Basbakan Yildirim’in ‘Yargitay’in 150. Yili Sempozyumu’nda yaptigi konusmanin metni
… biraraya geldik. Bütün katılımcılara hoş geldiniz diyorum ve bu toplantıda bulunmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.
19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin başlattığı ıslahat hareketlerinin en önemlilerinden biri de Yargıtay’ın kuruluşudur. 1868’de Divanı Ahkam-ı Adliye adıyla Sultan Abdülaziz döneminde kurulan ve köklü bir geleneği temsil eden Yargıtay, Cumhuriyet döneminde de varlığını devam ettiren önemli bir devlet kurumudur. Günümüzde de Yargıtay, temyiz makamı olarak yargı sisteminin en güçlü teminatı görevini sürdürmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanım, malumunuz olduğu üzere mülkün, yani devletin temeli adalettir. Adalet duygusunun zedelendiği yerde devletin bekası tehlikededir. Adalet, temel insani hak ve özgürlüklerin, toplumsal barışın ve milli birliğin en güçlü teminatıdır. Bizim medeniyetimizin esası da adalettir. Kamu iradesi kullananların birinci görevi, adaleti tesis etmektir. Tarihimizde adaletle davranan devlet adamlarının daima hayırla yad edildiğine şahit oluruz. Batı tarihindeki özgürlük ve demokrasi arayışları da adalet ekseninde var olmuştur. Bu sebeple yöneticiler olarak bizlerin gerek kanun yaparken, gerek kanunları uygularken en başta gözetmemiz gereken adalettir. Bu anlayışla 16 yıldır adaletin tam anlamıyla tesisi, toplumun huzuru ve refahı için gayret ediyoruz. Hukuk sistemimizi güçlendirecek ve değişen ihtiyaçlara cevap verecek önemli birçok reformu gerçekleştirdik. Ulusal yargı ağı bu yapının kuruluşuyla vatandaşlarımızın hukuki konularındaki takibini kolaylaştırdığımız gibi, yargılamada objektifliği ve şeffaflığı da tesis ettik. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkanıyla vatandaşın hak-hukuk arama yollarını daha da geliştirdik. Kamu Denetçiliği Kurumunu kurduk ve mahkemelere gitmeden vatandaşların kamuyla olan anlaşmazlıklarının çözümü imkanını getirdik. Hep söyleriz geciken adalet adalet değildir. Sayısı 9’a ulaşan istinaf mahkemeleriyle iki dereceli yargılama sistemine geçerek yargılama sürelerinde önemli tasarruf sağladık. Temyiz mahkemelerine giden dosya sayısı süratle azalıyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl Yargıtay’a gelen dosya sayısı bir önceki yıla göre 700 bin azaldı. Bu da istinaf mahkemelerinin ne kadar etkin çalıştığını göstermektedir.
Temel kanunları yeniledik, yargı sistemimizin FETÖ örgütü nedeniyle kaybettiği insan kapasitesini karşılamak üzere hakim savcı sayısını yüzde 72 oranında arttırarak 9 binlerden 16 bin seviyesine çıkardık. Yardımcı personel sayısını da yüzde 124 oranında arttırdık ve 58 bin 800’e ulaştık. Arabuluculuk mekanizmasını hayata geçirdik. 2016 ve 2017 yıllarında toplam 25272 dosyadan 22138’i arabuluculuk müessesi vasıtasıyla çözüme ulaştırıldı. 223469 dava dosyası da uzlaşmayla sonuçlandı. Bugün 81 ilimizde modern adli tıp merkezleri var. 238 adalet sarayıyla yargıçlarımız, hakimlerimiz çok güzel standardı yüksek binalarda hizmet veriyor. Adliyelerimizin güvenliği için gereken neyse eksiksiz yapma gayreti içerisindeyiz. Adalet teşkilatımızın fiziki altyapısını iyileştirmeye ve talepler doğrultusunda yeni reformlar yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz.
Evet, cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarını gerçekleştirdik, ancak çeşitli kamu kurumlarında ve yargıda örgütlenen FETÖ terör şebekesinin hileyle, kumpasla hukuku nasıl katledeceğine de bu arada şahit oldum. FETÖ’nün devlet can damarlarından biri olan yargı sistemimizde ne büyük bir tahribata yol açtığı bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Fakat iftiharla söylemeliyim ki onca tahribata rağmen 4500 FETÖ terör örgütü mensubu hakim ve savcının bir anda mesleğin dışına atılmasına rağmen yargı sistemimiz de hiçbir hizmet kesintiye uğramadan devam etmiş ve yargı 15 Temmuz gecesi büyük bir iş başarmıştır. Esasen 17-25 Aralık darbe girişimi yargıdaki FETÖ yapılanmasını açık ve seçik bir şekilde ortaya çıkardı. Bu tarih Türk yargı sistemi açısından bir milat oldu. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu güçlü irade ve destekle yargı teşkilatımızda büyük bir toparlanma ve değişiklik başladı. Siz değerli hukuk adamlarımızın, hukuk insanlarımızın gayretiyle yargıda birlik ve çalışma barışı tesis edildi. Bütün teşkilatta başta FETÖ olmak üzere terör örgütleriyle mücadele iradesi çok daha güçlendi. Yargı zararlı unsurları ayıkladı ve tek vücut oldu. Yargının örgüt vesayetinden tam olarak kurtulması şüphesiz 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki etkin mücadeleyle mümkün hale geldi.
Darbe girişiminin anlaşıldığı saatlerden itibaren bu ülkenin vatansever savcıları ve hakimleri hemen harekete geçti. Darbeciler hakkında soruşturmalar başlatıldı, gözaltı emirleri verildi, şehit edilen, yaralanan vatandaşlarımızın hakları korumaya alındı. Yargımız siyasi irade istikametinde demokrasiye ve hukuk devletine sahip çıktı. Buradan bir kez daha hukuka ve demokratik düzene sahip çıkan meşru siyasi idareye ve onun millet iradesine ait olduğuna yürekten inanan yargı kurumlarımıza ve yargı mensuplarımıza Hükümetimiz adına şükranlarımı sunuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, 1960 darbesi, 71 muhtırası, 80 darbesi, 28 Şubat darbesi ve bu dönemlerde milletin iradesini gasp eden darbeci anlayış 15 Temmuz darbe girişimiyle artık tarih olmuştur. Darbecileri cesaretlendiren, meşruiyet kazandıran, vesayete karşı koyamayan hukuk anlayışı da artık yok olmuştur. O günler bu güzel ülkemizde bir daha yaşanmayacaktır, o karanlık günleri özleyenler hiçbir şekilde hukuk sistemimiz içinde kendilerine yer bulamayacak. Yargı kararlı ve hukuktan taviz vermeyen duruşuyla ülkemize kazandırmaya devam edecek. Şimdi yargının en önemli gündem maddesi olan yargılanmanın hızlanması meselesi toplumsal huzurumuz için ve yargı sistemimize güven açısından en önemli husus olarak karşımıza çıkıyor. 15 Temmuz darbe davaları başta olmak üzere yargılanmaların neticelenmesini bekleyen bütün vatandaşlarımızın bu beklentilerini karşılamak hukuk devletinin en temel gereğidir.
Sayın Cumhurbaşkanım, bizler hukukun üstünlüğü ve adaletin tecellisine yönelik adımları, milletin ve devletimizin bekası için atıyoruz. Adaletin devletin esası olduğu ilkesini uygulamalarımızda asla aklımızdan çıkarmıyoruz. İnanıyorum ki, adalet sistemimizin güçlenmesi ve hukukun tam tecellisi için atılan adımlar bundan sonra da devam edecek, Türkiye evrensel değerlere sahip çıkan uluslararası hukuka riayet eden modern yüzünü vatandaşların hukukunu azami derecede koruyan ülke olma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir. Darbe teşebbüsleriyle, vesayet arayışlarıyla, terörle ülkemizi zayıf düşürmeye çalışan güç odakları asla muvaffak olamayacak. Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti dünyanın ve bölgenin saygın ülkelerinden biridir.
Bu düşüncelerle Yargıtay’ımızın 150.yılını bir kez daha kutluyor, yeni hizmet binasının hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Ve bu hizmet binasının bu temel atma konumuna getirilmesi sürecinde emeği olan başta talimatları veren Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ilgili bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli konuklar; kahraman Mehmetçiklerimiz Özgür Suriye Ordusu mensuplarıyla sınırlarımız ötesinde PKK, PYD, DEAŞ gibi terör örgütlerini yok etmek, bölgede yaşayan insanlara yönelik zulmü sona erdirmek, sınırlarımızın ve vatandaşlarımızın can, mal güvenliğini sağlamak için adeta kahramanlık destanı yazıyorlar. 81 milyon vatan evladı olarak bayrağımız için, milletimiz için, vatanımız için kahramanca mücadele eden bütün askerlerimize, güvenlik korucularımıza, jandarmamıza, polisimize, ÖSO mensuplarına üstün başarılar diliyoruz. Vatan, bayrak mücadelesinde hayatını kaybeden bütün şehitlerimize Mevla’mdan rahmet diliyoruz, mekanları cennet olsun, gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.
Buradan İzmir Adliyesini büyük bir terör felaketinden koruyan, kendisini terör kurşunlarına siper eden şehit polisimiz Fethi Sekin’i de anmak istiyorum. Bütün şehitlerimize ve şehidimize de Allah’tan rahmet diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.