Yükleniyor...

Biz milletin sesini dinleyecegiz

 

Başbakan Davutoğlu, Afyonkarahisar’da Güral Otel’de düzenlenen AK Parti 23. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, AK Parti hareketinin temellerinin dayandığı felsefeye ve düşünceye dikkati çekti.

Son 1 ay, 2 aylık görevi esnasında Hazreti Mevlana ve Ahi Evran’ı ziyaret ettiğini, önümüzdeki hafta da Hacı Bektaş-ı Veli’yi ziyaret etmeyi planladığını ifade eden Davutoğlu, bu ziyaretlerden büyük feyiz aldığını vurguladı.

 Mezopotamya alimleri, Horasan erenlerinin, Anadolu’dan Rumeli’ye doğru yürüyenlerin, hep omuz omuza, tek bir ideal için yürüdüğünü anlatan Davutoğlu, "Bu toprakları bize vatan kıldılar. Onların yürüyüşünü kıyamete kadar sürdürebilmek konusunda aynı ölçüde kararlıyız" diye konuştu.

Gandi’nin, meşhur Tuz yürüyüşüyle Britanya İmparatorluğu’nu sarsarak, Martin Luther King’in beyaz ırkçılığa karşı yürüyerek tarihe geçtiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Martin Luther King beyaz ırkçılığa karşı yürüdüğünde, o günlerde herhalde kimse 30-40 yıl sonra ABD’nin başına bir zencinin başkan olacağını tahayyül etmemişti. Malcolm X’in kararlı yürüyüşü olmasaydı Başkan Obama da herhalde Başkan olamazdı. Yürüyüşler, sonuçlarını zaman içinde gösterirler. Yine Mandela, görünüşte hapishanelerde ama gerçekte tarih içinde yürürken beyaz ırkçılığa karşı yine ortak insanlık ideali için yürüdüler. Afyon’da olduğumuz için bir başka yürüyüş de bizim bu topraklarda hür ve iradesi muhkem bir millet olmamızı sağlayan bir başka yürüyüştü, 26 Ağustos 1922’de, Kocatepe’de İzmir’e yürüyenler, Gazi Mustafa Kemal öncülüğünde istiklale yürüyorlardı. O zaman orduya bakanlar, İslam’ın son ordusu diye ona şiirler yazanlar şairler, Hint’ten Balkanlara, Kuzey Afrika’ya kadar dua edip secdeye kapananlar şunu biliyorlardı ki o ordunun muzafferiyeti sadece bir askeri zaferin adı değildir. O ordunun muzafferiyeti geçmiş kadim bütün bu yürüyüşleri temsil eden bir iradenin tarihe mührünü vurmasıydı."

"Bütün evrensel insanlık ideallerini bünyemizde barındırıyoruz"

"Biz bütün bu yürüyüşlerin son halkasını oluşturan AK Parti yürüyüşünün neferleriyiz" ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Hem evrensel iddiaları bünyemizde taşıyoruz hem milli iddiaları. Hazreti İbrahim’den Mandela’ya kadar gelen bütün evrensel insanlık ideallerini bünyemizde barındırıyoruz, insan hakları, özgürlükleri, insanlık onuru söz konusu olduğunda, son ana kadar, son nefesimize kadar bunları savunmaya kararlıyız. Sonu ateş de olsa, sonu hapishanede olsa hiçbir yerde bu kadrolar içinden insanlık onuruna ihanet eden çıkmayacaktır, geri dönen çıkmayacaktır. Yine Horasan erenlerinden, bu Kocatepe’den İzmir’e yürüyen İstiklal Ordusu’ndan bugüne kadar sürdürülen o milli iradenin de milli yürüyüşün de temsilcileri de AK Parti kadrolarıdır. AK Parti konjonktürel şartlarda çıkmış bir siyasi parti değildir. Dolayısıyla birilerinin ümit ettiği, beklediği gibi konjonktürel şartlarda krize girecek parti olmayacaktır. Biz bütün yürüyüşlerin ruhunu, bütün o yürüyüşlerin idealini, bütün o yürüyüşlerin ahlakını ve azmini her bir fert olarak zihnimizde gönlümüzde barındırıyoruz, barındırmaya devam edeceğiz."

Başbakan Davutoğlu, geçmişte inşa edici yürüyüşlerin yanı sıra yıkıcı yürüyüşlerin de yaşandığına işaret ederek, "İşte tarih bu iki yürüyüşten ibarettir. Bizler inşa edeceğiz. İnsanlık onurunu savunanların safındayız. Yıkıcılar hangi formda, hangi nitelikte olursa olsun ister bugün Suriye rejiminin gösterdiği formda, ideolojik anlamda olsun, ister IŞİD altında örgütlenerek dini bir İslam dinini de lekeleyen tarzda yıkıcılıkta olsun her türlü yıkıcılığın karşısında inşa edici olacağız" ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yıkıcı, tahrip edici her siyasi aklın karşısında, inşa eden, ihya edici, tamir edici olacaklarını belirten Davutoğlu, "Onun için olağan üstü kongrede sizlerin onayıyla Genel Başkanlık görevini devraldığımda yaptığım konuşmada vurguladığım gibi bizim hareketimiz, bir restorasyon hareketidir, bir inşa hareketidir, bir ihya hareketidir, bütün o yürüyüşlerin mirasını devralmış olan hak yolunun yürüyüşüdür. İnsan söz konusu olduğunda, eşrefi mahlukat olarak görür ve onun değerine sonuna kadar sahip çıkar, o insana bakarken acaba o insan şu ırktan mı, bu ırktan mı, bu mezhepten mi, bu dinden mi demezler, insan diye bakarlar" diye konuştu.

"Biz zamanın da mekanın da insanın hakkını vermek üzere yola çıktık, siyasi hareketimizin felsefesi budur" diyen Davutoğlu, yine bu hareketlerin, milli olanla evrensel olanı bütünleştiren hareketler olduğunu söyledi.

Başbakan Davutoğlu şunları kaydetti:

"Hazreti Musa kendi kavmi ile yürüyordu ama evrensel olan için yürüyordu. Hazreti Muhammed, Ulu Peygamberimiz kendi kavmi ile yürüyordu ama bütün insanlık adına yürüyordu. Hazreti Hüseyin yakınlarıyla birlikte ama bütün insanlık adına yürüyordu. Gandi görünüşte Hintliler ile yürüyordu ama bütün insanlık çin yürüyordu. Milliydiler ama aynı zamanda evrenseldiler. Milli ile evrenselliği birbirine zıt olarak görmez, bu tür yürüyüşe çıkanlar. AK Parti hareketi hem milli harekettir,  yerli bir harekettir özgün bir harekettir ama nitelikli evrensel özlü bir harekettir. Yine bu yürüyüşe çıkanlar, tarihin realitesini bilirler. Ama tarihin realitesine hapsolunamazlar."

"Tarihi realiteyi değiştireceğiz"

Siyaset teorisinde idealistler ve realistler olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Biz tarihi realiteyi anlıyoruz ama tarihi realitenin içinin hapsolunmayacak kadar da kendi içimizde barındırdığımız değerler olduğuna inanıyoruz. O zaman idealimizle o tarihi realiteyi değiştireceğiz. Nitekim 2002 Türkiyesi’nde, Afyon’da 2001 Türkiye’sinde bir araya gelen Erdemliler Hareketi’nin ortaya koyduğu prensipler, o gün tartışıldığında, 2014’te buraya gelineceğini kimse hayal bile edemezdi. İnsan hakları açısından, demokratikleşme açısından, sivil, asker ilişkileri açısından, dini özgürlükler açısından. Eğer o günlerde bize söylenenlere kulak assaydık ve deseydik, realist olun, şimdi bunları talep etmeyin bekleyin, emin olun on yıllarca beklerdik. Kimse de bu hakları bize vermezdi. Tarihi iradeyle çıkanlar hak verilmesini beklemezler haklarını alırlar ve insanlığa hakkını da verirler" değerlendirmesinde bulundu.

"Onları dinlemiş olsaydık..."

Dış politika uygulaması esnasında da iç siyasette de son 14 yılda kendilerine ders vermeye kalkanların, "niye Davos’ta sesinizi yükseltiyorsunuz, alemin avukatı siz misiniz’ diyenler olduğunu ifade eden Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Onları dinlemiş olsaydık bugün istiklal ordularının temsil ettiği o insanlık onurunu dünyada dalgalandıran bir al bayrak, birçok mazlum milletin sembolü olmazdı. Onları dinlemedik, dinlemeyeceğiz. Biz milletin sesini, tarihin sesini insanlığın sesini dinleyeceğiz. Ama tarihi realiteyi hiçbir zaman gözardı etmeyeceğiz. Toplumumuzun realitelerini gözardı etmeyeceğiz. O realiteyle birlikte ideale doğru yürüyeceğiz. O realiteyi gün gün, an an her an tekrar tekrar okuyup anlayarak değişimin her bir nabzını tutarak geleceği inşa edeceğiz."

AK Parti 23. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Davutoğlu, Bakanlıklarla çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ve önemli kararlara imza attıklarını belirterek, Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda 27 Kasım’da büyük bir uyuşturucu ile mücadele şurası toplayacaklarını bildirdi.

Davutoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı ile başörtüsü yasağına son noktayı koyduklarını belirterek, "Bir daha bu ülkede orta eğitim de dahil olmak üzere herhangi bir şekilde başörtüsü yasağı diye bir şey söz konusu olmayacak" ifadesini kullandı.

"Merkez Bankası’nın faiz oranlarını tekrar gözden geçirmesinin vakti gelmiştir"

Bir taraftan siyasi tedbirleri alırken, diğer taraftan ekonominin yeniden inşa edilmesi yönünde çok ciddi çabalar içerisinde olduklarına dikkati çeken Davutoğlu, "2002-2014 yılları arasındaki büyük ekonomik devrimin herhalde herkes farkında. Bu devrim kolay şartlarda olmadı. 90’lı yıllarda dünyada büyüyen bir ekonomi, Türkiye’de küçülen bir ekonomi vardı. 2000’li yıllarda biz iktidardayken 2008 krizi ile küçülen bir dünya ekonomisi varken Türkiye her sene ortalama yüzde 5 büyüdü" diye konuştu.

Davutoğlu, eylül ayına ilişkin ekonomik verilerin de ümit verici olduğuna dikkati çekerek, eylülde ihracatın yüzde 4,4 arttığını, ithalatın düştüğünü ve dış ticaret açığında yüzde 18,8’lik düşme yaşandığını hatırlattı.

İhracatçıları tebrik eden Davutoğlu, dünya piyasaları daralırken, ihracatçıların, Türk girişimciliğinin büyük aşk ve şevki ile yeni piyasalara açılarak ihracattaki artışı sağladıklarını ifade etti.

Davutoğlu, 9 ay içerisinde geçen sene aynı döneme göre ihracatın yüzde 5,5 artış ile 118,5 milyar dolara ulaştığını anımsatarak, "İnşallah sene sonunda da 158 milyar dolara ulaşacağını ümit ediyoruz. Bu büyük bir ekonomik başarıdır" dedi.

Ekonomik krizden sonra Türkiye’de 6 milyon istihdamın sağlandığının altını çizen Davutoğlu, devlet bütçesinden faize ödenen oranın yüzde 44,8’den yüzde 12’ye gerilediğini, faiz üzerinden devlet kaynaklarının aktarılması dönemine son verildiğini kaydetti.

Davutoğlu, Merkez Bankası’ndan ilerleyen günlerde brifing alacağını ifade ederek, "Türkiye’deki siyasi istikrarın devamı ve dünya emtia fiyatlarındaki artışı da göz önünde bulundurarak Merkez Bankası’nın faiz oranlarını tekrar gözden geçirmesinin vakti gelmiştir diye düşünüyorum. Bu çerçevede de bütün ekonomi kurumlarımızla da istişarelerimiz sürecek" diye konuştu.

Türkiye’de son 12 yıl içerisinde ekonomik anlamda gerçekleşen şeylerin saymakla bitmeyeceğini ifade ederek, yeni Türkiye açısından önemli mesafeler alındığını, 222 bin derslik inşa edildiğini, 500 bin öğretmen ataması yapıldığını, 6 bin 100 kilometrelik bölünmüş yolun 17 bin kilometreye çıkarıldığını, 2 bin 494 sağlık tesisi açıldığını, doğal gaz kullanımının 9 ilden 72 ile çıktığını vurguladı.  

"25 öncelikli sektör dönüşüm programını önümüzdeki günlerde açıklayacağız"

Davutoğlu, bütün bunların Türkiye’de büyük bir ekonomik dönüşümün yaşandığının göstergeleri olduğunu belirterek, şimdi bu değişime yapısal, kalıcı ve sürdürülebilir nitelik kazandırmak zorunda olduklarını ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, 25 öncelikli sektör dönüşüm programını ilerleyen günlerde kademeli bir şekilde açıklayacaklarını vurgulayarak, bu sektörel dönüşümlerle ekonominin yapısal değişiminde kalıcı adımlar atmaya kararlı olduklarını söyledi.

Bununla birlikte, bin 200 den fazla eylem planını önümüzdeki günlerde ilan edeceklerini belirten Davutoğlu, böylece ekonomide son 12 yılda sağlanan büyük atılımların çok güçlü bir temele oturtularak 2023 hedeflerine doğru yola devam edeceklerini dile getirdi.

"Biz sadece insanlık hesabı yapmaya devam edeceğiz"

Davutoğlu, evrensel iddialarını da hatırlatarak, en fazla eleştirilen ancak dünyada da en fazla itibar kazandıran alanlardan birinin Türkiye’nin son 12 yıl içerisinde dünyanın hangi köşesinde ne mesele olursa olsun gösterdiği duyarlılık olduğunu ifade etti.

Birilerinin bu duyarlılıktan rahatsız olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Birileri bu duyarlılığın kendi stratejik hesaplarını, petrol hesaplarını, kendi siyasi hesaplarını tehdit ettiğini düşündü ve Türkiye’ye karşı tavır aldı ama baştan beri zikrettiğim insanlık onuru söz konusu olduğunda herkes sussa, herkes köşesine çekilse, herkes petrol hesabı yapsa, biz sadece insanlık hesabı yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"Bölgesel alanda bir ateş çemberinin ortasındayız"

Türkiye’nin bölgesel alanda bir ateş çemberinin ortasında olduğuna işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Etrafımızda 7, hatta 8 ülke idare edilemez durumda. Fiilen parçalanmış durumda. Suriye, Irak, Yemen, Libya, Ukrayna, Lübnan, bir çok ülkeyi sayabilirsiniz. Her gün bana istihbarat ve dış politika raporları geldiğinde bölgemizle, oradaki kardeşlerimizle ilgili, inanın yüreğime büyük bir ağırlık çöküyor. Çünkü 100 yıl önceki açılan bir parantezin yaraları ile karşı karşıyayız. 1914-2014 Birinci Dünya Savaşı ile açılan yaralar hala kapanmadı. O savaşın sonrasında ortaya çıkan sınırlar akrabaları, aşiretleri böldü. Asırlarca bir arada yaşayan İpekyolu şehirlerini birbirinden kopardı. Ulusalcı, her alanda baskıcı rejimlerin önünü açtı. Önce sömürgecilik şeklinde sonra da Baasçılık şeklinde öylesine rejimler çıktı ki, halkların buluşmasını engelledi.

Biz iktidar olduğumuzda, hem o halklarla buluşmayı temin etmek hem de herhangi bir yıkıcı ya da tahrip edici çatışma yaşanmaması için önce bu yönetimlerle iyi ilişkiler üzerinden sınırları, vizeleri kaldırmaya, ortak kabine toplantıları yapmaya çalıştık, yaptık ve ciddi mesafeler aldık. Hala yüreğimde bir yara. 2011’de tam da Suriye’de türbülans ve zulüm başlamadan önce Türkiye, Ürdün, Suriye, Lübnan dörtlü Levant ortak pazarını kuruyorduk. Şimdi IŞİD’in bir adının da levantı kapsadığı için söylüyorum. Çünkü biz şunu görüyorduk. Bu sınırların bu nitelikleri ile halkları, aşiretleri, aileleri böler şekilde yaşaması çok zor. Ne yolla yaşar? Eğer bu halklar barış içinde yeni bir düzene gelecek."

Davutoğlu, 2010 yılında "Bu sınırları ekonomik ve kültürel yollarla anlamsız kılacağız, aynı AB’de olduğu gibi ülkeleri birbirine bağlayacağız" dedikleri için "Yeni Osmanlıcı, ütopik ve maceraperest" diye ilan edildiklerini belirtti.

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun bütün sınırlarının bugün Avrupa Birliği adı altında açılırken kimsenin onun tarihi referansından bahsetmediğini, çağdaş bir proje olduğundan bahsettiğini dile getiren Davutoğlu, "Bu doğrudur. Biz de o çağdaş projenin parçası olmak istiyoruz" dedi.

Davutoğlu, "Ortadoğu’ya dönerek ekonomik ve kültürel sınırları esnetelim halklar birbiri ile kaynaşsın" dediklerinde herkesin karşı çıktığını belirterek, "Çünkü biliyorlar ki, barışçıl yollarla bu kaynaşma olursa onların sömürü düzenlerinin de sonu gelecek" ifadesini kullandı.

Birçok barış projesine öncülük ettiklerinin altını çizen Davutoğlu, Arap Baharı başladığında halkların iradelerinin yanında yer aldıklarını bildirdi.

Davutoğlu, Tahrir Meydanı’nda toplanan Mısırlı gençlere insanlık onuru adına destek verdiklerini belirterek, Suriye’de varil bombalarıyla bombalanan gençlere de yine insanlık onuru ve demokrasi için destek verdiklerini söyledi.

"Geçmişte bu ülkelerle ilişkilerimiz iyiydi, yine iyi kalsın" diye düşünmediklerini dile getiren Davutoğlu, "Çünkü kendi halkına zulmedenlerin bizim yanımızda dostluğu da itibarı da kalmaz. Bizi iyi ilişkilerle bu bölgede yeni bir düzen kuralım dediğimizde yeni Osmanlıcılık ile suçlayanlar zalim rejimlere karşı çıktığımızda da bu sefer ’Müslüman kardeşlere destek vermek, şu grubu veya bu grubu desteklemekle’ suçladılar. CHP yönetiminin, HDP’nin tutumuna dikkat edin, hep bunu yaptılar, dışarıda da bunu yaptılar. Şimdi bütün bu yapıcı politikalarımız karşılıksız kaldığı için bu ülkeler büyük bir kaosa sürüklendiklerinde hepsi birden tarihi kardeşlikleri hatırlamaya başladılar" diye konuştu.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.