Çözüm süreci hayati öneme sahip
Ürdün’de "4. Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi"ne katılan Atalay, gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Hakkari Yüksekova’da 3 askerin şehit edilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Atalay, şehitlere rahmet, tüm Türkiye’ye sabır dileyerek, "Son 2 yıldır, can kaybının olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Geri planını iyi öğrenmek lazım, olayın iyice aydınlanmasını beklemek lazım. Çok hunharca bir şey tabii ki. Caddede sivil bir şekilde yürüyen askerlerimizin şehit edilmesi tahammül edilebilir bir şey değil" dedi.
Atalay, çözüm sürecine ilişkin de bunun önemli bir proje olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Çözüm süreci başından itibaren bizim sabırla, kararlılıkla yürüttüğümüz önemli bir çalışma. Çevremizde birçok yerde terör gelişirken, Türkiye kendi içinde sükunu sağlamaya çalışan bir ülke. Bu proje (çözüm süreci) bizim için hayati değere sahip, milletimiz için de. Milletimizin desteği var, bütün bölgelerimizin, bütün kesimlerimizin desteği var ve milletimizin de sorumluluğunu aldığı proje olarak görüyorum, sadece devletin projesi değil. Bu açıdan bizim irademiz sağlam. Ancak şunu bilmek lazım, bu tür çalışmaları yürütenler de bilir. Bunlar, daima birilerinin rahatsız olduğu çalışmalardır. Hele bu ülke, Türkiye olunca, hele Ortadoğu’nun bu karışık günleri içinde sükunetten rahatsız olanlar tabii ki var. Bunları sabote etmek isteyen, provoke etmek istenler olacaktır. Bu tür çalışmalar zordur, zaman zaman kırılmalara uğrayabilir. Bu yüzden, askerlerimizin şehit edildiği olayın arka planını, nedeni iyi öğrenmek lazım."
"Ürdün, barış misyonunu yüklenebilir"
Ürdün’ün bölgedeki konumu ve siyasetini de değerlendiren Atalay, ülkenin stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.
Ülkenin coğrafya olarak çok kritik bir nokta olduğuna değinen Atalay, şunları kaydetti:
"Burada Iraklı, Suriyeli sığınmacılar var ve bu açıdan burası daha fazla sığınmacı barındıran bir yer. Siyaseten de bu çevreyle irtibatları yıkmak kolay değil ve bütün bunların içinde, Ürdün siyasetini yürütüyor. Doğrusu tebrik etmek lazım. Hem her sığınmacıya kucak açıyor hem de çevresiyle siyasetini yürütüyor. Ürdün bu açıdan barış misyonunu daha çok taşıyan bir ülke konumuna gelebilir. Aynı zamanda şu sıralar ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyor, diğer bölge ülkeleri gibi değil, biraz ticaret ve turizmle ayakta duruyor. Epey dış borcu olan bir ülke ve dış yardımlarla ayakta durmaya çalışıyor. Bu coğrafyanın yaşadığı sorunlar, Ürdün’de toplanmış gibi adeta. Bu sorunların bir kısmı uzun tarihe sahip, bir kısmı da daha uzayacak gibi. Irak gibi, Suriye gibi... Bu sorunlar devam ettikçe Ürdün’de de bu sorunlar yaşanacaktır."