Cumhurbaskani Erdogan’in, Genisletilmis Il Danisma Toplantisi’nda yaptigi konusmanin tam metni
Kuruluşundan bugüne kadar Antalya’da AK Parti teşkilatlarımızda görev yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.
Yarın bildiğiniz gibi partimizin 16. Kuruluş Yıl Dönümü. 2001 yılında çıktığımız ülkemize ve milletimize hizmet yolculuğunda 15 yılı iktidar olmak üzere başarıyla, şanla, şerefle dolu tam 16 yılı geride bırakıyoruz. 2001 yılında henüz oy verme çağına yeni gelmiş olan gençlerimiz, bugün şairin yaş 35 yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün dediği bir yaşa ulaştılar. AK Parti kurulduğunda henüz yürümeyi yeni öğrenen çocuklar, artık liseyi bitirip üniversiteye adım atmaya hazırlanan, oy verme, her türlü işlemi kendi adlarına yapma ehliyetine haiz gençler haline dönüştüler. Kimin sayesinde? AK Partinin sayesinde.
Partiyi kurduğumuz zaman seçme yaşı neydi? 18. Seçilme neydi? 30. Bak, seçme 18, seçilme o noktada çok ilginç, 30. Ya zor olan seçmektir, seçilmek kolay. Hatta bir zamanlar Taksim meydanına 4 aylıklı koysam seçtiririm diyen siyasetçiler çıktı bu ülkede. Ama biz ne yaptık? Önce 30’u 25’e çektik, son attığımız adımda da ne dedik? Seçme de 18, seçilme de 18 olacak dedik ve bunu başardık. Yani gencine, gençliğine kıymet veren hareket AK Parti hareketidir.
Gençler, bizler sizinle gurur duyuyoruz. Zira fetih gençliğinin bir özelliği var, bir çağı kapattı, bir çağı açtı. Bizim ecdadımız bir çağı kapatıp bir çağı açığına göre, onun varisleri olan torunlar da inşallah 21. asrı ecdadının asrı haline dönüştürecektir, ben buna inanıyorum. Onun için hedefler koyduk, ne dedik? 2053. Ne dedik? 2071. İnşallah 26 Ağustos’ta Malazgirt’teyiz, tüm gençliğimizi Malazgirt’te beraber bulunmaya davet ediyorum, orada beraber olacağız. Ve bizler inşallah Sultan Alparslan’ın torunları olarak da o heyecanı, o coşkuyu, evet, o doğuş harekatının olduğu yerde hep beraber yaşayacağız. Geçen yıl ilki yapıldı, şimdi bundan sonra aynen Çanakkale gibi Malazgirt’i de anacağız.
Kardeşlerim, bizler böylesine uzun bir süredir ülkemize ve milletimize hizmet etme şerefine erişen bir partinin Genel Merkezinin, teşkilatının ve mahalli idarelerinin yöneticileri olarak kendimizi bahtiyar addediyoruz, hamdolsun. Üstelik Türkiye’nin 15 yılı ancak kuruluş dönemiyle mukayese edebilecek önemde hadiselerle geçmiştir. Özellikle son 4 yılımız içeride ve dışarıda tarihimizin en büyük saldırılarına maruz kaldığımız bir dönem olarak kayıtlardaki yerini almıştır. Bu dönemde bir ülkeye yöneltilebilecek tüm saldırıları gördük, yaşadık. Türkiye’yi hedef alanlar AK Partiyi boş bırakır mı? Bırakmadılar. Bu süreçte partimize de pek çok tuzak kuruldu. 2013’teki Gezi olaylarının ve 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminin, 2014’teki mahalli idareler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, 2015’teki 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin bölücü örgütün çukur eylemlerinin ve DEAŞ saldırılarının, 2016’daki 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün, son olarak da 16 Nisan halk oylamasının mecrasından çıkartılma gayretlerinin, tüm bunların amaçlardan biri de AK Partiyi sarsmak, mümkünse parçalamaktı.
Kardeşlerim, hamdolsun, Allah’ın yardımı, milletimizin desteği ve dava arkadaşlarımızın metanetiyle tüm bu saldırıları boşa çıkarttık. Ülkemizin bu karmaşık döneminde partimiz içinde de yolunu kaybedenler elbette oldu. Milletvekillerinden, belediye başkanlarından, teşkilat mensuplarının bazı firelerle elbette karşılaştık. Fakat yaşadığımız saldırının büyülüğünü dikkate aldığımızda, hamdolsun, bunların sayısı ve oranı gerçekten çok küçüktür.
Türkiye’nin içinden geçtiği bu kritik dönemdeki güçlü duruşları sebebiyle teşkilatımızın şu tüm mensuplarına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Bakın biz bugün burada bir Genişletilmiş İl Divanı yapıyoruz, bugüne kadar böyle bir il divanı olmadı, ilk defa bunu yapıyoruz. Neden, niçin? Çünkü artık bir cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin adımını atıyoruz. 2019’un Mart’ında bir yerel seçim yapacağız, ardından değerli kardeşlerim, Kasım’ında bir Parlamento seçimi ve cumhurbaşkanlığı seçimi yapacağız. Buna çok kararlı hazırlanmak durumda değil miyiz? Öyleyse zaman kaybına tahammülümüz yok. Çok çalışacağız çok, Durmak yok… O kadar.
Şimdi 19 ilçe ve büyükşehir, hep birlikte kararlı bir şekilde inşallah tüm bu ilçeleri mahalleleriyle, sokaklarıyla sandık esaslı olarak taramaya var mıyız? Sağ olasınız, var olasınız.
Kardeşlerim, unutmayın, bizim ölçümüz AK Parti olarak bellidir. Partimizin değerlerine, özelikle de bizim malum manifestomuza ihanet etmeyen, ülkesine sadakatle bağlı herkese kalbimiz de, kollarımız da açıktır.
Peki, bizim bu manifestomuz nedir, bu ilkelerimiz nedir, bunun üzerinde durmamız lazım. Antalya aslandı bunları iyi bilir.
Bir; tek millet. Kardeşlerim, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, velhasıl 80 milyon biz tek milletiz. Bizi bölemeyecekler, bizi parçalayamayacaklar, biz tek millet olarak inşallah gelece yürüyecek ve böylece 21. asrı Türk milletinin asrı olarak dünyaya haykıracağız. Bunları unutmayacağız.
Az önce Eren’in annesiyle görüştüm, Allah rahmet eylesin. Eren kaç kardeş biliyor musun? Bunlar 13 kardeşler, anneye bak anneye, Ayşe Hanımın 13 evladı vardı, bir tanesi de Eren’di. Bana dedi ki, siz en az 3 dediğiniz zaman ben yanlış mı yaptım diye düşündüm dedi. Dedim olur mu, sen Allah’ın ve Resul’ünün emrini yerine getirdin. Sen ne güzel annesin ki cenneti 13 evladınla teminat altına aldın.
Tek milletten sonra, iki; tek bayrak. Bayrağımızı görüyor musun bayrağımızı? Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız işte Eren gibi her şehidimizin ta kendisi. Bir şehidimizin düşüşü yıldızın düşmesi gibidir, o kadar önemli.
Üç; tek vatan. 780 kilometrekareyle bu tek vatanda yaşıyoruz. Tek vatanda bölmek, parçalamak, böyle bir şey mümkün mü? Buna teşebbüs edenlere biz o toprakları ne yaptık? Mezar mezar. Onların inlerine gireceğiz dedik, girdik mi? Girdik. Cudi Dağları’nda, Tendürek’te, Beslerderisi’nde, Küpeli’de, her yerde inlerine gireceğiz dedik, girdik ve hala da girmeye devam ediyoruz. Çünkü bu ülkeyi bölmeye gayret edenlere bu toprakları biz, evet, yaşanmaz hale getireceğiz, bunda kararlıyız. Kararlı mıyız? Öyleyse daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz.
Dört; tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka herhangi bir devletimizin yok. Onun için de devletimizin güçlü olması için her alanda, eğitimde, sağlıkta, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda, aklınıza ne gelirse, dış politikada ne olacağız? Tek devlet. Devletimizi kimse bölmeye gayret etmesin, böyle bir yola tevessül edenin yeri bellidir. İnlerine gireceğiz dedik, inlerine girdik ve o inlerden onları çekip çıkartarak onlara bedelini ödettik.
Değerli kardeşlerim, bu kriterlerin dışında kalan herkes bizim için defoludur, yorulmuştur, yolunu kaybetmiştir. Ahde vefa bizim siyaset ahlakımızın vazgeçilmez bir unsurudur. Ülkemize ve partimize ihanet edenlere karşı ne kadar öfkeliysek, bu çatı altında hizmet veren tüm kardeşlerimize de o derece muhabbet doluyuz. AK Partide değişim demek, herkesin aynı ekip içinde yer aldığı bir bayrak yarışında görev almak veya görev devretmek demektir. Her birimizin aynı davanın neferleri olarak dün şu sıfatla yürüttüğümüz görevi, bugün başka bir sıfatla veya hiçbir sıfatımız olmadan da sürdüreceksek samimiyetle olgunluğa eriştirmek sabra sahip olduğuna inanıyorum, bunu yapacağız. Yeri gelir kapıda bekçi oluruz, yeri gelir o kapıya, evet, su taşırız. Aksi takdirde bu büyük yapıyı, bu büyük ekibi ahenkle verimli şekilde milletimizin beklentilerine uygun tarzda çalışma imkanından mahrum kalırız.
Ben bugün Antalya’ya teşekkür ediyorum, böyle bir İl Divanı Toplantısına 3 günde hazırlanan Antalya Teşkilatımızı kutluyorum, tebrik ediyorum ve hayırlı olsun diyorum.
Ana kademesiyle, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla inanıyorum ki inşallah 2019’un mahalli seçimlerinde görülmemiş bir oy potansiyeliyle, evet, yola devam edeceğiz. İnanıyorum ki, 2019’un Kasım’ında bu defa inşallah Parlamentoda ve Allah’ın izniyle Cumhurbaşkanlığında da çok daha farklı bir oy inşallah oranıyla o seçimi de alacağız. Biliyorsunuz artık parlamenter demokrasi yok, artık yüzde 34’le seçim kazanmak yok, yüzde 49,5’la seçim kazanmak yok, şimdi yüzde 50+1 alacaksın en az; buna hazır mıyız? Ben sizlerle gurur duyuyorum. İstiyorum ki daha iyi olsun, inşallah bunu da yakalayacağımıza inanıyorum.
Dünyanın ve Türkiye’nin hızla değiştiği bir dönemde AK Partiyi durağanlığa mahkum etmeye hakkımız yoktur. Yeni projelerle, sürekli yenilenen heyecanlarla daima hedef büyüten bir dinamizmle yoluna devam eden yönetici arkadaşlarımız elbette hizmetlerini sürdürecektir. Ama partiyi sırtlayıp götürmek yerine, partinin sırtına binmeye kalkanları kenara çekmek de milletimize karşı sorumluluğumuzun gereğidir.
Kardeşlerim, FETÖ ve PKK iltisağı başta olmak üzere, milletimize düşmanlık eden terör örgütlerine bulaşmış olanlarla ilgili hassasiyetlerimiz elbette vardır ve olacaktır, bu konuda en küçük bir taviz vermemiz söz konusu değildir. Partimizin çatısı altında FETÖ’yle iltisağı olanları asla barındıramayız. Yol yakınken nerede FETÖ’yle bağlantısı olanlar varsa hemen bize bildirin, anında kapıya koymaya mecburuz. Bunlar bu milleti böldüler, bu ümmeti parçaladılar, ondan sonra da utanmadan, sıkılmadan Pensilvanya’da şu anda park ettiler, Almanya’da park ettiler, Batının değişik ülkelerinde park ettiler. Daha siz çok yerlere kaçacaksınız, Afrika’ya kaçacaksınız, ama siz kaçacaksınız biz kovalayacağız. Çünkü milletimin parçalanmasına sorumluluk makamında olan bir kardeşiniz olarak müsaade etmemiz mümkün değildir.
Kardeşlerim, bunun yanında göreve devam edecek… Sağ olasınız. Bunun yanında göreve devam edecek veya yeni görev alacak arkadaşlarımızın partimize illerinde, ilçelerinde, ülke genelinde neler katacağını, nasıl bir fayda sağlayacağını da göz önünde bulunduracağız.
Bir kez daha söylüyorum, davası yüreğinde hizmet aşkı, kafasında projesi bulunmayan, ilkelerimize tüm benliğiyle bağlı olmayan hiç kimse AK Partide yönetici konumuna gelemez, bu böyle biline. İnşallah tüm ilçe ve il kongrelerimiz bu anlayışla yapılarak büyük kongremiz için hazırlığımızı tamamlayacağız. Şimdiden bu bayrak yarışında görevini devredecek arkadaşlara teşekkür ediyorum, yeni görev alacak arkadaşlara da şimdiden başarılar diliyorum.
Kardeşlerim, nüfusuna göre ülkemizin beşinci şehri olan Antalya’nın her yıl misafir ettiği milyonlarca turistiyle aslında çok daha üst sıralarda bir yeri hak ettiğine inanıyorum. Turizmin vitrin şehri Antalya, aynı zamanda tarımda da çok önemli bir yere sahip. Geçtiğimiz yıl 1 milyar doları bulan, bu sene çok daha fazla olacağı anlaşılan ihracatıyla şehrimiz ticarette de önemli bir merkez.
Böylesine kritik bir şehre, potansiyeline ve ülkeye olan katkısına uygun hizmetler getirmek gerektiğini gördüğümüz için Antalya’ya hep özel önem verdik. Mevcut havalimanımızı göreve geldiğimiz zaman dünyanın en modern havalimanlarından biri haline getirdik, daha yeni göreve gelmiştik. Çünkü havalimanı maalesef iş görmüyordu, 15 sene öncesini söylüyorum. Antalya’ya bu yetmez dedik, doğu tarafına, Gazipaşa’ya ikinci bir havalimanı inşa ettik, öyle mi? Şimdi üçüncü bir havalimanının hazırlığı içindeyiz. Antalya’nın batı tarafına 850 milyon lira yatırım bedeli olan yeni havalimanının inşasına inşallah yılsonuna kadar başlamayı ve en geç 2021 yılında hizmete almayı planlıyoruz.
Bitti mi? Bitmedi, hızlı tren konusunda 2 ayrı hatla Antalya’yı ülkemizin tamamına bağlıyoruz.
Birincisi; Isparta, Burdur, Afyonkarahisar, Kütahya, Eskişehir istikametine giden, oradan da İstanbul ve Ankara’ya ulaşan hızlı tren projesidir. Antalya’ya bu yakışır ve bunu yapacağız.
İkincisi de; Konya, Aksaray, Nevşehir, Kayseri istikametine gidecek olan hattır. Nasıl, güzel mi? ("Evet" sesleri) Ama bunları iyi bilelim ve çaldığımız her kapıya da bunları anlatalım. Her iki projeyle ilgili çalışmalar etap etap sürüyor.
Bunlarla da yetinmiyoruz, Antalya’yı otobanla hem Afyonkarahisar, hem Alanya istikametine bağlayacak bir projeyi de ayrıca hayata geçiriyoruz.
Antalya stadyumu 33 bin kişilik kapasitesiyle bölgemize yakışır bir eser oldu. Kusura bakmayın, Antalya stadyumu çok daha erken bitecekti, bir ara dönem geçirdik; niye? Talihsiz bir Belediye Başkanı geldi, ya bunlar anlamaz bu işlerden. Bunlara 5 koyun teslim edin kaybedip gelirler. Aslında Yörükler bunları çok iyi bilir, evet, buranın yaylalarında bunlara sakın keçi-meçi teslim etmeyin ha, inan kaybedip gelirler.
Tabi Antalyaspor’dan da artık bu stadın hakkını verecek bir performans bekliyorum.
Ayrıca, 15 yılda şehrimize kazandırdığımız 8600 derslik, 49 sağlık kuruluşu, 42 spor kuruluşu gibi pek çok hizmet var.
Geçtiğimiz yıl yapılan Antalya EXPO’su beklediğimiz düzeyde olmasa da şehrimizin tanıtımına katkı yaptı. İşte bu eser bu EXPO’nun en güzel bir abidesi. Böyle büyük bir kongre merkezi Antalya’da yoktu, ama şimdi bakın… Ben akşam Belediye Başkanımıza onu söyledim, inşallah hamamdan çıkar gibi çıkmayız. Yok dedi, şu anda her şey yerinde. Hamdolsun ferahız değil mi, terleme filan yok herhalde? Modern şehircilik bu, medeni olmak bu, daha iyi olacak. İnşallah önümüzdeki dönemde tüm bu hizmetleri katlayarak şehrimizin marka değerini yükseltmeye devam edeceğiz.
Ve EXPO alanına yeni bazı projeler düşünüyoruz şu anda, inşallah o projelerle bu EXPO alanını çok daha etkin, çok daha verimli hale getireceğiz ve burası adeta bir çekim merkezi haline gelecek. Biz yaparız, çünkü biz hep bunları düşünüyoruz. Biz kalkıp da, evet, sokaklarda terör örgütlerinin mensuplarıyla kol kola dolaşmıyoruz. Biz halkımızla kol kola dolaşıyoruz, farkımız bu.
Kardeşlerim, geçtiğiniz 15 yılda Antalya ile birlikte ülkemize kazandırdığımız büyük yatırımların, yaptığımız dev hizmetlerin gerisinde ne var? İstikrar var, güven var, bu ortamı sağladık ve bunun muhafazasını sağladık. Biz bu konuda ne kadar hassas isek, maalesef Ana Muhalefet Partisi başta olmak üzere birtakım çevreler de o derece hoyrattır, o derece yıkıcıdır.
Geçtiğimiz günlerde Ana Muhalefet Partisinin başındaki şahıs bir Alman dergisine röportaj veriyor, duydunuz değil mi, okudunuz mu? Normal şartlarda herhangi bir siyasetçi böyle bir imkanı ülkesinin ve milletinin faydasına olacak şekilde kullanır. Peki, bizim Ana Muhalefetin başındaki zat ne yapıyor? Alman kamuoyuna ülkesini şikayet ediyor. Hem de öyle bir şikayet ediyor ki, adeta Almanya yatırımcıları da, Alman turistleri de Türkiye’den uzak dursun, sakın buralara gelmesin diye bangır bangır bağırıyor ve yalvarıyor.
Neymiş efendim, Türkiye’de kimsenin can ve mal güvenliği yokmuş. Önce sözlerini inkar etmeye çalıştı, mızrak çuvala sığmayınca bu defa pişkince, ben bunları her yerde söylüyorum diyerek işin içinden sıyrılmaya kalktı. Bu ifade söz konusu zatın sehven değil, bilinçli olarak ülkemize iftira attığını gösteriyor, yazıklar olsun. Ekmeğini yediği, suyunu içtiği, milletvekili ve emekli olarak maaşını aldığı, devletine, ülkesine böylesine bir ihaneti yapabilen ve yüzü kızarmadan bunu savunan zata ne desek boştur.
Kardeşlerim, Ankara’dan İstanbul’a yürüdü değil mi? Sözde adalet yürüyüşü yaptı. Peki, o yürüyüşü 29 gün yaparken onun yol güvenliğini filan kim sağladı? Bu Hükümet sağladı, öyle mi? Birçok istihbaratlar geldi, ama Hükümetimiz o güvenliğini sağladı.
Değerli kardeşlerim, Türkiye’de adaletsizlik varsa, peki İzmir Büyükşehir Belediyesinde günlerce işçiler grev yaptılar, onların hak arayışlarındaki adaleti nereye koyacaksın Bay Kılıçdaroğlu? Şişli’yi İstanbul’da çöpler istila etti, taşeron örgütleri bağırıp çağırdı, çöplükten geçilemez hale gelen, benden önce de İstanbul öyleydi, çöp yığınlarıyla doluydu, peki onlara yönelik sözde adalet yürüyüşü yapan sen, onların adalet arayışına niye cevap vermedin? Ah kardeşlerim ah, bunların adalet-madaletle alakası yok, bunların derdi başka, bunların derdi ülkeyi karıştırmak.
Ana Muhalefetin başındaki zat halen ülkesinin aleyhine işlediği bir suçtan dolayı, bakın burası çok önemli, ülkenin aleyhine işlediği suçtan dolayı cezaevinde bulunan milletvekiliyle ilgili konunun kendisine kadar ulaşmasından endişe ettiği için şimdiden ön almaya, suyu bulandırmaya çalışıyor. Eğer yakında bu içeride olan zatla alakalı Kılıçdaroğlu’nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın ha şaşmayın. İçeriden değişik haberler alıyorum. Buradan çıktım çıktım, çıkmadığım takdirde açıklamalarda bulanacağım diyor içerideki zat.
Değerli kardeşlerim, bütün bunlar bir FETÖ taktiğidir. Gerçi söylediği her şeyi inkar etme, yaptığı her işten çark etme konusunda bu şahsın eline su dökecek kimse zor bulunur, bunda yalan gani. Kendisi Genel Başkanlık koltuğuna da FETÖ kumpası olduğunu herkesin bildiği bir kaset operasyonuyla oturtulmamış mıydı? O gün Baykal’ı ziyaretten çıkarken, hemşehriniz, onu ziyaretten çıkarken gazeteciler sordu, aday olacak mısınız dedi. Hayır, böyle bir düşüncem yok dedi değil mi? Ertesi gün bir de baktık ki adaylığını açıkladı. Niye? Yalan. Ama unutmayın, yalancının mumu… O kadar. O kadar çok yalan söyledi, söylediği o kadar çok sözü yuttu, o kadar çok hezimete uğradı ki, biz kendisini takip edemez hale geldik, mümkün değil. Ne derseniz deyin, yağmur yağıyor havasında kendisine dikte edilenleri yapmaya devam ediyor. Bu zatın kendisinin ve partisinin ne yaptığı bizi ilgilendirmez. Ama mesele ülke meselesi, millet meselesi olduğunda, hiç kusura bakmasın, sessiz kalmayız, kimsenin gözünün yaşına bakmayız. Türkiye’yi kuşatma, Türkiye’yi işgal operasyonlarına nefer yazılan herkes, bu ülkenin de, bu milletin de defterinden silinir. Hiçbir siyasi veya bireysel çıkar böyle bir ihaneti mazur gösteremez.
Tabi Genel Başkanı böyle yapınca milletvekili durur mu? Ana Muhalefetin Antalya milletvekili, aynı zamanda geçen dönem şehrin üzerine bir kabus gibi çöken eski Belediye Başkanı olan kişi, 15 Temmuz’la ilgili öyle laflar söylüyor ki, FETÖ’cülerin kendileri bile bu kadarına cesaret edemiyor. Peki, Ana Muhalefetin başındaki zatın ve onu takip eden Antalya milletvekilinin ülkelerine attıkları iftiraların zararını en çok kim görüyor? Tabi ki Antalya görüyor. Önümüzdeki seçimde bunları silip atmaya hazır mıyız? ("Evet" sesleri) Burası ülkemizde turizmin lokomotifi olan bir şehir. Kendi ülkesini karalayan, yatırımcılara ve turistlere adeta, ne olur Türkiye’ye gelmeyin, Antalya’ya gelmeyin diye yalvaran bu zihniyete hak ettiği cevabı da inşallah Antalya’nın, Antalyalının vermesi gerekiyor.
Antalya’daki esnaf kardeşimin, turizmci kardeşimin, çiftçi kardeşimin, evet, ekmeğine kan doğramaya kimsenin hakkı yoktur. Ana Muhalefetin başındaki zata ve onun izinden giden milletvekiline, buraya oy için geldiklerine Antalyalıların ülkelerine attıkları iftiraların kendilerine verdikleri zararın hesabını soracaklarına inanıyorum. Özelikle CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımı bu konulara muhasebe yapmaya, partilerinin ve ülkelerinin geleceği için seslerini yükseltemeye davet ediyorum.
Kardeşlerim, Ana Muhalefetin başındaki zatın ve ekibinin şifrelerini bizimle birlikte yabancılar da şu anda çözmüş görünüyor. Çünkü bunlar ne kadar yalan söylerlerse söylesinler, ne kadar iftira atarlarsa atsınlar, hangi ihanetleri sergilerlerse sergilesinler, yatırımcıların ve turistlerin ülkemize olan ilgisi arttıkça artıyor.
Daha dün Isparta’da uluslararası bir yatırımın açılışını yaptık. Geçtiğimiz haftalarda güneş ve rüzgar enerjisi ihalelerine uluslararası yatırımcıların ilgisi bize bizi şaşırtan düzeydeydi, yaklaşık 2 milyar dolar yatırım. Ondan bir hafta önce İstanbul’da bir şehir hastanesinin kredi anlaşmasını imzaladık, Japon-Türk işbirliği. Bedel ne biliyor musunuz? 1,5 milyar dolar. Ya bunlar önümüzü kesmeye çalışıyor, ama uluslararası yatırım Türkiye’ye gelmeye devam ediyor. Uğraşmayın boşuna uğraşmayın, Türkiye dimdik ayakta Allah’ın izniyle yoluna devam ediyor.
Turizmde de geçtiğimiz yılki durgunluğun ortadan kalkmaya başladığını görüyoruz. Hamdolsun, dün itibarıyla Antalya’da doluluk oranının yüzde 80’e ulaştığını arkadaşlarım bana rapor ettiler. Antalya turist sayısında hamdolsun böyle bir konuyu gündeme getirdiğimizde diyorlar ki, iyi yoldayız, daha iyi olacak. Yılın ilk 7 ayında şehrimizde geçtiğimiz yıl 3 milyon 200 bin olan turist sayısı, bu yıl 5 milyon 200 bine ulaştı. Yani Kılıçdaroğlu gelmeyin diyor, turistler de sana ne ya diyor ve geliyor. Ama şimdi sessizliğe büründüler, baktılar ki bizi dinlemiyorlar, geliyor. Niye? Ya benim Ayşe’min, Fatma’mım, Ahmet’imin, Hasan’ımın güler yüzüne kim gelmez ya?
Turizm geliri ve istihdam da buna uygun şekilde artıyor. Türkiye içinden geçtiği siyasi ve ekonomik imtihan döneminden Rabbime şükürler olsun anlının akıyla çıkmaya başladı. Bak, yılın ilk çeyreğinde büyüme yüzde 5, yıllık ihracatımız hamdolsun 150 milyar doları aştı, bunlar hep güzel günlerin habercisi, enflasyon yeniden tek haneliye indi. Merkez Bankası rezervi hamdolsun tırmanmaya başladı, şu anda 109 milyar dolara ulaştı. Peki, 15 sene önce geldiğimizde Merkez Bankasının rezervi neydi? 27,5 milyar dolardı. Biz 135 milyar doları gördük, onu yeniden göreceğiz inşallah, daha güçlü olacağız, çünkü Türkiye güçlenecek.
Savunma sanayinde güçleniyoruz hamdolsun, bak artık insansız hava araçlarımızı kendimiz üretir hale geldik. Şu anda Güneydoğu’da, sınırlarımızda teröristleri İHA’larla vuruyoruz, onlar yer tespiti yapıyor, F16’larla vuruyoruz. Bölücü terör örgütü güya eylem yılı ilan ettiği bir dönemde adeta nefes alamaz hale gelmiştir. Verdiğimiz şehitler yüreğimizi yakıyor, ama biliyoruz ki ülkemizde özgürce yaşamanın bir bedeli var.
Her alanda mücadelemizin sürdüğü FETÖ davalarını ilgili arkadaşlarımız çok yakından takip ediyor. Bu davalarında hem milletimizin vicdanını tatmin edecek, hem de hukuki olarak en küçük bir eksikliğe, aksaklığa, boşluğa meydan vermeyecek şekilde neticeye ulaşacağına inanıyoruz.
Suriye ve Irak’ta bütün oynanan oyunları yakından takip ediyoruz, gereken durumlarda sahada varlığımızı göstermekten çekinmeyecek şekilde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Körfez Bölgesindeki sıkıntıların suhuletle çözüme kavuşturulması için her türlü gayreti gösteriyoruz.
Bize göre dünyanın öteki ucu olan Kuzey Kore’nin merkezinde bulunduğu krizle ilgili endişelerimizi ifade ettim. Nükleer bir savaş, taraflarla birlikte tüm dünya için telafisi mümkün olmayan bir felakettir. Japonya ve Güney Kore gibi yakın dostlarımızı tedirgin eden bu gerilimin silahlar ve füzeler ateşlenmeden sona erdirilmesini diliyoruz.
Kardeşlerim, gerek ülkemizin içinden geçtiği süreç, gerek dünyada yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin mutlaka güçlü olması gerektiğini gösteriyor. Güçlü olmanın yolu da, imkanlarımızı ve potansiyelimizi en doğru şekilde kullanmaktan geçiyor. 2019 seçimleri bu bakımdan ülkemizin geleceğinde belirleyici bir dönüm noktası olacaktır. AK Parti olarak 2019’a kadar olan dönemi çok iyi değerlendirmek zorundayız. Hem teşkilatlarımızdaki değişimi, hem hükümet çalışmalarını bu anlayışla titiz bir şekilde yürüteceğiz. Milletimizin bize olan sevgisi, desteği mecburiyetinden veya mahkumiyetinden değil, ülkemize en iyi hizmetleri veriyor olmamızdan kaynaklanıyor. Bugün de milletimiz bizden icraat bekliyor. Ülkemizde rekabet edebileceğimiz bir Ana Muhalefet olmadığı için kendi kendimizle rekabet etmek durumundayız.
Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi 3 kat büyüttük, şimdi hedefimiz 2023 hedeflerimize ulaşmaktır, bu da ülkemizi önümüzdeki 6-7 yılda şu andakinden 2 kat fazla büyütmekten geçiyor. Gelişmekte olan pek çok ülkenin düştüğü orta gelir tuzağını aşmak için bunu başarmak zorundayız, hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Ama önce 2019 seçimlerindi ihtiyacımız olan neticeye ulaşmamız gerekiyor.
Kardeşlerim, 94’te İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum zaman hanımlar muhteşem çalışmışlardı. Ve bana bir teklif getirdiler. Bunu her yerde anlatıyorum, şimdi burada da anlatacağım. Dediler ki, Başkanım, buyurun dedim, biz dedi evleri dolaşıyoruz, sadece broşürle dolaşmak pek uygun olmuyor. Ee dedim. Biz dedi birer kahve versek. Ne olacak dedim kahve? Biz dedi bu kahvede bir şey yapacağız. Ne yapacaksınız? Bu kahvenin üzerine bir şey yazacağız, bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır diyeceğiz ve o zamanki partimizin de logosunu arkasına koydular. Güzel olur dedim. Ve gittikleri her eve o kahveyi götürdüler, bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır. Güzel mi? Hanım kardeşler, buna hazır mıyız? Antalyalı kahveyi de sever ha, öyle mi? Evinin verandasında, bahçesinde şöyle kahveyi demler ve orada da kahveyi içerken kimi hatırlayacak? Sizi. Kim getirdi bu kahveyi bize? AK Parti kadın kolları. Onun için çok çalışacağız.
Gençler, durmak yok… Üniversitelerde bütün gençliğimizle el eli olacaksınız, dolaşacaksınız, bütün mahallelerde dolaşacaksınız ve kucaklayıcı olacaksınız, kırmadan, dökmeden. Barışa giden yolda, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma yolunda ben gençliğimizden çok şeyler bekliyorum, umutluyum.
Ve şimdi tüm, başta il başkanım olmak üzere, ilçe başkanlarımız, tüm sandık kurulları, hep beraber sandık esaslı olarak çalışacağız. Ve şu anda Teşkilat Başkanlığımız zaten koşturuyor, elemanlarını gönderiyor ve yapılan tüm temayül yoklamalarıyla değerlendirmelerimizi yapacağız. Daha heyecanlı, daha güçlü bir teşkilatla inşallah Antalya’mızı da yenileyeceğiz. Kırıp, dökmeden, gücendirmeden, el ele, omuz omuza 2019’a hazırlanacağız; buna var mıyız? ("Evet" sesleri) Çünkü karşımızdaki sorunlar ancak böyle bir çalışmayla üstesinden gelebileceğimiz büyüklüktedir. Sizlere güveniyorum, sizlere inanıyorum.
Bir kez daha AK Partimize ve Türkiye’ye yaptığınız hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Şöyle bir kalkın bakalım, şöyle işaretimizi görelim.
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Antalya’yı hatırlatıyor,
Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz hayırlı olsun inşallah. Sağ olun, var olun.