Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Devlet Protokolü Ile Iftar Programinda yaptigi konusmanin tam metni

 

… en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Bugün itibariyle artık yarısını geride bıraktığımız Ramazan-ı Şerifimizi gönülden tebrik ediyorum. Tuttuğumuz oruçların, yaptığımız ibadetlerin hak kakında kabul ve makbul olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye yeni bir seçimle birlikte yeni bir yönetim sistemine geçmenin de arifesindedir. Hedefimiz; önümüzdeki dönemde ülkemizi yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla her alanda daha da ileriye götürmektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ülkemizin 200 yılı bulan yönetim sistemi arayışlarının zirvesidir.

1920’de açılan Büyük Millet Meclisi ve Cumhuriyetimizin kuruluşu, milli iradenin en büyük şahlanışıydı. Tek parti devrini ise demokratik bir dönem olarak zaten göremeyiz. Çünkü ortada milletimizin hür iradesiyle yaptığı bir tercih yoktu. 1950 yılında geçtiğimiz çok partili siyasi hayatımızda maalesef şöyle belirli dönemler hariç sürekli bir istikrarsızlık hali yaşadık. Türkiye’nin elde ettiği hemen tüm kazanımlar nispi istikrar dönemlerinde elde edilmiştir. Buna karşılık darbeler ile 1970 ve 1990’lı yıllar gibi kaos dönemlerinde gerçekten çok büyük bedeller ödedik. 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi istikrar döneminde dahi sistemin nasıl tıkanabileceğini hepimize gösterdi.

Yapılan Anayasa değişikliğinin ardından 2014 yılında cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesiyle yönetimin iki başlı yapısı artık iyice belirgin hale geldi. Cumhurbaşkanı ile Hükümetin uyumu dahi sistemin bu karakterinden kaynaklanan sorunları çözmeye yetmedi. Tabii bu arada 15 Temmuz darbe girişimi gibi bir büyük felaketle daha yüzleştik. Ülkemizde artık bittiğini sandığımız, geri gelmez dediğimiz darbeci, vesayetçi sistemin fırsat bulduğunda hemen hortlayabileceğini bu darbe girişimiyle gördük.

Hepinizin de yakından takip ettiği bir süreç sonunda önce 16 Nisan halk oylamasını yaşadık, ardından gündeme 24 Haziran erken seçimi geldi. Anayasa değişikliğine göre yeni yönetim sistemimiz tüm unsurlarıyla 24 Haziran seçimlerinin ardından inşallah yürürlüğe girecek.

Uyum yasaları konusunda Meclisimiz Hükümete yetki verdi, bu konudaki çalışma sürüyor.  

Ayrıca, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yönetim mimarisi konusunda da bir süredir çalışmalarımızı yürütüyoruz, dersimize iyi çalışıyoruz. Bu düzenleme ile bakanlıkların sayısından benzer işleri yapan kurumların birleştirilmesine ve personel statüsüne kadar pek çok yeniliği seçimin hemen ardından hayata geçirmiş olacağız. Şimdiden ülkemiz, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlar; cumhuriyetin ve demokrasinin özünde şüphesiz ki güçler ayrılığı vardır. Yani Meclis kanunları çıkaracak ve denetim görevlerini yapacak. Hükümet, bu kanunlara göre ülkeyi yönetecek. Yargı da yine bu kanunlara göre adaletin tesisini sağlayacak. Peki, ülkemizde 24 Haziran’da sona erecek olan mevcut sistemde gerçekten işler böyle mi yürütülüyordu? Her şeyden önce Meclis’te çoğunluğa sahip olmayan bir hükümetin kurulabilmesi, hadi kuruldu, çalışabilmesi mümkün değildi. Mecliste çoğunluğa sahip hükümet kanun tasarıları vasıtasıyla hem yasamayı, hem yürütmeyi kontrol ediyordu. Bu süreçte yargı konusunda dönem dönem değişen karaktere sahip olsa da genel hatlarıyla sıkıntılar yaşandığı hepimizin malumudur. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle Meclisi kanun çıkarma konusunda –burasının altını çiziyorum- tek merci haline getiriyoruz. Hani birileri diyordu ya, Meclis işlevsiz kalacak. Hiç alakası yok, tek kanun yapma, kanun çıkarma mercii Meclis’tir, cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi asla yok. Bütçe dışında Meclis’e kanun tasarısı veya teklifi götürme hakkı olmayan cumhurbaşkanı, partisi çoğunlukta bile olsa yasama organıyla mesafesini korumak zorundadır.

Yasamayla yürütmenin dengeye kavuştuğu bu ortamda yargının da tarafsız ve bağımsız bir şekilde çalışması hiç şüphesiz daha kolay olacaktır. Hepinizin çok iyi bildiği bu işleyişi burada tekrar ederek Türkiye’nin yeni dönemde ideal düzeydeki güçler ayrılığına biraz daha yaklaşacağını belirtmek istiyorum.

Tüm temsilcileri bugün aramızda olan bu üç erkin mensuplarından yeni yönetim sisteminin uygulamasına destek vermelerini özellikle rica ediyorum.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, dünyanın ve bölgemizin içinden geçtiği büyük dönüşümden, ülkemizin hedeflerine ulaşarak çıkması konusunda büyük bir imkândır. Gelin bu imkânı hep birlikte değerlendirelim istiyorum. Gelin Türkiye’yi 2023 hedeflerine hep birlikte ulaştıralım. Gelin çocuklarımıza 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri bir zemini hep birlikte kuralım. İşte bunun için biz 24 Haziran seçimlerinde milletimize güçlü Meclis, güçlü hükümet, güçlü Türkiye sözü veriyoruz.

15 Temmuz darbe girişiminde tarihimizde ilk defa ölsek de buradayız diyerek darbecilere direnen Meclis’imizin, yine tarihimizde ilk defa darbecilerin değil milletin yanında saf tutan yargımızın itibarını yükseltmek hepimizin boynunun borcudur.

Değerli arkadaşlar, Türkiye gerek bulunduğu coğrafya, gerek sahip olduğu kadim tarih, gerekse temsil ettiği değerler itibariyle hep saldırıların hedefinde olmuştur.

Son yıllarda ardı ardına yaşadığımız hadiselerin birbirinden bağımsız olmadığını akıl ve izan sahibi herkes gayet iyi biliyor. Her şeye rağmen ülkemizi bölgemizde yaşanan çalkantıların dışında tutmayı başarmış olmamız dahi çok önemlidir. Hatta bununla kalmadık, bölgemizdeki kardeşlerimizin en büyük yardımcısı, en büyük destekçisi biz olduk. Türkiye’nin altında kalacağı sanılan sorunların bir süre sonra ülkemizin uluslararası alandaki en büyük gücü haline dönüşmesi, millet ve devlet olarak hep birlikte ortaya koyduğumuz vakur duruşun eseridir. Üzerimize salınan terör örgütlerini birer birer hezimete uğratarak sadece güvenliğimizi sağlamakla kalmadık, aynı zamanda yeni imkânların da kapısını açtık. Türkiye, kendisine yönelik tehditleri sınırları ötesinde karşılayabilecek diplomatik ve askeri kabiliyete sahip bir ülke haline geldi.

Bu vesileyle terörle mücadele operasyonlarımızda, sınır ötesi operasyonlarımızda 15 Temmuz’da şehit olan tüm güvenlik güçlerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize rabbimden sıhhat ve afiyet temenni ediyorum.

Bugün Türkiye geleceğine dün olduğundan daha güvenle bakıyor. Terör meselesini ülkemizin gündeminden tamamen çıkartana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Ekonomi de önem ve öncelik verdiğimiz alanlardan biridir. Türkiye’yi geçtiğimiz 16 yılda 3,5 kat büyüterek kalkınma konusundaki kararlılığımızı göstermiştik. G-20’de 17. ülke olmak rastgele bir olay değildi. Şimdi hedef, 10’a girmek. Hedefimiz, önümüzdeki dönemde ülkemizi iki kat daha büyütmektir. Bunun için hem maliye, hem para politikalarında hedeflerimize uygun bir disiplin, istikrar ve dirayetle hareket ederek ulaşacağız. Ülkemizin önünün kesilmek istendiği her dönemde harekete geçirilen o kur silahını aldığımız ve alacağımız tedbirlerle etkisiz hale getirmekte kararlıyız.

Terör örgütlerinin içeride ve dışarıda nice güçlerin engelleyemediği Türkiye’nin yükselişini ekonomi politikalarımızı hedef alan sabotajlarda da kesinlikle durduramayacaklardır.

Değerli dostlar, devlet yönetmek bir ekip işidir, bu ortak akıl ister. İnşallah bunu önümüzdeki günlerde ekranlarda da size ayrıca göstermek istiyorum. Bu ekibin en önemli unsurları olan sizlere çok önemli görevler düşüyor. Hepimizin bulunduğumuz görevlerin hakkını vererek çalıştığımızda bizim için kurulan tüm tuzakları tersine çevirmeyi sürdürebiliriz. İnşallah seçimlerin hemen ardından tüm bu meselelerin üzerine sizlerle birlikte çok daha kararlı bir şekilde gidecek ve sorunları da çözeceğiz.

Rabbim, emeğiniz ve katkınız için her birinizden razı olsun. Bir kez daha Ramazan-ı Şerifinizi kutluyor, soframızı teşrifleriniz için her birinize teşekkür ediyorum.

Dua ediyorum; ya Rab, bizleri Ramazan-ı Şerife kavuşturduğun gibi bayrama da birlik, beraberlik içerisinde kavuştur.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.