Yükleniyor...

Çözüm süreci ‘arafta’ degil

 

Kobani bahanesi ile Türkiye`nin gerildiği 6-7-8 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da bulunan ve kriz masasına başkanlık eden Bakan Eker Murat Akgün’ün çözüm süreci ve provokasyonlarla ilgili sorularını yanıtladı.

‘İmralı ile HDP’nin görüşmesi siyasi partiye verilen bir fırsattır’

Eker, Murat Akgün’ün HDP’nin kapatılacağı yönündeki iddiaları dile getirmesi üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunlar parti kapatılmasını mı istiyorlar, benim aklıma neredeyse bu gelecek. Aslında bu şüphe 2010 yılının anayasa değişikliği tartışmalarında gündeme gelmişti. O zaman BDP’nin destek vermemesini zaten biz çok manidar bulmuştuk, millet de öyle bulmuştu. BDP’liler o zaman da parti kapatmanın kesin olarak önüne geçen bir yasal düzenlemeye destek vermemişlerdi. Bireysel olarak yaptığımız görüşmelerde ise en azından bazı arkadaşlar bu yasal düzenlemeden yana olduklarını söylemişlerdi ama destek vermediler. Gerçekten ironik bir durum. Ben bunun bir gündem değiştirme konusu olduğunu düşünüyorum, astı astarı olan bir şey değil.

Neden bunu söylüyorlar. Çünkü 6-7 Ekim olaylarında HDP ciddi bir savrulma yaşadı. Aslında onun biraz şaşkınlığı, onun savrulma ve yalpalamaları var. Gündem değiştirme çabası hakikati olan bir şey değil. Bugün bir gazete de bunu manşet olarak vermiş.

“Çözüm süreci ‘arafta’ değil”

HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan’ın bir gazeteye verdiği demeçte yer alan “çözüm sürecinin arafta olduğu ve sürecin doğru yöne çevrilmesi gerektiği” ifadeleriyle ilgili olarak ise Eker şunları söyledi:

“Bizce arafta değil. Biz bunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bizim burada sözleşmemiz milletle, 77 milyonun talebiyle biz bu süreci başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan tarihi bir adım attı ve 62. Hükümette Sayın Başbakanımız  Davutoğlu da her fırsata bunu kararlılıkla sürdürmektedir. Bizim için bir araf söz konusu değil, biz yürüyoruz bu konuda, planladığımız adımları kararlılıkla atıyoruz. Muhatabımız da bu konuda millettir. Ancak bu süreci sabote etmeye çalışan birilerine birileri destek veriyor ve çeşitli vesilelerle bunu adeta millete bir şantaj konusu haline getiriyorsa bu onların sorunudur. Zaten maalesef ta Paris’teki cinayetten başlayarak birileri bu süreci sabote etme çabası içinde olmuşlardır.”

“Siyasi Partilerin terörle arasına mesafe koyması lazım”

Çözüm süreciyle ilgili diyaloğun durduğuna dair iddialara da değinen Eker şunları kaydetti:

“Kusura bakmasınlar, hem parti milletvekilleri, başkanları, parti sözcüleri,  milleti sokağa çağırıp Türkiye’de çok acı olayların yaşanmasına neden oluyorsa hem de diyalog kapıları kapandı diyorlarsa bu çok haksız bir ifadedir. Bizim her zaman diyalog kapımız açık oldu. Her zaman siyasi şahsiyetlerle hükümet olarak görüşüldü. Ama biz her zaman şunu söyledik. Terörle, teröristle, terör eylemleriyle, şiddetle bir siyasi partinin arasına mesafe koyması gerekmektedir.

Biz bir siyasi partinin milletten oy alan bir partinin mutlaka oy aldığı milletin sözüne değer vermesini, emir alacaksa ondan almasını, onun isteği doğrultusunda eylem ve söylem geliştirmesini bekleriz. . Eğer siz kalkıp da PKK’nin gençlik yapılanmasının ya da dağ kadrosunun paralelinde söylemler söylüyorsanız ve bu doğrultuda 6-7-8 Ekim olaylarında halkın sokağa dökülmesini teşvik ediyorsanız siz siyaset dışında bir şey söylüyorsunuz demektir.”

Bakan Eker Pervin Buldan’ın Diyarbakır`da meydana gelen olaylarla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması önerisini şu sözlerle değerlendirdi:

“Olaylara karışanların bir kısmı yakalandı. Gözaltılar oldu, bunların bir kısmı da tutuklandı. Bunlar hangi eylem çağrılarıyla sokağa çıktı zaten bu ortada. Orada Molotof kokteyli atanlar da, onları yönlendirenler de Emniyet’te kontrol altına alındı. Onların bildikleri bir şey varsa bunu emniyette paylaşırlar, bu şekilde yardımcı olurlar. En büyük yardım böyle durumlarda sağduyu çağrısı yapıp, vatandaşı sükunete çağırmak, asla şiddete yol açabilecek bir dil kullanmamaktır”

Süreçte sosyal medyada yer alan bazı ifadelerin de olayı körüklediğinin altını çizen Eker şöyle devam etti;

“Sosyal medyadaki bazı ifadeleri, tweetleri Diyarbakır’da okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Öyle çağrılar sosyal medya üzerinden yapılıyordu ki. O dönemde arkadaşlar, emniyet müdürleri, valiler görüşmeler yapıyorlardı. O partinin oradaki bazı görevlileri ise olayların onları aştığını söylüyorlardı. Çıkıp açık bir biçimde sükunet çağrısı dahi yapmıyorlardı. Ta ki, bir inisiyatif gelişti sonra ayın 9’unda olaylar duruldu”.

A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün`ün  “Böyle bir ortamda çözüm sürecinden çok umutlu olmak söz konusu mu?” sorusuna, Eker şöyle cevap verdi;

“Bizim millete bir program söyledik, biz Türkiye’de Kürt meselesini uzlaşma yoluyla çözme iradesine sahibiz, gerekli adımları atıyoruz, müzakereleri yapıyoruz. Biz burada halen aynı noktada duruyoruz, çaba içerisindeyiz. Ama burada birilerinin bunu sabote etmesi söz konusu.”

Biz burada taahhüdümüzü yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Herkes gücü, sahip olduğu inisiyatif kadar barışa katkıda bulunmalı, haksıza ‘haksızsın’,  zalime ‘sen zulmediyorsun’ diyebilmeli. Bu dendiği zaman gerekli katkı verilmiş olur. Burada HDP’nin de dur diyebilmesi lazım. Biz bir siyasi parti olarak HDP’nin eli güçlensin istiyoruz. İmralı ile gidip HDP’nin görüşmesi siyasi partiye verilen bir fırsattır. Çünkü bunlar seçilmiş, milletin oyunu almış insanlardır. Bizim için meşru ve makbuldürler. Dolayısıyla  onların katkı ve katılım sağlayacakları bir barış ortamının sağlanması esastır ama onların da ellerindeki bu gücün, imkanın farkında olup bunu kullanmaları gerekir. Ama onlar kendi iradelerini silahlı güçlere teslim eder ve oradan aldıkları direktifle hareket ederlerse işin şekli değişir.”

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.