Baskanlik sistemini gerekli görüyoruz
Davutoğlu, Ankara Arena Spor Salonu’ndaki AK Parti Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtımı Toplantısı’nda, kaleme aldığı Yeni Türkiye Sözleşmesi’ni de kamuoyuyla paylaştı.
Demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yargı bağımsızlığının esas olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Bu bağımsızlık diğer anayasal güçlerle ilişkilerde olduğu kadar kendi içinde oluşabilecek örgütlenmelere karşı da korunacak ve juristokrasi yani yargıçlar iktidarı benzeri oluşumların önüne geçilecektir" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, insan onurunun korunması amacıyla hukuk ve adalet ekseninde teminat altına alınan tarafsızlık ilkesinin, yargı bağımsızlığının tamamlayıcı unsuru olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Hukuk düzenine, her bir yargıcın objektif hukuk normları içinde tek başına ve sadece kendi vicdanıyla karar vermesini sağlayacak bir işlerlik kazandırılacak; yargı kararları, demokratik hukuk devleti kuralları içinde denetime açık olacaktır. Darbe dönemlerinde milli iradeyle işbaşına gelen hükümetleri sınırlamak için yapılan müdahaleler sonucu parlamenter sistem özünden ve işleyiş ilkelerinden uzaklaştırılmış; güçlü yetkilerle donatılmış olmakla birlikte hukuken sorumluluk taşımayan Cumhurbaşkanlığı makamı ile yetkileri sınırlandırılmış olmakla birlikte, bütün hukuki ve siyasi sorumluluğu üstlenen Başbakanlık makamı arasında, son olarak 2001 ekonomik krizine de yol açan, yetki çatışmalarından kaynaklanan krizler yaşanmıştır. Yetki kargaşasıyla malul hale gelmiş olan idari yapının ve yürütme erkinin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Yürütme erkinde yetki-sorumluluk dengesinin hiçbir tereddüde mahal vermeyecek bir açıklıkta ortaya konması, yönetimde etkinlik ve hesap verilebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesi açısından bir zarurettir. 2007 yılında yapılan anayasa reformunun ilk uygulaması olarak, 2014 yılında Cumhurbaşkanı’nın doğrudan halk tarafından seçilmesi ile birlikte idari yapının, Başkanlık sistemi yönünde yeniden yapılandırılmasını, yetki kargaşasının giderilmesi ve hesap verilebilirliğin gerçek anlamda tesisi için gerekli görmekteyiz. 2014’te milletimiz doğrudan Cumhurbaşkanını ilk defa seçmiştir, bundan sonra da milletimiz kendi yöneticilerini hiçbir baskı olmadan seçmeye devam edecektir. Başkanlık sistemini, zikrettiğimiz özgürlükçü anayasal çerçevede, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı bir yönetim modeli olarak tasavvur ediyoruz."
Anayasal denetim
Bütün siyasi tarafları ve sivil toplum kesimlerini etkin yönetim ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde, bu yeniden yapılandırma sürecine katkıda bulunmaya davet eden Davutoğlu, "Her ne surette olursa olsun yürütme erki de yasama ve yargı erki gibi anayasal denetime açık olacaktır" diye konuştu.
Yürütme erkinin aygıtları olan sivil ve askeri bürokrasinin, kadim siyaset kültüründen gelen ehliyet ve liyakat esaslarıyla çağdaş bürokrasinin rasyonel ve profesyonel kurallar içinde yapılandığını ve çalıştığını dile getiren Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Üstlendikleri işlevler ve görevler açısından hesap verme makamında bulunan ve milli iradeyle göreve gelmiş sivil otoriteye tek tek ve bir bütün olarak tabidirler. Kamu otoritesi sadece ve sadece yetkiyi demokratik seçimlerle halktan almış yürütme erki sahiplerince kullanılır. Bürokraside hiçbir gerekçeyle yatay ya da paralel örgütlenmelere izin verilmez. Bürokratik hiyerarşiyi dolayısıyla da devlet düzenini bozan uygulamalara karşı gereken tedbirler alınır. Sömürgecilikten kaynaklanan sermaye birikimine ve zengin doğal kaynaklara sahip olmayan ülkemizin en önemli ekonomik güç unsurları özgürlükçü demokrasisi, iyi eğitilmiş dinamik insan kaynağı ve jeoekonomik açıdan eşsiz coğrafyasıdır. Bugün bütün çağdaş örneklerde çok açık bir şekilde görüldüğü gibi, ekonomik kalkınma ile demokratik hukuk devleti ilkeleri arasında doğrudan bir irtibat söz konusudur."
İnsan odaklı kalkınma
Girişim özgürlüğünü teminat altına alan açık ve şeffaf hukuk kurallarının olmadığı ülkelerin, uzun dönemli yatırımlar çekebilmesi ve sürdürülebilir kalkınma gerçekleştirmesinin mümkün olmadığına işaret eden Başbakan Davutoğlu, "Demokratikleşme süreçleri ile ekonomik kalkınmamız arasında son 12 yıl içinde sağlanan güçlü bağ korunacak ve derinleştirilerek güçlendirilecektir" ifadesini kullandı. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"3Y olarak tanımladığımız yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluğa karşı mücadeleyi ahlaki dokumuzun korunması, adil gelir dağılımına dayalı sosyo- ekonomik dengenin sağlanması ve demokrasi ile kalkınma arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi açısından bir zorunluluk olarak görüyoruz. Dünyada hiçbir ekonomik güç kaynağı insan kaynağından daha önemli ve kalıcı değildir. Kişi başına düşen milli gelir açısından alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna yükseldiğimiz son 12 yıl içindeki kalkınmamızın niteliksel bir atılım içinde yeni bir aşamaya taşınması ve en kısa sürede yüksek gelir grubuna ulaşmamız temel hedefimizdir. 2023 hedefleri doğrultusunda ikinci atılım döneminde temel hedefimiz insan odaklı kalkınmadır.
Ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünya ile rekabet edebilir donanıma kavuşturan ve hayat boyu süren bir süreç olarak eğitimi insani kalkınmamızın odağına yerleştiriyoruz. Ar-Ge ve yüksek teknoloji yatırımlarına büyük destekler vererek teknoloji tüketen değil teknoloji üreten bir ülke olacağız. Niceliksel kalkınma niteliksel derinlik kazanacaktır. İnsan onuruna dayalı siyaset anlayışımızın ve insan odaklı kalkınma stratejimizin en temel araçlarından birisi, bütün vatandaşlarımızı kuşatan sağlık politikalarımız ve sosyal devlet uygulamalarımızdır."
"Ekonomide nihai hedefimiz...."
Devletin, geleceğin teminatı olan gençlerin bedeni, ruhi ve zihni donanımları için her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Pozitif ayrımcılığı anayasal teminat altına aldığımız kadınlarımızın sosyal hayat içindeki konumlarının güçlendirilmesi, sosyal güvencelerinin sağlanması ve karar mekanizmalarındaki etkinliklerinin artırılması en öncelikli hedeflerimiz arasındadır" diye konuştu.
Engellilerin toplumsal hayata katılımı önündeki bütün engelleri kaldırmanın, devletin sadece anayasal bir görevi değil aynı zamanda ahlaki bir sorumluluğu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Asya, Avrupa ve Afrika ana kıtasının merkezinde ve önemli denizlerin ve ekonomik havzaların kesişim hattında bulunan coğrafyamız enerji, tarım ve ticaret stratejilerimiz bağlamında en etkin şekilde değerlendirilecektir. Kadim İpek Yolu’ndan küresel enerji hatlarına ve ticaret yollarına geçişte öncü bir rol üstlenilecek ve bu yolla ekonomik karşılıklı bağımlılık ilkesinden hareketle bölgesel barış alanları oluşturulmaya çalışılacaktır. Ekonomide nihai hedefimiz ülkemizin her köşesinde vatandaşlarımızın evrensel standartlarda onurlu bir hayat yaşamasını sağlayacak gelişmişlik düzeyine ulaşmak, uluslararası rekabette dünyanın en güçlü 10 ekonomisi arasına girerek Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak ve onu geçmek hedefini gerçekleştirmektir."