Basbakan Yildirim’in TOBB IX. Türkiye Ticaret ve Sanayi Surasi’nda yaptigi konusmanin tam metni
Ticaret odaları, ticaret borsalarının değerli başkanları; IX. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şûrası dolayısıyla biraraya geldik. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Şu ana kadar 45 ilimizden-ilçemizden ticaret odası başkanları, sanayi odası başkanları görüşlerini ifade ettiler, sorunları dile getirdiler. Bunların tamamını büyük bir titizlikle bakan arkadaşlarımızla beraber not ettik. Bunların hepsine tabiatıyla çözüm bulmak ülkemizin, milletimizin muasır medeniyetler yolculuğunda en önemli paydaşlarından biri olan siz sanayi ve ticaret erbabının önünü açmak, yolunu aydınlatmak, 65. Hükümet olarak bizim en önemli görevlerimizden biridir, bundan emin olabilirsiniz. AK Parti iktidarı olarak geçtiğimiz 14 yılda biz hep bunu yaptık. Her şeyi biz biliriz, biz yaparız zehabına kapılmadan memleketin bütün paydaşlarını her alandaki sivil toplum kuruluşlarını işin içine dahil etmek suretiyle vatandaşımızın, milletimizin beklediği en uygun, en ideal çözümü üretmeye çalıştık.
Hepiniz, hepimiz beraber yaşadık, 15 Temmuz gecesi Türkiye için ikinci Kurtuluş Savaşıdır, ikinci kurtuluş mücadelesidir. Bu mücadeleyi yüzümüzün akıyla milletçe kazanmış olmanın haklı gururunu ve bahtiyarlığını yaşıyoruz. O gece herkes meydanlardaydı. Az önce tanıtım filminde de gördük, Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı, bütün üyeleri yurdun her köşesinde demokrasiden yana, milli iradeden yana net bir tavır koymak suretiyle darbe girişimine kalkan hainlere en güzel cevabı verdiniz; hepinize çok teşekkür ediyorum. Ve bu vesileyle ülkemizi darbecilere bırakmayan, bu uğurda canlarını veren bütün şehitlerimizi rahmetle, şükranla anıyoruz, mekanları cennet olsun. Gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.
Ayrıca, ülkenin birliği ve bütünlüğü için canını siper ederek mücadele eden sınır boylarında Doğu-Güneydoğu, Türkiye’nin her köşesinde bütün güvenlik güçlerimize, korucularımıza, askerimize, polisimize Allah yar ve yardımcıları olsun. Bu uğurda şehit olan kardeşlerimizi de yine rahmetle anıyoruz, gazilerimizi de şükranla yad ediyoruz.
Değerli arkadaşlar; Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle tarih boyunca sürekli herkesin gözünün üzerinde olduğu bir yer olmuştur. Bunun sebebi, Türkiye’nin doğu ile batı medeniyetleri arasında bir geçiş bölgesinde olması. Dolayısıyla Türkiye sadece bulunduğu bölgede milletinin, ülkesinin geleceğini inşa etmekle kalmıyor, farklı medeniyetleri de barış içinde birlikte yaşamasını sağlayan bir görevi de ifa ediyor. Etrafımızda çok ciddi istikrarsızlıklar var, bu yönde gelişmeler var. Suriye, Irak ve bütün Ortadoğu’da, Karadeniz’in kuzeyinde yaşanan bu istikrarsızlıkların en fazla etkilenen ülkesi, en başta etkilenen ülkesi Türkiye’dir. Türkiye son 6 yıldır bunun bedelini ödüyor, maalesef birçok bakımdan bedelini ödüyor. Mülteciler ilk önce canlarını kurtarmak için Türkiye’nin yolunu tutuyor. Biz geleneğimiz, tarihimiz, geçmişiz itibariyle kapımıza geleni geri çeviremeyiz. Bütün bu kardeşlerimizi, can güvenliği korkusuyla yerlerini, yurtlarını terk eden bu insanları bağrımıza bastık, ekmeğimizi paylaştık. Biz bize yakışanı yaptık. Aynı zamanda da bölgedeki sorunların çözülmesi için Türkiye olarak en aktif bir şekilde çabalarımızı sürdürüyoruz. Suriye’de bir an önce bu anlamsız savaşın sona ermesi, daha fazla masum insanın hayatını kaybetmemesi için bütün bölgedeki paydaşlarla yakın temaslarımız devam ediyor.
Türkiye sadece bölücü terörle uğraşmıyor, Türkiye aynı zamanda güney sınırlarımızdan sızarak ülkemizde intihar eylemleri gerçekleştiren DEAŞ terör örgütüyle de amansız bir mücadele veriyor. Biliyorsunuz bir süre önce Fırat Kalkanı Operasyonunu başlattık. Bu operasyonun amacı; Türkiye’nin hudutlarının güvenliğini sağlamak ve bölgede yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini teminat altına almaktır. Bugüne kadar yaklaşık 1000 kilometrekarelik bir alan terör unsurlarından tamamen temizlenmiş ve buraya asli unsuru olan Suriyeli mülteciler dönerek yerleşmeye başlamıştır. Cerablus daha önce 200 sivil yaşarken, bugün 2000-2500 sivil yaşamaya başlamış, okullar açılmış, elektrikler verilmiş, sağlık hizmetleri temin edilmiştir. Dolayısıyla biz aslında Suriye’nin normale dönmesi için işin bir yerinden başlamış bulunuyoruz. Diğer ülkelerin de aynı şekilde bir an önce terör gruplarını ortadan kaldırarak Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyacak şekilde bütün etnik yapıların birlikte yaşayacağı ve herkesin temsil edeceği bir yönetime ulaşması, kavuşması için gerekli sorumluluğu yerine getirmesini bekliyoruz. Bu konuda Rusya’yla, Amerika’yla, İran’la aktif olarak görüşmelerimiz, temaslarımız devam ediyor. İnşallah burada da her türlü olumsuzluğa rağmen bir mesafe kat ederiz diye düşünüyoruz.
Şimdi son günlerde Musul’un DEAŞ’tan temizlenmesi diye bir konu var. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri bir faaliyet içerisinde ve bu ay içerisinde böyle bir operasyonu Irak Merkezi Hükümeti ve bölgedeki aşiretlerden oluşan misil gücüyle yapma amacında, böyle bir çalışması mevcut. Bu konuda Türkiye’nin hassasiyeti malum, Musul’da 2 milyon insan yaşıyor. Bu DEAŞ bir günde işgal etti, bu insanlar evlerinden, yerlerinden, yurtlarından oldu. Tabii ki DEAŞ’ın temizlenmesi lazım, buna hiç şüphe yok. Zaten bizim Başika’da bulunan birliğimiz, askeri unsurumuz uzun zamandan beri oradaki DEAŞ unsurlarının temizlenmesi için bir yandan mücadele ediyor, bir yandan da o bölgedeki bölgenin gerçek sahiplerinin eğitilmesi için bir faaliyet gösteriyor. Bütün bunlar yapılırken bu operasyonun yaklaştığı bugünlerde Irak Hükümetinden anlaşılmaz bir tepki geldiğini görüyoruz. Irak’ta 63 ülkeden askeri unsur var değerli arkadaşlar, 63 değişik ülkeden, Yeni Zelanda’dan bile var, Yeni Zelanda nere, Irak nere? Şimdi Türkiye ile 350 kilometreden fazla hududu olan ve 30-35 senedir ülkemizin başını ağrıtan PKK terör örgütünün barındığı Irak’ta Irak Merkezi Yönetimi bugüne kadar hiçbir tedbir almaz iken ve 63 değişik ülkeden burada terörle, DEAŞ’la mücadele adıyla askeri unsurlar bulunurken, bütün bunları bir kenara bırakıp Türkiye’nin oradaki varlığına takılması abesle iştigaldir. Bunun hiçbir şekilde iyi niyetle izahı yoktur. Irak Hükümeti, Bağdat ne söylerse söylesin, bölgedeki DEAŞ’la mücadele için, bölgedeki demografik yapının zorla değiştirilmemesi için Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir. Bizim amacımız, daha fazla insanlık dramının yaşanmaması, daha fazla kan akmaması ve bölgedeki oldu-bittilerin önüne geçilmesidir. İrabda mahalli olmayan birçok ülke orada dolaşırken, tarihi derinliğiyle bölgede her zaman olmuş Türkiye hakkında böyle ileri geri laflar etmek Irak Hükümetinin haddi değildir.
Değerli arkadaşlar; ülkemiz sınırları içerisinde de bölücü terörle amansız bir mücadelemiz var. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz Temmuz ayından itibaren terörle mücadelede yeni bir safhaya geçtik. Önce çukur siyasetiyle şehirlerimiz, ilçelerimiz işgal edildi. İşte burada dinledik, Nusaybin’in geldiği noktayı gördük. Bu bölgede maalesef çok büyük tahribatlar yaptı bölücü terör örgütü, çok insan bundan zarar gördü. Şehirler, binalar perişan oldu, yıkıldı, yerle bir oldu. Hayatını kaybeden insanlarımız oldu. Şehit olan güvenlik güçlerimiz oldu. Ama bütün bunlar geride kaldı, şimdi artık bu ilde ve ilçelerde muazzam bir yeniden imar faaliyetine başladık. İlçelerde konut yapımına başlandı, yol yapımına başlandı, altyapı çalışmaları hızla başladı. Yaralar süratle sarılıyor, hayat normale dönüyor, esnafların gecikmiş borçları tekrar yapılandırıldı, yeniden işletme ihtiyacı olan krediler temin edildi. Şöyle ki, 1 yıl içinde en az 15 bin konut yapılacak. Önümüzdeki 4 yıl içinde yapılacak konut miktarı da bölgede 67 bini buluyor. Bu Doğu ve Güneydoğu Anadolu cazibe merkezlerindeki toplam kamunun ve devletin yapacağı yatırımların tutarı 140 milyar lirayı buluyor.
Bölgede aslında biz AK Parti hükümetleri olarak geçtiğimiz 14 yılda çok büyük hamleler yaptık. Bunu nereden biliyoruz? 2002 yılında bugün cazibe merkezi yapmaya karar verdiğimiz yatırım ve destek hamlesini açıkladığımız 23 ilin ortalama kişi başına milli geliri 750-800 dolardı. 2016 başına geldiğimizde değerli arkadaşlar, bu illerin ortalaması 5500 doları buldu. Türkiye’nin 3200 dolardan 9-10 bin dolarlara yaklaşık 3 kat büyümesi ile kıyaslandığında burada 8-9 kat oranında bir büyüme görüyoruz. Aslında buradaki refahtaki farklılığı ortadan kaldıracak son 14 yılda büyük bir pozitif ayrımcılık yaptık alt yapıda-üst yapıda. Neye rağmen yaptık bunu? Amansızca terörle mücadeleyi devam ederek yaptık. Biliyorsunuz yatırım güven ister, yatırım istikrar ister. Bütün bunlarla bir yandan güvenliği sağlamak için mücadele ettik, bir yandan da bölgeyi geleceğe hazırladık. Ama bütün bu yapılanları bir ayda tarumar etti terör örgütü. Hani terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu vardı? Kürtlerin sorunu, Kürtlerin evini başına yıkmak mıdır? Kürtlerin sorununu çözmek, onları evinden barkından etmek midir? Vatandaşlarım bilsin, hepiniz bilin, bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız da bilsin; Kürt sorunu yok, Kürtlerin terör örgütü PKK sorunu var. Bu sorunu bütün bu terör unsurlarının kökünü kazıyarak halledeceğiz. Milletle bunları aramızdan çıkaracağız. Bunlar ne Kürtleri temsil ediyor, ne Türkleri temsil ediyor; bunlar Kürt’e de zarar veriyor, Türk’e de zarar veriyor. Bu milletin, bu ülkenin ilerlemesini, gelişmesini geciktiriyorlar. FETÖ de, bötö de, ikisi de aynı merkezden kumanda ediliyor. Bunu gördük, 15 Temmuz’da bunu gördük. Bunların iplerinin aynı yerde olduğunu gördük. Biri bırakıyor, biri alıyor, maksat Türkiye’yi oyalamak, hızını kesmek, hedeflerini geciktirmek. Ama başaramayacaklar. 15 Temmuz’da derslerini aldılar, FETÖ’cüler dersini aldı, şimdi de bötö’cüler, bölücü terör örgütü dersini almaya devam ediyor. Kırsalda, şehirde, her yerde güvenlik güçlerimiz ensesinde.
Şimdi hedef, Türkiye’yi artık terörle anılan ülke olmaktan çıkarmak. Yeter, terör mutlaka Türkiye’nin gündeminde en alt sıralara inecek. Başarılı bir operasyon yürüyor. Kırsalda, hudut boylarında bunların yuvalandığı yerleri biliyoruz yıllardır. 12 tane ana merkezde gece-gündüz demeden cansiperane bir şekilde polisimiz, askerimiz, korucularımız, hepsi müthiş bir mücadele içindeler. Ve bu mücadeleyi millet kazanacak. Şu anda bölgede Allah’a şükür terörle mücadeledeki destek yüzde 90’lara ulaşmış durumda, yüzde 90’lar. Bu ne demektir? Biz artık bunlardan bıktık-usandık, ne yapın yapın bunları temizleyin diyor millet. Biz de milletin dediğini yapmak mecburiyetindeyiz. Milletin dediğinin tersini yapanların nerede olduğunu görüyorsunuz.
Onun için değerli arkadaşlar, istikrar olan yerde her şey olur. Bir kere her şeyden önce istikrar lazım. Eğer Türkiye bir koalisyonla, zayıf bir hükümetle 15 Temmuz’u yaşasaydı bugün bunların hiçbirini konuşamayacaktık. Ama sağlam iradeyle, kuvvetli bir iktidarla ve vatanını, milletini seven baş tacı ettiği bir Cumhurbaşkanıyla, milli iradenin seçtiği güçlü iktidarıyla ve 79 milyon kahraman halkıyla o gece destanlar yazdı ve bütün dünyayı ters köşe yaptık. Bazı dost bildiklerimiz birbirlerini kucaklayıp tebrik ediyorlardı bizim çocuklar başardı diye. Ama gün ağardığında mosmor oldular. Çünkü onlar bir şeyi hesap edemediler, halkı ve Hakk’ı hesaba katmayan hiçbir hesap, hiçbir işin başarılı olma şansı yok. O gece halkın gücü tankın gücünün üstüne çıkmıştır, hesaplar alt-üst olmuştur. Onun için böyle bir milletin ferdi olmaktan her birimiz ne kadar gurur duysak azdır arkadaşlar.
Evet, sanayicilerimiz, tüccarlarımız, 45 tane arkadaşı bilfiil dinledim, birazdan güvenlik toplantısına geçeceğim, arkadaşlarımız Nurettin Bey, Nihat Bey, Faruk Bey ve Bülent Bey sizlerle çalışmaya devam edecekler, onlar da bundan sonraki oda başkanlarımızı dinleyecek.
Şundan emin olmanızı istiyorum değerli arkadaşlar: Ticaretin canlanması, talebin artması için tedbirler almamız gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde bu tedbirlerden bazılarını aldık, içerideki ticaretin canlanması için biliyorsunuz tüketici kredilerinin taksitlendirilmesi konusunda bazı kararlar aldık, yaklaşık 15 milyar liralık bir piyasalarda ilave canlanmayı sağlayacak tedbirler paketini yürürlüğe koyduk. Kredi sayısının 9’dan 12’ye yükseltilmesi, tüketici kredilerinde taksit sayısının 36’dan 48’e çıkarılması ay olarak, bankalarda tüketici kredilerini, tüketici kartlarının 72 aya kadar yeniden yapılandırılması konularını karara bağladık.
Şimdi burada dinlediğim arkadaşların birçoğundan şu şikayeti aldım: Bankaların ticaret erbabımıza, sanayicilerimize gerektiği kadar yardımcı olmadığı, yaşatmak yerine tökezleyenlerin bir tekme de ben vurayım anlayışıyla davrandığını söylediniz.
İki tane konu var; bir tanesi bu FETÖ meselesi. FETÖ’yle mücadelede iş alemi için bizim ölçümüz çok nettir. Biz şirketleri değil, sorumlu şahısları cezalandıracağız. Şirketin en kabahati var? Bir sürü çalışanı var, iş, aş, evlerine ekmek götürüyorlar, memleketin ekonomisine katkı sağlıyorlar. Bizim şirketle bir alıp veremeyeceğimiz olmaz, şirket çalışmaya devam edecek. Ama şirket içinde yönetici düzeyinde, ortak düzeyinde bu terör örgütüne mensup birisi varsa, bunlarla iş tutan birileri varsa, tabi ki onları ayıklayıp şirketi temize çıkarmak bizim görevimiz; ölçü bu.
Bunun için mesela mahkemeler her yerde kayyum atıyorlardı, bu kayyumların uzmanlığı tartışılır hale geldi. Bir değişiklik yaptık, dedik ki, bütün şirketler artık tek kayyum olacak, o da TMSF olacak. TMSF bu konuda uzman, şirketlerin yaşatılması, ihya edilmesi, gerekirse tasfiyesi, yıllardır bu işi yapıyor. Bu sizin talebinizdi, bu talebinizi dikkate alarak böyle bir düzenleme yaptık ve hemen zaten birdenbire halka açık şirketlerin değerleri artmaya başladı, şirketler tekrar normal çalışmaya devam etti.
Şimdi değerli arkadaşlar, şunu unutmayalım: Türkiye bir hukuk devleti, yasama, yargı, yürütme, biz işin yürütme tarafındayız, icra tarafındayız. Yasama kendi işini yapacak, biz kendi işimizi yapacağız, Meclis de kendi işini yapacak. Ama vatandaşa hesabı veren biziz, siyaset hesabı veriyor. Onlar yanlış yapıyorsa, vatandaş onlara hesap sormaz, hesabı bizden sorar, onun için biz de bizden sorulacak hesabı önce onlardan soracağız. Eğer FETÖ’yle mücadelede ortaya koyduğumuz standartların dışında esas ve usullerin dışında keyfi kararlar verenler varsa, bunları da tek tek ele alıp gereğini yapacağız, bu kadar açık söylüyorum. Kamu yetkisi kullanan hiçbir kimsenin keyfi davranma hakkı yok, keyfilik olmaz, her şey kuralla olacak, adaletle olacak. İntikam duygusuyla, duygusal boyutla olayları ele alırsak, FETÖ’yle mücadelede başarılı olamadığımız gibi, yeni sorun alanları da açmış oluruz; asla buna müsaade etmeyeceğiz.
Burada bir kez daha altını çizerek söylüyorum: Bu konuda mağduriyeti olanlar varsa, haksız uygulamalar varsa, Başbakan Yardımcım Nurettin Canikli bu işle görevlidir, bütün bilgiler gelsin, diğer ilgili bakanlarla temas halinde bu konunun üzerine gideceğiz, bundan hiç ama hiç tereddüdünüz olmasın.
Değerli arkadaşlar, tabi ekonomi konusu birkaç gün önce, Salı günü orta vadeli plan açıkladık. Orta vadeli plandan amacımız, gelecek 3 yıla yönelik öngörülerimizi toplumla paylaşmak, demokratik yönetimlerin, şeffaf ve hesap verebilir yönetimlerin yapması gereken bir işi yaptık, ey ahali, ey iş adamları, ey sanayiciler, biz 3 yıl içerisinde şunları şunları yapacağız, bütçe değerlerimiz şöyle olacak, büyüme şöyle olacak, enflasyon şöyle olacak, istihdam-işsizlik ilişkisi şu şekilde olacak diye açık açık kamuoyuna taahhüt veriyoruz. Bizim bir anlamda ev ödevimiz, bunu sizlerle paylaştık, milletle paylaştık. Tabi müspet- menfi eleştiriler her zaman olabilir, geldi, ama genelde orta vadeli planın büyük bir oranda kabul gördüğüne de şahit olduk.
Şimdi bakış açısı önemli, yani biz bir ekonomik perspektif ortaya koyuyoruz, bir öngörü yapıyoruz, bunun bakış açısı çok önemli. Bakış açısında birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir; orta vadeli plan büyümeyi öncelikli olarak ele alıyor, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, yani gerçek ekonomiye daha fazla kaynak aktarmaya devam edeceğiz. Bütçe açığının artması pahasına yatırımlarda kısıntıya gitmiyoruz, bir kere bu birinci prensibimiz.
İkinci prensibimiz, yapısal değişim ve dönüşüm programını kararlılıkla sürdüreceğiz, her alanda başlatılan reformlara devam edecek. Uygulamadan kaynaklanan sorunlar teker teker çözülecek.
Şimdi burada dinledim, bütün anlatılanların yüzde 60’ı-70’i uygulamayla ilgili. Yasalar var, altyapı var, ama uygulamaya gelince maalesef keyfilik yüzünden vatandaşımız, yatırımcımız, sanayicimiz zaman kaybediyor, üzülüyor, bunları da birlikte aşacağız arkadaşlar. İnsanın olduğu yerde sorun var, ama sorunları çözecek olan yine insan. Beraber çalışacağız, daha yakın temasta olacağız, TOBB, odalarımız, ilgili bakanlarımız her bir konunun tek tek takipçisi olacak, ben de onların takipçisi olacağım. Bizim asıl meselemiz uygulamadır. Düzenleme yeterince var, belki yeterinden de fazla düzenlemelerimiz var, ama uygulamaya gelince maalesef taşrada, orada-burada farklı farklı durumlar ortaya çıkıyor ve bundan da sektörümüz, sizler zarar görüyorsunuz. Emin olabilirsiniz ki, işimiz bundan sonra takip, daha fazla takip, sahada ne oluyor ne bitiyor, yukarıda alınan kararlar sahada hangi oranda uygulama imkanı buluyor, bunları bütün bakanlarımız tek tek takip edecekler ve gereğini yapacaklar.
Değerli arkadaşlar; darbeyle bir yanan uğraştık ama, bir yandan boş durmadık, birçok düzenleme yaptık, bu düzenlemelerin birçoğu da ekonomiyle ilgili. Aslında darbenin gürültüsü içerisinde belki fark edilmedi, ama reform niteliğinde düzenlemeler yaptık, vergi barışı, kasa stok affı, borçların yeniden yapılması, Damga Vergisinde basitleştirme, Türkiye Varlık Fonu, bireysel emeklilikte otomatik katılım, bunların hep biri gelecek 10 yıl için Türkiye’nin kaderini değiştirecek reform niteliğindeki işlerdir. Vatandaş ihraççısıyla, ithalatçısıyla, üreticisiyle niye kavgalı, nizalı olsun? Yani malıyla rezil olmak diye bir şey var, niye olsun? Gel kardeşim, otur, anlaş barış, el sıkış, yoluna devam et. Ne kadar çok üretirsek, ne kadar istihdamı artırırsak, o kadar ülkemizi ileri taşımış oluruz, hepimizin amacı bu. Türkiye zenginleştikçe, Türkiye’nin her köşesinde refah arttıkça, artık terör daha az konuşulacak. İnsanlar kaybedecekleri kazanacaklarından daha fazla olduğu zaman huzuru tercih eder, istikrarı tercih eder, güveni tercih eder bizim de amacımız bu. Yurdun her köşesine, her karış toprağına vatandaşlarımız rahatça seyahat edecek, oralarda rahatça iş yapacak, yaşamını sürdürecek, çocuklarının eğitimin yapacak, sağlık hizmetleri eksiksiz verilecek.
Benim TOBB’dan, siz sanayicilerden özellikle bir ricam var, bir istirhamım var, cazibe merkezi olarak tanımladığımız 23 ilden oluşan bölgeye yönelik bir hamle başlatmanızı istiyorum bunu istiyorum tamam mı Başkanım? Hepimiz elimizi taşın altına koyacağız. El eli yıkar el de döner yüzü yıkar diye bir tabir var dolayısıyla, o bölgelerde mutlaka pozitif ayrımcılık yapacağız, yatırım yapacağız, karşılığını biz vereceğiz hiç merak etmeyin Hakkullah yok ne istiyorsak karşılığını vereceğiz bundan emin olabilirsiniz.
Değerli kardeşlerim, dile getirilen konular sanayinin daha da geliştirilmesi, yeni OSB’ler yapılması, efendim lojistik merkezleri yapılması, birtakım bürokratik engellerin ortadan kaldırılması, bu ve buna benzer şeyler. Ben burada lükse yönelik, israfa yönelik hiçbir talebe rastlamadım. Hepsi kendi içinde tutarlı, hepsi de ülkeye katma değer sağlayacak, bölgeye daha fazla yatırım yapmayı temin edecek talepler bunlara karşı duyarsız olamayız, hiç kimse olamaz. Fakat şunu bilmenizi istiyorum: Yani Türkiye’nin mutlak üstünlüğü yok, petrolü yok, doğalgazı yok. Mukayeseli üstünlüğümüz var, mukayeseli üstünlüğümüz ne? Genç nüfusumuz, beşeri kaynağımız. Bu bizim birçok ülkede olmayan gücümüz bu gücümüzü şimdi kullanma zamanı gelmiştir. Nasıl yapacağız? Biz üzerimize düşen görevleri yapacağız, gençlerimizi en iyi şekilde eğitimle donatacağız, sizler de bu gençleri alıp önlerini açacaksınız geleceğe hazırlayacaksınız.
Şimdi bakın çıraklıkla ilgili düzenlememiz var, meslek okullarıyla ilgili düzenlememiz var. Gençlerden mesela işe aldığınız zaman bütün yüklerini biz karşılıyoruz. İlk defa işe gireceklere efendim sigortasını, muhtasarını vesairesini bütün şeylerini öyle değil mi? Biz karşılıyoruz 12 ay boyunca. Ayrıca çıraklık eğitimindeki masrafları da biz karşılıyoruz. Yani çıraklar bize yük oluyor demenize lüzum yok, onlar gelsin iş öğrensinler. Kaç tane çalıştırıyorsunuz o kadarının hepsinin maaşı dahil hepsini veriyoruz. OSB’lerde meslek okulları açmak istiyorsunuz buyurun açın hiçbir engel yok her türlü desteği veriyoruz.
Yeter ki gençlerimize geleceğimize yatırım yapın hepimiz ülkeyi onlara devredeceğiz. Gençlerimiz dağa çıkmaktan daha fazla heyecan duyacağı yerler olduğunu bilmesi lazım. Bölgedeki gençler bakın geçen sene 4 bin civarında, 4500 civarında dağa çıkan genç var, bu sene 400 bile olmadı. Niye? Geleceğe olan umutları arttı. Gençlerimize sahip çıkacağız, sadece ana, baba, okula bırakmayacağız. İşverenler olarak sizlerle bu sorumluluğu alıyorsunuz daha azla alacaksınız, onlara daha çok şansı tanıyacaksınız, biz de gereken desteği size vermeye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, finansmana erişim Türkiye’nin önemli sorunu bunun için tedbirler alıyoruz. Eximbank ihracatçılarımız için Eximbank desteklerini 2017’den itibaren üç kat artırıyoruz. Nasıl olacak bu? İhracat yapıyorsunuz diyelim ki, 100 milyon dolarlık ihracatınız var, ilave 10 milyon dolar daha ihracat yapıyorsan ona her türlü desteği vereceğiz. Prim desteği, navlun desteği, daha birçok destekler yeter ki satmak için siz gereken gayreti tanıtım vesaire bütün bu destekler verilecek. Ayrıca Kalkınma Bankasını da yeniden yapılandırıyoruz. Bütün yatırım işleri Kalkınma Bankası üzerinden finanse edilecek, çünkü diğer bankaların bu konuda uzmanlıkları tam yok, bir de onlar başka konulara daha çok yöneliyorlar. Ama Kalkınma Bankası özellikle kamunun desteklediği projeleri uzun vadeli olarak finanse edecek, parasal destekleri verecek. Daha önemlisi bütçe dengelerini bozmadan Türkiye Varlık Fonunu ağırlıklı olarak Türkiye’nin geleceğini inşa edecek projelere kaynak aktarmak amacıyla kullanacağız. Şimdi ne oluyor? Bütçe var öncelikli işte ücretler, emekliler, sağlık, eğitim, efendim, sanayi, tarım, sosyal destekler para bitiyor, gelirler bitiyor yatırım en sona kalıyor. Bütçe açığını da fazla şişirmemek için bir miktar yatırıma para ayırıyoruz. Eğer biz böyle çalışsaydık bu yolları, bu köprüleri, bu dünyanın en büyük havaalanını yapamazdık. Ne yaptık? Bunları kendi içerisinde finansmanını sağlayacak vatandaş, devlet işbirliğiyle yaptık. 50 milyar dolarlık ilave kaynak üreterek bu yatırımları gerçekleştirdik, yoksa bunlar 10 sene, 20 sene daha konuşulur. 50 senedir Osmangazi Köprüsü konuşuluyor 50 sene. Üçüncü Köprü Yavuz Sultan Selim konuşuluyor. Dünyanın en büyük havalimanı size bir de müjde vereyim, Türkiye dünyanın en büyük havalimanını yapıyor dünyada bunu gördü evvelsi gün Kanada’da Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün Genel Kurulu oldu. Türkiye 172 üyeden 156’sının oyunu alarak konsey üyeliğine seçildi. Hani Türkiye’de darbe var, terör var, Türkiye’ye gelmeyin, gitmeyin, Türkiye’yi yalnızlaştırın, bu FETÖ’cülerin propagandalarına rağmen Birleşmiş Milletlere üye 172 ülkenin 156’sının oyunu alarak en yüksek oyla seçilen ülke oldu. FETÖ’cüler himmet paralarını oluk olur lobi şirketlerine, dışarıdaki yandaşlarına aktarmaya devam ediyor. Ama unutmasınlar, hazırın ardı tez gelir suyu kestik borudaki suyu kullanabildiğin kadar kullan ondan sonra ne yapacaksın bakalım? Hangi garip gurebayı aldatacaksın? Allah diyerek, kitap diyerek, cennet diyerek bütün kutsallarımızı kullanarak bu insanları aldattınız, mağdur ettiniz bundan büyük alçaklık olur mu? Şimdi de kalkmışlar bin bir türlü tezviratlarla kafa karıştırıyorlar. Tekrar geleceğiz, bitmedi, etmedi, cennette buluşacağız, dayanın. Allah ıslah etsin diyorum. Bakın biz bu örgütte üç tane yapı var bir, ibadet edenler. İki, ticaret yapanlar. Üç, ihanet edenler. Birinci hedefimiz ihanet edenler, onların canına okuyacağız, hiç şaşarı yok. Ticaret edenler eğer bu ticaretlerini milletin malını mulunu çoluğun çocuğunun rızkını eğer bu terör örgütüne aktarmışsa onlarda bunun hesabını kuruşuna kadar verecek orada da bir af yok. Ama ibadet amaçlı bu yardımları yapanlar, arka plandaki tezgahtan haberi olmayan, masum vatandaşlarımız ki bunlar büyük bir çoğunluğu oluşturuyor bunların bir günahı yok, bunlarla bizim bir alışverişimiz yok hiç endişelenmesin, müsterih olsunlar. Bunların yaptığı en büyük kötülük, kutsallarımızı aşındırdılar. Bizim değerlerimizi hepimizin üzerine titrediği değerlerimizi ortadan kaldırdılar. Onun için değerli arkadaşlar, bu konuda başından beri söylüyoruz, hata yapmamak hiç hata yapmamak mümkün değil. Niye? Örgüt kapalı, kayıt dışı, saydam değil, ilişkileri ancak araştırınca buluyorsunuz. Fakat dedik ki, en az hatayla yapacağız. Kılı kırk yaracağız, yaşla kurunun bir arada yanmasının önüne geçeceğiz. İntikamla değil adaletle davranacağız bunların hepsini yapıyoruz. Ancak uygulamalarda görüyoruz ki, burada da dile getirildi yanlışlar oluyor bunları düzeltmekte mümkün bunu da yapacağız. İşte bu toplantılar, bu konuşmaların amacından biri de budur. Artık bu ne bölücü terör örgütünün, ne BETÖ terör örgütünün gündemimizi işgal etmesi, gündemimizi ifsat etmesine izin vermeyelim. Arkadaşlar, hayat devam ediyor, ekonomimiz kendi mecrası içinde gayet güzel çalışıyor.
Bakın not düşürenlerin bilmesini istiyorum, Japonlar şimdi notumuzu yükseltiyor bir tanesi not düşürüyor, bir tanesi yükseltiyor. Efendime söyleyeyim, bunlar notu düşürdüler ondan sonra bizim göstergeler düzelmeye başladı. Bundan güzel cevap olur mu? İhracat artıyor, sanayi de güven endeksi artıyor, enflasyon azalıyor daha ne istiyoruz? Dünyada bakın dünyada gelişmekte olan ülkelerde Çin, Hindistan’ı çıkarın bu haliyle bile, yani bu haliyle bile Türkiye bir numara, ortalamanın iki katı büyümesi var. Ne var? Bir ton iş başımızdan geçti buna rağmen Allah’a şükür ülkemiz her zaman zorlukların üstesinden gelmeyi başarmıştır. Nasıl başarıyoruz? Birlikle, beraberlikle başarıyoruz. En son örneği, 15 Temmuz dünyada eşi menendi yok arkadaşlar. Bunu başaran bir ülke böyle ufak tefek engellerle diz çöker mi? Asla çökmez. Türkiye’nin geleceği burada işte, Türkiye’nin geleceği sizsiniz. Türkiye’nin aydınlık geleceği, bacası tüten fabrikaların sayısının artmasıyla olacak. İş, aş bulan insanlarımızın sayısının artmasıyla olacak. Tüccarımızın, sanayicimizin, tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın el emeğinin, göz nurunun en iyi şekilde değerlendirilmesiyle olacak. Efendim, işte süt düştü süt al, elma düştü elma al, incir düştü incir al, fındık al bunlar kalıcı çözümler değil arkadaşlar. Önemli olan birbiriyle rekabet etmeyen, bölgesel olarak her zaman değerini koruyabilen ürünleri belirlemek ve destekleri onlara göre tanzim etmek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız 4 aydır bu konuyu çalışıyor. İki gün önce Faruk Bey bu konuda çalışmaları geldi bana anlattı, önümüzdeki hafta da inşallah milletimizle paylaşacağız, çok güzel bir teşvik programı hazırladık. Tarım her şeye rağmen Türkiye için stratejik bir sektördür. Ne kadar zenginleşirsek zenginleşelim tarım bizim için stratejik olmaya devam edecek. Tarımın bu teşviklerle bu teşvikleri devreye soktuğumuzda ülke ekonomisine katkısını kısa sürede 15 milyar arttırmış olacağız.
Teşviklerin mantığı şu: Havza bazlı teşvik olacak, her şey her yerde ekilmeyecek. Ürünler hangi bölgede, hangi ürünler ekilecek buna karar verilecek ve ona göre teşvik sistemi olacak. Hayvancılıkta esas olan kendi hayvan varlığımızı arttırmaktır, satın alıp kesmekle biz bu işin içinden çıkamayız. Damızlıklarımızı, besiciliğimizi kendimiz yapacağız, bunun için başlangıçta ithal etmemiz gerekiyor, doğru, hayvan varlığımızda sıkıntı var. Bunu yapacağız ama, TİGEM’lerde, buralarda hayvan varlığımızı artıracak sistemleri devreye sokacağız.
Ve teşvikleri de öyle her ay parça pinçik ödemek yok, yılda 2 sefer; bir ekin mevsiminin başlangıcında, bir de hasat sonunda 2 kalem ödeyeceğiz, vatandaş da ne aldığını bilecek. Şimdi teşvik bekliyor, para bekliyor, yok, gelmiyor, gidiyor borç alıyor yüksek faizle, orada burada aldığı para tefeciye gidiyor, ondan sonra aldığı para işini, derdini görmüyor.
Rahmetli babamla biz çiftçilik yapardık, en fazla tarla eken de biziz, tarla, her tarafı ekiyoruz, herkes işini bitiyor, harmanını, hasadını yapıyor, işi bitiyor, en son bizim işimiz bitiyor, çünkü çok fazla. Ekiyoruz, biçiyoruz, buğdayları falan çıkartıyoruz, ondan sonra Ekim ayı geliyor, babam diyor ki, ben hükümete gidiyorum. Hükümet dediği de bizim ilçe. Niye gidiyorsun baba? Buğday alacağım. Ne için alacaksın? Tohumluk için buğday alacağım. Baba, biz bu kadar zahmeti niye çekiyoruz? Madem buğday gidip alacaksak, bu iş ne? Yani irat masrafı korutmuyor, tarımdaki problemimiz bu. Verimliliği arttıracağız, maliyetlerimizi düşüreceğiz, tarımdaki ürünlerimizin katma değerini artıracağız, işin özeti bu. Bunu nasıl yapacağımızı bütün detaylarıyla Bakanlık çalıştı, Bakanımız hazır, kaynağı da hazır, nasıl uygulanacağı da belli, ilçe ilçe, il il, havza havza her şey planlandı, inşallah önümüzdeki yıldan itibaren bunu da yürürlüğe koymuş olacağız.
Söylenecek çok şey var, konuşacak çok şey var, ama şimdi konuşma zamanı değil, laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyma zamanıdır, çalışmak zamanıdır, üretmek zamanıdır, sanayicimizin, esnafımızın, tüccarımızın, ihracatçımızın yanında olma zamanıdır.
Unutmayın arkadaşlar, kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır. Asıl marifet, sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları en iyi şekilde buluşturmak, atıl yatırımlara geçit vermemektir. Önceliklerimizi iyi belirleyeceğiz, mükerrerlikten, tekrardan kaçınacağız, birbirini tamamlayan yatırımlara yol vereceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle 9’uncusu gerçekleşen Türkiye Ticaret ve Sanayi Şûrası’nın ülkemize, ülkemiz ekonomisine, sanayicilerimize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet olun.
Ben diğer toplantıdan sonra inşallah vakit kalırsa kapanışa da geleceğim. Arkadaşlarımız burada sizinle çalışmaya devam edeceğiz.
Öğlen yemek arası yok, sandviç verilecek, tasarruf burada başladı.
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, sağ olun, var olun.