Cumhurbaskani Erdogan’in Avcilar Mitinginde yaptigi konusmanin tam metni
… demokratik olarak sandıkları patlamaya hazır mıyız?
Üçüncü ilçedeyiz, maşallah Esenyurt bambaşkaydı, Beylikdüzü bambaşkaydı, Avcılar bambaşka, alanlara sığmıyoruz maşallah.
Benim şimdi sizden bir ricam var, rehavet yok, artık saatlere oynuyoruz, saat 5’te artık yasaklar başlıyor. Ama ben diyorum ki, benim Avcılar’daki kardeşlerim de hiç rehavete kapılmayacak, bütün ne kadar partili kardeşleri varsa hepsini arayacaklar ve onların da yarın sandıklar için yoğun çalışmalarını isteyecekler, tamam? Bazıları gevşeklik gösterebilir, bunlara fırsat vermeyeceğiz, çok çalışacağız.
Bu seçim farklı bir seçim, Türkiye’de bir yönetim sistemini değiştiriyoruz. Dün akşam TRT’yi izlediniz mi? Ondan önceki akşam A Haber’i izlediniz mi? Nasıl buldunuz? İnşallah bununla birlikte, ülkemizi bizler şimdi çok farklı bir şekilde sıçratacağız. Artık ülkemizi bürokratik oligarşiden kurtarıyoruz, kurtaracağız. Ve dünyada en gelişmiş ülkeler, Amerika’sı, Rusya’sı neyse, Türkiye de artık oralara doğru tırmanacak. Hep ne dedim, ilk 10’un içerisine gireceğiz. Bunun için ne yapmak lazım? Bir sistem değişikliği yapmamız lazım. Bu sistem için de adımları atıyoruz.
Şimdi Bay Muharrem, herhâlde biraz artık korku bacayı sardı, ne diyor? okulların bahçesinde sandalyelere otur, icabında yatakları oraya serin, ben de diyor YSK’nın önüne diyor zaten gideceğim, oraya sereceğim. Ya ne gerek var? Oyunu da kullan, ondan sonra da bey bey televizyonun karşısında izle, ama maalesef şu anda o durumda değil.
Bu zihniyet geçmişte ne yaptı? Hatırlayın değerli kardeşlerim, açık oy, gizli tasnif yaptılar. Yani oyu açık atmalarını istediler ve böylece Cumhuriyet Halk Partisine ciddi manada oy topladılar, sayarken orada artık onu kendileri gizli saydılar ve istedikleri gibi de sayıyı çıkarttılar. Ama artık böyle bir yağma yok. Bunu şimdi kimler yapıyordu bu yıla kadar? Teröristler. Nerede yaptılar? Güneydoğu’da yaptılar, Doğu’da yaptılar. Tehdit ettiler muhtarlarımızı, bu köyden dediler HDP’nin dışında bir yere oy çıkarsa yakarız, yıkarız dediler; şimdi yine başladılar. Şimdi telefonla bizim partili ilçe başkanlarımızı arıyorlar ve onları tehdit ediyorlar, kaybolacaksınız diyorlar. Aynı şekilde Suruç’ta öldürülen İbrahim Yıldız kardeşimizin ağabeyi, bunun sebebiyle aileyi şimdi tehdit ediyorlar. Tehdit eden kim? Kandil’deki o Karayılan mıdır ne yılansa, o tehdit ediyor. Ya senin yüreğin varsa gel şehre gel, dağın tepesinde ne işin var? Gel şehre, in; niye inmiyorsun? Çünkü bunlar korkak korkak. Korkaklar zafer anıtı dikemez. Eğer Parlamento diyorsan, sen de gel Parlamentoya. Ama nasıl gelsin? Selo neyse, onlar da o.
Şimdi çıkmış meydanda olanlar ne diyor? Erdoğan Selo’ya terörist diyor. Ya benim 7 Haziran’da 53 Kürt kardeşimin ölümüne neden olan bu değil mi?
Kürt kardeşlerimi meydanlara döken bu değil mi? Ve meydanlara döktü, 53 tane Kürt kardeşimi Diyarbakır’da bunlar öldürdü. 15-16 yaşındaki Yasin Börü’yü et dağıtırken bunlar öldürdü. Kürt değil miydi onlar da? Kürt’tü. Niye öldürdüler? Çünkü onlar gibi inanmıyorlardı, onlar gibi yaşamıyorlardı, ideolojileri uymuyordu.
Ve değerli kardeşlerim; biz Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Boşnak, Arnavut, böyle bir ayrım yaptık mı? Yapamayız. Çünkü biz şuna inanıyoruz: Biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik. Rabbimiz ne buyuruyor; biz sizi kavimlere ayırdık birbirinizle iyi taşınasınız, anlaşanız diye. Ancak üstünlük ırkla değil, yani Türk, Kürt, şu-bu olmakla değil, ya, ittika iledir, takva iledir. Ama bunlar bunu anlamaz, Selo bunu anlamaz, Selo’nun derdi başka.
Şimdi ne oldu? Ya cumhurbaşkanı adayı diyorlar orada niye dursun? Başka adam yok muydu ya, başka birisini çıkarsaydınız, niye onu çıkarıyorsunuz? Dert o değil, cezaevinden kurtaralım, taktik bu. Ama bu oyunlara artık bizim gelmeye asla fırsat vermemiz mümkün değil.
Dolayısıyla kardeşlerim, inşallah öncelikle HDP üzerinde de ben kardeşlerimin hassasiyetini bekliyorum. Bunlara oy verme noktasında olan kardeşlerime lütfen sizler de uyarınızı tatlı dille yapın, böyle bir yanlışa girmesinler. Bunlar bu Parlamentoyu karıştırdılar, bu Parlamentoyu böldüler, bunlar Kürtçülük yaparak böldüler. Biz ne Türkçülük yaparız, ne Kürtçülük yaparız, ne Lazcılık, ne Arnavutçuluk, ne Bonakçılık, ne şu, ne bu, 81 milyon biz kardeşiz, bizim buna ihtiyacımız var.
Kardeşlerim; şimdi ben sizden istiyorum şunu özellikle: Artık saatler kaldı, aman rehavet yok, çok koşacağız, çok çalışacağız, tamam? Kapı-kapı dolaşacağız, ki yarın akşam ah biraz daha çalışsaydım demeyelim. Buna inandık mı? Buna var mıyız?
Şimdi yola çıkarken ne dedik? Bizim dört 4 temel sütunumuz var; eğitim, sağlık, adalet. Emniyet. Peki, bunun üzerine neyi bina ediyoruz? Ulaşım, enerji, kültür turizm öyle mi ve bunun yanında dış politika, tarım, bunlar bizim bütün bu asli unsura bina ettiklerimiz.
Kardeşlerim; eğitimde, hatırlayın o günleri, sıralarımızın üzerinde kitap bulabiliyor muyduk? Maşallah şimdi sıraların üzerinde kitaplarımız var mı? Para alınıyor mu? Ya bunları biz getirmedik mi?
Çıkıyor Bay Muharrem diyor ki, ben fizik öğretmeniyim. Ne olacak? Fizik öğretmeni olman yavrularımıza bu kitapları getirmeni kazandırmanı sağlamıyor ki. Sen bir defa dershane işlettin, 10 tane öğretmenin SSK primini bile ödemedin. Fizik öğretmeni olmak başka bir şey, ülke yönetmek başka bir şey. Ülke yönetmek güçlü lider olmayı gerektirir.
Şimdi soruyorum sizlere, bir dükkânınız olsa bunu bir çırağa teslim eder misiniz? Ya bunlar çırak bile değil be. Ya şimdi bu kardeşiniz İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı mı? CHP’den kalan çöpleri kaldırdım mı? CHP’den kalan susuzluğu giderdim mi? Hava kirliliğini giderdim mi?
Değerli kardeşlerim; bütün bunları yaparken benim derdim neydi? Ben İstanbul’a aşığım, ben milletime aşığım dedim ve bunları başardık. Ve bunları başarırken buralar ne haldeydi, ne hale geldi? Hatırlayın, yani 94’ün Avcılar’ını hatırlayın, bir de biz geldikten sonra Avcılar’ı hatırlayın. Biz öyle çalıştık. Ne demek, ne demek, size olan haklarımız helal olsun. Siz haklarınızı bize helal edin. Siz hep arkamızda durdunuz, bize destek verdiniz, biz de onunla bugünlere geldik. Hiçbir zaman siz bu CHP’ye yürü demediniz.
Ama bir dakika, sizden bir şey istiyorum, nedir o? Şimdi gelecek olan Mart’ta ne yapacaksınız? Mart’ta Belediyeyi almaya hazır mısınız? Avcılar’ı artık bunlardan kurtarmanız lazım; benim sizden isteğim bu. Çünkü Avcılar’ı bunlardan kurtaralım ki Avcılar hizmet görsün hizmet. Ben buna tahammül etmiyorum, edemiyorum. Onun için de diyorum ki; yarın akşamki çıkacak olan oylar, aynı zamanda Mart 2019’un işaret fişeğidir, bunu da böyle biliniz.
Bakınız, üniversiteler, gençler; şöyle bir ellerinizi göreyim. Maşallah. Kardeşlerim, tabii o günleri çoğunuz hatırlamazsınız. 16 yıl önce üniversitede burs neydi biliyor musunuz? 45 liracık, gençler 45 lira. Şimdi ne veriyoruz? 470 lira. Master öğrencilerine ne veriyoruz? 940 lira. Doktora öğrencisine ne veriyoruz? Asgari ücret. Biz buyuz ya.
Türkiye’de üniversitesi olmayan il kaldı mı? 75 üniversite vardı, şimdi 205 üniversite var. Bunları biz yaptık, hala yapıyoruz. Niye? Biz şimdi üniversiteyi Türkiye’nin dört bir yanına taşıdık. Yani öğrenciyi üniversiteye çekmiyoruz, üniversiteyi öğrencinin ayağına götürüyoruz, bunu başardık. Peki, bunların, Bay Muharrem’in, Bay Kemal’in, bunların böyle bir şeyi var mı? Yok. Böyle bir derdi de yok. İşte onun için yarın akşam durmak yok… Durmak yok… Bunu başarmamız lazım.
Kardeşlerim; bir diğer adım, o da nedir? Özellikle sağlıkta ideal adımları attık mı? Sağlıkta durum nasıl, memnun musunuz? İstediğiniz hastaneye gidiyor musunuz? Ama şimdi size bambaşka bir hastane yapıyoruz, neresi? Olimpiyat Stadının yanında şehir hastanesini yapıyoruz, 3300 yataklı, 3300 yatak. Bu ne biliyor musunuz? Amerika’nın Cleveland’ı varsa, bizim de burada şehir hastanemiz var. Bir kapıdan gireceksin, öbür kapıdan inşallah çıkacaksınız. Öyle dışarıda sedyelerin üzerinde taşınmak diye bir şey yok. Bay Kemal SSK Genel Müdürüyken hastanelerin ne halde olduğunu biliyorsunuz değil mi? Ya bunlar hangi yüzle geliyorlar da şimdi benim vatandaşımdan oy istiyorlar? Ya batırdılar bunlar. Hastanelerde hijyen diye bir şey yoktu, sağlam girsen hasta çıkarsın, bu durumdaydı. Ama şimdi hastanelerimizde benim vatandaşım istediği hastaneye gidiyor. Bu şehir hastaneleri tüm vilayetlerde olacak. İstanbul’umuzda da iki tane. Bir bu yakada, bir de Anadolu Yakasında olacak.
İlaçlarınızı istediğiniz eczaneden alıyor musunuz? Peki, Bay Kemal’in SSK Genel Müdürü olduğu zaman ilacı tam olarak hastaneden alabiliyor muydunuz? Doktor 5 tane ilaç yazar, üçünü alamazsın, ikisini alırsın. Ama şimdi istediğin eczaneye git ilacını alıyorsun. Niye? Ya biz dertliyiz be, biz vatandaşımızı seviyoruz ya. Biz, halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi dedik yola çıktık.
Maşallah uçsuz bucaksız bugün Avcılar. Buraya bakıyorum yine öyle, şu güzelliğe bak.
Kardeşlerim; bu birliğinizi, bu beraberliğinizi inşallah daim kılın.
Evet, işte bakın Batı Trakya ne âlemde? Batı Trakya’da bakıyorsunuz Yunanistan yönetimi rahatsız, niye rahatsız? Türkiye’nin kalkınmasından rahatsız. Ve biz oradaki vatandaşlarımızın hukukundan da sorumluyuz, onun üzerinde de duruyorum. Gittim ziyaretimi yaptım. Oradaki kardeşlerime gittim, onları gezdim, onlarla birarada oldum. Niye? Onların da derdi benim derdimdir. İnşallah daha iyi olacak, inşallah daha iyi olacak.
Kardeşlerim bugün birlik günü, beraberlik günü ve çok acele ediyorum, iki ilçe daha kaldı, saat 17:00’de bitiyor, onun için hızlanmam lazım. Ve diyorum ki; kardeşlerim, zaten dün akşam TRT’yi izlediniz herhâlde. Nasıl buldunuz? A Haber’i nasıl buldunuz? Orada her şeyi anlattık, öyle mi?
Özgürlükler bizim sorunumuz, demokrasi bizim sorunumuz. Kardeşlerim, demokrasi namusumuzdur, sandık namusumuzdur, buradan taviz yok. Sandık görevlisi kardeşlerim sandıklarına sahip çıksın.
Ve ben şimdi hemen Rabia’ya geçiyorum. Rabia, hazır mıyız?
Hazır mıyız?
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Kardeşlerim; ne olur sandıklara gitmeyeni bırakmayın. Ben CHP’li kardeşlerime de sesleniyorum, Saadetlilere sesleniyorum, İyi Partiliye de sesleniyorum, HDP’liye de sesleniyorum; onları da ikna etmeye gayret edin. Olurlar veya olmazlar önemli değil, yaptıklarımızı söyleyin, günah bizden gitsin. Tamam? Unutmayın, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.
İşte 25 havalimanı vardı, 59 havalimanı var. İşte buyurun, İstanbul’a üçüncü hava limanını yaptık mı? 29 Ekim’de açıyor muyuz? Elhamdülillah, bu dünyada ilklerden, 90 milyon yolcu kapasitesiyle başlıyor. 2023’te 150 milyon yolcu kapasitesine çıkacak. Güzel değil mi? Öyleyse ha gayret, durmak yok… Durmak yok…
Ben sizleri Allah için seviyorum. Kardeşliğimizi asla bozmayalım.
Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun.