Yükleniyor...

"Bizim millet varligimiz genis bir cografyada yer almaktadir"

 

Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından "Uluslararası Öğrenci Akademisi Projesi" kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Türkiye Söyleşileri" programında konuştu.

Kurtulmuş, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen öğrencilerle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. 

Sosyal olayların mekansal ve zamansal boyutu bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, bu etkinliklerin 1990’lı yıllarda değil de şimdi yapılmasının zaman boyutuyla ilgili olduğunu kaydetti. 

Bu zaman diliminde Türkiye’nin küllerinden yeniden doğduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Türkiye yeniden kökleriyle buluşmuş, Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olma idealine doğru yönelmiş ve Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde yeni bir siyasal yolculuğa doğru yol almış ve mesafe katetmiştir. Türkiye aynı Türkiye, siz 90’lı yıllarda, 80’li yıllarda gelmiş olsaydınız böyle bir ev sahipliğiyle karşılaşamayacaktınız ya da Türkiye o dönemlerde böyle büyük bir vizyona sahip olmadığı için Afrika’nın, Asya’nın, Avrupa’nın, Balkanlar’ın ve Kafkaslar’ın gençlerine kucak açmayacaktı." ifadelerini kullandı. 

"Çok geniş bir coğrafyayı kapsıyoruz" 

Kurtulmuş, yeni Türkiye’nin en önemli misyonuna katkılarından birinin de "millet varlığı" kavramı olduğunu anlattı. 

Millet varlığının kendileri için neler ifade ettiğine değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti: 

"Biz Türkiye’nin yöneticileri olarak millet varlığımız dediğimiz şeyi, sadece 82 milyondan ibaret bir Türkiye olarak kabul etmiyoruz. Bizim millet varlığımız, sırtını okyanusa yaslamış olan Kurtuba Camisi’nden, Mostar Köprüsü’nden, Orhun Abideleri’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada yer almaktadır. Bizim millet varlığımız, Kazan’dan Senegal’e kadar, bizim millet varlığımız, Arnavutluk’tan Güney Afrika’ya kadar, bizim millet varlığımız, Cezayir’den Kırgızistan’a kadar, Özbekistan’a kadar geniş bir coğrafyada yer alan bizim kardeşlerimizi, dostlarımızı, akraba topluluklarımızı, dindaşlarımızı ve soydaşlarımızı kapsamaktadır. Yani millet varlığı dediğimiz zaman, çok geniş bir coğrafyayı kapsıyoruz. Çok geniş bir coğrafyayı gözümüzün önüne getiriyor ve oradaki her bir kardeşimizi kendi milletimizin bir parçası, kendi varlığımızın bir parçası olarak görüyoruz."   

Kurtulmuş, YTB’yi yakinen tanıdığını aktararak, geniş millet varlığının ete kemiğe bürünmüş halinin buraya gelen katılımcılar olduğunu vurguladı. 

Öğrencilerin farklı coğrafyalardan gelmelerine rağmen aynı büyük medeniyeti kurma idealine odaklanmış olarak kendilerini yetiştirdiğini belirten Kurtulmuş, yeni ve adil bir dünyanın kurulmasını temenni etti. 

Kurtulmuş, kendileri gibi büyük iddialara sahip medeniyet mensuplarının geçmişle bugün arasındaki köprüyü de çok iyi kurması gerektiğini ifade ederek, Endülüs Emevileri medeniyetinden bahsetti. 

Batı dünyasında İslam medeniyetine karşı hıncın en büyük somuta indirgenmiş halinin Endülüs’le başladığını dile getiren Kurtulmuş, "Taş taş üstüne koymadılar. Endülüs’ün canım kütüphanelerini yok ettiler. Nehirleri kara kara mürekkep ve kıpkızıl insan kanı aktı. 7 asır Allahuekber seslerinin çınladığı Kurtuba Camisi ve diğer camilerde şimdi asırlardır çan sesleri var. 1492, Batı’nın Haçlı zihniyetinin 1453’ten intikam alışıdır." değerlendirmesinde bulundu. 

"Yeni dünya sistemi dikiş tutmuyor" 

Kurtulmuş, İslam ve büyük medeniyetlerinin bugünün meselelerini konuşurken sadece yaşadıkları zaman diliminde konuşmadıklarını anlatarak, bunun arkasında yüzlerce yıllık bir birikim bulunduğunu ifade etti. 

Bunu bilerek yarınlara en güzel şekilde hazırlanmaları gerektiğini belirten Kurtulmuş, 1815 yılından bu yana İslam coğrafyasının birçok sorunla karşılaştığını aktardı.

Kurtulmuş, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sistemi eleştirerek, "Yeni dünya sistemi dikiş tutmuyor. Bu dünya sistemi, bir şekilde insanlara huzur ve barış getirmiyor. Dolayısıyla yeni, hakkaniyete dayalı ve adil bir dünya sisteminin kurulabilmesi için gayret sarf edeceğiz. Bugün dünyanın neresinde Orta Doğu ve hele hele bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyadaki hangi soruna bakarsanız bakın, üç temel problem maalesef insanlığın üstünde ağır bir yük olarak duruyor. Bu problemleri çözmek ve bunların ortadan kaldırılması için mücadele etmek zorundayız." diye konuştu. 

İnsanlığın bu temel sorununu çözmeleri gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, bunlardan birinin gelir adaletsizliği olduğunu söyledi. 

Kurtulmuş, "Firavunlar ve Nemrutlar döneminde bile bugün yaşadığımız gelir dağılımı adaletsizliği kadar büyük bir adaletsizlik yaşamadık." ifadesini kullanarak, dünyanın en zengin 35 milyon insanının, dünyadaki 7,5 milyar insanın toplam zenginliğinin yaklaşık yarısına sahip olduğunu vurguladı. 

Dünyanın bu sorunu çözmesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti: 

"Amerika duvar örmeye çalışıyor, Meksika’dan insanlar gelmesin diye. Ne yaparsanız yapın, değil duvar örmek, ülkeleriniz üzerine çelikten kubbe örseniz, bu yoksul insanlar hayatta kalmak için Afrika’ya, Amerika’ya ve Kuzey ülkelerine, zengin ülkelere göç etmek için bir yolunu bulup deneyecekler ve bu baskıyı oluşturacaklar. Dolayısıyla bu sorun sadece yoksulların değil aynı zamanda da belki öncelik olarak varsıl ülkelerin de sorunudur. Zengin kuzey, gelir dağılımı adaletsizliğinin sonuçları bakımından daha büyük tehlikeler altındadır. İkincisi, demokrasi açıkları, yaşadığımız sorunların altında demokrasi açıkları, insanların yönetimin bir parçası olarak kendilerini görmedikleri uygulamaların çok büyük etkisi vardır." 

"ABD, Afganistan’ı işgal etmeseydi, Taliban diye uluslararası bir örgüt ortaya çıkar, onun içerisinden de DEAŞ terör örgütü ortaya çıkar mıydı?" diyen Kurtulmuş, "Amerika’nın işgali olmasa DEAŞ diye bir örgüt çıkmazdı ortaya. Bunu ben ben söylemiyorum. Amerika Savunma Bakanlığı’nın istihbarat başkanı söylüyor. DEAŞ kim? Dünyanın dört bir tarafından toplanmışlar, bir ara 80 bin militanı vardı, ellerine ölüm makinelerini vermişler, 2 hafta içinde Suriye’nin batısından girdi, Irak’ın doğusundan çıktı. Kim verdi bunlara bu silahları? Maalesef Irak’ın işgali olmasaydı, bugün belki DEAŞ olmayacaktı. Suriye’deki durum olmasa PYD/ YPG olmayacaktı." ifadelerini kullandı. 

"Sandıkla gelen ancak sandıkla gider"

Kurtulmuş, Venezuela’da halkın seçtiği birinin iktidara geldiğini, bunun iktidardan gitmesinin yolunun da sandık olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Sandıkları kurarsınız, halk iktidarı istemiyorsa baş göz üstüne ama halkın iktidardan indirmediği, seçilmiş birisini sokaklarda silahlı çetelerle, darbelerle indirmek, maalesef o ülkelere yapılacak en büyük zarardır. İşte Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimi gecesini yaşadık. Eğer dışarıdan verilen desteklerle o darbe Türkiye’de başarılı olsaydı ne biz burada konuşuyor olacaktık ne de belki sizler Türkiye’de okuyor olacaktınız. Çünkü sizin güçlü ve büyük Türkiye ile bağınızı kesecekler, sizin Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki yeni Türkiye’nin bir sevdalısı, bir dostu olmanızı önleyeceklerdi. Çok şükür milletçe bunu ortadan kaldırdık." 

"Büyük resim, hilalin yok edilmesi mücadelesidir"

Gençlerden karamsar bir tablo içinde olmamalarını isteyen Kurtulmuş, bu medeniyetinin çocuklarının irfan sahibi olmak mecburiyetleri bulunduğunu vurguladı. 

Kurtulmuş, "Sadece parçalara bakarak olup bitenleri anlayamayız. Büyük resmi göreceğiz. Büyük resim, hilalin yok edilmesi mücadelesidir. Büyük resim, İslam medeniyetinin bir kez daha tarihten silinme gayretleridir. Büyük resim ayağa kalkmakta olan Asya’nın, Afrika’nın, Latin Amerika’nın halklarına bir daha fırsat vermeme oyunudur. Bu oyunu bozacağız. Neyle bozacağız? Bilgimizle bozacağız, ferasetimizle, dayanışmamızla bozacağız ve yeni bir dünyanın kurulması için gayret sarf edeceğiz." diye konuştu. 

"Dünyada yeni bir finansal mimariye ihtiyaç var" 

Kurtulmuş, dünyada yeni bir finansal mimariye ihtiyaç olduğunu, dünyanın para sisteminin, finansal sisteminin dikiş tutmadığını ve çöktüğünü anlatarak, "Dünya Bankası, IMF çalışmıyor. Bir işe yaramıyor. Şu an dünyada ticaretin yaklaşık yüzde 65’i, dolar üzerinden yapılıyor. Şimdi bütün dünya bunu konuşuyor. Bu sürdürülebilir bir yük değil. Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların fonksiyonları yerinde değil. Dünya Ticaret Örgütü, Asya veya Afrika’nın bir ülkesi, onun yasalarına aykırı davransa kıyamet koparıyor ama bir gecede ABD Başkanı Trump diyor ki ’gümrük duvarlarını kaldırdım, şu kadar yükselttim.’ Çin’e karşı, şuna karşı, buna karşı. Hani liberal bir piyasa vardı? Hani Dünya Ticaret Örgütü, gümrüklerin bir şekilde dengelenmesini kontrol ederdi? Güç kimseyse o istediği şarkıyı söylüyor. Mühür kimseyse Süleyman odur." değerlendirmesinde bulundu.

"Hayatımız boyunca uğraşacağımız, yeni dönemdeki en önemli fırsatlarımızdan bir tanesi, yeni bir para sistemine geçmek ve milli paralar üzerinden yapılacak ticaretle dolarizasyonun, yani dolara bağımlılığın azaltılmasını temin etmek." diyen Kurtulmuş, "Bunu yapabilir miyiz? Tabii ki yapabiliriz. Onun için kararlı, şuurlu, gayretli ve gerçekten çekinmeden yol alacak ve yeni bir dünyada yeni bir finansal sistemi ve mekanizmayı kuracağız. Evet, bunu siz kuracaksınız. Gayretle fedakarlıkla dünya mazlumları adına bunu yapacaksınız." ifadelerini kullandı. 

Geçmişte Amerikalılardan insansız hava araçları almak için kapıda beklediklerini, F-35’lerde olduğu gibi vermediklerini dile getiren Kutulmuş, "Sonunda teknolojimizi kendimiz yaptık. Şimdi Türkiye kendi teknolojisiyle teröre karşı çok daha güçlü bir şekilde mücadele ediyor." dedi.

"105 ülke, zengin ülkelerin ağzının içine bakıyor" 

Küresel sistemde yeni bir siyasal sistem inşasına ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şunları söyledi: 

"105 ülke, dünyanın zengin ülkelerinin ağzının içine bakıyor. Siyasette de 196 Birleşmiş Milletler üyesi ülke, 5 tane Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisinin ağzının içine bakıyor. ’Evet’ derlerse oluyor, ’hayır’ derlerse olmuyor. Suriye, kimyasal silah kullanıyor, bütün delilleriyle ortada ama bir şey yapamıyorsunuz. Güvenlik Konseyi’nde dayısı var, destekliyor, Suriye rejiminin elinden tutuyor. İsrail, Filistinlilere kan kusturuyor, 1967’den bu yana her gün zulmünü artırıyor, arkasında onun da dayısı var. Ne yaparsa yapsın, sırtını sıvazlıyor, hiçbir şey yapamıyorsunuz. O yüzden sayın Cumhurbaşkanımız sadece Türkiye adına değil bütün mazlum milletler adına, Birleşmiş Milletler kürsüsü dahil, dünyanın bütün platformlarından haykırıyor, ’Dünya 5’ten büyüktür.’ diyor. ’Dünya 5’ten büyüktür’ demek, bir temenni değil, ’Dünya bu sistemle yürüyemez, yeni bir küresel siyasal mimariye ihtiyaç var demektir.’ Bunu hep birlikte başaracağız."  

"17 bin uluslararası öğrenciye burs veriyoruz" 

YTB Başkanı Abdullah Eren de Türkiye Söyleşileri programının, YTB tarafından düzenlenen Uluslararası Öğrenci Akademisi’nin bir cüzü olduğunu, söyleşiler ile uluslararası öğrencilerin alanında ön plana çıkmış değerli isimlerle bir araya gelerek Anadolu irfanını da yakından tanıma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

"Uluslararası öğrencilerimiz olarak sizler bizlere ailelerinizin emanetisiniz." diyen Eren, YTB bursulusu olan veya olmayan tüm uluslararası öğrencilerin sorunlarını, dertlerini dinlemeye her zaman hazır olduklarını kaydetti. 

Dünyanın 170’den fazla ülkesinden 150 bin öğrencinin Türkiye’deki 202 üniversitede şu an eğitim gördüğünü belirten Eren, "YTB olarak dünyanın 170 ülkesinden 17 bin uluslararası öğrenciye burs veriyoruz. Türkiye’de bir süre önce 20 bin uluslararası öğrenci varken, bugün bu sayı 150 binin üzerinde. Son 10 yılda Türkiye’de çok büyük bir uluslararası öğrenci artışı oldu. Tabii ki, bu artışta Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın Türkiye Bursları markasıyla sunduğu bursların da önemli bir katkısı oldu." diye konuştu. 

Konuşmaların ardından yabancı öğrenciler, Numan Kurtulmuş’a hediye takdim etti, Kurtulmuş da öğrencilerle özçekim yaptı. 

Programa, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi rektör yardımcıları ve yabancı öğrenciler katıldı.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.