Yükleniyor...

Bu çinar asla budanmayacak

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara’daki terör saldırısına ilişkin, "Soruşturma ciddi bir şekilde derinleştiriliyor. Bir takım irtibatlar bağlantılar daha açık bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor" dedi.

Davutoğlu, TRT 1’de canlı olarak yayınlanan "Başbakan ile Özel Yayın" programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Başbakan Davutoğlu, Ankara’daki terör saldırısının ardından "mitinglerin neden başladığı ve neden Bursa’nın tercih edildiği" şeklindeki bir soru üzerine, öncelikle Türk milletine tekrar taziyelerini iletti. 

Saldırı olduğu saatlerde hızlı bir değerlendirme yaptıklarını belirten Davutoğlu, sonrasında yaptığı açıklamada 3 günlük milli yas ilan ettiklerini hatırlattı.

Başbakan Davutoğlu, hayatını kaybeden vatandaşların defin işlemlerini ve taziyelerinin yapılacağı ve aynı şekilde yaraların tedavisi için bu 3 günlük yasın, milletçe bu acıyı yaşamak, paylaşmak ve paylaşarak acının izlerini silmesi amacını güttüklerini söyledi.

"Teröristlerin bir hedefi vardır" diyen Davutoğlu, bu hedefin bir kaos ortamı ve o kaos ortamı üzerinden paniğe, millette bir güvensizliğe sebep olacak şekilde bir belirsizlik hali ortaya çıkarmak olduğunu bildirdi. 

Terörün bütün dünyanın gerçeği olduğunu ve gelişmiş demokrasilerin neredeyse tamamının son yıllarda büyük terör olaylarıyla karşı karşıya kaldığını vurgulayan Davutoğlu, "Sanki Ortadoğu’ya has bir olguymuş gibi yansıtanlar için bunu söylüyorum. Bugün terör dünyanın her yerinde etkiler uyandıran ciddi bir problem, büyük bir bela. Nasıl o ülkelerde acı paylaşıldıktan sonra hayatın ritmi normal seyrini kazanıyorsa... Ama mesela bazı komşu ülkelerde terör kendi kısır döngüsünü oluşturup, daimi bir hal alıyorsa, bizim burada tercih edeceğimiz yol, yöntem terörün etkisini azaltmak bakımından önemli. Hem acıyı paylaşacağız ama acıyı paylaşıp milletimizin mukadderatıyla ilgili olarak 78 milyonu ortak bir histe buluşturduktan sonra hayatın normal akışına dönmesi lazım. Batı gelişmiş demokrasilerinde nasıl oluyorsa bizde de aynısının olması ve normal ritme hepimizin geri dönmesi lazım" diye konuştu. 

Önce 3 gün, sonra yeniden bir 3 gün daha mitingleri ertelediklerini dile getiren Davutoğlu, "Bugün artık mitinglerimizin normal seyrine dönüyoruz. Ama dikkat edildiyse mitingde yine müzik çalmadık. Herhangi bir coşku ifadesinde bulunmadık. Yine vaatlerimizi ve oy talebimizi dile getirmedik, sadece Bursa’yla ilgili yatırımlardan bahsettim çünkü Bursa’daydık. Böylece acıyı paylaşan bir miting, teröre karşı ortak çağrıda bulunan bir muhteva ve hiçbir şekilde mümkün olduğu kadar siyasi polemikten kaçınan ve coşkunun olmadığı bir miting atmosferi" ifadelerini kullandı. 

Müzik ve coşku unsurları olmamasına rağmen halkta büyük heyecan gördüğünü anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Miting meydanında onbinlerce vatandaşın meydanı doldurması dahi milletimizin devletine olan güvenini, ayrıca miting esnasında atılan sloganlarla da birlik beraberlik atmosferinin egemen olduğunu göstermesi çok önemliydi. Çok memnun ayrıldım Bursa’dan. Bursa’da olmasının nedeni; normalde de Bursa’da olacaktı. Bursa’da her zaman sembolik olarak bütün bu konularda milli hassasiyetiyle sahip çıkan bir şehirdir ve toplumun her kesimini barındıran bir şehirdir. Temsil kabiliyeti yüksek bir şehirdir. Bursa teröre karşı direnç anlamında ve Osman Gazi’nin diyarı olarak da tarihi referans anlamında doğru bir yerdi. "

Davutoğlu, terör saldırısından sonra gerçekleştirdikleri ilk mitinge kalabalık bir şekilde katılan Bursalılara teşekkür etti. 

"Önümüzdeki günlerde de benzer üslupta mitinglerimize devam edeceğiz"

"Bursa 7 Haziran öncesi yaptığımız mitingden daha iyiydi" değerlendirmesinde bulunan Başbakan Davutoğlu, "Önümüzdeki günlerde de benzer üslupta mitinglerimize devam edeceğiz. Çünkü biz eğer meydanı boş bırakırsak, böyle bir boşlukta teröristler, ’bakın oluşturduğumuz hava etkisini göstermeye başladı diyerek, aşırı bir cesarete yönelir, millette yeise girer o bakımdan biz hayatın normal.. tedbirimizi alacağız, milletimize güveneceğiz ama hayatın normal akışını da devam ettireceğiz" şeklinde konuştu. 

"Görünen piyonları önemli ölçüde tespit ettik"

Ankara’daki terör saldırı sonrası yeni bilgiler olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, şunları aktardı:

"İner inmez hem Ankara Valimizden hem İçişleri Bakanımızdan geniş kapsamlı bir brifing daha aldım. Doğrusu soruşturma ciddi bir şekilde derinleştiriliyor. Bir takım irtibatlar bağlantılar daha açık bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor. Tabi bir anda olay olduğunda hemen buz dağının görünen yüzü ortaya çıkar. Buz dağının görünen yüzüne baktığımızda arkadaki o derin bağı, irtibatı, kökü fark etmeyebilirsiniz. Genellikle sati değerlendirme yapanlar o buz dağının görünen yüzüyle ilgilenirler ama devlet olmak, sati, yüzeysel değerlendirme değil, kökle ilgilenmeyi gerektirir. Biz şu anda görünen piyonları önemli ölçüde tespit ettik. Şimdi piyonların arkasında o piyonları yönetenlerin ikinci kademesine uğraşıyoruz. Bunu çok gururla burada ifade etmek isterim, o ikinci kademe de de bazı unsurlara ulaştık, oradan başka bağlantılara da ulaşmak için yoğun çaba sarf ediyoruz."

Bugün bir gazetede "Üç günlük ihmal" başlığıyla bir hikaye anlatıldığını ifade eden Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu gazetenin de temsilcisinin bulunduğu arkadaşlarla bu salonda bir kaç gün önce toplantı yaptım ve bu konudaki haberlere dikkat edilmesi, özen gösterilmesi ricasında bulundum. Şimdi biz bu olayın seyriyle ilgili bildiğimiz detayların tümünü paylaşamayız, soruşturmanın selameti itibariyle. Ama orada anlatılan herşey yanlıştır, hepsi yalandır, bunu çok net söylüyorum. Gelmişler, Ankara turu atmışlar, kafeteryada kahvaltı etmişler, peki siz yanlarında mıydınız? Eğer bu kadar bilginiz varsa yazmadan önce emniyet birimlerimize bunu söylemeniz lazım. Vatandaşlık, sorumluluk bilinci gerektirir. Böyle bir medya kültürü çağdaş demokrasilerde olmaz. Size anlatılan bir hikayeyi, olmuş gibi anlatıp milleti paniğe sevk edip, emniyet birimlerine güvensizlik telkin ederseniz, sorumsuzluk yapmış olursunuz, yayıncılık değil. Tam da millet bir acı karşısında kenetlenmişken ve emniyet birimlerimiz çok yoğun bir temas ile bu çabayı sürdürürken bir hikaye uyduruyorsunuz ya da birisi uydurmuş, siz bu hikaye doğru mu değil mi diye bakmadan, manşetten bütün bir sayfayı alacak şekilde bunu yayınlıyorsunuz. Ondan sonra da ’yayın yasağı niye geliyor’ deniyor. Orada anlatılanların tümü yalandır."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu, dün diyor ki ’IŞİD’in üstünü örtmeye çalışıyorlar. Niye PKK’ya bulaştırılıyor?’ anlamına gelen sözler söylüyor. PKK’yı savunmak size mi kaldı Sayın Kılıçdaroğlu? PKK, şu anda yurt sathında her yerde polisimize, askerimize saldırırken ’Bu olayda PKK bağlantısı yok’ demek size mi kaldı?" dedi.

Ankara’daki terör saldırısına ilişkin bir gazetede yer alan haberde yayınlanan bir isim sebebiyle bütün bağlantıları sağlayan en önemli aktörlerden birinin kaçtığına dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Peşindeyiz. Biraz önce İçişleri Bakanımızdan bilgi aldım. Belli halkalar bağlamaya çalışılıyor ve bu halkaların önemli isimlerinden birisi, bu yine aynı gazetede yayınlanan bir haber sebebiyle şu anda emniyetin ulaşım radar şeyinin dışında, yani kaçtı. Bunu nasıl yaparsınız? Nasıl bu kadar sorumsuzca davranılabilir? Teröristlerin bir şehirde rahatlıkla kol gezdiğini ispat edip hükümeti yıpratmak için halkın güvenliğini tehlikeye atabilir misiniz? Yani, o haberi okuduğunuzda hissettiğiniz şey ne? Terörist, geliyor kahvaltı ediyor, o oluyor, bu oluyor, dolaşıyorlar Ankara’da. Yok."

Teröristlerin Ankara’ya ne zaman geldiğini, hangi araçla geldiğini, kimlerin aracılık yaptığını bildiklerini ama buzdağının altına inebilmek için kendisinin bunları söylemeyeceğini belirten Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü buzdağının altına inmek lazım. Buzdağının altını saklamak isteyen birileri, bu gazetelere çok açık söylüyorum, bir takım güya bilgileri veriyorlar ve o bilgiler verilirken de bazı unsurlar kaçıyor. Bu gazeteye şimdi sesleniyorum, kim size bilgi verdiyse vatandaşlık bilinci içinde gelin, bize bu bilgiyi verenleri aktarın. Bu gazetecilik gizliliği falan değildir, açık. O bilgileri verenler, bu teröristlerle irtibatlı olanlardır çünkü yapmak istedikleri aynı şey, memlekette kaos havası oluşturmak. İşte söylüyorum, o bilgilerin hepsi yanlış, hepsi yalan. Eğer doğruluğu ispat edilirse o zaman ayrı bir bazda konuşuruz, o zaman da bana verilen ben çek ederim ama şu anda biz, bu teröristlerin saat kaçta geldiğini, neler yaptıklarını, hangi araçlardan hangi araçlara geçtiklerini, hangi şoförlerle neyi konuştuklarını, hepsini biliyoruz. Bu hikaye yalan.

Şimdi bu gazeteye şu sorumluluk düşüyor, bu hikaye yalan olduğuna göre, onlara bu hikayeyi fısıldayanlar, bu teröristlerle işbirliği yapanlardır. Açıklasınlar bu fısıldayanları ki buzdağını görelim. Yok ama bunun doğru olduğunu iddia ediyorlarsa bu sefer vatandaşlık sorumluluk bilinci itibariyle beni yanlış çıkartacaklarsa gitsinler emniyet istihbarata, MİT istihbaratına bunu versinler. Vatandaşlık görevinin bir gereğidir bu."

Bu tarz bir yayını Gurdian’ın, New york Times’ın Le Monde’un yapmayacağını ifade eden Davutoğlu, "Sonra Türkiye’de çağdaş demokrasiden bahsedip, çağdaş demokratik hakları haklı olarak talep ederken çağdaş gazetecilik kültüründen bahsetmekten niye kaçınıyoruz?" dedi. 

"O zaman da emniyet içine sızmış bazı odaklardan bahsetmek gerekir" 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun emniyetin hükümet tarafından engellendiğini öne sürdüğünü aktaran Davutoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu’na da birileri bir şey fısıldıyor. Emniyet Genel Müdürümüz burada, İçişleri Bakanımız Ankara’da. Bütün emniyet birimleri, her yerde. Bir tek emniyet görevlisi ’Benim elim tutuluyor’ derse çıksın o söylesin ama Sayın Kılıçdaroğlu’na birileri ’bizim elimizi tutuyorlar’ diyorlarsa işte o zaman o emniyet görevlisi, bir, bürokratik etiğin dışına çıkmıştır; iki, açık bir şekilde ’ana muhalefet partisi üzerinden milleti emniyet görevlilerine karşı tahrik etme amacı güdüyor’ demektir. O zaman da emniyet içine sızmış bazı odaklardan bahsetmek gerekir. Aynen Cizre’deki şeyleri yapan odaklar gibi, güvenlik birimlerinin üzerine gölge düşürenler" diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin "Hükümet hiçbir şey yapmasın. Sadece askere ve emniyete bıraksın, onlar yapar" dediğini anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Böyle siyaset yapılır mı? Asker ve emniyet, demokratik olarak seçilmiş hükümetin emrindedir. Demokrasi böyledir. Demek ki Sayın Bahçeli gelecek, diyecek ki ’Ben oraya geldim ama benim idare etmeme gerek yok. Askere ve emniyete devredeyim.’ Zaten böyle yönetildi 90’lı yıllarda onların devri iktidarında. Müsteşarlar yönetti, bakanlar yönetmedi. Müsteşarları tahfif etmek için söylemiyorum. Ama bizim geleneğimizde müsteşarlar ya da bürokrasi, hesap verecek olan demokratik yolla seçilmiş hükümetin emrindedir."

"PKK’yı savunmak size mi kaldı Sayın Kılıçdaroğlu?"

Ankara’daki terör saldırısına ilişkin iddianamenin en kısa zamanda hazırlanacağını dile getiren Davutoğlu, "Kesinlikle üstü örtülmez bu işlerin" dedi.

AK Parti döneminde hiçbir meselenin üstünün örtülmediğine işaret eden Davutoğlu, şunları aktardı:

"Şimdi de bu konuda kesinlikle şu anda failleri konusunda yüzde 100’e yakın bilgimiz var. Şimdi arkasındaki irtibatları tek tek çıkartacağız. Son derece ilginç irtibatlar bulundu. Kimlerin eli, kimin cebinde, bunu herkes görür. Şimdi bir telaş içinde... Yine Sayın Kılıçdaroğlu, dün diyor ki ’IŞİD’in üstünü örtmeye çalışıyorlar. Niye PKK’ya bulaştırılıyor?’ anlamına gelen sözler söylüyor. PKK’yı savunmak size mi kaldı Sayın Kılıçdaroğlu? PKK, şu anda yurt sathında heryerde polisimize, askerimize saldırırken ’Bu olayda PKK bağlantısı yok’ demek size mi kaldı? Üstü örtülü söylediği o. 

Biz söylüyoruz, bu işin içinde DEAŞ var, IŞİD var hem de temel aktör olarak var ama o piyonları kimlerin yönlendirdiği, kimlerin o piyonları harekete geçirdiği konusunda biz sonuna kadar, buzdağının dibine kadar gideceğiz. Ne seçim buna engel olur ne diğer şeyler. Burada özellikle medyaya çağrım şu, muhalefet liderlerine, bizi eleştirin, bundan çekinmem, medya eleştirmek için var ama yürüyen bir davaya, soruşturmaya zarar vermeyin. Tam da teröristlerin istediği gibi, böyle bir ’flu bir ortam, puslu bir ortam var, emniyet ve güvenlik birimleri yeterince olayı kontrol edemiyorlar’ gibi hava vererek teröristlerin oluşturmak istediği havaya katkıda bulunmayın. Dediğimiz bu." 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "DAEŞ’in içinde rejim unsurları var, aynı şekilde PYD’nin, PKK’nın içine sızmış rejim unsurları olduğu gibi başka ülkelerin istihbarat ajanları var" dedi.

Terör saldırısında farklı bağlantılara ilişkin soruya Başbakan Davutoğlu, ilkesel olarak terör örgütlerinin hepsinin aynı kaptan su içtiğini, hepsinin varmak istediği hedefin aynı olduğunu söyledi. 

PKK’nın, DAEŞ’in, DHKP-C’nin Türkiye’de bir kaos ortamı yaratmak istediğini belirten Davutoğlu, "Birbirine düşman gibi gözükenler, kaos çıkarmak konusunda ilkesel olarak aynı yere yöneliyorlar" diye konuştu. 

"DAEŞ terör örgütünün içinde Suriye rejim unsurları var. Çünkü DAEŞ terör örgütü sahneye çıkarken Suriye hapishanesinden salıverilen birtakım canilerin, birtakım suç şeylerinin üzerinden kuruldu" diyen Davutoğlu, DAEŞ’in kaynağının yabancı savaşçılar olmadığını, yabancı savaşçıların sonradan katıldığını ifade etti.

Davutoğlu, bu bilgilerin bir kısmının 2009 yılında o zaman Irak Başbakanı Nuri Kamil Muhammed Hasan el-Maliki’nin kendisine aktardığını kaydederek, "DAEŞ’in içinde rejim unsurları var, aynı şekilde PYD’nin, PKK’nın içine sızmış rejim unsurları olduğu gibi başka ülkelerin istihbarat ajanları var, açık söylüyorum. PKK’nın ve PYD’nin içinde, çok açık ve net ifadelerle söylüyorum, bilgiye dayalı söylüyorum, başka ülkelerin istihbarat unsurları var" değerlendirmesinde bulundu. 

Suriye’de bir kamu düzeni olmadığı ve kargaşa yaşandığı için unsurlar arasında geçişlerin olduğunu dile getiren Davutoğlu, bir müddet sonra savaş lordlarının ortaya çıktığını bildirdi. Suriye’de bütün unsurların birbirleriyle irtibatlı olduğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakın ben söyledim, ’28 Mayıs’ta Haseke’de, DAEŞ, rejim, PKK toplantı yaptı, şu kararları aldı’ dedim. PKK ’Katılmadık’ diye bir açıklama yaptı mı, DAEŞ, ’Biz orada yoktuk’ dedi mi, rejim ’Hayır bunlar terörist örgüttür, biz bunlarla oturmadık’ dedi mi? Hayır. Haseke’de 28 Mayıs’ta hangi binada ne karar aldıklarını biliyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, ’DAEŞ ile PKK arasında irtibat yok’ dese de Demirtaş, birine düşman görünüp, diğerine sırtını dayasa da bu vakayı ortadan kaldıramaz."

Başbakan Davutoğlu, bu güçlerin, Suriye’de birbirleriyle işbirliği yaparak alan paylaşımı yaptıklarını öne sürdü. 

Aynı güçlerin Türkiye’de kaos çıkarmak istediklerini belirten Davutoğlu, Türkiye’de kaos çıkmasını da en çok Suriye rejiminin istediğini bildirdi. 

"Türkiye’de PKK’ya dönük operasyonlar son derece başarılı giderken, başka bir terör tehdidinden en fazla kim hoşlanır, PKK hoşlanır" diyen Davutoğlu, bombacıların tüm irtibatlarını da ortaya çıkaracaklarını vurguladı.

"Kokteyl terör"e değinen Davutoğlu, 20 Temmuz’da Suruç’ta yapılan saldırının ardından DAEŞ, PKK ve DHKP-C’nin aynı anda harekete geçtiğini kaydetti. Davutoğlu, Suriye ve Irak’tan sonra Türkiye’de de bir kaos çıkarılmak istendiğini ifade etti. 

Terör örgütlerini destekleyen ülkelerin sorulması üzerine Davutoğlu, tek tek devlet isimlerini zikretmeyi doğru bulmadığını belirtti. Ancak irfan sahibi ve siyasi gelişmeleri takip eden bir zatın kendisine 70’li yıllarda Türkiye’de ekonomik kriz, anarşi olduğu dönemde, "Evladım, Türkiye öyle bir ağaç ki o ağaç kurumaya yüz tutsa dibine yetecek kadar bir parça su verilir ama ağaç büyüyüp, gümrahlaşsa bu sefer dallarını koparırlar, koparmak isterler" diye bir söz söylediğini anlatan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Birilerinin bize bakışı bu. Birileri Türkiye’nin ne olmasını ne de ölmesini istiyor. Ölmeyecek kadar su, olmayacak kadar güç atfetmek istiyorlar Türkiye’ye. AK Parti’ye kadar da böyleydi. Bir kriz doğar, ’Birkaç milyar dolar da veriverelim şu Türkiye’ye de ölmesin.’ Bir saldırı olur, ’Hibe silahları verelim de Türkiye şimdilik idare etsin.’ Ama AK Parti döneminde biz o birkaç milyar dolarlara bakmadık. Zulüm görmüş bir halka 7 milyar doları onların mazlumlarına, bebeklerine, çocuklarına, zalim bir rejimden kaçan o masum insanlara verebilecek kudrete geldik. Biz hibe silahlara bakmadık, ’Parlamentolardan, kongrelerden bize bir parça verin de hibe silah, PKK ile mücadele edelim, terörle mücadele edelim’ demedik."

"Türkiye her yerde kendi başına ayakta duran bir ülke"

Davutoğlu, Türkiye’nin kendi tankını yaptığını, uydusunu uzaya gönderdiğini ve bunları kendi imkanlarıyla gerçekleştirdiğini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

"Her yerde, her alanda kendi başına ayakta duran bir Türkiye doğmaya başladı. Kendi başına ayakta duran bir Türkiye’nin o irfan sözüyle gümrahlaşan bir Türkiye’nin çınar olup etrafına kol kanat geren, Suriyeli, Filistinli, Somalili, Bosnalı mazlumlara kol kanat geren bir Türkiye çıktığında aynı anda birçok aktör rahatsız oldu. Hele hele bu Türkiye 2011-2013 arasında Arap dünyası ve Ortadoğu’nun demokrasi rüzgarını alabildiğine estirdiğinde her yerde demokrat geçinen, ’Ortadoğu’ya demokrasi gelmesin’ diye Mısır’da darbeyi desteklediler. Çünkü Ortadoğu’ya demokrasi gelmesi demek Türkiye’nin başarı hikayesinin her yerde yankılanması demek."

"Bu çınar asla budanmayacak"

Mısır’da, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de yiğit gençlerin umutlarının öldürüldüğünü söyleyen Davutoğlu, şimdi ise bu umutların kaynağı olan Türkiye’yi, çınarı budamak isteyenlerin bulunduğunu belirtti. Bu çınarın asla budanmayacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Biz buradayız. Başkaları başka yerlerde olabilir. Kim bu çınara elini uzatırsa o eli koparacağız. Çok açık ve net ifade ediyorum. Bu arada Türkiye’de birtakım kesimler de AK Parti iktidarı dolayısıyla hayal ettikleri, düşündükleri, kurguladıkları bir düzen kuramadılar, Paralel yapı da bunun içinde, başkaları da PKK, HDP vesaire. Yavaş yavaş yıpratacaklardı ve kendi kafalarındaki bir başka düzene geçmeye çalışacaklardı. Buna izin vermedik. Dışarıda rahatsız olanlar da içeride o rahatsız olanlarla işbirliği yaparak AK Parti’den kurtulmak isteyenler de hepsi birleştiler, işin ilginci, siyasi partiler ben her seferinde ’Ortak deklarasyon yapalım’ dediğimde yüzümüze kapılar kapandı. Kılıçdaroğlu’na ’Gelin onlar yapmadı, ikimiz yapalım’ dediğimde o da kabul etmedi."

Bahçeli’ye "Bir ses ver" çağrısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de her çağrılarına "Hayır" yanıtı vermesine tepki gösteren Davutoğlu, şunları söyledi:

"Senden bir şey isteyen yok, biz mücadelemizi veriyoruz, bir tek şey istiyoruz, bir ses ver mübarek bir ses. Bu milletin bağrına, yüreğine hitap edecek bir ses ver, oturup köşende bize ders ve ödev vermeye kalkma, biz ödevimizi biliyoruz ama kendi ödevini yap, bir ses ver. ’Hayır’ demek dışında bir şey daha söyle. ’Hayırda hayır vardır’ diyor. Bir ses ver, bütün dediğimiz bu, bir ses vermekten, ortak bir metne bile imza atmaktan kaçanlar biz terörle mücadele ederken, geçiş hükümeti kurarken omzumuza bu yükü alırken kenarda oturup seyredenlerin bu çınarda bir payı olabilir mi? İşte budamak isteyenlerin budamalarına yardımcı olmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla şu anda yürütülen mücadele tek boyutlu bir mücadele değil, çok boyutlu ama milletimiz emin olsun, hakkını vererek yürüttüğümüz bir mücadele."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.