Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Genisletilmis Il Baskanlari Toplantisi’ndaki konusmasinin tam metni

 

Değerli il başkanları, Kadın ve Gençlik Kollarımızın il başkanları, değerli il genel meclis ve il belediye başkanlarımız, sevgili yol ve dava arkadaşlarım; sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Temmuz ayı Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Sizlerle en son Nisan ayı sonunda biraraya gelmiştik. Mayıs ve Haziran ayları erken seçim çalışmalarıyla geçtiği için düzenli istişarelerimizi gerçekleştiremedik.

Bu vesileyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından önceki gün kesin sonuçları açıklanan seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve partimiz için bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.

Kesin sonuçlara göre Cumhurbaşkanlığında yurt içinde 25.436.238 vatandaşımızın, yurt dışında 807.974 ve gümrüklerde 9293 olmak üzere toplam 26.303.823 oy aldık. Böylece yüzde 52,59, yani 52,6 bir oy oranıyla milletimizin teveccühüne mazhar olduk. Seçimlere katılma oranı yüzde 86,24 gibi gerçekten çok yüksek bir düzeyde gerçekleşti. Buradan Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanan 50.068.627 vatandaşımızın her birine şahsım, milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Şahsımızı bu göreve layık gören her bir kardeşime ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Milletimizin güvenine layık olabilmek için elimizden geleni bundan sonra da yapacağız.

Milletvekili seçiminde ise, yurt içi ve yurt dışında gümrüklerde toplam 21.0338.693 oy alarak yüzde 42,56’lık bir oran elde ettik. MHP ile kurduğumuz cumhur ittifakı olarak da yüzde 53,66’lık bir oy oranıyla ki yüzde 54 demektir bu, seçimden açık ara birinci olarak çıktık. Bu sonuçlara göre AK Parti olarak 295 milletvekili, cumhur ittifakı olarak ise 344 milletvekiliyle seçimi tamamladık. Başta Sayın Bahçeli olmak üzere ittifakın tüm mensuplarına yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Milletvekili seçilen tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. 24 Haziran seçimleri sürecinde canla başla çalışan Genel Merkez Yönetimimize, 81 ildeki adaylarımıza, il ve ilçe teşkilatlarımıza, seçim koordinasyon merkezlerimize, seçim günü sandıklara sahip çıkan müşahitlerimize, partimize gönül vermiş tüm kardeşlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

Kardeşlerim; bu seçimler aynı zamanda yeni yönetim sistemimize geçişimizin de miladıdır. Türkiye bugüne takdir edersiniz ki bir anda gelmemiştir. 2007 yılında AK Parti’ye Cumhurbaşkanı seçtirmemek için Anayasa, yasalar, bütün bunların yanında Meclis teamülleri, hepsinden önemlisi adalet ve hakkaniyet ayaklar altına alınmıştır. Ülkemizin daha önceki 10 cumhurbaşkanlığı seçiminde olmayan kurallar, 11. Cumhurbaşkanlığı seçiminde önümüze çıkartılmıştır. Biz de hep yaptığımız gibi milletimizin hakemliğine başvurduk. Sadece hemen seçime giderek Meclis’teki mevcut tıkanıklığı aşmakla yetinmedik, milletimizin özellikle oylamasına sunduğumuz bir Anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesini sağlayarak bizi bugünlere kadar getiren süreci de başlattık. Gerçi bu adımın bedelini partimizi kapatmaya kalkarak ödetmeye çalıştılar, ama hamdolsun bu sıkıntıları da suhuletle aştık.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de benzer tezgahlarla karşı karşıya kaldık. Gezi olaylarından 17-25 emniyet-yargı darbe girişimine, yurt içindeki ve yurt dışındaki diğer pek çok hadiseye kadar her yol denenerek milletimizin iradesi ipotek altına alınmaya çalışıldı. Milletimiz bunlara karşı cevabını 10 Ağustos 2014 seçimlerinde şahsımı ülkemizin doğrudan milletin oyuyla göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı yaparak verdi. Kendi senaryolarını milletin idaresinin üzerinde görenler, 2015 seçimlerindeki o karanlık ittifaklardan çukur eylemlerine ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimine kadar bütün yöntemleri devreye soktular. Her seferinde milletimizle birlik olup Rabbimizin yardımıyla bu oyunları bozduk. Onlar Türkiye’yi köşeye sıkıştırıp teslim almaya çalıştıkça Türkiye çok daha cesur adımlarla geleceğe yürüdü. 15 Temmuz gibi bir ihanetin ardından MHP ile birlikte ülkemiz tarihinin en önemli yönetim değişikliğinin altyapısını oluşturduk. Yaptığımız anayasa değişikliğinin 16 Nisan’da milletimiz tarafından kabul edilmesiyle ülkemizi köşeye sıkıştırmaya çalışanları bir kez daha hüsrana uğrattık.

Son umut olarak 24 Haziran seçimlerine sarıldılar. Normal şartlarda birbirlerini yolda görse selam vermeyecek olanlar her nasılsa karşımızda birleştiler. Öyle ki CHP bölücü terör örgütünün güdümündeki partiyi barajın üzerine taşımak için kendisine oy verenlerin bir kısmını oraya yönlendirdi. Gerçi bunlar 1991 yılındaki seçimde de benzer bir yola başvurmuşlardı. Bölücü örgütün güdümündeki siyasetçiler ilk defa o zaman Meclise ayakbastılar. Bugün de CHP sayesinde bölücü örgütün belirlediği isimler Mecliste milletvekili olarak yerlerini alacaklar. Ülkesini, milletini, Cumhuriyetini, devletini seven her CHP’li vatandaşımızı bu utanç için partisinin yönetiminden hesap sormaya davet ediyoruz.

Şayet CHP bu hesaplaşmayı kendi içinde yapmazsa, bölücü örgütle Ana Muhalefet Partisi arasındaki bağ taktik olmaktan çıkıp, altını çizerek söylüyorum; esas haline dönüşecektir. Bir şeyin aslı varken kopyasına gerek yoktur. Böyle bir durumda CHP’nin varlığının da anlamı kalmayacaktır. Türkiye’nin en eski partisini batıdaki bir avuç marjinalin ve yurt dışındaki bir avuç terör örgütü yöneticisinin oyuncağı haline getirenlerden hem bu millet ve tarih açık ve net hesabı soracaktır. Biz bu ikazı CHP’nin içişlerine karışmak için değil milletimizin tüm fertleri gibi Ana Muhalefet Partisine oy veren kardeşlerimize karşı da sorumluluğumuzun gereği olarak yapıyoruz. Sonuçta karar bu partinin kendi mensuplarına, kendi seçmenlerine aittir.

Değerli arkadaşlar; bu seçimlerle 27 Nisan 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminin çıkmaza girmesiyle başlayan, 21 Ekim 2007 yılındaki halkoylamasıyla adeta ilk işaret fişeği atılan, 10 Ağustos 2014 seçimleriyle geri dönülmez hale gelen, 16 Nisan halkoylamasıyla da adı konulan yeni yönetim sistemimizi hayata geçirmiş olduk. Türkiye’mize bir kez daha hayırlı olsun diyorum. Milletlerin tarihlerinde bu tür milatlar çok önemlidir. Türkiye kendi tarihindeki ve dünyadaki pek çok örneğin aksine böylesine önemli bir makas değişikliğini demokratik yöntemlerle gerçekleştirmeyi başarmıştır. Pek çok ülkenin tarihinde bu tarz değişimler çok sancılı bir şekilde ve yüksek maliyetlerle yapılabilmiştir.

Yıllarca ülkemizi demokrasiye bedel ödemeden sahip olmakla itham edenlere, 15 Temmuz’da tarihi bir ders vermiştik. 16 Nisan ve 24 Haziran’la demokrasiyi sadece kanımızla ve canımızla savunmakla kalmadığımızı, hem de yönetim sistemi değişikliği yapacak derecede sandıkta da işler halde tuttuğumuzu hamdolsun cümle aleme gösterdik.

Pazartesi günü Cumhurbaşkanı olarak yemin edip inşallah yeni sisteme göre göreve başlıyoruz. Artık yürütme görevini Meclis tarafından yetkilendirilen Bakanlar Kurulu değil doğrudan Cumhurbaşkanı ifa edecek. Anayasa değişikliğine uyum çerçevesinde kanunlarımızda yer alan Başbakana ve Bakan Kuruluna yapılan tüm atıflar Cumhurbaşkanı olarak değiştirildi. Yine Anayasa değişikliğine uygun şekilde Cumhurbaşkanı’nın uhdesine verilen bakanlıkların ve kurumların kuruluş kanunları da ilga edildi.

Pazartesi günü yemin törenimizin hemen ardından yayınlayacağımız 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yeniden organize edilmiş haliyle bakanlıkları kuruyor, aynı akşam kabinemizi de inşallah açıklıyoruz.

Bakanlıkların kurum ve kuruluşların yapılarını milletimize daha iyi ve etkin hizmet anlayışımıza uygun şekilde yeniliyoruz. Elbette bu sistemin oturması belli bir zaman alacaktır. Biz ilk etapta bakanlar, bakan yardımcıları, yeniden tanımladığımız kurum başkanları, genel müdürler düzeyine kadar bu kısmı üzerinde detaylı çalışarak bir noktaya getirdik. Benzer işleri yapan kurumları birleştirerek, işlevsiz kalmış kurumları tasfiye ederek devletin işleyişini hızlandırıyor ve etkin hale getiriyoruz. Bu yeniden yapılanma çalışması en aşağıya kadar devam edecektir. Uygulamadaki eksiklikleri, aksaklıkları, boşlukları tespit ettikçe sistemi geliştirecek, güncelleyecek güçlendireceğiz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ilkemizi tamamen hayata geçirene kadar bu reformları sürdüreceğiz. Bunun için yeri gelecek yeni kanunlara veya kanun değişikliklerine, yeri gelecek Anayasa değişikliklerine ihtiyaç duyacağız.

Milletvekili dağılımı ve ülkemizin içinden geçtiği durum sebebiyle cumhur ittifakını Meclis’te devam ettireceğiz. MHP’nin de aynı anlayışa sahip olduğunu görmekten ayrıca memnuniyet duyuyorum. İttifaklarını pazara kadar bile sürdüremeyenlerin aksine, biz ülkemize ve milletimize hayırlı hizmetlere vesile olmaya devam etme inancıyla bu birlikteliğe sahip çıkacağız.

Kardeşlerim; seçim sonuçlarını değerlendirirken Cumhurbaşkanlığında aldığımız oy ile milletvekili seçiminde elde ettiğimiz netice arasındaki farkı çok iyi analiz etmeliyiz. AK Parti’nin 2007, 2011, 2015 Kasım seçimlerinde, 2007, 2010 ve 2017 halkoylamalarında aldığı sonuçlar ortadadır. Buna karşılık 2015 Haziran’ında ve son seçimlerde üzerinde uzun uzun durmamız gereken sonuçlarla karşılaştık. Biz seçimlerden sadece birinci çıkmakla yetinebilecek, bunu başarılı sayabilecek bir siyasi parti değiliz.

AK Parti Türkiye’ye kazandırdığı hizmetler ve daha önemlisi 2023 hedefleriyle çok daha büyük seçim başarılarına ihtiyacı olan bir partidir. Hedeflerimize ulaşabilmemiz için yürütme görevini üstlenmemiz elbette şarttır. Ama bunun yanında mutlaka Meclis’te de güçlü olmamız gerekiyor. Biz Türkiye’yi 16 yıldır kesintisiz reformlarla yönettik. Önümüzdeki dönemde de bu reformları devam ettirmek zorundayız. Reform kavramının bir tarafı zihniyeti değiştirmekse, diğer tarafı da Anayasadan yasalara kadar buna uygun şekilde mevzuatı düzenlemektir. Mevzuatı düzeltmeden zihniyet değişikliğinde istediğimiz mesafeyi kat edemeyiz. Dolayısıyla yeni dönemde Meclis’e çok önemli görevler düşüyor.

AK Parti Grubu, MHP’nin de desteğiyle komisyonların ve Genel Kurulun lokomotifi olmayı sürdürecektir.

Önümüzde bir mali seçimler var, bu seçimlere kadar 24 Haziran’ın muhasebesini yapıp gereken adımları atmak durumundayız. Nerede bir yanlış yaptık, nerede hatamız var, bunları değerlendirip süratle düzeltmek ve Mart yerel seçimlerine de böylece girmek durumundayız. Ancak bu şekilde milletimizin karşısına mesajını aldığımızın ve gereğini yaptığımızın huzuruyla, güveniyle, cesaretiyle çıkabiliriz. Önümüzdeki ay Büyük Kongremizi yapıyoruz. Milletimize bu yöndeki ilk mesajımızı orada vereceğiz, ardından her seviyede bunu devam ettireceğiz. Siyasi hayatımızın her döneminde girdiğimiz tüm seçimlerin ardından hedefimize ister ulaşmış, ister ulaşmamış olalım, milletimizle aramızdaki münasebetin muhasebesini yapmadan yolumuza devam etmedik. Hedefimize ulaşmışsak, çıtayı daha yukarıya çıkardık. Hedefimize ulaşamamışsak, sebeplerini tespit edip mümkünse tamir, değilse yeniden inşa yoluna gittik. AK Parti’yi diğer partilerden farklı kılan ve 16 yıldır iktidarda tutan işte bu anlayıştır. Şayet 24 Haziran’ı doğru analiz edemez ve gereğini yerine getiremezsek her şeyden önce kendi ilkelerimizle, kendi geçmişimizle çelişmiş oluruz. Bugüne kadar böyle bir yanlışa hiç düşmedik, bugün de düşmeyeceğiz.

Seçim sonuçlarını bu anlayış içinde değerlendirmek yerine, kişisel kariyeriyle irtibatlandırarak eğip büken herkes her şeyden önce milletimize yanlış yapar. Millete yanlış yapan hiç kimsenin de arkadaşlar, AK Parti’de yeri olamaz, çünkü partimiz milletin bizatihi kendi partisidir.

Türk milleti bin yıllık hayallerini, hedeflerini, umutlarını AK Parti üzerinden hayata geçirmenin çabası içindedir. Daha da ötesi medeniyet coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizle umutlarını ve geleceğini AK Parti’de somutlaştırdıkları Türkiye’nin başarısına bağlamış durumdadır. Bunun için AK Parti kazandığında Afrika’dan Balkanlar’a kadar dünyanın dört bir yanında sevinç gözyaşları yanaklardan süzülüyor, eller duaya kalkıyor. İşte bu sorumluluğun zerresini yüreğinde hisseden hiçbir arkadaşımızın tek bir anını dahi boşa geçirme hakkı yoktur. Böyle bir fotoğrafta hiç kimsenin kendisini partisinin ve davasının önüne geçirmesi de mümkün değildir. AK Parti’nin Genel Merkezinden sandık müşahidine kadar tüm mensuplarının bu şuura sahip olduğundan şüphe duymuyorum. Yeni dönem çalışmalarımızı işte bu anlayışla yürütecek ve Allah’ın izniyle kısa sürede bizi hedeflerimize ulaştıracak neticelere kavuşacağız.

Değerli arkadaşlar, bununla özellikle şu anda aramızda belediye başkanlarımızda bulunuyor, birkaç cümleyle üzerinde durmak istiyorum. İşte bu seçimlerden sonra bana gelen raporlara baktığımızda özellikle bazı eleştiriler var ki bu çok çok önemli. Vatandaş özellikle şunu arıyor, bu tabii ağırlıklı belediye başkanları ve bunun yanında tabii ki milletvekilleri vesaire: Tevazu arıyor, tevazu. Belediye başkanı benim dükkanıma gelip bir çayımı içmedikten sonra ben bu belediye başkanını ne yapayım diyor. Yani seçimden seçime mi belediye başkanı da beni ziyaret edecek diyor veya milletvekili beni ziyaret edecek diyor veya kendi tanıdıkları, bildikleri ofislere uğrayıp oradan çekip gidecekler diyor.

Değerli arkadaşlar; AK Parti’nin müktesebatında böyle bir şey olamaz, bizi yücelten tevazuumuz olmuştur. Eğer biz bu tevazuu kaybettiysek, işte bu açık-net puan kaybına da neden olmuştur. En güçlü olduğumuz yerlerde eğer bugün ciddi bir puan kaybı olmuşsa, bunu kendi nefsimize soracağız; biz hatayı nerede yaptık, yanlışımız nerede?

Arkadaşlar, çok iyi hizmetler yapabilmiş olabiliriz, bu hizmetler gerektir, ama yeterli değildir, yeterli olan o gönüllere girmektir. Gönüllere girersek bu işi başarmış oluruz. Öyle gönüllere girmiyor da vatandaşına eğer tepeden bakıyorsak, bir gurur abidesi olarak bakıyorsak, onlara yeri geldiği zaman hat-hut yapıyorsak kusura bakmayın bu millet şamar oğlanı değil. Yani bir oy verir, iki oy verir, ondan sonra da kenara koyar. Zaten demokrasinin güzelliği de burasıdır. Bu bizim için erken fırsat olmuştur. 24 Haziran’ın fotoğrafını bu noktada çok iyi çekmemiz lazım. Ve inşallah Mart 2019 yerel seçiminde de gerek aday tespitlerimizde, gerekse bu ahlaki kimliğe değer verip onu iyi puanlayıp adaylarımızı da buna göre ne yapmamız lazım, belirlememiz, seçmemiz lazım. Bunları daha sonra tabii yine aramızda konuşacağız, ama tabi vaktimizde öyle çok fazla yok. Şimdi kongremizle birlikte yeni bir oluşum olacak. Şüphesiz ki Merkez Karar Yönetim Kurulumuzdan tutunuz da MYK’mıza varıncaya kadar bir değişim-dönüşüm orada da az da olsa yapacağız, ama ondan sonra çok yoğun bir maraton başlıyor, nedir o? Mart. Yani yerel seçimlerin startını vereceğiz ve bu startı verirken de kaşına gözene değil hem iş bitirme potansiyeline, hem halkla uyumuna bakarak adım atmak durumundayız. Böyle atacağız ki yerel yönetim aynen bu seçimlere benzemesin. Dolayısıyla, yerel yönetimlerden 2019’da ne yapalım? Çok daha başarılı çıkalım. Ve ben teşkilatımın buna hazır olduğuna inanıyorum. Ve 2019 Mart’ına kadar bu belediyeciliğin adını ben doğrusu gönül belediyeciliği seferberliği olarak koyuyorum.

Aynı şey teşkilatlarımız için de geçerli, bütün il başkanlarımız bu noktada gönül belediyeciliği gibi siyasette de gönül siyasetini yapması lazım. Ben iktidar partisinin işte burada il başkanıyım, ilçe başkanıyım; yok, biz ne dedik her zaman, efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geliyoruz, bunu yapacağız.

Bugüne kadar çok büyük işlere imza atan AK Partili belediyelerimizin daha büyük hizmetler için milletimizin desteğini alabilmesini biz ancak bu şekilde sağlayabiliriz, iktidarımızı ancak bu şekilde güçlendirebiliriz. Yönettiği şehrin halkıyla beraber olmayan, gönülleri fethetmeyen, aşkla, şevkle, adaletle, akılla çalışmayan bir belediye başkanı, bir eliyle yapıp diğer eliyle yıkan kişi gibidir. Ne kadar çok çalışmış olursa olsun, döneminin sonunda geride sadece enkaz bırakır, yıkıntı bırakır. AK Parti’nin hiçbir belediye başkanı böyle olmamalıdır, olamaz. Milletimiz bunca yıldır bizi karakaşımız, karagözümüz için değil, kendisine en iyi ve adil hizmeti sağladığımız için desteklemiştir. Şayet kerameti kendinde vehmeden varsa, gerçekten hem şahsı adına, hem partimiz adına çok büyük zarardadır. Biz ancak milletimizle birlikte varız, insanlarımızla birlikte anlamlıyız, halkın desteği yanımızda olduğu sürece güçlüyüz.

Biliyorsunuz 16 Nisan halkoylamasının ardından Genel Başkanlık görevini devralmamla birlikte milletimizin sesine kulak vererek, belediyelerimizde yeniden yapılanmanın ilk adımlarını attık. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde de kayyum belediye başkanları eliyle milyonlarca insanımızı gerçek belediyecilik hizmetleriyle tanıştırdık. Başarılarıyla bizleri gururlandıran belediye başkanlarımız var, bunun yanında vasat kalan belediye başkanlarımız da bulunuyor. 2019 seçimlerine yeni bir heyecanla, yeni bir ruhla girdiğimizde, mevcutları korumak bir yana, bugüne kadar istediğimiz neticeye ulaşamadığımız nice belediyeyi de inşallah partimizin saflarına katacağımıza inanıyorum. Bunu yapmalıyız, bu konuda kararlı olmamız şart. Yapabilir miyiz? Ben yapacağımıza inanıyorum.

Aslında biz bugün dünden daha güçlüyüz, ama bu gücümüzü dediğim gibi tevazu üzerinden yükseltmeliyiz ve bunun için gerek teşkilatlarımız, gerek belediyelerimiz, gerek bu noktada il genel meclis, belediye meclis üyelerimiz, tabi ki bunların yanında çok daha önemlisi bakanlarımız artık eskisi gibi olmayacak. Şimdi artık partili olmayan bakanlarımızla bir kabine oluşturuyoruz ve bu arkadaşlarımız bundan önce olduğu gibi de öyle köşeye sıkıştırılmak suretiyle ya şuraya şu olsun, buraya olsun mantığıyla bu da hareket etmeyecek. Bu tabi bir yerde şunu sağlamış olacak, yani kimse kalkıp da şunu diyemeyecek. Ya siz işte şöyle yaptınız, böyle yaptınız, işte kadrolaşmaydı, şuydu-buydu, filan-falan, bunu diyemeyecek. Niye? En azından bakan olaylara bakarken daha objektif bakma imkanını yakalayacak, bu ona bir rahatlık getirecek, bu tür zanların altında da kalmayacak. Tabi bütün bunlarda aranan ne olacak? Aranan ehliyet olacak, liyakat olacak. Ehliyet ve liyakati öne çıkarmak suretiyle bir yeni döneme girmiş olacağız.

Tabi bütün bunlarla beraber ortada olan bir şey var ki, o da şüphesiz ki bu hükümetin başında cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle AK Parti Genel Başkanı olacak. Ve burada artık yeni yönetim sistemindeki dinamizm geçmişe göre çok daha farklı olmak durumunda. Nasıl ki 2002-2003 başı o başladığımız süreç çok büyük önem arz ediyorsa, şimdi de ilk etapta 100 gün, ardından ikinci bir 100 gün, ardından 6 ay ve böylece bir yıllık süreci farklı bir şekilde inşallah programlayıp ele alacağız. Ve bununla beraber, AK Partimizi biz önce Mart’a çok iyi hazırlamamız lazım, ondan sonra da inşallah malum 5 yıllık hedef var, 5 yıllık hedefe doğru taşımamız, götürmemiz lazım. Ve bu konuda belediye başkanlarımız önlerindeki 8 ayı çok iyi değerlendirerek hem eksikleri tamamlama, hem yapılan işleri gösterme, hem de kırılan gönülleri onarma imkanına sahiptir. Yani bir 60 günde bir kampanyayla yoğun bir çalışmanın içerisine girenler, herhalde burada kalan şu 9 ayı en ideal şekilde planlayıp, programlayıp vatandaşımızın o kırılan gönüllerini alabilirler. Bu imkanı iyi değerlendirenler hiç şüphesiz karşılığını hem partimizden, hem de milletimizden alacaklardır. Teşkilatlarımızın kadın ve gençlik kolları dahil olmak üzere, bu gönül seferberliğinde belediye başkanlarımızın yanında olması çok önemlidir.

Benim istemediğim oldu veya benim istediğim olmadı mantığıyla bir davanın mensubu olmak mümkün değildir. Burayı altını çizerek söylüyorum, çünkü bazı yerlerde yine gelen raporlarda maalesef yerel yönetimlerle adaylar arasında bu tür sıkıntılar da yaşandı. Ben onu istemiyordum, filancayı istiyordum, onun için yan gelip yatanlar oldu. Kusura bakmasınlar, eğer biz bir davanın mensubuysak, size göre verilmemiş olabilir veya sizin istediğiniz olmayabilir veyahut da teşkilatımızda herhangi bir kardeşimizin adaylığı gerçekleşmemiş olabilir. Ama bu zaman içerisinde bizim en çok üzerinde durmamız gereken konu, şunu bilelim ki insan meselesidir. Ha burada olmaz, bir başka yerde olur. Yani illa Parlamento mu olacak, illa bakanlık mı olacak, illa belediye başkanlığı mı olacak? Öyle anlar gelir ki, ha bunlar birçok kurullarda, ofislerdi, şurada-burada vesaire bu tür imkanlar da doğabilir. Mesele davanın bilincindiysek, davanın o bilinç şuuruyla hareket etmemizdir. Eğer bunu yapamazsak değerli kardeşlerim, bu davaya en büyük darbeyi indirmiş oluruz. Çünkü bizim partimiz sıradan alışılmış bir parti değildir, burası bir dava olarak içinde bulunduğumuz süreçtir. Bu davanın bilinciyle hareket etmek durumundayız ve bu davanın bilinciyle de taşı gediğine oturtmak durumundayız. Bunun için de önümüzdeki süreç, takvim bellidir. İlk takvim işte Mart 2019 ve Mart 2019’dan çok başarılı çıkmamız gerekiyor.

Ben siz değerli arkadaşlarımı bu 8 aylık süreç için önümüzde kongreyle birlikte çok daha gayretli çalışmalarınızda özellikle başarılar diliyorum. Önümüzde nasıl olsa çok daha fazla zaman var gibi bir lüksümüz yok, şimdiden bismillah deyip şu yaz mevsimini de yine inşallah gayretli bir şekilde geçirmemiz ve ondan sonra da Ağustos itibarıyla biliyorsunuz büyük kongremizi yapacağız ve büyük kongreden sonra da artık Mart 2019’a hazırlıklarımızı sürdüreceğiz; Allah yar ve yardımcımız olsun.

Toplantımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum, sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.