Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Amasya 6. Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni

 

Değerli yol ve dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Amasya’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki, köylerindeki vatandaşlarıma, kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Amasya teşkilatlarında vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

Kongremizin şehrimiz için, Amasya’yla tüm ülkemiz, milletimiz hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma partim adına teşekkür ediyor, bayrağı devreden ve devralan tüm kardeşlerime Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum.

Sözlerimin hemen başında Amasya’ya Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yüzde 57’lik, 16 Nisan halkoylamasındaki yüzde 56’lık evet oranı sebebiyle şükranlarımı sunuyorum. Türkiye ortalamasının üzerinde oranlarla bize olan desteğini ortaya koyan her bir Amasyalı kardeşime teşekkür ediyorum.

Amasya, 5 bin 700 kilometrekarelik toprağıyla kendisi küçük olsa da yıllarca 24 milyon kilometrekarelik Osmanlı’ya şehzade, sultan ve paşa yetiştirmiştir. Evet, Amasya Timur’un sarstığı Osmanlı’yı yeniden derleyip toparlayan Çelebi Mehmet’in şehridir. Naci Hoca, bir yanlışlık yok değil mi? Amasya, çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet Han’ın şehridir. Amasya, o ince ruhlu padişah Sultan Bayezid’in şehridir. Amasya, Yavuz Sultan Selim’in gözlerini dünyaya açtığı şehirdir. Amasya, Osmanlı’nın büyük devlet adamları Akşemseddin’in, Karamustafa Paşa’nın şehridir. Bunun için Amasya tarih boyunca hem istikamet çizen bir şehirdir, Amasya’nın böyle bir özelliği var. Bunun için Amasya Kurtuluş Savaşına da yön veren bir şehir olmuştur. Bugün de Amasya Harşena Dağı gibi mağrur bir şehirdir, sıradan değil. Bugün de Amasya Yeşil Irmak gibi topraklarından tarih akan, destan akan, aşk, yiğitlik, mertlik akan bir şehirdir. Dün Ferhat Şirin’e kavuşmak için bu yalçın kayaları delip su yolu açtığı bu şehrin, bugün de büyük ve güçlü Türkiye’ye giden yolun üzerindeki engelleri aşmanın öncülüğünü yapacağına ben inanıyorum; siz inanıyor musunuz? “Evet.” İnanıyor musunuz? “Evet.” Maşallah.

Biliyorum ki Amasya, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dediğimizde saffın en önünde yer alıyor, yer almaya devam edecektir; öyle değil mi, bir yanlışlık yok değil mi? “Evet.”

Şimdi soruyorum, gençler, ülkemizin geleceği, milletimizin huzuru, devletimizin bekası için mücadelenin en ön saffında yer almaya hazır mıyız? “Evet.” Tamam, hazır mıyız? “Evet.” Maşallah.

Şimdi geçen Serinyol’daydım biliyorsunuz, komuta kademesine sordum, ihtiyacımız var mı dedim. Komuta kademesi dedi ki, henüz yok, şu anda biz yeteriz dediler. Şimdi ihtiyaç var dedikleri anda önce Genel Başkanınız, Başkomutan önde gidecek, siz de arkadan geleceksiniz. Evet, yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan dedik ve öyle yürüyeceğiz. Onun için durmak yok yola devam.

Kardeşlerim; az önce rakamları tekrar aldım, 484 terörist ila cehenneme zümera. Şu anda bizim de Özgür Suriye Ordusundan ve Mehmet’lerimizle toplamda 20 şehidimiz var, 7’si Mehmet’imiz, diğerleri de ÖSO’dan. Rabbimiz ne buyuruyor ayeti kerimede, bismillah; “…” Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz. Onlar bizi şu anda dinliyorlar, onlar bizi takip ediyorlar, dolayısıyla biz de onlara layık olmaya çalışacağız.

Rabbim onları sevgili Peygamberimize komşu yaptı. İnşallah bizleri de aynı makama Rabbim layık kılsın.

Kardeşlerim; bu yolda kararlıyız, bu yolda kararlı yürüyeceğiz ve bizim sözümüz var, bu işi başaracağız, zira biz Afrin’e zevk için gitmedik. Şu anda 3,5 milyon Suriyeli bizim ülkemizde; öyle mi? Ve El Rai, Cerablus, El Bab, 2 bin kilometrekarelik bu alana biliyorsunuz şu anda biz kontrol ediyoruz. Ne kadarı döndü geri? Şu an itibarıyla bu sabah aldığım rakam, 130 bin mülteci geri döndü, dönüyorlar. Şimdi inşallah bu Afrin de halledildiği zaman ne olacak? Afrin’e de dönmeye başlayacaklar. İdlib’e?.. İdlib’e de dönmeye başlayacaklar. Kim dönecek buralara? Oraların sahipleri dönecek. Bizim gözümüz yok bu topraklarda, böyle bir derdimiz yok. Biz Batının herhangi bir ülkesi değiliz, biz Türk’üz ve Türkiye’yiz ve bu yolculuğa da böyle çıktık, böyle gidiyoruz.

Kardeşlerim; Amasya türküsünde ne diyor: “Bulguru kaynatırlar, güzeli ağlatırlar, şu Amasya gençleri sinsin oynatırlar.” Amasya’nın gençleri bu ülkenin, bu milletin, evet, istiklaline ve istikbaline göz dikenlere dünyayı dar etmeye hazır mı? “Evet.” Maşallah. Sizlerde işte bu ruh, işte bu heyecan, işte bu azim olduğu müddetçe Allah’ın izniyle 7 düvel biraraya gelse ülkemizdeki tek bir çakıl taşını dahi yerinden oynatamaz. Amasya’dan yükselen bu ses var ya, işte bu ses bırakınız sınırlarımıza yığılan o terörist bozuntularını, dünyanın dört bir yanında bize şaşı bakan herkesi tir-tir titretiyor.

İşte bak az önce Komutanla görüştüm, Buseyra Dağı tamam, halloldu ve şimdi oradan bölgeye hakimiyet çok daha rahat olacak.

“Dik dur eğilme Amasya seninle.” Biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda rükuda ve secdede eğildik. İnşallah Rabbim bizlere asla başka bir yanlış yaptırtmasın, biz ona sığındık, bizleri korusun. Onun için de imanla bu yolda daim ve kaim olacağız.

Bak, işte bizim bacılarımız da böyle, sapsağlam, dimdik evvel Allah. Bizim Nene Hatun’larımız var, bizim Şerife Bacı’larımız var ve hepsi de dimdik ayaktalar ve cephedeler. Bu sabah ekranda izliyorum bayan jandarmalarımızı, maşallah, dimdik silahlarıyla beraber. Baktım ki verilen görevi yerine getiriyorlar, cepheyse cephe diyorlar, burasıysa burası, öyle yetiştiler, öyle devam ediyorlar.

Bizim kimsenin toprağında, malında, mülkünde, ırzında, namusunda gözümüz yok. Ancak, bizim inancımıza, ezanımıza, bayrağımıza, sınırlarımıza, insanımızın can ve mal güvenliğine bir tehdit olduğu zaman da hiç kimse kusura bakmasın, gözümüz kimseyi görmez, kimseden de izin almayız ha, öyle bir şeyi beklemesinler.

Arif Nihat Asya ne diyor:

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını yazdım, senin destanını okuyacağım.”

Evet, biz hangi destanı okuduğumuzu biliyoruz, hangi destanı yazacağımızı da biliyoruz. İşte kahraman askerlerimiz dün Fırat Kalkanı bölgesinde destan yazmıştı, bugün Afrin’de destan yazıyorlar. Yarın sınırlarımız boyunca teröristlerin bulunduğu diğer yerlerde aynı destanı yazacaklar.

Kardeşlerim; şimdi birileri çıkmış, bizim terör örgütüyle mücadelemizi karalamak için savaşa hayır diyerek bildiri yayınlıyor, sağda-solda konuşuyor, mesaj atıyorlar. Birtakım sözde meslek kuruluşları ve maalesef bu ülkenin Ana Muhalefet Partisinin kimi milletvekilleri de aynı koroya ortak oluyorlar. Terör örgütünün güdümündeki partinin mensupları her zamanki gibi zaten bu ihanetin en önündeler. Peki, bu zatlar terör örgütü Suriye’de onbinlerce insanı sırf kendilerine tabi olmuyor diye öldürürken, milyonca insanı evinden, yurdundan ederken neredeydiler? Bu zatların aklına terör örgütüne 5 bin tır, 2 bin kargo uçağı dolusu silah verilirken savaşa hayır demek hiç mi akıllarına gelmedi? Terör örgütüne bu silahlar herhalde süs eşyası olsun diye verilmedi. Kilis’e, Reyhanlı’ya, Şanlıurfa’nın ilçelerine düşen roketler, bombalar herhalde gül niyetine atılmadı. Bizim vatandaşlarımız, bizim askerimiz, bizim polisimiz ölürken, benim Aybüke öğretmenim şehit olurken, öyle mi, benim Necmettin öğretmenim şehit olurken değerli kardeşlerim, bunların sesini hiç duydunuz mu? "Hayır." Benim kaymakamlarım şehit olurken duydunuz mu? "Hayır." Bu kişiler iş teröristlere gelince nasıl oluyor da bir anda ortalığa dökülebiliyorlar?

Terör örgütü öğretmenleri okul önünde, öğrencileri yatılı eğitim gördükleri yurtlarında, pansiyonlarında, anneleri alışverişe çıktıkları sokak ortasında, babaları evlatlarının gözü önünde, imamları ibadet için çıktıkları cami yolunda, polisleri uyudukları yataklarında, kaymakamımızı halka hizmet verdiği masasının altına koydukları bombayla odasında, kurban eti dağıtmaya çıkmış gençleri, Yasin Börü’leri kıstırdıkları binada, velhasıl binlerce masumu en savunmasız hallerinde katlederken Allah aşkına bunlardan tek bir ses duydunuz mu? "Hayır."  

Şimdi çıkmış bu sözde Tabipler Birliği savaşa hayır diyor. Ne tabibi ya, senin her yerin tabip olsa ne yazar? Öyle profesör, sözde profesör, senin her yerin profesör olsa ne yazar? İçimizdeki profesörleri tenzih ederim, bunlar farklı şey.

Ve yüzbinlerce Arap, Kürt, Türkmen kardeşimiz terör örgütlerinin zulmünden kaçıp ülkemize sığındıklarında bunların en küçük bir üzüntü beyanı, yardım çağrısı yaptıklarını duyan var mı? "Hayır." Bunların Suriye’de ve Irak’ta asırlardır oturdukları evleri, köyleri, kasabaları, şehirleri terör örgütü tarafından yağmalanan, yakıp yıkılan, gasp edilen insanlar için kıllarını kıpırdattıklarını gören var var mı? "Hayır."  

Bir kez daha söylüyorum, inanın bunlar aydın filan değil, bunlar mankurt sürüsüdür, bunlar zihinlerini ve imkanlarını, tüm ideolojilerini karşıtlığı üzerine oturttukları ve bunu da adeta varlık sebepleri gibi gösterdikleri emperyalizmin emrine vermiş uşaklardır.

Onun patenti bana ait ya, dur.

Ömründe gerçekten ihtiyaç sahibi, gerçekten masum, gerçekten mazlum tek bir Kürt’ün, tek bir Arap’ın, tek bir Türkmen’in, Afrikalının, Asyalının başını okşamamış, elini tutmamış bu güruhun savaşa hayır narası, ruhlarındaki ihanetin dışa vurumundan başka bir şey değildir.  Bunlar savaşa hayır diyerek aslında zulme evet diyorlar. Aslında masumların canının, malının, ırzının tasallutuna evet ediyor. Aslında bölgenin terör örgütü eliyle işgaline evet ediyorlar. Asıl kirlilik budur, asıl hayır denmesi gereken onursuz duruş budur. İşte onun için buradan, Amasya’dan Türk milleti adına bu güruha topunuza da hayır diyoruz. Tıpkı daha önce benzer girişimleri yapanlar olduğu gibi, bunları da millet ve devlet olarak hafızamıza kaydediyoruz. Ataların dediği gibi, keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

Kardeşlerim; her dönemde, her devirde olduğu gibi bugün de siyasetten akademiye, medyadan iş dünyasına kadar elbette ülkesini ve milletini sırtından hançerlemeye kalkan bir avuç gafil çıkabilir. Ancak, yaşadığımız her hadisede bir kez daha görüyoruz ki, milletimiz ülkesine sahip çıkma konusunda canı pahasına bir kararlık içindedir. Sadece son 5 yılda bunun pek çok tarihi örneğine şahit olduk. Gezi olaylarında milletimizin metanetini, dirayetini, irfanını gördük. 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminde bu sağlam duruşu gördük. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu iradenin tezahürün bizzat yaşadık. 2015 yılındaki sandıkta ve hendeklerdi girişilen o kaos denemelerinde bu sarsılmaz duruşa şahit olduk. Tabi 15 Temmuz’da milletimizin gerçekleştirdiği kıyam tarifi mümkün olmayan bir hadisedir. Böylesine büyük bir kırılmanın hemen ardından ordumuzun başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı bambaşka bir sayfanın açılışını gösteriyordu. Aynı şekilde emniyet güçlerimizin bölücü terör örgütünü topraklarımızdan söküp atmak için yürüttükleri operasyonlar yeni bir dönemin habercisiydi. Son olarak İdlib’de süren çatışmasızlık bölgeleri ve bu bölgelerin oluşturulması harekatı ve 9 gün önce de Afrin’de başlatılan Zeytin Dalı Operasyonu kararlılığımızı bir kez daha ispatlamıştır. İnşallah bu imtihanları başarıyla verecek, ülkemizi ve milletimizi aydınlık yarınlara kavuşturacağız.

Kardeşlerim; bu mücadeleyi yürütürken ülkemizi 81 vilayetiyle kalkındırma, büyütme, geliştirme çabalarımızı da asla ihmal etmiyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken Amasya da bundan nasibine düşeni aldı. Bugüne kadar Amasya’ya yaptığımız 9 katrilyon liralık yatırımla şehrimizi her alanda çok önemli hizmetlere kavuşturduk.

Şehrimizin lokomotifi Amasya Üniversitesi, maşallah, ne kadar öğrencisi var? 18 bin öğrencisiyle giderek daha da büyüyen bir eğitim-öğretim kurumu oldu.

Sağlıkta 7’si hastane, 4’ü sağlık ocağı 11 yeni tesisi sizlerin hizmetine sunduk.

TOKİ kanalıyla 5 bine yakın konutun inşasına başladık, bunların büyük bölümünü de hak sahiplerine teslim ettik.

Amasya’nın sadece 29 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğuna, bakın 79 senede 29 kilometre, biz buna ne ilave ettik? 220 kilometre ilaveyle 249 kilometreye çıkarttık. Tüneller, viyadükler, köprülerle geçit vermeyen dağları, dereleri aştık.

Samsun-Amasya-Çorum-Ankara hızlı terin hattının proje ihalesi yapıldı, inşallah yakında inşasına başlanacak.

Yerköy-Aksaray hattının açılmasıyla Samsun’da Karadeniz’den başlayıp Mersin Limanına, Akdeniz’e kadar ulaşacak demir yolu projesinin önemli duraklarından biri de neresi olacak? Amasya olacak.

Geçtiğimiz yıl 224 bin kişiye hizmet veren Merzifon Havalimanını şehrimizin ve çevre illerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde modernize ettik. Sefer sayıları ile güzergahların arttırılması konusunda beklentilerinizi biliyorum. Bunun için ilgili birimlerimizle gereken çalışmaları yapacağız, Türk Hava Yollarına da gerekli talimatları verdik.

Barajlar, sulama tesisleri, içme suyu tesisleri gibi yatırımlarla Amasya’nın boşa akan sularını inşallah berekete dönüştürüyoruz.

Çiftçilerimize verdiğimiz desteklerle, teşviklerle, hibelerle tarım sektörümüzü geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde inşallah çok daha büyük hizmetleri Amasya’mızla buluşturacağız. Bunun için 2019’a kadar durmak, dinlenmek yok.

Şimdi ana kademeye sesleniyorum, bir göreyim ana kademeyi ya, bir kalksınlar bakalım. Amasya’nın ana kademesi nerede? 2019’a kadar çalmadık kapı, sıkmadık el, girmedik gönül bırakmıyoruz değil mi? “Evet.” Sesiniz az geldi. “Evet.”

Şimdi de hanımları bir göreyim, kalkınsın bakayım hanımlar. Herhalde hanımların sesi daha gür çıkacak, öyleye benziyor. 2019’a kadar gece-gündüz çalışmaya hazır mıyız? “Evet.” İşte böyle.

Gençler, şimdi de size sesleniyorum, 2019’a kadar Amasya’da ayak basmadık bırakmıyoruz değil mi? “Evet.” Üniversite gençlerle birebir görüşmeye var mıyız? “Evet.” Liseli gençlerle var mıyız? “Evet.” Maşallah.

Gençler bir alem ya, maşallah. Amasya’nın gençleri Yavuz’a benziyor, Amasya’nın gençleri Fatih’e benziyor maşallah.

Kardeşlerim; bugünkü Türkiye dünkü Türkiye’den daha güçlüdür, daha müreffehtir, daha özgüven sahibidir, yarın ki Türkiye de inşallah bugünden çok daha büyük olacaktır. Son 5 yılda önümüze çıkartılan onca engelin asıl amacı işte bu kutlu yürüyüşü durdurmaktı. Milletimizin zoru görünce vazgeçeceğini sandılar, bizim de tehditlere, kumpaslara, ayak oyunlarına boğun eğip çekip gideceğimizi sandılar, hesabı böyle yaptılar. Bunların ne milletimizi, ne de bizi tanımadıkları anlaşılıyor. Durmak yerine biz daha da hızlandık, geri çekilmek yerine daha da ileri atıldık, vazgeçmek yerine daha da kararlı hale geldik. Dağılmak, bölünmek, ayrılmak yerine daha da kuvvetli bir şekilde birleştik, bütünleştik. Dünyadan tecrit olmak yerine milyonlarca kardeşimizin gönlünde adeta taht kurduk, çünkü Türkiye umudun adıdır, çünkü biz umutsuzluğu küfürle eşdeğer bir anlayışa sahibiz.

Gençler, ne diyor Amasyalı şairimiz:

“Karıncanın arkadaşı, arının yoldaşıyım,

Kardelenin sırdaşı, yoksulun çiğ aşıyım,

Ben umut adamayım kardeşim,

Umudun yeşerdiği her yerde varım.”

Evet, Türkiye olarak, Türk milleti olarak umudun yeşerdiği her yerde varız, olmaya da devam edeceğiz. Eğer biz Afrin’de bölücü teröristlerle çarpışırken Afrika’daki, Balkanlar’daki, Kafkasya’daki kardeşlerimizin dualarını yanımızda buluyorsak doğru yoldayız demektir. Bak, Somali’de bize dua ediyorlar ya, Sudan’da dua ediyorlar ya, Afrika’da dua ediyorlar ya. Şu devlet şöyle demiş, bu kuruluş böyle demiş, bunların hiçbirinin önemi yok, biz Allah ne demiş buna bakarız, milletimiz ne istiyor ona bakarız. Aynı zamanda kalplerini bize çevirmiş kardeşlerimizin ne yaptığına bakarız. Şu ana kadar yolumuzun yanlış olduğuna dair en küçük bir emare, en küçük bir işaret, en küçük bir ima görmedik, duymadık, hissetmedik. Tam tersine, en başta operasyon yürüttüğümüz Afrin’deki kardeşlerimiz olmak üzere her yerden gayet güzel, gayet müspet, gayet teşvik edici haberler alıyoruz.

Afrin’de köylerinin askerlerimiz tarafından teröristlerden temizlendiğini duyan bölge halkı ne diyor biliyor musunuz? Türkler geldi, artık güvendeyiz. Ey Rabbim, sana hamdolsun, tarih yeniden ayağa kalkıyor. Türkler geldiği zaman oraya adalet gelir, Türkler geldiği zaman oraya güven gelir, Türkler geldiği zaman oraya hizmet gelir, tarih böyle ayağa kalktı.

Daha önce DEAŞ’lı teröristlerden temizlediğimiz Cerablus, Rai, El Bab bölgesine 130 bin Suriyeli kardeşimiz geri dönüp evlerine yerleşti. Şimdi aynı işi de tekrar söylüyorum Afrin’de yapıyoruz, bu şekilde adım adım tüm Suriye sınırımızı teröristlerden temizleyecek ve yıllardır ülkemizde yaşayan kardeşlerimizin evlerine dönebilmelerini böylece sağlayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Ama çok çalışacağız, tamam, çok çalışacağız. 2019 inşallah Mart, 2019 Kasım çok farklı olacak, buna hazır mıyız? “Evet.” Buna hazır mıyız? “Evet.” Buna hazır mıyız? “Evet.” 2019 Mart, 2019 Kasım, hazır mıyız? “Evet.” Gençler, hazır mıyız? “Evet.”

Öyleyse ben şimdi sizden bir şey istiyorum, hadi bakalım şöyle Rabia’mızı bir kaldıralım.

Aman ha birbirimizi biliyorsunuz Allah için seveceğiz. Makam, mevki, para-pul, bunun için sevmeyeceğiz, tamam.

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, tamam. Bu kardeşliğimizi böldürtmeyeceğiz, ezanımızı susturmayacağız, yolumuza emin adımlarla yürüyeceğiz.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, Rabbim yar ve yardımcımız olsun. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.