seçim vaadinde diyorsun ki; seçilme yaşını 21’e indireceğim. Yetmedi, senin milletvekilin kanun teklifi veriyor…

SUNUCU- Kaça?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçilme yaşı 18 olsun. Bütün bunları yapacaksın, bugün hepsini unutup 18 yaşa karşı çıkacaksın, buna…

SUNUCU- Vaat etmiş oluyor o zaman?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii ya. Vaat etmiş oluyor ne demek, teklif veriyorsun, bir irade beyanı. Adam kafasına göre mi milletvekili teklifi verdi? Genel Başkanın oluru olmadan teklif verebilir mi? Veremez.

SUNUCU- Doğru.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Demek ki onlar da 18 yaşı, 21 yaşı, 18-25 yaş arasını hem parti kurallarında, hem milletvekilliğinde değerlendirmek istediler. Ama şimdi bu teklifi biz getirdiğimiz için karşı çıkıyorlar. Hiçbir haklı gerekçesi yok, hiç tutar tarafı yok, dökülüyor, bu kadar net.

SUNUCU- Efendim, yargıçları tek tek seçecek ve yargı bağımsızlığı elden gidiyor. Bir ayak daha, bir güçler ayrılığı ayağını oluşturan bir ayak, bir bacak daha tek bacakta birleşiyor. Sayın Cumhurbaşkanı bütün yüksek yargıçları atıyor ve gücü tek eline alıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kim diyor?

SUNUCU- Cumhuriyet Halk Partisi diyor efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Cumhuriyet Halk Partisi yine okumamış, dersini çalışmamış. Neyse, tablo yok burada da. Bu HSYK dediğimiz şeyi anlatıyorsun değil mi?

SUNUCU- Evet efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- HSYK bir yargılama kurumu değil, değil mi?

SUNUCU- Değil. Hakimler ve savcıların idari işlerini düzenliyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Atamalarını yapıyor, görev yerlerini belirliyor, bu yani idari bir kurum. Geliyor bir suçlunun dosyasını inceleyip onun hakkında bir karar vermiyor, mahkeme değil. Burayı bir kere ayırt edelim.

SUNUCU- Çok önemli, mahkeme değil.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mahkeme değil. Mahkemelerde görev yapacak, iddia makamında görev yapacak savcıların, hakimlerin görevlendirmesini yapıyor, onlarla ilgili hatalarında, yanlışlarında disiplin soruşturması açıyor, icap ediyorsa meslekten men ediyor veya yerini değiştiriyor falan, yani bir idari kurum. Tamam, idari kurul olması yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal edebilir anlamı taşımaz. Burada da ehil kanunlara göre, mevzuata göre, hukuk devleti esasına göre görev yapacak insanlar olması lazım. Peki, nasıl oluyor? Şimdi bakalım, mevcutta ne var? 22 üye var, yedekler de var saymıyorum. 22 üye var. Yenide ne oluyor? 13 üyeye iniyor, burada bir tasarruf yapılıyor…

SUNUCU- 9 üye azalıyor başka bir deyişle.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi 13 üyenin seçimi nasıl oluyor? 6 üyeyi cumhurbaşkanı belirliyor, yani 4+2 öyle mi?

SUNUCU- Evet efendim, doğrudur.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şuradan daha iyi…

SUNUCU- Tablo geldi galiba istediğiniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi şöyle gösterebilirse arkadaşlar.

SUNUCU- Yönetmen arkadaşımızdan rica edelim. Tabloyu biraz daha dik tutarsanız arkadaşlarımız daha iyi gösterme imkanına sahip olur. Evet efendim, gördük.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi şöyle ben bunu anlatayım.

SUNUCU- Lütfen efendim, bu çünkü çok önemli de, bir anlatırsanız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi şu turuncuyla gösterilen sütun mevcudu gösteriyor. Maviyle gösterilen sütun da yapılacak olanı gösteriyor. Dikkat ederseniz burada isim HSYK, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu. Bunu diyoruz ki, Hakimler Savcılar Kurulu olsun.

SUNUCU- HSK.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- HSK oluyor, yani gerek yok her şeyin başına bir yüksek koymaya gerek yok. Yüksek deyince yüksek mi oluyor?

SUNUCU- Doğru efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru iş yapsın yeter. Millet kendine birtakım payeler veriyor, bunlara gerek yok. Her şeyin sahibi millet.

Şimdi bak, şurada Adalet Bakanı ve Müsteşar doğal üye mevcutta, yenide de doğal üye.

SUNUCU- Aynı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir şey değişmiş mi?

SUNUCU- Değişmemiş.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Cumhurbaşkanı 4 üye seçiyor mevcutta, yenide de 4 üye seçiyor değil mi?

SUNUCU- O zaman cumhurbaşkanının yetkisi artmıyor, yani HSYK…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nerede artıyor, işte burada.

SUNUCU- Artmıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aynı kardeşim, aynı, değişen bir şey yok. Peki, cumhurbaşkanı kim? Sokaktan geçen biri mi? Cumhurbaşkanı da yüzde 50+1 oyla en az seçilmiş, milletin tam desteğini almış birisi, siyasi bir güç. Cumhurbaşkanını sen bu kadar nasıl hafife alırsın? Yani millet iradesini, milli egemenliği doğrudan temsil eden bir güçten bahsediyoruz. Kaldı ki mevcutta bir değişiklik yok, görüyorsunuz.

SUNUCU- Gördüm evet.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değişiklik nerede var? Ondan sonrakilerde. Yargıtay, Danıştay, Adalet Akademisi, adli yargı, idari yargı, bunlar kendi aralarında seçiyorlar mevcut sistemde. Yani yargı bürokrasisi, hakimler savcılar kendi aralarında seçim yapıyor üye veriyorlar HSYK’ya. Bu ne oluyor? Yargıçlar savcılar arasında…

SUNUCU- Seçsinler, ne oluyor, yani ne var?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne oluyor, onlar siyasallaşıyor, siyasileşiyor. Seçilebilmek için bu sefer onlar da siyaset yapıyor. Daha sonra bu siyaset aynı üniversite rektörlerinde olduğu gibi husumet devam ediyor, ayrışma devam ediyor, paralel yapı benzeri yapılar burada kolayca oluşabiliyor.

SUNUCU- Siz Avrupa’daki sisteme döndürüyorsunuz o zaman efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz ne yapıyoruz? Biz burada işte yargı bürokrasisinin kendi arasındaki seçimlerini kaldırıyoruz, Yargıtay, Danıştay, Adalet Akademisi, adli-idari yargı, bunları iptal ediyoruz, tamamını Meclise seçtiriyoruz. 6 Cumhurbaşkanı, 7 Meclis.

SUNUCU- Bu kadar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Meclis kimin? Milletin. Cumhurbaşkanı kimin? Milletin, millet seçiyor. Milletin adına karar verecek yargı mensubunu da milletin kendisi seçiyor. İşte gerçek yargı bağımsızlığı bu. Bu yapıyla paralel oluşumlar, paralel yapılar, yargı içerisinde birtakım gruplaşmaların önüne de geçilmiş oluyor.

SUNUCU- O zaman bu örnekten yola çıkarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu noktadaki yetkisi azalmamış, aksine artmış oluyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Artıyor, gayet tabi.

SUNUCU- Böyle de bir şey.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi, Hakimler Savcılar’a üye seçiyor.

SUNUCU- 7 kişiyi hem de.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 kişi seçiyor.

SUNUCU- Mevcut durumda seçemiyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir şey seçemiyor.

SUNUCU- Siz yetki veriyorsunuz halkın meclisine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ceddine rahmet, yaptığımız bu.

SUNUCU- Anladım efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yaptığımız bu kardeşim ya, şunları doğru konuşsunlar. Yani hiç böyle şey yapmasak, milletin gözünü boyayacaklar. Yok böyle bir şey kardeşim, herkes okuyor-yazıyor. Böyle sen Türkiye’yi 1930’lardaki Türkiye mi zannediyorsun? 7 yaşındaki çocuk bile biliyor, bunlar hala milleti kandıracaklarını zannediyor.

SUNUCU- Efendim, çok az zaman kaldı, 4 gün. Bizimle paylaşabileceğiniz bir anket var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anket çok.

SUNUCU- Evet’ler yükseliyor dediniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.

SUNUCU- Rakibiniz de diyor ki; hayır’lar yükseliyor, dün İstanbul’da dedi ki; ha gayret İstanbul, yüzde 53 garanti hayır’da dedi ve giderek yükseliyor dedi. Siz de demin dediniz ki evet’ler yükseliyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi adam…

SUNUCU- Anket sormuştum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Adam tıraş oluyormuş, saçım ak mı, kara mı diye soruyor? Berber de diyor ki, önüne düşünce göreceksin. Pazar akşamı belli olacak. Bizde bir laf vardır, etlik kuzu közde belli olur. Yani Pazar günü sandıklar açılacak, sayılacak, sonuç çıkacak. Gerçek anket milletin kararıdır. Biz şimdi anketlerimiz filan var da, onu açıklamayı vatandaşın iradesine saygısızlık olarak görürüz. Yani bir yönlendirme yapmak bize yakışmaz, kararı millet verecek, milletin kararı da her kararın üzerinde olacak. Biz onlar gibi evet verenleri hain ilan etmiyoruz, evet verenleri denize dökmekle tehdit etmiyoruz. Biz diyoruz ki; evet de ver, hayır da ver, ama biz evet’in ülkemiz için daha iyi olacağını söylüyoruz.

SUNUCU- Bu denize dökme işi İzmir’de nasıl karşılandı efendim, onu sormadım demin size, onu soracaktım?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğrusu tabii, İzmir düşmanı denize döküyor, Kurtuluş Savaşında İzmir’den düşman denize döküldü. Yani evet verenler bu ülkenin düşmanı mı? Hayır verenler bu ülkenin düşmanı mı? Böyle bir şey olur mu, böyle bir nefret söylemi olur mu? İzmir bunun cevabını 9 Nisan’da Cumhurbaşkanımızın katıldığı mitingde verdi, 200 bin İzmirli heyecanla, coşkuyla meydanda Cumhurbaşkanımızı, bizi karşıladı ve bence verilen cevap oydu. Orada vatandaş dedi ki, biz denizin kıyısındayız, hadi buyurun dedi. Son cevap Pazar günü verilecek.

SUNUCU- Siz bir oran vermiyorsunuz bana, bir anket sonucu vermiyorsunuz o zaman.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Pazar günü verilecek. Ben enim ki, evet verenleri denize dökmekle tehdit edenleri, İzmir, Türkiye sandığa gömerek gerekli cevabı verecektir.

SUNUCU- Bir de efendim, bununla beraber, siz oran vermezken, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama şunu söyleyeyim: Evet sonucunun çıkacağı konusunda benim hiç tereddüdüm yok, rahatım, onu bilin.

SUNUCU- Yani peki bu rahat bir şekilde evet midir, yoksa böyle kıl payı…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çok rahat, orasını karıştırmayın…

SUNUCU- Orasını karıştırmayayım, peki.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet dediğin 50+1’dir, Allah ne verirse onun üstüne, bin bereket versin.

SUNUCU- Onun üstünü artık elini tutmayız diyorsunuz.

Efendim, şöyle bir şey var: 53’le 60 bandı arasında gidiyor diyor CHP sözcüleri, Bülent Tezcan…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nereye gidiyormuş?

SUNUCU- Hayır oylarının değişimi 53’le 60 arasında gidiyor, hatta 65’e Pazar gününe kadar çıkacağını bekliyoruz diyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şey var, şurada Balçova’da çiçek mezadı var, oraya gidince onlar da her gün açık artırmayla bir yerden başlıyorlar, yok mu fazla veren diye iki saat boyunca, kim fazla verirse ona gidiyor mal. Yani milletin vereceği oyun hesabını CHP yapacağına biraz daha çok çalışsın, millete doğruları anlatsın. Yani kahveleri kapat, minibüsçüleri iptal et, onu bilmem ne yap, bu laflarla milleti ikna edemez, daha ciddi, aklı başında şeyler söylemesi lazım. Söyleyemez, çünkü getirilen değişiklik milletin iradesini esas alıyor.

SUNUCU- Efendim, bir de bu kararsızlar hala çok deniliyor, bu vurgu yapılıyor, 4 gün kaldı; nedir?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, zannetmiyorum. Ben vatandaşın kararının net olduğunu görüyorum, yani öyle kararsız, belki paylaşmıyor kararını. Herkesin bir kararı var, paylaşmıyor, vatandaş da diplomat oldu. O kadar çok gelen-giden var ki, ne için soruyor, arkasında ne var, arkasından vergi memuru mu gelecek, o mu gelecek, bu mu gelecek diye vatandaş da haklı olarak tereddüt ediyor. Tabiri caizse anket manyağı olduk, herkes ha babam, tırnak içinde diyorum…

SUNUCU- Evet, onu tırnak içinde söylediniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Böyle bir şey olur mu? Herkes anket, her gün anket, gece-gündüz rahat yok millete. Ya bırak da millet uyku uyusun.

SUNUCU- Sizin dediğinize geliyor herhalde yine, oran vermiyorsunuz, Pazar günü ak-kara herkesin önüne düşecek berber örneğinde olduğu gibi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İnşallah beyazlar kazanacak.

SUNUCU- Beyazlar kazanacak.

Efendim, dediniz ki, Doğu ve Güneydoğu’da beni Türk Bayraklarıyla karşıladılar, coşkuyla karşıladılar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru doğru.

SUNUCU- Yani burada önemli belirleyicilerden birisi de Kürt seçmen. Sizce Kürt seçmen ne yapacak Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni, Zaza, ne kadar mezhep, meşrep, etnik grup varsa hepsi Türkiye’nin baş tacıdır, birinci sınıf vatandaşıdır. Herkes Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin devam etmesini isteyecek ve ona göre oy verecek. Biz Güneydoğu’dan iyi oy alacağımızı düşünüyoruz.

SUNUCU- İyi oy alacağınızı düşünüyorsunuz. O zaman da demin söylediklerimize geliyor, bu…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çünkü Güneydoğu çok kötü bir tecrübe yaşadı, 7 Haziran’dan sonra özellikle orada terör örgütü çukur siyasetiyle orada yaşayan vatandaşlarımıza çok büyük acılar yaşattı, güvenlik güçlerimize büyük acılar yaşattı, ülkemize büyük zararlar verdiler ve orada yaşayan vatandaşlarımız bunu yapanları affetmeyecek, bunlara bir fatura kesecek.

SUNUCU- Fatura kesilecek dediniz.

Efendim, meydanlardasınız, ben sayamadım kaç meydanda olduğunuzu, mutlaka bir aslında gözlemeniz de oldu ama, özellikle sosyal medyadan, tırnak içerisinde, FETÖ’nün -başında bunu soracaktım ama- size bir aslında şeyi var, milliyetçilerin veyahut işte sizinle beraber evet veya bu referandumun sandığa gitmesini sağlayan Milliyetçi Hareket Partisinin tabanın ve milliyetçilerin ve ülkücülerin hayır vereceği.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kim diyor?

SUNUCU- Bunu aslında bir algı olarak iddia ediliyor sosyal medyada…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir ülkücü, milliyetçi, vatanını, milletini seven, ülkesinin birliğini, beraberliğini canından önemli bilen hiçbir milliyetçi, ülkücü kardeşimiz PKK terör örgütünün, FETÖ terör örgütünün safında yer almaz, bunu açık söylüyorum.

SUNUCU- Bu kadar net söylüyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi. O ülkücülerin, milliyetçilerin temel prensibi şudur: Önce ülkem ve milletim, sonra nefsim, bunu görecek, ona göre karar verecek. Yani MHP bu ülkenin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini en önde savunan parti, üniter yapının korunması, Türkiye’nin teröre karşı mücadelesinin kesintisiz devam etmesini ısrarla takip eden, bu konuda her zaman bize destek veren bir parti. MHP’ye gönül vermiş ülkücü, milliyetçi kardeşlerimizden, hatta Büyük Birlik Partisi alperen kardeşlerimizden nasıl böyle bir şey beklersiniz? Böyle bir şeye ben ihtimal vermiyorum.

Ama şimdi maalesef FETÖ her yere sızıyor, yani maalesef ülkücülere ve milliyetçi kesim içinde de bütün partilerde olduğu gibi bir alan açmaya çalışıyor, böyle gayretleri var…

SUNUCU- Sayın Devlet Bahçeli de diyor ki, hani şey karıştırılmasın, o genel başkan adaylarına, CHP’li belediyelerin yaptığı, düzenlediği toplantılarda konuşuyorlar, o toplantılara katılanlarla ülkücüler karıştırılmasın gibi bir ifade kullanmıştı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi, yani onun ifadesini benim değerlendirmem uygun olmaz ama, biz hiçbir milliyetçinin, vatan, millet, bayrak sevdası olan hiçbir vatan evladının terör örgütlerinin çizgisine düşeceğine ihtimal vermiyorum.

SUNUCU- Efendim, yeri gelmişken, Sayın Devlet Bahçeli’yle görüşüyor musunuz? Artık sonuna geldik…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Zaman zaman görüşüyoruz.

SUNUCU- Zaman zaman görüşüyorsunuz. Hani sahanın organizasyonu, referandumdaki çalışmalar…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ara sıra görüşüyoruz, hatır soruyoruz, ne var-ne yok, nasıl gidiyor.

SUNUCU- O kadar…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O kadar, başka bir şey yok. Onlar ayrı parti, biz ayrı partiyi, ama hedef birliğimiz var. Bu proje, daha doğrusu bu değişiklik bizim ortak teklifimiz, komisyonlarda beraber savunduk, Genel Kurulda beraber savunduk, şimdi de kampanyada beraber evet için çalışıyoruz.

SUNUCU- Efendim, son tartışmalar, özellikle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz akşam Atatürk Havalimanına indikten sonra aslında orayı terk etmesi, bir pazarlıktan söz ediliyor. Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki, bilseydim Yenikapı’ya çağırmazdım. Siz bu son olaylarla ilgili neler söyleyeceksiniz o havaalanında yaşananlarla ilgili? Bir 9 dakikalık telefon konuşması, bir pazarlıktan bahsediliyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi Kemal Beyin o gece nerede olduğu bir sır değil, yani Bakırköy Belediye Başkanının evinde geceyi geçirdiğini biliyoruz. Ama o gece Recep Tayyip Erdoğan ve bu ülkenin Başkanını o darbeyi bastırmak için ölümü göze aldı, saldırıya da uğradı, ateş de edildi, Başbakana da ateş edildi, Cumhurbaşkanına da…

SUNUCU- Ben yazdım ama… Devamında diyor ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, o gece asıl Başbakan neredeydi diyor. Ben yazmıştım, Ilgaz’a ulaştınız, tünelden geçtiniz, burada Sakarya’da galiba tankı son anda geçtiniz, arkadan ateş de edildi, farlar söndü. Neredeydiniz efendim? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorunu ben elçi olayım size sorayım, neredeydiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim nerede olduğumuzun yüzlerce şahidi var, yaptıklarımızın da onlarca şahidi var, onun hesabını biz fazlasıyla milletimize verdik, o geceyi dolu dolu geçirdik ve o alçakların bu alçakça saldırılarının önlenmesi için yapılması gereken her şeyi yaptık, hayatımızı da ortaya koyduk başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere biz, milletvekillerimiz, bakanlarımız ve her şeyden önemlisi milletimiz, ha savcılarımızı, polislerimizi de unutmayalım, onlar da iş gördü, medya da iyi iş gördü. Bak medya hiçbir telkin olmadan ülkeye sahip çıktı, hakkını teslim etmemiz lazım.

Şimdi bu polemiğe, bu tartışamaya girersek Sayın Kılıçdaroğlu çok şey kaybeder.

SUNUCU- Siz o gece görüştünüz mü?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Görüştüm, evet. Beni aramış, görüşemedik, sonra kendisini ardım, bana dediği şey şudur: biz ne yapabiliriz? Bu bir darbedir…

SUNUCU- Ne dediniz efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben de dedim ki, yapacağınız şey, bu önemli bir şeydir, sizin yanınızdayız, ne yaparız, bunu ben duyduğuma memnun oldum, teşekkür ederim. Ama biz milleti meydanlara çağırıyoruz, siz de kendi parti mensuplarınıza aynı şeyi yapabilirsiniz. Bana dedi, bunların güvenliğini kim sağlayacak? Dedim millet artık ölüm-kalım mücadelesi veriyor, millet kendi güvenliğini sağlar dedim.

SUNUCU- Güvenliği kim sağlayacak diye sordu size.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Bugün sokağa çıkmayacağız da ne zaman çıkacağız? Aramızda geçen konuşma bu.

Daha sonra Yenikapı’ya geldi, Yenikapı ruhunda bizimle beraber oldu…

SUNUCU- Sonra niye vazgeçti?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sonra ne oldu, ne bitti, ne telkin oldu bilemiyorum. Biliyorsunuz o içeri atılan FETÖ’cülere filan sahip çıkmaya kalktı, kendi partisinden eleştiriler aldı, ondan sonra 15 Temmuz tiyatro dedi, sonra kontrollü darbe dedi.

SUNUCU- Hatta bir şey daha var şimdi efendim, kurgulanmış darbe. Hani mesela tiyatrodur denilmişti önce, sonra retorik olarak o zayıf bulundu FETÖ tarafından, ben bunu yazdım özellikle, sonra denildi ki, bu kontrollü darbe, şimdi de kurgulanmış darbe. Kim kurguladı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Eğer tiyatro olursa bir senaryosu da olması lazım. Kendi içinde tutarlı, ama zırva; böyle bir şey yok. Ülke ölüm-kalım mücadelesi verdi o gün, vatandaşlarımız tanka, topa, tüfeğe, uçağı karşı göğüslerini siper etti, bayrağı indirmedi, ezanları dindirmedi. Bu darbe girişimine bu tip isimler koymak FETÖ’ye destek anlamına gelir, başka hiçbir anlam ifade etmez.

SUNUCU- Bir iddia var, FETÖ’nün yönlendirdiği yolunda, o gelen maili yine açıklamıştık biz Türkiye Gazetesi’nin manşetinde.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyledir, değildir bilmem, ama söylem o yorumu kendiliğinden getiriyor.

SUNUCU- Bir de benim maillerim o zaman izleniyor mu, bunlar nasıl ele geçiriliyor diye de bir soru sordu.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kimin mailleri?

SUNUCU- Kemal Kılıçdaroğlu’nun.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bilmiyorum, o konuda fikrim yok.

SUNUCU- Efendim, hayır çıkarsa bir şey olmaz ifadesi, özellikle bunu da sormak istiyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kim diyor?

SUNUCU- Sayın Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanının.

Buna karşılık, bugün özellikle Alman medyasında bir haber çıktı, hayır çıkarsa Türkiye erken seçime gider gibi. Tabi Avrupa’nın hayır’ın yanında olduğunu da çok net bir şekilde biliyoruz. Özellikle bu açıdan bakılınca…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Avrupa’dan hayır gelmez, Avrupa da bütün değerlerini yerle bir etti, bu kampanyada açık Türkiye’nin düşmanı ne kadar terör örgütü varsa onlara alan açtı, bizim kampanyamıza da engel oldu.

Şöyle söyleyeyim: Yani evet’in suyu mu çıktı? Evet varken niye hayır’ı konuşuyoruz, evet daha güzel. En güzel işler evet’le başlar. Milletimize güveniyoruz, evet çıkacağına da inanıyoruz. Şimdi kabuller yapıp onun üzerinden senaryolar üretmenin anlamı yok. Pazar gününü görelim, sandıklar kapansın, sonuçlar çıksın. Ne dedik? Hayır verirse, evet de verirse başımız, gözümüz üstüne, söz de, karar da milletin, o kararı görelim.

Şimdi CHP yeni bir taktik uyguladı bu kampanyada, kuzu taktiği. Bu kuzu taktiği, böyle masum, mülayim, çok sert eskisi gibi filan Cumhurbaşkanına çatar, bize çatar bilmem ne, hatta beni korumaya bile, işte biz Başbakanı beğeniyoruz, seviyoruz, onun için gitmesini istemiyoruz gibi birtakım toplumun hislerine hitap ediyor, aklı sıra milleti ikna edecek.

Kardeşim, bırak sen benim koltuğumu, ben koltuk meraklısı değilim, ben memleket sevdalısıyım, millet sevdalısıyım. Eğer milletimin faydasına bir iş olacaksa, bizim için makamlar önemli değil. Ben bu işin ülkenin yararına, milletin yarına olduğu için bu kadar canla, başla çalışıyorum. Bencil olamayız, bencillik yapamayız, milletimizin geleceği, gençlerimizin geleceği söz konusu. Yaşadığımız 15 Temmuz, bunu yok samayız Batuhan Bey. Onun için, CHP’nin asıl eski kodlarına dönüp-dönmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

SUNUCU- Şöyle bir ifade kullandı, evet çıkarsa herkes yoluna devam edecek, ben de devam edeceğim. Sayın Cumhurbaşkanı da bir ifade kullandı; madem olasılıkları konuşuyoruz efendim, ben sorayım, o koltukta oturamaz dedi Kemal Kılıçdaroğlu için.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O konulara ben karşımam, onların kendi parti meselesi. Ama tabi ki delegelerin vereceği karardır, Kemal Bey de herhalde o konuda işi sağlam tutuyor.

SUNUCU- İşi sağlam tutuyor dediniz. Kurultayı kazanıyor ama büyük bir şeyle, her kurultayda damgasını vuruyor. Ama herhalde 6 seçim kaybetti…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 7 galiba.

SUNUCU- Efendim, FETÖ’yle mücadele konusu önemli. Hatta biliyorsunuz, Ankara’da şu söylentiler bile yayılıyor iki-üç günde bir: Bugün bir kalkışma olabilir, hayır’lar yüzde 65’e ulaştı, şöyle olacak, bahar gelecek, birçok şey. FETÖ’yle mücadele noktasında 17 Nisan sabahından itibaren yeni bir projeksiyon bekliyor musunuz, bu projeksiyonu hazırlıyor musunuz? Hatta mahkemelere, yargıya bir çağrıda bulunmuştunuz, bu yargılamaların çabuklaştırılması noktasında efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 27 ilde 100’den fazla dava açıldı ve görülüyor, çabuklaştı yani. Şu anda yargılama devam ediyor, herhalde kısa sürede de ilk kararlar çıkar, yani o işler yoluna girdi. Bu FETÖ çevreleri bu tezviratları yapıyor...

SUNUCU- Bahar güvercinleri uçacak, serbest kalacak. Bahar güvercinlerinden falan söz ediliyor yani.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bahar güvercinleri şey oluyor, 16 Nisan sonucu bahar güvercinleri oluyor.

Şimdi bakın, bunlar böyle gizemli laflar, şifreli laflar, milletin kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Millet rahat olsun, biz nöbetteyiz, millet işine gücüne baksın, onlar yerine biz nöbet tutuyoruz. Onlar nöbetini tuttu, demokrasiyi kurtardı, bayrağı düşürmedi 15 Temmuz’da ve devam eden 27 günde gerekeni yaptılar. Şimdi Hükümet işbaşındadır, kurumlar görevinin başındadır. Bu ve buna benzer dedikoduları yapmaya devam edecekler, bunu da biliyoruz. Amaçları milleti tedirgin etmek, milletin içine korku salmak ve böylece kendi gayrimeşru emellerini gerçekleştirmeye çalışmak. Ama o iş bitmiştir, yani sonuna kadar gidilecek.

SUNUCU- Sonuna kadar gidilecek, bundan geri…

Efendim, sizi de fazla yormak istemiyorum, çok şeyiniz var, yarın da çok yoğun ama, birkaç dakikaya toplayalım isterseniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Olur olur.

SUNUCU- Sayın Pence’le de konuştuğunuz Amerikan Başkan Yardımcısı. Amerika çok önemli, Avrupa, daha doğrusu Almanya çok önemli. Yeni bir şey bekliyor muyuz Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?

SUNUCU- Özellikle iadeler noktasında FETÖ elebaşı. Hem de Almanya zaten aslında bir güvenli liman olduğu da iddia ediliyor FETÖ’cüler için. Ama biz Amerika…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani FETÖ’cülerin tabi Almanya’daki faaliyetleri çok yaygın. Yani bu darbedeyken yurt dışına kaçan, yurt dışında olanlar da biliyorsunuz Almanya’ya sığınma başvurusu yaptı, Almanya’ya şu anda onlara bir güvenli liman gibi gözüküyor. Amerika konusunda gerekli hukuki belgeleri, her şeyi verdik ve sonuç bekliyoruz. Yeni yönetimden bu konuda daha duyarlı hareket etmesini bekliyoruz, bunu her düzeyde ifade ettik, kedilerine anlattık bütün ayrıntılarıyla…

SUNUCU- Bekleyişinizde bir pozitif yöne doğru ayrışma var mı? Yoksa…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bir kere yeni yönetim bu yapının bu darbeyle ilişkili olduğunu düşünüyor benim kanaatim, önceki yönetime göre. Ama bunun bir hukuki süreç takip edilerek yapılması, yani bizim durumumuzu daha iyi anlıyor, öyle diyeyim, yeni yönetim bizim bu yaşadıklarımızı daha iyi anlıyor. Hatırlayın, Trump kampanya konuşmalarında 15 Temmuz’u değerlendirdi zaten, bu bir darbedir ve Recep Tayyip Erdoğan bu darbeyi bastırmıştır dedi. Dolayısıyla darbe olduğu konusunda bir tereddüt olmadığı gibi, bu darbenin de Pensilvanya’yla ilintili olduğu konusunda uzak değil, onu söyleyeyim, ama henüz istediğimiz hızda ilerlemiyor.

SUNUCU- Onun için de siz sürekli bir pres yapıyorsunuz o zaman yeni yönetimde, doğru bu efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi gayet tabi, hem hukuki yönden, hem de hükümetler arası ilişkilerde bu konu bizim öncelikli konularımız arasında yer alır.

SUNUCU- Efendim, müthiş bir destek var, kış aylarında bile ara verilmedi terörle mücadele noktasında.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

SUNUCU- Hani neredeyse PKK’nın, bomba patlatamıyor, canlı bombaları eyleme gönderemiyor, karakollara saldıramıyor, nefesi kesildi. Hani bu kadar senedir mücadele ediliyor, ne fark etti? Siz de dediniz ki, Kandil’lerini söndüreceğiz. Bu laf ne anlamı taşıyor?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani biz bir kere bu işe baş koyduk, yani bu terör örgütünü Türkiye’nin gündeminden…

SUNUCU- Başbakan olduğunuz gün söylemiştiniz bunu efendim, gündemden çıkartacağız dedi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet. Bu terör örgütünü ülkenin gündeminden düşürmek istiyoruz, bunun için kış ara vermedik, yaz-kış demeden, gece-gündüz demeden peşlerindeyiz, mücadelede hiçbir rehavetimiz yok. Ama zorluğumuz ne? Zorluğumuz, Suriye ve Irak’ta yaşanan savaş ve iç karışıklık. O iç karışıklık yüzünden sığınmacılarla birlikte aralarına katılarak gelenler oluyor, onlarla ilgili biraz sıkıntı yaşıyoruz. Ama Allah’a şükür büyük oranda olay kontrolümüz altında.

SUNUCU- İyi bir noktaya geldik.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, ama bitti diyemiyoruz, çalışacağız, çünkü bu yapı tek başına hareket eden bir yapı değil, bunların öyle veya böyle destek aldıkları dış çevreler var.

SUNUCU- Efendim, bitireceğim ama, çok önemli bir soru vardı, Kürt bayrağı inecek dedi Sayın Cumhurbaşkanı, Kerkük’te Kürt bayrağı indi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İnmedi, o teyit edilmedi bildiğim kadarıyla.

SUNUCU- Öyle mi? Teyit edilmedi, siz takip ediyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bildiğim kadarıyla teyit edilmedi, evet. Ama bizim o konudaki görüşümüz çok net, bunun yanlış bir şey olduğunu, bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini çok açık bir şekilde söyledik.

SUNUCU- Bugün o yönde özellikle haberler vardı Kürt bayrağının indiği yolunda…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani ben de duydum,  dün duydum, ama teyit edilmediği yönünde bir bilgi de geldi.

SUNUCU- Efendim, özellikle Avrupa Birliği’yle ilişkiler noktasında yeni bir masaya oturacağız mı 16’sından sonra? Üyelik ne olacak…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mutlaka, yani Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin gözden geçirilmesi lazım, buna ihtiyaç var.

SUNUCU- Bunu da yapacaksınız değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabi.

SUNUCU- Efendim, bir de ekonomiyle ilgili 17 Nisan’da ne beklesin? Evet çıkarsa vatandaşın cebine para girecek mi; ben öyle sorayım size.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet çıkması demek istikrar demek, öngörü demek, ekonominin büyümesi demek, daha çok dış yatırımcının gelmesi demek, daha çok iş-aş demek. Zaten istihdam seferberliğiyle hedeflerimizin üzerine çıktık, 730 binleri bulduk, 2 yıldı, 12 ay boyunca şu anda neredeyse yarısına yaklaşıyoruz, o iyi gidiyor. Efendim ihracatımız artıyor, 2016 büyümeleri iyi geldi. 15 Temmuz’dan sonra alelacele not düşüren değerlendirme kuruluşları tekrar döndüler, onlar da olumlu açıklamalar yapıyorlar. Yani Türkiye’nin yarını bugününden daha güzel olacak, ekonomisi gelişecek, istikrar sürecek, Türkiye büyümeye devam edecek.

SUNUCU- Efendim, hangi vitaminleri kullanıyorsunuz; A, B, C, D, E? F yok da. Çünkü çok dinçsiniz. Dört gün kaldı ama, kampanyayı bitirdiniz. Nasıl ayakta duruyorsunuz? Ben kopya çekmek için bu soruyu soruyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ayakta durmanın sırrı vatandaş, en büyük vitamin vatandaş. Vatandaşla biraraya geldin mi her türlü enerjiyi veriyor ve vitamin yerine geçiyor, vitaminden daha kuvvetli.

SUNUCU- Son bir ayda ortalama uyku sürenizi alabilir miyim efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ortalama 4-5 saat arası uyku yetiyor, yaşımız ilerledi artık.

SUNUCU- Peki Semiha Hanım’ın, eşinizin desteği, onu unutmayalım, hani en büyük vitaminlerden belki de bir tanesi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Semiha Hanım tabi programlarımıza çoğunlukla katılmaya gayret ediyor, ara sıra katılamıyor, ama tabi yanımızda olması bize güç veriyor.

SUNUCU- Size destek veriyor değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi.

SUNUCU- Bir karışım, bir vitamin, bir şey söylemiyorsunuz, öyle mi efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, normal vatandaş neyle besleniyorsa, ne yiyip içiyorsa, nasıl hayatını devam ettiriyorsa biz de aynısını yapıyoruz. Ben de herkes gibi bir beşerim, yani bir farkım yok, sorumluluğumuz bizi farklı yapmaz.

Tek farkı var, şu: Yani bu görevde kendimi denetimli serbestliği olan bir hükümlü gibi görüyorum. Çok fazla şey var, işte etrafta ekip var, koruma var, rahat hareket edemiyorsun. Yani şöyle çıkayım sokağa tek başıma olayım, kokoreççiye uğrayayım, oradan…

SUNUCU- Beyaz Mercedes güzeldi ama dün…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim oğlanın öyle bir şeyi vardı, bana sürpriz yaptı.

SUNUCU- Siz de ilk kez bindiniz o zaman.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İlk defa, öyle şey binmiyordum, ilk defa orada gördüm.

SUNUCU- Klasik Mercedes.

Sayın Başbakan, çok teşekkür ederiz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ederim.

SUNUCU- Kusura bakmayın, aslında daha çok sorumuz var ama…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Vallahi işte sizin de işiniz var, bizim de işimiz var. Yani sabah erkenden siz İstanbul’a gideceksiniz, bizim yarın Kütahya, Bilecik mitinglerimiz var, sabah görüşmelerimiz var, akşam yine programımız var, hayat devam ediyor.

SUNUCU- Çok teşekkür ederiz efendim, başarılar diliyoruz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ediyorum bu imkânı bize sağladığınız için.

SUNUCU- Özellikle içten ve samimi cevaplarınız için de ayrıca teşekkürler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sağ olun.

SUNUCU- Çok sağ olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.