Yükleniyor...

Bu seçimin maglubu, kaybedeni yok

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimini anımsatarak, "Bu seçimin mağlubu, kaybedeni de yoktur. Allah’ın izniyle 28 Ağustos’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yeminimizi edip, göreve başladığımızda 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağımızdan da hiç kimsenin endişesi olmasın" dedi.

AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, 10 Ağustos cumhurbaşkanı seçiminde kendilerine olan teveccüh, destek ve hayır dualarından dolayı millete ve AK Parti teşkilatının her kademesinde yer alanlara teşekkür etti.

Erdoğan, 10 Ağustos seçiminde sadece AK Parti’ye gönül verenlerin değil CHP, MHP, HDP, Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi ve diğer partilere gönül veren vatandaşların da desteğini aldıklarını belirterek, kendisine desteklerini açıklayan siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarına da teşekkür etti.

İki kesimin teşekkürü özellikle hak ettiğine işaret eden Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hiçbir karşılık beklemeden fedakarca, gönüllü olarak gece gündüz çalışan tüm kardeşlerime sonsuz şükranlarımı ifade ediyorum. Kampanyamıza maddi destekte bulunan tüm kardeşlerimize de özellikle teşekkür ediyor, hepsinden Allah razı olsun diyorum. Kampanya süresince görev alan, katkı veren, destek olan tüm kardeşlerime, yol arkadaşlarıma, çalışma arkadaşlarıma aynı şeklide bir kez daha teşekkür ediyorum" diye konuştu.

10 Ağustos cumhurbaşkanı seçimine ilişkin olarak mukayeseli bazı oranlar veren Erdoğan, şöyle devam etti:

"81 vilayetin her birinden oy aldık. Bu şu bakımdan çok önemli; AK Parti için sürekli ayrımcılık yakıştırması yapanlara bu bir cevaptır, bu bir ispat-ı vücuttur aslında. Diğer siyasi partilerin hangi konumda, hangi noktada olduğunu söylemesi bakından bu çok önemli. Bizim en düşük oy aldığımız iller hangileri biliyor musunuz? Tunceli ve Şırnak. Oralarda da oy oranımız nedir biliyor musunuz? Birisinde yüzde 14.4, bir diğerinde yüzde 14.8. Yani Türkiye’nin tüm illerinde yüzde 14’ün üzerinde biz oy aldık. Bizim yüzde 15’in altında oy aldığımız il sayısı 2. CHP ve MHP’nin ortak adayı 12 ilimizde yüzde 15’in altında oy aldı. HDP’nin adayı 64 ilimizde yüzde 15’in altında kaldı. Ortak adayın yüzde 5’in altında oy aldığı 11 ilimiz var, bu da manidardır. HDP adayının da yüzde 5’in altında oy aldığı 51 ilimiz var. Şimdi bazı medya unsurları çıkıyor da ’artık kitle partisi olmaya doğru gidiyor’... Rakamlar, tablo ortada, bunlar olamaz. Niye? Genleri bunların farklı. Gerek ortak adayın gerek HDP adayının yüzde 2’nin dahi altında kaldığı iller var. Ortak aday 1 ilde yüzde 2’nin altında, HDP adayı ise 28 ilde yüzde 2’nin altında kaldı."

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, 10 Ağustos cumhurbaşkanı seçim sonuçlarının, 30 Mart yerel seçimleriyle kıyaslandığında AK Parti’nin sadece 7 ilde oylarında cüz’i bir düşüş olduğunu belirterek, CHP ve MHP’nin ortak adayının ise 30 Mart’a göre 80 ilde oy kaybettiğini, sadece 1 ilde binde 8 oranında oy arttırdığını vurguladı.

Erdoğan, "Biz, 74 ilimizde oylarımızı arttırdık. AK Parti, kucaklayan parti. AK Parti, ne siyasi Kürtçülük yapıyor, ne siyasi Türkçülük yapıyor ne de ben ’kumsalların partisiyim’ diyor. Bizim böyle bir derdimiz yok, biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz, biz 77 milyonun partisiyiz, bizim farkımız bu" ifadelerini kullandı.

Seçimin şampiyonunun yüzde 80,6 oy oranıyla yine Rize olduğunu, ikinciliğin yüzde 80,25 oy oranıyla Bayburt’a ait olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bayburt’un bu teveccühü benim için gerçekten çok önemli, inşallah ilk fırsatta bu illerimize teşekkür ziyaretlerinde bulunacağız. Bu beni çok duygulandırdı, Bayburt’a teşekkür ediyor, selamlarını gönderiyorum" dedi.

AK Parti’ye en yüksek oy veren üçüncü ilin de yüzde 75 ile Gümüşhane olduğunu, yüzde 74.6 oy oranıyla da Konya’nın 81 il içinde dördüncü, büyükşehirler arasında da birinci olduğunu ifade eden Erdoğan, son mitinglerini Konya’da yaptıklarını anlatarak, mükemmel bir final olduğunu söyledi. AK Parti’ye en yüksek oy veren beşinci ilin de Aksaray olduğunu kaydeden Erdoğan, Aksaray’a, istikrarlı bir şekilde AK Parti’ye her seçimde yüksek oranda oy verdiği için teşekkür etti ve selamlarını gönderdi.

Erdoğan, ilçeler arasında da AK Parti’ye en yüksek oyun Adıyaman’ın Sincik ilçesinden yüzde 95,72 ile geldiğini belirterek, Adıyaman’a yapacağı ilk ziyarette Sincik’e özellikle uğrayacağını söyledi. Sincik’in ardından yüzde sırasıyla Şanlıurfa’nın Harran, Rize’nin Güneysu, Malatya’nın Kale ve Rize’nin İkizdere ilçelerinin ilk beş sırada bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Oralara da selam ve sevgilerimi gönderiyor, hem bu il ve ilçelerimize hem de diğer tüm il, ilçe, belde ve köylerimize tekrar tekrar teşekkür ediyorum" dedi.

10 Ağustos akşamı sonuçların ortaya çıkmasıyla İstanbul’dan Ankara’ya geldiğini ve AK Parti Genel Merkezinin balkonundan, orada toplanan vatandaşlara, Türkiye geneline ve ekranların başında kendilerini izleyen tüm dünyaya hitap ettiğini anımsatan Erdoğan, "Burada bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum: 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi Recep Tayyip Erdoğan değil 77 milyon olmuştur, Türkiye olmuştur. Yeryüzündeki tüm dost ve kardeşlerimiz olmuştur. Yaptığım telefon görüşmelerinde de mazlum, mağdur olan ülkelerin liderleri, temsilcileri hep bu ifadeyi kullanmışlardır. ’Sadece siz kazanmadınız, aynı zamanda biz kazandık’ demişlerdir. Bu çok anlamlıdır. Bu seçimin mağlubu, kaybedeni de yoktur. Allah’ın izniyle 28 Ağustos’ta Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeminimizi edip, göreve başladığımızda 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağımızdan da hiç kimsenin endişesi olmasın" diye konuştu.

Siyaseti girdiği günden itibaren verdikleri sözlerin arkasında durduklarını ve arkasında durma mücadelesi verdiklerini anlatan Erdoğan, "1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğimizde bütün İstanbul’u kucaklayan, herkese eşit mesafede duran, herkesin derdini kendi derdi bilen bir idare anlayışı benimseyeceğimizi söylemiştik ve bunu uygulamaya koyduk. 3 Kasım 2002 akşamı yaptığımız balkon konuşmasında ne söylediysek 12 yıl boyunca onun arkasında durmanın mücadelesini verdik" dedi.

Cumhurbaşkanı seçilen AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Balkon konuşmalarımıza dudak büken, bu ifadelerimize itimatsızlıkla yaklaşan herkese diyorum ki yaptıklarımıza bakın, orada samimiyetimizi göreceksiniz. Hangi adımı attıysak 77 milyonun hassasiyetini gözeterek attık. Hangi reformu, hangi yatırımı yaptıysak 77 milyonun refahını düşünerek yaptık" dedi.

Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, 13 yıl önce Bilkent’te AK Parti’nin kuruluş törenindeki konuşmasını hatırlattı.

Bu konuşmada, "Görüşlerine katılmasam dahi bu görüşleri rahatlıkla ifade edebilmeniz için canımı bile vermeye hazırım" şeklinde bir ifade kullandığını anımsatan Erdoğan, "AK Parti olarak 13 yıl boyunca, hükümet olarak da 12 yıl boyunca işte bu sözün arkasında durduk. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki herkesin, inançlarını yaşaması için, değerlerini, kültürünü, kimliğini özgürce ifade edebilmesi için, yaşam tarzını muhafaza edebilmesi için, özellikle de fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için tarihi nitelikte reformlar yaptık" şeklinde konuştu.

Erdoğan, sadece başörtülüler için değil, başı açık olanlar için de özgür bir Türkiye inşa ettiklerini dile getirerek, sadece Türkler için değil, Kürt, Arap, Gürcü, Çerkez, Boşnak, Arnavut, Roman vesaire herkes için özgür bir Türkiye imar ettiklerini söyledi.

Sünni’nin de Alevi’nin de Müslüman’ın da Hristiyan’ın da Musevi’nin de Ermeni, Rum, Yezidi, Süryani gibi azınlığın da haklarını en güçlü şekilde savunduklarını aktaran Erdoğan, demokratikleşme reformlarını önlerine çıkan engellere, bariyerlere, tehditlere rağmen gerçekleştirdiklerini vurguladı.

"Her fırsatta milleti tahkir ettiler"

Erdoğan, AK Parti’nin hemen hemen tüm mensupları ve gönüldaşlarının yakın tarihin acılarını bütün yoğunluğuyla hissetmiş insanlardan oluştuğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Kimine ’Kürt’ dediler haklarını kısıtladılar. Kimine ’Alevi’ dediler ötelediler. Kimine ’başörtülü’ dediler, ’sakallı’ dediler, ’muhafazakar’ dediler ötelediler. Ellerinden eğitim hakkını aldılar, okutmadılar. ’Senden ancak olsa olsa ’hizmetçi’ olur dediler. ’Sen ancak tarlada git meyve sula’ dediler veya ’yaş sebze sula’ dediler. ’Senden ancak olsa olsa kapıcı olur’ dediler. Bu tür şeyleri yaptılar. ’Yoksul’ dediler. ’Taşralı, köylü, cahil’ dediler. Her fırsatta milleti tahkir ettiler. ’Göbeğini kaşıyan adam’ dediler. Demedikleri bir şey bırakmadılar."

AK Parti’nin ezilenlerin, ötelenenlerin, ayrımcılığa, baskıyla haksızlığa uğrayanların partisi olarak bu mücadelenin içine girdiğini vurgulayan Erdoğan, hiç kimsenin ötelenmemesi için mücadele verdiklerini anlattı.

Haksızlığa, ayrımcılığa, tahkire uğramış kitleler olarak hiç kimsenin kendilerinin yaşadıklarını yaşamasını istemediklerine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Biz bunları yaşayarak geldik. Biz yaşadığımız için başkaları asla bunları yaşamasın istedik. Biz bu noktada kendimiz acı çekerken evlatlarımız aynı acıyı çektiler ve yeni kuşakların aynı şekilde bu acıyı çekmesini istemedik. Bizim bu konuşmalarımıza özelikle de balkon konuşmalarımıza dudak büken, bu ifadelerimize itimatsızlıkla yaklaşan herkese diyorum ki yaptıklarımıza bakın, orada samimiyetimizi göreceksiniz. Çözüm süreci için yaptıklarımıza bakın. İnançların özgürce yaşanabilmesi için yaptıklarımıza bakın. Kimliklerin, kültürlerin, değerlerin özgürce yaşanabilmesi ve özgürce ifade edilebilmesi için yaptıklarımıza bakın. Yaşam tarzlarının muhafaza edilebilmesi için gösterdiğimiz hassasiyete bakın. Sözlerimize inanmayanlar yaptıklarımıza bakarlarsa orada samimiyetimizi, orada sözlerimize olan vefayı göreceklerdir. Hangi adımı attıysak 77 milyonun hassasiyetini gözeterek attık. Hangi reformu, hangi yatırımı yaptıysak 77 milyonun refahını düşünerek yaptık."

"Gerçeğin gösterilenden farklı olduğunu göreceğiz"

Erdoğan, 10 Ağustos akşamı balkondan yaptığı konuşmadaki sözlerini hatırlatarak, "Şunu söyledim: Elimizi vicdanımıza koyalım. Birbirimizin gözüne bakalım, birbirimize gelin gönlümüzü açalım. İdeolojiyi bir kenara koyalım. Muhalefetin kutuplaştırıcı siyasetini, medyanın o kamplaştırıcı yayınlarını özellikle de mahalle baskısını bir kenara koyalım. Şu 12 yıla vicdan gözlüğüyle bakalım. İnanın gerçeğin gösterilenden farklı olduğunu hepimiz göreceğiz" diye konuştu.

 Son bir kaç yıldır Türkiye’nin belli çevrelerde basın özgürlünün kısıtlandığı bir ülke olarak gösterildiğini ve gösterilmeye devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, buradan çok basit, açık ve net bir soru soracağını kaydetti.

Erdoğan, "Bazı medya grupları bana, arkadaşlarıma, partime her türlü hakareti bu ülkede yapabiliyor mu? Yapıyor, çok açık, net ortada. Hatta yargı o kadar burada bazı yargı mensupları taraf davranıyor ki... Söyledikleri ne? ’Bu eleştiriye girer ama siz siyasetçisiniz bu hakaret değil, ağır eleştiridir’. Böyle de bir manevra yapıyorlar. Dolayısıyla bakıyorsunuz olumsuz karar veriyorlar" dedi.

"Gazze’de neden ortalıkta görünmediler?"

"Bizi basın özgürlüğünü kısıtlamakla itham edenler, önce Gazze’de neden ortalıkta görünmediler?" diye soran Erdoğan, bir de buna bakılması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, 12 gazetecinin Gazze’de öldürüldüğünü, bazılarının yaralandığını, medya ofislerinin bombalandığını, bazı gazetecilerin İsrail yanlısı yayın yapmadığı için işlerinden kovulduğunu, görev yerlerinin değiştiğini bildirdi.

"İçeride ya da dışarıda bizi itham edenlerin seslerini çıkardıklarını duydunuz mu?" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gezi olaylarında dünyada medya organlarının hepsi hatırlayın bize saldırdılar. 17- 25 Aralık’ta aynı şekilde. Batıda twet atan sanatçılara, gazetecilere, sporculara o twetlerini sildirdiler. Linç uyguladılar. Bizi azınlıklar konusunda kıyasıya eleştirdiler ve eleştiriyorlar. Çok açık ve net söylüyorum ve iddialıyım. Azınlıklar noktasında dünyada bizim gösterdiğimiz hassasiyeti aynı şekilde gösteren bir başka ülke yoktur. Bunu açık söylüyorum. Türkiye’de tüm azınlıklar şu anda huzur içinde. Bakın bu kadar Gazze’de olay oluyor. Biz ne dedik, ’Türkiye’deki Museviler bizim vatandaşımızdır, kimse onlara yönelik olumsuz bir yaklaşımda bulunamaz, onlar bizim güvencemiz altındadır’ dedik. Bizim meselemiz İsrail yönetimiyledir, İsrail halkıyla da değildir. Biz aklıselimle hareket edeceğiz, duygusallıkla değil."

"Yezidilere kapısını açan tek ülke Türkiye"

Türkiye’nin, şu anda Irak’taki Türkmenlerin derdini kendisine dert edinen tek ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, "Yezidilerin derdini kendisine dert edinen, Yezidelere kapısını açan tek ülke var, Türkiye. Şu anda yaklaşık 2 bin Yezidi ülkemize girmiş vaziyette. Onların bütün bakımlarını vesaire her şeyini biz üstlendik. 20 bin kadar da sınır ötesinde, sınırımızda var. Onlarla da yine aynı şekilde bu bakımı sürdürüyoruz. Şu ana kadar 120 tırı aştı, bölgeye insani yardım gönderiyoruz. Hassasiyetimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Arapları da Kürtleri de Sünnileri de Şiileri de düşünen, bunun için çırpınan, üstelik 5 yıldır bunun samimi mücadelesini veren tek ülkenin Türkiye olduğunu anlattı.

Türkiye’nin, Suriyeli muhacirlere kucak açtığını, fedakarca onları misafir ettiğini dile getiren Erdoğan, ülkede şu anda 1 milyon 200 bin Suriyeli’nin bulunduğunu belirtti.

"Onlar muhacir, biz ensar olacağız"

Bazı sıkıntılar yaşanmasına rağmen sabrettiklerini ve katlandıklarını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Niye? Onlar muhacir, biz ensar olacağız. Onun için vatandaşlarımıza da ’aman sabır’ diyoruz. Aynı şeyler bizim de başımıza gelebilirdi. Temenni ederim ki bunları da aşarız. Gazze’deki yaralılara sahip çıkan, onları uçaklarla buradaki hastanelerimize taşıyan ülke Türkiye. İşte şu anda 30 yakın Gazzeli kardeşimizi ülkemize getirdik. Hastanelerimizde şu anda tedavi altındalar ve gelmeye devam edecek. Bu sayı 40, 60, 80 dedik, önü açık. Yeter ki biz İsrail’den müsaadeyi alalım ve onları ülkemize getirelim. Bu mücadele de devam ediyor."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.