Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Beyoglu 6. Olagan Ilçe Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni

 

Beyoğlu’nun saygıdeğer güzel insanları, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri evimde görmekten duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum.

Buradan Beyoğlu’nun tüm mahallelerine, oralardaki komşularıma, vatandaşlarımıza en kalbi şükranlarımı bildirmek istiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Beyoğlu teşkilatımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlar Rabbimden niyaz ediyorum.

Kongremizin şehrimiz için, Beyoğlu’yla birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Beyoğlu 16 Nisan halkoylamasında yüzde 50’lik evet oranıyla İstanbul ortalamasının eh eş seviyede kaldıysa da, ben buradan tabi çok daha iyi bir netice bekliyordum, evimiz, evimizden tabi ki daha fazla oyun gelmesi gerekirdi, bu gelmedi. Ama şimdi diyorum ki, hedef inşallah Mart 2019, 2019’da Beyoğlu sandıkları patlatmaya hazır mı? Dolayısıyla şimdiden kolları sıvamak gerekiyor.

Ana kademe, şöyle bir kalkın bakayım ayağa bir görelim sizi, 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Buyurun.

Kadın Kolları, şöyle sizleri bir görelim, 2019’a kadar her eve girmeye hazır mıyız? Hanımlar hazır değil. Unutmayın, kale içeriden fethedilir. Eğer hanımlar bu işe hazırsa bu iş bitmiştir, hanımlar bu işe hazır değilse yandık. Hazır mıyız? Şimdi iyi.

Gençlik Kolları, kalkın bakalım bir görelim sizi, maşallah, 2019’a kadar liselerden üniversitelere kadar tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız? Hazır mıyız? Durmak yok... Eyvallah.

Burası birilerinin ısrarla sembolleştirmeye çalıştığı bir yer olmasına rağmen, tercihini daima AK Partiden yana kullanarak adeta herkese ders veren bir ilçemizdir, Beyoğlu bu. Beyoğlu’nda AK Parti bayrağını daha yükseğe çıkaracağınız hususunda ben sizlere güveniyorum, çünkü hatırlayın, biz burada geçmişi itibarıyla bir şeyler yaşadık, neydi bu? 89, 89 Beyoğlu Belediye seçimleri bizim geçmişimizde hakikaten aslında çıkışımızın başladığı bir yerdi. 89’da oyunlar oynandı, ama 94’te bu oyunlar kökünden bozulmuş oldu.

Kardeşlerim; Türkiye gerçekten çok tarihi günler yaşıyor. Yaşadığımız her tecrübe, elde ettiğimiz her başarı, indirdiğimiz her maske, girdiğimiz her in, unutmayın karışımızdaki tehlikenin ne kadar büyük olduğunu bize bir kez daha teyit ediyor. Türkiye’nin sınır ötesinde ne işi var diyen her kişi ve kesim, aslında birliğimizden, bütünlüğümüzden, geleceğimize güvenle bakmamızdan bunlar rahatsızlıklarını dışa vuruyorlar. Bu tür ifadeler her adımda ülkemizi engellemek, bunu başaramazsa karalamak, ondan da netice alamazsa kafaları karıştırmak için atmadık takla bırakmayanların argümanlarıdır. Biz bunları nereden tanırız? Taksim’de Gezi olaylarından tanırız. Biz bunları 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminden tanırız. Biz bunları çukur eylemlerinden tanırız. Biz bunları 15 Temmuz’dan tanırız. Velhasıl biz bunları gözlerinden tanırız, ciğerlerinden tanırız.

Türkiye’de 15 yıldır ne yaptıysak biz bunlara rağmen yaptık. Eğer biz vesayet, bu ihanet çetelerine teslim olmuş olsaydık, tek bir adım dahi atamazdık. İşte o zaman Türkiye çevremizde bolca örneği olan o felaket görüntüleriyle gündeme gelen bir ülke durumuna düşerdi. Milletimizle birlikte bu oyunu gördük ve karşımızdaki şer ittifakıyla göğüs göğse mücadele ede ede hamdolsun bugünlere geldik. Bundan sonra işimiz daha kolay, çünkü artık toplumumuzun hemen her kesimiyle, tüm kurumlarıyla hedeflerine kilitlenmiş bir Türkiye var, bir Beyoğlu var. Allah’ın yardımı ve milletimizin kararlılığıyla hiçbir konuda, hiçbir alanda geriye gidiş söz konusu olmayacaktır.

Değerli kardeşlerim; Akif’in dediği gibi, gençler, buraya dikkat:

“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;

Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz!

Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz!

Cihan yıkılsa, emin ol bu cephe sarsılmaz.”

Evet, sinemiz bir çarptığı sürece bu cephenin yıkılmayacağından eminiz. İşte bunun için her fırsatta diyoruz ki, hazır olun, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bizi bölemeyecekler, ezanımızı susturamayacaklar.

Kardeşlerim; bir yandan ülkemizin güvenliğini sağlarken, demokrasisini güçlendirirken, ekonomisini büyütürken, diğer yandan da şehirlerimizin gelişmesine, kalkınmasına yönelik projeleri birer birer hayata geçiriyoruz.

Beyoğlu konumu itibarıyla İstanbul’un dört bir köşesindeki hizmetleri en iyi görebilecek yerdedir. Kardeşlerim, şunu unutmayın: Biz bugüne kadar hiçbir beşeri gücün önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. İstanbul’un tüm ilçeleriyle birlikte, hele hele sizlerle birlikte dimdik duracağız. Hiçbir zaman Allah’ın izniyle bizleri sindiremeyecekler, 16 yıldır sindiremediler, 15 Temmuz’da sindiremediler, 17-25 sindiremediler, hiç endişe etmeyin.

İstanbul’un tüm ilçeleriyle birlikte Beyoğlu’nda da atılan bütün adımlar ortada. İlçemizde bugüne kadar yaptığımız hizmetlere şöyle bir baktığımızda, burada aldığımız desteğin öyle körü körüne olmadığını görüyoruz. Beyoğlu Belediyemiz ismine ve imajına uygun şekilde teknolojiyi en iyi kullanan kurumlarımızdan biridir. Vatandaşlarımızın belediyedeki işlerinin yüzde 95’inin online ortamda takibi mümkün hale gelmiştir.

Okmeydanı kentsel dönüşüm projesi kapsamında 80 bin kişinin 60 yıllık tapu meselesi çözüldü. Buradan bu projenin birinci etabında uygulama ruhsatı aşamasına gelindiğinin müjdesini de sizlerle paylaşmak istiyorum, hayırlı olsun.

Örnektepe’de gayrimüslim vatandaşlarımızın da haklarını, hukuklarını koruyacak şekilde yine önemli bir dönüşüm projesi hayata geçiriliyor.

Tarlabaşı’nda hem kentsel yenileme, hem restorasyon çalışmaları hızla devam ediyor. Bu bölgedeki binaların kimilerinde 120 yıl geriye gidilerek hak sahipleri bulunmuş ve hukuki sorunlar çözülerek tarihi dokuya uygun şekilde yenileme çalışmaları yürütülmüştür.

İstanbul’da üzerinde en çok tartışma konusu olan Emek Sineması, İstiklal Caddesi, Taksim Meydanı gibi mekanlar hep Beyoğlu’nda yer alıyor ve bunlarla ilgili çalışmalar yoğun bir şekilde sürüyor. Bu tartışmaların mecrasından çıkmadan yürütülmesi konusunda belediyemiz hep öncülük yapmıştır.

Haliçport ve Galataport gibi İstanbul’un prestij projeleriyle Beyoğlu’nun geleceği inşa ediliyor. Tabi bunlar bittiği zaman Beyoğlu çok daha farklı olacağı gibi, İstanbul bambaşka olacak.

Şehrimizin en önemli konaklama merkezi olan Beyoğlu’nda günlük kapasite 50 bin yatağa kadar çıktı, bu da 2 milyar dolara yakın bir ticaret hacmi anlamına geliyor.

İstanbul’un vitrini olan bu ilçede yeni istihdamın 134 bini bulması, 10 bin yeni esnafın faaliyete başlaması, yürütülen çalışmaların büyüklüğünü göstermeye herhalde yeterlidir.

Bu altyapı ve üstyapının ilçemize kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Kardeşlerim; biz ülkemize ve milletimize yaptığımız işte bu hizmetleri her alanda çoğaltmanın gayreti içindeyken, birileri de kendilerince ülkemize çelme takmakla meşgul. Türkiye’nin Afrin Operasyonundan herkesin rahatsız olmaya hakkı olabilir, ama bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur; işte geldiğimiz nokta ortada.

Biz terör örgütleriyle mücadelemizi verdik, 35 bin insanımız ne yazık ki teröre kurban gitmişti. Biz ne yaptık? Gabar’a girdik, Cudi’ye girdik, Tendürek’e girdik, Beslerderesi’ne girdik. Ne dedik? Bunlar nereye girerse girsin bunların inlerine kadar gireceğiz, biz bunları kovalayacağız, onlar kaçacak biz kovalayacağız. Ve ne oldu? Bunlar Suriye’ye kaçtılar. Önce Fırat Kalkanı Harekatında bunlar kovaladık ve orada 3 bin DEAŞ’lıyı derdest ettik ve oradaki 2 bin kilometrekarelik alana biz oranın gerçek sahiplerini yerleştirdik.

Ardından Arin olayı başladı, biz bunu Amerika’yla, koalisyon güçleriyle, aynı şekilde Rusya’yla hep birlikte görüştük, konuştuk, ta Obama döneminden bunları konuşmaya başladık, ama ne yazık ki bunlar bizi aldatmaya kalktılar ve netice alamadık. Bu dönem başlayınca, 15 Mayıs 2016, dedik gelin bunu beraber yapalım, Rakka’ya biz Amerika’yla beraber girelim. Ama maalesef bunlar PYD, YPG’yi tercih ettiler. Peki, siz yolunuza, biz yolumuza dedik. Ve neticede ne oldu? Biz bir gece ansızın Afrin’e girebiliriz dedik ve girdik. Şu an itibarıyla Afrin ve Sincar’daki etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3 bin 732 oldu. Mücadelemiz devam ediyor mu? Ediyor. Edecek mi? Edecek.

Bak şimdi o mazlum, o mağdur Afrinliler topraklarına dönmeye başladılar. Şimdi ne yapıyorlar? Benim Mehmet’imi kucaklıyorlar, Mehmet’imi seviyorlar. Niye? Terör örgütü onlara çok zulmetti, ama Mehmet’im onlara her türlü gıdasını, yüzbinlerce tencere yemeğini onlara götürüyor. Biz buyuz be, Türk milleti bu, Türk askeri bu ve bunu yaptık ve yapmaya devam edeceğiz ta ki oraya yerleşene kadar, kendi evlerine barklarına yerleşsinler, kendi tütmeye başlasın, güvenliği sağlansın mesele biter.

Bir üniversitemizde şehitlerimizin hatıralarını yad etmek için düzenlenen etkinliğe tahammül edemeyen zihniyet, bu ülkeye ve millete ait değildir. Efendim, işte bu üniversite çok popüler bir üniversite, çok kalite bir üniversite, bu üniversite marka bir üniversite. Tamam da, bu üniversitenin içinde affederseniz bu tür teröristler olduktan sonra, bu tür terörist öğrenci olduktan sonra, bunlar o markaya leke sürüyor. Şu anda biz onlarla ilgili gereğini yapıyoruz, yapacağız da. Ben bu üniversitemizi lekelememek için ismini anmıyorum, Rektörün samimi gayretlerini de biliyorum. Şu anda üzerine üzerine gidiyoruz ve bu terörist öğrencileri kamera çekimlerinden bulup çıkarıp onlara da gereğini yapacağız.

Ve buradan tabi bir şeyi daha özellikle hatırlatmak istiyorum: Bu üniversitelerimizdeki hocalarımızın da çok daha dikkatli olması gerekir. Eğer bu üniversitelerimizdeki hocalarımızın bu öğrencilerle iltisaki olduğunu da belirlediğimiz anda onlarla ilgili de gereğini yaparız. Çünkü bizim için vasıflı öğrenci, kaliteli öğrenci, vasıflı öğretim üyesinden gelir. Eğer vasıflı öğretim üyesi yok da onun eseri bu ise, olmaz.

Kardeşlerim, ekranları bizi izleyen milletime sesleniyorum; benim Mehmet’im, benim askerim, bu milletin evladı Afrin’e niye gidiyor? Bu ülkenin huzuru için gidiyor, bu huzuru sağlamak için gidiyor. Sınırlarımıza saldıranlara karşı gerekli dersi vermek için gidiyor. Bunu yapmak isteyenlere karşı eğer bu üniversitede kalkıp da bu tür bir adımı atan, orada bir Leyle-i Regaip öncesinde lokum dağıtanlara kalkıp farklı bir şekilde davrananlara haddini bildirmek bu ülkede birinci derecede benim ve devletin görevidir ve bunu da yapacağız.

Maalesef ülkemizdeki üniversitelerimizde FETÖ döneminde yuvalanan bir kısım terör örgütü yandaşlarının benzer densizlikler içinde olduklarını duyuyoruz. Okul koridorlarında, kantinlerinde, bahçelerinde adeta terör estiren bu çapulculara kesinlikle meydanı bırakmayacağız, bu da böyle biline. Marjinal örgütler tarafından bazı üniversitelerimizin asli görevlerinden uzaklaştırılmasına, kimi grupların eylem alanına dönüştürülmesine asla müsamaha göstermeyeceğiz.

Zaman zaman Beyoğlu sokaklarında da arzı endam ettiklerini gördüğümüz bu marjinaller, edepleriyle durdukları müddetçe bu ülkenin renklerinden biri olarak kalabilirler. Ama işi baskıya, kendilerinden olmayanlara tahammülsüzlüğe, saldırıya, şiddete vardırırlarsa, hiç kimse kusura bakmasın, kulaklarından tutar ait oldukları yere fırlatırız, olay budur.

Bu ülkenin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu milletin değerlerine saldırmaya da kimsenin hakkı yoktur. Vatanımızın bekası için, 81 milyonun huzuru ve emniyeti için canlarını feda eden aziz şehitlerimize hiç kimse dil uzatamaz. Tabi bunların ağababası, genel başkanından milletvekillerine, il başkanlarından belediye başkanlarına kadar Ana Muhalefet Partisi CHP’dir. CHP’nin Genel Başkanı ve yöneticileri o kadar çok yalan, yanlış, iftira dile getiriyorlar ki biz artık takibi bıraktık. Ya bunlar değil miydi Afrin’e girişimizin doğru olmadığını söyleyen, Afrin’e girmek yanlıştır diyen bunlar değil miydi? Ama Afrin zaferi ilan edilince, bu sefer de utanmadan, sıkılmadan Afrin zaferini kutlamaya kalktılar. Sıkıysa kutlama sıkıysa kutlama, çünkü bu millet o zaman Osmanlı tokadını bunlara farklı atar.

Şayet hukuki bir takip yapılması gerekiyorsa avukatlarımız, siyasi bir cevap verilmesi gerekiyorsa da partideki arkadaşlarımız kendileriyle meşgul oluyor, çünkü bizim ülkenin ve milletin hizmet beklediği bir dönemde bunlara harcayacak vaktimiz yok.

Buna rağmen bazen öyle şeyler söylüyorlar ki, inanın bana cevap vermezsek milletimize haksızlık yapmış olacağımız hissine kapılıyoruz. Mesela bazı CHP milletvekilleri, Sosyal Güvenlik Kurumu gayrimenkullerini satıyor diye ortalığı ayağa kaldırmışlar. Halbuki şöyle bir geriye doğru araştırma yapsalar, bu kurumun tarihindeki ilk gayrimenkul satışını hem de Yönetim Kurulu üyelerinden bir kısmının muhalefetine rağmen Genel Başkanlarının yaptığını görecekler, yani Bay Kemal’in yaptığını görecekler. Bu CHP milletvekillerine tavsiyemiz, eylemi Balgat’ta Sosyal Güvenlik Kurumu binasının önünde değil, Genel Başkanlarının makam odasının kapısında yapmalarıdır, çok daha isabetli olur.

Tabi aynı partinin daha önce başka saygısızlıklarını da bildiğimiz, Çanakkale Belediyesinin kahraman ordumuzun Afrin başarısını kutlamak için şehirde zafer pilavı dağıtma teşebbüsünü engellemesi de bir başka utanç verici hadisedir. Ya bu ne terbiyesizliktir? Orada zafer için bir pilav dağıtımını partimizin gençlik kolları STK’larla beraber yapıyor, bundan rahatsız oluyorlar ve pankartı sökmek istiyorlar. Halbuki kendileri geçmişte bölücü örgütün desteklediği partinin güya başarısını kutlamak için şehir merkezinde pilav dağıtmışlardı, hatta hatta partimizin Belediye Meclis üyesini, üyelerini meclisteki toplantıda söz aldılar konuşturmadı ve salondan kovma yoluna gitti, üstelik de bir bayan Belediye Meclis üyesini. Ve ben de Valiye talimat verdim, dedim bu sene 18 Mart kutlamalarında kesinlikle bu Belediye Başkanına konuşma vermeyeceksin. Evet, sen seçilmişe, orada söz istiyor konuşuyor, susturuyorsun ve kovuyorsun. Sen ise şu anda burada Vali veyahut da Başbakan eğer sana söz verirse söz verirse gelip konuşabilirsin, yoksa konuşamazsın.

Şimdi ittifaklar yavaş yavaş şekilleniyor. Bölücüleri destekleyenlerle ülkenin ve milletin yanında saf tutanlar her geçen gün biraz daha ayrışıyor. Biz milletimizle çıktığımız siyaset yolculuğunda hep doğru bildiğimiz istikamette ilerleyerek bugünlere kadar geldik. İnşallah bundan sonra da aynı şeklide yolumuza devam edeceğiz, Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Tabi burada özellikle bir konuyu söylemek istiyorum. Kardeşlerim; şurada önümüzdeki Mart yerel seçim yapacağız, Kasım Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimini yapacağız.

Burada önce şöyle ana kademeye bir sesleneyim, ana kademe bir kalksın bakayım ayağa. Ana kademe, Mart 2019’a kadar gece-gündüz çalışmaya var mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Şimdi de Kadın Kolları, kadın kolları bir kalksın bakayım. Kadın Kolları, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bütün dolaşacaksınız ve Allah’ın izniyle bildiklerinizi bilmeyenlere anlatacaksınız, Beyoğlu’nda neler yapıldı, Türkiye’de neler yapılıyor, bunları anlatacaksınız. Buyurun.

Gençler, şimdi de sizleri görelim. Liseli gençlerden üniversiteli gençlere kadar hepsini kucaklamak suretiyle neler yaptığımızı bütün gençlere anlatmaya hazır mıyız? Ve hiçbir zaman küstürmeyeceğiz, biz dost edineceğiz, asla düşman değil. Buna da hazırız değil mi?

Şimdi tabi ben Komuta kademesiyle bunları konuşuyorum, eğer ihtiyaç olursa önce ben gideceğim, sizde benimle beraber geleceksiniz. Bunu 15 Temmuz’da böyle yapmadık mı? 15 Temmuz’da hadi meydana, hadi caddelere demedik mi? Ve sizler de meydanlara milyonlar döküldünüz ve evet o FETÖ denilen alçağın, işte yanında olanların hepsini de evvel Allah gömdünüz. Burada da aynısı olacak hiç merak etmeyin. Allah’ın izniyle bu iş iyi gidiyor, daha iyi olacak. Çünkü biz bir şeye inandık, gençler;

“Şu kopan fırtına Türk Ordusudur ya Rabbi,

Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,

Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,

Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın.”

Bu duygularla bir kez daha her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Kongremizde yeni görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek arkadaşlarımıza yaptıkları hizmetler için gönülden teşekkür ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.