Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Erzurum 6. Il Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmanin metni

 

Dadaşlar, sevgili Dadaşlar, Erzurum’un yiğit evlatları, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Erzurum’un tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Erzurum teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Kongremizin Erzurum’la birlikte ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.

16 Nisan halkoylamasında yüzde 75’lik evet oranıyla Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alarak bize olan desteğini, ahde vefasını gösteren Erzurum’a bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. İlçeler arasında öne çıkan, yüzde 91’lik evet oyuyla Pazaryolu’na, yüzde 90’lık evet oranlarıyla Tortum ve Köprüköy’e, yüzde 85’lik oranlarıyla Uzundere ve İspir’e, yüzde 83’lük evet oranlarıyla Aşkale ve Narman’a, yüzde 82’lik evet oranlarıyla Aziziye, Oltu ve Pasinler ilçelerimize özellikle teşekkür ediyorum.

Ben de sizlerle gurur duyuyorum.

Sevgili gençler; rahmetli İbrahim Erkal kardeşimizin o güzel türküsünde dediği gibi; dinliyor musunuz?

“Palandöken yastığım,

Evleri yığın yığın,

Dadaşların el ele,

Alem senin aşığın.

Hadi gel Erzurum’a gel,

Erzurum yahşi güzel.

Palandöken bembeyaz,

Çoğu kıştır, azı yaz,

Yaylalar serin sulu,

Damdan donan buzu yaz.

Hadi gel Erzurum’a gel,

Erzurum yahşi güzel.”

Evet, havası sert, insanı mert yahşi güzel Erzurum’a herkes gelsin, herkes bu güzelliklerden istifade etsin diye 15 yılda 22 katrilyon liralık yatırım yaptık Erzurum’a, 22 katrilyon. Niye? Siz bize aşıksınız, ama biz de size aşığız. Aşkınan koşan yorulmaz dedik, yorulmadık, yorulmuyoruz ve Allah’ın izniyle yorulmayacağız.

Erzurum bünyesindeki 2 üniversite ve 140 bin üniversite öğrencisiyle sadece bölgesinin değil, ülkemizin de en büyük eğitim-öğretim üslerinden biri. Üniversite öğrencilerimiz için… İnşallah. Fakat komuta kademesiyle görüşüyorum, diyorum ki, gençler bizi Afrin’e götür diyor, ne dersiniz diyorum. Diyorlar ki, Sayın Cumhurbaşkanım, şu anda ihtiyaç yok, olduğu anda zaten bizim müracaat edeceğimiz kapı sizsiniz, siz cumhurun Reisisiniz, Başkomutanımızsınız. Ben de o zaman diyeceğim ki, buyurun gidiyoruz ve hep beraber Afrin’e gideceğiz.

Siz 15 Temmuz’da zaten bunun imtihanını verdiniz. F-16’lar gökten bombalar yağdırdı, helikopterler yağdırdı, tanklar, toplar yağdırdı, ama siz durmadınız, üzerine üzerine gittiniz. 251 şehidimiz oldu, 2193 gazimiz oldu; ama ne oldu? Elhamdülillah, bu darbecilere biz ülkemizi kaptırtmadık.

Feto Erzurum’un bir köyünden çıkmıştı değil mi? 99’da nereye kaçtı? Pensilvanya’ya, George’lar karşıladı onu. Şimdi hala orada mı? Orada. Niye dönemiyor? Hadi dön gel. Ya sen artık dönsen bile şimdi seni Dadaşlar sokmaz buraya. Niye? Ya sen bu ümmeti parçaladın, bu milleti parçaladın. Dadaşların içerisinden, evet, bu milleti parçalayan çıkmaz, bu ümmeti parçalayan çıkmaz, onun için sen yerini buldun.

Sevgili gençler; üniversite öğrencilerimiz için 11800 yatak kapasiteli yeni yurtlar inşa ettik. Bu yıl içinde 1930 yatak, birkaç yıl içinde de toplam 3180 yatak kapasiteli yurtları da hizmete sunuyoruz.

Şehir genelinde yaptığımız 3 bin yeni derslikle evlatlarımızın daha modern şartlarda eğitim-öğretim görmesini sağladık.

Erzurum’a kış sporları için çok ciddi yatırımlar yaptık, çok önemli tesisler kurduk. İşte şu anda çatısı altında bulunduğumuz burası buz hokeyi spor salonu. Şimdi bu altyapıdan aldığımız cesaretle inşallah Erzurum’a 2026 kış olimpiyatlarına, bakın alıyoruz demiyorum, orada ne yapacağız? Rekabet edeceğiz, bizim dışımızda orada 6 ülke daha var, onlar da bu rekabetin içerisinde ve müracaatımızı yapacağız, temenni ederiz ki sonu hayrolur. Zorlu rakiplerimiz var, ama bu olimpiyatları ülkemize ve Erzurum’a kazandırmak için elimizden geleni yapacağız.

Sağlıkta 23’ü hastane olmak üzere 85 yeni tesisi Erzurum’a kazandırdık. 700 yataklı Erzurum Devlet Hastanesinin de aralarında bulunduğu 15 sağlık tesisinin inşaatı da sürüyor. Ayrıca, hastanemizi 250 yataklı adli psikiyatri ve fizik tedavi ve rehabilitasyon bloklarıyla büyütüyoruz.

Bugüne kadar 10 bin yeni konut yaparak Erzurum’un çehresini değiştirdik.

Bölünmüş yol uzunluğunu 49 kilometreden 600 kilometreye çıkartarak Erzurum’un ulaşım sorununu kökten çözdük. Bayburt yolu üzerindeki Kop Tüneli ile Aşkale-İspir yolu üzerindeki Kırık Tüneli hizmete girdiğinde, Trabzon’la Erzurum arasındaki ulaşım sıkıntısı da ortadan kalkıyor. Işığı bu yıl göreceğimiz Kop Tünelini inşallah 2021 yılında, Kırık Tünelini de 2020 yılında, Dallıkavak Tünelini de önümüzdeki yıl hizmete alıyoruz. Erzurum-Bingöl yolundaki Çiriş Tünelini de yine 2021’e kadar inşallah tamamlıyoruz.

Erzincan-Erzurum-Kars hızlı tren projesiyle ilgili hazırlıklar sürüyor. Amacımız, Edirne’den Kars’a, oradan da Tiflis ve Bakü üzerinden Çin’e kadar kesintisiz bir raylı sistem ulaşımını tesis etmektir.

Erzurum Havalimanını şehrimizin gelişmesine paralel şekilde büyüterek yıllık 1 milyon 400 bine yakın yolcu trafiğine ulaştırdık hamdolsun. Şimdi de hem pistin elden geçirilmesi, hem de kötü havalarda uçakların iniş-kalkışını kolaylaştıracak sistemin kurulmasıyla, bütün bunlarla ilgili ihalenin hazırlıklarını yapıyoruz.

Erzurum’un şehir içi raylı sistem projesi yatırım programına alındı. İnşallah en kısa sürede Erzurum’un ulaşımını 19 kilometrelik bu raylı sistemle kolaylaştıracak, rahatlatacağız.

Palandöken Barajıyla şehrimizin içme suyu sorununu çözdük. Hınıs’taki Başköy, Narman’daki Şehitler, Pasinler’deki Söylemez ve Alvar barajları başta olmak üzere yeni yatırımlarla Erzurum’un topraklarının verimini de artırıyoruz.

Gençler; bunları bilmeyen arkadaşlarınıza da söyleyin, biliyorsunuz hafıza-ı beşer nisyan ile mamuldür. Bunları biz size anlatıyoruz diye bunu tüm Erzurumlular, tüm milletimiz biliyor zannetmeyin, bilmeyenler çok.

Erzurum’a 15 yılda verdiğimiz tarımsal destek rakamı ne biliyor musunuz? 1 katrilyon 200 trilyon liradır. Ve şimdi yeni bir adım atıyoruz, Erzurum’u ülkemizin et ihtiyacının karşılandığı önemli merkezlerden biri haline getirmek için her türlü desteği veriyoruz, vereceğiz.  Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar, yeni hizmetler, yeni projelerle Erzurum’u desteklemeye devam edeceği.

Şimdi bir adım daha var, elektrikli otomobillerin şarj aksamlarının geliştirilmesi ve üretilmesiyle ilgili yatırım için şehrimizin tercih edilmiş bulunması, Erzurum’un geleceğine olan güvenin bir işaretidir. (“Erzurum seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben sizlerle gurur duyuyorum.

Kardeşlerim; ülkemizin diğer 80 vilayetiyle Erzurum’u da kalkındırmanın, geliştirmenin gayreti içindeyken hürriyetimize ve geleceğimize yönelik saldırılara karşı da tarihi bir mücadele veriyoruz. Erzurum, istiklal mücadelesinin ne olduğunu çok iyi bilir. Bu şehir, Hazreti Ömer döneminden beri İslam’ın bayraktarlığını yapıyor. Daha sonraki dönemlerde bu şehir her ne kadar çeşitli devletler arasında el değiştirdiyse de İslami karakterini hiçbir zaman terk etmemiş, hep bir gaza üssü olmuştur. Erzurum, Türklerin Anadolu’ya gelişlerinde de bir giriş kapısı olarak vazife yapmıştır. Horasan erenleri dediğimiz gazi dervişler Erzurum’da soluklanmışlar, buradan aldıkları feyzle de toprakları ve gönülleri fethederek ta Balkanlar’a gitmişlerdir.

Gençler, Malazgirt Zaferinden sonra Bizans’ın varılan anlaşmaya uymayacağının anlaşılması üzerine Sultan Alp Arslan emrindeki beylere bundan böyle aslan yavruları olunuz, yeryüzünden gece-gündüz kartal gibi uçunuz diyerek hepsine de Anadolu’nun yolları açılmıştır. Böylece Erzurum camilerle, kervansaraylarla Anadolu’ya vurduğumuz mühürleri temsil eden nice eserle donatılmaya başlandı. Moğol saldırılarından kaçan Türkmen boyları Erzurum üzerinden Anadolu içlerine yöneldiler.

Erzurum’dan geçip batıya doğru giden boylardan biri de Ertuğrul Gazi liderliğindeki Kayı’lardır. Yaklaşık iki asırlık istikrarsızlık döneminin ardından Osmanlı hakimiyetine geçen Erzurum zamanla yeniden bölgenin en önemli şehri haline geldi. Tanzimat döneminde yeni yönetim yapısının ilk ve en kapsamlı şekilde uygulandığı yerlerin başında yine Erzurum geliyordu. Gençler, 1828 yılındaki Osmanlı-Rus savaşında uğradığı kısa işgal şehrin gelişimine büyük darbe vurdu. Ardından yeniden toparlanan şehir meşhur 93 harbiyle bir kez daha işgale maruz kaldı. Erzurum’un son işgali ise Sarıkamış faciasının akabinde 1916 yılında yaşandı. Rusya’daki Bolşevik ihtilalinin ardından bu işgal de sona erdi, ama Erzurum’un çilesi bitmedi. Bu defa da şehrin başına Ermeni çeteleri musallat oldu. Kazım Karabekir Paşa’nın şehri kurtarmasıyla bu sorun da çözüldü. Geçtiğimiz Pazartesi günü, yani 12 Mart Erzurum’un kurtuluşunun 100. yıldönümüydü. Bir kez daha kurtuluş gününüzü tebrik ediyorum.

Erzurum’un çevresinde bu kadar çok savunma hattı, tabyalar olmasının sebebi, işte bu işgaller ve bunun neticesinde bu işgaller sebebiyle başından hiç eksik olmayan tehditlerdir. Tabii Erzurum bu arada kurucu bir şehirdir, 23 Temmuz 1919 yılında toplanan Erzurum Kongresi İstiklal Harbimizin müjdecisi olmuştur. Ankara’daki Millet Meclisi faaliyete geçene kadar mücadeleyi Erzurum’daki Temsil Heyeti sürdürmüştür. Erzurum’un böyle önemli bir yeri var.

Kardeşlerim; Erzurum dün Anadolu’nun bizim vatanımız haline gelmesinin öncülüğünü yapmıştır. Daha sonra Erzurum bu toprakların bizim vatanımız olarak kalmasının mücadelesini verdi. Şimdi de Erzurum Türkiye’nin ve Türk milletinin istiklaline ve istikbaline yönelik saldırılarda yine safların en önünde yürüyor. Erzurum’a da böylesi yakışır. Allah’ınıza gurban sizin Dadaşlar. Afrin’i teröristlere dar eden kahramanlarımızı görüyorsunuz değil mi? Irak sınırlarımızı kar demeden, kış demeden, kış demeden, dağ demeden, taş demeden hallaç pamuğu gibi atan, teröristleri inlerinde bulup imha eden aslan parçalarını görüyorsunuz değil mi?

Türkiye artık kendi güvenliği, kendi geleceği için bin yıllık kardeşleri yardıma ihtiyaç duyduğunda kimseden icazet beklemeden harekete geçebilecek gücü, imkana, dirayete sahip bir ülkedir. Ülkemizin yanı başında 1990’lardan beri önce Irak’ta, ardından Suriye’de ve onunla birlikte yine Irak’ta güya buraları kurtarmak için gelenlerin yol açtıkları büyük bir yıkım var. Her seferinde yaşanan zulümden kaçanlara biz kucak açtık. Mazlumlara her seferinde biz ensar olduk. Yaşanan hadiselerin asıl müsebbipleri ise sanki hiçbir şey olmamış gibi güç kavgasıyla, petrol paylaşımıyla, adam devşirmeyle, siyaset satrancı oynamaya devam ettiler. Sadece son 7 yıldaki hadiseler sırasında 4 milyonu aşkın Iraklı ve Suriyeli ülkemize sığındı. Ne Avrupa’dan, ne Amerika’dan, ne de güya bunların kardeşi olan ülkelerden kayda değer bir destek almadık. Kendi gücümüzle, kendi imkanlarımızla, milletimizin alicenaplığıyla bu yükü omuzladık. Hala da 4 milyona yakın sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. Avrupa Birliği önce 3 milyar avro, ardından bir 3 milyar avro; ama ne yazık ki daha birincisi bile gelmedi. Sonra da biz bu parayı doğrudan size aktarmayız, proje karşılığı veririz, sivil toplum kuruluşları üzerinden veririz, Birleşmiş Milletler üzerinden vasıtasıyla aktarırız diye tutturdu. Halbuki yaptıklarımız ortada. Ya siz ne diyorsunuz? Arkadaş, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. İnanmıyor musun? Gel Gaziantep’e, inanmıyor musun? Gel Hatay’a. İnanmıyor musun? Gel Kilis’e. İnanmıyor musun? Gel Urfa’ya. Çadır kampları gez, konteyner kentleri gez, oralarda bu eserlerin tamamını gör. Gördükten sonra da vermen gereken parayı ver. Adamlar oyalamaktan başka iş yapmıyorlar. Biz de ne diyoruz? Verirseniz verirsiniz, vermezseniz vermezsiniz, biz yolumuza devam ediyoruz. Siz bu milleti ne zannettiniz ya? Kapıkulu mu zannettiniz? Biz eğer sizden gelecek olan avroları falan bekleyecek olsaydık, bu 4 milyon insan şu anda sefaletin ötesinde ölümler halkasına çok daha farklı bir şekilde ilave olurdu. Ah ah, hani diyor ya şair: “Ne günlere kaldık ey gazi hünkar, eşek vezir olmuş, katır silahtar. Durum kötü, onun için yapacağımız çok iş var. Bütün kurduğumuz kamplar ortada, kurmaya da devam ediyoruz. Açtığımız okullar ortada, verdiğimiz sağlık hizmetleri ortada, hayata geçirdiğimiz projeler ortada. Mesleki eğitimden psikolojik desteğe kadar ne lazımsa her hizmeti veriyoruz.

Tabii üstlendiğimiz riskler de ortada. Adam terör örgütüne envaı çeşit silah veriyor 1 kuruş para almadan. 5 bin tır silah gönderdiler, 2 bin kargo uçağıyla silah gönderdiler. Terör örgütü bunlara para mı veriyor? Biz bunlara paramızla bize silah verin dedik, Kongreden izin yok dediler, vicdansızlar. Biz paramızla alamıyoruz, terör örgütlerine bedava veriyorsunuz. Ondan sonra da biz terörün yanında değilsiniz diyorsunuz, nasıl yanında değilsiniz ya? Bunlar ne, bunları neyle izah edeceksiniz. Ama biz sadece ve sadece “Allah’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol. Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol” dedik ve yola ram olduk elhamdülillah. Yürüdük, Rabbim bereketini veriyor, kimseye bizi muhtaç etmedi. Hala 50-100 mülteciyi almaya cesaret edemeyen Batı, biz 4 milyona yakın mazluma kucak açmışız, bağrımıza basmışız. Siz daha neyin projesini istiyorsunuz, neyi aracı yapmaya çalışıyorsunuz? Avrupa Birliği komisyonu ikinci 3 milyar avro için de teklif vermiş; sağ olsunlar, iyi etmiş. Ama önce şu ilk dilimi dahi doğru dürüst kullandırsalar, onu bir verin bakalım. Avrupa Birliği’nin bağcı dövmeye çalışmak yerine üzüm yemeğe yönelmesi halinde bu konuda kısa sürede önemli mesafe kat edeceğimize inanıyorum.

Kardeşlerim, gençler; sabır sabır. Unutmayın… Türkiye, Afrin meselesini büyük ölçüde çözmüş durumda. Şu ana kadar Afrin bölgesinin dörtte üçünde kontrolü sağladık. Cerablus, El Rai, Bab, orada 2 bin kilometrekarenin kontrolü bizde. Yaklaşık 140 bin o bölge insanı döndü ve kendi evlerine yerleştiler. Şimdi burada da elhamdülillah 1500 kilometrekareye yakın bölgeyi kontrolümüze aldık. Ve hedef, Afrin’in tamamını kontrolümüz altına alacağız ve Afrinliyi de oraya yerleştireceğiz. Bizim o topraklarda gözümüz yok ya. Biz buraya, gençler şunu iyi bilin: Biz 780 bin kilometrekarelik bu topraklara nereden geldik biliyor musunuz? 18 milyon kilometrekareden geldik. Biz bir zamanlar 18 milyon kilometrekarelik bir Osmanlıydık. Küçüldük küçüldük ve maalesef 780 bin kilometrekareye düştü. Daha şurada 1900’lü yıllarda 5 milyon kilometrekare bizim ülkemizin yüzölçümü vardı. Ve şu anda 780 bin kilometrekare, ya buna bile göz diktiler. Kimlerin göz diktiğini biliyorsunuz; PKK göz dikti, kendine göre bazı parseller yaptı, ondan sonra korkunca da bizim oralarda böyle bir hesabımız yok dedi. Vicdansızlar, hepinizin planları-programları elimizde, bunların hepsini çıkarıyoruz. Nasıl FETÖ’nünkileri çıkartıyorsak bunları da çıkartıyoruz.

Şimdi bir yandan İdlib tarafındaki gözlem noktalarımızı genişletip tahkim edecek, diğer yandan da Münbiç’e yöneleceğiz. Münbiç konusunda Amerika yeni bir yöntem önermişti. Tabii orada yönetimde sürekli değişiklikler olduğu için yeni gelen kadronun nasıl bir yol izleyeceğini bilemiyoruz. Bizim bu konudaki yaklaşımımız şudur: Amerika Münbiç’te niye vardır? DEAŞ’ı oradan kovmak için değil mi? Peki, şu anda Münbiç’te DEAŞ var mı? Sayın Başkan bana dedi ki; Yok. Peki, kim var Sayın Başkan? PYD-YPG. Onları çıkarıyor musunuz? Üç ayda çıkarırız. Çıktı mı? Hayır, onlar da çıkmadı. Kendilerine dedik ki; bunları Fırat’ın doğusuna sürün. Sayın Obama’ya da aynı şeyi söyledim. Fakat Fırat’ın doğusuna bunları sürmediler, yine aynı yerde bunları tuttular. Ama biz oyalanmaya gelemeyiz. Ne siz oraya girin, ne biz girelim, oranın sahibi Araplar ve o toprakların yüzde 90-95’i Araplara ait, bırakalım onlar gelsin girsin. Biz onlara güvenlik yardımı verelim, bunu söyledik. Niye? Ya biz rahmet Peygamberinin ümmetiyiz, bir merhamet için varız, bu kadro Merhamet kadrosudur, rahmet kadrosudur, bunun için bu yoldayız. Biz gerek Cerablus, El Bab, Azez tarafında olsun, gerekse güvenliğin sağlanmasıyla birlikte Afrin’de olsun sadece teröristleri oradan kovmakla kalmıyoruz. Aynı zamanda bu bölgeleri asli sahipleri olan Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getiriyoruz. Elektriğinden suyuna, yolundan hastanesine, okulundan konutlarına kadar tüm yerleşim yerlerini baştan aşağı onarıyor ve sahiplerine teslim ediyoruz. Bunun yanında güvenlikten belediye hizmetlerine, bölgeyi yönetecek kurumsal yapıları da oluşturuyoruz. Biz oralara işgal için değil Suriyeli kardeşlerimizi zulümden kurtarmak ve kendilerine güvenli bir gelecek inşa etmelerine yardımcı olmak için gittik; diğerlerinden farkımız bu. Münbiç’te de aynısı yapacağız. Şayet Amerika terör örgütü mensuplarıyla birlikte Münbiç bölgesini tümüyle boşaltırsa, bu işi çok daha hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştiririz. Bunların zaten bize, bizim bu faaliyetlerimize en küçük bir yardımları, en küçük bir destekleri olmayacak. Yükümüzü paylaşmayacaklar. Onlardan ihsan istemiyoruz, gölge etmesinler yeter.

Amerika eğer teröre karşı bizimle gerçekten birlikte çalışmak istiyorsa, işte Fırat’ın doğusundaki teröristleri oradan çıkartarak bu işe başlamalı. Biz o teröristleri işgal ettikleri yerlerden mutlaka çıkartacağız, bu konuda her türlü işbirliği teklifine açığız. DEAŞ’ın zaten bulunmadığı bir yerde diğer teröristler de tahliye edilirse bizim tek muhatabımız bölgede yaşayan insanlar olur. Zaten bu kardeşlerimiz de hasretle bizim yanlarına gelmemizi ve elbirliğiyle bölgeyi ayağa kaldırmamızı bekliyorlar. İnşallah Münbiç’teki kardeşlerimizi daha fazla bekletmeyeceğiz.

İşte Afrin’de bugün, buraya gelirken aldığım rakam şu: Hamdolsun etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3530’a ulaştı, 3530. Kontrolümüze geçen alan, net olarak söylüyorum, 1320 kilometrekare, burası da bizim kontrolümüze geçti, şimdi yavaş yavaş artık siviller yerlerine yerleşiyor. Ayn El-Arab’daki, Tel Abyad’daki, Resulayn’deki, Kamışlı’daki ve diğer yerlerdeki kardeşlerimizin de en kısa sürede yanlarında olacağız.

Sevgili Dadaşlar; sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya çalışanlar biz sahaya girince birden bire başımıza barışsever kesildiler, hümanist kesildiler. Maşallah barekallah. İşte bizim gençliğimiz bu, diğerlerinden farkı bu evvel Allah. Irak’ta son çeyrek asırda 2 milyon, Suriye’de son 7 yılda 1 milyon masum insanın ölümüne yol açan bunlar değil miydi? Sanki öyle değilmiş gibi bize her gün Afrin’de zarar gören siviller diskuru çekiyorlar. Bunların her birinin geçmişinde çok kanlı ve karanlık sömürge lekesi var. Hal böyleyken, gittiği her yere merhametten, ihsandan, sevgiden başka bir şey götürmeyen Türkiye’nin hedef alınması ne kadar acıdır? Ya bunlar değil mi daha dün Cezayir’de 5 milyon insanın kanına girenler? Ya bunlar değil mi aynı şekilde değerli kardeşlerim, Suriye’de 1 milyon insanın kanına girenler? Ya bunlar değil mi Filistin’de yüzbinlerce insanın kanına girenler, Libya’da aynı şekilde bunlar değil mi?

Eğer Afrin’de zarar gören sivil görmek istiyorlarsa, terör örgütünün silah zoruyla şehirden çıkmalarına izin vermediği, karşı çıkanları infaz ettiği insanlara baksınlar. Terör örgütünün sırf bölgeden çıkışları engellemek için yollara kurduğu tuzaklı bombalarla hayatlarını kaybeden çocukların görüntülerine bakıp da hala Türkiye’yi suçlayanların vicdanları nasır tutmuş demektir. Artık bunların ne dediği bizi çok da ilgilendirmiyor. Yıllarca acaba bunlarla birlikte bir şeyler yapabilir miyiz, sorunları beraber çözebilir miyiz diye çok sabrettik, çok bekledik, çok uğraştık, ama baktık ki bunların her şeyleri maalesef lafta. İş uygulamaya gelince sadece ve sadece kendi çıkarlarına bakıyorlar, petrol var mı, elmas var mı, platin var mı? Ha varsa oradalar. Masum insanların hayatıymış, müttefiklerinin hassasiyetiymiş, yapılan fedakarlıklara vefa göstermekmiş, hiçbiri umurlarında değil.

Bunlar için insan hakları sadece kendi vatandaşları söz konusuysa anlamlıdır. Ülkemizde üstelik de işledikleri suçlar sebebiyle gözaltına alınan, tutuklanan, mahkum edilen 3-5 Batılı için kopartılan yaygaranın binde 1’inin katledilen milyonlarca masum için de yapıldığını görmedik. Biz denizlerden 6 yılda 170 bin kişiyi topladık, hayatlarını kurtardık. Onlar bu insanların bindikleri botları delerek ölüme terk ettiler, sınırlarına tel örgüler çekiyorlardı. Son yıllarda yaşadığımız her hadise bunların yüzlerindeki makyajı biraz daha dökmüştür. Demokrasiyi sadece kendisi için isteyen, insan haklarına sadece kendi insanıysa saygı duyan, ekonominin kurallarını sadece kendi çıkarlarına göre belirleyen, ırkçılığa bir adım mesafede duran bu anlayışın devri sona ermek üzeredir. Önce zincirli kölelerin, sonra modern kölelerin sömürülmesi üzerinden kurulan sahte düzenin her yeri çatırdıyor. İnşallah gelecek insanı eşrefi mahlukat, yani yaratılmışların en şereflisi olarak kabul eden bizim medeniyetimizin ışığıyla aydınlanacaktır.

Kardeşlerim; bu büyük yükselişle doğumuzun lokomotifi Erzurum’a yine çok önemli görevler düşecek. Gençler, bakınız, rahmetli Cemil Meriç ne diyor: “Işık doğudan yükselir.” Erzurum’dan yükselecek ışık hüzme hüzme, dalga dalga tüm Anadolu’yu kat edip Balkanlar’a, Avrupa’ya kadar ulaşacaktır. Aynı şekilde Orta Asya’dan Afrika’ya kadar tüm coğrafyamız bu büyük yükselişte yerlerini alacaklardır. Bunun için önce bizim güçlü olmamız lazım. Bunun için önce ne olacağız? Hadi bakalım, şu anda sesinizi duyayım, hep beraber, şöyle bir kalkın bakalım ayağa. Hazır mıyız?

Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…

Ve Rabia’mızı biliyoruz değil mi? Hep beraber Rabia’mızı da söyleyelim.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

81 milyon tek millet, bayrağımız burada ve sevgili kardeşlerim, 780 bin kilometrekare tek vatan ve tek devlet, böldürmeyeceğiz; tamam.

Şimdi ana kademeye sesleniyorum, ana kademe hazır mı? Ana kademe, Mart 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Kadın Kolları, hazır mıyız? 2019 Mart-Kasım’a kadar kapı-kapı dolaşarak tüm hanım kardeşlerinizle kucaklaşmaya var mıyız?  

Gençler, şimdi size geliyorum, hazır mıyız? Üniversitelerde, liselerde, tüm arkadaşlarınızla el ele vermeye, omuz omuza Mart ve Kasım seçimleri için yeni bir uyanışı, yeni bir dirilişi teşvik etmeye hazır mıyız? Maşallah. Tarihimizin her döneminde olduğu gibi, 2019’da da Erzurum sağlam durursa Allah’ın izniyle Türkiye de sağlam durur.

Öyleyse şimdi geliyorum şarkımıza.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Erzurum’u hatırlatıyor.

Şair ne güzel söylemiş:

“Erzurum kilidi mülk-i İslam’ın,

Mevla’ya emanet olsun Erzurum.

Erzurum derbend-i ehl-i İslam’ın,

Mevla’ya emanet olsun Erzurum.

Göl yerinde elbet sular bulunur,

Yine vardır diye ümit bulunur.

Bugün yine bin bahaya alınır,

Mevla’ya emanet olsun Erzurum.

Ramazanda Al-i Şan ederler,

O şehr-i siyami zişan ederler,

Fukara gönlümü gülşan ederler,

Mevla’ya emanet olsun Erzurum.”

Evet, sizleri Mevla’ya emanet ediyorum.

Bu vesileyle Pazartesi günü başlayacak olan mübarek üçaylarınızı şimdiden tebrik ediyorum.

Ve şehidimiz Muhammet kardeşimize, onun şahsında tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Kongremizde yeni görev alacak arkadaşlarıma başarılar diliyorum.

Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.