Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Türkiye Esnaf Bulusmasi’nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Birlik başkanları, hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Buradan sizlerin vasıtasıyla Türkiye’nin 81 ilindeki bütün esnaflarımızı, sanatkârlarımızı da saygıyla, sevgiyle, muhabbetle buradan selam gönderiyoruz.

Bu güzel buluşmamızın ülkemiz, ekonomimiz, esnaf ve sanatkârlarımız için hayırlara vesile olmasını Mevla’mdan niyaz ediyorum.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonunun Değerli Genel Başkanı Bendevi Palandöken Beyefendiye, Yönetim Kurulu üyelerine, federasyonlarımızın, birlik ve odalarımızın bütün yöneticilerine, özellikle Türkiye genelindeki bütün esnaf-sanatkâr kardeşlerimize Türkiye’nin büyümesi, kalkınması için yaptığınız katkılardan dolayı teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.

TESK, 2 milyonu aşan üye sayısıyla, çalışanlarıyla ve ailesiyle birlikte düşündüğümüz zaman 10 milyon civarında vatandaşımızı kuşatan ülkemizin en dinamik sivil toplum kuruluşudur. Yani Rifat Bey 1,5 milyonla ben birinciyim diye övünüyor, ama aslında birinci TESK. Çünkü ülkenin ekonomisinin, geleceğinin temeli esnaftır, sanatkârdır. Birikimleri az olabilir, ama hitap ettiği vatandaş kitlesi, gördüğü hizmetin, yaptığı işin sonucu itibariyle siz Türkiye’nin olmazsa olmazlarısınız. Siz olmasanız millet ekmek alıp yiyemez, odun alıp ısınamaz. Berbere gidecek saçını kestirecek kimse bulamaz. Yani bir insanın günlük hayatını idame ettirmesi için lazım olan her şey esnaf ve sanatkârla ancak mümkün. Bazılarının sesi gür çıkabilir, büyük büyük laflar edebilirler, ama onların hitap ettiği, bu ülkenin yükünü taşımada işgal ettikleri yer hiçbir zaman esnaf ve sanatkârlar gibi değildir. Siz Türkiye’nin görünmez kahramanlarısınız. Sesi az çıkan, yaptığı işle, hizmetle değeri toplum tarafından anlaşılan en büyük Ahilik teşkilatısınız.

Bizim medeniyetimizde esnaf ve sanatkârlar sadece ekonomi faaliyetleriyle iştigal eden bir kurum değildir, kesim değildir. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan, Cumhuriyet döneminde Ahilik kültürü altında esnaf ve sanatkârlar bu ülkenin her zaman çimentosu olmaya devam etmiştir. Ahilik nedir? Kardeşliktir. Bu güçlü kadim gelenek, ülkeyi ayakta tutan, birarada tutan, ülkemize istikamet veren bir vazifeyi hakkıyla yerine getirmiştir. Bugün bu geleneğin temsilcileriyle, yani sizlerle birarada olmaktan özellikle bahtiyarlık duyuyorum.

Bu vesileyle başta Ahi Evran olmak üzere gelmiş-geçmiş bütün Ahilerimizi minnetle yad ediyor, 9 asır sonra dahi bu kültürü yaşatan siz esnaf ve sanatkârlarımıza teşekkür ediyorum.

Değerli kardeşlerim; 2017 geride kaldı. Artısıyla-eksisiyle, iyisiyle-kötüsüyle bir yılı tamamladık. Kolay bir yıl olmadı, ama 2017 için felaket çığırtkanlığı yapanlar, felaket senaryoları üretenler avucunu yaladı. Çünkü Türkiye 2017’de hem küresel anlamda, hem ülkemizin şartları bakımından birçok olumsuzluğa rağmen bir mucizeye imza attı. Bakın 2017’nin başında biz kara-kara düşünüyorduk, ya piyasa daralıyor, nakit sıkıntısı var, esnaf, büyük işletmeler, orta işletmeler, hepsi ne yapacağız diye bir umutsuzluk içindeydi. Biraraya geldik hemen Ekonomi Koordinasyon Kurumu, ilgili bakanlarımız seri halde kararları aldık. Primler ötelenecek, esnafa, küçük esnafa, büyük, orta işletmelere kredi alanı genişletilecek. Yeniden yapılandırma yapılacak, milletle barış yapılacak, geçmiş ihtilafları, hesapları bir kenara bırakacağız, el sıkışacağız. Birçok kararı arka arkaya aldık ve birdenbire hava değişti. O sene referandum olmasına rağmen, o üç ayın yoğun bir kampanyayla geçmesine rağmen biz bir yandan o kampanyaya gereken zamanı ayırdık, bir yandan da ekonomiye, ülkenin ekonomisini ayakta tutan esnafımıza, orta-küçük işletmelere, büyük iş alemine herkesin işini görecek, ihtiyacını karşılayacak tedbirleri aldık ve uygulamaya çıkardık. Yani yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 11’in üzerinde büyüme tesadüf mü zannediyorsunuz? Bunlar alınan, önceden tehlikeyi, sıkıntıyı görüp alınan tedbirlerin bir sonucudur. İhracatın 15 yılda ikinci rekora ulaşması, bu basiretli kararların bir sonucudur.

Değerli esnaf ve sanatkâr kardeşlerim; az önce Başkanımız da ifade etti, 2016 yılında alçak FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan darbe sonrası Türkiye bir daha ayağa kalkamaz, ekonomisi iflas eder diye hatırlayın o günlerde ha babam açıklama yapıyorlardı, birbirleriyle yarışa girdiler. Ama ne oldu? Şimdi de açıklama yapıyorlar, bu sefer de Türkiye’nin büyüme hızını şu kadar yukarıya revize ettik, bu kadar revize ettik diye güvenirlilikleri, inanılırlıkları kaybolmasın diye telaşla tersine açıklama yapıyorlar. Çünkü onların açıklamalarına inat, 2016 yılı üçüncü çeyrekte küçülmemize rağmen 3.2 ile dünyanın ortalama büyümesinin üzerinde bir büyümeyle yılı kapattık. İnşallah 2017 daha iyi olacak, yüzde 7 civarında bir büyümeyle kapatıyoruz, bu önemli bir şey. Yüzde 7 büyüme ne demek? Değerli arkadaşlarım, gelişmiş ülkelerin 5-6 katı, dünya ortalamasının 2 katından fazla, 2,5 katı. Belki de dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinin de üstünde yer alacağız, ya 1, ya 2, en kötü halde 3’üncü sıradayız, birinci olursak şaşmayalım. 

Doğrusu bunları niye anlatıyorum? Şunun için anlatıyorum: Yani ülkenize güveneceksiniz, milletinize güveneceksiniz, ülkenin geleceğine inanacaksınız, bu olduğu zaman gerisi zaten geliyor. 15 Temmuz’da öyle olmadı mı? 15 Temmuz darbesi nasıl bastırıldı? Düşünün, tank var, top var, tüfek var, uçak var, her türlü silah var. Sizin elinizde ne var? Yürek yürek, vatan sevgisi, millet sevgisi, bayrak sevgisi. O gece Cumhurbaşkanımız, ey ahali, hadi inin meydanlara dedi, hep beraber indik, 7’den 70’e, kadın-erkek, genç-yaşlı demedik meydanlara indik. Niye indik? Milletimize güvendiğimiz için, ülkemize güvendiğimiz için, Cumhurbaşkanımıza inandığımız için, bayrağımıza, istiklalimize aşık olduğumuz için indik ve iman gücüyle şehit olmak pahasına, gazi olmak pahasına o alçaklara haddini bildirdik, bu bayrak inmez, bu ezanlar dinmez dedik ve noktayı koyduk, siz koydunuz. Elhamdülillah artık işleri yoluna da koyduk, bundan sonra, ama su uyur, düşman uyumaz, bunu unutmayalım.

Bakın şimdi terör örgütlerine emperyalist emelleri olan bölgede ülkeler aleni destek veriyorlar. Kime karşı? Türkiye’ye karşı. Amaç Türkiye’nin istikrarı, büyümesi geciktirilsin. Türkiye bölgedeki sorunları çözmede ortaya koyduğu kabiliyet ortadan kaldırılsın. Bugün şimdi Amerika Birleşik Devletleri NATO’da bizimle müttefik değil mi? NATO ülkesi, biz de NATO ülkesiyiz. NATO’nun sınırları neresi? Türkiye’nin sınırları, Türkiye’nin Suriye’yle, Irak’la, İran’la olan sınırları, Gürcistan, Ermenistan vesaire, bu taraftan, yani doğu, güney sınırlarımızın tamamı NATO’nun sınırları. NATO içindeki bir üye Türkiye’nin sınırlarını koruyacağı yerde, bunun için tedbir alacağı yerde, öbür tarafta terör örgütüyle bir oluyor, oraya askeri bir örgüt kuruyor, bir güvenlik kuvveti oluşturuyor. Bunun anlamı nedir? Bunun anlamı, terör örgütünün arkasından nişan alarak Türkiye’ye düşmanlık etmektir, bunun başka bir adı yoktur. Amerika bunu görmeli ve bu yanlıştan vazgeçmelidir. Bu millet, bu ülke şartlar ne olursa olsun bağımsızlığından, egemenliğinden zerre kadar taviz vermemiştir. Bu topraklar şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklardır, onun için karşımızdaki tehdit adı ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin kanımızın son damlasına kadar ülkemizi savunacağız, bağımsızlığımıza, istiklalimize kasteden hiçbir oluşuma asla ve asla fırsat vermeyeceğiz.

Arkadaşlar, bağımsızlığınız, egemenliğiniz, toprak bütünlüğünüz, millet olma vasfınız ortadan kalktıktan sonra daha konuşacak bir şeyiniz olmaz, ne esnafı konuşabilirsiniz, ne zanaatkârı konuşabilirsiniz, ne çiftçiyi, ne memuru, ne emekliyi. Önce istikrar, önce huzur, önce refah ve istikbal, bunları sağlamanın yolu da ülkemizin hür ve bağımsız olarak bütün kesimleriyle el ele vererek gelecek hedeflere, 2023 hedeflerine, 2053, 2071 vizyonuna doğru emin adımlarla gitmektir.

AK Parti hükümetleri olarak 15 yıldır esnafımızın, zanaatkârımızın hep yanında olduk, gerekli ülkenin imkânları dahilinde destekleri, teşvikleri verdik, vermeye devam edeceğiz. Ülkemizin potansiyelini daha fazla keşfetmek, harekete geçirmek için yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Bu bağlamda esnaf ve sanatkarlarımız sektör-sektör, meslek ele alınıyor ve ülkenin esnaf, sanatkar haritasını çıkartıyoruz, böylece esnaf ve sanatkarlarımıza sektöre özel planlar geliştiriyoruz.

2023 hedeflerimiz doğrultusuna esnaf ve sanatkarları güçlendirecek yolları belirliyoruz. Bu amaçla yaşlılık veya emekli aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya, esnaflık, sanatkarlık yapmaya devam edenlerin müzmin bir meseleleri vardı, aylıklarından yüzde 10’luk sosyal güvenlik destek primi kesiliyordu, kaldırdık mı? Kaldırdık. Peki, basit usule tabi esnaf, sanatkarların yıllık 8 bin liralık kazançlarını vergilendirmeden muaf tuttuk mu? Tuttuk. İlk defa işe başlayan genç esnaf, sanatkarların toplamda 75 bin liraya kadar kazançlarını 3 dönem vergiden muaf tuttuk, öyle mi? Kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyet gösteren zanaatkarlarımıza faizsiz kredi desteği sağladık, yine genç girişimci esnaf, sanatkarlara faizsiz destek verdik, vergi borcu, sigorta prim borcu, belediyeye su borcu, esnaf, sanatkarların oda aidat borçlarını, trafik cezalarını dahi yeniden yapılandırdık, öyle mi? Esnafa sicil affı getirdik mi? Sesiniz çıkmıyor. 

BİR KATILIMCI- ...

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Getirdik mi biz?

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ha, tanımıyorlarsa biz onlara tanıtmasını biliriz. Ne demek tanımıyorlar? Bir kanun çıktı mı herkes uyacak kardeşim, kimse kanunun üstünde değil, böyle şey yok.

Bakın, 15 sene önce kredi alabilen esnaf sayısı 63 bin sadece, bugün ne kadar? 447 bin 854, kaç kat siz hesap edin. Sizlerin hammadde, döner sermaye ihtiyacını karşılamak için kullanacağınız kredi sınırını 200 bin liraya çıkarttık. Aynı şekilde yeni araç alımındaki kredi limitini 500 bin liraya çıkarttık. 

Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın başlattığı istihdam seferberliğinde ikinci merhaleye geçmiş bulunuyoruz. Ve orada Bendevi Başkanın da olduğu bir toplantıda esnafa bir müjde verildi, neydi o müjde? Bu kapsamda 1 ila 3 çalışanı olan küçük esnaf mevcut çalışan sayısına ek bir istihdam sağladığında, yani çalışan sayısını artırdığında, 18-25 yaş gruplarındaki gençlerimizin ücret, sosyal güvenlik primleri ve vergileri bir ay siz ödeyeceksiniz, bir ya biz ödeyeceğiz, yani bir senden, bir benden. Gençleri alacağız 18-25, gençlerimize daha çok iş ve istihdam sağlayacağız.

Yine esnaflarımız, sanatkarlarımızın PTT hizmetlerinde de indirim ve kolaylık getirdik, öyle mi? PTT Genel Müdürü burada, doğru mu?

PTT GENEL MÜDÜRÜ OSMAN TURAL- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Duymadım, ne getirdik?

PTT GENEL MÜDÜRÜ OSMAN TURAL- … birlikte esnafımıza geniş kapsamlı bankacılık hizmetlerinde, sigortada hayatlarını kolaylaştıracak indirimler yapıyoruz. … ulaşımda kendilerine büyük kolaylıklar sağlıyoruz, önemli ölçüde katkımız olacak inşallah.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi size bu indirimin yanı sıra bir esnaf kart veriliyor, bu esnaf kartın da birçok kolaylığı olacak.

Ayrıca, 2,5 milyon esnafı kapsayacak şekilde e-PTT AVM platformu kuruyoruz. Bu ne demek? Yani sizin esnafların bilgisayar üzerinden dükkanlarınız tanıtılacak. Efendim ne var? İşte bilmem ne şarküteri yahut tuhafiye yahut hırdavatçı yahut berber, ne hizmetler veriyorsun, ne ürünler satıyorsun, özellikleri orada yazacak, uzaktan alışveriş yapabilecek. Dünyaya, icabında birisi çeyizlik bir şey hazırlıyor, lüle taşından bilmem ne yapıyor, orada İngilizce, Türkçe olacak, direkt siparişini verip alacak. Bunlar ne biçim, böyle şey olur mu demeyin, dünya artık buna gidiyor. Kimse kimseyi görmeden alışverişini yapıyor, sen sağ, ben selamet. Ne satanı tanıyorsun, ne alanı tanıyorsun, ama satış oluyor, para geliyor mal gidiyor, işler yürüyor; dünya bu tarafa gidiyor artık. Bakıyorsun satan Amerika’da, üreten Türkiye’de, teslimat yapılıyor Balkanlar’da, yani artık dünya küçüldü, küresel köy haline. Lojistik başka yerde, satıcı başka yerde, alıcı başka yerde, böyle tıkır-tıkır internet üzerinden e-ticaret dediğimiz sistem çalışıyor. Dünyada büyük miktarlara her geçen gün artıyor, Türkiye’de artıyor.

Yani bunu niye söylüyorum? Artık değişimi yakalamamız lazım. Yani babadan, dededen kalan usullerle devam edersek, değişimi ıskalarsak, sonra ya biz iş yapamıyoruz. Niye yapıyorsun? Millet ne bekliyor? Şimdi gençler bilgisayar elinde, cep telefonu elinde bakıyor, bilmem ne şunu alayım, bunu alayım, yazıyor-çiziyor, hop paket akşam eve geliyor. Mutlaka bu platformlara sizlerin de dahil olması lazım, üyelerinizi kastediyoruz.

Bankacılık ve sigortacılık alanlarında…

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, yani o platforma girdiğiniz zaman PTT onları alacak, son kullanıcıya götürecek. Zaten taşıma ücretini siz de verebilirsiniz, alıcı da verebilir, neticede ücret düşük olunca cazibe de artıyor.

Bankacılık, sigortacılık alanlarında çalışmalarınızı kolaylaştıracağız. Pazarlama destekleriyle markalaşma işini geliştireceğiz.

Ahilik kültürünü yurt dışında tanıtmak için Ahilik Haftasını yurt dışına da taşıyacağız, arada Ahilik kutlamaları yapacağız.

Yani bütün bunlar nasıl olacak? İşte Oda Başkanımız, Birlik Başkanımız, Federasyon Başkanımız, ilgili bakanlarımız, yani sürekli dinamik bir şekilde iletişimle olacak. Ya bu kadar yaptık, daha ne istiyorsunuz, sesinizi çıkarmayın diyecek halimiz yok. Ülkenin değişen, gelişen şartlarına göre ne tedbir alınması gerekiyorsa onu alacağız.

Ne diyor Cumhurbaşkanımız? Biz devlet olarak… Biz ne diyoruz? Hükümet olarak da diyoruz ki, biz 4 alana yoğunlaşacağız? Emniyet, adalet, sağlık, eğitim. Esasında 2’ye düşüyor bu yavaş yavaş, emniyet, adalet. Sağlıkta, eğitimde de yavaş yavaş özel sektör girmeye başladı, özel hastaneler var, özel okullar var, dolayısıyla bu alanlar da millete açıldı. Şimdi nedir dışarıya vermeyeceğimiz iş? Adalet ve emniyettir, devlet bunlara yoğunlaşacak, en iyi şekilde sağlayacak. Yoksa işte efendim, dükkan aç, onu sat, bunu yap, bilme ne, bu süfli işi, bizim işimiz değil, yani bizim için süfli iş, sizin için asli iş. Niye? Devlet ticaret yapamaz. Niye yapamaz? Devletin sahip olduğu bir işin ya sahibi yoktur ya da sahibi çoktur. İşler kötü gidince sahip bulamazsın, işler iyi gidince herkes kafayı uzatır. Onun için bu sürekli bir şey değil, sürdürülebilir bir şey değil. Biz sizin önünüzü açacağız, engelleri kaldıracağız, ticaretin esası para kazanmak, vakıf değil ki bu. Vakıf olsa, ha babam vereceksin, ver babam ver, verecen; o ayrı şey. Onun için bu işin ticaretin erbabı da esnaftır, sanatkardır, sizin üyelerinizdir. Onun için hiç endişe etmeyin, bu konularda gerekli hassasiyeti göstereceğiz. Başkanın bize bazı teklifleri var, burada olgunlaşmadığı için, işte Perakende Yasası, AVM’lerin çalışma saatleri, esnafın çalışma saatleri, bunları titizlikle birinci derecede ehemmiyetle ele alacağız, sizin ihtiyacınızı görecek düzenlemeler de yapacağız. Haksız rekabeti ortadan kaldıracağız, tamam mı?

Şimdi tabii rahmetli Özal’ın lafı var, hiç unutmam, Allah rahmet eylesin, memleketimize güzel işler yaptı; “Yapılan işler, hizmetler çikolata gibidir, yenilir, yutulur, unutulur, yenisi beklenir.” Bizim de yapılanlar geride kaldı, yenildi, yutuldu, unutuldu. Şimdi ne var diye yenisi beklenir. Lafın gelişi, bu gayet doğal. Yaşadıkça mutlaka ihtiyaçlar bitmez. İmkanlar kısıtlıdır, ihtiyaçlar sonsuzdur. Marifet eldeki kısıtlı imkanlarla sonsuz ihtiyaçları birarada getirip öncelikleri belirleyip buna uygun kararları almak, o da Maliye Bakanının işi. Herkes istiyor, ya istiyor da tamam, yani yama küçük, delik büyük hesabı ne yapıyor? Denkleştirmeye çalışıyor; seninkinin acelesi yok, sen al, sen biraz daha bekle. Çünkü burada ne yapacağız? İhtiyaçları yok sayamayız, o halde kaynaklarımızı artıracağız. Nasıl artıracağız? Daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha çok tasarruf edeceğiz. Bakın Amerika Birleşik Devletleri’nin, yani 17-18 trilyonluk bir milli geliri var, öyle değil mi? Ama tasarruf ne kadar biliyor musunuz? 800 trilyon dolar; çeşitli fonlar, paralar-pullar. Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 25’i tasarruf ediliyor. Yapmamız gereken işi söylüyorum; tasarruflarımızı artıracağız. Tasarrufları artırmak yememek, içmemek, parayı koklamak değil, daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, pastayı büyüteceğiz, somunu, kömbeyi büyüteceğiz, ondan sonra herkes buradan daha fazla payını alacak.

Değerli kardeşlerim; 2017 sonu itibariyle kullanılan kredi miktarı ne kadar olmuş biliyor musunuz esnafın-sanatkarın? 24 milyar lira. 2002’de ne kadarmış? 153 milyon lira. 153 milyon nere, 24 milyar nere; 85 kat kredileri kullanımını artırmışız. Faizi hiç söylemiyorum, zaten faiz işi bir felaket, bir fecaat, arkasından yetişemezdiniz. Bugüne kadar 1 milyon 610 bin esnafımız, sanatkarımız son 15 senede 74 milyar kredi kullanmış. Biz esnafımızı büyüyen güçlü Türkiye’nin ana omurgası olarak görüyoruz. Bu anlayışımız yarın da böyle olacak, gelecekte de böyle olacak. Çünkü inanıyoruz, esnaf güçlüyse, zanaatkar güçlüyse Türkiye güçlü, ekonomi güçlüdür.

Değerli katılımcılar, Türkiye son iki asırdır büyük zorluklar yaşadı. 15 yıldır fırtınalı denizlerde güçlü ve istikrarlı AK Parti iktidarıyla onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın verasetiyle, dirayetiyle bu zorlukların üstesinden geldik. Türkiye dünyanın adeta en güvenli, istikrarlı ülkesi haline geldi. Türkiye’yi küresel ekonomik operasyonlarla, siyaset mühendisleriyle, algı operasyonlarıyla yönetmek isteyen, çökertmek isteyenlerin planlarını bir-bir çökerttik, kursaklarında bıraktık. Sınırlarımız ötesinde bir terör koridoru oluşturma çabalarına şahit olduk ve hiç göz yummadık. İşte Fırat Kalkanı harekatıyla bunun cevabını verdik ve orada güvenli bir alan oluşturduk. Ölümden kaçan, ülkemize sığınan yaklaşık 80 bin Suriyeli döndü buralara yerleşti. Hatırlayın, Kilis’e her gün roket düşüyor, bir sürü korku yaşanıyor, sıkıntı yaşanıyor, bunlar elhamdülillah geride kaldı. Ama bu terör örgütleri arkalarına birilerini alarak boş durmuyorlar. Şimdi de işte Kobani tarafından, Afrin tarafından aynı şekilde taciz atışları, saldırılar devam ediyor. Ama hiç merak etmeyin, biz bu tacizlere, bu saldırılara pabuç bırakacak değiliz. Türkiye güçlü bir ülkedir, her türlü içeriden ve dışarıdan milletin huzurunu, milletin kardeşliğini bozmak isteyen, ülkemizin toprak bütünlüğüne zarar vermek isteyen, kardeşliğimize halel getirmek isteyen… Biz 80 milyon 780 bin kilometrekare vatan toprağında yüzyıllardır yaşıyoruz kardeşim. Birbirimize dönüp sen şucusun-ben bucusun dedik mi, böyle bir ihtiyaç nereden çıktı, böyle bir şey yok. Kürt’ü de olur, Türk’ü de olur, Çerkez’i de olur. Ne dedik? Etnik milliyetçilik yok, dini milliyetçilik yok, bölgesel milliyetçilik yok; bunlar bizim vazgeçilmez ilkelerimizdir. Tek bir Türkiye var, ay-yıldızlı bayrağı var, 780 bin kilometrekare her karışı şehit kanıyla sulanmış toprağı var ve tek bir devletimiz var. Bu prensipten hareket ederek tasada da, sevinçte de bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ülkemize göz dikmeye çalışan alçaklara fırsat vermeyeceğiz; bu bizim yapacağımız en önemli işlerden birisidir.

Değerli kardeşlerim; bugün sizlerle buluşma fırsatını sağlayan TESK Başkanı Bendevi Palandöken Beyefendiye ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum, sizlere çok teşekkür ediyorum. Ülkemin her köşesinden 81 ilimizin rengini, kokusunu, güzelliklerini Ankara’ya taşıdığınız için, bizlerle biraraya geldiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyorum. Dönüşünüzde lütfen şehrinizdeki bütün vatandaşlarımıza, kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi iyi dileklerimizi iletin.

Değerli kardeşlerim, ülke ekonomimiz sağlam temeller üzerindedir. Hiç endişeniz olmasın. Faiz baskısına, kur baskısına boyun eğmeden gereken tedbirleri alarak yolumuza devam ediyoruz. Özellikle esnaflarımızın bu konudaki geçmişte, bugün, gelecekteki dayanışması ve desteği çok önemli, buna çok itibar ediyoruz. Esnaf için her gün yeni bir başlangıçtır. Esnaf her yeni güne yeni bir heyecanla başlar, yeni bir umutla uyanır. Dükkânını besmeleyle, duayla açar, akşam da kanaat içinde kazandığına, helalinden kazandığına hamd ederek dükkânını kapatır. İşte bu manevi zenginliğiniz, ülkemizin gelecek hedefleri için en büyük kaynaktır.

16 Nisan referandumunda yoğun bir şekilde güçlü Türkiye ve 2023 vurgusu yaptık. Türkiye’de artık yeni bir dönemin başladığını ifade ettik. Siz de itibar ettiniz, vatandaşlarımız da itibar etti ve bu anayasa değişikliğini onayladı. Bu ne anlama geliyor? Biliyorsunuz, bir-iki cümleyle de söyleyeyim; artık iktidar sandıkta belli oluyor. Yani seçimi yaptık, Ankara’ya gönderdik, orada ne yaparlarsa yapsınlar meselesi bitti. Oylar atıldı, sandıklar kapandı, sonradan açıldı, sayıldı döküldü, ülkeyi 5 seneliğine yönetecek cumhurbaşkanı seçiliyor. Yine yanındaki sandık da açılıyor, oradan da Meclis’te milletvekilleri kim olacak, kanunları kimler yapacak, hükümeti kim denetleyecek, bütün vilayetlerden vekillerin seçimi de aynı gün bitiyor, bir günde her şeyi hallediyoruz. Ondan sonra 5 sene kulağımız rahat. Hükümet düştü mü-düşmedi mi, geldi mi-gitmedi mi; bunlarla uğraşmayacağız, işimize gücümüze bakacağız. Yani güçlü iktidar, sürekli istikrar. Hem ülkenin istikrarı, hem milletin huzuru, kardeşliği; bunlar kesin kes artık seçimde teminat altına alınıyor. Yani vesayet güçleri, seçime girmeyip Ankara’ya geldikten sonra ya biz de sizin ortağınızız demeye çalışanlar yok artık. Eskiden ne oluyordu? Seçim kazanıyorsun, ooo iktidar oldun falan. Selamün aleyküm, aleyküm selam. Ne var? Ya biz sizin ortağınızız. Ya nereden ortak oluyorsun kardeşim? Sen benimle gittin sokaklarda ter mi döktün, milletten oy mu istedin, destek mi istedin, nereden çıktı? Burası Ankara. Artık bu işler geride kaldı, her şey şeffaf, millet seçiyor, Cumhurbaşkanını da belirliyor, vekillerini de belirliyor, ondan sonra Ankara’ya gönderiyor. Kimse Ankara’da artık iş çeviremez. Sistemin özelliği bu. Gerçek anlamda millet iradesinin seçimlerde sandığa yansıması ve ülkenin yöneten iradesinin yasama hizmetlerini yapan iradesinin sandıktan çıkması. Bu sistemin bir özelliği de, ikisi birbirini kontrol ediyor. Diyelim ki cumhurbaşkanı şeylerine uymadı, kanunlara riayet etmedi, verdiği sözleri yerine getiremedi. Meclis seçim kararı alıyor, hop Meclis de seçime gidiyor, cumhurbaşkanı da seçime gidiyor. Veya tersi oldu, Meclis cumhurbaşkanını sıkıştırdı, çalışacak sürekli engel çıkartıyor. O zaman cumhurbaşkanı seçim kararı alıyor, meclis de gidiyor. Biri diğerini çekip götürüyor, bu ne demektir? Anlaşın, anlaşın kardeşim, inatlaşmayın anlaşın; yeni sistem anlaşmayı, uzlaşmayı da beraberinde getiriyor. Yani öyle zırt-pırt milletin önüne gitmek kolay değil. Millet ne der ya, çocuk oyuncağı mı kardeşim, işte seçtik. Ne istiyorsunuz, çalışın, 5 sene size yetki verdik, ruhsat verdik, ne diye geliyorsunuz hemen. Bunun kimse sorumlusu vatandaş sandıkta biletini keser, hiç dinlemez. Türk insanının feraseti, basireti hiçbir ülkede mevcut değildir; çok açık söylüyorum. Birçok yanlışı düzelten hep millet olmuştur. Bakın 7 Haziran’da bir uyarı vermiştir, ama 1 Kasım’da görmüştür, ülkenin geleceğini görmüştür, karşı karşıya kalacağı tehditleri görmüş ve tekrar işi yoluna koymuş. Kim koymuş? Millet koymuş. Onun için millete güvenmekten başka hiçbir yol yoktur. Millete güven, gerisini merak etme sen; tam kamyoncu lafı oldu.

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Öyle mi? 

BİR KATILIMCI- O anı bir anlatır mısınız, o anda ne düşündünüz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O günleri yaşadım. Yani gittim, efendim 40 yıl öncesine gittim, nasıl anlatayım? Onlar yaşanır, anlatılmaz. Yaşadım onu, o anları 1 saat de olsa yaşadım. İşte gerçek hayat o. O hayatın içinden gelmemek, o zorlulukları yaşamamak büyük bir eksiklik olur. Hepimiz, buradaki insanların geçmişinde aynı tecrübe var, aynı güzel hikâyeler var. Bunlar bizim bugünlere taşıyan en önemli birikimimiz, tecrübemiz. Yani biz ne dedik onda? Bu ülkede herkes her yere gelebilir. Nasip, ayrı, ama çalışacaksın, çabalayacaksın, gayret edeceksin, Mevla’m nasip ettiyse o da olur. Ha yoksa ya ben, işte gençler şimdi ya bizden nerede, bir şey olmaz; böyle bir şey yok. Bu ülkenin en güzel özelliği, bu ülkede kast sistemi yok. Yani işte belirli insanlar şu mevkilere gelir, bu kadar büyük işadamı olur, belirli insanlar buraları asla hayal edemez diye düşünmeyelim. Türkiye’de elhamdülillah herkese fırsat var. Ha zorluklar var mı? Var. Zorlukları da mücadele edeceğiz, üstesinden gelmek için gayret edeceğiz. Zorlukları görüp umutsuzluğa kapılırsak, o zaman olmaz. Zorluklar bizi yıldırmamalı. Bizim azmimizi, hırsımızı, ülkeye, millete hizmet aşkımızı daha da arttırmalıdır. Güçlü Türkiye bizi biz yapan değerlerin, bizi biz yapan medeniyet unsurlarının yeniden ihya edildiği Türkiye’dir.

Yüzümüzü inşallah Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıldönümüne, 2023’e çevirdik. 2023 artık uzak değil, şurada ne kaldı?

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ya sen kaçıncı T’desin? 2T’de. Daha bak diyor ki, bak mesajı veriyor 2071 diyor, duydunuz değil mi? Yani bak uzun vizyonu olan, geniş vizyonu olan bir Başkanınız var ha, Allah selamet versin. Ancak bir yandan da bize gelecek istikametini çizecek köklerimize, yani hayat damarlarımıza daha sıkı bir şekilde bağlanmaya başladık. Güçlü Türkiye bir yandan geleceğe yürüyüş, aynı zamanda Ahilik kültürünün, dayanışmanın, birliğin ve beraberliğin idame ettirilmesi, devamıdır. İşte bu ruhu tekrardan esnafımızla, sanatkârımızla, sizlerle yaşayacağımıza yürekten inanıyor.

Sizler tertemiz alın ve akıl terinizle Türkiye ekonomisinin çarklarını döndürerek gelecek hedeflerimize ulaşmamız için çok büyük katkı sağlıyorsunuz. Geleceğin Türkiye’sinde acımasız, vicdanı olmayan bir kalkınma modelini kökten reddediyoruz. Refahın adil, vicdan terazisinde tartılmış şekilde dağıtılmasını öngören bir Türkiye için birlikte çalışacağız. 2023’e Ahilik kültürünü yeniden hatırlayarak, o kültüre-geleneğe daha sıkı sarılarak ilerleyeceğiz. Önemlisi de, daha önemlisi de; 80 milyonun birliğini, beraberliğini tesis ederek bu işleri başaracağız.

Değerli kardeşlerim, şunu iyi bilin: Siz Türkiye’siniz, Türkiye’nin fotoğrafısınız. Sizin umudunuz oldukça bilin ki Türkiye’nin umudu da aynı şekilde yeşerecektir. Rabbim umudumuzu, inancımızı eksiltmesin, hep arttırsın. Mevla’m hepinize helal, bol, bereketli kazançlar nasip etsin. Allah sizleri, bütün milletimizi kazadan beladan korusun. Yolunuz, bahtınız daima açık olsun.

Allah’a emanet olun. Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.