Biz eser üretiyoruz, onlar bize tas atiyorlar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "11 yıldır, biz eser üretiyoruz, onlar bize taş atıyorlar. 11 yıldır biz hizmet üretiyoruz, onlar sadece hakaret ediyorlar. 11 yıldır biz Türkiye’yi büyütmek için gayret gösteriyoruz, onlar bizi de Türkiye’yi de paçasından tutup aşağı çekmeye çalışıyorlar. Biz ’Türkiye’ dedikçe, onlar kendi küçük dünyalarının derdine düşüyorlar" dedi.
Erdoğan, Erdoğan, Alibeyköy Meydanı’nda düzenlenen "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mecidiyeköy-Kağıthane-Alibeyköy-Mahmutbey Metro Hattının Temel Atma ve 201 Erguvan Otobüsünün Hizmete Alım Töreni"ndeki konuşmasında, 11 yıldır, gerek hükümette, gerek yerel yönetimlerde, adeta nefes almadan çalıştıklarını belirterek, "Yola çıkarken biz ne dedik ? Tıpkı Aşık Veysel gibi ’Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece’ dedik. Evet gideceğiz gündüz gece. Durmadan, yorulmadan inşallah gideceğiz. Adeta canlarını dişlerine takarak gece demeden, gündüz demeden bu ülkeye hizmette, bu aziz millete hizmette, inşallah şehirlerimize hizmet üreterek bu yola devam edeceğiz. Bir tek anımız, bir tek saniyemiz boşa gitmesin diyerek, başımızı yastığa koyduğumuzda kendimizi muhasebeye çekerek, bu ülkeyi büyütmenin, bu milleti yüceltmenin mücadelesini veriyoruz" dedi.
Bu ülkenin derdiyle dertlenirken, milletin meselesini çözmenin mücadelesini verirken, maalesef 11 yıldır, başta muhalefet olmak üzere, bazı çevrelerin de kendilerine çelme takmanın mücadelesini verdiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"11 yıldır, biz eser üretiyoruz, onlar bize taş atıyorlar. 11 yıldır biz hizmet üretiyoruz, onlar sadece hakaret ediyorlar. 11 yıldır biz Türkiye’yi büyütmek için gayret gösteriyoruz, onlar bizi de Türkiye’yi de paçasından tutup aşağı çekmeye çalışıyorlar. Biz ’Türkiye’ dedikçe, onlar kendi küçük dünyalarının derdine düşüyorlar. Biz ’millet’ dedikçe, onlar kendi küçük zümrelerinin peşinden koşuyorlar. Biz ’mazlumlar’ dedikçe, ’Ortadoğu, Balkanlar, Afrika, İslam coğrafyası, Avrupa Birliği’ dedikçe, onlar Türkiye’yi içine kapatmanın, küçültmenin mücadelesi içinde bulunuyorlar. İnanın, bizi sevindiren, milleti sevindiren, ülkeyi sevindiren her ne varsa, bunları üzüyor, bunları rahatsız ediyor."
"Partimizi kapatmaya tevessül ettiler"
Başbakan Erdoğan, dik duracaklarını ama dikleşmeyeceklerini, kendilerini bu yoldan koparmak için her yolu, her yöntemi denediklerini, kendilerini yavaşlatmak için, engellemek için, yıpratmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Partimizi kapatmaya tevessül ettiler, olmadı. Şimdi birileri çıkmış kenarlarında köşelerinde bu paralel yapının, bu paralel devletin uşaklarından biri çıkmış, ’AK Parti kapatılmalı’ diyor. Önüne de bunun bir ’prof’ koymuşlar. Senin aldığın ilim buysa, biz batmışız. Senin demokrasi anlayışın buysa, biz batmışız. Biz bu ülkede partilerin kapatılması noktasında karşı duran tek partiyiz. Anayasa değişikliğinde de bunun kavgasını verdik ama ne yazık ki, anayasa değişikliğinde hemen CHP de MHP de BDP de Meclis’i terk ettiler. Bu maddenin oylamasında orada bulunmadılar. Ne yazık ki, partimizin içinden de bazı ihanet edeler çıktı. Onlar da ne yazık ki, olumsuz oy kullandılar. 330’u bulamadığımız için o anayasa değişikliği reformuna o madde girmedi. Eğer girmiş olsaydı bugün partilerin kapatılması diye bir şey kalmayacaktı."
Çetelerle, darbe senaryolarıyla, provokasyonlarla, tehditlerle, cinayetlerle, yalanla, iftirayla, çamurla üzerlerine geldiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Biz, başta Allah’a, sonra sizlere güvendik. Bu yola besmeleyle çıktık, bu yola duayla çıktık, bu yola sizinle, milletle çıktık ve milletle, sizlerle yürüyoruz. Sizin dualarınız, sizin temiz kalpleriniz, sizin samimiyetiniz, kararlılığınız, bütün oyunları bozdu, bütün tuzakları altüst etti. İşte şimdi yeni bir oyunun, yeni bir tuzağın peşindeler. Önce Gezi Parkı dediler, sokakları ateşe verdiler. Günlerce Türkiye’yi hem içeride huzursuz ettiler, hem dışarıda. Fakat siz, millet olarak geldiniz Kazlıçeşme’ye 1,5 milyon İstanbul’lu onlara gerekli dersi verdiniz. Ankara Sincan’da 750 bin Ankaralı orada toplandı, oradan gerekli dersi verdi. Şu anda da yine aynı şekilde hangi vilayete gidiyorsak, Manisa bir başka güzel ilçeleriyle, Sakarya yine bir başka güzel... Bütün bunlar gerekli cevabı veriyorlar. İnşallah şimdi bütün illeri yine dolaşmaya devam edeceğiz. Millet bu paralel yapıya, bu paralel devlete gerekli cevabı inşallah meydanlardan verecek."
"Bizim birliğimizi, beraberliğimizi bunların bozmaya gücü yetmeyecek"
Geçen hafta Almanya’da bulunduğunu anımsatan Başbakan Erdoğan, "Berlin’deki büyükçe bir kapalı spor salonunu tıklım tıklım dolduran oradaki kardeşlerimiz Berlin’den, Almanya’dan Türkiye’ye seslendiler; biz dediler, beraberiz dediler, diriyiz dediler, hep beraber Türkiye’yiz dediler. Bizim birliğimizi, beraberliğimizi bunların bozmaya gücü yetmeyecek. Türkiye’ye, başta ekonomi olmak üzere ağır bedeller ödettiler. Orada başarı sağlayamayınca, şimdi, 17 Aralık’la birlikte yine düğmeye bastılar, yine çirkin senaryolarla üzerimize gelmeye başladılar. Türkiye ekonomisini hedef aldılar. Türkiye’nin milli kurumlarını, milli bankası Halkbank’ı, Milli İstihbarat Teşkilatı’nı hedef aldılar. Bir yıldan fazla bir süredir devam eden Çözüm Sürecini, sürecin getirdiği bahar havasını, Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizi hedef aldılar" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, bir yılı aşkın bir zamandır artık şehit haberlerinin gelmediğini ve şimdi bunun tahrik edilmeye çalışıldığını dile getirerek, konuşmasını "Çünkü bunlar şehitlerimiz üzerinden pirim yapmaya alıştılar. İşte şimdi de rüşvet iftirası atarak, yolsuzluk iftirası atarak, her türlü yalana, iftiraya başvurarak yaptıkları internetteki düzenlemeyi bahane ederek, bir kez daha huzur, güven ortamını, demokrasiye, milli iradeye kastetmeye başladılar" şeklinde sürdürdü.
Erdoğan, Alibeyköy Meydanı’nda düzenlenen "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mecidiyeköy-Kağıthane-Alibeyköy-Mahmutbey Metro Hattının Temel Atma ve 201 Erguvan Otobüsünün Hizmete Alım Töreni"ndeki konuşmasında, 17 Aralık sürecinde, "kimlerin kimlerle iş tuttuğuna özellikle dikkat etmek" gerektiğini dile getirerek, "Hükümeti yıpratmaya çalışanlar kimler? Sokakları hareketlendirmeye çalışanlar kimler? Yolsuzluk ve rüşvet iftirasını dillerinden düşürmeyen kimler? Rüşvet nedir biliyor musunuz? Rüşvet bir memurla sivilin iş tutması demektir. Onların arasındaki muamelenin adıdır" diye konuştu.
Yolsuzluk karşısında bugüne kadar en büyük gücün kendileri olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye’yi, hem içeride, hem dışarıda karalamanın peşinde olanlar kimler? Bu ittifakı çok iyi görmeniz gerekiyor. Eğer bu hükümet, yolsuzlukların hükümeti olsaydı, milli gelirimiz 230 milyar dolardan 800 milyar dolara çıkabilir miydi? Eğer bu iktidar yolsuzlukların iktidarı olsaydı, Türkiye’nin dış borcu, milli gelirle orana yüzde 73’ten yüzde 35’e düşebilir miydi? Eğer bu iktidar yolsuzlukların iktidarı olsaydı enflasyon yüzde 30’dan tek haneli rakama düşer miydi? Eğer bu iktidar yolsuzlukların iktidarı olsaydı, devletin borçlanma faizi yüzde 63’ten tek haneli rakamlara düşebilir miydi? Bu iktidar yolsuzlukların iktidarı olmuş olsaydı, ah benim kardeşlerim, 36 milyar dolardan aldığımız ihracat, 152 milyar dolara çıkabilir miydi?
Okullarımız... Göreve geldiğimizde 76 üniversite vardı. Buna biz 99 üniversite ilave ettik. Şu anda 175 üniversite ile 81 vilayetimizde hizmet veriyoruz. Bütün yavrularımız, okullarda sıralarının üzerinden kitaplarını ücretsiz olarak alıyorlar mı? Bu nasıl yolsuzlukların iktidarı? Göreve geldiğimizde üniversite öğrencisinin aldığı burs neydi biliyor musunuz? 45 liracık. Şimdi her müracaat eden, burs veya kredi, 520 lira alıyor Kredi Yurtlar Kurumuna mensup, beslenme yardımıyla beraber. Lisansüstü, doktora öğrencileri, asgari ücrete şu anda muadil ücret alıyor. Bu hale getirdik. Bu süre içerisinde 205 bin derslik bitirdik.
Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol varken, biz şu 10 yıl içerisinde 17 bin 100 kilometre bölünmüş yol yaptık. Yolsuzlukların olduğu bir ülkede bunları yapabilir misiniz? 25 tane havalimanı vardı, biz göreve geldiğimizde. Şimdi 52 tane havalimanı var Türkiye genelinde. Bunlar nasıl oldu? Ayırt etmeksizin... Kimin aklına gelirdi 10 sene önce, Şırnak’ta havalimanı olacak. İşte buyurun Şırnak’ta Şerafettin Elçi Havalimanı... Bunu yaptık. Ağrı’da havalimanı, Kars’ta havalimanı... Iğdır, kimin aklına gelirdi? Havalimanını yaptık. Hakkari’de şu anda havalimanımız bitmek üzere. Maalesef müteahhitler tehdit altında olduğu için iş bırakıyorlar. Onun için gecikme var. Yoksa Hakkari’de de havalimanımız bitecek. Biz böyle bir iktidarız. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi? Bunlar bitti. KÖYDES projesi ile neredeyse köy bırakmadık köy, yolu, suyu olmayan köy bırakmadık. Bunları yaptık. Göreve geldiğimizde 9 vilayette doğalgaz vardı, şimdi 72 vilayette doğalgaz var. Neden? Biz size aşığız, biz size sevdalıyız. Bu sevdamızın gereği bütün bu adımları durmaksızın atıyoruz, yerine getiriyoruz."
"Yine her zaman olduğu gibi, bu işin içinde CHP var, MHP var"
Başbakan Erdoğan, hükümeti engellemek için önünü kesmeye yönelik aynı malum örgütler bulunduğunu kaydederek, "Bir de kim var bunların içinde biliyor musunuz? Bu işin içinde bir de TÜSİAD var. İşin garibi o. TÜSİAD’a bak ya. Ya sen git işine bak be, sen git üretim yap. Sen Türkiye’de bu iktidarın döneminde kazandığını hiçbir zaman kazanamadın. Şöyle kazandınız. Bundan önce iktidarlardan istediğiniz gibi meşru veya farklı yollardan, farklı şeyler istiyordunuz. Ha onlar size, onları vermiş olabilir ama bizden bunları alamazsınız. Bizden hakkınızı alırsınız. Hakkınızı vermekte asla bizler şüpheye düşmeyiz. Fakat hakkınız olmayanı alamazsınız. Bakkal dükkanı nasıl kontrol ediliyorsa, vergilerde, defterlerde, sen de öyle kontrol edileceksin. Bundan önce belki sizi belki gelip kontrol etmiyor olabilirler, ama şimdi kontrol edileceksiniz" diye konuştu.
’’Her zaman olduğu gibi’’, bu işin içinde belli medya kuruluşları olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Yine her zaman olduğu gibi bu işin içinde CHP var, MHP var. Fakat bu sefer, bu ittifakın içinde yeni bir örgüt daha var. Kökü dışarıda olan, Türkiye dışındaki odaklara hizmetkarlık yapan bir örgüt, Türkiye’deki saf, temiz kardeşlerimizi kullanarak, bu ülkenin, bu milletin çıkarlarını hedef alıyor. Bu örgüt, arkasına aldığı bazı uluslararası çevrelerin desteğiyle, Türkiye’deki marjinal örgütleri, sermayeyi, medyayı, özellikle de CHP’yi ve MHP’yi adeta şu anda parmağında oynatıyor. Bunların tek bir derdi var: AK Parti’yi, hükümeti yıpratmak. Türkiye bunların derdi değil. Millet, bunların umurunda değil. Türkiye zarar görmüş, Türkiye kaybetmiş, Türkiye yara almış, bunların umurunda değil. Ben şimdi buradan, İstanbul’dan soruyorum: Ey CHP, ya senin bu paralel örgütle ne işin olur? Bu paralel örgüte savaş açan sen değil miydin ya? Bu paralel örgütü en büyük tehlike olarak gören sen değil miydin?
Ey CHP’nin genel müdürü… CHP Gençlik Kollarının karikatür sergisine gidip, bu paralel örgütün başını sahtekarlıkla suçlayan sen değil miydin ya? CHP’nin seçim afişlerinde, bu paralel örgütün liderini karalayan, kara bulutlar içinde gösteren siz değil miydiniz ya? Peki şimdi size ne oldu? Niye bu kadar yakınlaştınız? Nasıl oldu da aynı yolun yolcusu oldunuz? Nasıl oldu da ittifak kurdunuz? Sizi bir araya getiren, sizi birbirinize yoldaş yapan ne? Buradan da açık açık söylüyorum: Eğer CHP, bu örgütün tabanından, bu örgütün samimi mensuplarından oy alabileceğini zannediyorsa, fena halde yanılıyor. Ben inanıyorum ki burada, bu örgütün tabanı demeyeceğim, çünkü onları tenzih ederiz; böyle bir örgüt yapılanması içerisinde o samimi, o temiz insanlar bu yapılanlardan çok rahatsızlar. Onlar 11 senedir bu ülkede inanç, düşünce özgürlüğü noktasında atılan bu adımları gayet iyi biliyorlar, gayet iyi görüyorlar; o tepe noktada olanlar görmeseler dahi.
Bu paralel örgüt CHP’yi ele geçirmiş olabilir, bu paralel örgüt CHP’yi parmağında oynatıyor olabilir ama benim samimi, hasbi ve temiz kardeşlerim bu oyuna gelmez, bu çirkin ittifaka asla prim vermez. Yanlış hesap yapıyorlar. O hesap da inşallah en başta İstanbul’dan, Türkiye’nin 81 vilayetinden dönecek. CHP de o paralel örgüt de 30 Mart’ta bu milletten gereken cevabı çok net biçimde alacaklar."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, temeli atılan metro hattının İstanbul’a hayırlı olmasını diledi ve hizmete giren otobüslerin emniyet içinde yolcularını evlerine ulaştırmasını temenni etti.
Notlar
Törenin yapıldığı alan Türk bayrağı ve AK Parti bayraklarıyla donatıldı.
Başbakan Erdoğan’ın konuşması zaman zaman "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Recep Tayyip Erdoğan" sloganlarıyla kesildi. "Vur vur inlesin, Kılıçdaroğlu dinlesin" sloganı üzerine Erdoğan, "Değer mi?", "Dik dur eğilme, bu millet seninle" sloganı üzerine de "Bundan şüpheniz var mı?" diyerek cevap verdi.
Bazı vatandaşlar, isteklerini, taleplerini içeren notları, Başbakan Erdoğan’a iletmesi için güvenlik güçlerine verdi. Erdoğan "paralel yapı"dan bahsederken, vatandaşlar ’’paralel yapı"yı yuhalayarak, tepki gösterdi.
Konuşmanın ardından Başbakan Erdoğan, Bağcılar, Esenler, Gaziosmanpaşa ve Kağıthane’ye canlı bağlanarak, buralardaki metro istasyonlarının temelini attı.
Erdoğan daha sonra 201 Erguvan otobüsünün hizmete alım kurdelesini kesti. Erdoğan, otobüsler için 90 milyon lira harcandığını, temeli atılan metronun hattının da 850 milyon liraya mal olacağını söyledi.
Törene İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu ve bazı milletvekilleri de katıldı.