Cumhurbaskani Erdogan’in ‘C¸anakkale Ko¨pru¨su¨ ve Çanakkale Otoyolu Temel Atma Tören’i konusmasi
Sevgili Çanakkaleliler, değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan Çanakkale’nin ilçelerindeki, köylerindeki kardeşlerime selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 103. yıldönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi, Gazi Mustafa Kemal’le birlikte Kurtuluş Savaşı’mızın bütün kahramanlarını minnetle, şükranla yad ediyoruz.
Merhum Mehmet Akif’in şu güzel çağrısına uyarak şehitlerimize en samimi dualarımızı gönderiyoruz:
“Gök kubbenin altında yatar, al kan içinde,
Ey yolcu, şu topraklar için can veren erler.
Hakk’ın bu veli kulları taş türbeye girmez;
Gufrâna bürünmüş, yalınız Fatiha bekler.”
Evet, asırlardır vatan topraklarını mübarek kanlarıyla sulayan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz. Bu uğurda mücadele ederken yaralanan gazilerimize de milletçe şükran ve minnet duygularımızı ifade ediyoruz.
Kardeşlerim, bu vesileyle Afrin şehir merkezinin artık tümüyle kontrol altına alındığının müjdesini sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.
Değerli kardeşlerim, dün Çanakkale’de bizi esir etmeye çalışanlara derslerini vermiştik, bugün sınırlarımız boyunca kurmaya çalıştıkları terör devletiyle istiklalimiz ve istikbalimize göz dikenlere aynısını yapıyoruz. Elbette Çanakkale’deki mücadelenin büyüklüğüyle sınır ötesi operasyonlarımızın çapı karşılaştırılamaz. Ama amaç, aynı amaçtır, ruh aynı ruhtur. İman, aynı imandır. “İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür.” Karşımızda imansızlar vardı, ama bizim Mehmet’imiz imanıyla yürüdü, şehadete yürüdüler. Çünkü onlar şehadetin ne yüce makam olduğunu biliyorlardı. Ve şunu da biliyorlardı: Eğer şehit olursam sevgililer sevgilisi Peygamberime en yakın makamda olacağım. Ve şunu da biliyorlardı: Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler ancak bilemezsiniz. Ve birkaç gündür şunu söylüyordum: Artık Afrin için zafer yakın diyordum, Allah ayetinde öyle buyuruyor: “Nasrun minallâhi ve fethun karîb ve beşşiril mu’minîn.” Allah’ın yardımı ve fetih yakındır, müjdele diyordu ve biz o müjdeye inandık ve fethin yakın olduğunu gördük elhamdülillah. Bu sabah 8:30 itibariyle Mehmet’imiz Özgür Suriye Ordusu’yla beraber Afrin’e girdi. Terör örgütünün paçavraları indirildi, Türk bayrağıyla Özgür Suriye Ordusu’nun bayrağı direklere çekildi.
Bakın neler vardı neler, o tünellerden çıkan silahları gördünüz değil mi? Ne oldu, işe yaradı mı? Aynen 15 Temmuz gibi. 15 Temmuz’da işe yaradı mı? 251 şehit verdik ve 2193 gazimiz oldu, ama devletimizi bu namussuzlara kaptırmadık.
Şimdi de aynı şekilde 911 kilometre sınırımız olan Suriye’de terör örgütüne asla kaptırmadık. Sınırlarımızdan devamlı bizi taciz ettiler. Devamlı bizlere roket atışı yaptılar. Şehitlerimiz oldu, gazilerimiz oldu, ama netice alamadılar. Çünkü biz o ilahi müjdeye iman etmiştik. Milletimiz 1 asır sonra yeniden sinesinde taşıdığı imanın büyüklüğünü göstermiştir. Rabbime bizlere bu günleri gösterdiği için hamd ediyorum. Kahraman askerlerimize ve vatanlarını savunmak için fedakârca mücadele eden Özgür Suriye Ordusu mensubu kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Değerli kardeşlerim; 1 asır önce Çanakkale’de gerçekleşen istiklal mücadelesi eşsiz bir destandır. Çanakkale tarihi şanlı zaferlerle dolu bir milletin asırlık uykusundan uyandığı, küllerinden yeniden doğduğu, birlik ve beraberlik ruhunu abideleştirdiği bir topraktır. Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşımıza verdiği cesaretle Osmanlı’nın içinden yeni bir filizin boy vermesine, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna vesile olmuştur. Dikkat edin, Cumhuriyet ilk bir devlet değildir. Bizim Selçuklu’muz vardır, bizim Osmanlı’mız vardır ve ardından Cumhuriyet’imiz vardır ve ardı ardına… Ve bir şey daha söyleyeceğim; biz buraya nereden geldik biliyor musunuz? 18 milyon kilometrekarelik bir devlettik biz Osmanlı’da. Küçüldük küçüldük küçüldük, daha 1900’lü yıllarda 5 milyon kilometrekareydik. Ve şimdi 780 bin kilometrekareye düştük. Ve buradan asla böldürmeyeceğiz, kaptırmayacağız. Yok o PKK’mış, yok paralel devletmiş, yok şuymuş-yok buymuş. Onlara inlerine gireceğiz dedik, Cudi’de girdik, Gabar’da girdik ve Beslerderesi’nde girdik, kaçacak delik aradılar, Suriye’ye kaçtılar, yine kovaladık. İşte geldiğimiz nokta ortada. Ve son olarak değerli kardeşlerim; bu sabah itibariyle 3603 teröristi etkisiz hale getirdik.
Çanakkale bizim için iftihar vesilesi olmanın yanında ilham ve güç kaynağıdır. Kuşkusuz her vatan evladının ecdadımızın burada ortaya koyduğu mücadeleden çıkaracağı çok büyük dersler vardır. Hiç endişe etmeyin, beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükûda ve secdede eğiliriz, başka bir yerde asla.
İşte kardeşlerim, Çanakkale demek yokluklar, zorluklar karşısında yılmamak demektir. Çanakkale demek, gördüğü onca vahşete rağmen insanlıktan, adalet ve merhametten vazgeçmemek demektir. Çanakkale, Türk milleti olarak vatanımıza, hürriyetimize, bizi biz kılan mukaddes değerlere bağlılığımızın da timsalidir. Geçmişte bu topraklarda verilen istiklal mücadelesi kavranmadan ülkemizin yeni istikbal mücadelesi de anlaşılamaz. Türk milleti “ya istiklal, ya ölüm” kararını vererek sadece şanlı bir zafere değil aynı zamanda geleceğine, istikbaline koşmuştur. Bunun için her fırsatta gençlerimiz başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın Çanakkale’ye bizzat gelmesini, bu mübarek mekânları ziyaret etmesini istiyorum. Çanakkale başka, Çanakkale bizim ilham kaynağımız. Çanakkale bizim istikamet kaynağımız. Her kardeşimizin burada şehitlerimizin adlarına, yaşlarına, şehir ve ülkelerine bakarak kazandığımız zaferin gerçek manasını idrak etmelerini istiyorum.
Bugün bir çağrımı bir kez daha tekrarlıyorum; sevgili kardeşlerim; Mehmet Akif’in iradesiyle ve ifadesiyle: “Eski dünya, yeni dünya, bütün akvâm-ı beşer” on binlerce kilometre öteden buraya bir gaye için gelmişlerse, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinden kardeşlerimiz de Çanakkale’ye bir hedef için koştular. Analar ciğerparelerini kına yakarak Çanakkale’ye bir gayeyle gönderdiler. Ne dediler? Git oğlum git, ya gazi ol, ya şehit. Şu analara bak, sizlerle iftihar ediyoruz. Bu milletin anaları iftihar edilecek annelerdir.
Burada göğsünü dönemin en ileri silahlarına siper eden Mehmetçikler bunu bir ideal, bir sevda uğruna yaptılar. Onlar bu toprakların bağımsız olmasını arzuluyordu. Onlar bu milletin güven içinde, huzur, refah, barış içinde yaşamasını arzu ediyorlardı. Onlar mazlum ve mağdurların sığınağı olan bu ülkenin güçlü ve müreffeh olmasını istiyorlardı. Türkiye’nin büyük düşünmesini, büyük bir ülke olmasını, tarihine, şanına, medeniyetine ve omuzlarında taşıdığı ağır sorumluluğa yaraşır bir devlet olmasını istiyorlardı. Allah’a hamdolsun şehitlerimizin gözü arkada kalmadı. Göreve geldiğimiz günden bu yana Çanakkale ruhunu bize miras bırakan o eşsiz kahramanlara vefa borcumuzu ödemek için çalışıyoruz. Çanakkale’den aldığımız cesaretle, Çanakkale’den aldığımız ilhamla Türkiye’yi hak ettiği seviyelere taşımanın mücadelesini veriyoruz. Son 15 senede Türkiye’yi 3,5 kat büyüterek, 282 bin yeni derslik yaparak, ülkemizin bölünmüş yol uzunluğunu 26100 kilometreye çıkartarak şehitlerimizin emanetine sahip çıkıyoruz. İhracatımız 36 milyar dolardan 160 milyar dolara evvel Allah çıktı. Milli gelirimiz 3400 dolardan 11000 dolara çıkarak Türkiye’yi dünyanın evet ilk 20 ülkesi arasına taşıdık. Ulaşımda, sağlıkta, eğitimde, savunma sanayinde bugün 15 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek kadar gelişmiş bir Türkiye var.
Bugün milli gelire oranla dünyada en fazla insani yardım yapan, her yıl dost ve kardeş ülkelerden binlerce öğrenciye burs veren nerede bir mazlum, mağdur varsa yardımına koşan bir ülke var. Bugün kendi silahını, tankını, topunu, helikopterini, insansız hava araçlarını yapan, üreten ve bunları ihraç eden bir Türkiye var. Hasta adam deniliyordu, evet bize hasta diyenler şimdi hasta oldu. Hamdolsun, daha iyi olacak. İşte burada bugün dev bir yatırımın hamdolsun fore kazıklarını çakıyoruz.
Değerli kardeşlerim, dünyada 17’nci, satın alma paritesine göre 13. Sırada yer alan bir Türkiye var. Biz bunlarla yetinmiyoruz, ülkemizi hayalleriyle buluşturmak için 2023, 2053 ve 2071 vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz.
Kardeşlerim; işte bugün bir taraftan şehitlerimizi minnetle anarken aynı zamanda onların uğruna canlarını feda ettiği idealleri de gerçekleştiriyoruz. Dedelerimiz bundan 103 sene önce tüm imkânsızlıklara rağmen tarihin akışını değiştiren, dünya tarihine altın harflerle nakşedilen büyük bir destan yazmışlardı. Bizler de Marmaray, Yavuz Selim Köprüsü, Orhan Gazi Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, Avrasya Tüneli, işte buradaki 1915 Çanakkale Köprüsü gibi projelerle tarihe damgamızı vuruyoruz. Geçen yıl temelini attığımız, bugün de kule, keson ilk beton dökümüyle deniz dibi kazık çakımını yaptığımız 1915 Çanakkale Köprüsü birçok açıdan rekorların köprüsüdür. Ben bunların detayına girmeyeceğim. Sayın Başbakanımız ve Ulaştırma Bakanımız zaten bunları anlattılar. Zaman kaybetmeden hemen inşallah şimdi adımı atalım.
Bu önemli projeyi planladığı şekilde hamdolsun hayata geçiren Hükümetimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Mimarından mühendisine, bunu bildiğiniz gibi yap-işlet-devret anlayışıyla yapıyoruz, burada cebimizden para çıkmayacak. Yapan, işleten ve ondan sonra devreden bir ekonomi anlayışıyla bu adımı atıyoruz. Artık emeği geçen ve geçecek olan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım başta olmak üzere Ulaştırma Bakanımız ve ilgili diğer bakanlarımıza teşekkür ediyorum. Gayretlerinin devamını beklediğimi özellikle belirtmek istiyorum.
Ve bugün ayrıca bu tören vesilesiyle iki anlamlı eseri ayrıca hizmetimize sunan kardeşlerime teşekkür ediyorum. Tabii bunun bitiş tarihi sözleşmeye göre 2023 sonuydu. Görüşmelerimizi yaptık, görüşmelerimiz sonucunda 18 ay erken bitirerek inşallah 18 Mart 2022’de köprüyü açacağız. Nasıl iyi mi? ("İyi" sesleri)
Bak şimdi bugün çırpınıyor deniz, buradan şimdi artık feribotlar da çalışmaz, zorluk var, öyle mi? Ama asma köprümüz yapıldıktan sonra artık böyle bir şey kalmayacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından restorasyonu, çevre tefrişatı, tanzimi tamamlanan Fatih Sultan Mehmet’in emaneti Kilitbayır Kalesini Türkiye’nin ilk kale müzesi olarak Türk turizmine kazandırıyoruz, hayırlı olsun.
Bir diğer önemli eser ise, Osmanlı ve Selçuklu mimarisiyle 15 bin metrekare üzerine inşa edilen Alçıtepe Camiidir. Türk Hava Yollarımız ve Opet Firmasının desteğiyle 7 ay gibi kısa bir sürede bitirilen bu cami, hem bölgeyi ziyarete gelen misafirlerin, hem de Çanakkaleli kardeşlerimin ibadet ihtiyacını karşılayacaktır. Kapalı, yarı kapalı ibadet alanları, avlusu, sosyal mekânları, eğitim alanları, kütüphanesi, abdest alma yerleri, gasilhanesi, mutfağı ve otoparkıyla adeta bir külliyeyi andıran bu eserin de hayırlı olmasını diliyorum. Allah hayır sahiplerinden razı olsun.
Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize şifalar diliyorum. Ülkemize kazandırdığı hizmetlerle şehitlerimizin emanetine sahip çıkan, büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda çaba harcayan herkese şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Allah bize hep birlikte 1915 Çanakkale Köprüsünü açmayı da nasip etsin diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Duyuyor musunuz bizim sesimizi?
Çok teşekkür ediyoruz, ancak şu anda ben mikrofonu Diyanet İşleri Başkanımıza vereyim, duamızı yapalım, ondan sonra hem Alçıtepe’yi, hem bugünkü tüm açılışların da duası mesabesinde duamızı gerçekleştirelim.