Yükleniyor...

Bilisim Vadisi kuruluyor

 

İzmit ilçesindeki otelde basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelen Işık, soruları yanıtladı.

"Bilişim Vadisi ile ilgili çalışmalar hangi aşamada" şekildeki soru üzerine Işık, Bilişim Vadisi’nin sadece Kocaeli’nin Türkiye’deki marka değerine katkıda bulunmayacağını, dünya bilim ve teknoloji çevrelerinde ülkenin ismini çok farklı yerlere taşıyacağını, çok önemli bir proje olduğunu söyledi.

Görevi devraldığı 1,5 ayda sadece Bilişim Vadisi konulu 3 toplantı ve yerinde inceleme yaptıklarını, bir an önce hayata geçmesini istediklerini kaydetti.

Amerika’daki Silikon Vadisi gibi özellikle bilişim teknolojileri ve yazılım bazlı merkezin Gebze’de kurulmasının şehrin gelişimine çok ciddi katkı sağlayacağını belirten Işık, şunları dile getirdi:

"Şu anda önemli talep olduğunu biliyoruz. Hele Körfez Geçiş Köprüsü de açıldıktan sonra, siz düşünün ki Sabiha Gökçen Havaalanı’na 10 dakika, Cengiz Topel Havaalanı’na yarım saat, Atatürk Havalimanı’na normal şartlar altında 1 saatlik mesafede ve otoyol ulaşımı, demir yolu, deniz yolu ulaşımının mümkün olduğu bir alanda, bir vadinin, bir teknokentin kurulması, cazibesi açısından çok değerli. Biz burada tek bir gün dahi kaybetmeden bu projenin hayata geçmesini istiyoruz. Dünyanın bilişim noktasındaki en önemli markalarıyla, yerli markalarımız ve küçük girişimcilerimizin bir arada bilişim ekosistemini burada oluşturmasını ve buraya gelmek için firmaların çok ciddi gayret göstermesini sağlamak istiyoruz. Bu açıdan çalışmalarımızı yürütüyoruz."

"İnternet düzenlemesi"

İnternet düzenlemesine ilişkin soru üzerine Işık, "İnternete yasak gelmedi, bir düzenleme yapıldı. Demokrasi için ölümcül tehlike kuralsızlıktır. Dikkat edin, tüm diktatörlükler demokrasilerdeki kuralsızlıklar üzerine oturmuştur. Siz bireyi devlete karşı, bireyi başka bireye karşı hukuk anlamda koruyacak tedbirleri almazsanız, demokrasi fikri güçlenmez, aksine zayıflar. Otoriterleşme eğilimi artar" diye konuştu.

Işık, şöyle devam etti:

"Şimdi düşünün, bir kaset çıktı. Mahkemeye gidip, mahkemede bir hafta sürecek işlemden sonra, sizinle ilgili iftira, şantaj, hakaret, küfür... Mahkemeden kararı alıp getirene kadar zaten atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor. Hakkınızda kamuoyunda kanaat ya da en azından şaibe oluşuyor. Onu temizlemeniz, inanılmaz zor bir şey, ondan sonra ne ailenizin yüzüne bakabiliyorsunuz, ne toplumun içine çıkabiliyorsunuz. İftira olduğunu belgelemek ve onu aynı hızla yayımlamak mümkün olmuyor.

Bu düzenleme, son derece yerinde, doğru ve demokratik. Bakın, bunu çok net söylüyorum. Hazırlık aşamasında ben bulunmadım ama daha sonra düzenlemenin gerekçelerine çok net vakıf oldum. Düzenleme şu, sizinle ilgili bir kaset yayınlandı. Sizin bunun iftira veya hakaret ya da kişilik haklarına saldırı olduğu kanaatindeyseniz, TİB’e hemen müracaat ediyorsunuz. TİB, ona 4 saat içinde sadece o habere durdurma kararı getiriyor.  Size de diyor ki, ’24 saat içinde bunun kişilik haklarına saldırı olduğuna dair mahkeme kararı getireceksiniz. Bu sürede bunun kişilik haklarına saldırı olduğu konusunda yargı kararı getirmezseniz , hemen o tedbiri kaldırıyor."

Söz konusu eylemin saldırı olduğu yönünde mahkeme kararı getirilmesi halinde TİB’in söz konusu haberin erişimine engel koyduğuna dikkati çeken Işık, daha önce internet sitesinin tümüyle kapatıldığını hatırlattı.

Işık, "Aslında getirilen düzenleme, kişinin anayasal güvence altında olan kişilik haklarının korunması açısından daha iyi, internet özgürlüğü açısından da daha ileri bir düzenleme" dedi.

"Bu, aslında internet yasağı değildir"

Işık, bazı kesimlerin söz konusu düzenlemeyi yasak gösterme gayreti içinde olduğunu ifade etti.

"Bu, aslında internet yasağı değildir ama şunu çok üzülerek ifade ediyorum, şu anda Türkiye’de ve dışarıda maalesef bir kesim, ’siz hangi kararı alırsanız alın, bunu yasakçı’ diye sunma gayreti içinde" diyen Işık, dinlemelere ağır cezalar verdiklerini, yeni düzenlemelerle daha ağır cezalar getirileceğini söyledi.

Dinleme kararı verilmesinin hakimlerin ittifakına bırakılacağına dikkati çeken Işık, şunları belirtti:

"Bunlarıbile geri adım’ diye sunan bir anlayış var. Daha düne kadar ’bunları Türkiye’nin demokrasisi için inanılmaz adımlar’ diye sunan bir yapı, bugün bunları Türkiye’de yasakçılık olarak sunmaya çalışıyor. Bunu maalesef bazen dışarıdan da Türkiye’nin gelişmesinden, güçlenmesinden rahatsız olan, bazı çevrelerle de işbirliği içinde yapmaya çalışıyor. Hayır, arkadaşlar şu son 17 Aralık süreci, bize demokrasinin güçlendirilmesi noktasında çok daha güçlü bir motivasyon yükledi.

10 yıldır Türkiye’nin demokraside attığı adımları sadece bugün Türkiye değil, dünya takdir ediyor. Tüm uluslararası raporlarda, 1-2 tane, bu konuda Türkiye’ye şaşı bakan kuruluşun dışında, 10 yıldaki demokratik adımların Türkiye’yi hangi noktadan hangi noktaya getirdiğini ortaya koyuyor. Şimdi 17 Aralık sürecinden sonra evet, bu konuda biz daha da irade sahibi olmalıyız, daha da güçlü adımlar atmalıyız noktasındayız. Niye? Arkadaşlar, AK Parti yanlış yaparsa, millet sandıkta hesabını görür. Yerine yine millet kimi uygun görüyorsa, onu getirir. Eğer o da yanlış yaparsa, bir sonraki seçimde onun da sandıkta hesabını görür."

"Bu son düzenleme bana göre Türkiye’de internet yasağı değil, internet düzenlemesidir" diyen Işık, "Bu düzenleme de hem internetin güvenli şekilde gelişmesi açısından önemlidir, internetin kişilere, yargısız infaz noktasında kullanılmasının engellenmesine yönelik hem de Türkiye’de internet kullanıcılarının geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayacak bir düzenlemedir, asla bir yasak değildir" ifadesini kullandı.

Işık, TÜBİTAK’ın yazılım çalışmalarıyla ilgili soru üzerine, Pardus yazılımını E-Devlet Projesi kapsamında TÜBİTAK’ın geliştirdiğini, bununla ilgili çalışmaların devam ettiğini, bu yazılımı çok önemsediklerini, yakında TÜBİTAK’tan detaylı brifing alacağını söyledi.

Bilgi güvenliğinin çağın en önemli tartışma alanlarından olduğunu, özellikle internet ortamında bilginin güvenli saklanması, kişilerin özellikle elektronik ortamda verilerinin korunmasının en önemli öncelik alanlarından olduğunu vurgulayan Işık, şöyle konuştu:

"Şu anda bizim de bu konuyla ilgili kanun çalışmamamız var. Bu kişisel verilerin korunması ve saklanmasıyla ilgili kanun tasarısı taslağı, şu anda zannediyorum olgunlaştı ve Meclise sevk edilmesi noktasında olması gerekiyor. Bu alanlarda da çok ciddi düzenlemeler var. Biz bunu bir taraftan hukuken teminat altına alıyoruz. ’Türkiye diktatörleşiyor’ diyenler, bu nasıl diktatörlük ki hükümet her alanda kendini kısıtlayan adımlar atıyor yani kendini kısıtlayarak, yetkilerini devrederek, diktatörleşen bir anlayış herhalde dünyada sadece Türkiye’de var. Bunu özellikle vurguluyorum. İkincisi de bilgi güvenliğinin sadece kanunla korunamadığını biliyoruz. Bununla ilgili de TÜBİTAK’ta ve diğer kuruluşlarda yoğun çalışma var. O yoğun çalışmada mümkün olduğu kadar, kimsenin hakkı olmayan bir bilgiye erişmemesi ve devletin güvenliğinin elektronik ortamdaki güvenliğinin maksimize edilmesi çalışması yürüyor." 

"11 yıllık iktidar dönemimizde 7 defa halka gitmişiz"

Milli eğitim müdürlerinin değiştirilmesiyle ilgili düşüncesi sorulan Işık, "Eğer davul benim boynumdaysa, tokmak da elimde olmalı ki başarımı ve başarısızlığımı millet net değerlendirsin. Siyasette ’ya ben yapacaktım ama’ gibi bir mazeret kabul olmuyor. Siyasetçi hesabını millete 5 yılda en az 3 seçimde veriyor. Siz 5 yılda 3 defa halka hesap veriyorsunuz. 11 yıllık ikidar dönemimizde 7 defa halka gitmişiz. Neredeyse 1,5 yılda bir millete hesap vermişiz. Millete hesap verilen noktada tabii ki iktidarın inisiyatif kullanması kadar doğal bir şey olamaz" şeklinde konuştu.

Eğitimin Türkiye’nin geleceği, sadece Türkiye’nin değil, dünyada şu anda hükümetlerin en fazla üzerinde yoğunlaştığı alan olduğunu dile getiren Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye de sadece bunu söylemde bırakmıyor. 11 yıldır bütçeden en fazla kaynağın ayrıldığı alan eğitimdir. Türkiye’de eğitimde öğretmen ve yardımcı personel oranı sürekli öğretmen lehine gelişiyor. 2014 yılının sonunda, Türkiye’de net 850 bin öğretmen oluyor ve bu ’yaklaşık 450 bin net artış’ demek. Peki bir iktidarın eğitim politikalarının en kılcal noktalarına ulaşmasını kim sağlar? Eğitim bürokrasisi sağlar. Bu eğitim bürokrasisi eğer iktidarın eğitim anlayışını paylaşmıyorsa ve buna karşı direnç gösteriyorsa, o politikanın başarı şansı olur mu? Peki soruyorum size, beni eğitim politikasından dolayı mahkum edeceksiniz ama aynı zamanda eğitim politikamla ters düşen anlayışın okulda idareci olması noktasında ısrarcı olacaksınız. Şimdi bu temel bir çelişki olmaz mı? Bu açıdan baştan beri savunduğum şey şu, elbette ülkenin anayasal çizgide belirlenmiş eğitim politikası vardır. Hükümetler de bu anayasal çizgideki eğitim politikasına bağlı kalmak kaydıyla politikasını oluşturur. İdareci, bu politikanını uygulanması noktasında direnç göstermemeli. Bunu yapmadıktan sonra çok sorun olmaz."

"Elektrikli otomobille ilgili şu anda TÜBİTAK’ta yürüyen bir projemiz de var"

"Otomotiv sektörüne verilen desteklere rağmen patent alınamıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?" sorusu üzerine Işık, Türkiye’de otomotiv sektörünün gittikçe güçlendiğini, ihracatta sürekli birinci olduğunu, otomotiv yan sanayisinde ciddi patentler bulunduğunu ve her geçen gün artan faydalı modeller, tasarımlar üretildiğini vurgulayarak, otomotiv sektöründe Türkiye’nin güçlü olduğunu belirtti.

Özellikle otomotiv yan sanayisinin gittikçe gücünü artırdığını aktaran Işık, "Bu sektörü desteklemememiz Türkiye açısından kritik önemde. O sektöre verilen Ar-Ge desteklerini asla boşa atılmış para olarak görmeyiz. Proje kalitemizin yükselmesini arzu ederiz. Bir yerli otomobil markasının çıkmasının arzu ederiz ama bu şu ana kadar yapılan çalışmalar ve emeklerin yok sayılması anlamına gelmez. Türkiye, şu anda otomotiv sektöründe iyi, emin adımlarla ilerliyor. Bu sektörü de desteklemek bizim görevimiz. Çok ciddi patentler de alınıyor. Proje kalitemizi sorgulayabiliriz, her alanda olduğu gibi onu da yükseltme noktasında bulunabiliriz. Elektrikli otomobille ilgili şu anda TÜBİTAK’ta yürüyen bir projemiz de var. İyi bir mücadele, iyi bir gayret, iyi bir performans var. Biz o performansın cesaretlendirilmesini düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.