Baskanlik sistemi konusulacak
Erdoğan, Kanal 24’te katıldığı "Cumhurbaşkanı Seçimi Özel" adlı canlı yayın programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Başbakan Erdoğan, "Siz bütün dış politikadan iç politikaya, ekonomiden yatırımlara, altyapıya, sosyal politikalara, bütün sorumlulukları, Kürt sorununun çözümü, "paralel yapı" ile mücadele... Bütün bu sorumlulukları üstlenerek gidiyorsunuz" ifadesi üzerine, "Anayasa 104, cumhurbaşkanı devletin başıdır, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı, Boşnağı, Romanı, Pomağı, Arnavutu, bu ülkede kim yaşıyorsa bunların tamamının birliğini temsil eder, bunu göreceğiz ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını da gözetir. Bakın öyle basit bir görev değil orada yan gelip yat, böyle bir şey olmaz. Yani makamlar mesela diyelim şu anda tek başına bir iktidar var. Bu iktidarın kendi içinde uyumu zaten vardır ama bir de kurumlar arasında aksamalar var mı, yok mu bunu da takip edecek" dedi.
"Şu ana kadar yaptıklarımız bizim referansımızdır"
Cumhurbaşkanıyla olağanüstü bir durum olmadığı takdirde haftalık rutin görüşme gerçekleştirdiklerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Burada da bu olacak. Ama belki bunun dışında ayrıca Bakanlar Kurulu’na katılmak suretiyle o havayı daha farklı hale getirmek gibi olabilir. Bu tabi kabine diyelim ki, haftada bir, 15’te bir toplanır da siz de ayda bir böyle bir toplantıya katılırsınız. Şimdi mesela Milli Güvenlik Kurulu ne oluyor, 2 ayda bir cumhurbaşkanımızın başkanlığında toplanıyor. Burada ülkenin sorunlarını, meselelerini çok daha farklı bir şekilde görüşme imkanımız oluyor. Yani cumhurbaşkanı, devletin başı o kadar rahat olamaz. Zaten eğer o ülkenin sorunlarını kendinde hissedemiyorsa onu çözmenin heyecanın kendinde hissedemiyorsa o zaman bu yapılan seçimin bana göre hiçbir anlamı yok. Ben ona inandığımı için bunları anlatıyorum ve ’Şu ana kadar yaptıklarımız bizim referansımızdır’ diyorum ve bundan sonraki süreçte inşallah Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak seçilmiş bir hükümetle el ele vereceğiz, çok daha farklı yatırımları 2023 hedefimizi, 53 hedefimizi, 71 hedefimizi inşallah altyapısını da bu şekilde hazırlayacağız."
"Bir anlamda yeni cumhurbaşkanı anlayışının teamülünü de pazar günü oylatmış oluyorsunuz" denilmesi üzerine Başbakan Erdoğan, "Halkımıza sunuyoruz. Halkımızın oylama sürecinde inşallah böyle bir süreci başlatmış olacağız" dedi.
"Başkanlık ve yarı başkanlık tartışmaları da gündemden kalkmış olmayacak" yönündeki görüşlerin hatırlatılması üzerine de Erdoğan, başkanlık, yarı başkanlık benzer yanlarının olmasına rağmen bundan farklı olduğunu belirtti. Birçok ülkede başkanlık sistemi olduğunu ancak birbirinden farklılıklar gösterdiğini dile getiren Erdoğan, "Ama bir şey var, gelişmiş ülkelerin genelinde başkanlık sisteminin olması anlamlıdır, yarı başkanlık sisteminin olması anlamlıdır. Şimdi bizim artık burada bir sıçrama yapmamız lazım, yani bir sistem değişikliğine gitmemizde fayda var" diye konuştu.
"Biz dillendirince birileri rahatsız olmaya başladı"
Turgut Özal’ın da Süleyman Demirel’in de bu konuyu dillendirdiklerini söyleyen Erdoğan, "Nedense biz dillendirince birileri rahatsız olmaya başladı. Ama ben şimdi görüyorum ki milletim başkanlık sistemini bu seçimle beraber benimseyecek ve konuşmaya başlayacak. Çünkü ’Ben cumhurbaşkanını seçiyorum. Madem cumhurbaşkanını seçiyorum niye başkan seçmeyim’ diyecek, ondan sonra başkanı seçecek. Yani bunu farklı yerlere çekenlere de gereken cevabı verecek. Ve tabi başkanlık sisteminin ne içerdiği çok daha açık net bu tartışmalarla beraber ortaya çıkacak" dedi.
"Randevu olayı her şeyi altüst etti"
Yurtdışında oy kullanan vatandaşlarda katılımın düşük kalmasının kendisinde hayal kırıklığı oluşturup oluşturmadığına yönelik soru üzerine Erdoğan, "Aslında seçmenden kaynaklanmıyor. Maalesef bu Yüksek Seçim Kurulu’ndan kanaklanıyor, kusura bakmasınlar. Randevu diye bir olay çıkardılar, bu randevu olayı her şeyi altüst etti. Vatandaş, randevu almak, vesaire bu işlerle uğraşır mı?" yorumunda bulundu.
Türkiye’de vatandaşın sabah 8’den akşam 17’ye kadar oy kullandığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:
"Burada da icabında 8 saat değil, 12 saat veya iki ekip, üç ekip orada çalışır, vatandaş uzak yerlerden geliyor. Gelir orada oyunu kullanır. Bu onun için şu anda bambaşka bir hava, bambaşka bir heyecan, bir aidiyet duygusu var. O mensubiyet duygusunun cevabını Yüksek Seçim Kurulumuzun farklı vermesi lazımdı. Ama randevu olayı ortaya çıkınca, vatandaş randevu alacak, bu randevuya göre oraya gelecek, bunlarla uğraşmaz. Biz kolaylaştırıcı olmamız lazımdı. Çünkü benim yaptığım Avrupa’daki kapalı salon toplantılarındaki heyecanı ben görmenizi isterdim, böyle bir heyecan var ama şu anda gördüğümüz o ki yüzde 10’u bile belki zor aşacak, öyle gözüküyor."
Pazar günü gerçekleştirilecek seçimde katılım düşüklüğü bekleyip beklemediği yönündeki soru üzerine ise Erdoğan, "Şu anda Türkiye’deki kamuoyu araştırmalarında katılım yüksek gözüküyor. Yani eğer kamuoyu araştırmalarındaki rakam bir yanılma payı olmazsa orada ciddi manada yüzde 90’ın altında gözükmüyor" dedi.
"Pensilvanya şu anda bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir unsurdur"
Kendisinin, Çözüm Süreci ve "paralel yapı" ile mücadele konusunda net bir taahhüt ortaya koyduğu belirtilerek, "Sayın İhsanoğlu, rakiplerinizden biri, onunla ilgili tanımlamalarınız var ve ’Pensilvanya adaylığı’ kavramını da bu hafta içinde siz kullanmaya başladınız. Bugün de Pensilvanya’dan o adaylığı destekleyen birtakım cümleler geldi, dinleme imkanınız oldu mu? Sayın İhsanoğlu’yla ilgili olarak birtakım tanımlama, bir dua zinciri oldu. Zaten tavır belliydi ama ilan edilmiş oldu bugün. Ne diyorsunuz, 30 Mart öncesinde de size karşı bir rekabet vardı" değerlendirmesi üzerine ise Erdoğan, şunları söyledi:
"Şimdi bunu anlamamak için siyasetin içinde bulunmamak gerekirdi. Yani biz yıllardır siyaseti yapıyoruz ve bu işin nerede tezgahlandığı zaten belli. Bunu biz söyledik, şimdi de ne kadar gerçek olduğu, ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Pensilvanya şu anda bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir unsurdur. Onun da şu anda yani buradaki hareket noktasındaki mekanizmaları var. Şu anda CHP bunlardan bir tanesi, MHP bunlardan bir tanesi, tabi bu monşer aday da onların bir tanesi oldu. E tabii bir de Türkiye’deki bunların, biliyorsunuz, medyası, malum medya onlarla beraber hareket ediyorlar ve müşterek olarak bu çalışmayı sürdürürken, burada şunu da çok açık net söylemem lazım, faiz lobisi de tabi yine aynı şekilde bunların yanında yerini almış vaziyette."
"Bunlar 30 Mart’ta bunu yine yaptılar" ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bakın çok enteresandır, bize karşı CHP’nin güçlü olduğu yerde CHP’yi, MHP’nin güçlü olduğu yerde MHP’yi desteklediler, BDP’nin güçlü olduğu yerde BDP’yi desteklediler. Bunlarda böyle bir çizgi söz konusu değil. Yalpalıyorlar, her şey olabilir. Fakat biz çizgimiz neyse bu çizgimizde sonuna kadar, hiçbir sapma yapmadan yolumuza devam ettik. Bakın burada bu kadar, yani dualar, vesaire şunları bunları söylüyorsunuz, ben burada tabi önemli olan bir şeyi söylemem lazım, şimdi İsrail ortada, Pensilvanya o da ortada, Pensilvanya’dan İsrail’in bu kıyımına karşı, bakın bu kadar insan orada şehit edildi, neredeyse bin 900’e yaklaştı ölenlerin sayısı, 9 bine yaklaştı yaralı sayısı, Pensilvanya’dan ciddi bir açıklama duydunuz mu? Onlara beddua eden, onları lanetleyen bir şey duydunuz mu?"
"Tuzluklar, muzluklar hepsi Çağlayan’a aktı"
Fethullah Gülen’in sözlerinin okunması ve sonrasında, “Burada özellikle sizin son dönemde Pensilvanya’ya karşı yaptığınız tanımlama, verdiğiniz mücadeleye karşın kendince bir çıkış arayışı gibi görülüyor" ifadesinin ardından Erdoğan, şunları dile getirdi:
“Tabi kendileri bunda ne kadar kendileri için çıkış yolu arasalar da ortada artık hani ‘İnlerine girilecektir’ tespitimizden sonra bazı gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Şu anda işte biliyorsunuz paralel emniyetteki yapı ortaya çıkmaya başladı ve bunlar ortaya çıkınca şovmenler de ortaya çıkmaya başladı, tuzluklar, muzluklar hepsi Çağlayan’a aktı. Şimdi burada sormak lazım, bir defa oraya gelenler hepsi suç işledi onu da söyleyim. Öyle zannediyorum ki savcılar bunlarla ilgili de gerekli olan davayı açacaktır. Senin milletvekili olman nezarethaneye girmenin hakkını sana vermez. Orada gelip onlarla beraber şov yapma hakkını sana vermez. Orada sadece nezarethanede olanlarla görüşme hakkı avukatlarındır. Senin öyle bir hakkın yok, ama bunlar geldiler oralarda şovlar yaptılar."
"Şimdi bunun tabi peşi bırakılamaz, bunun da takibi olacak" ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlar bunun bedelini ödemek durumundalar. Ve daha önce farklı farklı ifadeler verirken, hatta bir tanesinde de ‘Üstlerimiz bunu biliyordu, başbakana da gerekli bilgiyi verdiler’ diye içlerinden bir tanesinin açıklaması var. Ben de meydanlarda söyledim ‘Kimse, açıkla bunu’ dedim. Eğer zerre kadar sizde haysiyet varsa, namus varsa açıkla. Bana böyle gelmiş bir bilgi yok. Yani kendilerini kurtarabilmek için bunlarda takiye var, yalan var, iftira var. Dürüst ol, doğru ol, kimmiş o, bize bilgi veren kim? İşte bütün bu adımlarla beraber inşallah, tabi burada o paralel vesayet süreci de inşallah bu da sona erecek ama işin daha henüz başında olduğumuzu da söylemem lazım. Sağolsun burada geçmişte olanlar ortadaydı şimdi de yargı gereğini yapmaya başladı."
"Gezi olayları, arkasından 17 Aralık ve 25 Aralık’ın tamamıyla bu ülkede bir darbe girişimi" olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ve bu darbe girişimi akamete uğramıştır. Eğer bunlar başarılı olabilseydi Pensilvanya’daki buraya başka havayla gelecekti. Ama şimdi herhalde bu gidiş ertelendi, öyle zannediyorum. Ve şahsımla ilgili biliyorsunuz kayıtlara giren şey ‘dönemin başbakanı’. Belgelerin içinde bunlar yakalandı, çıktı bunlar meydana. Dönemin başbakanı, bakanlar, daha ilerisini söylüyorum, benim uluslararası yaptığım telefon görüşmelerini adamlar dinliyor. Yanımdaki danışmanım, aynı zamanda tercümanım, o diyelim ki Ortadoğu’yla yaptığımız görüşmeler, bunları dinliyorlar. Şimdi bunların içinde Mahmud Abbas’la yaptığımız görüşmeler var, Halid Meşal’le yaptığımız görüşmeler var, yani birçoğuyla yaptığımız görüşmeler var, adamlar bunu dinliyor. Kim bilir bunu ondan sonra nereye servis ettiler. Örneğin diyelim, Dışişleri Bakanlığı’nda Ahmet Bey’in, Milli İstihbarat, aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri temsilcisi ve Dışişleri Müsteşarı dörtlü yaptıkları toplantıyı aynı şekilde dinliyorlar. Bunların şirazesi kaçmış, böyle bir şey olabilir mi? Aynı şekilde mesela eski Adalet Bakanı’yla, Enerji Bakanımızın arasında geçen, benimle Enerji Bakanımın, Adalet Bakanımın arasında geçen görüşmeler, bunlar dinleniyor."