Cumhurbaskani Erdogan’in Elazig 6. Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni
Değerli dava ve yol arkadaşlarım, Gakkoşlar; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan, bu salondan Elazığ’ın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki her bir kardeşime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
Elazığ 18 Şubat’ta yaptığımız ahde sahip çıkarak, sözünü tutarak 16 Nisan halkoylamasında yüzde 72’yle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet dedi. Palu yüzde 92’nin üzerindeki evet oyuyla ilçeler arasında ilk 5’e girdi. Baskil yüzde 87’yle, Kovancılar yüzde 85, Arıcak yüzde 83’ü bulan oranlarla Türkiye genelinde ilk 100’ün içine girdi.
Geçen gelişimde ne demiştim? “Elazığ seninle gurur duyuyor.” Ben de sizlerle gurur duyuyorum.
“Gakgom babacandır, gözü de pektir,
Mazluma yumuşak, zalime serttir.
Kalleşliği bilmez, haza erkektir.
Herkese Gakgomsun denilmez Gakkoş.”
Evet, bu sonuçla herkese Gakkomsun denilmeyeceğini tüm Türkiye’ye gösterdi.
Bu güzel sonuçlar için sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Elazığ’a yakışan işte böyle bir netice, Rabbim yol arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum.
Kongremizin şehrimiz için, Elazığlı kardeşlerimle bütün birlikte ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Elazığ teşkilatımızda görev alan tüm kardeşlerime emekleri, gayretleri, fedakarlıkları için şükranlarımı sunuyorum. Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Elazığ teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet, mağfiret diliyorum.
Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma partim adına teşekkür ediyorum. Bayrağı devralan kardeşlerime de Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum.
Elazığ tarihinin her döneminde cesaret abidesi kahramanlar çıkarmış bir şehirdir. Bunun son örneği de yaklaşık 1 yıl önce teröristleri tabancasındaki son kurşuna kadar çarpışarak durduran ve ardından şehit olan Fethi Sekin kardeşimizdir. Şöyle hep beraber Fethi Sekin kardeşimizin şahsında tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, birer Fatiha okuyalım.
Şehidimizin İzmir Adliyesi önündeki çatışmasının görüntülerini her izleyişimde dilimin ucuna hemen şu şiir geliyor: “İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için ve kahramanalar can verir yurdu yaşatmak için.” Evet, Fethi Sekin tıpkı 15 Temmuz şehitlerimiz gibi yurdu yaşatmak için can veren kahramanlardan biri olarak, milletimizin ve ülkemizin tarihine ismini yazdırmıştır. Kendisine ve tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Değerli kardeşlerim; Türkiye 1984 yılından bu yana kesintisiz şekilde terörle mücadele yürüten bir ülkedir. Dünyanın en eli kanlı vahşi, ahlaksız bu terör örgütlerinden biri olan PKK’nın milletimize musallat oluşunun üzerinden 34 yıl geçti. Asker, polis, güvenlik korucusu, jandarma, kamu görevlileri, vatandaş olarak onbinlerce kardeşimizi teröre kurban verdik. Elazığ ve Elazığlılar bu uzun terörle mücadele döneminde cesur duruşlarıyla, mücadele azimleriyle, kahramanlıklarıyla daima devletlerinin yanında yer aldılar. Terör örgütü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizden ülkemizin batısına ve kuzeyine geçiş yapamamışsa, bunda Elazığ’ın çok büyük payı vardır, çünkü burası coğrafi olarak tam bir kilit noktasıdır. Elazığ’ı geçmeden ne kuzeye, ne batıya gidemezsiniz. Sizler adeta bir set olup terör urunun ülkemize yayılmasını engellediniz, sağ olun, var olun. Bu mücadelenin elbette bir bedeli oldu, Fethi Sekin örneğinde olduğu gibi pek çok kardeşimiz hayatını kaybedip şehit oldu, gazilik unvanıyla şereflenenler oldu. İsmi kirletilip tarihe gömülmek istenenler oldu, biz hepsini de biliyoruz. Kim bu ülke için ne yapmış, hangi fedakarlıkta bulunmuş, bunun için nasıl bir bedel ödemiş, hepsinin de farkındayız.
Ne diyor Arif Nihat Asya: “Işığını öne al yürü, gölgen arkadan ister gelsin, ister gelmesin.” Elazığlılar vatan sevgisini, millet sevgisini, devlet sevgisini, bayrak sevgisini, ezan sevgisini önlerine alıp yürümüşler, geriye de dönüp bakmamışlar.
Gençler, yine Arif Nihat Asya’nın deyimiyle; şehitler tepesini boş bırakmamışlar, cesaretleri ve sadakatleriyle dalgalanmak için bekleyen bayrağın rüzgarı olmuşlardır.
Elazığlıların kahramanlığını en güzel türkülerde görmek mümkündür. Maşallah maşallah, yani bugün Elazığ gerçekten bir başka. Yahu sizin gadanızı alam be, maşallah maşallah.
Ne diyor o türküde:
“Havada bulut yok, bu ne dumandır,
Mahlede ölü yok, bu ne şivandır,
Bu Yemen elleri ne yamandır,
Ah o yemendir, gülü çimendir,
Giden gelmiyor acep nedendir.”
Evet, bu ünlü Yemen türküsünün pek çok şehrimiz gibi işte bu şekilde bir Elazığ versiyonu da var. Elazığlılar dün Yemen’e ve coğrafyamızın dört bir yanına evlatlarını göndermişlerdir. Bugün de ülkemizin yedi düvele karşı verdiği mücadelede en büyük desteği aldığımız kardeşlerimizin başında Elazığlılar geliyor. Şimdi bugün buradan, Elazığ’dan Rabia’mızı öyle bir haykıralım ki, dostlarımızın yüreği ferahlasın, düşmanlarımızın kalbi daralsın. Hazır mıyız? “Evet.”
Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Türk’üyle, Kürt’üyle, Zaza’sıyla, Gakkoş’uyla, Arap’ıyla, Arnavut’uyla, velhasıl 80 milyon tek millet ve bizi bölemeyecekler.
İki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi belli, şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.
Üç: tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı bölemeyecekler, kim ki bölmeye teşebbüs ederse işte F-16’larımızla, helikopterlerimizle, tanklarımızla, toplarımızla inlerine gireriz. Gabar’da girdik mi? “Evet.” Tendürek’te girdik mi? “Evet.” Cudi’de girdik mi? “Evet.” Kato’da girdik mi? “Evet.” Ve yetmedi ta Kandil’e kadar gittik, yetmeyecek daha da gideceğiz. Herkes haddini bilecek. Bu millete saldıranlar bunun bedelini ağır ödeyecek, bunu bilecekler. Ve Fırat Kalkanı harekatı nedir? Bunun örneğidir? Ve inşallah durmak yok, aynen yola devam.
Ve dördüncüsü; tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok, tamam. Yok paralel devletmiş, yok şu devletmiş, bu devletmiş. Nerede? Pensilvanya’da. Ne işin var orada? Hadi sıkıyorsa gel, buraya gel. Arkana Amerika’yı alma suretiyle Pensilvan’da durmanın sana kazandıracağı bir şey yok. Amerika da seni bir yere kadar taşır ha Feto, bunu bilesin, ondan sonra Amerika da seni kapıya koyacak, o zaman da kaçacak delik arayacaksın. Sen kaçaksın, biz de seni kovalayacağız.
İşte bu coşku, işte bu azim, işte bu kararlılık bizlerde olduğu sürece, evvel Allah bu ülkenin, bu milletin sırtını kimse yere getiremeyecektir. Rabbim hepinizden razı olsun.
Kardeşlerim, Türkiye’nin terörle mücadele tarihi, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve bu bağımsızlık mücadelemizin de korunması tarihi olmuştur. Son 200 yıldır nerede bir terör hadisesi, nerede bir kargaşa varsa, değerli kardeşlerim, nerede bir kaos varsa, orada mutlaka birtakım güçlerin çıkarı, hesabı, tezgahı vardır. Koskoca bir Balkan coğrafyasının Osmanlı’nın elinden çıkışı, dini azınlıkların kışkırtılması sonucu önce asayiş sorunları, ardından büyük isyanlar ve nihayetinde dış güçlerin müdahalesiyle topyekun kopuşla gerçekleşmiştir. Hele Balkan Savaşı dediğimiz felaket sırasında ordumuzun neredeyse tek bir kurşun atmadan… “Bir gece ansızın gelebiliriz.” Hiç şüphesiniz olmasın, bir gece ansızın geliyoruz, geleceğiz.
Kardeşlerim; ehle Balkan Savaşı dediğimiz felaket sırasında ordumuzun neredeyse tek bir kurşun atmadan İstanbul sınırlarına kadar gerilemesi tarihimizin en büyük utançlarından biridir. Çanakkale Savaşında milletimizin ve ordumuzun gösterdiği olağanüstü çabanın ve yaptığı fedakarlıkları geresinde işte bu Balkan faciasından alınan ders ve hatta duyulan mahcubiyet vardır. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Çanakkale’de kendilerinden katbekat üstün düşman güçlerine karşı hücum emri verdiğinde, askerlerine Balkan utancını bir daha görmektense burada ölmeyi tercih edeceklerini söylüyordu.
Biz şanlı ecdadımızın başarılarıyla övündüğümüz kadar, tarihimizden ders almasını da bilen bir milletiz. Balkan faciasından aldığımız dersle Çanakkale’de moralimizi düzelttik, Kurtuluş Savaşında yeni devletimizi kurduk. Şimdi de son 200 yıldır yaşadıklarımızdan, özelikle de 34 yıllık terörle mücadele geçmişimizden aldığımız dersle Suriye’de, Irak’ta, sınırlarımız boyunca her yerde aktif bir politika izliyoruz.
Ülkemize yönelik tehditlere artık karakollarımızın kapısında, şehirlerimizin caddelerinde, vatandaşlarımızın günlük hayatı içinde değil, doğrudan kaynağında tespit ve imha etme kararı aldık, bu stratejiyi adım adım hayata geçirdik. Biz terör örgütünü ülkemizde eylem yapamaz hale getirince, bu defa güney sınırlarımız boyunca bir koridoru oluşturma çabasıyla karşı karşıya kaldık. Fırat Kalkanı Harekatıyla bu koridoru tam ortasından, tabiri caizse bıçakla keser gibi böldük, attık ve bir gece ansızın vurduk.
Şimdi İdlib operasyonuyla bu koridorun batı kanadını çökertiyoruz. Afrin’deki teröristler teslim olmazlarsa orayı da başlarına yıkacağız, bu böyle biline. Mümbiç’te bize verilen sözler tutulmazsa, evet, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Irak’a kadar sınırlarımızı boyunca tek bir terörist kalmayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Kardeşlerim; buradan Suriye’deki terör örgütünü destekleyen, sözüm ona müttefiklerimizi bir kez daha kendilerini, evet, test etmeye davet ediyorum. Sadece 2017 yılı boyunca Türkiye şunu adım adım takip ediyor: Suriye’de terör örgütüne Amerika’nın göndermiş olduğu silah sayısı ne biliyor musunuz? 4 bin 900 tır; bunları biz biliyoruz. Böyle müttefiklik olmaz, böyle stratejik dayanışma olmaz. Sen PYD’ye, sen gideceksin YPG’ye bu silahları vereceksin, ondan sonra da bize, biz sizinle stratejik ortağız diyeceksin; bunu kimse yutmaz.
Ve 2 bin uçak dolusu silahı da derme çatma havaalanlarına indirerek örgüte teslim ettiğini biliyoruz. Artık kimse bize bu silahlar oradaki kuvvetlerimiz için lazım safsatasını tekrarlamasın. Karşımıza geçip bu silahların Suriye’deki Amerikan askerleri için geldiğini söyleyen kişi, asker başına bir kamyon ve bir tır silah gerektiğini iddia ediyor demektir. Kimse bizim zekamızla alay etmesin. Bugüne kadar bize söylediği her şey yalan ve manipülasyon olanlarla Suriye’de çözebileceğimiz sorun kalmamıştır. Yarın, öbür gün bölgede hiçbirimizin istemediği bir sıkıntı yaşanırsa, bilinsin ki sebebi işte bu yalanlarla bizi oyalayanlardır.
Teröristin üzerine üniforma giydirince, barındığı binanın tepesine de kendi ülkenizin bayrağını dikince hakikatler ortadan kalkmıyor. Bölgeye getirilen binlerce tır ve uçak dolusu silahın bir kısmı daha şimdiden karaborsada satılmaya, bir kısmı da bize karşı kullanılmaya başlandı, bunu biz Irak’ta yaşadık.
Türkiye olarak hala ve tüm samimiyetimle bölge politikalarımızı yine de biz Amerika’yla yürütmek istiyoruz, ancak bu tek tarafın isteğiyle olmaz. Yılanla yatağa giren neticelerine katlanır. Amerika kendini kaldırıp ve kandırıp yılan çukuruna atmakta bu kadar ısrarcıysa, kendisi bilir. Biz kendi başımızın çaresine bakarız. Biraraya toplayıp ordu kurduklarını sandıkları çapulcuları Allah’ın izniyle biz bir haftayı bulmaz, nasıl darmadağın edeceğimizi görecekler. Dün Cerablus’tan El Bab’a kadar olan hatta 3 bin DEAŞ’lıyı imha etmiştik, yarın gerekiyorsa 3 bin teröristi daha buralarda imha ederiz. Öyle veya böyle biz bu fitne çukurunu kapatmakta kararlıyız. Güneydoğu’da kapattık mı? “Evet.” Doğuda kapattık mı? “Evet.” Evelallah buralarda da kapatırız.
Bu mücadelede karşımızda yer alacak olanlar dönüp kendilerine bir baksınlar, çünkü biz bu ülkenin tek bir çakıl taşını, bu milletin tek bir evladını kimseye kaptıracak değiliz. FETÖ’yle içeriden fethedemedikleri Türkiye’yi bu şekilde kuşatarak teslim alacaklarını sananlar varsa, daha çok beklerler. Bu ülkede nasıl Fethi Sekin’ler, nasıl Ömer Halisdemir’ler bitmezse, Alparslan’lar, Ertuğrul’lar, Fatih’ler, Yavuz’lar, Gazi’ler de bitmeyecektir, bunu bilsinler.
Kardeşlerim; bizim kendi milletimiz, bölgedeki kardeşlerimiz ve dünyadaki tüm insanlar için gerçekten çok güzel, gerçekten çok hakkaniyetli, gerçekten çok kapsamlı hayallerimiz var, bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek için gece-gündüz çalışıyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi nereden nereye getirdiğimizin en büyük şahidi sizlersiniz. Şöyle 15-20 yıl önceye gidin, böyle bir Elazığ var mıydı ya, var mıydı soruyorum? "Hayır." Ben her gelişiminde Elazığ’ı bir başka görüyorum Allah’a hamdolsun, bir başka görüyorum. İşte havalimanından çıkıyorsunuz, şehir merkezine gelene kadar 2 çarpı 3 yol, 3 gidiş-3 geliş, nereden nereye. Kavşaklar elhamdülillah, nereden nereye. Parklar, nereden nereye. Üniversitesiyle, okullarıyla artık Elazığ bir batı kenti olmanın hamdolsun gerisinde değil, önüne çıkmış vaziyette.
Şayet şu son yıllardaki istikrarsızlar, çatışmalar olmasaydı, Türkiye’de sağladığımız bu büyük atılımın bölgemizdeki tüm kardeşlerimizin de hayatına olumlu yansımaları başlamıştı. Irak’ta, Suriye’de, Kuzey Afrika’nın tamamında, Orta Afrika’da, Balkanlar’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da öyle ümit verici gelişmeler yaşanıyordu ki, inanın bana kardeşlerimiz adına çok büyük heyecan duyuyorduk.
Değerli kardeşlerim; bakınız göreve başladığımızda bizim IMF’e olan borcumuz neydi? 23,5 milyar dolar ve 2013, bizim artık IMF’e borcumuz kalmadı, sıfırladık. IMF bizden borç istedi 5 milyar avro, biz de verin dedik. Merkez Bankasında döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, ama şimdi 120 milyar dolar, bak nereden nereye geldik, elhamdülillah, demek ki bereket, bolluk var.
Ve üçüncü çeyrekte büyümede dünyanın bir numarası olduk, bunlar durup dururken olmadı, çalış senin de olsun, çalıştık oldu.
Bölgeyi kana ve ateşe boğanlar bizimle kardeşlerimizin irtibatını tamamen kesmek için, terör dahil her yöntemi kullanıyor. Artık elhamdülillah kendi silahlarımızı da yapar hale geldik, artık silahlı insansız hava aracını yapar hale geldik, tanklarımızı inşallah şu anda üretir hale geliyoruz, işte bunlar birilerini rahatsız ediyor, yapacağız ve biz ileriye doğru yürümekte kararlıyız.
En çok saldırı altında kaldığımız alanlardan birisi neydi? Ekonomi. Başarabildiler mi? Başaramadılar, orada da onları çökerttik. Ve ihracatımız hamdolsun 158 milyar dolara çıktı, bu onları rahatsız ediyor. Neredeydik? 36 milyar dolardık. 36 milyar dolar nire, 158 milyar dolar nire, nereden nereye.
Ve istihdamda gelişmeler hamdolsun her geçen gün daha iyiye gidiyor. Birileri bizim önümüzdeki kapıları kapatmaya çalıştıkça, Rabbim bize 10 ayrı yerde 10 ayrı kapı daha açıyor. Ülkemiz ekonomisiyle ilgili kurgular, senaryoların çökmesi işte bu sayededir.
Çalışkan ve becerikli bir milletimiz var, bir ayağını Türkiye’de sabitleyip diğer ayağıyla tüm dünyayı dolaşıyor. Böyle bir milletin Allah’ına gurban olunmaz mı? “Evet.” Böyle bir ram olunmaz mı? “Evet.” Tabi tüm gelişmelerden Elazığ da nasibini alıyor. Gerçekten zor bir coğrafyada bulunuyor olmasına rağmen kadim tarihi ve yetişmiş insan gücüyle Elazığ çok daha fazlasını hak ediyor. İşte bunu sağlamak için geçtiğimiz 15 yılda Elazığ’a 13 milyar liralık yatırım yaptık, yani 13 katrilyon. Yeni okullar, yurtlar, hastaneler, toplu konutlar, yollar, barajlar ve diğer yatırımlarla Elazığ’ın çehresini değiştirdik.
Kardeşlerim, unutmayın gençler; “Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar, kör olası zalim Fırat ocaklar yakar ve yıkar.” Evet, yıktığı ocaklar işte bu şekilde türkülere konu olan Kömürhan Köprüsünün yeniden yapımı işi tünelleri ve bağlantı yolları bağlanmak üzere.
Elazığ Havalimanı 1 milyonu aşan yolcu trafiğiyle uzakları yakın ediyor. Havalimanına ikinci pisti ilkbaharda kazmayı vuruyoruz. 33 kilometreden 355 kilometreye çıkardığımız bölünmüş yollar sayesinde Elazığ’dan tüm istikametlere güvenli ve konforlu bir yolculuğu mümkün hale getirdik. Elazığ-Bingöl ayrımı Çaybağı yolu ve Elazığ-Baskil-Aydınlar yolunu bu yıl başlatıyoruz.
Ülkemizin en önemli projelerinden gördüğüm şehir hastanelerimizden birini de nerede yapıyoruz? Elazığ’ımızda yapıyoruz, inşallah bu yıl bitmeden hastanemizin açılışını yapacağız.
Kardeşlerim, Elazığ kalkınacak, güçlenecek, büyüyecek ki Türkiye’ye katkı verebilsin. Türkiye büyüyecek, güçlenecek ki tüm milletimize kalbini ve dualarını bize yöneltmiş tüm kardeşlerimize umut ışığı olabilsin, işte bunun için 2019 çok önemli. AK Parti teşkilatlarının 2019’a çok iyi hazırlanması gerekiyor. Kongrelerimizi bu süreçte bizim için yeni bir nefes, yeni bir heyecan, yeni bir enerji vesilesi olarak görüyoruz.
Yavaş yavaş büyük şehirlerimizin kongrelerine de başlıyoruz. İl kongrelerimize ya şahsım ya da Sayın Başbakanımız katılmaya devam edecek. Şimdi bugün ben Elazığ, Bingöl’deyim, yarın inşallah Yozgat, Tokat’tayım, buraları dolaşıyoruz, buraların kongrelerini yapıyoruz.
Mahalli seçimlerde elde edeceğimiz netice ne kadar iyi olursa, önümüzdeki yılın Kasım ayında Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminde de o derece güçlü ve moralli gireriz. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye Cumhurbaşkanlığı seçiminde şahsımıza yönelik destekleme kararını açıklamamış olması da şüphesiz ki bir dayanışın, bir milli mutabakatın nedenli güçlü bir şekilde oluştuğunun ifadesidir.
Kardeşlerim, bu vesileyle şahsım, partim, milletim adına teşekkür ediyorum, zira bu ümmetin birliği çok önemli.
Birilerinin ülkemizin ve milletimizin geleceğiyle ilgili karanlık senaryolar peşinde koştukları bir dönemde yapılan açıklama yerli ve milli duruş sahiplerinin saflarını sıkıştırmaları bakımından önemli. Bu süreçte partili kardeşlerimden ricam, birliğimizden, beraberliğimizden, kardeşliğimizden en küçük bir taviz vermeleri. Türkiye’yi sarsmak için önce AK Partiyi sarsmaları gerektiğini bilenler şimdiden kolları sıvamış, kendilerince birtakım aktörleri de sahaya sürmeye başlamışlardır. Bunların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor, biz kendi işimize bakacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız. AK Parti olarak çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmamak, girmemek gönül bırakmamak suretiyle milletimize ne kadar çok gidersek, o derece iyi netice alırız, 15 yıldır bunu yaptık, 2019 için de yapacağımız budur.
Şimdi soruyorum, Gakkoşlar, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? “Evet.” Gece-gündüz çalışmaya var mıyız? “Evet.” Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
Bu duygularla sözlerime son verirken, kongremizde yeni görev alacak kardeşlerime Rabbimden başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek kardeşlerime yaptıkları hizmetler için gönülden teşekkür ediyorum.
Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık eylesin. Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.