Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Uluslararasi Kades baris, esitlik ve kardeslik sempozyumunda yaptigi konusma

 

… burada yaşanacak gelişmeler Türkiye’nin yıllardan beri amansız bir şekilde devam ettiği terörle mücadeleye de önemli bir tehdittir, aynı şekilde İran’ın konumu da buna benzerdir. O bakımdan Irak, Türkiye, İran iyi bir koordinasyon içerisinde ortaya çıkan zaten bölgede yeterince sorun var, yeterince kriz var, yeterince problem var ortaya çıkan bu krizin de en az hasarla atlatılması için gereken çalışmaları aralıksız sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz. Ama şunun da bilinmesi lazım: Eğer ülkemize sınırlarımız içerisinde veya sınırlarımız dışında milli güvenliğimize yönelik bir tehdit olursa karşılığını da en açık ve en sert şekilde vermekten çekinmeyeceğiz birinci tercihimiz değil.

Türk milletinin en büyük hasleti egemenliktir. Bizim onurumuz, bizim gururumuz, bizim istiklal ve istikbal sevdamızdır bunu biz 15 Temmuz’da bütün dünyaya gösterdik. Küresel barış ve huzuru tehdit eden terör örgütlerine karşı mücadelemizde aralıksız devam edecek.

Dünyaya baktığımız zaman değerli konuklar, değerli katılımcılar; aynı anda 3 tane terör örgütüyle mücadele eden başka bir ülke yok. Bir yanda bölücü PKK terör örgütü, diğer yanda DEAŞ denen insanlığında, İslam’ın da başının belası olan sapık terör örgütü ve diğer yandan da FETÖ terör örgütü. Allah’a şükür bu 3 terör örgütüyle de çok etkin ve başarılı mücadelemizi sürdürüyoruz. Biz terörle mücadele ederken, bölge halkıyla ortak paydamız olan birlikte yaşama ve kardeşlik azmini gönülden gönle taşıyarak kardeşlik köprüleri kurmayı da ihmal etmiyoruz. Terör örgütü bugünlerde 40 yıldır devam eden mücadeleden sonra müthiş bir bozuğuna uğramış durumda, müthiş bir çözülme sürecini yaşamaktayız. Ancak bu terör örgütlerinin arkasındaki zinde güçler bir terör örgütü yok olurken, yedeğini hazırlamakta da ihmal etmiyorlar hemen yedeğini hazırlıyorlar. Bugün Suriye’nin kuzeyinde peydah olan renk değiştirmiş, boya değiştirmiş, isim değiştirmiş ama içindeki ruh PKK’yla aynı olan yeni bir terör örgütü maalesef dost bildiğimiz, müttefik bildiğimiz ülkelerin desteğiyle orada yeşermeye başladı. Tabi nasıl bu mücadele yıllardır PKK terör örgütüyle de yaptıysak, ismi ne olursa olsun, rengi ne olursa olsun ülkemize yönelebilecek her türlü tehdide başa çıkacak güçteyiz, bunun da gereğini yaparız.

Dünya DEAŞ’la kalkıp, DEAŞ’la yatıyor, ama mücadele eden var mı dersek, doğru dürüst mücadele eden yok. DEAŞ’la mücadeleyi gerçek anlamda yapan ülke Türkiye. Fırat Kalkanıyla Suriye’de 4 bine yakın DEAŞ etkisiz hale geldi ve 250 bin Suriyeli geçti orada huzur içinde, rahat içinde yaşıyor ve oralardan da Antep’e, Kilis’e roketler gelmiyor, füzeler gelmiyor. Biz gerçek anlamla DEAŞ’la mücadele ediyoruz, mücadele ediyormuş gibi davranıp o bölgeleri istila etmiyoruz. O bölgedeki akan kanı ve gözyaşını durdurmak için mücadele ediyoruz. Bu bakımdan dünya DEAŞ’la nasıl mücadele edeceğini anlamak istiyorsa gelsin Türkiye tecrübesine baksın. Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan bu terör çılgınlığının önünü kesen ülke Türkiye’dir.

Değerli kardeşlerim, bugün Çorum’dayız, Çorum’da bulunmamızın birçok sebebi var, ama önemli bir sebebi var. Türkiye bildiğiniz gibi 15 Temmuz’da bir destan yazdı. Bir ülkenin kardeşlik hukukuna riayet etmeyen, kendi halkına ve insanına namlu doğrultan alçak FETÖ terör örgütü ve onun teröristleri milletimizin gösterdiği kahramanlıklar sayesinde akim hale getirdi ve bu hain darbe girişimi bastırıldı. Bu bayrak, Ay Yıldızlı bayrak inmedi, ezanlarımız dinmedi, milletimiz diz çökmedi.

250 şehidimiz var, 2194 gazimiz var. Bütün gazilerimize Allah’tan hayırlı ömürler diliyorum. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 250 şehidimiz içinde Kürt’te vardı, Türk’te vardı, ama burada Çorum’da bulunmamız vesilesiyle iki ismi anmaktan geçemeyeceğim. Çorum’un yetiştirdiği, Çorum’un evladı, hemşeriniz, bizim yıllarca yol arkadaşımız Erol Olçok ve evladı Abdullah Tayyip Olçok’ta o gece alçaklara karşı direnirken göğsünü siper etti ve şahadet şerbetini içtiler. Erol Olçok ve Abdullah Tayyip kardeşimize de Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun.

Unutmayalım o gece sokaklarda Arap’ta vardı, Boşnak’ta vardı, Arnavut’ta, Zaza’da, Çerkez’de. Bir millet o gece kardeşliğin, birliğin, beraberliğin ne olduğunu bütün dünyaya gösterdi bir çağrı. Cumhurbaşkanımızın bir çağrısı ile insanlar akın akın meydanlara indi ve hiçbir silahı yoktu, ama göğsünde imanı vardı. O iman bu alçaklara gereken en güzel cevaptı. O gece millet olarak omuz omuza mücadele verdik. Demokrasimizi alçaklara teslim etmedik, bağımsızlığımızı darbecilere teslim etmedik.

Değerli kardeşlerim, Türkiye olarak bölgesel ve küresel çapta ihtiyaç olan barışa, kardeşlik hukukuna hizmet etmeye devam edeceğiz. 2023 hedeflerimize ilerlediğimiz bu günlerde siyasetimizin merkezine adaleti ve insanı alan bir anlayışı hakim kılarak bu yolculuğu sürdüreceğiz.

Ben bu duygu ve düşüncelerle bugün gerçekleştirilen bu etkinliğin dünya barışına, bölge barışına katkı sağlamasını dilerken, bu etkinlikte bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in hatırlanmış olması ve ona bu etkinlik dolayısıyla bir ödül verilmiş olmasını da çok anlamlı buluyorum. Aliya İzzetbegoviç zor şartlarda Balkanlar’da, Bosna Hersek’te barışı her türlü zorluğa rağmen temin etmiş, kendi bedel ödemiş, halkına bedel ödetmemiş bir bilge kağandır, bir bilge yöneticidir Allah rahmet eylesin. Onun bıraktığı bölgedeki iz bugün değil, asırlar boyu anılmaya devam edecektir diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bir kez daha bu sempozyumun gerçekleşmesinde emeği bulunan Hitit Üniversitesi Rektörümüze, akademisyenlere, milletvekillerimize ve katkı sağlayan bütün destekçilere teşekkür ediyor; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Barışı daha özümsemiş, kardeşliği hakkıyla yaşayan, değerlerin eşitçe bölüşüldüğü bir dünya temennisiyle sözlerimi tamamlıyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.