Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Adana is dünyasi ile bulusmasinda yaptigi konusmanin metni

 

…muhabbetle selamlıyorum. Böyle bir muhabbet sofrasında sizlerle birarada olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bugünkü mitingimizde bizleri bağrına basan, sevgisiyle, coşkusuyla, ahde vefasıyla duygulandıran Adana’ya, tüm Adanalı kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. 

Her zaman olduğu gibi, bugün de Allah’ına gurban Adana diyerek geldik, sağ olsun Adana da hep olduğu gibi yine bize kalbini açtı.

Biliyorsunuz, biz 17 yıl önce AK Partiyi milletimizle birlikte kurmuştuk. Tıpkı burada olduğu gibi, milletimiz bize yüreğini, gönlünü açtı, biz de milletimizin hizmetine talep olduk. Bu sayede ilk seçimde iktidara geldik ve milletimizin artan desteğiyle bugüne kadar ulaştık.

Türkiye’de bizim yaptığımız reformların kıymetini en iyi Adana takdir eder. Çünkü Adana, sanayinin, tarımın, ticaretin, enerjinin, lojistiğin, kültürel zenginliğin, tarihi birikimin, velhasıl ekonominin ve sosyal hayatın tüm unsurlarının birarada bulduğu bir şehirdir. Böyle bir şehir için istikrar demek, güven demek, huzur demek, üretim demek her şey demektir. Adana’nın hükümetlerimizin yaptığı tüm yatırımlara rağmen bir süredir durgunlaştığının farkındayız, demek ki Adana için daha çok şey yapmalıyız. Adana şaha kalkacak ki, bu bölge şaha kalksın, onunla birlikte Türkiye de şaha kalksın. Yeni dönemde Adana’yı her alanda şaha kaldırmakta kararlıyız. Çukurova gibi dünya çapında zenginliğe sahip bir şehre patinaj yaptırmak, sadece Adana’ya değil, Türkiye’ye de haksızlıktır.

Türkiye’de bir dönem sanayi deyince ilk Adana akla gelirdi. Eski Türk filmlerini hatırlayın, büyük sanayiciler hep Adana’dan gelirdi. Aynı şekilde, hani derler ya, adam diksen adam yetişir, işte öylesine verimli topraklara sahip Adana’nın romanlara, filmlere, şiirlere konu olan bir tarım altyapısı var. Un var, şeker var, yağ var, aslında helva da var, şimdi bize düşen bu helvayı yeni katkılarla, yeni tatlarla süsleyip katma değerini artırmaktır. Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bu salonda tüm bulunan kardeşlerim bunun aktörleridir. Adana’nın arayış döneminin bittiğine, 24 Haziran’da tercihini yeniden hizmet siyasetinden yana kullanarak şahlanış dönemini başlatacağına ben inanıyorum. Bu konuda en büyük desteği de siz iş dünyamızın kıymetli temsilcilerinden bekliyorum.

Değerli arkadaşlar; AK Parti ülkemizde demokrasiye ve ekonomiye sınıf atlatmış bir partidir. Türkiye’nin 16 yılda 3,5 kat nasıl büyüdüğünün en yakın şahitleri sizlersiniz. Bu süreçte yaşadığımız tüm sıkıntıları ve bunları nasıl aştığımızı en iyi sizler biliyorsunuz.

Bugünlerde ekonomimizle ilgili birtakım tezviratlar yapılıyor. Kim ülkemizde olan, kimi dışarıda mukim birtakım çevreler el ele vermiş, ısrarla Türkiye’nin başına karabulutlar toplamaya çalışıyor. Halbuki Türk ekonomisi bu tür saldırılara karşı şerbetlidir. Bizi ne Moody’s, ne Standart&Poors, bunların hiçbirisi ilgilendirmez, bunların hepsi bu tür kararlarını verirken bir defa siyasi veriyor, bir yerlerden aldıkları talimatlarla açıklamalar yapıyor. Ya bizi bizden daha iyi kim bilir? Biz biliriz. Ve Türkiye’de yatırımlar mı durdu, Türkiye’de ticari hayat mı durdu? Neymiş, kur. Ben bazen söylüyorum, çok açık, net söylüyorum, arkadaşlar, bu kur filan, bunların hiçbirisi bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil, bizim geleceğimizi biz belirleyeceğiz biz.

Onun için de diyorum ki, eğer yastık altında hala dövizlerimiz varsa, lütfen bu dövizlerimizi biz piyasaya sürelim, bunları TL’ye bir defa çevirelim. Çünkü bizim ülkemizin gelirini, geleceğini biz Türk Lirasıyla belirlemeliyiz ve bunun için de, milli seferberlik diyorum ya, işte bu milli seferberliği yapmamız lazım. Bize birileri provokatif eylemlerle hazırlıyor, ekonomik harp mi ilan ediyor, bize ekonomik harp ilan edene karşı biz de gereğini yapmamız lazım. İşte burada seferberliğe ihtiyacımız var ve bunu yapmalıyız, bunu başarmalıyız, bunu başarmazsak yazık olur.

Biz 2002’den bugüne ekonomiyi öyle bir yapıya kavuşturduk ki, bu tarz sarsıntılar ülkemize vız gelir. Affederseniz, 1’in yanına 6 sıfırı koyanların kimler olduğunu bilmiyor musunuz? 6 sıfır koydular ya, 1 milyona tuvalete gidiyorduk ya, hatırlayın o günleri. Ne oldu? Biz geldik, bu sıfırların tamamını attık, ee, 1 liraya düştü.

Arkadaşlar; bizim kaderimizi, beşer planında söylüyorum, biz belirleriz, bunu ne Hans’a, ne George’a, ne şuna, ne buna asla bırakamayız. Bakın Türkiye’nin kaderi üzerinde işte dikkat ederseniz ülkemize yönelik ekonomik saldırılar daha ziyade döviz gibi, faiz gibi makro dengeler üzerinden yapılıyor. Şu 24’ünü hayırlısıyla bir atlatalım, 24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ha ondan sonra bu faizle, şunla, bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz.

Bakın sizlerle yaptığım bu toplantıda açıkça söylüyorum, değerli arkadaşlar, yüksek faizle biz ülkemizi ayağa kaldıramayız. Biz eğer yatırımcıyı güçlü kılacaksak, burada düşük faizle bu adımı atmak zorundayız. Çünkü girişimci yüksek faizle neyin yatırımın yapacak? Efendim, işte bankalar da kazanacak? Tamam da, elin bankaları kazanmıyor mu? Japonya eksi faizle çalışıyor, Amerika’ya geliyorsun 2’lerde, bilemedin 3’te, Avrupa 2’ler, İsrail sıfır, 1, buralarda. Ee, onların bankaları böyle çalışıyor da, bize ne oluyor ya? Şu anda 20’lerde, 25’lere kadar çıkıyor. Faizin böyle olduğu bir ülkede siz yatırım yapabilir misiniz? Arkadaşlar, bunu değiştireceğiz, bu işin lam’ı, cim’i yok. Ve bir anda 3 puan, arkadan 1,5 puan daha…

Şimdi bazıları diyor ki, ya Başkanım, tam böyle seçim arifesinde bunları kullanmayın, bunları konuşmayın. Neyi konuşmayacağım ya? Hakikat neyse, doğru neyse biz bunu konuşacağız. Doğruyu, hakikati konuşacağız ki, ha sonunda ulaşmak istediğimiz yere ulaşalım. Çünkü yüzde 63’ten biz faizi aldık, o zaman enflasyon 30’du, indirdik indirdik indirdik, 4,6’ya kadar indi ve Batı çaldırdı, işte Gezi olayları öyle başladı. Niye? Türkiye faizi buraya düşürüyor, enflasyon buralara düştü, çılgın Türkler bir şeyler yapıyor. Evet, biz de onlara prim vermedik, ama istedik ki burayı iyi tutalım. Bakın, Gezi olaylarıyla beraber bir anda ne oldu? Çift haneliyle yeniden faiz de çıktı, enflasyon da çıktı. Her zaman söylüyorum, ama biz tabi birçoklarıyla bu konuda anlaşamıyoruz. İnşallah 24 Haziran’la birlikte bu işin nasıl olacağını yerlisine de, yabancısına da gösterme şansını yakalayacağız. Çünkü bizim ekonomi modelimizin merkezinde özel sektörümüz var.

Az önce bana Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız, Türkiye’de gıda sektöründeki bir firmanın bir durumunu anlatıyor. Baktım felaket bir şey. Niye? Bankalar da kredi vermiyor, bak çok enteresan. Ya adamın kredi alacak hali yok. Niye? O şartlarda kredi alamazsın ki. Ama öyle bir noktaya gelmiş ki, yüzde 20, yüzde 25’le de olsa gene alacak. Niye? Çünkü devasa fabrikaya kilit vurma noktasına gelmiş. Yani bunlar ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorlar arkadaş ya; böyle şey olabilir mi? Ki ben haber gönderdim, ya işte yardımcı ol ve bu devlet bankası. Özel sektör zaten kıl aldırmıyor, böyle bir noktada. Ben en sonunda Rifat Beye dedim ki, ya arkadaş, siz dedim kendi üyeleriniz arasında bir seferberlik yapıp da bu adamcağızı kurtarın, çünkü sıradan bir firma değil, marka bir firma. Şimdi buna yazık değil mi? Onun için ben milli seferberlik diyorum, onun için bu milli seferberlik noktasında yerli ve bunun yanında da kamu bankalarının bu işe yardımcı olması lazım.

Dövizi küresel piyasalarda yaptığınız manipülasyonlarla bir parça yükseltebilirsiniz, ama Adana’daki girişimcinin fabrikasını, üretim tesisini, ihracat bağlantısını bozamazsınız. Özel sektörümüz sağlam olunca, saldırılarla kısa vadede dalgalanan devletin makroekonomik politikaları da çabucak dengesini buluyor.

2008-2009 küresel finans krizinde, hatırlayın, bu sıkıntının ülkemizi teğet geçeceğini söylerken, özeli sektörümüzün gücüne özellikle güveniyordum, hamdolsun yanılmadım. Son 5 yılda ardı ardına yaşadığımız sıkıntılar karşısında da aynı güvenle hareket ediyorum. Dünyada 15 Temmuz gibi bir darbe girişimine maruz kalıp da, şoku bu kadar hızlı bir şekilde atlatabilecek başka bir ülke var mıdır bilmiyorum?

2016’da darbe yaşadık, 2017’de yüzde 7,4 büyüdük. Ana Muhalefetin başındaki zat ne diyor? Sizin cebinize 7,4’ten bir şey girdi mi diyor. Ya adama büyüme denilen şeyin ne olduğunu bilmiyor ya. Ya bu adamlarla bu ülkede ülke ekonomisi yönetilebilir mi? İşte şu anda istihdam, istihdamda atılan adımlar ortada. İstihdam büyümenin en önemli ibresidir. 7.4, Hindistan’dan sonra ikinci sıradayız, OECD ülkeleri arasında birinci sıradayız. Böyle bir şeyi yakalıyorsun, adam çiftçiye onu soruyor, senin cebine bir şey giriyor mu diyor? Ya bu çiftçi şu anda bu üretimini neyle yapıyor? Bunlara bu kadar desteği mazotta yüzde 50 hibe, hibe veriyoruz hibe, bunlar neyle veriliyor? Büyüyen bir ülke olduğumuz için bunları veriyoruz. Bütün bu yatırımlar neyle yapılıyor? Yani eğitimde, sağlıkta, bütün altyapı, üstyapı yatırımlarında, havalimanlarında, bütün bunları neyle yapıyoruz? Enerjide bu yatırımları neyle yapıyoruz? Eğer bu imkanlar olmasa bunlar yapılabilir miydi? Zaten öyle büyüdük, aksi taktirde büyüyemezdik.

Kalkıyorsun, diyelim ki şehir hastaneleri, çıkmış bir tanesi adaylardan diyor ki, ben kapatacağım diyor. Herhalde kim olduğunu söylüyorsunuz, ben ismini ağzıma almak istemiyorum da, kapatacağım diyor. Ya biz öyle bir ecdadın torunuyuz ki, ne diyor Kanuni; halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Bunlar Osmanlı’nın torunu olamaz. Bak, Devlet-i Aliyye-i Osmaniye’yi halkın bir sağlıklı nefes almasına feda ediyor, bir devleti feda ediyor. Ya biz böyle kültürden, böyle bir medeniyetten geliyoruz. Böyle bir medeniyetin varisleri olarak diyor ki, bunları işleteceksiniz? Biz bugüne kadar yüzlerce, bine aşkın hastane yaptık, şimdi bunları nasıl işletiyorsak öyle işleteceğiz.

İlaçları, sizler hastaya verilecek ilaç bulamıyordunuz ilaç, elhamdülillah, biz bütün eczaneleri seferber ettik, artık herkes istediği eczaneden ilacını alabiliyor, buralara geldik. Ama sen, biliyorsunuz, Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük yaptın, batırdın ya, bitirdin. Ama benim vatandaşım, benim halkın bu hassasiyeti hala gözetmiyor, gözetmesi lazım. Oraları yönetemeyenler, bir dershane yönetemeyen, nasıl olacak da Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetecek?

Tabi yine şimdi seçim öncesi işte bir ekonomik saldırı dalgasıyla karşılaştık, 2018’in çeyreğinde yine yüzde 7,4 büyüdük, hesaplar tutmadı, ama bizim hesap tutuyor. Çünkü hesapların üzerinde bir hesap vardır, o hesap Allah’ın hesabıdır.

Türkiye, kendisiyle uğraşanlarla her seferinde heveslerini kursaklarında bırakarak adeta dalga geçiyor. Tabi bunların anlayamadıkları bir şey, o da, Türk milletinin tarihi boyunca hep böyle krizlerle, saldırılarla uğraştığıdır. Kardelen çiçeği gibi en zor şartlarda boy veren bir iş dünyamız olduğu sürece, Allah’ın izniyle bu ülke ayaklarına vurulmaya çalışılan hiçbir prangaya izin vermez.

Kardeşlerim; bazıları Türkiye büyüyor da millet niye bunu hissetmiyor diyor. Bunu söyleyenler, aslında büyümenin nimetlerinden en çok istifade edenler. Bilmediklerinden değil, affedersiniz, hınzırlıklarından böyle söylüyorlar.

Büyümenin alt dilimlerine bakıyoruz, yaklaşık yüzde 10’luk bir yatırım artışı, yüzde 11’lik bir hane halkı tüketim harcaması artışı görüyoruz, yani hem üretimde, hem tüketimde artış var. İstihdama bakıyoruz, son açıklanan rakam itibarıyla tek haneli sınırına gelip dayanış durumda elhamdülillah.

Türkiye geçtiğimiz 16 yılda Avrupa ülkelerinin tamamından daha fazla istihdam üretmiştir. Bu yılın ilk çeyreğindeki istihdam artışı ne biliyor musunuz? Yüzde 5.

Yine büyümenin detaylarına bakıyoruz, firmalarımızın gelirlerinin yüzde 24, işgücü ödemelerinde yüzde 19 artış görüyoruz hamdolsun, yani firmalarımız üretmiş, satmış, kar etmiş, çalışanlarına da daha çok ödeme yapmış. Büyümenin ölçüsü bu değilse nedir?

Kişi başı gelirimiz kendi milli paramızla son 3 yılda yaklaşık 30 bin liradan 40 bin liraya kadar çıktı. Son üç yılın enflasyonu orada, milli gelirimizdeki kendi paramız cinsinden artış ortada.

Burada şu hususu da belirtmek isterim: Türkiye’nin daha öncesini bir kenara bırakıyorum, sadece şu son 5 yılda maruz kaldığı saldırıların maliyeti olmasaydı, bugün milli gelir sıralamasında en az 2-3 basamak daha ilerdeydik. Bu kayıp elbette önemli. Ama en büyük kazancımız, her hal ve şart altında ayakta durabildiğimizi dosta, düşmana göstermiş olmamızdır. Hatta, sınır ötesi operasyonlarımızla herkese çok daha derin, çok daha tarihi mesajlar verdik. Cerablus’ta verdik, Afrin’de verdik, şimdi Sincar’da, Kandil’de de veriyoruz; bunlar herhalde para. Ve bu arada da yüzde 20 savunma sanayinde biz kendi üretimimiz yaparken, şimdi yüzde 65’e çıktık, yerli savunma sanayi, bu noktaya geldik.

Tabi biz yaptıklarımızı anlatıp buradan hareketle hedeflerimizi açıklarken, karşımızda da her zamanki gibi aklına eseni söyleyen bir muhalefet var. Muhalefetin halini görünce, 2002 yılı sonunda nasıl bir Türkiye devraldığımızı hatırlıyorum. Kamunun toplam net borç stokunun milli gelirimize oranının yüzde 60’lara kadar nasıl çıktığını bugün daha iyi anlıyoruz. Biliyorsunuz, şu anda bu oran yüzde 8,4 seviyesinde, yani 60’dan 8,4’e düştü. Aradan 16 yıl geçmiş, ama bunların kafası hiç değişmemiş. Zaten laf olsun diye vaatte bulunarak ülkenin yönetimine talip olanlara, milletimiz de laf olsun kabilinden herhalde kulak veriyor.

Biz ülkemizi bugün getirdiğimiz noktayı önemli görüyoruz, ama yeterli görmüyoruz. Bugüne kadar uyguladığımız ekonomi politikalarıyla Türkiye’yi ekonomik olarak içine sıkıştırıldığı cendereden kurtardık, geliştirdik, kalkındırdık, bugüne getirdik. Yeni dönemde vizyonumuzu genişletmek, stratejilerimizi ileriye taşımak zorundayız. Bunun için, yüksek teknoloji ve verimlilik artışıyla güçlendirilmiş bir ekonomik modele yöneliyoruz, ancak bu şekilde gelişmekte olan ülke statüsünden gelmiş ülke statüsüne yükselebiliriz.

Şair ne diyor:

“Yüksel ki yerin bu yer değildir;

Dünyaya gelmek hüner değildir.

Bize gayret yaraşır, merhamet Allah’ındır.”

Evet, bize gayret yaraşır diyerek seçim beyannamemizde bu konularda çok önemli projelere ver verdik.

Dün akşam TAİ’de 100 civarında gençle bu konuları enine boyuna konuştum, geleceğimiz adına gerçekten çok umutlandım. Hemen çoğu elektrik-elektronik mühendisi veya şu anda tahsilini yapıyor, makine mühendisleri, bilgisayar, yazılım, bütün bu alanlarda gençlerle birarada oldum ve iftihar ettim. Dedim ki, sizlerle beraber işte biz savunma sanayinde bütün bu gördüğünüz şu anda TAİ’deki bu uçakları da, bu helikopterleri de, bütün bu silahları da, hepsini çok daha rahat üreteceğiz, uzaya çok daha inşallah adımlarımızı atacağız hiç endişe etmeyin.

Kardeşlerim; Türkiye’nin öncü şehri Adana’ya yeni dönemde de öncülük etmek yakışır. Bunun için sizlerden Türkiye’nin 2023 hedeflerine sıkı sıkıya sahip çıkmanızı istiyorum. Sizlerden gençlerimize emanet ettiğimiz 2053 ve 2071 vizyonlarına katkıda bulunmanızı özellikle bekliyorum. Adana’nın sanayicileri, tüccarları, girişimcileri, çalışkan insanlara bu meseleye sahip çıkarsa, Türkiye’nin geleceğine daha bir güvenle bakacağını düşünüyorum.

Biz, güçlü Meclis, güçlü Hükümet, güçlü Türkiye diyerek yola çıkarken, sadece milletimize, yani sizlere güvendik. Bugüne kadar olduğu gibi, Pazar günü de bizleri yalnız bırakmayacağına inanıyorum.

Bu akşam bizlerle birlikte olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Ödül alanlara özeliklerimi tebriklerimi bildiriyorum.

24 Haziran seçimleri öncesinde yaptığımız bu hasbihalin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.