Cumhurbaskani Erdogan’in Eyüpsultan mitinginde yaptigi konusmanin tam metni
Ebu Eyyûb El Ensari Hazretlerinin huzurunda sizlerle bu coşkuyu, bu mutluluğu yaşamak bizlere ayrı bir güç katıyor elhamdülillah.
Kardeşlerim, şu anda bu beşinci mitingimiz bugün. Küçükçekmece’den geliyorum. Küçükçekmece’de bu alanın çok daha fazlası vardı ve sizlere selamları var. Madem Eyüpsultan’a gidiyorsunuz bizden selam dediler. Kampanya’ya Eyüpsultan’da başladık, dedik ki artık finali de Eyüpsultan’da yapalım ve bugün finali burada yapıyoruz. Rabbim yarın akşam da inşallah bizlere zaferi nasip etsin.
Ben bu coşkuyu görünce, bu katılımı görünce Allah’ın izniyle diyorum ki; millet kararını vermiş. Fakat unutmayın, İstanbul bir başka önemli, Eyüpsultan bambaşka önemli ve inşallah yarın akşam Eyüpsultan’ı takip edeceğim, bakalım Eyüpsultan’dan inşallah sandıklar nasıl geliyor. Sandıkları demokratik bir şekilde patlatıyor muyuz?
Ben kardeşlerimden bir şey daha rica edeceğim; aman rehavet yok, bütün dost, ahbap, hepsini arayacağız, sandığa gitmelerini sağlayacağız. Ya nasıl olsa biz seçimi kazandık havasına girmeyeceğiz, öyle mi? Böyle bir aldatmacaya da gelmeyeceğiz. Ve sadece Eyüpsultan değil İstanbul’un tamamında, Türkiye’nin tamamında bütün ahbabı yaran, hepsini arayalım, hepsine bunu söyleyelim, sakın ha sandığa gitmeyi ihmal etmeyin, sandıklara gidin, oylarınızı muhakkak kullanın.
Kardeşlerim; hatırlayın, içimizde hatırlamayanlar var, bir zamanlar bu CHP biliyorsunuz açık oy, gizli tasnif yapmıştır, öyle mi? Oyları açık kullandırttılar, kime oy veriyorsun, CHP’ye, bunu görecekler. Tasnifi de gizli yaptılar. Sayımı kimse görmesin, onun için de aynen terör örgütü, PKK Güneydoğu’da yaptı ya, ne yaptı? İstediği gibi mühürleri bastılar ve sandıklardan da kendilerine göre HDP’yi çıkardılar. Tabii bu seçimlerde inşallah aynı imkanı yakalayamayacaklar, çünkü bu seçimlerde benim Güneydoğu’daki vatandaşım, kardeşim daha hür oylarını kullanacak ve sandık güvenliğini elimizden geldiğince büyük oranda aldık. Ve buradan, Eyüpsultan’dan Güneydoğu’ya da sesleniyorum; aman ha, Güneydoğu’ya geldiğimde söyledim, sakın korkuyu korkutun, bütün tedbirleri aldık. Ve bu PKK’ya da, bu HDP’ye de inşallah sandıklarda demokratik olarak bir dersi verelim, buna hazır mıyız? Osmanlı tokadına hazır mıyız? Bunu başardığımız anda bilesiniz ki Türkiye’de devran değişecek. Yeni yönetim sistemiyle beraber değişecek. İşte buna hazır olmamız lazım.
Kardeşlerim; sandığa gitmeyenleri muhakkak sandığa götürün. Şimdi yola çıkarken biz ne dedik? Dört sütun üzerinde Türkiye’yi yükselteceğiz dedik. Neydi bunlar? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bunlara bina ettiğimiz ulaşım, enerji, kültür-turizm, bunun yanında tarım, tabii dış politika, bütün bunlarla beraber Türkiye’de 2002’nin Kasım’ıyla bir hamle başladı, Türkiye yükselişe geçti mi? Kardeşlerim; bakınız 3500 dolardan kişi başına milli gelirde 11 bin dolara çıktık, öyle mi? Türkiye’nin ihracatı 36 milyar dolardı, şimdi 162 milyar dolar, buraya geldik.
Bakınız bizim IMF’e borcumuz neydi? 23,5 milyar dolar. 2013’te ne yaptık? Sıfırladık ve şimdi bizden borç istiyorlar, bu hale geldik. Ve bizim Merkez Bankası döviz rezervimiz neydi? Değerli kardeşlerim; 27,5 milyar dolardı. Şimdi 124 milyar dolar.
Ya bunlar durup dururken olmadı ki. Bay Kemal diyor ki; 16 senede ne yaptınız? Öyle diyor. Şimdi ben Bay Kemal’e, onun çırağı Bay Muharrem’e Eyüpsultan’dan sesleniyorum; yahu Marmaray’ı siz mi yaptınız? Avrasya Tünelini siz mi yaptınız? Yahu Yavuz Sultan Selim Köprüsünü siz mi yaptınız, Osman Gazi Köprüsünü siz mi yaptınız? Değerli kardeşlerim, ya bu Yalova’da oturuyor, herhalde Osman Gazi’den geçme fırsatını da bulamadı, fakat alışacak. Fiyatı yüksek geliyormuş, o zaman ikinci köprüden git, birinci köprüden git. Ha bunlara da yetecek paran yoksa sandalla git. Ne diyelim buna? Çünkü bunlar hiçbir yeniliğe tahammül edemiyorlar. Bak, Atatürk Barajının üzerine Nissibi Köprüsünü yaptık, Adıyaman, Şanlıurfa, onlar bilir, değil mi? Ama bunların ondan da haberi yok.
Peki Bay Kemal, Bay Muharrem, 25 havalimanı vardı biz geldiğimizde, şimdi kaç tane havalimanı var biliyor musun? 59 havalimanı var. Ya bunları biz yaptık. 16 senede ne yaptınız diyorsun, biz yaptık.
Eğitimde 280 bin derslik yaptık Bay Kemal, Bay Muharrem. Bay Muharrem biliyorsunuz fizik hocası, fizik hocası ama eğitimle filan alakası yok. Ya 10 tane öğretmenin SSK primini ödemeyen bu kişi Türkiye’nin yönetimine talip, hale bak ya. SSK primini ödemiyor, bütün belgeler elimizde. Ya bunlardan yönetici olur mu?
Kardeşlerim; bütün bunlarla beraber şimdi üçüncü havalimanını İstanbul’a yaptık mı? Geçen akşam oradaydık biliyorsunuz, oradan A haber-ATV ortak yayınını yaptık. Nasıldı, beğendiniz mi? İnşallah 29 Ekim’de resmi açılışını yapacağız. Ve Atatürk Havalimanını da millet bahçesi yapıyoruz, İstanbul’a yakışır. Amerika’nın Central Parkı varmış, varsa var. Bizim de ne olacak? İnşallah Atatürk Havalimanının millet bahçesi oluşu olacak ve onun yaklaşık 4 misli büyüklüğünde. Türkiye’ye bu yakışır. Her ilimizde eski statlar var, yenilerini yaptık, onları millet bahçesine çeviriyoruz. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Kardeşlerim; eğitimde, hatırlayın o günleri, özellikle benim jenerasyon iyi bilir, ya biz kitap alabiliyor muyduk? Kırtasiyeci dükkanından parayla bile kitabımız alabiliyor muyduk? Şimdi o günlerden bugüne geldik, ilk, orta, lise, sıraların üzerinde kitaplarımızı buluyor muyuz? Bir kuruş ücret alıyor muyuz? Adam diyor, ya ne yaptı 16 yılda? İnsaf ya insaf, eline, diline dursun ya. Senin bu kitaplardan haberin yok mu? 280 bin derslik yaptık ya, haberin yok mu? 580 bin öğretmen atadık, haberin yok mu?
Ve 75 üniversite vardı, şimdi kardeşlerim 205 üniversitemiz var, üniversite olmayan ilimiz yok. Öğrenciyi üniversiteye değil, üniversiteyi ülkemizin en ücra köşesine taşıdık. Kars’ta üniversite var, Hakkari’de üniversite var, Iğdır’da üniversite var, Türkiye’mizin dört bir yanında üniversite var. Ardahan’a git üniversite var. Kardeşlerim, 81 vilayette artık üniversitemiz var. Çünkü biz şöyle baktık: “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır.” Ama Bay Kemal bilmiyor kendini, ne yapayım, bilmiyor. Bay Muharrem, o da hiç bilmiyor kendini.
Şimdi nasıl olduysa Bay Kemal ondan kurtulmak için ne dedi? Gel bakalım Muharrem gel. Aynen böyle dedi mi? Dedi. Şimdi ne yapacak? Git bakalım Muharrem git. Şimdi yarın akşam onun sinyali. Onun için görevimiz büyük ha. Bütün eş, dost, herkese haberi vereceğiz, çok çalışacağız, fazla bir şey kalmadı, ona göre.
Kardeşlerim; bununla kalmadık, üniversite gençleri biz gelmeden önce ne alıyordu burs olarak? 45 liracık. Şimdi ne alıyor? 470 lira. Peki, master öğrencisi ne alıyor? 940 lira. Doktora öğrencisi ne alıyor? Asgari ücret alıyor. Ya Bay Kemal, bunu da biz veriyoruz ya. İflas eden bir kasadan bu çıkar mı? Ya biz bunları da yaptık, hala yapıyoruz. Hadi bunlara da yalan deyin.
Kardeşlerim; bütün bunlarla beraber tabi biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve bu anlayışla bu yolculuğumuza devam edeceğiz.
Niye? Hani Ziya Paşa’nın sözünü hep söylerim, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz eserlerimizle anılıyor muyuz?
Siz bu kardeşinizi İstanbul Belediye Başkanlığından tanımıyor musunuz? Peki, şimdi Eyüpsultan nerede? Haliç’in kenarında değil mi? Haliç nasıl kokardı? Tabi çocuklar bilmez, gençler bilmez, şimdi ilk oyu kullanacak olanlar bilmez. Peki, bu Haliç’i şu andaki haline kim getirdi? Buradan çıkan o bataklığı, o çamuru biz nereye taşıdık? Alibeyköy’e taşıdık 9,5 kilometre, orada o taş ocağını doldurduk, oraya da neyi yaptık? Vialand’ı yaptık değil mi? Orada artık çocuklarımız hepsi eğleniyor, oynuyor değil mi? Bay Kemal, arzu edersen sen de gel, ücretini ben öderim. İspatı vücut edelim, gelsin görsün yerinde, ama gelemez. Aslında köprülerden de geçmeyecek de mecburen geçiyor, havalimanından uçmayacak da mecburen uçuyor.
Zira darbe gecesi ne yaptı, öncesinde ne yaptı? Ne dedi, darbe olsa tankların önüne önce ben çıkarım. 15 Temmuz gecesi havalimanındaydı, saat 23:17, tankları gördü, onbinler havalimanında. Onbinler havalimanındayken, o hemen tankların arasından sıyrıştı, otomobile bindi, doğru nereye? Bakırköy Belediyesine. Niye? Ya bu korkak, kaçak ve o gece tamamen Bakırköy Belediyesinde kaldı. Ne dedi daha sonra? Sayın Cumhurbaşkanı beni de haberdar etseydi ben de gelirdim. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, ama bununki yarın bitiyor, sönecek.
Ve biz geldik, onbinler orada, F-16’lar üzerimizden uçuyor, helikopterler uçuyor. Ben halkımla buluştum, milletimle buluştum. Ve orada hemen Başbakanımla da görüşmemi yaptım, Birinci Ordu Komutanını Genelkurmay Başkanımızı gözaltına alma durumu olduğu için onu hemen vekaleten Genelkurmay Başkanlığına Birinci Ordu Komutanını atadım ve o andan itibaren oradan süreci takip ettik.
Değerli kardeşlerim; 16 saatte darbeyi bitirdik mi? Allah’ın lütfuyla, Allah’ın yardımıyla bu iş bitti. Niye? Ya biz şuna inandık: “La galibe illallah”, galip olan ancak ve ancak Allah’tır, biz buna inandık. Ama onun öyle bir derdi var mı, böyle bir anlayışı var mı? O gücü, kudretinde kendinde gören zavallı ya.
Ne diyor? Ben her gün Cuma’yı kılıyorum diyor, dinlediniz değil mi? Ne diyeyim ben. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor.
Şimdi yeni bir kart elime sıkıştırdılar, Bay İnce Ankara’da 2 milyon dinleyici varmış karşısında. Emniyetten rakamı aldım, doğrusu 75 bin. İstanbul’da 5 milyon dedi. Emniyetten rakamı aldım, 280 bin. Ya bunların hayatı yalan, meslekleri yalan, bunlarda dürüstlük yok. Bununla diyorlar aldatırız. Aldatamayacaksınız, yarın milletim size gereken dersi verecek.
Sağlıkta sıkıntı kaldı mı? İstediğimiz hastaneye gidiyor muyuz? İlaçlarımızı belli bir arada verdiğimiz rakamla alıyor muyuz?
Kardeşlerim; şimdi bütün bu hastanelerde Bay Kemal’in SSK Genel Müdürü olduğu zamanı hatırlayın, bir de şimdiyi.
İnşallah bu yakada en önemli hastanemiz 3300 yatak kapasiteli şehir hastanesini İkitelli’ye kuruyoruz. Herhangi bir sıkıntı olduğunda doğru İkitelli’ye. Ve böylece inşallah sağlıkta en ufak bir sıkıntı kalmayacak. Yani Amerika’nın Cleveland’ı varsa, bizim de İkitelli’de şehir hastanemiz olacak.
Bir diğer adım, o da şu kardeşlerim: Ulaşımda, biz göreve geldik, 79 senede 6100 kilometre bölünmüş yol yapılmış, biz ise şurada 16 senede 20 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Az önce ifade ettiğim gibi, 25 havalimanıyla aldık, onu da 50’a çıkarttık.
Ya yüksek hızlı tren yapıyoruz, adaylardan bir tanesi çıkmış ne diyor? Ne işi var ya Sivas’ta yüksek hızlı trenin? Yani ne istiyor bunlar biliyor musun? Kağnı kağnı, hala öyle gidelim. Rahmetli Erbakan Hoca hayatta olsa, herhalde bunu ilk etapta tasfiye ederdi. Şu anlayışa bak.
Biz yerli-milli otomobilden bahsediyoruz, çıkmış Muharrem Efendi, ben diyor BMW’yi gezdim… Ya BMW’yi gezmeyi bırak, orada da bir şeyler kazanırsın o ayrı mesele de, senin yapman gereken, gel de bizim İHA’ların üretildiği yeri gez, SİHA’ların üretildiği yeri gez, sen şu anda bizim Atak helikopterlerinin üretildiği yeri gez. Gel, milliği, yerliliği gör, ama bunlar milli değil, bunlar yerli değil.
Değerli kardeşlerim; tüm bunlarla beraber, tabi çok daha önemlisi ve bu konuda kararlıyız…
Kardeşlerim, bakınız büyük ülke büyük devlet gerçekten güçlü lider ister. Ama bunlarda güçlü lider özelliği yok. Şu anda bu kardeşiniz Birleşmiş Milletler’de liderler arasında Sayın Putin’le beraber kıdemi ağır basan birkaç liderden bir tanesi.
Şimdi siz şu dükkanı çırağa teslim eder misiniz? Ama bunlar çırak bile değil ya, nasıl teslim edeceksin koskoca Türkiye’yi. Hayatta bunların yönetim diye bir tecrübeleri, deneyimleri yok. Onun için biz ne diyoruz? Güçlü cumhurbaşkanı, güçlü Meclis diyoruz. Yarın bunun için var mıyız? Bu çok önemli. Onun için şu birkaç saati, aman ha buradan ayrılır ayrılmaz devam. Koşacağız, çalışacağız, aman bir boşluk bırakmayacağız. Ve nasıl olsa bu iş halloldu yok, yarın akşam rakamlar açıklanmaya başladıktan sonra durumu göreceğiz ve elhamdülillah diyeceğiz. Hazır mıyız buna? Aman işi hafife almayalım. Ve anlatacağım çok şey var, fakat artık yasak vakti geliyor. Öyle, 6’ya kadar diyorlar. 6’ya kadar dedikleri için buna ilk uyması gereken takdir edersiniz ki benim. Ondan sonra Bay Muharrem, tabii onun da fırsatı yok, o ayrı mesele de, bunu çok eveler geveler, bu tür fırsatları kolluyorlar çünkü.
Ama ben size inanıyorum. Ve milletimle beraber yürüdük biz. 15 Temmuz’u beraber yürüdük.
Bunlardan teröre karşı bir laf işittiniz mi? Bay Kemal, Bay Muharrem en ufak, Bay Kemal bakıyorsun Ankara’dan aldı yanına onları, terör sevicileri, onlarla İstanbul’la yürüdü, öyle mi? Bay Muharrem icazeti nereden aldı? Edirne’den aldı. Gitti Edirne’ye, orada Selo’yla görüştü değil mi? Ve kalktı onu savunmaya başladı. Ya bunun arkasında terör örgütü var ve bunlar hatırlayın, Diyarbakır’da 53 tane Kürt kardeşimizin ölümüne neden olan değil mi? Benim Kürt kardeşlerimi sokağa çağırarak onları öldüren değil mi? 15 yaşındaki Yasin Börü’nün ölümüne neden olan değil mi? Peki, ne işin var senin orada? Onun diyor hakkı, cumhurbaşkanı adayı, dışarı çıksın. Hayır arkadaş, niye dışarı çıkıyor? Şu anda tutuklu, o kadar. Yasal boşluktan istifadeyle aday olabiliyorsa ayrı bir konu, ama şu anda o yasal boşlukların da Allah’ın izniyle şu seçimden sonra giderilmesi lazım, bunun da giderilmesi lazım. Bunları fırsat kollayıcısı olarak görüyorum. Diğerleri de bakıyorsunuz aynı şeyleri söylüyor. Ama artık bu devran değişiyor. Adaletle hükmedeceğiz ve kalkıp da teröre destek verenlerle, terör örgütünü arkasına alanlarla bu ülkede siyaset yapılmaz.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasını kendisi bizzat istedi. Dokunulmazlıklar kalkınca da bunların partilileri hemen yurt dışına kaçmaya başladılar, evet bunlar oldu. Ama bundan sonra o fırsatı da bulamayacaklar.
Cudi’yi, Gabar’ı, Tendürek’i, buraları nasıl bombaladıysak, şimdi ne oldu? Kandil’i bombalıyoruz. Bay Muharrem ne diyor? Amerika’yla anlaştı mı, şurayla anlaştı mı-burayla anlaştı mı? Bay Muharrem, biz sadece halkımızdan icazet alırız, ondan sonra da gereğini yaparız. İşte bak ilk operasyonda 20 uçakla kalktık, 10 önemli noktayı istihbaratın verdiği bilgiyle vurduk ve bütün depolar mepolar bitti. İkinci operasyonda uçaklarımız hamdolsun toplantı halinde olan lider kadrolarından 35 kişiyi, teröristi etkisiz hale getirdi; Bay Muharrem, bundan haberin var mı? Bak kimseden icazet almadık, biz yüreğimizi bu işe koyduk. Ama sizde o yürek yok, korkaklar zafer anıtı dikemez ve biz bu yolda böyle yürüyoruz.
Hazır mıyız Rabia’ya? Rabia’ya hazır mıyız?
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Kardeşlerim; ne olur birbirimizi Allah için sevelim. Makam, mevki için değil, aşiret, kavim, bundan dolayı değil. Bizde kavmiyetçilik yok, bizde ırkçılık yok. Biliyorsunuz üstünlük kavimle değil ittika ile olur ve yola da böyle devam edeceğiz.
Yarınki seçimlerin milletimiz için, vatanımız için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum, sizleri Allah’a emanet ediyorum ve kalın sağlıcakla diyorum.