Basbakan Yildirim’in Türkiye Yatirim Danisma Konseyi Dokuzuncu Toplantisinda yaptigi konusma
Küresel firmalar artık sadece Türkiye’de yatırım yapmıyorlar, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesindeki ülkelerin yatırımların da buradan, Türkiye’den yönetiyor.
Önümüzdeki dönemde İstanbul’un ve Türkiye’nin yatırım, ticaret ve finans sektöründe çok daha önemli konuma geleceğini sizlere söyleyebilirim. Özellikle İstanbul Finans Merkeziyle ilgili adımlarımızı attık, Finans Merkezinin inşaatı için, kurulması için kapsamlı bir altyapı çalışması hızla devam ediyor. Yaklaşık 7 milyar dolarlık bir yatırımla burada bölgesel anlamda ve daha sonra küresel anlamda önemli bir Finans Merkezi oluşturmayı planlıyoruz. Bu merkez tamamlandığında günlük 80 bin insanın gelip gideceği bir yer haline gelecek, 50 bin çalışanı, 30 bin iş amacıyla gelip gideceği büyük bir merkezi gerçekleştirmiş olacağız, 2020 yılına kadar bütün yönleriyle bu merkez tamamlanmış olacak. Geçtiğimiz günlerde Finans Merkezinin temelini attık.
Yatırım Danışma Konseyini uluslararası iş dünyasının görüş ve önerilerini almak için 2004 yılında başlattık. Bu yıl 9’uncusunu gerçekleştiriyoruz, bundan önce 8 toplantı yaptık, 8 toplantıyla ilgili de her yıl değerlendirme ve izleme mekanizmasını da koyduk, bunlar raporlanıyor ve bir sonraki toplantıda bir önceki toplantının sonuçları, oradan öğrenilen dersler gözden geçiriliyor ve bundan sonrası için ne yapılması gerektiğine karar veriliyor.
Şimdiye kadar 20 değişik ülkeden 1,5 milyona iş sağlayan 66 civarında küresel firmanın temsilcileri bu Yatırım Danışma Konseyine katıldılar, görüşlerini, önerilerini bizlerle paylaştılar. Bu toplantılarda dile getirilen konular şeffaf, rekabetçi ve öngörülebilir bir yatırım ortamı tesisinde bizim için yol gösterici oldu. Bugün enine-boyuna bütün konuları değerlendireceğiz ve sizlerin görüşleri, katkıları, önerileri, bundan sonra ekonomi dünyamız için, iş alemimiz için yapacağımız yeni yapısal dönüşümlerin, alacağımız yeni kararlar için de önemli bir zemin oluşturacaktır.
Değerli konuklar, burada bir şeyi sizlerle açık açık paylaşmak istiyorum; Türkiye son 14 yılda çok önemli işler başardı. Bunları hangi alanlarda yaptığımızı ifade edersek, bir Türkiye yapısal dönüşüm reformları gerçekleştirdi, demokratikleşme yolunda çok ciddi adımlar attık, ama bunlarla beraber kalkınma alanında, ekonomik büyüme alanında da kayda değer iş yaptığımızı söyleyebiliriz. Eğer 2002 AK Parti Hükümetinin ilk defa göreve geldiği yıllardaki Türkiye’nin ekonomik görünümüyle bugünkü görünümünü kıyaslarsanız, burada yapılanların neler olduğunu kolayca göreceksiniz. Ben rakamlara, oranlara, göstergelere girip burada tereciye tere satacak değilim, siz Türkiye’nin rakamlarını da biliyorsunuz, dünyanın rakamlarını da biliyorsunuz ve kimin küresel krizde hangi performansı gösterdiğini de biliyorsunuz.
Açık konuşmak lazım, dünya ekonomisi 2008’den itibaren büyük bir küresel krizle karşı karşıya kaldı, bu küresel krizin sorumlusu gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler değil, gelişmiş ülkelerdeki yanlış yatırımlar, fiktif kazanç iştahı böyle bir küresel krizi ortaya çıkardı ve bundan sonra da ne oldu? Küresel anlamda güven bozuldu, ülkeler birbirlerine güvenleri azaldı, finansal piyasalar daha tedbirli hareket etmeye başladılar, böyle olunca da küresel ticaretin finansmanı zorlaştı. Küresel ticaretin finansmanı zorlaşınca küresel büyüme azalmaya başladı, yani bir anlamda dünya ekonomisi büyümek yerine daralma yoluna gitti. İşte bu birçok ülke için büyük bir felaket, bazı ülkeler içinde fırsat anlamına geldi.
Türkiye olarak biz 2009’da başlayan ve hala da devam etmekte olan küresel krizde ortaya koyduğumuz kararlı politikalar ve küresel krizin ilacının yatırım, istihdam, üretim olması gerektiği gerçeğinden hareketle 2009 dışında 27 çeyrek boyunca büyümemizi sürdürdük. Hele hele şartların en kötümser olduğu 2015 yılında Çin ve Hindistan’da çıktıktan sonra küresel büyüme 2, 1.8 ortalama. Türkiye yüzde 4 bir büyümeyi yakalamak suretiyle yine de durumu nispeten daha iyi yılı kapatan ülkeler arasında yerini aldı. Şunu bilmemiz gerekiyor: Yüzde 3’ün altındaki büyümeler ülkede ilave istihdam yaratmaz, ekonomide ciddi sıçrama gerçekleştirmez, yani büyümek tamam, ama büyüme belirli bir barajın üstünde olması lazım. O yüzden bizim gelecek yıllar için özellikle orta vadeli planda yüzde 5’in üzerinde büyümeyi tutmak için bütün kurgumuzu, ekonomik kurguyu buna göre yapıyoruz, düzenlemelerimizi buna göre yapıyoruz, tabi bunu yaparken de mali disiplinden vazgeçecek değiliz. Bir tarafı yaparken, bir tarafı yıkarak yol almamız mümkün değil. Hem mali disiplinimizi koruyacağız, hem de büyümemizi belirli bir düzeyin üzerinde tutmaya çalışacağız. Bunu nasıl yapacağız? Uzun vadeli, üretime yönelik, istihdama yönelik ve nihayet ihracata yönelik tedbirlerle yapacağız. Küresel yatırımcıların Türkiye’de hem yeni iş kurma, hem de mevcut işlerini uzun vade de geliştirilmesine yönelik beklentilerini karşılayacağız. Güven hepinizin bildiği gibi yatırımcı için en büyük beklentidir. Güvenin devam etmesi yatırımcı için uzun vadede yeni projelerin, yeni planların hayata geçmesi anlamına geliyor. Güven noktasında Türkiye’de zerre kadar tereddüdünüz olmasın. Türkiye dünyanın birçok ülkesinden her bakımdan daha güvenli bir ülkedir hem güçlü siyasi iktidar, siyasi istikrar, hem de sürekli kendini yenileyen, bu anlamda yapısal reformlarını hız kesmeden devam ettiren, gerek küresel yatırımcıya, gerek yerel yatırımcıya beklentilerini karşılayan bir yönetim anlayışıyla sürdürülebilir istikrar ve güveni temin eden bir yönetim işbaşında.
Değerli dostlar, Türkiye çok değil 3,5 ay önce büyük bir olay yaşadı 15 Temmuz. 15 Temmuz’da Türkiye bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Şaka gibi belki size, ama silahlı bir darbe teşebbüsünü, silahsız bir güçle alt eden bir Türkiye’den bahsediyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin ülkesini, bayrağını, geleceğini seven vatandaşlarımız silahlı darbecilere karşı göğsünü siper ederek darbeyi, darbe yapmak isteyenlere darbe vurdu ve Türkiye’nin demokrasisini yok etmek isteyenlere hak ettikleri cevabı verdi. Aslında Türk milleti Cumhurbaşkanımızın liderliğinde onun kararlı tutumuyla ve demokratik yollarla seçilmiş Hükümetimiz kararlılığıyla ve milletimizin topyekun bir olarak, beraber olarak meydanları doldurmasıyla bu büyük tehlikeyi, bu alçakça girişimi bertaraf etmiş ve ülkeyi karatmak isteyenlere hak ettikleri dersi vermiştir. O gün sadece darbe bastırılmadı, o gün aynı zamanda Türk milleti ekonomiyi de teminat altına aldı. Türk ekonomisinin darbe sonrası görünümü herhangi bir olayla küresel veya bölgesel olaylardaki görünümü arasında hiç fark olmadı. Göstergelerdeki değişimler çok sınırlı kaldı ve Merkez Bankası bile piyasalara müdahale etme ihtiyacı duymadı. Hemen başlayan hafta sonuydu, hafta sonundan hafta başına geçerken ekonomik hayat normale döndü ve bütün bankacılık işlemleri, finansal işlemler rahat rahat yapılmaya devam etti.
Değerli dostlar, kamunun bütün kurumları da tıkır tıkır darbeden sonra işlerini görmeye devam etti. Ekonomimiz gücünü korudu, hiçbir sarsıntı yaşamadık, bütün dünya Türkiye’de ekonominin de demokrasimiz gibi sağlam temellere oturduğunu bu darbe vesilesiyle bir kez daha görmüş oldu. Bu vesileyle bu alçak saldırı karşısında çok kararlı bir duruş sergileyen iş dünyamızın siz değerli temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarımıza ve aziz milletimize bir kez daha şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Yanı başımızdaki ülkelerde yıllardır toplumsal acılar yaşanıyor bunu hepimiz biliyoruz. Bölgesel ve küresel sorunların, siyasilerin ve iş dünyasının ortak akıl etrafında bir araya gelerek çözüleceğine inanıyoruz.
Değerli konuklar, az önce ekonomimizle ilgili bilgileri size verdim, sözü fazla uzatmak istemiyorum söyleyeceğim şey şudur: Biz yönetim olarak görevimiz sizlerin işini kolaylaştırmak, iş yapma iştahınızı, iş yapma kararlılığınızı artırmak. İşi siz yapacaksınız, yatırımı siz yapacaksınız, üretimi siz yapacaksınız, ürettiğiniz malı bütün dünyada siz pazarlayacaksınız, parayı siz kazanacaksınız, ama birçok insana da hayatını idame ettirecek istihdam sağlayacaksınız. Bütün bunları siz yaparken bize düşün görevde sizin önünüzü açmak, derdinize çözüm üretmek, engelleri kaldırmak. Onun için özellikle sizden şunu istiyorum: Burada her şeyi açık açık söyleyin siyaset yapmayın. Ya söylersek işte şikayet anlamına gelir, alınırlar, bundan sonra işlerimiz daha da zora girer diye düşünmeyin, asıl gerçekleri bizden saklarsanız o zaman üzülürüz. Burada kader birliği yapmışız, bu ülkeye yıllardan beri emek vermişsiniz, gayret göstermişsiniz yatırım yapmışsınız. Sizler yerli yatırımcılar kim olursa olsun taş üstüne taş koyan, bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayan, istihdam oluşturan, ekonomimizin, ekmeğimizin büyümesine katkı sağlayan herkesin başımız üzerinde yeri var. Türkiye’de yatırım yapan hiç kimseye biz yabancı gözüyle bakmayız bunu bilin. Yabancı mefhumu Türkiye’deki yatırım yapanlar için geçersizdir. Bu ülkeye yatırım yapan bu ülkenin girişimcisidir, bu ülkenin firmasıdır ve bu ülke için çalışıyor, bu ülke için üretiyor. Bunun bilincinde olarak hiçbir kısıtlama getirmeden, hiçbir ayrım yapmadan bütün sağladığımız imkanları sizler de aynı şekilde yararlanacaksınız.
Bugünkü toplantımızın ana amaçlarından biri, bir yıllık bir önceki yılın muhasebesini yapmak, değerlendirmesini yapmak, yeni yıldaki, önümüzdeki 2017’deki sizlerden müjdeli haberleri dinlemek ve bu konuda bizim üzerimize ne düşüyor, onları da sizden duymak istiyor.
Bu duygu ve düşüncelerle daha elverişli bir yatırım ortamı oluşturmak ve ülkemizi daha fazla küresel yatırımcı için cazibe merkezi haline getirmek için neler yapabileceğimizi sizlerden duyacağımız önerilerle, taleplerle gözden geçireceğiz.
Aslında Haziran’dan bugüne kadar geçen bu 4-5 aylık süre içerisinde ciddi anlamda ekonomiyi ilgilendiren, yatırımcıları ilgilendiren yasal düzenlemeler yaptık, idari tedbirler aldık. Bunların birçoğunu eminim ki bilmiyorsunuz, bugün arkadaşlarımız, bakan arkadaşlarımız, uzmanlarımız, müsteşarlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, bu Yatırım Danışma Konseyinin üyeleri sizlerle detaylı olarak paylaşacaklar. Burada görüşmelerden sonra bir sonuç ortaya çıkacak, bu sonuç bildirisini de toplantı sonunda kabul etmiş olacağız. Bu alanlardaki gelişmeleri de az önce söylediğim gibi düzenli olarak yayınlanan ilerleme raporlarıyla sürdüreceğiz.
Bir kez daha bu önemli toplantı için katıldınız, hepinize çok teşekkür ediyoruz, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyoruz.
Şimdi artık çalışmamıza başlayayım, işin peşrev kısmı bitti, açılış kısmı bitti, şimdi asıl mevzuya geliyoruz, mevzu hesap kitap. Yatırımcı ne bekliyor, biz neler verebiliyoruz? Burada tek taraflı bir alış veriş yok, kazan-kazan esasına göre. Siz şu yatırımı yapacağım, bu istihdamı sağlayacağım, ekonomiye bu katkıyı sağlayacağım diyeceksiniz, biz de size bunları yapabilmeniz için ihtiyacınız olan destekleri vereceğiz. Bu destekler önünüzdeki engellerin kaldırılması şeklinde olur, bu destekler başka finansal anlamda destekler olabilir, bütün bunları teferruatıyla konuşacağız. Ama biliniz ki, 2017 bizim için yatırım hamle yılı olacaktır, yatırım hamle yılında da tabi yeni yeni desteklerimiz var, sizin iştahınızı artıracak çok önemli kararlarımız var, bu kararları da bu toplantıda sizlerle paylaşacağız.
Bir kez daha teşekkür ediyorum, hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Toplantımız hayırlı, uğurlu olsun diyor, hepinize saygılar sunuyorum.