Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Ankara 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Saygıdeğer Divan, değerli Ankaralılar, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Ankara’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Ankara teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sevgili kardeşlerim, bu arada ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Kongremizin şehrimiz için, Ankara’mızla birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Ankara 16 Nisan halkoylamasında yüzde 49’luk evet oranıyla beklentilerimizin altında kalmıştı. İnşallah yeni dönemde Ankara çok daha yüksek oranlarla AK Partinin kutlu yürüyüşüne, evet, destek olacaktır. Türkiye yürürken, Türk milleti ayağa kalkmışken, AK Partinin Ankara’da yerinde saymasını asla kabul edemeyiz.

Ankara, 2019’da şöyle yeri-göğü inletecek oranlarla AK Parti bayrağını en yükseğe dikmeye hazır mıyız

Ankara, 2019’da Büyükşehir’iyle, ilçeleriyle tüm belediyelerde yeni bir heyecanla, yeni bir şevkle, yeni bir vizyonla mahalli idareler reformu yapmaya hazır mıyız?

Ankara, Türkiye’nin başkentini oy oranı ve heyecan bakımından AK Partinin de zirvesine çıkarmaya hazır mıyız?

Ankara, buradan doğacak ışığı tüm Türkiye’yi, tüm bölgemizi, tüm dünyayı anlatacak şekilde yükseltmeye hazır mıyız?

İnanın bana, sizin bu kararlılığınız, bu samimiyetiniz, bu heyecanınız dostlarımızın yüreğini ferahlatırken, düşmanlarımızın kalbine de korku salıyor. Rabbim hepinizden razı olsun. Rabbim bu ülkenin ve milletin huzuru, güvenliği, geleceği için mücadele eden tüm güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun.

Her şehidimiz ve her gazimiz, bu toprakların vatanımız olduğunu tekrar tekrar tescil eden birer mühürdür.

Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum.

Ne güzel söylemiş şair:

“Şehitler tepesi boş değil,

Toprağını karamanlar bekliyor.

Ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar bekliyor.”

Evet, dün Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Kut’ül Amare’de, Medine ve Kudüs müdafaalarında, Dumlupınar’da, Kıbrıs’ta, terörle mücadelede destan yazdığımız nice yerlerde, 15 Temmuz gecesi tüm yurtta bayrağımızı dalgalandıran rüzgarı estirmiştik. Şimdi de kahraman askerlerimiz işte önce değerli kardeşlerim, biliyorsunuz Cerablus’ta, El Rai’de, Bab’da, yani Fırat Kalkanı Harekatında, şimdi de Zeytin Dalı Operasyonunda İdlib’de, Afrin’de, Kuzey Irak’taki operasyonlarda bayrağımızı dalgalandıran rüzgarı estiriyor.

Kararı verdiğimiz anda önce ben, sonra da çağrıyı yapacağız, hep birlikte yürüyeceğiz. Ne diyor şair: “Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan.” Zaten sen yürümezsen millet arkandan yürür mü? Ve beraber yürüyeceğiz. İşte siz 15 Temmuz’da çağrımıza meydanlara yürüyerek bu cevabı verdiniz. Sadece Külliye’nin etrafında 29 şehidimiz oldu, 36 gazimiz oldu. Ve o yürekler var ya o yürekler, 251 şehit, 2193 gazi, bu FETÖ denilen alçağa ve onun izleyenlerine hamdolsun bu ülkeyi dar etti. Ne oldu? F-16’lar var mıydı onlarda? Vardı. Helikopterler var mıydı? Vardı. Tank, top var mıydı? Vardı. Silahların hepsi var mıydı? Vardı. Ama İstiklal Marşı’nda ne diyor:

“Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk’ın,

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.”

Dün akşam bir gazimizin evine gittim ve bu gazimiz 15 Temmuz Köprüsünde, evet, silahlı bir yaklaşımla bu alçaklar tarafından vurulmuş. Ve gençler, 32 yaşında bir genç kardeşimiz, bir tane yavrusu var ve gerçekten çok da cefakar bir eşi var. Ve ilginç olan şey şu: 46 kez şu ana kadar ameliyat olmuş, şimdi Salı günü ayağını dizden alta kesecekler. Düşündüm düşündüm düşündüm, dediler ki artık başka çaremiz yok. Şimdi 2 Sabri tanıdım ben, birisi bu Sabri, ayağı kesiliyor, diğeri de kendini tankın altına atan Sabri, onu da çok ameliyat ettiler, şimdi onu biz yurt dışına gönderdik, orada dil tahsili yapıyor, inşallah ilahiyattan da bilgisayar, bilişim teknolojisi, bu alanda insan olurmuş, bunu görecekler, çok vasıflı, kaliteli. Zaten o yürek var ya o yürek, “imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür” diyerek tankın altına kendini attı. Ve şimdi de bu Sabri en sonunda, Başkanım, Reisim, kararı verdim ve Salı günü artık 47. operasyona gireceğiz ve ne yapalım ayağımızı kestireceğiz.

Şimdi böyle gençlerimiz olduktan sonra birileri kalkıyor diyor ki, gençlik şöyle, gençlik böyle. Evvel Allah bizim gençliğimiz işte böyle, dimdik ayakta. Ve durmak yok… Kapı-kapı, üniversitelerdeki arkadaşlarınızdan tutun liselerdeki gençlere varıncaya kadar ayırt etmeksizin hepsini kucaklamaya, toplamaya, AK çatı altında birlikte yola devam etmeye var mısınız? Maşallah, Allah nazardan saklasın.

Gençler, inşallah nerede ihtiyaç varsa orada bu kutlu bayrağı dalgalandıracak rüzgarın eseceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Unutulmasın ki, bu rüzgar kimi zaman meltem olur eser, kimi zaman da fırtına olur yıkar geçer. Ankara işte bu rüzgarın başladığı, sona erdiği yer olarak istiklal ve istikbal mücadelemizin 1920’den beri 98 yıldır merkezidir. Hacı Bayram Veli’nin ve daha nice gönül sultanının duasıyla yıkanmış bu şehrin önünde 2023 hedeflerimizi gerçekleştirme vazifesi var. Sadece bu da değil, 2053 ve 2071 vizyonlarımızın lokomotifliğini yapma sorumluluğu yine bu şehrin omuzlarındadır.

Ankara, 2023 hedefleri için var gücümüzle çalışmaya hazır mıyız? Ankara, 2053 ve 2071 vizyonları için seferberlik ruhuyla çalışmaya var mıyız? Maşallah, barekallah. Ankara’daki bu coşkunun dalga dalga diğer 80 vilayetimize de ulaşacağına inanıyorum. Biz de AK gençliğimizle gurur duyuyoruz, biz de AK kadınlarımızla gurur duyuyoruz, biz de ana kademelerimizle gurur duyuyoruz.

İşte kardeşlerim, son aylarda il kongrelerimiz vesilesiyle ülkemizin dört bir yanında şehirlerimizi ziyaret ediyor, milletimizle kucaklaşıyoruz. Dün Afyonkarahisar’daydık, oradan Eskişehir’e geçtik, 2 kongre. Salonların dışında salonun en az 2 katı salonda var. Şimdi de burada, evet, Ankara Arena’ya girmeden önce baktık ki dışarıda devasa muhteşem bir kalabalık var, orayı selamlamadan geçemezdik. Ve bu salonun 2 misli dışarıda var, önce onlara bir selam verdik, selamı verdikten sonra şimdi sizinle biraradayız. Hamdolsun, şimdi bu yüreği inşallah nereye taşıyacağız? Mart 2019’a, ardından Kasım 2019’a ve Türkiye yeniden bu kutlu yürüyüşü adeta yenilemek sürecinde inşallah bu adımı farklı bir heyecanla atacak.

Buradan bir kez daha ülkemizin her köşesinde bizi sevgiyle bağrına basan tüm milletime, tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Milletimizin AK Partiye ve şahsımıza olan muhabbetinin karakaşımıza, kara gözümüze olan hayranlığından kaynaklanmadığını elbette biliyoruz. Bugün milletimiz bize kendisinin ve evlatlarının özgür ve müreffeh geleceğini gördüğü için böylesine güçlü bir destek veriyor. Geçtiğimiz 15 yılda, hatta daha da geriye gidersek 1994 yılından beri milletimiz bizi sürekli sınadı, sürekli imtihan etti. Hamdolsun, bu imtihanların hepsinden alnımızın akıyla çıktık ki işte bugünlere gelebildik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimizden gerçekten haksız, hukuksuz, adaletsiz bir şekilde alınıp da cezaevine gönderildiğimizde bizi onbinler, evet, cezaevine uğurlamıştı. İşte o gün bize sahip çıkanların gözünde şahit olduğum samimiyeti, bugünlerde gittiğimiz illerde bizi muhabbetle bağrına basan kardeşlerimizde bir kez daha müşahede ediyorum.

Türkiye’nin verdiği mücadelenin anlamının ve öneminin 81 milyon vatandaşımızın tamamının farkında olduğunu görüyoruz. Milletimizin devletine, yöneticilerine olan teveccühü çok açık, net görüyoruz, elhamdülillah bu tam, hiç şüphemiz yok. Biz Türk milletinin işte bu desteğinden aldığımız güçle karşımızdakilerin ne yaptığına, ne dediğine değil, kendi hedeflerimizin ne olduğuna bakıyor ve bu doğrultuda da yürüyoruz. Bize dostluk gösterene yüreğimiz de, kollarımız da açıktır. Bize husumet besleyenin, istiklalimizi ve istikbalimizi tehdit edenin ise ne kimliğine, ne cesametine bakarız, Allah’ın yardımı, milletimizin cesareti, dostlarımızın duasıyla da ezer geçeriz, hiç bu işin şakası yok. Son günlerde bize uzatılan hiçbir dostluk elini havada bırakmadığımızı sizler de görüyorsunuz.

Kardeşlerim; meseleleri diyalogla, suhulet ve aklıselimle çözmek isteyenlere karşı biz de müspet bir tavır sergiliyoruz. Ama şu gerçeği de hiç kimse aklından çıkarmamalıdır: Söz elbette önemlidir, değerlidir, konuşmak, müzakere etmek, belirli konularda anlaşmak elbette kıymetlidir, fakat biz asıl neticeye bakarız, asıl uygulamaya bakarız, asıl sahada ne olup bittiğine bakarız, yani hem müzakere ederiz, hem de sahadaki operasyonlarımızı sürdürürüz, çünkü bizim hiçbir operasyonumuz, hiçbir talebimiz meşruiyet sınırlarının dışında değildir. Sadece haklı olduğumuz konularda söz söylüyor, adım atıyoruz. Dolayısıyla bu süreçte kendine çekidüzen vermesi, yaptıklarını sığaya çekmesi, eksiklerini tamamlayıp yanlışlarını düzeltmesi gerekenler karşımızdakilerdir. Bu ilişkilerde karşılıklı bazı küçük jestler elbette mümkündür.  Bir kez daha tekrarlıyorum, asıl hedeflerimizden, asıl iddialarımızdan, asıl beklentilerimizden verecek en küçük bir tavizimiz yoktur. Biz çiğ yemedik ki karnımız ağrısın. Biz dürüst davrandık, Türkiye olarak kimsenin hakkına girmedik ki geri atalım. Kimseye verdiğimiz sözlerle yaptığımız işler arasında dağlar gibi farklar ortaya çıkmadı ki düzeltmeye gidelim.

İşte Afrin’de sabır sabır sabır sabır, ta Obama döneminde zeytinlik harekatı olarak değerlendirilen o süreci Sayın Obama’yla defalarca konuştuk, ama hep aldatıldık, bir değil, iki değil, üç değil, hep aldatıldık, yaptık- yapıyoruz, yaptık-yapıyoruz, geldik bu döneme, olacaksa olacak, olmayacaksa kendi göbeğimizi kesmek zorundayız dedik. Niye? Oradan kalkıp da kendini bilmez PYD, YPG, bu teröristler kalkar bizim topraklarımıza eğer oralardan roketler atarlarsa, oralarda bizim şehitlerimiz olursa, biz kalkıp buna sabredemeyiz. İşte 100’e yakın şehidimiz oldu, artık dedik ki, bitti bu iş, bıçak kemiğe dayandı. Ve hakkımıza girildi, verilen sözler yerine getirilmedi, arkamızdan işler çevrildi. Dolayısıyla ülkemizden belli beklentiler içine girenler önce bu yanlışları bir düzeltecekler ki bizden söz istesinler, bizden talepte bulunsunlar. İşte olmayınca biz ne yaptık? Bir gece ansınızın oraya girdik.

Ve şu anda Fırat Kalkanı Harekatında 2 bin kilometrelik alanı ne yaptık? Kontrolümüz altına aldık. Şimdi orada, o toprakların gerçek sahipleri ne yapıyor? Oturuyor. Ya biz oturmuyoruz orada ya, o toprakların gerçek sahibi olanlar oturuyor, bizim oralarda hevesimiz yok, yeter ki sahipleri gelsin oraya otursun. Zaten şimdi PKK’sı da, DEAŞ’ı da, PYD’si de,  hepsi gömülmeye başladı. Biz ne dedik? Bunları açtıkları çukurlara gömeceğiz dedik, gömdük mü? Gömdük. Gömüyor muyuz? Ve gömmeye de devam edeceğiz. Ya buraları bırakıp gidecekler o kendilerine elleri açanlara veyahut da silahları gömecekler, üzerine de betonu atacaklar.

Türkiye samimi olarak gündemindeki meseleleri suhuletle, müzakereyle, diplomasiyle çözmekten yanadır, yeter ki bizim önümüzde böyle bir alan açılsın. Mesela terör örgütleri desteklenmekten vazgeçilsin, bunları biz söyledik, dinlemişsinizdir. Biz Amerika’ya dedik ki, gel Rakka’ya biz beraber gelelim, DEAŞ’a karşı beraber orada biz bu mücadeleyi verelim, biz sizinle stratejik ortağız. Ama unutmayın, siz terör örgütü PYD’yle, YPG’yle beraber hareket ederseniz, bir terör örgütü bir başka terör örgütüyle beraber yok edilmez, dolayısıyla tarih sizi bununla anacaktır dedik kendilerine.

Onlara teslim edilen binlerce, evet, kamyon ve uçak dolusu silahlar, verilen eğitimler, sağlanan destekler inkar edilmesin ve bu politikadan da derhal vazgeçilsin, artık bunların hepsini biliyoruz, hepsi artık kaydımızda. Hamdolsun, bizim terör örgütlerinin her çeşidiyle baş edecek gücümüz, imkanımız, kabiliyetimiz var, yeter ki terör örgütlerinin yanında hiçbir müttefikimizin askeri ve personeli olmasın. Aynı şekilde yeter ki ülkemizde işledikleri suçlar sebebiyle Avrupa’ya, Amerika’ya ve dünyanın diğer yerlerine giden teröristler korunmasın, kollanmasın. Bizden teröristleri isteyenler kendilerindeki teröristleri acaba bize niye teslim etmiyorlar, bunun hesabını versinler. Bin yıldır bu coğrafyada ne büyük tehditlerin üstesinden geldik. Arkasındaki destekler çekildiği zaman bu terör örgütlerini tepelemek bizim için adeta leblebi-çekirdek kolaylığındadır. Bütün dünyayı titreten DEAŞ’la gerçek anlamda savaşan ve kazanan tek ülke Türkiye’dir.

Bugün dünyanın en cani terör örgütlerinden olan PKK’yı arkasındaki onca desteğe rağmen 34 yıldır yerden yere çalan, tüm oyunları, tüm senaryoları boşa çıkartan yine Türkiye’dir. Hatırlarsanız, bir zamanlar ülkemizin diplomatlarını haince, alçakça şehit eden bir terör örgütü vardı, sonra bir anda sesi-soluğu duyulmaz hale geldi, adeta ortadan yok oldu, velhasıl terör örgütlerini tepelemek bizim için vaka-i adiyedendir, yeter ki birileri ayağımıza bağ olmasın.

Kardeşlerim; “sizin şer gördüklerinizde hayır, hayır gördüklerinizde şer olabilir, ancak siz bilemezsiniz” buyuruyor. Son yıllarda ülkemizin üzerinde o kadar çok oyun oynandı, o kadar çok senaryo tedavüle sürüldü, o kadar çok sabrımız zorlandı ki anlatmakla bitmez. Peki, ne oldu? Türkiye’nin toprak bütünlüğü mü zarar gördü? Hayır, tam tersine güvenlik hatlarımızı sınırlarımız ötesine taşıyoruz.

Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünde çatlak mı oluştu? Hayır, tam tersine milletimizin birliği, beraberliği, kardeşliği, işte gördüğünüz gibi bir olduk, beraber olduk, iri olduk, diri olduk, kardeş olduk, Türkiye olduk.

Türkiye’nin ekonomisi mi dip yaptı? Hayır, tam tersine geçtiğimiz yıl tahminen yüzde 7,5 düzeyinde gerçekleşen büyümeyle tüm dünyaya parmak ısırttık, detaylarına girmeyeceğim, Sayın Başbakan açıkladı.

Ve göreve geldiğimizde Türkiye’nin IMF’e olan borcu neydi? 23,5 milyar dolardı ve bize akıl vermeye çalışıyorlardı, siyaseten bizi yönetmeye çalışıyorlardı. O son Davos macerasında biliyorsunuz, orada … görüşme yapıyoruz, kendisine bir şey söyledim, dedim ki, siz bize verdiğiniz borcu, onu mu takip edeceksiniz, yoksa siyaseten bizi mi idare edeceksiniz? Türkiye’yi siyaseten idare etmek bana aittir, ama paranızı yöneteceksiniz buyurun paranızı yönetin. Ve 23,5 milyar doları 2013’te bitirdik mi? Bitirdik. Ondan sonra, çok manidardır, bizden 5 milyar avro borç istediler ve dedim ki, verelim. Ama sonra baktılar ki Türkler ciddi, bu borcu istemekten de vazgeçtiler. Nereden nereye geldik hamdolsun.

27,5 milyar dolar Merkez Bankamızın döviz rezervi vardı, şimdi 120 milyar dolar döviz rezervine sahibiz, nereden nereye.

Hepsinden öte, ihracatımız 36 milyar dolardı, şimdi hamdolsun 158 milyar doları aştık, daha da ilerleyecek kim ne derse desin. Hiç bu yapılan ajitasyonlara filan bakmayın, kararlıyız, evvel Allah her geçen daha da güçleniyoruz, daha da güçleneceğiz. Bazıları diyor ki, diplomatik hareket kabiliyeti kısıtlandı. Hayır, tam tersine, masada ülkemiz yoksa bölgemizle ilgili hiçbir konuda karar alınabilmesi mümkün değildir. Türkiye hedeflerinden mi saptı? Hayır, tam tersine 2023 hedeflerimiz başta olmak üzere ülkemizin ve milletimizin aydınlık geleceği için belirlediğimiz tüm hedeflerimize çok daha büyük bir kararlılıkla sahip çıkıyoruz, yürüyoruz.

Bakınız, bu süreçte savunma sanayi başta olmak üzere pek çok alandaki eksiklerimizi görme ve bunları telafi edecek adımları süratle ele alma, kazanma imkanı bulduk. Yahu hani kötü komşu ev sahibi yapar derler ya, biz bunlardan silahlı İHA istiyorduk, bize diyorlardı ki, kongre izin vermedi. Ya tabanca tabanca, polisimize tabanca istiyoruz, kongreden izin çıkmadı. Arkadaşlara talimat verdim, bundan sonra bir tane silah almayacaksınız, zira bu silahları zaten biz üretiyoruz. Fakat silahlı insansız hava aracını da, silahsız insansız hava aracını da artık biz üretiyor muyuz? Elhamdülillah. Şimdi bizim silahlı insansız hava araçlarımız işte Afrin’de bunlara kan kusturuyor evvel Allah.

Geçenlerde Batman’da bir ziyaret gerçekleştirdim, iftihar ettim sivillerimizle de, mühendislerimizle de askerimizle de ve artık bir kararlılık var, bir inanç var ve yoğun bir şeklide de çalışmalar devam ediyor, çok daha farklı, çok daha güzellikler var.

Kardeşlerim; bizim müttefik diye baktıklarımız, inanın ya bunlara uçak hariç, çünkü uçağı zaten kendileri kullanıyor, her tür silahı verdiler, zırhlı taşıyıcılara varıncaya kadar hepsini verdiler, hala veriyorlar. Konuştuğumuz zaman da, biz bu tür silahlar vermiyoruz diyorlar. Ya yapmayın, veriyorsunuz, bunların hepsini biliyoruz, adım adım takip ediyoruz, biliyoruz. Fakat biz bütün bunlara rağmen işte şimdi Ankara’da, savunma sanayinin önemli merkezlerinden birisi neresi oldu? Ankara.

Hükümetimiz her alanda reformlara devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz edindiği tecrübeler doğrultusunda kendini sürekli geliştiriyor. İçişleri Bakanlığımız terörle mücadelede kazandığı deneyimler çerçevesinde yeni yöntemler, yeni imkanlarla kendi teçhiz ediyor. Dışişleri Bakanlığımız uluslararası ilişkilerimizde çok daha özgüvenli, çok daha şahsiyetli hareket etme imkanına kavuştu. İhracatçılarımız, girişimcilerimiz, işadamlarımız her krizi yeni mecralara açılmak, yeni üretim ve pazarlama yöntemleri bulmak suretiyle fırsata çeviriyor. Yıllarca uğraşsak tespit edemeyeceğimiz, devletimizin ve milletimizin bünyesini sarmış terör örgütlerini bu vesilelerle kısa sürede temizleme imkanına kavuştuk. Tarihimizin en büyük yönetim reformunu, yani cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini hayata geçirmeyi bu süreçte gerçekleştirdik. Siyasi tarihimizde ilk defa herhangi bir koalisyon veya benzeri sorumluluk olmadan yerli ve milli duruş sahibi partiler, siyasetçiler birlikte hareket etme iradesini bu dönemde ortaya koydu.

Kardeşlerim; kongremizin ardından Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yle seçim ittifakları konusunda yapılan çalışmaları görüşmek üzere biraraya geleceğiz. Kendisine özelikle 15 Temmuz’dan bu yana izlediği vakur ve samimi siyaset için buradan bir kez daha şahsım ve milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum.

Söz konusu vatansa gerisi teferruattır anlayışıyla başlattığımız bu işbirliğinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.

Değerli kardeşlerim; Ankara’ya bu kadar büyük misyon yüklerken, elbette bu şehri onunla mütenasip hizmetlerden de mahrum bırakmadık. İşte az önce Sayın Başbakan ifade etti, 15 yılda sadece bakanlıklarımız eliyle Ankara’ya yaptığımız yatırımların toplam tutarı, bilmiyorum bendeki rakam 90 katrilyon, bu kadar yatırım yaptık Ankara’ya. Ankara’nın tarihinde bu tür yatırımlar yok, bunu biz yaptık biz. Altyapısıyla, üstyapısıyla, detaylarına girmeyeceğim, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, enerjide, tarımda, aklınıza ne gelirse.

Bak şimdi inşallah Bilkent Şehir Hastanesi şöyle önümüzdeki 1-2 ay içerisinde açılıyor, devasa bir hastane. Ardından önümüzdeki yıl inşallah Etlik’teki şehir hastanesi, o da açılıyor, devasa bir hastane. Bunlar Ankara’mız için bir ilk.

TOKİ 95 bin konut uygulamasını Ankara’da başlattı.

Bölünmüş yolda, hamdolsun, 466 kilometreden bin kilometreye çıkarttık ve şu anda da 16 ayrı yol projesi devam ediyor. Otoyolları filan girmeyeceğim, Ankara-Niğde vesaire. Artık bunlar için zaten iktidarımız elhamdülillah aynı kararlılıkla yoluna devam ediyor. 

Hızlı tren, biliyorsunuz şu an Ankara-İstanbul, Ankara-Konya ve Ankara-Eskişehir hızlı tren hatları insanımıza hizmet veriyor. Ankara-Sivas ve Ankara-İzmir hızlı tren hatlarının inşası sürüyor. Yeni hızlı tren garımız sizlere hizmet veriyor. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri, işte biz eserlerimizle ortadayız.

Şehir içindeki metro hatları da Ankara’ya yapılan bir başka önemli hizmet. Ve şimdi Keçiören’den havalimanı ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesine uzanan yeni bir hattın Ankara’ya kazandırılması için çalışmalara başladık.

Sincan-Kayaş arasındaki banliyö hattının niteliğini yükselterek Başkentray olarak yakında hizmete açıyoruz.

Kurtuluşun ve kuruluşun şehri Ankara bugün de inşallah savunma sanayimizin merkezi durumda ve kararlı bir şekilde bu alanda da yürüyoruz. Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi firmasından 3’ü Ankara’da bulunuyor.  Savunma sanayi ihracatımızın yüzde 80’i Ankara’dan yapılıyor. Son olarak 720 hektarlık bir alan üzerinde uzay ve havacılık ihtisas sanayi bölgesini yine Ankara’da kuruyoruz. Kazan’da inşa edilen dev soda fabrikası, organize sanayi bölgesi altyapı ihalesi bu ay içinde yapılıyor, soda fabrikasının açılışını yaptık, dev bir yatırım özel sektöre ait.

Değerli kardeşlerim; bu yıl içinde 30 firma bölgede kendi tesislerinin inşaatına başlıyor. İşte bütün bunlarla beraber İstanbul nasıl bir değişim-dönüşümdeyse, Ankara aynı şeklide bir değişim-dönüşüm içerisinde.

Kardeşlerim; artık sözlerimin sonuna geldim. Sizden bir şey istiyorum, bizim Rabia’mızı biliyorsunuz. Yoruldunuz anlıyorum, şöyle bir ayağa kalkalım bakalım. Gür sedayla, çünkü buna muhtacız. Bazıları bu işareti anlamaz, varsın anlamasın.

Tek millet; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Roman’ıyla 81 milyon tek millet.

Tek bayrak; işte şu bayrağımızın eşi benzeri evvel Allah yok. Rengini şehidimizin kanından alıyor, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.

Ve tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır; 780 bin kilometrekare.

 

Ve dört; tek devlet. Öyle paralel devlet-maralel devlet, ne demekmiş o ya? İşte Pensilvanya’da dolaşıyor, ne işin var orada? Birilerinin önüne, arkasına sığınma.

Ve ona gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum; gelin kararınızı verin, artık bu kendini bilmez ödlekten kurtulun ve haddini bilecek onlar da.

Ve tekrar ediyorum, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Şarkımıza hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Ankara’yı hatırlatıyor.

Kongremiz hayırlı olsun, geleceğimiz aydınlık olsun inşallah.

Kalın sağlıcakla. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.