“Bu, Esed’in gitmesini saglayacak bir saldiri gibi gözükmüyor”
Duma’daki kimyasal saldırının ardından Suriye rejimine karşı ABD, İngiltere ve Fransa’nın düzenlediği operasyona yönelik Ünal, öncelikle Türkiye’nin, bölgede herhangi bir şey olduğunda "bunun çözüme katkısı nedir" sorusunu sorduğunu söyledi.
Ünal, bu saldırının Suriye’ye karşı yapılmış bir saldırı değil, rejime dönük bir saldırı olduğunun altını çizdi.
Bunun özellikle kimyasal silah kullanımına dönük tespit edilen noktaların vurulmasına ilişkin bir saldırı olduğunu belirten Ünal, "Kimyasal silahlara dönük bir yaptırım şeklinde biz bu saldırıyı görüyoruz ve değerlendiriyoruz. Bu saldırının da çözüme katkısı ne olur? Esed’in kendi halkına dönük kullandığı kimyasal silahın engellenmesi için de ciddi bir uyarı olarakgörüyoruz." ifadesini kullandı.
Ünal, nihayetinde masum insanların öldürülmesinin, kimyasal ve konvansiyonel silahlarla yapılmasının da bir ayrım olarakgörülmesinin yanlış olduğunu vurguladı.
ABD, İngiltere ve Fransa’nın bu saldırıyı yapacaklarına ilişkin Türkiye’ye bilgi verip vermediklerine yönelik soruya Ünal, "Zamanı dışında zaten son bir haftadır, yani Doğu Guta’da Duma bölgesinde kimyasal silah kullanımından sonra böyle bir tepkinin gösterileceği hem İngiltere’nin hem Fransa’nın hem de Amerika’nın açıklamalarında görülüyordu. Bizimle de bu konuda bir bilgi paylaşımı oldu." yanıtını verdi.
"Çözüm odaklı bir ilişki yürütüyoruz"
Türkiye’nin, İran ve Rusya ile devam ettirdiği Astana-Soçi süreçleri hatırlatılarak, "Operasyon, Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerini nasıl etkiler? Türkiye’nin, Suriye topraklarında devam eden askeri operasyonları var, bu operasyona desteğini açıklaması bunları ne yönde etkiler" sorusu üzerine Ünal, ABD’nin PYD/YPG ile olan ilişkisinde Türkiye’nin tavrının açık olduğunu dile getirdi.
Ünal, ABD’nin bir NATO üyesi olarak, rejimin kimyasal silah kullanımına dönük tepkisi konusunda böyle bir uyarı ve saldırısının, Türkiye’nin de desteklediği bir durum olduğunu anlattı.
Türkiye’nin, Rusya ve İran ile ilişkisine işaret eden Ünal, "Çözüm odaklı bir ilişki yürütüyoruz. Birtakım angajmanlar üzerinden ilişki kurmuyoruz. Eğer bir angajman konuşacaksak, temel angajmanımız çözümdür. Suriye’de biz barışın ve istikrarı gelmesine ve Suriye’de ölümlerin sona ermesine, insani yardımın ulaşamayan bölgelere ulaştırılmasına dönük bir hamle varsa, biz tabii ki bunun yanındayız." diye konuştu.
Ünal, Suriye’de siyasi çözümden yana olduklarını yineledi.
"Bu, Esed’in gitmesini sağlayacak bir saldırı gibi gözükmüyor"
"Bu harekatlar devamında Esed’in görevden ayrılmasına, indirilmesine, devrilmesine neden olacak gibi görünüyor mu" sorusuna ise Ünal, "Bu son hava saldırısına dönük, ’Esed’in gitmesi için yapılmış bir saldırı mıdır?’ diye baktığımızda bu, Esed’in gitmesini sağlayacak bir saldırı gibi gözükmüyor. Saldırının bizim desteklediğimiz ve kimyasal silah kullanımına dönük bir tepki olmasının dışında, aslında bu saldırının hemen yanı başında ABD, Fransa ve İngiltere’nin, Suriye’de kalıcı olmak gibi bir isteğinin de olduğu izlenimini bizde uyandırıyor." karşılığını verdi.
Bu yönüyle bakıldığında, ABD, Fransa ve İngiltere’nin, Türkiye’nin devam eden harekatlarını daha güçlü bir şekilde engellemeye çalışıp çalışmayacaklarıyla ilgili soru üzerine Mahir Ünal, Suriye’nin, küresel güçlerin bilek güreşi yaptığı bir alan haline geldiği görüşünü söyledi.
Ünal, Türkiye’nin Suriye politikasının, son derece tutarlı olduğunu belirterek, "Türkiye, mensubu olduğu bütün ittifaklara karşı sorumluluğunu sonuna kadar yerine getiriyor. Türkiye’nin Suriye politikası başından itibaren son derece tutarlıdır." dedi.
Türkiye’nin, sınır güvenliğini tehdit edecek hiçbir terör unsuruna müsaade etmeyeceğini belirten Ünal, ülkeyi tehdit eden bütün terör unsurlarının kaynağında kurutulacağının ABD ve Rusya başta olmak üzere dünya kamuoyuna bildirildiğine dikkati çekti.
ABD ile Rusya arasındaki gerilimin aşılmasına ilişkin Türkiye’nin arabulucu olduğu haberlerini değerlendiren Ünal, "Bir şeyi bazen gözden kaçırıyoruz, olay bizim mahallede oluyor. 911 kilometre sınırımızın olduğu bir ülkede, üstelik sınır güvenliğimiz için ciddi risk ve tehditlerin oluştuğu bir durumu konuşuyoruz. Dünyanın diğer ucundan gelen ülkeler burada bir şey yapıyorlar, Türkiye’nin kaçınılmaz olarak kendi mahallesinde, hemen yanı başında olan ve kendi sınır güvenliğini tehdit eden duruma müdahale etmesi kadar doğal bir şey olamaz." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, konuya ilişkin müdahalelerinin son derece doğru ve yerinde olduğunu aktaran Ünal, "Sayın Cumhurbaşkanımız, bir arabuluculuktan ziyade kendi mahallesini, bölgesini korumak ve doğal olarak kendi bölgesinde barışın, istikrarın kurulmasını, düzenin sağlanmasını isteyen güçlü bir liderlik ortaya koyuyor." dedi.
28 Şubat davası
Ünal, 28 Şubat davasında 21 sanık için darbeye teşebbüsten müebbet hapis cezası, 68 sanık için beraat kararı verilmesini değerlendirdi.
"Postmodern darbe" olarak nitelendirilen 28 Şubat’ın "milletin kendisine karşı yapılan bir darbe" olduğunu aktaran Ünal, şöyle devam etti:
"28 Şubat, 12 Eylül ve 27 Mayıs 1960 darbesinden farklı bir darbeydi. Diğer darbeler siyasete karşı yapılmıştı, siyasete müdahalelerle siyasetin aktörlerinin temizlenip kendi ifadeleriyle siyasetin yeniden dizayn edilmesine dönük darbelerdi ama 28 Şubat, bizzat milletin kendisine, değerlerine, inançlarına dönük bir toplum mühendisliği niteliğindeydi. Güzel olan şu, 2010 referandumunun bir sonucu olarak Türkiye, 12 Eylül ile hesaplaştı. Şimdi dünkü kararlarla birlikte Türkiye, 28 Şubat ile hesaplaştı. Türkiye aynı zamanda bir taraftan da 15 Temmuz işgal girişimiyle şu anda hesaplaşıyor. Türkiye’nin artık darbelerle hesaplaşan, darbecileri yargılayan ve demokrasi kültürünün, siyasal kültürün güçlendiği bir ülke olması hasebiyle dünkü kararları önemsiyorum."
Mahir Ünal, 28 Şubat davasına ilişkin verilen hukuki kararların siyasi değerlendirmesini yapmak için erken olduğunu belirterek, "Verilen kararlar, o gün darbe girişiminde bulunan siyaseti, siyasetçiyi, millet iradesini rehin alanlara ve kendisini millet iradesinin üzerinde görenlere dönük hukukun bir cevabıdır." ifadesini kullandı.
FETÖ ile mücadele
"Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile her alanda mücadele edildiği ancak siyasetteki uzantılarına yeterince dokunulmadığına" ilişkin iddialarla ilgili Ünal, "17/25 Aralık’tan sonra biz iki genel seçim, bir yerel seçim, üç kongre yaptık. Biz bu süreçte yani 17/25 Aralık 2013’ten sonra bu yapıya dönük son derece hassas, dikkatli ve adeta bir kuyumcu hassasiyetiyle davrandık ve son derece titiz bir çalışma yürüttük." değerlendirmesini yaptı.
Buna karşın CHP’nin FETÖ ile mücadeleye ilişkin herhangi bir çalışma yapmadığını savunan Ünal, şu görüşlere yer verdi:
"Bugün 15 Temmuz’a ’kontrollü darbe’ diyeceksiniz, 20 Temmuz’da anayasanın amir hükmü, Meclis İçtüzüğü’nün gereği olarak işgal girişiminden sonra kaçınılmaz bir şekilde Meclisin iradesiyle alınan olağanüstü hal kararına ’sivil darbe’ diyeceksiniz. Bu, her şeyden önce FETÖ ağzıyla konuşmaktır. O yüzden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’si kendisine bir baksın, kendisiyle ilgili bir temizlik yapsın, kendi içindeki siyasi ayağa ilişkin bence ciddi bir çalışma yürütsün."
Ünal, FETÖ ile mücadeleye ilişkin, "Bizim kendi içimizde yaptığımız temizlik tamamlandı. Kendi içimizde mahalle başkanlarımıza, ilçe yönetimlerimize, kadın ve gençlik kollarımıza, belediyelerimize, meclis üyelerimize, hepsine varıncaya kadar çok titiz bir çalışma yaptık ve çok titiz bir ayıklama gerçekleştirdik. Bu konuda bizim herhangi bir rahatsızlığımız söz konusu değil." diye konuştu.
Uyum Çalışmaları Üst Komisyonu toplantısı
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin Uyum Çalışmaları Üst Komisyonu toplantısının dün, Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında yapıldığını hatırlatan Ünal, toplantıda çalışmaların gözden geçirildiğini bildirdi.
Çalışmaların, 19 Nisan’da Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Erdoğan’a sunulacağını belirten Ünal, "Parti bünyesinde 5 komisyon çalışma yürütüyor. (Cumhurbaşkanı adayı olan kişinin milletvekili adayı olmaması) Bu konu da gündeme geldi. 19 Nisan’da Genel Başkanımızla yapacağımız toplantıda netlik kazanacak. Cumhurbaşkanı adayı ise milletvekili adayı olmaması yönünde eğilim devam ediyor." ifadesini kullandı.
AK Parti 6. Olağan Büyük Kongresi’nin tarihine ilişkin Ünal, kongrenin, 15 Haziran’dan sonraki bir tarihte gerçekleştirileceğini söyledi.
Ünal, olağan kongrede parti yönetimindeki değişikliğin kabineye nasıl yansıyacağıyla ilgili, şunları kaydetti:
"Kongrede nasıl değişiklik olur, nasıl değişikliğe gidilir, bu tamamen Sayın Genel Başkanımızın yapacağı değerlendirmedir. Nasıl ki bir teknik direktör, kendi taktiğine, hazırlığına uygun takım oluşturur, tabii ki Sayın Genel Başkanımız da bu kongrede hangi değişikliklere gidecek, hangi yeni oyuncular alacak ya da hangi oyuncuları bir süre takımın dışında, yedek kulübesinde bekletecek, dinlendirecek, şimdiden bunlarla ilgili konuşmak doğru değil."