Basbakan Yildirim’in Uluslararasi Parlamenter Asamble Baskanlarina yaptigi konusmanin tam metni
Sizleri ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz.
Ülkemiz, milletimiz ve demokrasimize verdiğiniz destek bizim için çok anlamlı ve çok önemlidir. Bu ilkeli ve onurlu duruşunuzu daima hatırlayacağız.
Bu sabah Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gittiniz ve darbe gecesi oranın nasıl bombalandığını bizzat gözlerinizle gördünüz. Bu konuda hazırlanan bir kısa film de göme imkanınız oldu. 15 Temmuz’da yaşanan terörist darbe girişimi hakkında zannediyorum yeterince fikir sahibi oldunuz. Eli kanlı FETÖ terör örgütünün siviller üzerine ateş açabilecek kadar insanlıktan yoksun olduğunu artık çok daha net bir şekilde anladığınızı tahmin ediyorum. Yine FETÖ terör örgütünün Meclisimizi bombalayacak kadar demokrasiye düşman olduğunu da bizatihi şahit oldunuz.
Maalesef bu alçak darbe girişimi esnasında 241 kahraman sivil vatandaşımızı şehit verdik, 2194 vatandaşımız yaralandı, gazilik mertebesine çıktı. Demokrasiyi ve Türk milletini hedef alan böyle bir saldırının benzeri herhalde dünyada başka bir yerde görülmemiştir.
Milletimiz bu alçak saldırıya karşı net bir duruş göstermiş ve gelecek nesiller tarafından gururla hatırlanacak bir gece yaşatmıştır. Türk insanı 15 Temmuz akşamı tankın, topun, uçağın karşısına sadece ve sadece memleket sevdasıyla, imanıyla, yüreğiyle ve demokrasiye olan inancıyla karşı koymuştur. Bu alçakça girişime her türlü siyasi görüşten vatandaşlarımız bir olarak, beraber olarak karşı durmuştur.
Değerli konuklar, milletimizin darbe girişimine karşı sergilediği bu hassasiyetli duruş, biz siyasetçiler için aynı zamanda önemli bir mesajdır. Verilen mesaj, demokrasiye sahip çıkalım mesajıdır. Bu mesaj, devletin içerisine sızmış Fethullahçı terör örgütü mensuplarını birer birer devletin içerisinden ayıklayın mesajıdır. Bu mesaj, böyle kara ve karanlık bir geceyi bir daha yaşamamak için ne lazımsa hukuk içerisinde bunu yapın mesajıdır. Siyaset olarak biz de bu mesajın gereğini yerine getiriyoruz.
Türkiye bu darbe girişimiyle beraber iktidar, muhalefet hep birlikte siyasetçiler olarak bu alçak örgüte karşı topyekun bir mücadele başlattık. Yakın tarihimizde böyle bir dayanışma, böyle bir birliktelik ve kenetlenme pek de görülmüş bir şey değildir.
Türkiye’de farklılıklarımız var, tabi ki olacak, biz bu farklılıklarımızı birbirimizi ayrıştıran değil, birbirimizi kaynaştıran bir zenginlik olduğumuzu biliyoruz ve bu farklılıklarımızdan dolayı da gurur duyuyoruz. Siyasi görüşlerimiz, hayata bakışımız, tercihlerimiz, yaşantılarımız, inançlarımız farklı olabilir, ancak gözlerimizden akan yaşın rengi hep aynıdır. Onun için her zaman ülke söz konusu olunca, bayrak söz konusu olunca, demokrasi ve milli irade söz konusu olunca, bu millet bütün ayrışmayı, bütün farklılıkları bir kenara bırakıp aynı hedef uğrunda bir olmayı, beraber olmayı ve her türlü darbe girişimine karşı, bölücü terör hareketlerine karşı birlikte karşı koymayı başarmıştır, bundan sonra da başaracaktır.
Birileri kalkıp da demokrasiyi ortadan kaldırmak isterse, devleti ele geçirmeye çalışırsa, bizi biz yapan değerlerimizi yok etmeye çalışırsa, orada artık her şey bitmiştir, farklılıklarımız ortadan kalkmış, birlikteliğimiz devreye girmiştir. 15 Temmuz’da meydanlara inen vatandaşlarımız bu hisle, bu duyguyla adeta bombalara, mermilere meydan okuyarak bu darbeye dur demiştir. Darbe yapmak isteyenler milletten darbeyi yemiştir.
15 Temmuz sonrasında günler boyu süren demokrasi nöbetlerinde, mitinglerde insanlarımız tek ses oldu, tek yürek oldu ve biz birlikte Türkiye’yiz diye bütün dünyaya haykırdı. Devletin kendisini yok etmeye yönelik bu tür alçakça girişimler karşısında savunma hakkı meşrudur. Demokratik sınırlar içinde savunma mekanizmasını işletmek doğal olarak bizim hakkımızdır. Hiçbir demokraside devlet vatandaşlarının beklentisine ve çağrısına duyarsız olamaz. Biz de uluslararası yükümlülüklerimizi dikkate alarak bu çağrıya kulak verdik ve bir daha böylesine alçakça bir girişimle karşı karşıya kalmamak için gerekli adımları attık, atmaya devam ediyoruz.
Değerli misafirler, özellikle bir konuyu vurgulamak istiyorum; Türkiye olarak dost ve kardeş bildiğimiz her ülkenin zor zamanında hep yanında olduk, yapacağımız bir yardım olduğunda desteğimizi bir saniye bile geciktirmedik. Bizde bir söz vardır, dost kara günde belli olur. Soğuk savaş döneminde bile demokratik ilkeleri savunanların ön saffında yer aldık. Soğuk savaş sonrasında ortak düşmanımız teröre karşı her yerde bu değerleri savunduk. Terör saldırısına uğrayan tüm dost ve kardeş ülkelerle dayanışma içerisinde olduk. Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki, 15 Temmuz’da Türkiye olarak yaşadığımız bu alçak saldırı karşısında desteklerini kayıtsız, şartsız derhal ortaya koyan dostlarımız oldu, ancak dost bildiğimiz ve çok güvendiğimiz birçok ülke maalesef sessiz kalmayı tercih etti. Halbuki yapılan saldırı demokrasiye karşı, milletin iradesine karşı doğrudan millete yapılan bir saldırıydı. Darbe girişiminin ilk anında bu olayın vahametinin yeterince anlaşılamamış olması doğrusu bizim tarafımızdan bir türlü anlaşılmamıştır.
Değerli dostlar, şunu ifade etmek isterim ki; Türkiye bu kötü tecrübeyi yaşadı, isteriz ki hiçbir dostumuz böylesine bir acı yaşamasın. Onun için bu darbe girişimi bir anlamda bir sınavdı, demokrasiden yana olanlarla demokrasi karşıtı darbe tarafında onalar arasında bir tercihti. Gerçek dostlarımızı biz orada hemen gördük, ama bazı dost bildiklerimiz maalesef tepkilerini göstermekte gerekli cesareti gösteremediler. Günler sonra gerçekler daha iyi anlaşılmasıyla birlikte bu durumun olumluya dönmeye başlaması da aslında geç de olsa bir kazanımdır, gelecek için bir kazanımdır, demokrasiler için bir kazanımdır, millet iradesi için bir kazanımdır.
Demokratik değerler konusunda en ufak bir olayda her türlü eleştiriyi yapan bazı ülkelerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Aynı ülkeler doğrudan demokrasiyi hedef alan bir saldırıda demokrasiyi savunmakta aciz kalmışlar ve en ufak, en hafif deyimiyle, susmak suretiyle darbeden yana tavır sergilemişlerdir. Bu esef vericidir ve dünyanın geleceği için endişe vericidir değerli dostlar. Demokratik değerlerin savunulmasında çifte standardı asla kabul etmiyoruz. Aksine bir davranış insanlığa olan sadakatimiz ve borcumuzla da asla bağdaşmaz.
Değerli konuklar, sizler Türkiye’ye verdiğiniz desteğin, bu zor günlerde bizimle dayanışmanızın nişanesi olarak, göstergesi olarak bugün buradasınız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çağrısına kulak verip buraya geldiniz, bu bizim için çok değerlidir. Sizlerden beklentimiz, Türkiye’nin yaşadıklarını, Türk insanın o karanlık gecede demokrasisine canı pahasına nasıl sahip çıktığını bütün cümle aleme anlatmanızdır. Bunu sadece temsil ettiğiniz uluslararası Parlamenterler Asamblesinde değil, kendi ülkelerinizde, kendi ülke parlamentolarınızda da anlatmalısınız.
Gösterdiğiniz dayanışma ve verdiğiniz destek için bir kez daha teşekkür ediyor, hepinize bir kez daha ülkemize ve Başbakanlık konuta hoş geldiniz diyorum, sizi ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.