Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Bulgaristan ziyareti öncesi yaptigi basin açiklamasi

 

… Varna’ya hareket edeceğiz.

Varna ziyaretini Avrupa Birliği Komisyonu ve Konseyi başkanları Sayın Juncker ve Sayın Tusk’un ortak davetlerine icabetle gerçekleştiriyoruz. Bulgaristan Başbakanı Sayın Borisov’un ev sahipliğinde yapacağımız bu liderler toplantısının hayırlı olması en önemli temennimizdir.

Sayın Tusk ve Sayın Juncker ile son olarak geçtiğimiz Mayıs ayında biraraya gelmiştik, Brüksel’de yaptığımız bu toplantı da gayet verimli geçmişti. İnşallah Varna’daki liderler buluşması da bunun daha da ileriye taşınmasına bir fırsat olur.

Bu zirve Türkiye olarak Avrupa Birliği tarafıyla Kasım 2015’ten beri 5’inci kez biraraya gelmemizi sağlayacak. Ayrıca, zirve vesilesiyle dostumuz, komşumuz ve müttefikimiz Bulgaristan’ı da yeniden ziyaret edecek olmaktan memnuniyet duyuyorum.

Sayın Borisov’a zirve sürecinde oynadığı kritik rol için de ayrıca teşekkür ediyorum. Zirve öncesinde Sayın Borisov’la yapacağımız görüşmede ikili ilişkilerimizde kaydettiğimiz ilerlemeleri ele almayı öngörüyoruz. Ticari, beşeri, enerji, kültürel bütün bu konularda, hatta hatta ekonomi alanlarında mevcut işbirliğimizi nasıl derinleştirebileceğimizi de derinleştireceğiz.

Türkiye’nin Bulgaristan’la diyalogu ne kadar güçlü, ne kadar sağlam olursa, başta iki ülkenin vatandaşları olmak üzere tüm Balkan coğrafyası bundan istifade edecektir.

Değerli arkadaşlar; bildiğiniz üzere Avrupa Birliği’yle köklü ilişkilerimiz var. İktidarlarımız döneminde Türkiye-Avrupa Birliği münasebetleri hiç olmadığı kadar gelişmiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolculuğu en büyük mesafeyi bizim dönemimizde almıştır. Zaman zaman gerilimin arttığı, siyasi engellemeler dolayısıyla tıkanıkların yaşandığı dönemlerini de hep beraber gördük. Tamamen teknik bir boyut olarak ele alınması gereken fasıllar konusuna belli çevreler tarafından nasıl siyasi bir boyut kazandırıldığına da şahit olduk. Fakat Türkiye olarak yolumuza döşenen mayınlara, önümüze çıkartılan setlere aldırmadan tam üyelik hedefiyle yolculuğumuzu sürdürdük. Bugün de Avrupa Birliği’ne üyelik stratejik hedefimiz olmaya devam ediyor.

Niyetini, gayesini ve ciğerini çok iyi bildiğimiz çevrelerin Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde saygın, eşit, tam üye olarak hak ettiği yeri almasına mani olmalarına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Ülkemizin konumuna, gücüne, bölgede ve dünyada oynadığı etkin role uygun şekilde Avrupa Birliği ile görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Bugünkü zirvede daha önceden üzerinde mutabakata vardığımız bazı hususlardaki gelişmeleri de ele alacağız. Bölgesel ve güvenlik konularına ilaveten, ülkemizin müzakere sürecinde karşılaştığı siyasi ve suni engellerin kaldırılması, katılım sürecimizin tekrar canlandırılması beklentimizi Avrupa Birliği liderlerine tekrar ileteceğiz. Muhataplarımıza Türkiye’nin çifte standartlara tahammülü olmadığını bir kez daha hatırlatacağız.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği’yle ekonomiden enerjiye, ulaşımdan terörle mücadeleye uzanan birçok konuda yüksek düzeyli diyalog mekanizmalarımız var. Avrupa Birliği’yle birlikte çalıştığımızda ne denli verimli sonuçlar çıktığını 2016’daki göç mutabakatı aslında gözler önüne sermiştir. Ülkemiz mutabakatın tüm unsurlarını yerine getirmiş, Ege’de yasa dışı göçten dolayı yaşanan insani kriz böylece dinmiştir. Türkiye’nin özverili çabaları Ege Denizi’nin bir mülteci kabristanına dönüşmesine mani olmuştur. Nitekim ülkemizin anlaşmaya bağlılığını bütün Avrupalı liderler ikrar ediyor. Avrupa Birliği kendi yükümlülüklerini yerine getirme konusunda maalesef bizim sergilediğimiz samimiyeti ve sadakati göstermedi, göstermiyor. Suriyeli mültecilere yönelik mali katkılarının halen çok cüzi bir kısmı ülkemize ulaştı. Bugünkü görüşmelerimizde bu konuları ayrıntılarıyla masaya yatıracağız.

Ayrıca, Türkiye’nin terörle mücadelesinde Avrupa Birliği’nden amasız, fakatsız, ikirciksiz net bir işbirliği beklediğimizi tekrar vurgulayacağız. Ne yazık ki bu konuda Avrupa Birliği’nden bizzat kendi ilkeleriyle çelişen ortaklık ilişkilerimize ise hiç yakışmayan açıklamalar duyuyoruz. İki taraf arasındaki güvenin tekrar inşası için terörle mücadelemizde Avrupalı dostlarımızın tam desteğini almamız şarttır. Avrupa’da PKK’ya yönelik atılan bazı adımlar elbette önemlidir, ancak beklentilerimizi karşılamaktan da çok uzaktır. Bölücü örgüt yandaşlarının Afrin operasyonu dolayısıyla Avrupa şehirlerinde sergilediği şiddet ve barbarlık, inanıyorum ki Avrupalı dostlarımızın da gözünü açmıştır. Camileri ateşe veren, sokakta yürüyen vatandaşlarımıza saldıran, hatta Avrupalı şirketleri hedef alan teröristler sadece Türkiye için değil, Avrupa’nın emniyeti, huzur ve toplumsal barışı için de çok büyük tehdittir. Şayet şimdiden önlem alınmazsa ve bunların üstüne gidilmezse, bölücü terör örgütü yandaşları daha çok pervasız hale gelecektir. Türkiye olarak ikazlarımızı yapacak, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği ile ibadet hürriyetlerinin tesisi noktasında meselenin takipçisi olacağız.

İnşallah Varna Zirvesinin hem Avrupa Birliği’yle ilişkilerimize, hem de bölgesel meselelerin çözümü yönünde olumlu katkılar yapmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

Sorusu olan arkadaşlarımızın sorularını alabiliriz.

SORU- Nurgül Dönmez, TRT Haber.

Efendim, terör örgütü PKK’nın Sincar’dan çekildiği yönünde bilgiler var. Diğer yandan da Irak Ordusu Sincar’a girdiğini açıkladı. Siz daha önce de Irak Hükümetine Sincar’la ilgili gerekli adımları atmasını söylemiştiniz. Diğer yandan da bunun bir oyun olduğu şeklinde de iddialar var, PKK’nın orada başka bir isimle varlığını sürdüreceği yönünde de iddialar var. Bu konuda da bir değerlendirme alabilir miyiz sizden?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar; dün akşam itibariyle Irak Merkezi Yönetiminin Sincar’a yönelik bazı operasyon girişimlerini ben de doğrusu İstihbarat Örgütümüzden aldım. Fakat bunun tabi netice itibariyle tamamıyla bittiği-bitmediği konusunda şu anda takipteyiz. Kısmi olarak bir müdahaleleri olmuş olabilir, nitekim bugün de Irak’tan bu konularla ilgili olarak bir yetkili zaten Türkiye’ye gelecek, onlarla da MİT Müsteşarımızın görüşmesi olacak, bu görüşmelerden sonra çok daha sağlıklı bir neticeyi alırız.

Temennimiz odur ki, Irak Merkezi Yönetimi gerçekten Sincar’da bu operasyonu hakkıyla versin. Eğer bunu başarmakta bir sıkıntı varsa, burada da ikili görüşmelerimizi yapalım, orada gereğini de Sincar’da biz yaparız, çünkü Sincar’a da bizim öyle çok fazla tahammülümüz yok. Bildiğiniz gibi, 60-70 kilometrelik bir mesafede, bu kadar yakın bir mesafede olan ve terör örgütünün girip-çıkmalarının yoğun olduğu böyle bir yerde, isminin şu olması, bu olması, artık bunlara biz yabancı değiliz alıştık ve PKK’ydı, PYD’ydi, YPG’ydi, yeni yeni isimlerle, bazı uydurma isimlerin de çıkmasıydı, bunları artık biliyoruz, bundan sonra zaten çıkacak isimlere de pek yabancı olmayız. Bütün mesele, o bölgeden bize yapılabilecek herhangi bir tacize karşı şunu bilecekler ki; Türkiye gereğini her an yapacaktır.

SORU- Saniye Toktaş, A Haber’den.

Bir tarafta da Mümbiç meselesi var Zeytin Dalı Harekatı devam ederken. Amerika Birleşik Devletleri’nden bir açıklama geldi bu konuyla ilgili olarak. Sizin yeniden Trump’la, Amerika mevkidaşınızla bir görüşme durumunuz söz konusu olabilir mi Mümbiç konusuyla ilgili olarak ve gelinen son nokta nedir?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi arkadaşlar, Mümbiç bizim için tabi yeni bir şey değil, ta Sayın Obama döneminden beri üzerinde durduğumuz bir konuydu. Ve Mümbiç’le ilgili, devletlerin eğer devamlılığı esastır ilkesinden hareketle olaya bakacaksak, o zaman Sayın Obama’nın bize söylediği, kesinlikle buralarda PYD, YPG, bunlar duramaz, bunlar Fırat’ın doğusuna çekilecektir; bu Obama’nın bize verdiği sözdü. Obama’dan sonra bu yeni yönetim bize yine benzer sözler verdiler. Çünkü biz kendilerine şunu söyledik: Bakın dedik buralar ne PYD’nin, ne YPG’nin, bunlarla buranın yakından-uzaktan alakası yok. Buraların yaklaşık yüzde 90’ı tamamen oradaki Arap nüfusa aittir, böyle olduğuna göre size de, bize de düşen buraları sahiplerine teslim etmektir. Daha sonra Sayın Tillerson’ın Türkiye ziyaretinde kendisiyle konuştuğumuzda da bize Mümbiç’in güvenliğini beraber sağlayalım teklifiyle geldi. Şimdi güvenliğini beraber sağlayalım dediği zaman bundan ne anlaşılır? Yani buralara bizim girmek gibi bir niyetimiz yok, buradan bu terör örgütlerini çıkaralım ve buranın güvenliğini Amerika-Türkiye birlikte sağlayalım. Bizim şu anda bulunduğumuz nokta bu. Ya güvenliği sağlamada müşterek hareket edebiliriz, ama buradan biz çıkmayız, biz buradayız filan gibi yaklaşımlar bana göre Sayın Trump’ın kendi iradesi değildir diye düşünüyorum. Ama biz zaten bu tür gelişmelerde de anında Sayın Trump’la da, Sayın Putin’le de bu tür görüşmeleri yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

SORU- Mümbiç konusunda bir ek yapabilir miyim Sayın Cumhurbaşkanı? Trump’la yaptığınız görüşmede gelinen nokta itibarıyla bir anlayışa Tillerson’la varılmıştı özellikle sizin söylediğiniz teklif çerçevesinde. Şimdi yeni yönetim tabi ki yeni Dışişleri Bakanıyla nasıl bir süreç izlenecek göreceğiz, bunun için görüşmeler yapılacak ama, sizin Trump’la telefon görüşmenizde izlediğiniz izlenim neydi? Yani o mutabakata, en azından varılması planlanan o mutabakata sadık kalacaklarına dair bir sinyal aldınız mı Amerikan Yönetiminden?

Teşekkürler.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben tabi Tillerson’la yaptığımız görüşmeyi şu anda dile getiriyorum ve onu da tabi Amerika’nın bir teklifi olarak, düşüncesi olarak düşünüyorum. Ama bizim bu konudaki düşüncemiz belli, biz Mümbiç’le ilgili ne diyoruz? Türkiye olarak biz kesinlikle buralarda bir işgal kuvveti olarak bulunamayız. Buraların sahipleri kimlerse, biz buraları sahiplerine teslim edelim, bu konuda yardımcı olalım. Amerika’nın üzerine düşen görev budur, bizim üzerimize düşen görev budur, Rusya’nın üzerine düşen görev budur, İran’ın üzerine düşen görev de budur, hep birlikte biz bunu yapmalıyız.

Evet, teşekkür ediyorum, sağ olun.

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.