Basbakan Yildirim’in Türkiye Ortak Ödeme Platformu Imza Töreni’nde yaptigi konusma
… değerli arkadaşlarım, basın mensupları, hanımefendiler, beyefendiler; bugün memleketimiz için, milletimiz için hayırlı, güzel bir iş vesilesiyle biraraya geldik; Türkiye Ortak Ödeme Platformu. Ne anlaşılıyor? Harcama. Harcayacağız, ama kazanmayı da ihmal etmeyeceğiz. Kazanmazsak, kartın içini doldurmazsak harcarsın biter. Ondan sonra kara-kara düşünürsün. Daha çok üreteceğiz, daha çok iş yapacağız, daha çok insanımıza iş bulacağız, ülkemizi kalkındıracağız, milletimizin refahını artıracağız. Ondan sonra da gerekli olan yerlere harcayacağız, israfta da bulunmayacağız.
Evet, 6 tane güzide kuruluşumuz biraraya gelmiş ve vatandaşımızın işini kolaylaştırmak için bir teknolojik araç geliştirmişler; ortak ödeme kartı. Kimler bu şirketler? Burada 177 yıllık şanlı bir geçmişi olan PTT var, yine Türkiye’nin bir o kadar önemli 160-170 yıllık geçmişi olan Türk Telekom var, Türkcell var, ayrıca Denizbank var, Vakıf Katılım Bankası var ve İstanbul Büyükşehir Belediyemizin BELBİM Şirketi var. Unuttuğumuz var mı arkadaşlar? Hepsi birbirinden güçlü 6 tane şirket. Bir elin nesi var, iki elin sesi var misali güçlerini birleştirerek böyle bir hizmeti milletimize, vatandaşımıza vermek için biraraya geldiler. Esasen geçen sene de yine bizim kamu özel bankalarımız ekonomik kriz söylentileri ortaya çıktığında biraraya gelip küçük-orta işletmelerimize nefes aldıracak imkânları sağlamışlardı; Ziraat vardı, Denizbank vardı ve bu çok güzel ekonomide bir rahatlama işletmelerin ihtiyacını görmüşlerdi. Burada para transferi, ödeme imkânları daha da kolaylaşıyor. Entegrasyon projesi, yani Türkiye’nin neresinde olursanız olun, diyelim otobüse bineceksiniz, belediye otobüsü, diğerleri, üzerinizde oradaki bilet olmaz, onların ulaşım kartı olmayabilir, bu cebinizdeki Türkiye kartıyla rahat ödemenizi yapacaksınız, cüzdana o kart, bu kart, şu kart, 10 tane kart taşımak mecburiyetinde kalmayacaksınız. Tek kartla her yere her ödeme şeklinde bu iş özetlenebilir.
Böylece zaman israfına yol açan kayıplar önlenecek, bir de tabii ekonomide kayıt sistemini daha da güçlendirecek. Esasında bu işin teknolojisi 20 yıldan beri var, kredi kartı 90’lı yıllarda hayatımıza girdi. Biz bu elektronik ortamdan ödeme işini, hizmet işini Cumhurbaşkanımızın Belediye Başkanlığında ilk defa ben İDO Genel Müdürüydüm, BELBİM Şirketimize görev verdik, bu ödeme işini jetondan çıkaralım, otomatik hale getirelim. Onlar da çalıştılar ve AKBİL diye bir sistem kurdular, 1994 üzerinden, üzerinden 24 yıl geçmiş. Yani 24 yıl önce biz buna yönelik ilk uygulamayı İDO’da başlatmıştık. Şimdi az önce Ulaştırma Bakanımız anlattı, o günden bugüne birçok alanda yerli, milli bilgi iletişim teknolojilerini kullanarak birçok iş yapabiliyoruz. Vatandaşımız işlerini yapmak için devlet dairesine geliyordu, saatlerce kuyrukta bekliyordu, parasıyla rezil oluyordu tabir caizse. Şimdi gelmeden-gitmeden cep telefonuyla ödeme yapıyor, kredi kartıyla ödeme yapıyor, bir hayli bu alanda mesafe kat ettik, vatandaşın hayatı kolaylaştı. Ama gelişmenin, yeniliğin, teknolojinin sonu yok, hayat durmuyor devam ediyor. Şimdi başka şeyler var, sanayi 4.0’dan bahsediyoruz, sanal gerçeklikten bahsediyoruz, robotik gelişmelerden bahsediyoruz. Daha da ötesi artık insanların değil eşyaların, nesnelerin birbiriyle iletişiminden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu işleri yaparken altyapıyı geliştirmek çok önemli. Yolları, bilişim yollarını daha da genişletmek ve burada verilecek hizmetleri daha hızlı, daha kolay şekilde yapma ihtiyacı var. Esasında şu anda Türkiye’de hala nüfusumuzun yüzde 40’ından fazlası banka hesabı kullanmıyor. Bu ne demektir? Sayısallaşma, dijitalleşmede alacak çok yolumuz var. Daha yarıya gelmemişiz. Perakende harcamaların yüzde 60’ı da hala nakitle yapılıyor, cepteki parayla yapılıyor. İşte bu ortak platformda vatandaşın emeği, alın teri olan parasını güvenle kullanma imkânı getiriliyor. Banka hesabı olmayan, burası çok önemli, vatandaşlarımızı da bu sistemle bu kartla iş yapar, ödemelerini yapar hale getirecek. İstediği vakit vatandaş sistem içindeki parasını en yakın noktadan çekebilecek, para çekme imkânı da var. Banka hesabı olmayanlar cep telefonlarından para yatırabilecekler. Tabii burada özellikle bir konu var, bunu hatırlatmak isterim; bu bir kredi kart değil, doğru mu? Bana verilen bilgiye göre, eğer bilgi doğruysa bir kredi kartı değil, yani buna böyle gidip borç para alma imkânı yok. Vatandaşlarımız kendi paralarıyla işlemlerini yapabilecek. Ve bu sayede gerek kart, gerekse cep telefonu kullanarak alışveriş, transferler, ödemeler gerçekleştirilecek. İster İstanbul’da olun, ister Diyarbakır’da, Konya’da, Kars’ta, nerede olursa olun her türlü toplu ulaşımdan aynı kartı kullanarak yararlanacaksınız. Bilet alayım, efendim Kars’ın ulaşım kartını alayım varsa, bunları aramak zorunda kalmayacaksınız. Böylece artık Kars kart meselesi de ortadan kalkıyor, ortak karta geçiyoruz. Gurbetteki kızınıza, oğlunuza memleketteki akrabanıza tekbir işlemle havale yapaksınız, para göndereceksiniz. Güvenlik çok önemli maliyet te çok önemli bu işleri en ucuz şekilde aradan komisyonlar vesaire yüksek ödemeler olmadan yapacaksınız. Sayısal ortamda işlem yapılınca tabi ekonomi de kayıt içine daha fazla girmiş olacak velhasıl çok büyük faydaları var say say bitmiyor. Emeği geçen akıl teri, alın teri döken bütün arkadaşlarımıza milletimiz adına, vatandaşlarımızı adanı teşekkür ediyoruz sağ olsunlar, var olsunlar. Ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun.
Bunu söyledikten sonra biraz da memleketin diğer mevzularına değinmekte fayda var. Biz malum Zeytin Dalı Operasyonunu yapıyoruz bugün 6’ncı günü. Efendim, bu operasyon başlarsa Türkiye ekonomisi krize girecek, büyük sıkıntılar yaşayacağız filan gibi kara propagandalar yaptılar. Bak burada milletime açık bir şey söylüyorum, Türkiye 40 yıldır buna benzer operasyonlar yapıyor ülkenin güvenliği için, milletin selameti için biz terörle mücadeleyi bugün yapmıyoruz. 80’li yıllardan beri bu mücadeleyi hem yurt içinde hem yurt dışında gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla, bizim ekonomimiz terör mücadeleleriyle teröre yönelik sınır ötesi operasyonlarla hiçbir şekilde etkilenmez. Hayatın normal akışı devam eder, iş yapmak isteyen işini yapar, yeni yatırım yapmak isteyen yeni yatırımını yapar. Bak daha geçtiğimiz Pazar günü Çanakkale’deydim, Çanakkale 1915 Köprüsü tüm hızıyla devam ediyor. 50 bin tonluk köprü ayaklarını yapmak için özel havuz yapılıyor. Burada bunlar inşa edilecek, denizde yerine konulacak, 2019’dan itibaren de köprü yükselmeye başlayacak. Türkiye artık eski Türkiye değil, Türkiye bir yandan vatandaşının güvenliğini korurken, huzurunu sağlarken diğer yandan da topraklarımıza göz diken, vatandaşlarımızın güvenliğine kast eden terör örgütleriyle de amansız mücadelesini sürdürüyor.
Evet, malum dün Kilis’te akşam namazında operasyondaki askerlerimize, Mehmetçiklerimize kahraman güvenlik kuvvetlerimize duasını yaparken bu alçaklar roket atarak onları ibadet halindeyken 2 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebep oldular, onlarca yaralı vatandaşımız var. Ama hemen arkasından gereken karşılık verildi ve bu alçakların bütün mevzileri yerle bir edildi.
Evet, biz dünyaya şunu anlatıyoruz: Bakın bu insanların o camide toplanmış dua eden bu insanlardan ne istiyorsunuz alçaklar? Eğer yüreğiniz yetiyorsa, Mehmetçiğin önüne çıkın, onunla karşılaşın. Yapamazlar, bunların işi-gücü alçaklık. Nerede savunmasız bir insan varsa, nerede sivil bir insan varsa, ona zulmederler, onun hayatına kastederler, onun için biz durup dururken bu operasyonu başlatmadık. Güney hudutlarımızda oluşturulan, oluşturulmaya çalışılan bir şer kuşağını, bir terör oluşumunu, terör sözde devlet oluşumunu yok etmek için bu operasyonu yapıyoruz. Bu haklı ve meşru bir operasyondur. Onun için dünya da bu konuda Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını teslim etmektedir. Üzücü olan, müttefik dediğimiz, NATO’da, bölgede yıllarca beraber çalıştığımız bir ülke artık terör örgütlerine sarılmış vaziyette. Çok acı ve vahim bir durumdur. Amerika gibi bir ülkenin terör örgütleriyle iş tutması, bölgede planladığı çalışmaları terör örgütüyle yapması, hakikaten Amerika adına çok küçük düşürücü bir iştir ve bizim bakımımızdan da böyle bir ülkenin yıllarca Türkiye’yle birlikte çalışmış, NATO’da birlikte olduğumuz bir ülkenin NATO sınırlarını korumak gerekirken, NATO sınırlarını hedef alan silahlı oluşumlara örtülü destek, açık destek vermesi hakikaten akla ziyan bir iştir, asla kabul edilemez; açık ve net söylüyorum. Biz ta İran’dan Akdeniz’e, Irak, Suriye, güney hududumuz boyunca, 1350 kilometre boyunca hiçbir terör oluşumuna izin vermeyeceğiz; bu kadar açık ve net söylüyoruz. İster Fırat’ın doğusu olsun, ister Fırat’ın batısı olsun. Ülkemizin, milletimizin geleceğine, huzuruna, insanımızın can ve mal güvenliğine, bölgenin yeni kaoslara, yeni sorunlara itilmesine asla rıza göstermeyiz.
Bugün altıncı gündeyiz. Orada yaşayan masum Arapları, Kürt kardeşlerimizi, Türkmenleri canından bezdiren terör örgütünün 300’den fazla elemanı etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon planlandığı gibi gidiyor. Burada DEAŞ’la, PKK’yla mücadele ediyoruz. Adlarını ister YPG koysunlar, ister PYD koysunlar, biz onları biliriz, hangi kılığa girerse girsinler biz onları 40 yıldır biliriz. DEAŞ örgütüyle de en amansız mücadeleyi Türkiye yapıyor, diğerleri lafını yapıyor. Nasıl DEAŞ’la mücadele yaptığını Amerika’nın Rakka’dan PYD’nin, YPG’nin eskortunda DEAŞ’ları silahlarıyla, mühimmatlarıyla nasıl yolcu ettiklerini bütün dünya gördü; bu mu DEAŞ’la mücadele? Oradan çıksınlar da başka yere gitsinler, gitsinler Mısır’da toplu katliam yapsınlar, camilere saldırsınlar, Türkiye’de eylem yapsınlar, Avrupa’ya gidip eylem yapsınlar ve insanlığın başına bela olmaya devam etsinler. Türkiye’nin yaptığı bu aymazlığı ortadan kaldırmak. Bakın bu operasyon aynı zamanda DEAŞ’ın Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçişini de engelleyen bir operasyondur. Avrupa Birliği’nin sınırları Türkiye’den başlar. Eğer Türkiye’de sağlam durulamazsa bölgedeki istikrarsızlık, terör kuvvetle Avrupa’ya da yayılır, dünyanın her tarafına da yayılabilir. Onun için biz esasında sadece bölgenin değil Avrupa’nın da güvenliğini sağlıyoruz.
Değerli katılımcılar; Türkiye ekonomisiyle, yenilikçi çalışmalarıyla, yerli ve milli projeleriyle hedeflerine kararlılıkla yürüyor. Bakın ekonomi üzerinde dedikodu üretip buradan parsa toplamaya çalışanlar şunu iyi görsün: Trabzon Limanının özelleştirilmesi yapıldı. Efendim? (“Borsaya açıldı” sesleri) Borsaya, tabii zaten daha önce özelleştirilmişti, Borsaya açıldı, o da bir özelleştirme, o da artık çok ortaklı bir şirket haline geliyor. Ne oldu? 7 kat talep geldi, 7 kat; işte ekonomiyi anlatan en güzel şey bu. Piyasaya bir malınız var satmak için, 1 kişiye satacaksınız, 7 kişi ben alayım diyor; daha basitleştirerek söylüyorum. Bu, onun daha ötesinde daha büyük bir şey, bu da Türk ekonomisine güveni gösteriyor, Türkiye’nin geleceğine yatırımı gösteriyor.
Türkiye son 15 yılda üç kat büyüdü. Onlarca yıldır üzerinde bulunan ölü toprağını üzerinden atan Türkiye, her alanda gelişmesini, büyümesini sürdürüyor. Her dönem işi felaket senaryosu yazmak olan bazı çevreler Türkiye hakkında kehanete tekrar başladılar. Girilen her yeni yılın Türkiye için zor geçeceğini, bu zorlukları artık bu sefer aşamayacağını söylemekten bıkmadılar, usanmadılar. Ama bu anlattıkları masallara ne millet inanıyor, ne de yatırımcılar inanıyor. Önce sıraya giriyorlar not düşürüyorlar, sonra tekrar sıraya giriyorlar not yükseltiyorlar. Bir aşağı-bir yukarı debelenip duruyorlar. Bu arada Türk ekonomisi de kararlılıkla büyümeye, gelişmeye devam ediyor. Bakın, son 10 yılda dünya krizi var, 2008’in sonunda başladı, hala da bitmiş değil, hafif kıpırdanmalar var. 10 yılda 10 tane mega proje yapılmış dünyada. Bunun 6 tanesini Türkiye yaptı; işte Türkiye’nin farkı bu. 2017 üçüncü çeyreğinde büyümede açık ara farkla dünyanın önüne geçti. Bunlar tesadüfü mü? Bu geleceği okumak, gelecek sıkıntıları görmek, gerekli tedbirleri almakla olur. Biz 2017’nin başında bütün tedbirlerimizi aldık, piyasanın ihtiyacı olan kararları gecikmeksizin aldık millet planını, projesini yaptı, efendim yatırım planlarını yaptılar, büyüme planlarını yaptılar ve üretim durmadı, çalışma devam etti. Cumhurbaşkanımızın önderliğinde milli istihdam projesini başlattık bir yılda 1 milyon 400 bin civarında yeni vatandaşımıza iş bulduk. Bizim görevimiz istihdama katılan gençlerimize, kadınlarımıza iş bulmak. Biz oturup kart işi yapmayacağız, oturup makine imal etmeyeceğiz, telefon yapmayacağız, televizyon yapmayacağız, yerli araba yapmayacağız efendim motor, makine yapmayacağız. Biz onu yapacak olanların ihtiyaçlarını göreceğiz, önlerini açacağız, önlerindeki engelleri kaldıracağız biz görevi böyle tanımlıyoruz iki tane işimiz var, 4’tü ikiye döşüyor. Neydi? Eğitim, sağlık, emniyet ve adalet dört taneydi şimdi 2’ye doğru gidiyor. Niye eğitim ve sağlık artık özelde de yapılmaya başladı. Onlar da vatandaşın yapabileceği hizmetler arasına giriyor. Ama iki tane şey var bunları başkasına havale edemeyiz emniyet, adalet. Bütün dikkatimizi devlet olarak, Hükümet olarak bu iki alana yoğunlaştıracağız, diğer kısımlarda da yatırımcılarımın, vatandaşlarımızın önünü açacağız, onların ihtiyaçlarını karşılayacağız böylece ülkemizi 2023 hedeflerine, 2053-71 vizyonuna taşıyacak çalışmaları başarıyla yürütmüş olacağız.
Değerli konuklar, ben bu duygu ve düşüncelerle bugün sunumunu veya tanıtımını yaptığımız Türkiye Ortak Ödeme Platformunun milletimiz için, kullanıcılar için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu işin yapımında önderlik yapan Ulaştırma Bakanımız ve ekibine, PTT Genel Müdürlüğümüze, Türk Telekom’a, Türkcell’e, Denizbank’a, Vakıf Katılım Bankasına başka kim kaldı? Birde Büyükşehir Belediyesi önümüzde yazılı olmayınca unutuyoruz artık eskisi kadar hafıza sağlam değil.
Evet, tekrar hayırlı, uğurlu olsun. Allah yar ve yardımcımı olsun. Ahmet Bey ne zaman başlıyor uygulama? Bu senenin ortalarında Temmuz’dan itibaren okullar kapandıktan sonra bu kartlar da piyasaya verilmeye başlanacak. Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun.