Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Tim 25. Olagan Genel Kurulu toplantisinda yaptigi konusmanin metni

 

… Türkiye’nin yeni bir güne başladığı gündür. Bugünün özelliği ne? Bugünün özelliği Türkiye’de yönetim sistemi değişti. 16 Nisan’da millet bir karar verdi ve 24 Haziran’da da bu kararın arkasında olduğunu gösterdi. 94 yıllık parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi gerçekleştirdi ve yeni sistemin kurucu Cumhurbaşkanı olarak da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı seçti. Böylece 2023’e giden yolda yeni bir dönemi başladık. Bu dönemin ülkemiz, milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Güven ve istikrar iki sihirli kelime. Türkiye 15 yıldır ne kazandıysa bu sayede kazandı. Eğer Türkiye üç kat büyüdüyse bunun arkasında güven vardır, istikrar vardır dolayısıyla, bu güven ve istikrarı bize bahşeden de aziz milletimizdir. Milletimize de her türlü takdiri arz ediyoruz, teşekkürlerimiz arz ediyoruz. Güvenlerini tazelediler bunun için de teşekkür ediyoruz. Bu sistem de tabi Başbakanlık yok, yani bizim koltuk elde kaldı. Bazıları yani Mehmet Büyükekşi görev yaptı güzel işler yaptı kendisine teşekkür ediyorum. İhracatta önemli mesafeler aldık yeterli değil, ama bir adımdır. Türkiye’nin ihracatının çok daha yüksek olması lazım Türkiye’nin potansiyeli buna müsait zaten onların son zamanlarda kullandığı da discovery potantiel potansiyeli keşfet falan diyorsunuz dolayısıyla, potansiyelimiz iyi. Bunu harekete geçirmek için de her türlü altyapımız var, insan kaynağımız var, mutlak üstünlüğümüz yok, ama mukayeseli üstünlüğümüz çok. Petrolümüz yok, doğalgazımız yok şimdilik, ama mukayeseli üstünlük insandır, genç beyinlerdir. Türkiye’nin geleceği gençleridir, gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirme, onları donanımla hale getirmek, dünyayı okuyan dünyadaki gelişmeleri ıskalamayan gençlik lazım. Bunun için altyapı gerekiyordu alt yapıya çok yatırım yaptık yani

Eğitimde yaptığımız yatırım hakikaten kayda değer bir yatırım bütçeyi 11 milyardan 134 milyara çıkardık. Önce okul olacak, yol olacak, geniş bant internet olacak, okullarda akıllı tahta olacak, sınıflar olacak. 50 kişilik sınıflardan 20 kişilik sınıflara indireceksiniz, öğretmeniniz olacak ondan sonra da kaliteye yöneleceksiniz şimdi zaman kalite zamanı. İçeriği ve kaliteyi dünya gelişmelerine uygun şekilde yapma zamanıdır. Bu arada bugün 2,5 milyona yakın gencimiz akıl teri döktü üniversite giriş sınavına belki onların sınavı hala devam ediyor, onların hepsine başarılar diliyorum Allah zihin açıklığı versin. Gençlerimiz bizim geleceğimiz geleceğimize çok büyük yatırım yapmamız lazım. Taşa, toprağa, binaya, fabrikaya yapılan yatırımın ömrü bellidir 50 senedir, 100 senedir, ama insana yapılan yatırım bir ülkenin kaderidir nesilden nesile devam edecek bir yatırımdır onun için bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamız lazım ve bu yatırıma hız vererek devam etmemiz lazım.

Şimdi İhracatçılar Meclisinde görev devir teslimi oluyor iki dönem bitti yeni arkadaşlar gelecek, arkadaşlara başarılar diliyorum adaylara hepsi birbirinden değerli gayet güzel demokratik bir yarış oluyor aynen bizim yaptığımız gibi. Geçen hafta da biz bu heyecanı yaşadık, biz rahatladık yarın siz de rahatlarsınız. Kazansanız 3 saat sürüyor sevince, kaybetseniz 1 günde atıyorsunuz. Onun için kazananın stresi daha çok 3 saat keyfini yaşarsınız ondan sonra ne yapacağız diye düşünürsünüz. Kaybeden o bir gün üzülür ondan sonra Allah dünya varmış der. Onun için hiç endişe etmeye gerek yok biriniz kazanacaksınız, ama kazanamayan benim koltuğu gelip alabilir o. Bir fark yani siz sadece dükkanı devrediyorsun Büyükekşi, biz dükkanı kapattık.

Evet, inşallah yani bu kadar uyuklama hali vardı biraz sulandırmak lazım piyasayı yoksa vakit geçmiyor. Değerli arkadaşlar, biraz daha ciddi meseleleri konuşalım. Hakikaten Türkiye’nin potansiyeli bu değil bunu en iyi siz böleceksiniz hani geldiğimiz noktayı küçümsemek istemiyorum, ama Türkiye’nin doğal kaynakları, insan kaynağı, efendim elindeki imkanlar, jeopolitik konumu dikkate alındığında bizim olmamız gereken yer bu değil. Mesela, küçük bir şey havacılık, hani bizim göstergelerimiz genellikle dünya büyüklüğünün yüzde 1’dir, Türkiye’nin bütün göstergeleri bu civarda toplanır. Ama bazı göstergeler daha aşağıda. Biz 2002’de göreve başladığımızda dünyadaki havacılıktan aldığımız pay binde 45’ti. Yani 0.45 yüzde. Şimdi 2 oldu demek ki havacılıkta Türkiye ortalamasının üzerine çıkmışız iyi bir yere gelmişiz dünyada ikinci olmuşuz bayrak taşıyıcı şirketimiz Avrupa’da ikinci olmuş, dünyada sekizinci sıraya yükselmiş havacılıkta büyük bir mesafe almışız. Nasıl aldık? Serbestleşmeyle aldık rahatlattık herkes yapsın dedik. Bu sefer tekel olan hava yolu şirketinin de yolcusu arttı, yeni girenlerinki de arttı Türkiye dünyada havacılıkta bir marka oldu, yani biz durup dururken aklımıza esti en büyük havalimanı yapalım demedik.

Ülkemizin bulunduğu konum ve havacılıkta kat ettiğimiz mesafe bize bu kararı verdirdi doğru bir karar olduğu da şimdi anlaşılıyor. Çünkü 70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika Kıtasıydı. 80’li yıllarda Avrupa’nın Batısına geldi, 90 yıllarda merkezi Avrupa’ya geldi 2000’li yıllarda artık Doğu Avrupa ve Asya’ya doğru hareket etti. İşte bu geçişlerde en önemli stratejik konum Türkiye’nin konumudur ve biz bunu gördük ve bu havalimanını yapmaya karar verdik. İnşallah bu yıl içerisinde 29 Ekim’de de ilk açılışını birinci fazın açılışını yapacağız. Birinci faz bile dünyadaki büyükler arasında yerini alıyor. Tamamen bittiğinde 200 milyona çıkmış olacak büyük bir eser, büyük bir yatırım.

Türkiye neden önemli bir ülke? Çok basit, Türkiye’nin etrafında 3,5 saatle 50’den fazla ülkeye gidiyorsunuz ve bu 50’den fazla ülkede 1 yıllık dönen gelir 30 trilyon dolar 30 trilyon dolarlık bir pazara yani şöyle el uzatma mesafesinde bulunan bir ülkeden bahsediyoruz. Avustralya’da diyor ben dünyanın merkeziyim istediği kadar desin, ülke içinde 8 saate bir noktadan bir noktaya zor gidiyorsunuz. Dünyanın merkezinde olmak dünyaya ne kadar açıla bildiğinize bağlı. Onun için bu stratejik konumun bize yüklediği sorumluluk olduğu gibi, bölge barışı bakımından çok büyük sorumluluk yüklüyor, ama aynı zamanda bize mukayeseli üstünlük de sağlıyor. Enerji koridorlarının geçiş noktasındayız, ulaşım koridorlarının geçiş noktasındayız, kültürlerin geçiş noktasındayız, yani birçok stratejik özelliğimiz var. Bu stratejik özelliğimizi ülkemizin katma değerine dönüştürmek için de ihtiyacımız olan nedir? İstikrar ve güvendir. İstikrar ve güveni de vatandaş verdi. O görevini yaptık bundan sonra görev bize düşüyor, sizlere düşüyor. Sonra bir de şöyle şey yok: Devlet ayrı, özel sektör ayrı diye bir şey yok. Biz bir bütünüz birlikte Türkiye’yiz, yani biz bir yatırım yapıyoruz, siz dokuz birim yatırım yapıyorsunuz, yani özel sektör yatırımı devlet yatırımının 9 katına çıkmış. 2003’te bu 4 katıydı dolayısıyla, yani şu anda kalkınmanın kaldıracı özel sektördür biz bunun bilincindeyiz. Bizim yapmamız gereken ne? Sizin önünüzdeki taşları kaldırmak, yolunuzu açmak yürü vira bismillah size yol vermek bunu yapmamız lazım. Bundan sonra bizim yapacağımız iş güvenliktir, adalettir, onun dışındaki her işi artık Türkiye’de yapacak birikim var, altyapı var, imkan var. Ve denetlemek ülkenin refahının adil paylaşımını sağlamak firmalarımızın önünü açmak.

İhracatımız artıyor, ama daha çok artması lazım tekrar ediyorum yeterli değil. İthalatımız da artıyor daha çok artıyor, ama bu seneden itibaren yavaş yavaş denge kurulmaya çalışılacak bu yüzden de hem ihracatımızı artırdığımız zaman cari açığımız azalacak dolayısıyla, ekonomimizdeki iyileşme çok daha belirgin hale gelecek. Türkiye borçlanarak büyüyen bir ülke bu bir sır değil, bunda da yanlış bir şey yok borçlanmaya da devam edeceğiz, çünkü bizim açığımız var bu açığı başka türlü kapatamayız. Birde nedir? Teknoloji yoğun işlere daha fazla yani akıl terinin daha fazla olduğu işlere daha çok teşvik vereceğiz, daha fazla destek vereceğiz, yani katma değeri teknolojik fark oluşturan alanlarda eğer ihracatımızı geliştirirsek, ihracatımızın kilo değerini 1,5 dolarlardan 4 dolarlar ve üzerine çıkarırsak aradaki farkı çok daha kolay kapatabiliriz, onun için akıl terine daha çok yatırım yapacağız. Diğer yandan da istihdama yönelik bölgesel farklılıkları ortadan kaldıracak o bölgelerde de bildiğimiz alışılmış teşviklerimiz devam edecek onları da yapacağız.

Değerli arkadaşlar, tabi bakın geçenlerde Avrupa Altyapı ve Yatırım Bankası bir rapor yayınlandı raporda şunu diyor: Türkiye’nin son 15 yılda altyapıya yaptığı yatırımı dünyaya bir örnek olay olarak anlatıyor.

Diyor ki, dünya Türkiye’nin son 15 yılda yaptığı altyapı yatırımlarını örnek almalıdır diyor. Ve devam ediyor diyor ki, bu yatırımlar ne sağladı? Bir yapılan bölünmüş yollar sayesinde iller arasındaki mesafe ortalama 1,5 saat kısaldı 5 saat kısalanda var o ayrı ortalama söylüyorum. İki, göç azaldı diyor. Üç, iller arasındaki yerel ticaret yüzde 40 arttı diyor. Ülkenin genel ihracat artışına bu alt yapının katkısı yüzde 1. İşsizliğin azalmasına katkısı yüzde 1. Trafik kazalarındaki azalma, araç sayısı 2,5 kat artmasına rağmen ölümlü kazalardaki azalma yüzde 62. Havaya salınan emisyon karbondioksitteki azalma 3,5 milyon ton. Ve bölünmüş yollardan yapılan yatırımın yıllık yakıttan ve zamandan tasarrufu 22 milyar lira.

Şimdi bölünmüş yollara biz 110 milyar lira bir para harcadık yani bir yol yapıyorsunuz 5 seneden az bir sürede amorti ediyor böyle bir yatırım var mı? Siz ticaretin içindesiniz, bu işin içindesiniz. Niye? Bu şunu gösteriyor: Türkiye’de bu iş geç kalmış. Biz altyapı kalkınma açığını kapattık yani bunlar olmasa biz ihracat artırmayı konuşamazdık bugün her ilimiz ihracat yapar hale geldi ihracatı öğrenmeyen il kalmadı. Ne kadardı biz başladığımızda? 12-13 tane ilimiz vardı ihracat yapan. Iğdır’da ihracat yapıyor, Hakkari’de ihracat yapıyor, ama yetmez daha çok ihracatımızın artış hızını yükseltmemiz lazım buna ihtiyacımız var bunun için kafa yoracağız. Yeni dönemde inşallah bunlar da ele alınacak. İhracatçı sayımız 70 bini aştı yeterli görmüyoruz bunu 120 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz çıkarabiliriz. Efendim, yani ülkede artık seçim bitti geçim dönemi işler normale döndü bundan sonra işimize gücümüze daha çok yoğunlaşacağız. Ankara’da da işler iyi gidiyor Hükümet zannediyorum önümüzdeki hafta sonu yeni hükümette açıklanmış olur 8’nde 9’nda Türkiye’yi 2023’e taşıyacak yeni cumhuriyet hükümeti açıklanmış olacak. Meclis çalışmaya başlayacak ve böylece işler aralıksız devam edecek. Değerli dostlar, ben bu vesileyle bunu bir fırsat bilerek şunu söylemek istiyorum: Milletimiz yine basiretiyle, ferasetiyle Türkiye’nin geleceğini dizayn etti. Türkiye’nin geleceğini yol haritasını belirledi, güven ve istikrardan yana tercihini kullandı ve bu sayede de ülkemiz artık gelecek hedeflerine çok daha kararlı bir şekilde gitmiş olacak. Türkiye’nin önünde belirli işler var burada da TİM Başkanı konuşmasında yapılanları söyledi, yapılması gerekenlerden bahsetti. Tabi ki yapısal reformlara devam edeceğiz, ülkemizin cari açığını, çifte açığını kontrol altına alacak tedbirleri ihmal etmeyeceğiz. Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Para politikalarındaki çalışmalarımızı her kurum kendi kapasitesinde yürütmeye devam edecek ve inşallah Türkiye maalesef algıyla, olgu arasında Türkiye’de bir fark var. Türkiye’nin olgusu algısının çok üzerinde ellerindeki imkanları, fırsatları çok daha fazla. Ama sistematik bir algı operasyonuna tabi olduğumuzda bir gerçek bunu hep yaşadık. Yani bunun tipik örnekleri var. Seçim kararı açıklandıktan sonra değerlendirme kuruluşları alelacele gündem yapıyorlar Türkiye hakkında kararlar alıyorlar bunlar seçime öyle veya böyle müdahaleye yönelik hareketlerdi, ama millet bunları iplemedi ipini çekti bunların işi de bitti yani.

Türkiye’nin siyasetini kimse dışarıdan dizayn edemez. Türkiye’nin siyasetine karar verecek milli iradedir, milli iradenin sahibi de millettir. Bu vesayet, bilmem ne biz niye bu işleri yaptık kardeşim, biz durup dururken niye bu sistemi değiştirdik? 15 Temmuz’u hatırlayın, ondan önceki olayları hatırlayın keyfimizden mi yaptık? Ne güzel tıngır mıngır gidiyoruz her şey yolunda Başbakanlıkta var, bakanlıklarda var, ama memleketin geleceği. Sürekli birden birisi bir yerden kafayı gösteriyor ben de buradayım. Kardeşim, sana kim görev verdi? Sana millet bir yetki mi verdi? Yok. Ama maalesef bu vesayetlerden bak neler kaybetti Türkiye bak söyleyeyim. AK Parti döneminde Türkiye ortalama büyümesi 5.7 15 yıl arka arkaya. 1924’ten 2003’e kadar 4.7. Ne var diyeceksiniz yani AK Parti yüzde 1 büyüme fazla yapmış bununla mı övünüyor diyebilirler bazıları, evet onunla övünüyoruz. Eğer 24’ten 2003’e kadar Türkiye 4.7 büyümeseydi 5.7 büyüseydi bugün biz dünya ekonomisinde 7’nci sıradaydık. Fransa’dan sonra 7’nciydik. Niye? Darbeler, müdahaleler, demokrasinin kesintiye uğraması bize milli gelirde 2.6 kat daha az büyümemize sebep oldu. İşte bütün bunları dikkate alarak bu değişikliği yaptık. İnşallah bundan sonra zaman ekonomisi çok daha iyi işleyecek, zamanı daha etkin kullanacağız. Aynı zamanda daha çok gencimizi hayata daha iyi hazırlayacağız. Gençlerimizin aldatılıp yüzünü dağa çevirmesinden kurtardık, şimdi de artık gençler geleceğin planlarını yapıyor, onların tekrar dağa yönlenmesini önleyeceğiz. Bunun için de istikrar güven tekrar ediyorum olmazsa olmazımız. Ve terör Türkiye’nin gündeminden çıkması lazım. Çıktı fakat Türkiye’nin gündeminden çıkması yetmiyor, aynı zamanda etrafımızda terör sponsorlarının da ortadan kalkması lazım. Sınırlarımız ötesindeki alanların da güvenli hale getirilmesi lazım onun içinde başladık. Batıdan doğuya doğru gidiyoruz, şimdi doğudan da başladık, yani aşağı yukarı bin kilometrenin üzerinde biz sınır bandımızı şu ana kadar kontrol eder hale geldik, geriye kaldı bir 400 kilometrelik bölüm. Pardon yanlış söylüyorum, 500 kilometrelik kısmını tamamladık geriye kaldı 800 kilometrelik bir bölüm onun üzerinde de çalışıyoruz.

Ülkemize içeriden ve dışarıdan herhangi bir tehdit vaki olduğunda bunun için gerekeni yapmak için hiç kimseden icazet alma durumunda değiliz. Bu ülkenin beka meselesidir, bu ülkenin güvenlik meselesidir ve istiklal meselesidir bunun gereğini yaparız. Çünkü bu olmadığı zaman hiçbir şeyi konuşamayız. Can ve mal güvenliği teminat altına alınmayan bir ülkede ne ihracat anlam ifade eder, ne ticaret anlam ifade eder ne de bu rakamların bir önemi olur. Bunların bilincindeyiz buna göre Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inşallah bundan sonra da Türkiye’nin 2023 hedeflerine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesi ve ötesine taşımak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.

Sizlerin bugüne kadar yaptığınız çalışmaları biliyoruz tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Bilhassa Sayın Mehmet Büyükekşi’ye görevlerinden dolayı bu hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Yeni göreve gelecek arkadaşları tebrik ediyorum. Genel Kurulunuzun hayırlı uğurlu olmasını diliyor, ben de bu vesileyle görevimi tamamlamak üzereyim. Belki de görevimden önce son konuşmam oluyor umuma açık son konuşmam oluyor. Bugüne kadar yaptıklarımız, yapamadıklarımızı da millet değerlendirecek, biz kendimize bir paye çıkarmak konumunda değiliz. Eksiğiyle, gediğiyle ülkemiz için, milletimiz için gayret ettik, çalıştık, çabaladık. Ve bugün 24 Mayıs 2016’da göreve geldiğimde önümüzü koyduğumuz hedeflerin hepsini gerçekleştirmiş olmanın gönül rahatlığıyla karşısındayım milletimin. 65’nci Hükümetin Başbakanı olunca birkaç tane hedef koyduk, terörü Türkiye’nin gündeminde alt sıralara indireceğiz dedik. Ekonomik büyümede gerekli yapısal tedbirleri alacağız dedik ve Fırat Kalkanı, Afrin Harekatı bunları planladığımız harekatlardı başarıyla gerçekleştirdik. Hepsinden ötesi hesabımızda olmayan bir 15 Temmuz vardı bizim gündemimizde yoktu. O dışarıdan geldi piyasaya onun da üstesinden geldik elhamdülillah. Cumhurbaşkanımızla, milletimizle, sizlerle beraber ülkeyi demokrasiyi büyük bir badiren kurtardık, ama ondan sonra ve öncesi hedefimizde olan yönetim sistem değişikliğiydi bunu da başardık. Türkiye’nin belki en zor şartlarında başardığımız en önemli işlerden bir tanesidir. Şimdi onun uygulamasını da gerçekleştirdik dolayısıyla, bize yapacak bir iş kalmadı. Teşekkür ediyoruz milletimize güveninden, desteğinden dolayı bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bundan sonra ülkemizin, milletimizin gelecek hedefleri için sorumluluğumuz bitmedi sorumluluğumuz devam ediyor görevimiz bitti ama. Hangi konumda, hangi şartlarda olursa olsun Cumhurbaşkanımızla beraber milletimize hizmet etmeye arkadaşlarımızla devam edeceğiz diyorum. Ve hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.