Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Çiftçilerimiz Milletin Evinde programindaki konusmasi

 

Değerli çiftçi kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın kıymetli mensupları, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum.

Siz çiftçi kardeşlerimi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, şu milletin evinde, bu gazi mekanda ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Bildiğiniz gibi, bu gazi mekanın çevresinde 29 şehidimiz var, 36 gazimiz var. Ve şimdi birilerinin burası niye yapıldı, bu niçin yapıldı dedikleri şu milletin evinin işte sizlerle beraber niçin yapıldığı ortada. Buralarla ilgili yargıya gittiklerini biliyorsunuz değil mi? Ama tabi gittiler, avuçların yaladılar. Çünkü yapılan yanlış bir şey yoktu, her şey bu millet içindi, her şey bu vatan içindi, her şey bu ülke içindi, dolayısıyla hak yerini buldu.

Ülkemizin 81 vilayetinden gelerek Külliyemizi onurlandıran değerli çiftçilerimize gönülden teşekkür ediyorum.

Böylesine anlamlı bir program vesilesiyle bizleri buluşturan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza, Sayın Bakana ve mesai arkadaşlarına da ayrıca şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Sözlerimin hemen başında sizlerin vasıtasıyla ülkemizdeki tüm çiftçilerimize olan minnettarlığımızı ifade etmek istiyorum.

15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinde çiftçilerimiz gerçekten takdir edilecek bir duruş sergilediler. Ak koyun ile kara koyunun belli olduğu o gece, çiftçilerimiz en ön safta FETÖ’cü hainlere karşı mücadele ettiler. Vatanımız ve bağımsızlığımız uğruna kimi 1 yıllık hasadını, kimi traktörünü, kimi canını, kimi de canından aziz bildiği evladını feda etti. Bir dönem sırf kasketinden, kılık-kıyafetinden dolayı Kızılay’a alınmayan insanlar, 15 Temmuz gecesi Kızılay Meydanında demokrasi destanı yazdılar. Sizler fedakarlığınızla, benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi diye soran kibir abidelerine o gece büyük bir ders verdiniz. Sizler, söz konusu vatansa gerisi teferruattır sözünü o gece bir kez daha eteğe kemiğe büründürdünüz. Sizler, her karış toprağı mübarek şehit kanlarıyla sulanan bu aziz vatanın sahipsiz olmadığını dost-düşman herkese ilan ettiniz. Sizler, lafa gelince tankın üzerine ilk ben çıkacağım diyen, ancak tankları görünce ilk kaçan, ilk sıvışan korkaklara da cesaret ne demektir onu öğrettiniz. Rabbim sizlerden razı olsun.

Kardeşlerim; yürek sizde, kürek onlarda. Rabbim yol arkadaşlığımızı, dayanışmamızı, muhabbetimizi daim eylesin.

Ben buradan bir kez daha 15 Temmuz gecesi canlarını, mallarını ve ciğer parelerini bağımsızlığımız için feda eden tüm çiftçi kardeşlerime şahsım ve ülkem adına şükranlarımı sunuyorum.

O gece kalleş kurşunların hedefi olan tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Buyurun birer Fatiha okuyalım.

Değerli kardeşlerim; bugün hem hasret gidermek, hem de tarım ve hayvancılık konusunda hayata geçireceğimiz yeni projelerimizi paylaşmak üzere biradayız. Biraz sonra inşallah Türkiye’nin hayvancılık sektörüne çok ciddi katkıları olacak müjdeleri sizlerle birlikte milletimize duyuracağız. Açıklayacağımız yeni teşviklerin ülkemizdeki hayvan yetiştiriciliğine yeni bir soluk, yeni bir ivme kazandıracağına inanıyorum.

Zira günümüzde şu gerçeği artık hepimiz net bir şekilde görebiliyoruz: Bir millet stratejik önemi yüksek alanlarda başarı sağlamadan geleceğine ümitle bakamaz. Güçlü ülke sadece ordusu, ekonomisi, diplomasisi güçlü olan ülke değildir, güçlü ülke tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında da kendini ispatlamış ülkedir.

Bir devlet için savunma ve yerli silah sanayi ne kadar önemliyse, gıda güvenliği de aynı derecede ehemmiyetlidir. Bir milletin özgürlüğü için ekonomik imkanlar ne kadar elzemse, tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeter olması da o derece şarttır. Sofrasında tükettiği gıdayı dışarıdan alan, en temel ihtiyaçlarını ithal eden bir ülkenin bağımsızlık iddiası havada kalmaya mahkumdur; gerek kendi tarihimizde, gerekse dünya tarihinde bunun sayısız örneğini görürüz. Nüfus, silah ve asker bakımından güçlü olduğu halde, gıda kaynakları yeterli olmadığı için yeryüzünden silinen toplumlar, devletler olduğunu biliyoruz. Bunun için Türk milletinin tarih boyunca iki ana mesleğe çok büyük önem verdiğine şahit oluyoruz; bunlardan ilki askerlikse, diğeri de rençberliktir, tarım ve hayvancılıktır. Biz bu iki özelliğini daima korumuş, daima muhafaza etmiş bir milletiniz.

Biz, Aşık Veysel’in ifadesiyle: “Benim sadık yârim kara topraktır” diyen, toprağa sevdalı, toprağa gönülden bağlı bir milletiz. Onun için, dikkat edin, toprak bizde nedir? Anadır ana, toprak ana. Kaldı ki, biz topraktan geldik tekrar toprağa gideceğiz, toprak bu kadar önemli. Bin yıldır onca saldırıya, onca ihanete rağmen Anadolu’da tutunmamızın sırrı işte buradadır, bu sevdadadır.

Tarih boyunca sömürgeciler bizi vatan kıldığımız bu topraklardan söküp atamamışsa, bunda askerlik yanında tarım alanındaki gücümüzün, zenginliğimizin de çok büyük payı vardır. En güçlü olduğumuz dönemlerde dahi toprağı ihmal etmedik, toprakla bağımızın kopmasına izin vermedik. Coğrafi olarak sınırlarımızı genişletirken, tarım konusunda da tımar sistemi gibi yenilikleri, yeni yöntemleri uygulamaya koyduk. Tımar sisteminin iyi işlediği dönemlerde Osmanlı Devletini asırlar boyunca ayakta tutuğunu, sistemin bozulmasıyla beraber de devletin zayıfladığını tüm tarihçiler ifade ediyor. Gerçekten de ülkelerin yükselişi de, çöküşü de tarımla başlıyor. Bunun için güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğini asla unutmamak zorundayız.

Değerli kardeşlerim; sizler ekmeğinizi topraktan çıkarıyorsunuz, sizler her bahar ilahi bir müjdeye, bir mucizeye şahitlik ediyorsunuz. Sizler toprağa atılan ölü tohumun filizlenmesindeki o ilahi hikmeti bizzat görüyor, toprağın bereketiyle ailelerinizi geçindiriyor, ülkemizi doyuruyorsunuz. Gönül dostları ne güzel söylemiş:

“Gökte uçan hüma kuşu

Ne bilir dalın kıymatın

Kargayı kondurman dala

Ne bilir gülün kıymatın

Çift sürüp ekin ekmeyen

Meydana sofra dökmeyen

Arının kahrın çekmeyen

Ne bilir balın kıymatın.”

Evet, toprağın kahrını çekmeyenler onun kadri kıymetini bilemez. Toprakla hemhal olmayan, onunla vakit geçirmeyen, toprakla yaşamayan insanın toprağı anlaması da mümkün değildir. Bakıyorsunuz hayatında köye gitmemiş, çiftçi kardeşlerimizin o nasırlı ellerinden tutmamış, yer sofrasına bağdaş kurup tandır ekmeğinin ucundan bölmemiş kişiler tarımla ilgili ahkam kesiyor, hadi canım sen de. Kimi grup kürsülerinde, kimi televizyon ekranlarında sabah-akşam Hükümetimizin tarım politikalarını eleştiriyor. Atalar, “cahil cesur olur” derler. Namık Kemal de: “Zihni fukara olanın aklı ukala olur” der. İşte bunlar da tarım konusundaki cehaletlerini, bilgisizliklerini, ukalalıklarıyla, yüzsüzlükleriyle örtmeye çalışıyorlar. Oysa Türkiye’nin en başarılı olduğu alanlardan biri şu anda tarım ve hayvancılıktır. Bunun en yakın şahidi de sizlersiniz, çiftçilerimiz. Bu ülkenin son 15 senede tarım ve hayvancılıkta nasıl mesafe kat ettiğini en iyi sizler biliyorsunuz. Ben özellikle grup kürsüsünde ahkam kesen, şecaat arz ederken sirkatin söyleyen, her konuşmasında tarım ve hayvancılık konusundaki cehaletini ifşa eden Ana Muhalefetin başındaki zata bunları şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.

Son 15 yılda nasıl ekonomide, ulaşımda, sağlık ve eğitimde ülkemizde çağ atlatmışsak, hamdolsun tarım, hayvancılık ve gıda alanında da Türkiye’yi çok farklı bir noktaya taşıdık. Tarım, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde görmediği ilgiye, alakaya ve desteğe bizim zamanımızda kavuştu. Tarım politikalarımızı günü birlik veya popülist yaklaşımlarla değil planlı, programlı, kısa-orta-uzun vadeli hedefleri olan kapsamlı projelerle belirledik. Çiftçilerimizi tarım politikalarımızın merkezine koyarak onlara hak ettikleri değeri verdik. Üreticilerimize son 15 yılda 103 milyar lira nakit hibe desteği verdik. Ne demek bu? 103 katrilyon, rakamı görüyor musun? Ey Ana Muhalefetin başı, sen böyle bir rakamla hiç tanıştın mı ya? 2002’de göreve geldiğimizde 1.8 milyar lira olan yıllık tarımsal destek rakamını 2012 yılında nereye çıkardık? 13 milyar liraya. Ne demek bu? O da değerli kardeşlerim, 13 katrilyon eski rakamla.

Çiftçilerimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılında ilk kez mazot desteğini biz başlattık. Şimdi de 23 Şubat 2018 tarihinden itibaren çiftçilerimizin mazot maliyetinin yarısını biz ödemeye başlayacağız. Nasıl, iyi mi? ("Evet" sesleri) Hayırlı olsun. Rabbim inşallah bununla birlikte bereketini de lütfetsin. Gübre desteğini 2005 yılında yine ilk kez doğrudan çiftçilerimize biz verdik. 2002 yılında sadece dört ürüne verilen prim desteğini 21 ürüne çıkarttık. Bu kapsamda 2003-2017 döneminde toplam 30 milyar lira prim desteği verdik, yani 30 katrilyon eski rakamla.

Ayrıca, üreticilerimizin uygun koşullarda finansmana ulaşmasını sağlayarak çiftçilerimizin omuzlarındaki faiz yükünü hafiflettik. Çiftçi kardeşlerim; 2002 yılında, yani biz göreve geldiğimizde Ziraat Bankasından yüzde 59, Tarım Kredi Kooperatiflerinden yüzde 69 faiz oranı ile kredi kullanıyordu biz göreve geldiğimizde. Bu faiz oranlarını zaman içinde konulara göre sıfır ile yüzde 8,25 oranına kadar düşürdük. Böylece ziraat bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi miktarında çok büyük artış sağladık. 2005 yılındaki toprak koruma ve arazi kullanımı kanunu ile tarım topraklarımızın amaç dışı kullanımını engellemek suretiyle çok daha farklı bir adımı atmış olduk.

2014 yılında yapmış olduğumuz yasal düzenlemeyle ülkemizin 10 yıllardır kanayan yaralarından olan verimli arazilerin miras yoluyla bölünmesine son verdik. Ayrıca, arazi toplulaştırma çalışmalarıyla yıllar içinde parçalanmış, küçülmüş, verimi düşmüş tarım arazilerimizi tekrar üretime kazandırmak için adımlar attık, yani meşhur toplulaştırma yasası. Bizden önceki 41 yılda 450 bin hektar arazide toplulaştırma yapılmışken son 15 yılda bu rakamı 13,5 kat artışla 6.1 milyon hektara çıkarmış olduk.

2023 yılına kadar 14,3 milyon hektar alanda arazi toplulaştırmasını tamamlamayı, 8,5 milyon hektarlık alanın tamamını da modern sulama teknikleriyle suya kavuşturmayı hedefliyoruz.

Değerli kardeşlerim; tarımsal üretim potansiyeli yüksek toplam alanı 6,1 milyon hektar olan 192 büyük ovayı koruma altına aldık. Toplamda 834 bin hektarlık 59 büyük ovayı daha koruma altına alıyoruz. Böylece koruma altına alınan ova alanını 7 milyon hektara çıkarıyoruz. Milli tarım projesi kapsamında havza bazlı destekleme modeline geçtik. Belirlenen 941 havzada destekler bu modele göre verilmeye başlandı. 453 bin dekar alanda mera ıslahı yapılıyor. Üretimde verimliliği ve kaliteyi doğrudan etkileyen sertifikalı tohum ve fidancılık ilk kez 2005 yılında destek kapsamına alındı. Son 10 yılda bu alana 1 milyar liranın üzerinde destek sağlandı. Araştırma-geliştirme ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla tohumluk üretimimizi yıllık 145 bin tondan 958 bin tona çıkardık. Türkiye’yi tohum ihraç eden bir ülke konumuna ne yaptık? Getirdik, taşıdık. Tohumluk ihracatımız 17 milyon dolardan 153 milyon dolara çıktı. Türkiye tarımsal hasılada Avrupa Birincisi oldu. 2002 yılında 3,7 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2017 yılında 17 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımda net ihracatçı bir ülke konumuna geldi. Ama bunu Ana Muhalefetin başı bilmiyor ya, hangi ülkede yaşadığının farkında değil.

Değerli kardeşlerim; elbette bunlarla yetinmeyecek, çok daha ilerisini hedefleyeceğiz. Belki de rekabetin en yoğun olduğu sektörlerin başında biliyorsunuz tarım geliyor, ülkemizin ve siz değerli çiftçilerimizin başarı çıtasını sürekli yukarıya taşıması gerekiyor. Bizler devlet olarak daima sizlerin yanında olmayı sürdüreceğiz.

Nitekim tarım ve hayvancılık alanında yeni bir dönemin kapılarını aralayacağını düşündüğüm bir projeyi bugün hayata geçiriyoruz. Ülkemizde hayvan yetiştiriciliğini geliştirmek, damızlık koyun ve sığır sayısını artırmak ve kırmızı et ihtiyacının karşılamasına önemli katkı sağlamak üzere inşallah bugün önemli bir adım atıyoruz.

Bu projeyle talep eden tarım kredi kooperatifleri üyesi yetiştiricilerimize TİGEM aracılığıyla Ziraat Bankasından kredi kullandırarak 300 başa kadar damızlık koyunu ve yemini temin ediyoruz.

Üreticinin bakım, hizmet bedeli ve sigortasını avans olarak ödüyor, doğacak kuzulara da alım garantisi veriyoruz; iyi mi? Bak ona göre ha bunlara evlatlarınız gibi bakacaksınız, ona göre de bunları yetiştireceksiniz. Yetiştiriciye verilen avansları da üreticilerden alınacak kuzuların bedellerinden ne yapacağız, mahsup edeceğiz.

Sığır yetiştiriciliğini geliştirmek, damızlık sağır sayısını artırmak ve kırmızı et ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere ise Ziraat Bankası kanalıyla yetiştiricilerimize hayvan ve yem temini için yüzde 10 sübvansiyonlu kredi sağlıyoruz. Hüseyin Efendi, ona göre, bak çok çalışacaksın.

Tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla damızlık düve veriyor, bu düvelerin koyunlarda olduğu gibi veterinerlik, aşı ve küpe hizmetlerini bedelsiz karşılıyoruz.

Ayrıca, TARSİM sigortasının yetiştiriciye düşen kısmını devletin ödemisin sağlıyor, yetiştiricimizi sosyal güvence kapsamına alıyoruz.

Yetiştiricimiz kredi borcunu ilk 2 yılı geri ödemesiz, bak bu kıyağı da unutmayın ha, 7 yılda bankaya ödüyor, tamam.  Böylece hem başlangıçta imkan sağlayarak, hem de üretime alım garantisi vererek hayvancılıkta yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz.

Diğer taraftan, her köy bir işletme mantığı ile bitki üretimine de farklı bir vizyon kazandırıyoruz.

Tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla üreticilerimizin girdi teminlerini kolaylaştırıyor, elde ettikleri ürünlere yine alım garantisi veriyoruz. Böylece inşallah Bakanlık ve çiftçinin üretimin her aşamasında birlikte hareket ettiği, koordineli çalıştığı bir sistemi hayata geçiriyoruz.

Girdi teminiyle çiftçilerimizin ekim sezonu öncesindeki finans problemini çözünüyor, aracılara olan bağımlılığı azaltıyoruz.

Ayrıca, bizim en önemli geleneklerimizden olan imece sistemini, yani çiftçilerin kendi aralarında birlikte çalışma kültürünü ne yapacağız?  Geliştireceğiz.

Tüm bu yeni hizmetlerin hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli kardeşlerim; son 15 yıldır olduğu gibi önümüzdeki süreçte de sizlerin yanında olmaya, çiftçilerimizi tüm gücümüzle desteklemeye devam edeceğiz. Biz sizlere güveniyoruz, biz toprağına gözü gibi bakan, gerektiğinde vatanı için varını, yoğunu ortaya koyan siz çiftçi kardeşlerimize inanıyoruz. Biz el ele verdiğimiz zaman evvel Allah üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir yükün, hiçbir sorunun olmadığının bilincindeyiz. Daha güçlü bir tarım sektörü ve daha güçlü bir Türkiye için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah hep birlikte ülkemizi 2023 hedefleriyle, 2053 ve 2071 vizyonlarına kavuşturacak hamleleri gerçekleştireceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha emekleriniz, gayretleriniz, fedakarlıklarınız için sizlere şükranlarımı sunuyorum.

Açıkladığımız yeni teşvik sisteminin siz çiftçi kardeşlerime hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum, Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin diyorum, verimli bir sene diliyorum, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.