Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in AK Parti Kurulus Yildönümü Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Sevgili dava ve yol arkadaşlarım, değerli kardeşlerim, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

14 Ağustos 2001 yılında çıktığımız ülkemize ve milletimize hizmet yolunda bugün 16. yılımızı da geride bıraktık.

Kurulduğu günden beri AK Parti teşkilatlarında görev almış kurucularımıza, genel başkanlarımıza, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimize, bakanlarımıza, milletvekillerimize, il-ilçe, belde başkanlarımıza ve yönetim kurulu üyelerine, il-ilçe Kadın ve Gençlik Kolları başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerine, belediye başkanlarımıza, belediye meclis üyelerimize, il genel meclis üyelerimize, mahalle ve köy temsilcilerimize, sandık müşahitlerimize, burada tek tek ifade edemediğim tüm dava arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Birlikte yol yürüdüğümüz kardeşlerimizden ahirete irtihal etmiş olanlara Allah’tan rahmet diliyorum. AK Parti’nin davası Türkiye’nin davasıdır. Böyle diyerek tüm farklılıklarını bir kenara bırakmak suretiyle bürokraside, sivil toplum kuruluşlarında, ulusal ve uluslararası organizasyonlarda birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Rabbime, bana böyle yol arkadaşları, dava arkadaşları, hizmet arkadaşları nasip ettiği için ne kadar hamd etsem azdır.

Kardeşlerim, bugün kurumsal bir yapı olarak AK Parti’nin kuruluşunun 16. yılını kutluyoruz. Ama AK Parti’nin davası binlerce yıllık geçmişe sahip. AK Parti, dünyayı güneş gibi aydınlatan yüce bir medeniyetin günümüzdeki sancaktarlığına, hizmetkârlığına talip bir partidir. AK Parti, Türk milletinin binlerce yıldır kesintisiz şekilde süren devlet silsilesinin bugünkü adı olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşatmak için gece-gündüz çalışan bir partidir. AK Parti, Sultan Alparslan’ın 26 Ağustos 1071’de kazandığı Malazgirt Zaferiyle tapusuna sahip olduğumuz Anadolu’yu ilelebet vatanımız, yurdumuz olarak muhafaza etme davasının takipçisi olan bir partidir. AK Parti, Anadolu’yu, Kudüs’ü işgal etmek üzere yola çıkan Haçlı Ordusuna adeta mezar eden Sultan Kılıçarslan’ın, bu topraklar üzerinde küçük bir boydan bir cihan devleti kuran Ertuğrul Gazi ve oğlu Osman Gazi’nin, İstanbul’un fethiyle çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han’ın, güçle diplomasinin inceliklerini birleştiren Abdülhamit Han’ın, velhasıl ecdadın mirası üzerinde inşa edilen bu ülkeyi büyütme davasını kendi davası olarak kabul etmiş bir partidir.

Dava sahibi herkes gibi biz de ülkemizi mamur, milletimizi müreffeh, bölgemizi güvenli, dünyayı huzurlu hale getirmek için çalıştık çalışıyoruz. İşte Gazi Mustafa Kemal ile başlayan Cumhuriyet döneminin de yine aynı şekilde şu anda iddialı bir davası, iddialı bir hareketiyiz.

Türkiye’yi 15 yılda 3 kat büyütmüş olmamız, davamıza layıkıyla hizmet ettiğimizin en büyük ispatıdır. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaştırmada, enerjide, toplu konutta, sosyal yardımlarda hayata geçirdiğimiz hizmetlerle hem milletimizin gönlünü kazandık, hem de ülkemize hamdolsun çağ atlattık. Üreten, ihraç eden, istihdam ortaya çıkartan, kaliteye yoğunlaşan, teknolojiye önem veren bir ülke olarak küresel rekabette giderek daha iddialı bir hale geliyoruz. 2023 hedeflerimizde bu başarılarımızı taçlandıracak, ardından tüm gücümüzü ve enerjimizi –hep konuşuyoruz ya- 2053 ve 2071 vizyonlarımıza yoğunlaştıracağız.

Şimdi 26 Ağustos’ta inşallah Malazgirt’teyiz. Nasıl her yıl 18 Mart Çanakkale diyorsak, şimdi bundan sonra her 26 Ağustos’ta inşallah Malazgirt’te olmak suretiyle 2071’in tohumlarını atacağız. AK Parti, maziyle ati arasında kurduğu güçlü köprüyle işte tüm bunların mimarı olan partidir. Sorumluluğumuz büyüktür, hamdolsun milletimizden aldığımız destekle, hepsinden önemlisi de Rabbimizin yardımıyla bu yükün altından kalkabilecek güce, imkâna, iradeye, kararlılığa sahibiz. Yeter ki nereden geldiğimizi unutmayalım, nereden durduğumuzu unutmayalım, nereye gittiğimizi unutmayalım. Biz istikametimizi şaşırmadıktan sonra önümüze çıkartılan engellerin yol açtığı sarsıntıların üstesinden gelmemiz kolaydır, hiç endişe etmeyin. Az önce Sayın Başbakanımız da ifade ettiler, o gurur, kibir var ya, işte bunları eğer biz ayaklar altına alabiliyorsak, tevazuda toprak gibi olabiliyorsak, Allah’ın izniyle yol açıktır, yol açıktır. Rabbim şahsım başta olmak üzere tüm dava arkadaşlarımızı sıratı müstakim üzere kılsın.

Kardeşlerim; AK Parti her şeyden ve hepimizden önce hep söylüyorum; milletimizin partisidir. Biz bu partiyi milletimizle birlikte kurduk. Biz bu partiyi milletimizle birlikte büyüttük. Tüm icraatlarımızı milletimizle birlikte hayata geçirdik, tüm saldırıları milletimizle birlikte göğüsledik. 26 Mart 1999 tarihinde Üsküdar’daki evimizden Pınarhisar Cezaevine doğru yola çıkarken bizi bağrına basan milletimizle birlikte o gün bir şey söyledik, bu şarkı burada bitmez demiştik. Atlattığımız nice badireye rağmen bu şarkı bitmedi, Allah’ın izniyle bitmeyecek. Onun için, milletimizle biraraya geldiğimiz her yerde ne diyoruz? Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor. Evet, biz bu yollarda hem dava arkadaşlarımızla, hem de milletimizin tamamıyla birlikte yürüdük.

Kardeşlerim, şunu unutmayın: AK Partinin hikâyesi bir milletin aşk hikâyesidir. AK Parti, tüm vatandaşlarımızın gönlüne dokunmuş bir partidir. AK Parti, tüm hanelerde, tüm binalarda, tüm sokaklarda, tüm mahallelerde, tüm ilçelerde, tüm şehirlerde hizmeti olan, eseri olan bir partidir.

Şimdi bir şey soracağım, az önce Sayın Başbakan da söyledi, 11 milyon üyemiz var. Şimdi 11 milyon üyemize Sincan’dan, Ankara’dan sesleniyorum, 2019’un Mart’ında, 2019’un Kasım’ında bunu 2’yle çarpmaya hazır mıyız? "Evet" İşte bunu 2’yle çarptığımız zaman bilesiniz ki devran farklı dönecektir. İnşallah cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Kasım 2019’da farklı dönecektir ve Mart 2019’da farklı elhamdülillah gelişecektir.

Sadece orada değil, eğitimde neler yaptık, bunları anlatmak lazım. 270 bin yeni derslik yaptık, toplam sayı 591 bin. 561 bin yeni öğretmen atadık, toplam sayıyı 900 bine çıkardık. Bunlar durup dururken olmuyor. 108 yeni üniversite açtık, toplam rakam 184, artık üniversitesi olmayan ilimiz yok. 81 vilayetin tamamında üniversitelerimiz var. Artık bazı vilayetlerde, İstanbul, Ankara’nın dışında da 2 üniversite, 3 üniversite olmaya başladı.

Gençlik ve sporda 537 yeni yükseköğrenim yurdu açtık, toplam 727’ye çıktı. Biz geldiğimizde burs olarak ne alıyordu gençler biliyor musunuz? Ey gençler, 45 liracık, şimdi 425. Yeni eğitim-öğretim yılında herhalde Sayın Başbakan, biraz daha artacak bu diye düşünüyorum; hayırlı olsun diyor. Gençler de inanıyorum ki bunun kadr-ü kıymetini bilecekler.

1870 yeni spor tesisi yaparak toplam sayısı 3445’e ulaştırdık. Şu anda 27 şehrimize dünya standartlarında 30 büyük stadyum yapıyoruz, bunların 9’u hizmete alındı, kalanlarıyla ilgili çalışmalar sürüyor.

Sağlıkta 3480 yeni hastane ve yataklı tedavi kurumu inşa ederek toplam sayısı 4636’ya çıkarttık. 500 bin yeni sağlık çalışanı istihdam ederek toplam sayıyı 875 bine yükselttik; yeter mi? Yetmez. Onun için de ne yaptık? Şimdi bol miktarda tıp fakültesi ve sağlık bilimleri üniversitesi kurmak suretiyle istiyoruz ki doktorlarımızı arttıralım ve açığımız olmasın. Bundan bizden önce olan şeyler değildi, bizimle başladı ve artarak devam edecek. Hastanelerimizi en modern cihazlarla, ambulanslarla destekledik.

Bu hafta Isparta’daydım, biliyorsunuz Isparta’da da bir şehir hastanesi kurduk, şehir hastanesini ziyaret ettim ve oradaki hastalarımızın duaları elhamdülillah bize yetecek inşallah. Ve dört dörtlük Isparta’da bir şehir hastanesi, Yozgat aynı şekilde bitti, gayet güzel bir şekilde o da devam ediyor. Ve değerli kardeşlerim, bu ara 4 tane şehir hastanesi yapıldı, inşallah bu yıl bitmeden 3 tanesini daha hizmete almayı planlıyoruz. Şehir hastanelerinin sayısı da toplamda ilk etapta 30’u bulacak.

Ulaştırmada Cumhuriyet tarihi boyunca 6100 kilometre bölünmüş yol yapıldı, biz buna 19.134 kilometre yeni bölünmüş yol yaparak toplam uzunluğu 25.234 kilometreye çıkarttık. Yahu patika yollardan gidiyorduk, patika yollardan bölünmüş yollara geçtik, otoyollara geçtik; bunlar durup dururken olmadı. Hiç olmayan yüksek hızlı tren hattı uzunluğunu 1213 kilometreye ulaştırdık, Türkiye’yi hızlı trenle tanıştırdık. 29 yeni havalimanı inşa ederek toplam sayıyı 55’e çıkarttık. Artık illa otobüsle gitmeye gerek yok, otobüs fiyatından daha ucuza uçak.

Değerli kardeşlerim, bütün bunları niye yapıyoruz? Çünkü biz millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik dedik ve bunun gereği de bu.

600 kilometre yeni kara yolu ve demir yolu tüneli yaparak toplam uzunluğu 831 kilometreye çıkarttık.

Toplu konutta 787 bin yeni konut inşa ederek toplam sayıyı 830 bine çıkarttık.

Orman ve su işlerinde 423 yeni baraj yaparak toplam sayıyı 618’e yükselttik. 491 yeni hidroelektrik santrali inşa ederek toplam sayıyı 540’a çıkarttık.

1,5 milyon hektar artırdığımız orman varlığı sayesinde ülkemizin toplam orman alanı 22 milyon hektara ulaştı; nereden nereye.

Tarımda hükümetlerimiz döneminde verdiğimiz destek tutarı 100 milyar lirayı geçti. Yıllık tarım ihracatı tutarımız, geçtiğimiz yıl 16 milyar liranın üzerine çıktı. Şu anda tarımsal hasılada Avrupa’da 1 numarayız, 1 numara. Unutmayın daha iyi olacağız. Sosyal yardımlarda 2002 yılında 2 milyar lira olan sosyal yardım bütçesi bu yıl 38 milyar liraya ulaştı. Bakın çok enteresandır, en az gelişmiş ülkelere, o garip gurebaya yardımda Amerika 1 numara, biz 2 numarayız. Fakat milli gelire oranla açıklarsak, milli gelire oranla Türkiye 1 numara. Daha iyi olacak, veren el alan elden hayırlıdır.

Şu anda 720 bin engelli kardeşimize destek veriyoruz. Kamuda çalışan engelli sayısını 5777’den 43151’e çıkardık. Ülkemizde mağdur ve mazlum durumda olup da devletin el uzatmadığı kimseyi bırakmamayı hedefliyoruz. Zorunlu Tasarruf Teşvik Fonu ödemelerinden emekli ve çalışan maaşlarına kadar geçmiş dönemlerde ihmal edilmiş ne kadar sorun varsa hepsini de Allah’ın izniyle çözdük, çözüyoruz. AK Parti’nin 15 yıllık hizmetleri döneminde yaptıkları öylesine uzun bir liste ki tek tek saymaya kalksak günlerce şu parktan ayrılamayız.

Kardeşlerim, tabii bu 16 yıl ne bizim, ne de ülkemiz için hiç de kolay geçmedi. Biliyorsunuz 2002 yılında biz seçimlere girdik. Ama Partinin Genel Başkanı olarak şahsım Meclis’e giremedi, çünkü siyasi yasağımız vardı. Muhtar bile olamaz demişlerdi. Hükümeti kurar kurmaz bu meselenin çözümü için gerekli adımlar atıldı. Siirt’te yenilenen seçimler vesilesiyle 9 Mart 2003 tarihinde bu yanlış düzeltildi. Aynı yıl 1 Mart tezkeresi Süleymaniye’deki askerlerimize yönelik saldırı ve dönemin Cumhurbaşkanıyla yaşadığımız sıkıntılar aklımızda kalan önemli hadiseler arasındadır.

2004 yılında ilk mahalli idareler seçimlerine girdik ve oradan büyük bir başarı elde ettik. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi aldığı bu yılın diğer önemli hadiseleri arasında hukuk reformlarımız çerçevesinde Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması söz konusuydu ve biz bunları da başardık. Farklı dil ve lehçelerde radyo-televizyon yayınına imkân sağlanması gibi konuları hatırlıyoruz.

2005 yılı 6 sıfır attık paramızdan, hatırlayın o günleri. Paramıza itibar kazandırdık, reformlarımıza devam ettiğimiz, Mavi Akım Projesini hayata geçirdiğimiz bir yıldı.

2006 yılında Türkiye daha sonra yaşanacak karanlık hadiselerin habercisi olan meşhur Danıştay saldırısı, Trabzon’daki rahip cinayeti ve çeşitli terör olaylarıyla tanıştı.

2007 yılında 27 Nisan e-bildirisi ve buna karşı Hükümetimizin verdiği güçlü cevap ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasıdır. AK Parti’ye Cumhurbaşkanı seçtirmemek için oynanan oyunlar, sergilenen hukuk garabetleri, yapılan mitingler karşısında sığındığımız liman yine neresi oldu? Milletimiz oldu. Milletvekili seçimini yenileyerek, bu arada cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesine imkân veren ve 16 Nisan’a kadar uzanan sürecin ateşleyicisi Anayasa değişikliğini gerçekleştirerek önümüze çıkartılan engelleri de ne yaptık? Aştık. Hrant Dink cinayeti ve Malatya Zirve Yayınevi katliamı başta olmak üzere karanlık cinayetler bu yıla da damgasını vurdu.

2008 yılı partimize kapatma davası açılması sebebiyle bizim için ayrıca çok önemli. Meclis’in başörtüyle ilgili kararına karşı medya ne başlığı atmıştı? 411 el kaosa kalktı. Bu manşet üzerinden başlayan süreç partimize kapatma davası açılmasıyla ileri bir üst aşamaya çıktı. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bu karara paralel olarak ülkemizde pek çok provokasyon denemesi yapılmıştır. Dünyanın küresel finans krizine girdiği bir dönemde maalesef ülkemiz böyle sorunlarla uğraşmak zorunda kalmıştır.

2009 yılı mahalli idareler seçimlerini başarıyla tamamladığımız demokratik açılım adını verdiğimiz projeyle ülkemizdeki tüm kesimlerin sorunlarına çareler aradığımız bir yıl oldu.

2010 yılı, burası çok önemli, CHP’nin Genel Başkanının bir kumpasla değişmesi sebebiyle ülkemiz siyasetinin en talihsiz yıllarından biridir. Sayın Baykal’ın yanından çıkıyor, medya soruyor, hayır ben aday olmayacağım diyor, ertesi gün aday oluyor. Niye? Akşam başka, sabah başka ve bunlarda kumpas teorisi çalışıyor. Ardından Mavi Marmara saldırısı, PKK’nın kanlı eylemleri, Anayasa değişikliği halkoylaması gibi hadiseler de bu yılın önemli olaylarıydı. 2011 yılı seçimleri öncesinde siyaseti kasetler yoluyla dizayn etme projesinin en iğrenç şekliyle işletildiğini görüyoruz.

Genel seçimlerden partimiz yine başarıyla çıkarken terör saldırıları tırmanışını sürdürüyordu. Büyük bir yıkıma yol açan Van depremi hepimizin yüreğini yaktı. Bu yıl 2011, hem annemi kaybetmem, hem de geçirdiğim ameliyat sebebiyle benim için ayrıca zor geçen bir yıl oldu.

2012 yılı ünlü MİT krizi ve askerlere yönelik operasyonlarda gördüğümüz tutarsızlıklar sebebiyle artık bazı şeylerin iyice su yüzüne çıktığı bir yıldı. Suriye’nin uçağımızı düşürmesi, Gaziantep’teki bombalı saldırı ki 53 vatandaşımızın öldüğü, şehit olduğu, Suriye’deki çatışmalarda ateşlenen top mermilerinin topraklarımıza düşmeye başlaması gibi hadiseler adeta Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğinin habercisiydi.

2013 Reyhanlı saldırısı ve aynı yıl Gezi olayları, aynı yıl dershanelerin kapatılması, bu kararı almamız 17-25 Aralık Emniyet-yargı darbesi ve bizim buna karşılık yaptığımız Milli İradeye Saygı Mitingleri sebebiyle çok kritik geçti. Yine bu yıl demokratik açılımı önce çözüm sürecine, ardından da Milli Birlik ve Kardeşlik Projesine dönüştürme gayreti içinde olduk. Türkiye’ye, partimize ve şahsımıza yönelik saldırıların amacı bu yıl yaşanan hadiselerle tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.

2014 MİT tırları olayları, tarihimizin en büyük ihanetlerinden bir tanesi. Buna karşılık Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının değiştirilmesi başta olmak üzere FETÖ ile mücadele için gereken adımları kararlılıkla atmaya başladığımız bir yıl oldu. FETÖ’nün ve onunla işbirliğine giden Ana Muhalefetin tüm çabalarına rağmen 2014 mahalli seçimlerinden başarıyla çıktık. Tarihimizde ilk defa doğrudan halkın oyuyla Cumhurbaşkanlığı seçiminde de milletimizin teveccühüyle Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendik. Tabii bu durum aynı zamanda partimizle hukuki bağımızı kesmemiz anlamına geliyordu. 27 Ağustos 2014 tarihinde vedalaştık. Anayasa değişikliği sonrasında 2 Mayıs 2017 tarihinde üye olarak, 21 Mayıs tarihindeki Büyük Kongremizde de Genel Başkan olarak yeniden yuvamıza merhaba dedik.

2015 yılı artık gelişmeleri Cumhurbaşkanı sıfatıyla takip ettiğimiz, ama partimizle olan gönül bağımızı da hiçbir zaman inkâr etmediğimiz yıl oldu. 7 Haziran seçimleri sadece AK Parti değil tüm Türkiye için talihsiz bir tabloyla neticelendi. Hükümet kurulamaması sebebiyle yaşanan krizi ülkemizi yeniden seçime götürerek çözüme kavuşturduk. 1 Kasım seçimlerinde milletimizin teveccühüyle AK Parti tekrar tek başına iktidar olacak çoğunluğu elde etti. Bu dönemde bölücü terör örgütünün çukur eylemleri ve DEAŞ’ın giderek artan saldırıları ülkemiz için ciddi bir güvenlik tehdidi ortaya çıkardı.

2016 yılı bölücü terör örgütünün üzerine kararlılıkla gittiğimiz FETÖ’yü her alanda ülkemizden kazımak için attığımız bir yıl oldu. 15 Temmuz gecesini hatırlayalım, FETÖ ihanet çetesinin ordu içindeki mensupları tarihimizin en alçak darbe teşebbüsüne girişti. Doğrudan milletine silah çeken, ateş eden, bombalayan bu FETÖ’cü teröristleri milletimizle birlikte sergilediğimiz kararlı bir direniş sonunda mağlup etmeyi başardık. Ben Türk milletinin ezanına, bayrağına, özgürlüğüne, geleceğine sahip çıkma konusunda canı pahasına ortaya koyduğu güçlü irade tüm dünyayı kendisine hayran bırakmıştır. Böyle bir milletin mensubu olmaktan duyduğum gururu, şerefi her fırsatta ifade ediyorum; ya Rab, bu kulunu bu milletin bir ferdi olarak yarattığın için sana sonsuz hamdüsenalar olsun.

Bu başarıdan aldığımız güçle Suriye’de kurulmak istenen terör devletinin bağrına bir hançer gibi sapladığımız Fırat Kalkanı Harekâtını gerçekleştirdik. 2017 yılı FETÖ ve PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelemizi tavizsiz bir şekilde sürdürdüğümüz bir yıl oldu. İşte bu yıl hamdolsun Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Besler’de, bütün buralarda artık PKK’nın inlerine girdik ve buradan onları söküp atıyoruz ve onları yerle yeksan ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz.

Son yıllarda üst üste yaşadığımız sıkıntılar sebebiyle ekonomide bozulan dengeleri yeniden yerine oturtma konusunda önemli mesafe aldık. 16 Nisan halkoylaması tarihimizde ilk defa yönetim biçimimizi doğrudan milletimizin kararıyla ve köklü bir şekilde değiştirdiğimiz bir dönüm noktasıdır. Türkiye bu değişiklikle yürütme gücünün cumhurbaşkanında olduğu, yasamanın yine Parlamentoda-Meclis’te ve yargının da bağımsız mahkemeler eliyle yürütüldüğü daha güçlü bir demokrasiye geçmiştir.

Gördüğümüz gibi geçtiğimiz 15 yılın her birini önemli birkaç başlığıyla saymak dahi ülkemizin nasıl bir ateş çemberinden geçtiğini göstermeye yetiyor. Son 4 yılda iyice yoğunlaşan terör eylemleri, darbe teşebbüsleri, siyasi, ekonomik ve diplomatik saldırılar karşısında milletimizle omuz omuza tarihi bir mücadele veriyoruz. AK Parti bu mücadelenin lokomotifidir. Allah’ın yardımıyla bu mücadeleden hep birlikte galip çıkacağımıza inanıyorum.

Kardeşlerim, AK Parti’nin Türkiye’ye kazandırdıklarının her biri elbette çok önemlidir, çok kıymetlidir. Ancak hiç kimse kerameti kendisinde görmesin. Bizim başarılarımızın gerisinde milletimizle kurduğumuz güçlü ilişki, ondan aldığımız büyük destek var. AK Parti kimsesizlerin kimsesi, sesini duyuramayanların sesi, gücü yetmeyenlerin eli-kolu olduğu için bunca yıl milletimiz tarafından sahiplenildi. Bu vesileyle bir kez daha kendisini ve evladını rahmetle yad ettiğim 15 Temmuz şehidimiz Erol Olçok kardeşimin 2011 seçimleri için hazırlattığı o güzel şarkıyı hatırlatmak istiyorum. Az önce gerçi şarkıyı dinledik, ben şimdi güftesini okuyacağım.

Değerli kardeşlerim;

“Aynı yoldan geçmişiz biz

Aynı sudan içmişiz biz

Yazımız bir, kışımız bir

Aynı dağın yeliyiz biz

Şarkılar bir, türküler bir

Hep beraber söyleriz biz

Halaylar bir, horonlar bir

Aynı sazın teliyiz biz

Gönüller bir, dualar bir

Bir Allah’ın kuluyuz biz.

Has bahçemiz yurdumuzdur

Aynı bağın gülüyüz biz.”

Evet, bizler aynı bağın gülüyüz. Biz milletimizle aynı yoldan geçmeyi, aynı sudan içmeyi, aynı türküleri söylemeyi, aynı duaları etmeyi sürdüğümüz müddetçe Türkiye 2053 vizyonunu da, 2071 hedeflerini de AK Parti’yle gerçekleştirmeye devam eder.

Bir süredir zaman zaman birileri bize diğer partilerde iktidara geleceklerine dair umut bırakmadınız diyor. İyi de, biz kimseyi elinden tutup da iktidara getirmek gibi bir görevle mükellef değiliz. AK Parti olarak biz, milletimizle birlikte ülkemizi 15 yıl başarıyla yönettik. Yaptıklarımızın özetinin özeti sayılabilecek kısa bir dökümü biraz önce sizlerle paylaştım, dışarıda da var. Yine 15 yılda nasıl bir mücadele verdiğimizi de kısaca özetledim. Varsa icraat konusunda, bu mücadeleyi yürütme konusunda bizimle rekabet edebilecek, yarışabilecek, aşık atabilecek birileri buyursun çıksın meydana. Siyaset meydanı er meydanıdır. Eğer başarı istiyorsanız, hele hele iktidar istiyorsanız çalışacaksınız, terleyeceksiniz, mücadele edeceksiniz. Yoksa Almanya’nın Focus Dergisine AK Partiyi şikâyet etmekle iktidar olamazsın. Öbür taraftan kalkıp yalan-dolan, her türlü yolsuzluğu yapmak suretiyle AK Partiyi alt edemezsin. Eğer yürek varsa önce dürüst olacaksın ve bu yolda ne söz veriyorsan onu yapacaksın. Projelerin var mı, planların var mı, hünerlerin var mı milletin önüne sereceksin. Şayet milletimizi ikna edebilir, desteğini alabilirsiniz iktidara gelmek bir devir-teslim törenine bakar. Unutmayınız, aynı durum bizim için de geçerlidir. Milletimize kendisi ve ülkemiz için en güzel geleceği AK Parti olarak bizim hazırlayacağımızın güvenini vermek, her seçimde de bunu tazelemek mecburiyetindeyiz.

Ancak, sen sözde adalet yürüyüşünü yaparken sağına, soluna terör örgütlerinin desteğinde olanları alır, onlarla beraber yürürken bu millet sana destek vermez. Çok daha enteresanı, her şeyden önce bu bayrağın kadr-ü kıymetini bilmeyen, bu vatanın kadr-ü kıymetini bilmeyen, bu devletin kadr-ü kıymetini bilmeyen, bu milletin kadr-ü kıymetini bilmeyen bu ülkede iktidarı bulamaz.

Onun için biz ne diyoruz? Bizim bu Rabia’mıza terör örgütü işaretidir diyecek kadar zavallı olanlar bu ülkede iktidar göremez. Bu terör örgütü işareti değil, bu AK Partinin manifestosu. Burada ne var?

Bir; tek millet, 80 milyon biz tek milletiz. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle; az önce Grup Tillo ne güzel anlattı bunları değil mi? Ama bunlar anlamaz bundan. Biz 80 milyon tek milletiz, çünkü biz yaratılanı Yaratandan ötürü sevdik, bizim farkımız bu.

İki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanının rengidir, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız, evet, yıldız şehidimizin ta kendisidir.

Üç; bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. 780bin kilometrekareyle tek vatan dedik, yola böyle koyulduk. Ha bu vatanı böleceksin, bu vatandan bir yere varacaksın; yok öyle şey, orada tüm güvenlik güçlerimiz sırtınıza biner şimdi bindiği gibi. İşte bunun için sürekli ne diyoruz? Durmak yok… "Yola devam" Durmak yok… "Yola devam" Ve dört; tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Ve kimisi paralel devletmiş, kimisi bilmem ne devletmiş, bu hevesi olanların hevesi de kursağında kalacaktır. Bunların inlerine gireceğiz dedik girdik ve bunları oralara gömdük, gömmeye de devam edeceğiz.

Kardeşlerim, 14 Ağustos 2001 tarihinde AK Partiyi kurarken ülkemizin içinde bulunduğu kötü durumunu tasvir etmiş ve ardından aynen şöyle demiştik: Bir daha bugünlere dönmemek için çıtayı biraz daha yükseltiyor ve tek başına iktidar bize yetmez diyoruz. Türkiye’nin istikrarı, devletimizin itibarı, halkımızın mutluluğu için AK Parti olarak yüzde 50 diyoruz, evet, tam 16 yıl önce hedefi bu şekilde belirlemiştik. Şimdi 2019 seçimleri için bu hedefin üzerine sadece +1 seçmen ilave ediyoruz yani yüzde 50+1. Çünkü biz 2007 yılında yüzde 47, 2011 yüzde 49.9, 1 Kasım 2015 yüzde 49.5 oy alarak zaten bu hedefe yaklaştık. Artık tüm hesaplarımızı yüzde 50’in üzeri için yapmak, tüm çalışmalarımızı bu doğrultuda yürütmek durumundayız.

Soruyorum şimdi: Buna var mıyız? "Evet" Var mıyız? "Evet" Var mıyız? "Evet" Maşallah. Öyleyse ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, kapı-kapı dolaşacağız, anlaştık? "Evet"

Bu hafta Malatya’ya gittim, maşallah Malatya’da muhteşem bir açılış töreni yaptık. Oradan Isparta’ya gittim, orası da güzeldi, güzel açılışlar yaptık. Oradan Rize, orada da bazı yatırımlarımızı yerinde görelim, bir de genişletilmiş il divanı yapalım. Oradan Trabzon aynı şekilde, oradan Giresun aynı şekilde, şimdi yoğun bir şekilde devam edeceğiz. Ne zamana kadar? Ölene kadar, durmak yok yola devam.

AK Parti diğer pek çok konuda olduğu gibi bu hususta da standartları kendi eliyle yükseltmiştir, böylece hizmette olduğu gibi siyasette de her türlü rekabete açık olduğumuzu ilan ettik. Rekabet çıtasının yükselmesinin bize verdiği mesajı çok iyi görmemiz, anlamamız gerekiyor. Madem başarının çıtası değişti, madem mücadelenin şartları değişti, öyleyse bizim de kendi içimizde bu değişimi hayata geçirmemiz şart. Türkiye’nin değişim talebine cevap vermek üzere kurulan AK Parti için değişim tabii bir olgudur. Her kongrede teşkilatlarımızı, her seçimde milletvekillerimizi, belediye başkanlarımızı, aynı şekilde bunların altındaki kurulları, il genel meclislerini, belediye meclislerini belirli oranlarda değiştirmek suretiyle bugünlere geldik; sadece bu defa çok daha köklü bir değişime ihtiyacımız var. Başarılı olan arkadaşlarımızla elbette yolumuza devam edeceğiz. Yıllardır partimize çok önemli hizmetler vermiş arkadaşlarımızın bazılarıyla farklı platformlarda çalışmaya ihtiyacımız var, bunun yanında yılların verdiği bir yorgunluk ve yıpranmışlık sebebiyle görevini devretmeye hazır arkadaşlarımızın olduğunu zaten biliyoruz. Bilhassa AK Parti il, ilçe kongrelerinde, belde kongrelerimizi ve atamaları bitirdik, şimdi ilçeler başlıyor, iller başlıyor ve böylece inşallah Şubat sonuna kadar bütün bunları bitireceğiz; yeni bir süreç. Bütün bunlar bir tasfiye harekâtı değildir, bu böyle bilinmeli, bir bayrak yarışı olarak gördüğümüz bu hizmet kervanında görev değişimi gayet tabiidir.

Esasen AK Parti çatısı altında ülkeye ve millete hizmet etmek için hiçbir unvana, hiçbir özel görevlendirmeye de ihtiyaç yoktur. Kendini bu büyük ailenin bir mensubu olarak gören herkes partisi ve ülkesi için elinden geleni yapmıştır ve inanıyorum ki yapmaya da devam edecektir.

Teşkilatlarımızdaki değişim ihtiyacını vurgulu bir şekilde dile getirmemizin sebebi, 2019’a kadar yürütmemiz gereken hazırlıklarımızdır, bunun için de gayretli olmamız lazım.

FETÖ başta olmak üzere, terör örgütleriyle iltisaklı kişileri partimizden uzak tutmak ise hepimizin en başta gelen görevidir. Bu konuda en küçük bir gevşekliğe müsamaha göstermemeliyiz.

Kongrelerimizde görev alacak arkadaşlarımıza şimdiden başarılar diliyorum. Görevini devreden arkadaşlarıma da verdikleri hizmetler için teşekkür ediyorum.

Kardeşlerim, AK Parti milletimizle birlikte adeta tarih inşa ediyor, tarih yazıyor. Partimizin ismini oluşturan adalet ve kalkınma kavramları hangi yöne gitmemiz gerektiğini gösteren birer deniz feneri gibi bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada adaleti ve kalkınmayı temin edeceğimiz güne kadar bize durmak yok. Kimsenin vagonu olmadan daima adaletin ve kalkınmanın lokomotifliğini yaparak ülkemiz, bölgemiz ve tüm dünya için çalışmayı sürdüreceğiz. Dünyayı kendilerinden başka herkes için cehenneme çevirmek isteyenlerin tersine, biz yaratılmışların en şereflisi olan insana hizmet yolunda tüm gücümüzü ortaya koyacağız. Bugüne ve bugüne kadar attığımız adımlarla her adımda insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesiyle hareket ettik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.

Ülkemizin ve milletimizin sahada ter dökerek her türlü fedakârlığı yaparak elde ettiği kazanımları masada heba etme dönemini tamamen kapatmakta kararlıyız. IMF reçeteleriyle, yüksek faiz prangasıyla, rüşvet ve yolsuzluk batağıyla, kısır siyasi çekişmelerle devraldığımız bir ülkeyi, hamdolsun bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi haline getirdik.

Terörle mücadelede, darbelerle mücadelede, krizlerle, kaoslarla önümüzü kesmek isteyenler şu ana kadar başarılı olamadılar. Bu oyunların gelecekte de başarısızlığa mahkûm olmasını sağlamak bizlerin, AK Partililerin görevidir.

Türkiye büyüdükçe dertlerimiz de unutmayın büyüyor, başımıza musallat olan tehlikeler de artıyor. Şimdi önümüzde 2023 hedeflerimizle somutlaştırdığımız büyük Türkiye’ye, güçlü Türkiye’ye, müreffeh Türkiye’ye ulaşma sorumluluğumuz var, bu bizim milletimize karşı bir taahhüdümüzdür. 16 Nisan halk oylamasında her gittiğimiz yerde bu sözü milletimize verdik. 15 Temmuz şehitlerimize, terörle mücadele şehitlerimize, en son Karadeniz’de 15 yaşında hain kurşunların hedefi olan Eren yavrumuza karşı mahcup olmamak için bu hedeflerimize ulaşacağız. Bunun için 2019 seçimlerinde milletimizle 2002 yılından beri sürekli tazelediğimiz ahdimizi bir kez daha ve çok daha güçlü bir şekilde inşallah yenileyeceğiz.

Fatih’in hocası ve Hacı Bayram Veli Hazretlerinin gönül yoldaşı Akşemseddin Hazretleri;  “sen şartlara teslim olmazsan, şartlar sana teslim olur” diyor. Biz Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz tüm büyük reformları şartlara teslim olmadığımız için başardık. Şimdi de önümüzde 2019 için yine böyle bir fırsat var. Aşık Veysel gibi uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece dedik, şartalar teslim olmadan yolumuza devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Daha nice kuruluş yıl dönümlerinde birarada olmak üzere hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.