Basbakan Yildirim’in Yildiz Teknik Üniversitesi Akademik Yil Açilis Töreni’nde yaptigi konusma
Ülkemizin uzun yıllardan beri mücadele ettiği PKK terör örgütünün bugün başka adlar altında PYD, YPG, SDG vesaire adlar altında ve müttefik bildiğimiz ülkelerce açıktan desteklenerek zemin kazandırılmaya çalışmasının mantıklı bir izaha yoktur. Tek bir izahı var; bölgede var olan istikrarsızlığın devam etmesi ve terör örgütleriyle Türkiye’nin başının ağrıtılması, enerjisinin azaltılması. Bunun farkındayız ve bu yöndeki gelişmelere karşı tedbirlerimizi de ülke olarak bugüne kadar nasıl aldıksa, bundan sonra da almaya devam edeceğiz.
Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de var olan istikrarsızlığı daha da derinleştirecek, bölgedeki sorunları daha da büyütecek her türlü girişimin bugüne kadar hep karşısında olduk, karşısında olmaya devam edeceğiz. Bir süreden beri ülkemiz Rusya ve İran’ın müşterek inisiyatifiyle geliştirilen Suriye’deki çözüm süreci bugün Astana’da yapılacak üçlü toplantıda Sayın Cumhurbaşkanımızın, İran Cumhurbaşkanı ve Rusya Devlet Başkanının katılacağı toplantıda önemli bir karara varılmış olacak ve Birleşmiş Milletler gözetimindeki Cenevre Görüşmeleri için ciddi bir hazırlığın tamamlanmasını da gerçekleştirmiş olacak.
Değerli konuklar; üniversitelerimizin tabii adı üstünde üniversite, universal, yani küresel gelişme, küresel bakış açısı, üniversite sadece bir meslek öğretmiyor, mühendis olmuyorsunuz, doktor olmuyorsunuz, öğretim elemanı, akademisyen olmuyorsunuz, aynı zamanda evrensel düşünme yeteneğini de geliştireceğiniz hür düşüncenin alabildiğince hakim olduğu bir mekân olarak karşımızda. O bakımdan burada öğretim gören arkadaşlarımızı mutlaka ve mutlaka üniversite sonrası hedeflerini, vizyonlarını bu sıralardayken şekillendirmesi çok ama çok önemli. Bu zamanlar sizin altın zamanlarınızdır. Burada ne yapın yapın, yabancı dil öğrenme işini mezun olmadan halledin. Yoksa hayata atıldığınızda buna daha az zamanınız olacak, belki de hiç zamanınız olmayacak. Artık bir yabancı dil bile yeterli olmuyor, daha fazlasına ihtiyaç duyuluyor. Hele bilgi iletişim teknolojilerinin bu derece hayatınıza girdiği, yapay zekânın, endüstri 4.0 gibi tamamen bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik gelişmelerin bir hayat tarzına dönüştüğü bu dönemde mutlaka küresel düşünce melekesinin kazanılması lazım ve yabancı dil eğitiminin tamamlanması lazım.
Biz 70’li yıllarda üniversitelerde okuduk, sizler bizden çok şanslısınız. O dönemlerde sağ-sol olaylarından üniversitelerde maalesef sağlıklı bir eğitim yoktu. İstanbul Teknik Üniversitesinde biz hiç eğitim görmeden 1 yıl kapalı kaldı, hiçbir günahımız olmadığı halde 1 yıl geç mezun olduk. O bakımdan siz şanslısınız, öyle enerjinizi alıp götürecek anlamsız kavgaların, gürültülerin olmadığı bir ortamdasınız, onun için vakti nakit olarak göreceksiniz, ona göre de çalışacaksınız.
Dün de bahsettim, bugün de söyleyeyim; zaman, paradan daha kıymetlidir. Her gün hesabınıza 86400 saniye yatıyor. O gün kullandınız kullandınız, bir sonraki güne bakiyesi kalmıyor. Bakiyesi kalmayan tek hesap zaman hesabıdır. Paranız olsa harcarsınız, harcayamadığınızı öbür gün üzerine koyar. Ama zaman öyle değil, bakiyesi gün bittiğinde biten, o gün ne yaptıysanız onunla yetineceğiniz bir değerinizdir, o yüzden vaktin değerini bilelim. Bakın ben 1977’de mezun olduğumda hayata başladığımda yabancı dil hep karşıma sorun olarak çıktı. Hâlbuki ortaokulda okuduk, lisede okuduk, yetmedi üniversitede okuduk, fakat mezun olduğumuzda bir baktık ki hiçbir şey bilmiyoruz. Çünkü öğretme yöntemi maalesef dil öğrenmesi için değil gramer öğrenmesi esasına göreydi. Ve biz tekrar 40 yaşından sonra hanımı, çoluğu çocuğu bırakarak gidip yurt dışlarında lisan öğrenmek mecburiyetinde kaldık. Yoksa okuduğunuz onca mühendislik dersi, onca teorik bilgiyi hayata uygulamadığınız zaman, uluslararası literatürleri, dokümanları takip edemediğiniz zaman, sizin öğrendiğiniz o mühendislik bilgisi maalesef gerçek hayatta işinizi görmüyor.
O bakımdan sevgili öğrenciler, benim size önemli bir tavsiyem, mutlaka yabancı dil sorununu üniversiteden mezun olmada bitirmiş olun.
Son 15 yılda Hükümetimiz üniversitelerin… Evet, bir düzeltme geldi, Astana değil Soçi’de görüşülüyor. Astana mı dedim? Astana sürecinin Soçi’deki görüşmeleri, düzeltiyoruz. Yaşlandık artık, o kadar olur, ara sıra hata da yapabiliriz.
Evet, 15 yıldır ülkemizi birçok yönde geliştirdik, bir Türkiye’yi 3’e katladık, ekonomide çok, ama anlamlı bir büyümeyi gerçekleştirdik, büyük projeleri hayata geçirdik. Türkiye’de bugün sağlık alanında, ulaştırma alanında ve eğitim alanında ve diğer bütün alanlarda ciddi ilerlemeler oldu. İşte altyapıda yapılanları biliyorsunuz, yani Türkiye’nin bugün bölünmüş yol konusunda, havacılık konusunda, demir yolları konusunda, hele hele iletişim alanında kat ettiği mesafe son 15 yılda 80 yılda kat ettiğinin 3 katı, 4 katı. Havacılıkta dünyada bir numara oldu Türkiye, onun için dünyanın en büyük havalimanını ihtiyacı duyduk, inşallah seneye birinci etabını açmış olacağız. Çünkü artık zenginlik merkezleri Batıdan Doğuya doğru hareket etmeye başladı, bu göç 50 yıl önce tersineydi, ama şimdi Doğu Asya, Uzak Doğu büyüme devam ediyor, Batıda büyüme yavaşladı, bazı ülkelerde durdu, onun için göç tersine dönüyor. Ama öyle bir coğrafya Mevla’m bize nasip etmiş ki, ister Batıya göç olsun, ister Doğuya göç olsun mutlaka bu coğrafyadan, bu topraklardan geçmek zorunda.
70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika’daydı, 80’li yıllarda Avrupa’nın batısına geldi, 90’lı yıllarda Orta Avrupa’ya geldi, 2000’li yıllarda Türkiye oldu, o yüzden 200 milyon yıllık yolcu kapasitesine sahip havalimanını Türkiye yapıyor.
Dünyada son 10 yıldır bir kriz var, 2008’in sonunda başladı, halen de bitmiş değil, devam ediyor. Ama sizle bir bilgiyi paylaşmak isterim, küresel krizde bütün dünyada 10 tane mega proje yapıldı, başlandı, bir kısmı bitti, bir kısmı bitecek, bu 10 mega projenin 6 tanesini Türkiye yaptı; Türkiye’nin farkı bu.
Bakın, İzmir-İstanbul otoyolu, Osman Gazi Köprüsü, bu dünyadaki en büyük projelerden bir tanesi. Türkiye’de bu proje 50 yıl konuşuldu, 5 sefer ihalesi yapıldı, ama bir türlü adım atılamadı, başladık, köprüyü 36 ay gibi bir sürede bitirdik ve Bursa’ya kadar da otoyolun açılışını gerçekleştirdik, önümüzdeki sene sonunda inşallah İzmir’e kadar da açılmış olacak, böylece İstanbul-İzmir arası 2 saat 50 dakikaya düşmüş olacak. 2003’te ne kadardı bu süre? 8-8,5 saat. Zaman para diyoruz ya, işte bunun gereğini yapıyoruz.
Ayrıca, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, bunun da 215 kilometrelik bölümü ve köprü kısmı bitti, trafiğe açıldı. Ve bu da dünyanın en geniş köprüsüdür, 60 metre genişliği var, 10 şerit var, 8 şerit araçlar için, 2 şerit tren için. Biz bu köprüyü yaparken İstanbul’dan Ankara’ya, Ankara’dan İstanbul’a ve oradan Avrupa’ya gidecek tren yolunu da düşünerek yaptık. Şimdi bu otoyolun Anadolu Yakasında Sakarya’ya bağlantısı, Avrupa Yakasında da Kınalı’ya bağlantısı çalışmaları devam ediyor.
Diğer önemli bir projemiz Marmaray’dı. Marmaray Boğaz’ın altından iki kıtayı birleştiren ve İstanbul’a toplu taşımada nefes aldıran önemli bir projedir.
Bir diğer proje dördüncüsü, hemen onun yanında Avrasya Tüneli, Avrasya Tüneli de 106 metre Boğaz’ın altından geçen dünyada bu derinlikte başka bir proje yok. Mühendislik açısından bu proje çok ama çok önemli, zor bir projedir, çünkü geçtiği güzergâhta bir derin yarık vardı, o yarığı özel mühendislik teknolojileriyle geçmek suretiyle bu projeyi de hayata geçirdik.
Bunlar denizin altında olduğu için görünmüyor, insanlar kullandığı zaman anlıyor.
Ben geçen gün Sabiha Gökçen’den geldim Fatih Camii’ne, Naim Süleymanoğlu’nun cenazesine katılacaktım, zaman çok dar, bir an için Avrasya Tünelini unuttum, arkadaşlar, yetişemeyeceğiz, niye böyle oldu filan telaşlanırken bana dediler ki, efendim, niye merak ediyorsunuz, Avrasya Tüneli var geçeceğiz, daha ezan okunmadan varırız. Bunu dediğim zaman Sabiha Gökçen’den çıktığımızda ezana 7 dakika var, biz 7 dakikada Fatih Camii’ne geldik. İşte teknoloji bu, kolaylık bu, insana hizmet bu. Bunları Türkiye yaptı, her türlü engellemeye rağmen yaptı, onun için ülkemizi, kendimizi hiçbir zaman küçük görmeyelim. Bunu yaptığımız için kıskanıyorlar ve ayağımıza çelme takmak için her fırsatı değerlendiriyorlar, bunu da bilmenizi istiyorum.
İstedikleri şey çok belli, Türkiye edilgen olsun, biz söyleyelim, 3 dakika sonra Türkiye konuşsun, hemen cevap vermesin. Türkiye kim oluyor da bölgede politika belirliyor, karar veriyor? Türkiye bizi takip eder. Bu dönemler geçti, bu bölgenin kaderini yine bu bölgede yaşayanlar belirler, uzaktan gelenler değil.
Diğer bir projemiz biliyorsunuz, Marmaray dedik, Avrasya dedik, Gazi Osman Paşa dedik, Yavuz Sultan Selim dedik ve Çanakkale Köprüsü, Çanakkale 1915. Kuleler arasındaki açıklığı en büyük köprü dünyada, hep enlerle konuşuyoruz bakın. 2023 metre iki kule arasındaki açıklık, muazzam bir eser. İnşallah Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında onu da yapmış olacağız.
Ve nihayet Kanal İstanbul, Kanal İstanbul da Türkiye’nin, hatta dünyanın en büyük projelerinden bir tanesi.
Bunları niye anlatıyorum? Bunları şunun için anlatıyorum: Bakın Türkiye’de maalesef güzel şeyleri gözden kaçırmaya çalışıyorlar, eften, püften konuları ön plana çıkararak moral değerlerimizi maalesef aşındırmaya çalışıyorlar
Bakın bu 15 yılda bu hizmetleri yaptık, ama 15 yılda bu hizmetleri yaparken o kadar çok engelle karşılaştık ki her seferinde önümüze başka bir şekilde, başka bir kılıkta çıkanlar oldu. Daha iktidara geldiğimiz ilk aylarda hemen bir muhtıra verildi, belki de çoğunuz hatırlamıyorsunuz, 8 Ocak 2003, AK Parti iktidara geleli 1,5 ay bile olmamış. Neymiş efendim, irticai faaliyetler artık sürdürülemez bir noktaya gelmiş, dolayısıyla Hükümetin kendine ayar-çekidüzen vermesi. Ve o gün bir şey oldu, Diyarbakır’da bir uçak kazası oldu maalesef, 56 vatandaşımız hayatını kaybetti ve bu muhtıra güme gitti, gündemden düştü. Ondan sonra sürekli biz bir yandan demokrasiyi geliştirmek, bir yandan ülkemizin kalkınmasını sağlamak, milletimizin hak ettiği hizmetleri yerine getirmek için durmadan mücadele ettik. İlk karşılaştığımız direnç, açık direnç, gizlileri söylemiyorum, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Ve hatırlayın, o günlerde bir 367 icadıyla karşı karşıya kaldık. Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinde, Parlamento tarihinde asla görülmemiş yeni bir hukuk içtihadı önümüze konuldu. Amaç ne? Amaç, demokrasi ve demokrasi içerisinde AK Parti’nin Cumhurbaşkanını seçmemesi. Efendim, AK Parti Cumhurbaşkanını seçemez, niye seçemiyor kardeşim? Millet kayıtsız şartsız egemenlik milletinse, AK Parti de milleti temsil ediyorsa tabii seçecek. Tabii eski alışkanlıklar devam ediyor. Ne dedik biz de? Böyleyse madem, buyurun millete gidelim ve gittik. Cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilmesini sağlayacak Anayasa değişikliğini yaptık. Bununla da yetinmediler, sonra yargı darbesiyle üzerimize geldiler ve 2010’da da yargıyla ilgili Anayasa değişikliği yaptık, yine milletin hakemliğine, kararına gittik.
Yetmedi, bu sefer 17-25 Aralık’ta bu sefer yargı darbesi başka bir gruptan geldi, FETÖ’cülerden geldi. Öbürleri pes etti, baş edemeyeceklerini anladılar, vardiyayı FETÖ’cülere devrettiler. FETÖ’cülerle 17 Aralık’ta karşı karşıya geldik, orada da Allah’a şükür Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, Hükümetimizin kararlılığı sayesinde o girişimi de akamete uğrattık. Gezi süreciyle başlayan, 17 Aralık’a kadar tırmanan ülkemizi karıştırmak, milleti birbirine çatıştırmaya çalışan bütün mihraklara gereken cevabı verdik. Fakat bunlar yine rahat durmadılar, uslanmadılar ve nihayet onlar 15 Temmuz gecesi yapabilecekleri en büyük çılgınlığı yaptılar. Ve 15 Temmuz gecesi milletin asker kılığına girmiş bu alçaklar FETÖ terör güruhu milletin üzerine gözünü kırpmadan silahlarıyla, tanklarıyla, toplarıyla, mermileriyle saldırdılar 250 şehit verdik, 2193 gazimiz var. Bugün aramızda şehit Ramazan Tekin’in eşi Türkmen Tekin Hanımefendi de var. Şehidimiz Ahmet Aksu’nun Ağabeyi Muhammet Aksu’da bizimle beraber. Ve üniversitenizin değerli hocası, değerli kardeşimiz Profesör İlhan Varank’ın eşi Saadet Varank da bugün bizimle beraber. Yine gazimiz Melike Ekinci de bugün bizlerle beraber, hoş geldiniz. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, gazilerimize hayırlı ömürler diliyoruz. Ama o alçaklar o gece bu milleti dize getiremediler, demokrasiyi kesintiye uğratamadılar çünkü bu ülkenin başında millet sevdalısı, milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan var. Onun kararlı duruşu, Hükümetimizin dirayeti ve aziz milletimizin cesareti, ferasetiyle meydanlara indik alçaklara dersini verdik. O gün halkın gücü tankın gücünü yenmiştir. O gece Ay Yıldızlı bayrağımız inmemiş, ezanlarımız dinmemiştir. Ve bu millet bir kez daha bütün dünyaya özgürlüğün ne kadar değerli bir şey olduğunu, bağımsızlığın Türk milletinin karakteri olduğunu 7 düvele ilan etmiştir. Böyle bir milletin bir evladı, bir ferdi olmaktan hepimiz büyük bir gurur duyuyoruz.
Değerli kardeşlerim, tabi üniversitemize, hocamıza teşekkür ediyoruz, şehidimiz İlhan Varank’ın adının burada yaşatılması çok anlamlı. Türkiye’den yetiştirdiği İlhan Varank’ın üniversitemiz merkez kütüphanesinde isminin yaşatılıyor olması bir vefa örneğidir, bir kadirşinaslıktır sizlere teşekkür ediyorum. Hocamıza ve bütün bu ülke için, bu millet için bağımsızlık için hayatını feda eden bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Ülkemizin pırıl pırıl beyinlerini sözde eğitim vermek iddiasıyla adeta uyuşturan, kendi vatanına, milletine karşı kullanmaktan çekinmeyen karanlık bir zihniyetle mücadelenin çaresi de doğru eğitimdir. Bu konuda hepimiz sanıyorum ki sorumluluğumuzun farkındayız.
Bakın üniversite sayıları arttı, öğrenci sayıları arttı ne güzel Yıldız Teknik Üniversitesinde yabancı öğrenci sayısı da 2 bine çıkmış ama yetmez hocam. Yani 38 bin civarında öğrenciniz var, en az yüzde 10’u kadar yabancı öğrenciniz olması lazım. Bunu çok önemli görüyorum, çünkü buraya gelen misafir öğrenciler sadece burada eğitim almıyorlar. Dönüp gittiklerinde ülkemizin gönüllü elçileri oluyorlar. Ve o güzel hatıralarıyla ülkelerinde önemli sorumluluklar alıyorlar, ileri görevlere geliyorlar ve orada da hep ülkemiz gündeme geldiğinde olumlu düşüncelerini paylaşıyorlar ve bundan ülkeler arasındaki dostluk, kardeşlikte ciddi anlamda gelişmiş oluyor. Bu bakımdan bir yandan üniversitede eğitim kalitesini arttırırken, diğer yandan da küresel anlamda araştırma, geliştirme ve diğer üniversitelerle iş birliğini de ihmal etmeyeceğiz. Erasmus kapsamında 500’ün üzerinde üniversite, bunun dışında 150 üniversiteyle bu tür ikili eğitime, değişime imza atmış olmanızı önemli bir gelişme olarak görüyorum. Hocam Bahri Hocayı biz teknik üniversiteden de tanırız yabancı değil orada da doktora yapmıştın değil mi Hocam? Doktora yapmıştı, daha sonra tabi bizde denizciyiz o da denizcilikle ilgisi var. Bugün Yıldız Teknik Üniversitesinde çok güzel çok güzel başarılı çalışmalara imza atıyor. FETÖ’yle mücadelede de çok fedakârca bir çalışma yaptı bütün FETÖ’cüleri bünyeden temizlemek için gerekli gayreti gösterdi kendisini tebrik ediyorum.
Üniversitelerimizin daha fazla tematik üniversiteye dönmesi lazım. Bakanımız söyledi bazı üniversiteler kendilerine alan seçmişler. Ta bundan yıllar önce 20 yıl, 30 yıl önce dünya üniversitelerinize baktığımızda demiryolları üniversite var mesela Çin’de. Bırakın ulaştırma üniversitesini de demir yollarına, kara yollarına varıncaya kadar üniversitelere ihtisaslaşma tematik üniversite kavramına girmişler. Bizde maalesef tematik üniversiteyi kurmaya yıllardır direnç vardı, yavaş yavaş o direnç kırıldı. İşte müzik, bilim, sanat üniversitesi koyduk, sosyal bilimler açıyoruz, yani öyle zannediyorum ki yakın zamanda bazı üniversitelerimiz iletişim alanında, bazı üniversitelerimiz efendim ulaşım alanında tematik, uzmanlaşmış üniversiteler haline gelecek ve böylece ülkemizin gelecekte ihtiyacı olan beyin gücünün yetişmesine katkı sağlanmış olacaktır.
Evet, çok şey konuşulabilir, çok şey anlatılabilir, ama bizim bir prensibimiz var az konuşmak, çok iş yapmak. Laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koymak zamanıdır. Bu ülke için, bu millet için iş yapan, alın teri döken, akıl teri döken herkesten Allah razı olsun diyorum. Ve milletimiz değerli üniversitelerimiz, hocalarımız, sevgili öğrenci kardeşlerimizi iyi bilsin ki Türkiye’nin yarını bugünden daha güzel olacak, geleceği daha aydınlık olacak, çünkü Türkiye artık özgüvenini kazanmış, kendi kendine yeterli olabilecek kabiliyete sahip bir ülkedir. Kimsenin karşısında el pençe divan durmak gibi bir mecburiyeti yoktur. Bazıları bundan rahatsız olsa da ülkemizin ve bölgemizin istikrarı için, selameti için, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlı yürüyüşümüzü 2023 hedeflerimize doğru gidişimizi sürdüreceğiz.
Değerli katılımcılar, sevgili öğrenciler; konuşmamı burada tamamlarken yeni akademik yılın eğitim camiamıza, bilim alemimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Bir şey daha söyleyeyim; üniversite sınavlarında yeni bir değişikliğe gidildi, lise geçiş sınavlarında da bir değişikliğe gidildi. Bunu, efendim işte bakan geldi değişti, yaz-boz tahtası oldu, bir sistem değiştirildi yeni sistem geldi; bunları böyle takdim etmek haksızlık. Niye bunu söylüyorum? Yapılan şey mevcudun daha da geliştirilmesidir. Hiçbir şey kaldırılmıyor, hiçbir şey ters düz edilmiyor. TEOG vardı, getirilen sistem ondaki kazanılan tecrübeleri kullanarak öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin beklentisine daha iyi cevap verecek bir hale dönüştürülmesidir. Yoksa hadi bunu attık çöpe, yeni bir sistem geldi, biraz da bununla uğraşın; bu tür takdimler külliyen yanlıştır. Yapılan yok etme, değiştirme değil geliştirmeye yönelik tasarruflardır, uygulamalardır, bunun sonuçlarını da inşallah önümüzdeki bu içinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılında görmüş olacağız. Amacımız, bütün öğrencilerimizin arzu ettiği, istediği şekilde eğitimlerini sürdürmeleri, istedikleri yerlere gitmeleri. Çok şükür, mezun olan öğrencimiz kadar okulumuz var, eskiden bu da yoktu. Üniversite, mezun olan sayısı okulların kontenjanlarının 3-5 katıydı. Şu anda mezun olan sayısı kadar da üniversitelerimiz öğrenci alıyor. Niye sınav yapılıyor o halde? Farklı yerlere gitmek isteyenler var, seçici olanlar var, onlara da bir imkân tanıyacağız. Keza ortaokuldan liseye geçenlerin sayısı diyelim 1 milyon 300 bin ise, o kadar öğrenciyi alacak da lisemiz var. Bunlardan bir kısmı özellikli, proje lisesi, farklı bir şeyi var, onlar için istiyorlarsa sınava girecekler, orada yarışacaklar, yarışanlar arasında hak kazananlar oraya gidecek. Kazanamayanlar kayıp mı edecek? Yok, onlar da mutlaka bir yere yerleştirilecekler. Tercihen de, ikametlerine en yakın bir okula yerleşmiş olacaklar. Ayrıca, tabii 2019’a kadar da inşallah ortaöğretimde, ilkokul, ortaokul, lisede tekli öğretime geçeceğiz, bu hedefi koyduk. Bu hedef doğrultusunda 53 bin derslik açığımız var, özellikle birkaç büyük şehirde bu derslik açığımız var, bunu da vatandaş-devlet işbirliğiyle, devletimizin imkânlarıyla önümüzdeki 2 senede tamamlayıp artık sabahçı-öğlenci derdini de ortadan kaldırmış olacağız. Bütün gün boyunca öğrencilerimiz derslerini alacaklar ve daha iyi geleceğe kendilerini hazırlamış olacaklar.
Bunları da söyledikten sonra, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin akademik yıl açılışında bugün sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade ediyorum. Bütün öğrencilerimize ve üniversitemizin bütün mensuplarına üstün başarılar diliyorum.
Bu arada kız kardeşimin kızı, yeğenimi de orada görüyorum, o da Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu, mimar, o da bizi herhalde izlemeye geldi. Teşekkür ederim Aslı, hoş geldin.
Şahsım, milletvekili arkadaşlarım, Bakanımız adına hepinize tekrar şükranlarımı sunuyor, hayırlı günler diliyorum.
Sağ olun, var olun.