Basbakan Yildirim’in Türk Telekom Iftar Programinda yaptigi konusmanin tam metni
Şimdiden Leyle-i Kadriniz mübarek olsun. Yaklaşan Ramazan Bayramınız da mübarek olsun.
Değerli misafirler, değerli Türk Telekom çalışanları; bugün hem böyle bereketli bir iftar sofrasında sizlerle beraber olduk, hasret giderdik, hem de güzel bir açılışı gerçekleştirdik.
Hatırlıyorum, 2012 bir kış gününde, hava şartlarının ağır olduğu bir günde temel atmıştık ve ne büyük mutluluk ki bugün de attığımız o temel tamamlandı, Ankara’nın en modern, en akıllı, en yüksek ofis binasını 1,5 asırlık geçmişi olan marka şirketimiz Türk Telekom’a kazandırmış olduk.
Bu güzel binada ülkemiz için, milletimiz, insanlık için güzel hizmetler yapmayı Mevla’m nasip eylesin.
Türk Telekom bir markadır, 1,5 asırdan fazla geçmişi olan bir şirketimizdir. Ancak dünya değişiyor, kurumlar ne kadar eski tarihe sahip olursa olsun, eğer değişimi okuyamazsa, değişimi göremezse zaman içerisinde yok olup gitmeye mahkum. Hatırlayın, 1969 yılında 2 tane dünyada önemli olay oldu. Bunlardan bir tanesi, aya insan gönderilmesi, diğeri de internetin keşfi. Fakat o zamanlar interneti hiç kimse konuşmadı, hep aya gidiş üzerinde konuşuldu, dünya kamuoyu onu hep konuştu. Aradan geçen 40 yıllık, 50 yıllık süre içerisinde görüyorsunuz artı kayı kimse konuşmuyor, ama internet herkesin cebinde, herkesin dilinde, herkesin işinin, gücünün en büyük aracı olmuş durumda. Dolayısıyla bugün dünya çapında isimlerini hepimizin öğrenmek, bilmek zorunda kaldığımız IT şirketlerinin mazisine baktığımız zaman öyle uzun bir mazileri yok, en fazla 15-20 sene, bilemediniz 30 sene.
Dolayısıyla buradan anlatmaya çalıştığım şey, Türk Telekom gibi marka bir şirketimizin bu değişimi görmüş olması ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre, ülkenin ihtiyaçlarına göre, dünyadaki gelişmelere göre kendini yenilemesidir, bu bina da aslında onun bir ifadesidir. 55 bin metrekare kapalı alanı, 204 metre yüksekliğiyle Başkent Ankara’mızın sembol binası haline gelmiştir. Akıllı ve çevre dostu binada iletişim sektörüyle ilgili her türlü güzel projelerin, güzel işlerin daha kısa sürede, daha kaliteli bir şekilde yapılacağına yürekten inanıyorum. Bütün Telekom çalışanlarımıza, iletişim sektörümüze hayırlı, uğurlu olsun.
Değerli katılımcılar, iletişim ağlarının yaygınlık kazanmasıyla dünya küresel bir köye dönüştü, küreselleşmede yeni bir boyuta geldi. Ülkelerin artık gelişmişliği ne kadar büyük araziye sahip olduğuna, ne kadar çok nüfusa sahip olduğuna, ne kadar zengin olduğuna göre ölçülmüyor, neye göre ölçülüyor, iletişimde, bilgi teknolojilerinde katma değerli ürün ve hizmetlerde nerede olduğuma bakılarak değerlendiriliyor.
Bakın, Türkiye 2002’de altyapı gelişmişliği bakımından dünyada 39. sıradaydı, 2017 sonuna geldiğimizde altyapıya, yollara, internete, bilişim alanına yaptığımız yatırımlar sonucu Türkiye 39’unculuktan 9’uncu sıraya yükseldi. Bu mutlak bir başarıdır, mutlak bir gelişmedir. Bu başarının arkasında şüphesiz Türk Telekom’un büyük katkısı ve emeği vardır.
Haberleşme alanının yaygınlık kazanması, hayatın her alanında yeni gelişmelere de imkan sağlıyor. Bu sayede mesafeler ortadan kalkıyor, saat farkları ortadan kalkıyor, dünyanın en batısıyla en doğusu birbiriyle 7 gün 24 saat haberleşebiliyor, iş yapabiliyor, bilgi alışverişi yapabiliyor, kültürel ve ekonomik bağları daha da güçlendirebiliyor. Bu durum karşılıklı ticaretin, turizmin, yatırımın ortak projelerin hayata geçmesine de çok büyük imkan sağlıyor. Bilişim ve iletişimdeki gelişme, yaşam tarzımızı da değiştiriyor. Bugün artık elinde cep telefonu olmayan birisi için günlük hayatı sürdürmek bile ne kadar zor hale geldi. Her an işimizle ilgili, ülkeyle ilgili, değişik ilgi alanlarıyla ilgili, bilgi kaynağımız elimizin altında.
İletişim sayesinde bürokraside de büyük devrim yaşandı, artık vatandaş seyahatle ilgili işlerini, ticaretle ilgili işlerini, devlet daireleriyle ilgili işlerini büyük oranda internet üzerinden bilişim altyapısını kullanarak yapar hale geldi. Haberleşmenin ve iletişimin en büyük önemini, vazgeçilmez olduğunu en son 15 Temmuz hain FETÖ darbesinde gördük. Darbeciler 60’lı, 80’li yıllardaki gibi TRT’yi basarsak darbeyi yaptık zannettiler, ama yanıldılar. Onlar TRT’yi belki 1 saatliğine işgal ettiler ama, Türkiye’nin haber kaynakları, medya kaynakları o kadar gelişmişti ki, sosyal medya üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımız, biz vatandaşlarımızı darbeye karşı meydanlara çağırdık, meydanlar dolup taştı ve bu alçak darbeciler de hak ettikleri cezayı gördüler, millet o gece darbecilere darbeyi vurdu. Nasıl vurdu? İşte bu iletişim sayesinde, internet sayesinde, sosyal medya sayesinde haberleşme altyapısının çeşitlenmesi sayesinde bunu başardık.
Değerli konuklar, değerli katılımcılar; evet, haberleşme gelişmişliğin önemli bir göstergesi, bilişim, iletişim teknolojileri de aynı şekilde. O yüzden biz 15 yıl boyunca sadece yollara yatırım yapmadık, sadece havaalanlarına yatırım yapmadık, sadece deniz limanlarına yatarım yapmadık, hızlı trene yatırım yapmadık, aynı zamanda Türkiye’nin akıl yollarına da, bilişim yollarına da çok büyük yatırım yaptık.
2003’te 21 milyar iletişim sektörünün yıllık cirosu varken, bugün 100 milyara ulaşmış durumda. 2003 yılında 16-74 yaş arasındaki nüfusumuzun sadece yüzde 19’u internetle tanışmıştı, internet kullanabiliyordu, şimdi her 100 kişiden 67’si interneti kullanıyor, internetten işini, gücünü yapıyor. Yani bilgi toplumu olma hedeflerimizi elhamdülillah gerçekleştirdik. Benim hep söylediğim bir söz vardır, yollarda hız felaket, internette hız berekettir. İnternette istediğiniz kadar hızlı gidin hiçbir şey olmaz, daha çok iş yaparsınız, ama daha çok fatura da ödersiniz, o da ayrı bir şey. Neyse, Telekom fiyatları düşürmüş, Ulaştırma Bakanımız öyle söylüyor, ben onun yalancısıyım, dolayısıyla faturalar da makul düzeyde olacak.
2003’te 28 milyon mobil abone, yani cep telefonu abonesi vardı, bugün bu sayı 78 milyona çıkmış, neredeyse nüfusun tamamı artık cep telefonu sahibi, herkes, çocuklar da dahil, öyle ya, 78 milyonsa artık çok az daha küçük bebekler hariç herkes cep telefonu sahibi oldu demektir. 2003 yılında sadece vatandaşlarımızın yüzde 42’si mobil telefon abonesiyken, bugün yüzde 96’sı mobil abone oldu.
1 Nisan 2016’da 4.5G’yi kullanıma açtık, 2017 sonuna geldiğimizde yaklaşık 69 milyon vatandaşımız 4.5G kullanır hale geldi.
Hali hazırda 38 milyon e-devlet kullanıcısı var. Bu yılsonuna kadar, bütün devlet daireleri verdikleri hizmeti e-devlet kapısına taşıyacaklar, böylece vatandaş devletin kapısına gitmeden, bürokrasi çarklarında yorulmadan hizmetini internet üzerinden e-devlet kapısından alabilecek. Şu anda 450 kurum 3229 hizmeti zaten e-devlet kapısından verir hale geldi. İnşallah elektronik ortama taşınacak nitelikteki bütün kamu hizmetlerini e-devlet kapısından sunabileceğiz.
2003 yılında fiber ağımızın uzunluğu 88 bin kilometreydi, bugün ne kadar? 324 bin 700, yani 325 bin kilometreye ulaşmış durumda. 2003 yılında fiber kullanan abone yokken, bugün 2,5 milyona yakın fiber internet abonesi mevcut.
Değerli kardeşlerim, rakamlar uzayıp gidiyor, bütün detaylarına girmeye gerek yok. Anlatmaya çalıştığımız şey, bilgi iletişim sektörü baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Aslında buna bir sektör demek bile yanlış, artık sektör olmaktan çıktı, bir hayat tarzına dönüştü, hangi işi yaparsak yapalım bugün…
… Hayatının baharında hayatlarını yok ettiler. Ancak iki yıldır aldığımız tedbirlerle hamdolsun artık dağa çıkışlar bitme noktasına geldi. Şimdi gençlerimiz geleceğe yönelik daha güzel hayalleri var, daha güzel hedefleri var. Gençlerin hem ülkeye katkısını azami oranda artırmak, hem de onlara gelecek hazırlayacak en büyük alan bilgi ve iletişim teknolojileri alanıdır. Bu alan hem Türkiye’nin kalkınması için önemli bir alan, hem de gençlerin çok kolay nüfuz edebilecekleri bir alandı. Onun için Türk Telekom gibi, diğer operatörler gibi marka şirketlerimize düşen görev, gençlerimizin bu alanda yetişmesi için daha büyük kaynak ayırmaları, daha büyük mesai ayırmalarıdır.
Eğitim sistemimizin 4+4+4’e geçirilmesinin amacı, birinci dört yıldan sonra yönlendirme yapmaktır. Geçmişte 28 Şubat döneminde ne yazık ki imam hatiplerin önünü kesmek için meslek dallarına gidişin de önünü kapattılar. Bakıyorum 28 Şubat kafası hala akıllanmamış, şimdi bazı adaylar ortalıkta 1+8+4 sistemini getireceğiz diyorlar. 1+8+4’ü getirdiğiniz zaman meslek yönlendirmesi geçmiş olsun, çocuklar 15 yaşına geldikten sonra ne öğrenecek, hiçbir şey öğrenemez. Onun için bu konularda vatandaşlarımızı uyanık olmaya davet ediyorum. Yapılan şeyi bozmak kolaydır. Bir Süleymaniye’yi yapmak yıllar alır, büyük emek, büyük akıl teri, alın teri gerekir. Ama tekrar bir Süleymaniye’yi yapmak bir Sultan Süleyman, bir de Sinan’a ihtiyaç gösterir. Onun için yapıcı olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin kazanımlarını gözümüz gibi korumaya devam edeceğiz. Hiçbir zaman yıkıcı söylemlere itibar etmeyeceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, birlikte Türkiye olacağız.
Değerli kardeşlerim, önümüzde bir seçim var, 24 Haziran’da millet olarak sandığa gideceğiz, Türkiye’nin gelecek 5 yılının yöneticilerini seçeceğiz. Meclisini seçeceğiz, yönetim kadrolarını seçeceğiz. Bu seçimin yeni bir özelliği var. Bu seçimde ilk defa güvenoyunu, kurulacak hükümetin güvenoyunu millet kendisi veriyor, sandıkta güvenoyu veriyor. Ülkeyi gelecek 5 yıl kim yönetecek ona karar veriyor. Önceki dönemlerde parlamenter sistemde böyle değildi. Seçim olurdu, ama hükümeti kim kuracak, başbakan kim olacak, cumhurbaşkanı kim olacak, bunları vatandaş bilmezdi. Ankara’ya gelince bu da nereden çıktı ya, biz bunu seçmemiştik dediğiniz bazı simalar iş başına gelebiliyordu, bunun adına vesayet deniyor, gizli ortaklık deniyor. Vatandaş şimdi gizli ortakları falan hepsini defediyor, sandıkta ben şunu seçtim diyor, kararı o gün veriyor, Meclis’te de bizlerin hakkını, hukukunu takip edecek şu vekilleri seçtim diyor, işi bitiriyor. Yani aracısız, tefecisiz, vesayetsiz demokrasi. Yetkinin tamamen milletin eline geçtiği bir sistem. Esasında bu sistemin biz adını 16 Nisan’da koyduk. Biz derken vatandaşlarımız koydu. Biz Anayasa değişikliğini yaptık, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş yönünde değişiklikler yaptık ve bunu milletin onayına sunduk. 16 Nisan’da da milletimiz evet oylarıyla bu değişikliği kabul etti.
24 Haziran bu değişikliğin uygulamasından başka bir şey değildir. Yapılan bu değişikliğe göre atamalar yapacak, sandıkta kime görev vereceğine karar verecek. Ama bakıyorum muhalefet partileri bunu da tartışmaya açıyorlar, 16 Nisan’ı da tartışmaya açıyorlar. Bu nedir? Açıkça, bu milletin iradesini kabul etmemektir, millet iradesini içine sindirememek demektir. Siz şimdi onu bırakın, millet kararını vermiş, verdiği bu karar çerçevesinde bu ülke için ne yapacaksınız, ne gibi yeni projeleriniz var, gelecek hedefleriniz ne, bunları konuşun. Kanal İstanbul’u yaptırmam, yerli arabaya karşıyım, nükleere karşıyım, TRT’yi kapatacağım, ya kardeşim ağzınızdan bir hayır laf çıksın ya, dilin zekatı hayır konuşmaktır. Yıkarak, dökerek, inkar ederek, reddederek bu ülkeye nasıl hizmet edeceksiniz?
Bakın bu millet 16 yıllık kazanımlarının bir parçasını bile size yedirtmez, öyle bir şey yok. Vaat yapıyorsanız bunun üzerine ne koyacaksınız onu söyleyin. Söyleyin. 16 yılda Türkiye’nin geldiği noktadan 2023’te, cumhuriyetin 100. yılında nasıl bir Türkiye görmek istiyorsunuz onu anlatın. Yatıyorlar kalkıyorlar Recep Tayyip Erdoğan’ı indirelim de, ne olursa olsun. İndiremezsiniz kardeşim, o milletin adamı, milletin sevdalısı. Onu indirmeye sizin gücünüz yetmez. Millet karar verirse başımız gözümüz üstünde yeri var.
Onun için değerli kardeşlerim; bu seçim güvenin ve istikrarın oylanacağı seçimdir. Ya güven ve istikrara devam diyeceğiz ya da kargaşaya, kaosa, vesayete, geriye dönüşe razı olacağız. Ama bu millet buna razı olmaz.
Bugün ben Muş’taydım, Bitlis’teydim, orada vatandaşlarımızla buluştum. Müthiş bir heyecan var, müthiş bir ilgi var. O insanların üzerinden terör korkusu, baskısı kalkmış. Her birinin elinde ay-yıldızlı bayrak özgüven içerisinde yürüyor. Geleceğe umutla bakıyor, heyecan dolu gençler, orta yaşlılar, herkes daha iyi şartlarda, daha güzel bir ülkede yaşamanın hayalini kuruyor.
Biz farklılıklarımızla zenginiz. Kürt, Türk, Türkmen, Arap, Çerkez, ne olursak olalım bu topraklarda bin yıldır biriz, beraberiz, kardeşiz. Bizim bu kardeşliğimizi bozmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Bölgemizde gençler siz takip ediyorsunuz dünyayı, emperyal güçlerin büyük planları var. Amaç, bölgenin sigortası olan, teminatı olan Türkiye’yi zayıflatmak. Ve bölgedeki kaosu, kargaşayı Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de daha da körükleyerek bölgenin kaynaklarının üzerine çökmek, hedef bellidir. Bunun için Kürt kardeşlerimizi de maalesef istismar etmeden geri durmuyorlar. Neymiş, efendim Kürtlere devlet kuracaklarmış. Sizin ne haddinize Kürtlere devlet kurmak? Kürtler, Türkler Anadolu topraklarında bin yıldır beraber aşıyor, etle tırnak gibidir. Bizim devletimiz de var, ay-yıldızlı bayrağımız da var, vatanımız da var, siz işinize bakın.
Vaktiyle 1. Cihan Harbinden sonra Cezayir’de ne yaptılar? Siz Berberisiniz, siz Arap’sınız, siz birbirinize benzemezsiniz deyip onları birbirlerine düşürdüler, sonra da ülkenin üzerine çöktüler sömürülerini sürdürdüler. Oyuna gelmeyeceğiz kardeşlerim, oyuna gelmeyeceğiz, birbirimize kenetleneceğiz. Gün birlik günüdür, beraberlik günüdür, kardeşlik günüdür, birlikte Türkiye olmak günüdür.
Şehitlerimizin emanetine sahip çıkma günüdür, gazilerimize sahip çıkma günüdür. 15 Temmuz’da, İstiklal Harbinde, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta bu ülke için hayatını seve seve veren bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyorum.
Ve yaklaşan Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Allah’a emanet olun değerli kardeşlerim.