Cumhurbaskani Erdogan’in Amasya Il Kongresi öncesi halka hitabinin tam metni
Uğradım Çorum’a, geldim sizin yanınıza ve Çorum’dan size selamlar getirdim, ama kusura bakmayın leblebi getiremedim.
Fakat bugün güzel şeyler var yine, bildiğiniz gibi bugün 9. gün, Mehmet’imiz Afrin’e doğru yürüyor. Hamdolsun Burseya Dağını da düşürdüler. Ve bazı kendini bilmezler, sözde etiketi olanlar vesaire, onlara rağmen bitirdiler. Avrupa Parlamentosuna rağmen bitirdiler. Avrupa Parlamentosunda bazı kendini bilmezler benim askerime işgal kuvveti diyor. O size yakışır size, siz ceddinize bir bakın. Afrika’da neler yaptınız, neler yediniz bir bakın. Mazlum mağdurların bütün varlıklarını nasıl sömürdünüz bir bakın. Daha size söyleyeceğimiz çok şeyler var ve onları da söyleyeceğiz. Sizin tarihiniz işgallerle dolu, sömürülerle dolu. Bu milletin tarihinde işgal yok. Bu milletin tarihinde adalet var, bu milletin tarihinde merhamet var, biz bununla büyüdük, bununla yürüdük. Benim ecdadım ta Hint Yarımadası’nda bir kişiye zulüm var diye oraya kadırga gönderen bir ecdat. Biz, işte İstanbul’un fethinde Rum kızlarının ellerinde çiçeklerle surların önünde beklediği, “başımızda papaz külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz” diyerek karşıladığı bir milletiz. İşte şu anda bunlar, bu ahlaksızlar, buyurun Almanya’da terör örgütlerine camilerimize saldırtarak, camilerimizde cam-çerçeve indirerek bunları polisleriyle beraber seyrediyorlar. Ve oradaki vatandaşlarım ülkelerine geri dönerken havalimanında polislerin gözleri önünde oradaki vatandaşlarımıza bu PKK’lılar, bu teröristler saldırırken sessiz duruyorlar. Türkiye’den kaçıp oralara sığınan FETÖ hainlerine kucak açanlar bunlar. Amerika’ya sığınanlar ve Amerika’nın bunlara hala bakıyorsunuz en ufak bir şey yapmıyor. FETÖ’yü 400 dönümlük bir arazide ona yeri ayırmış, oradan dünyayı idare ediyor. Bu nasıl adalet? Fakat biz hiçbir teröriste bu ülkede sığının demedik, o teröristleri ya ülkelerine gönderdik ya da dışarıya attık.
Değerli kardeşlerim, bunlara işgalci kimdir, konuksever kimdir onu biz öğreteceğiz. İşte şimdi Afrin’e niye giriyoruz? Biz Afrin’de toprak meraklısı değiliz, Suriye’nin topraklarında bizim gözümüz yok. Ama 3,5 milyon Suriyeli bizim topraklarımızda misafir, onları evlerine göndermenin çalışmalarını yapıyoruz. Bak Azez, bakınız Cerablus, bakınız El Rai, El Bab, buraları aldık değil mi? 2 bin dönüm arazi, 2 milyon kilometrekare araziyi şu anda kontrolümüzde tutuyoruz. Ve 2 bin kilometrekarelik bu araziye şu anda 130 bin bizdeki mülteci ne yaptı, geri döndü, şimdi onlar evlerine gittiler. İstiyoruz ki diğerlerini de yavaş yavaş ne yapalım, topraklarına gönderelim. Onlara da sadece geri geri gidin demiyoruz, okullarını yapıyoruz, hastanelerini yapıyoruz, onların orada her türlü imkânlarını hazırlıyoruz ve öyle gönderiyoruz. Niye? Çünkü bize yakışan odur da onun için. Biz adalet mülkün esasıdır dedik, yani adalet devletin esasıdır, malın, paranın-pulun değil. Bu adımı attık.
Kardeşlerim, bununla kalmadık… “Reis, canını yerim senin.” Ben de senin canını yerim.
Biz bununla da kalmadık, şimdi Özgür Suriye Ordusuyla Mehmet’im beraber, beraber yürüyorlar. Fakat bunu hazmedemeyenler de var. “Reis, bizi Afrin’e götür.” Tamam da, biliyorsunuz geçen sınıra gittim ve dedim ne durumdayız, yeter mi? Komutan dedi ki; şu anda sıkıntı yok. Zaten en ufak bir sıkıntı olduğunda önce ben yürüyeceğim, ondan sonra da siz yürüyeceksiniz, öyle yürüyeceğiz. Ne diyor şair: Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Biz böyle yürüyeceğiz. Yani 15 Temmuz gecesi bu kardeşiniz size Marmaris’ten bağırdı, ne dedi? Yürüyün caddelere, meydanlara dedi. Ve ben de bulunduğum yerden çıktım Atatürk Havalimanına geldim. Ama birisi de saat 23:17 oraya geldi hemen, o tankın üzerine ben çıkarım diyen tankların arasından hemen Bakırköy’e sıyrıştı. O kişinin kim olduğunu zaten biliyorsunuz, benim söylememe gerek yok. Söyleyeyim mi, gerek yok. Ama ona da siz Amasya’da haddini bildirmeniz lazım.
Kardeşlerim, bunu biliyorsunuz dedi mi? Ne bu, arka taraf ne bu? "Rabia." Söyleyelim bakalım.
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Biz Türk’üyle… Sesiniz çıkmıyor.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla 80 milyon biriz, beraberiz. Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik.
İki; tek bayrak. Şu bayrağımızın güzelliğine bak ya. Rengi şehidimizin kanından geliyor, öyle mi? "Evet." Hilal, biliyorsunuz bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi, tamam?
Üç, tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Bu vatanı bölemeyecekler. Kim ki bölmeye yeltenirse Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Besler’de F16 oluruz, helikopterlerimizle, tanklarımızla, toplarımızla evvel Allah onları mağaralarında, inlerinde bitiririz. Şu anda bitiriyor muyuz? "Evet." Bitiriyoruz. İçeride de, dışarıda da. Bak, kar, bora, fırtına demedi benim Mehmet’im. Ne diyordu şair: “Kar, bora, fırtına sükûn bulacak. Sana dinsizler, sana imansızlar selam duracak.” Şimdi öyle olmuyor mu? "Evet." Evelallah.
Ve dört, tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz… "Yok." Olay bu, eyvallah.
Şimdi, biz bu yollarda beraber yürüdük değil mi?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda… Tabii bunlar zafer şarkıları ha. Bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Amasya’yı hatırlatıyor.