Cumhurbaskani Erdogan’in Giresun 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Sevgili Giresunlular, sevgili hemşehrilerim, çok değerli yol arkadaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler; sizleri sevgiyle, saygıyla, en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum.
Çırpınan Karadeniz’in delikanlıları; sizleri de en kalbi duygularla selamlıyorum. Şimdi Bulancak, biz şimdi sadece Bulancak’ı selamlarsak ayıp olmaz mı? Tüm Giresun’u selamlayalım, Giresun’un tüm gençliğini selamlayalım.
Buradan Giresun’un tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki, köylerindeki kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.
AK Parti Giresun 6. Olağan Kongresinin şehrimize, partimize, milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.
Kurulduğu günden itibaren Giresun İl Teşkilatımız çatısı altında büyük Türkiye mücadelesine, güçlü Türkiye sevdasına gönül vermiş tüm kardeşlerimi yürekten tebrik ediyorum. Teşkilatımızın tüm mensuplarına, il başkanlarımızdan sandık müşahitlerimize, Gençlik Kollarımızdan Kadın Kollarımıza kadar bu davada birer nefer olarak görev yapan tüm dava arkadaşlarıma özellikle buradan şükranlarımı sunuyorum.
Teşkilatımızda vazife üstlenmiş, şu anda ahirete irtihal etmiş tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum.
Bugün görevi devreden teşkilat mensuplarımıza ülkem ve partim adına özellikle teşekkür ediyorum. Kongrede yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerime Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum.
16 Nisan halkoylamasında yüzde 62 oy oranıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ezici bir destek veren Giresunlu kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Uşaklar, bir durun da, bu işi sonunda yapalım.
Türkiye genelinde ilçeler arasında ilk 100’e giren Alucra, Çamoluk ve Yağlıdere’ye özellikle teşekkür ediyorum. Giresun 16 Nisan’da da kendisine yakışanı, kendisine yaraşanı yaptı. Giresun 16 Nisan halkoylamasında Türkiye ortalamasının 10 puan üzerinde bir oyla geleceğine, iradesine, büyük Türkiye sevdasına sahip çıktı. Kadirşinaslıklarından dolayı tüm Giresunlu kardeşlerime gerçekten şükranlarımı bildiriyorum. Rabbim hepinizden razı olsun diyorum. Sizlerin bu desteğinin bizim için aynı zamanda bir mesuliyet olduğunu da burada ifade etmem lazım. Çünkü siz sorumluluğumuzu daha da artırdınız. İnşallah şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlerin bu güvenine mazhar olmak için çalışmaya gece-gündüz demeden devam edeceğiz.
Giresun’la beraber tüm Türkiye’nin kalkınması için gece-gündüz demeden koşacak, koşturacak, terleyecek, ülkemizi her açıdan layık oldukları seviyeye getireceğiz. Çünkü biz yola çıkarken ne demiştik, uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece demiştik. Ve gündüz-gece gitmeye devam edecek miyiz? Devam mı? Eyvallah.
İşte… Herhalde tekrar içeri gireceksiniz, öyleye benziyor.
Evet, bu sabah da gelirken diyordum ki, acaba ben bunu bir okusam mı veya tekrar bir söylesem mi? Ama benim söylememe gerek kalmadı, gençler söylediler.
Değerli kardeşlerim; biz 15 yıldır başkalarıyla değil kendimizle yarıştık, kendi başarı çıtamızı temel alarak mücadele yürüttük. Ana Muhalefetin yüzde 25’leri çıkamaması, orada çakılı kalmasına bakarak asla rehavet, asla rehavete kapılmaktan öte tembellik, böyle bir yanlışın içine girmedik. Görevi devralırken hatırlarsanız bir şey söyledim, dedim ki; bir metal yorgunluğu var, bu metal yorgunluğunu aşmamız lazım. Elhamdülillah şimdi Afrin harekâtıyla artık bir diriliş hamlesinin içerisine girdik. Bu yeniden dirilişi, gençler özellikle buna diriliş muştusu da diyebiliriz, buna var mıyız? Zaten elbiseleri de giymişsiniz. Ve evvel Allah inşallah yeniden bu diriliş hamlesiyle 2019’un Mart yerel seçimlerini, 2019’un Kasım Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, dolayısıyla parlamento seçimlerine hazır mıyız? Hazır mıyız? Hazır mıyız? Maşallah, Barekallah. Hiçbir zaman rakiplerimizin zayıflığından ve acizliğinden güç alarak hedefini belirleyen bir siyasi hareket olmadık. Hele hele Ana Muhalefetin başındaki zat gibi her seferinde yüzde 40 oy almazsam istifa ederim demedik, duydunuz mu bizden böyle bir şey? Peki, seçimleri kaybettiği halde pişkince koltuğa yapışanlardan oldu mu bu adam? Hala oturuyor orada. Ya sen söyledin, biz söylemedik. Ama biz hep daha yükseğe çıkmak, hep daha ileriye gitmek için çaba harcadık. Bırakın oylarımızda düşüş olmasını, aynı oranları elde etmeyi bile eksiklik-eksilik, noksanlık olarak değerlendirdik. Çünkü bizim nazarımızda oy oranımız yüzde 50 olsa bile yerinde saymak asla büyük bir başarı değildir. Çünkü biz milletimize inanıyoruz, milletimiz de bize inanıyor. Her başarımız, bir sonraki mücadelemizin başarı noktasıdır, biz böyle çıktık bu yola. AK Parti tarihindeki tüm seçimlere işte bu perspektiften baktı. AK Parti başkalarıyla değil daima kendisiyle, kendi elde ettiği sonuçlarla yarışmıştır. Ama bu bizim hızımızı artırmıştır. 2019’da yapılacak seçimlere de işte bu anlayışla hazırlanıyoruz ve bu konuda da kararlıyız.
Ve ben inanıyorum ki şu anda, gerçi bu kapalı spor salonu çok ufak. Önümüzdeki yılın inşallah ikinci yarısına 3500 kişilik salonumuz hazır hale gelecek. Sayın Bakan, işi hızlandırın hızlandırın, daha hızlı.
Ülkemiz genelinde olduğu gibi Giresun da şöyle tarihe geçecek: Ülke ve millet düşmanlarına esaslı bir Osmanlı tokadı indirecek zafere koşmak istiyoruz. Atalarımız ne demiş? Erken kalkan yol alır. Birileri bizim 2019 seçimlerinin startını şimdiden vermiş olmamızı kuruntularına, vesveselerine, aslı astarı olmayan spekülasyonlarına alet ediyor. Kimi çevreler bizim dinamizmimiz üzerinden kendilerince senaryolar geliştiriyorlar. Oysa biz parti olarak her an seçime hazırlıklı olan, her az seçim olacakmış gibi çalışan bir siyasi hareketiz. Bu alışılmış bir parti değil, bu bir dava. İşte bunun farklılığı var. Milleti sadece seçim dönemlerinde hatırlayanlar, elbette bizim hizmet aşkımızı anlayamazlar, onlar seçim döneminde bunu hatırlıyorlar. Giresun’un yolunu yalnızca seçimden seçime bulanlar, bizim son 1 yıl içerisinde üçüncü kez Giresun’a gelmemizin sırrına akıl erdiremezler. Ben dün Samsun’daydım ve Samsun’a 1 yıl içinde beşinci kez gidişim oldu. Niye? Durmak yok... Gerek yatırımlarla, gerek parti çalışmalarıyla bu işi sürdüreceğiz. Rabbim yan gelip yatana vermiyor, çalışana veriyor, biz de çalışacağız ve çok çalışacağız.
Siyaseti ikbal kapısı, makam, mansıp, prestij aracı olarak görenler bizim millet sevdamızı, 81 milyonla kurduğumuz gönül bağını asla kavrayamaz. Aşk olmadan, hedef, ideal, vizyon olmadan siyaset de yapılamaz. Ve siyaset bir sevda işidir, muhabbet işidir. Kendini milletine adama, vakfetme işidir. Şunu hiçbir zaman unutmayın kardeşlerim: Biz AK Parti Teşkilatı olarak, bunu özellikle söylüyorum, büyüdükçe kibri artan değil büyüdükçe tevazuu artan, toprağa daha da yaklaşan bir partiyiz. Teşkilatıma bunu özellikle söylüyorum, gençler size de söylüyorum, Ana Kademeye, Kadın Kollarımıza da söylüyorum; biz Mevlana’nın diliyle tevazuda nasıl olacağız? Toprak gibi olacağız, tamam? Asla gurur, kibir bizde olmayacak. Gurur, kibir Rabbime aittir; bunu unutmayın. Biz oyları yükseldikçe böbürlenen değil sorumluluğu artan bir teşkilatız; bunu da böyle bileceğiz. Eyvallah, ebet bizimdir.
Gençler, şunu da unutmayın: Biz hesaba çekilmeden nefsini hesaba çekin ilahi emrine ram olmuş, muhasebeyi, murakabeyi rehber edinmiş bir hareketiz. Biz omuzlarındaki mesuliyetin ağırlığını, üzerinde taşıdığı emanetin yükünü her zerresinde, her hücresinde hisseden bir partiyiz. Bunun için nasıl olsa 16 Nisan günü Giresun’da yüzde 62 aldık, Türkiye genelinde yüzde 52 aldık deyip kesinlikle rehavete kapılmayacağız. Rakiplerimizin beceriksizliğine bakıp kesinlikle gevşemeyeceğiz. Allah’ın izniyle, aziz milletimizin teveccühüyle 2019’da AK Parti’yi ve cumhur ittifakını, Milliyetçi Hareket Partisi ile yapmış olduğumuz cumhur ittifakını gelmiş geçmiş en yüksek oy oranlarıyla tanıştıracağız. Onun için MHP’li kardeşlerimizle beraber el ele vererek, omuz omuza vererek, dayanışma içerisinde inşallah 2019 seçimlerinde sandıkları patlatacak, ümmetin, milletin birliğini beraberliğini zirveye taşıyacağız. Türk siyasi tarihinde çığır açmış, ilklere rekorlarla imza atmış bir hareket olarak 2019’a da damgamızı vuracağız. 2019 seçimlerinde elde edeceğimiz başarılarla tarihin akışını değiştirecek, Türkiye’de siyasetin rotasını yeniden belirleyeceğiz. İşte bunun için, bu hedefleri gerçekleştirmek için şimdiden ya Allah Bismillah deyip yola revan oluyoruz. Hem partimizi bu kongrelerle yeniliyoruz, hem milletimizle bağımızı güçlendiriyoruz, hem de geleceğe hazırlanıyoruz elhamdülillah.
Şimdi dışarıda şu salonun dört misli elhamdülillah katılım vardı, çünkü salon ufak, buraya giremediler, dışarıdaydılar. Heyecan, coşku, hepsi vardı. Şimdi salonda da maşallah coşku iyi, ama salon ufak. Tabii bu zarf mektup zarfı, diplomat değil, onun için önümüzdeki yıla yetişecek. Maşallah.
Bu salondaki siz dava arkadaşlarım başta olmak üzere görev alsın-almasın AK Parti gönüllüsü tüm kardeşlerimden 2019’a kadar çok büyük gayret bekliyorum. Kapı-kapı dolaşarak bu ülkeye, bu millete elbette Giresun’a dair projelerimizi kardeşlerimize anlatmanızı istiyorum. Tabii şimdi malum 2 ilçe dışında Giresun’un malum bütün ilçeleri AK Partili mi? 2 değil mi, yanılmıyorum, 2, diğerlerinin tamamı AK Parti’nin kazanmış olduğu ilçeler. Şimdi hedef, inşallah 2019 Mart’ında tüm ilçelerin belediye başkanlıklarını kazanmak. Giresun halkı buna hazır. Şimdi soruyorum, biz hazır mıyız?
Öyleyse şimdiden, Ana Kademeyi bir göreyim bakayım, bir kalksın ayağa; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bu sesle bir şey olmaz. Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Böyle ya, yürekten, ciğerden ciğerden, ona göre.
Kadın Kollarını bir göreyim bakayım, nerede Kadın Kollarımız? Değişik yerlerde. Kapı-kapı dolaşarak tüm hanım kardeşlerimizle buluşmaya var mıyız? Bana bak, onlara hediyeleri de götürün ha. Ben 94 İstanbul’da belediye seçimlerine giderken hanım kardeşlerim çok ciddi sürpriz yaptı. Ne yaptı biliyor musunuz? Kahve kahve, ufak poşetlerle o zaman mensubu olduğum partimin amblemiyle bir tarafta da “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” diye bir şey yazıyordu. Herhalde Başkan, Sayın Bakan beraberce çalışıp şimdi de hanım kardeşlerime bu şekilde bir kahve hazırlanıp, bir fincan kahvenin poşeti hazırlanıp AK Parti logosu, hemen arkasında da bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır yazılıp hanım kardeşlerimiz eli boş gitmemeli, onlara bu kahveyi hediye etmeli. Onu içtikçe kimi hatırlayacak? AK Parti Kadın Kollarını hatırlayacak. Buna var mıyız? Sayın Başkan, var mısınız? Sayın Bakan, milletvekili arkadaşlarım; var mısınız? Varız diyorlar, peki. Evvel Allah, zaten iyiyiz de, inşallah bununla kahvenin tadında bir başarı.
Gençler, ne alemdesiniz? Lise son sınıftaki gençler, üniversiteli gençler; bütün bunları kucaklamak suretiyle hepsini de AK Gençliğin içerisine davet etmeye var mıyız? Maşallah, bu tam yakışanı oldu, maşallah. Haşa haşa, biz bugüne kadar hiçbir beşeri gücün önünde eğilmedik ve bundan sonra da sadece Rabbimizin huzurunda, rükûda ve secdede eğiliriz, başka yerde asla.
Giresun’un veya Giresun’dan Karadeniz’in o coşkun dalgaları gibi setleri yıkmasını bekliyoruz. Espiye, geç kaldınız, Bulancak geçti sizi. Ya tamam da, bak gazı maşallah Bulancak verdi, şimdi burası atağa kalktı, maşallah. Ha siz tamamen toparladınız işi, eyvallah ben de Giresun’la beraberim.
Kardeşlerim; bütün bu söylediklerim birilerine hamaset gibi gelebilir. AK Parti’nin kodlarını bilmeyenler için bu ifadelerim hayal gibi görünebilir. Ama unutmayın bundan 15 yıl önce bizim hedef olarak gördüğümüz seviyelerin birileri hayalini bile kuramıyordu. Türkiye’yi 3,5 kat büyüteceğiz, milli gelirimizi 3 kat artıracağız, ihracatımızı 5 kat yükselteceğiz, IMF’e olan borcumuzu sıfırlayacağız, Merkez Bankamızın kasasını evvel Allah dolduracağız dediğimizde birileri bizimle istihza ediyordu. IMF’e olan borcumuz neydi? 23,5 milyar dolardı; göreve geldiğimizde, 2002 Kasım. 2013’te ne oldu, sıfırladık mı? Sıfırladık. Sıfırladıktan sonra ne oldu? IMF bizden 5 milyar avro borç istedi. Ve arkadaşlar bana sordular, verelim mi? Verin dedim. Baktılar ki, ya bu Türkler ciddi, IMF almaktan vazgeçti. Bütün mesele bu. “İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür.”
Ve göreve geldik, Merkez Bankamızın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi elhamdülillah 120 milyar dolar. Artık el açan değil hamdolsun veren el olduk.
Bak gençler, bunları arkadaşlarınıza da anlatın, onlar bunları bilmez. Ne deyin onlara biliyor musunuz; dünyada en az gelişmiş ülkelere gelişmiş ülkeler yardım ederler. Peki, sıralaması ne bunun? OECD bunları ölçümlemesini yapar. 1 numaralı ülke Amerika, 2 numara Türkiye, 3 numara İngiltere. Fakat gayrisafi milli hasılaya oranla 1 numara Türkiye, 2 numara Amerika, 3 numara İngiltere. Tablo bu. Yani siz sıradan bir ülkenin gençliği değilsiniz. Sizler millet olarak tarihte olduğu gibi onurlu, gururlu bir ülkenin fertlerisiniz. Elhamdülillah Rabbim bizlere bu günleri de gösterdi.
Hatırlayın, paramızda sıfırlar boldu değil mi? Tuvalete gittiğimiz zaman kaça gidiyorduk? 1 milyon lira, hatırlayın, ne günlerdi o günler ya. Ne oldu? Biz geldik, ya dedik şu 6 sıfırı bir atın bakalım. Arkadaşlarım bile, ya şöyledir-böyledir; ya atın şu sıfırı, atarsak ne olacak? Hiç. Birileri şöyle der-böyle der, biz ne deriz o önemli. 6 tane sıfırı attık, 1 milyonluk tuvalet 1 liraya düştü. Bugünleri gördük mü? Elhamdülillah. Mesele bu. İş bilenin, kılıç kuşananındır.
Pasaportumuza itibar kazandıracağız, Türk Hava Yolları’nı dünyanın en iyi havayolu şirketlerinden biri yapacağız dediğimiz zaman, kimlerin dudak büktüğünü eminim sizler de biliyorsunuz. Biz göreve geldiğimiz zaman Türk Hava Yolları’nın dışında hava yolu var mıydı? Yoktu. Sadece Türk Hava Yolları vardı. Ve biz Türk Hava Yollarımızı öyle büyüttük ki 6 tane sadece Türk Hava Yolları’nın kendi bünyesinde olan ve bunun yanında da özel-sivil havayollarıyla beraber hamdolsun artık rekabet imkânı doğdu. Ve bundan da öte yeni bir adım daha atıldı, o da nedir? Dünyada en fazla destinasyona uçan havayolları Türk Hava Yolları’dır, 1 numara. Filo büyüklüğünde ise, hamdolsun Türk Hava Yolları şu anda dünyada 6. sırada. Bak nerelerden nerelere geldik. Ve şimdi geniş gövdeli uçaklarla birlikte bu destinasyonlar, yani ulaştığı noktalar daha ne olacak, artacak. Ve bu geniş gövdeli uçaklarla non stop gidiyor, hiç duraksamadan alıyor yolcuyu, 16 saat-17 saat gidiyor ve bizim artık havayollarımız buna geldi.
Ancak şimdi bir adım daha var, bu yılsonuna doğru İstanbul’da havalimanımızın ilk etabı bitiyor, yılda 90 milyon yolcu kapasitesi olan bu havalimanıyla birlikte dünyada 1 veya ikinci sırada olan havalimanı olacak.
Buralara öyle durup dururken gelmedik, yan gelip yatarak gelmedik. Çalıştık, düşündük ve elhamdülillah buraya geldik. Hatırlayın 2008 yılında dünyanın ekonomik krizle boğuştuğu o günlerde ne dedik biz? Bu kriz bizi teğet geçecek dediğimde koparılan fırtınaları unutmadınız değil mi? Ne oldu? Teğet geçti. Hamdolsun, bu kibir abidelerinin tamamının heveslerini de o zaman kursaklarında bıraktık, ya bu Başbakan ne diyor dediler, nasıl olacak bu dediler. Oldu mu? Oldu. Son 15 senede onların hayalini bile kuramadıkları ne kadar şey varsa biz hepsini hayata geçirdik. Hayalleri tek tek hedefe, hedefleri de tek tek gerçeğe hamdolsun dönüştürdük. İllerimiz veya vatandaşlarımız arasında ayrım yapmadan, düşünün 25 havalimanı varken, şu anda 57 havalimanımız var. Şimdi Ordu-Giresun Havalimanı. Eskiden nereye gidiyordunuz? Trabzon’a. Şimdi Ordu-Giresun Havalimanı yapıldı, hemen buradan biniyorsun arabana, hop, kaç dakika? 10 dakika, olsun 15 dakika. Oradan da biniyorsun uçağına, ya Allah Bismillah. Bak neler oluyor neler. Eskiden lüks otobüs fiyatına şimdi bu uçaklarla seyahat yapıyoruz değil mi? Çünkü benim milletime bu yakışır da onun için. Biz Ankara’yı kalkındırırken Erzurum’u, Samsun’u, Giresun’u boynu bükük bırakmadık. Karadeniz’e yatırım yaparken Doğu ve Güneydoğu’yu ihmal etmedik. Bize oy veren vatandaşlarımızla beraber oy vermeyenlerin de gönlünü fethetmenin mücadelesini verdik. Altyapı-üst yapı yatırımlarıyla Türkiye’nin adeta çehresini değiştirdik. Krizlerle anılan bir ülkeyi, bugün dünyada parmakla gösterilen bir konuma taşıdık.
Bakınız, sadece Giresun’a son 15 yılda yapılan yatırım ne biliyor musunuz? 14 katrilyon. Giresun’a kazandırdığımız üniversite bugün 30 bin öğrencisiyle bölgede önemli bir yere sahip, 30 bin öğrenci. Bu tabii Giresun’a ayrı bir hava kazandırıyor. Bunun da kıymetini iyi bilmek gerekir.
Eğitimde 1680 yeni derslik ve 5468 kişi kapasiteli yükseköğretim yurtları yaptık. Yakında toplam 2100 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtlarının açılışlarını da yapacağız.
Sağlıkta 13’ü hastane olmak üzere 42 adet tesisi tamamlayıp sizlerin hizmetine sunduk. 350 yataklı Giresun Merkez Kale Devlet Hastanesiyle birlikte 5 adet sağlık tesisimizin inşaatı sürüyor. TOKİ vasıtasıyla Giresun’da 2452 konut projesi gerçekleştirdik.
Biz göreve geldiğimizde Giresun’un yalnızca 28 kilometre bölünmüş yolu vardı, biz bunu nereye çıkardık? 117 kilometreye çıkardık.
Ve havalimanını anlatmama gerek var mı? Havalimanımızın 2015 yılındaki yolcu sayısı neydi biliyor musunuz? 223 bin. Peki, 217’de ne oldu 1 milyon 193 bine çıktı. Şimdi iş bilenin, kılıç kuşananın. Nereye nasıl yatırım yapılır, bunun planlamasını yapmak da önemli. Böyle bir yatırım fizıbıl mı-değil mi, ha bunu da ölçeceksin biçeceksin. Ondan sonra da müflis tüccar durumuna düşersin. Bugüne kadar gelenler zaten bu ülkeyi böyle batırdılar, ama biz buna da müsaade etmeyiz.
Son 15 yılda Giresun’a 5 baraj ve bir gölet inşa ettik. 8 barajın ve 3 göletin inşaatı da sürüyor. Ayrıca, 21 bin dekar araziyi sulayacak şebekelerin inşaatları da devam ediyor.
Giresun’un turizm potansiyelinin değerlendirilmesi için planlarımızı, projelerimizi hazırladık, inşallah bunları da tek-tek hayata geçireceğiz.
Giresun’da ruhsatlı alanlarda, şimdi önemli bir yere geldik; Giresun’da ruhsatlı alanlarda fındık üretimi yapan üreticilerimizi destekliyoruz. Bu alanda sizlere toplam 1,7 katrilyon lira destek verdik. Hani Kemal Bey diyor ya, çiftçi mağdur, çiftçi mazlum. Ya senin bunlardan ne haberin var ya, sen çiftçinin ne aldığını, ne verdiğini biliyor musun ya? Bak resmi rakamlarla konuşuyorum. Değerli kardeşlerim; biz buyuz. Verdiğimiz rakam ortada, hepsi belgeli. Biz bunu çiftçimize verdik. İnşallah bundan sonra milletimiz için çalışmaya, 81 milyonun huzuru, barışı, esenliği için ter dökmeye devam edeceğiz.
SGK’nın başındayken hastanelerimizin durumu malum değil mi? Savaş Ay’ın programını izlemeyenler var mı? Hepiniz izlediniz değil mi? Rahmetli ne güzel anlatmış orada. Ve o programda beyefendi de bakıyorsunuz orada garip garip gülüyor ya, bir alem. Şimdi de öyle. Kolay kolay kızdıramazsınız ha, öyle de bir özelliği var.
Değerli kardeşlerim; Türkiye’ye vizyon kazandıran, özgüven hazırlayan AK Parti hiç şüphesiz başarılarıyla da dünya siyasetinde örnek alınan bir parti haline gelmiştir.
Son 15 yılda nasıl ülkemizin en büyük imkânı AK Parti gibi bir iktidar tarafından yönetilmekse, maalesef en büyük talihsizliği de Cumhuriyet Halk Parti gibi bir Ana Muhalefet Partisi’ne sahip olmasıdır, bu bizim için talihsizlik. Biz bunca hizmeti hayata geçirirken, aynı zamanda dünyanın en çapsız Ana Muhalefet Partisiyle de uğraşmak zorunda kalıyoruz. Biz Türkiye’yi hedefleriyle buluşturmanın kavgasını veriyoruz, Ana Muhalefet ise sanal gündemlerle milletimizi oyalamaya çalışıyor. Biz birkaç cephede birden istiklal ve istikbal mücadelesi yürütürken, CHP ve başındaki zat iftiralarla, yalan yanlış bilgilerle, çok daha vahimi FETÖ’nün eline tutuşturduğu paçavralarla siyaseti rehin almaya çalışıyor.
Şöyle geçmiş 15 seneyi gözlerimizin önüne getirelim. Bunların milletin ve ülkenin faydasına herhangi bir tekliflerini duydunuz mu? Allah aşkına, bunların özellikle de 15 yılda siyasetin kalitesini artıracak bir tartışma açtıklarına şahit oldunuz mu? Bir ara gündemleri Gazi Mustafa Kemal’in fotoğrafını kimin yere indirdiğini bulmaktı. Haftalarca uğraştılar, 40 yıllık dedektiflere taş çıkartan araştırmalar yaptılar, sonuçta fotoğrafı kimin indirdiğini bulmayı başardılar. Ardından Atatürk’ün askeri mi, yoldaşı mı olduklarının kavgasını verdiler. Merhum Gazi Mustafa Kemal’in partisini Pensilvanya’nın maskotuna çevirdikleri halde, günlerce bu meseleyi konuştular. Sandalyelerin havada uçuştuğu, yumrukların konuştuğu, edebe-ahlaka sığmayan üslupla yürütülen tartışmalar sonunda içlerinde marjinalleri rahatsız etmeyecek şöyle ortaya karışık bir karara vardılar. Hatırlayın, bir dönem bunlar, PYD-YPG terör örgütünü yurt içinde ve yurt dışında aklama seferberliğine çıkmışlardı. Milletvekilleriyle, parti sözcüleriyle, Genel Başkanlarıyla, bölücü örgütten devşirdikleri il başkanlarıyla ekran-ekran dolaşıp PYD-YPG örgütüne methiyeler sıralıyorlardı.
Ey Kılıçdaroğlu, bak ben sana söyleyeyim;
Bir; İnönü, merhum Gazi Mustafa Kemal’den sonra partinizin başına geçtiğinde ilk yaptığı işlerden bir tanesi nedir? Bir; Türk Lirasından Atatürk’ün resmini kaldırıp kendi resmini ne yapmıştır, oraya koymuştur. Bitmedi, bütün devlet dairelerinden Atatürk’ün posterini kaldırıp oraya İnönü’nün posterini yerleştirmiştir. Bitmedi, posta pulları var ya, onun üzerinde de Atatürk’ün resmi vardı, onları da kaldırıp oraya da ne yaptı? İnönü kendi resmini koydu. Bay Kemal, bunlardan haberin var mı?
Gençler, sizler de bunu bazı onların ininde veya izinde yürüyenlere anlatın, bunlar önemli.
Şimdi bugünün Afrin raporunu da sizlere vereyim. Bölücü örgütün Suriye kolu sadece Afrin’den ülkemize 700’ün üzerinde saldırı ve taciz düzenlediği günlerde dahi bunlar PYD’ye terör örgütü demek için elimizde yeterli delil yok tezini savunuyorlardı CHP. Sınır ötesi operasyonlarımızı başlattığında, bu defa ordumuzun Suriye’deki terör bataklıklarını kurutmasının önüne geçmek için seferber oldular. Baktılar bunlar bir işe yaramıyor, bu sefer Afrin Operasyonunu başka türlü sabote etmenin çabasına düştüler. Özgür Suriye Ordusundaki kardeşlerimize saldırarak, onları tahkir ederek, bu kahramanlara olmadık iftiralar atarak Zeytin Dalı Harekâtının başarısını gölgelemek istediler.
Değerli kardeşlerim; YPG-PYD terör örgütüne gösterdikleri hüsnüniyetin binde birini dahi Mehmetçiklerimizle omuz omuza çarpışan PYD’ye, YPG’ye göstermediler. Bunlar hayatlarını koydular Mehmetçiğimizle beraber. Özgür Suriye Ordusu bu mücadeleyi sürdürürken, bunlar PYD’ye, YPG’ye vermiş oldukları desteği Özgür Suriye Ordusuna vermediler. O beğenmedikleri Özgür Suriye Ordusu mensupları Fırat Kalkanı Harekâtında 614 şehit verdi. Zeytin Dalı Operasyonu’nda ise şu ana kadar 302 şehit verdi.
7 yıldır 1 milyon masumu hunharca katleden eli kanlı bir diktatöre duydukları sempatinin, yani Esed’i kastediyorum, ona duydukları sempatinin onda birini o zalimin bombaları altında can veren Suriyeli kardeşlerimize göstermediler. BAAS rejiminin bekasını düşündükleri kadar Türkiye’nin ve Türk milletinin güvenliğini düşünmediler.
Kardeşlerim, şunu unutmayın: Nasır tutmuş kalpleri bir gün olsun Suriyeli mazlumlar için hüzünlenmedi. Lal olmuş dilleri bir gün olsun hunharca katledilen çocuklar için tepki vermedi. Doğu Guta’da bu sabah oradan bir lider hanımefendinin mektubunu aldım. Ve bu hanımefendi ne diyor biliyor musunuz: “Ne olur Sayın Cumhurbaşkanım, Afrin’de attığınız adımları Doğu Guta’da da atın" diyor. “Artık bizim dayanma gücümüz kalmadı. 250 bin kişilik Doğu Guta’da şu anda 20 bin kişi kaldı. Herkes Doğu Guta’yı terk ediyor, boşaltıyor. Bizim de akıbetimiz ne olacak belli değil.”
Ama bu Bay Kemal gibilerin çark etmekte üstlerine kimse yok, merhametsizlikte de bunlar zirveyi kimseye kaptırmadılar.
Bir gece öncesinde kadar Afrin’e girmeyelim diyenlerin, ertesi gün özür dilemek yerine arka arkaya mesaj yayınlamalarının takdirini ise ben milletine bırakıyorum. Afrin zaferi gerçekleşince de… Şimdi Giresunlu kardeşlerimin tabiriyle, bunlar yumurtadan yün kırkmaya çalışan fırsatçılar. Bu fırsatçı Ana Muhalefetin hedeflerimize ulaşmada bize katkı sağlaması mümkün değil. Ancak, ne oldu? Afrin düştü, bu sefer kalktılar Genelkurmay’a, Silahlı Kuvvetler’e tebrik göndermeye. Yahu sizin ufkunuz yok ufkunuz, zerre kadar ufkunuz olsa işte bu yanlışın içine düşmezsiniz. İnanın bu ülkenin bir evladı olarak, İktidar Partisi’nin Genel Başkanı olarak, aynı zamanda bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, bunların çapsızlıkları karşısında utanıyorum. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak hâlihazırdaki Genel Başkan elinde bu partinin düşürüldüğü durumdan ben rahatsız oluyorum. Çünkü güçlü ana muhalefet, güçlü iktidar demektir, ama bunlar bunun farkında değil. Artık krediyi tamamen tükettiler. 2019 seçimlerinde bu müflis siyasi anlayışın da sandığa gömüleceğine inanıyorum.
İşte şimdi Afrin’in rakamını sizlere vereyim. Salona girerken son aldığım rakam şu: 3747 terörist etkisiz hale getirildi. Gençler, onları bize bırakın. Bak bunları inşallah kabristanlarda okuyun da, ama siyasi bir toplantıda bunları bize bırakın. Nerede neyi konuşacağımızı, neyi okuyacağımızı iyi belirleyelim. Bize eyvallah, siz onları bize bırakacaksınız, tamam? Buralara nasıl geldiğimizi de iyi bileceğiz. Türbede miyiz, camide miyiz, bunları ayıracağız, yoksa bir siyasi toplantıda mıyız, bunu da ayıracağız. Ve unutmayın, biz bu milletin tümünü kucaklayacağız, hepsini, istisnasız. Benim gencim gayet güzel ayet okuyor, ama ayeti okuyamayanlar da var, onları da katacağız, onları da buraya alacağız. İnşallah 2019’da cumhur ittifakıyla hem istikrarsızlık üreten mevcut sistemi rafa kaldıracağız, hem de milletimizi sırtındaki bu kamburdan kurtaracağız. Bundan sonra 2023 hedeflerimiz, 2053 ve 2071 vizyonlarımız doğrultusunda çok daha hızlı mesafe alacağız. Artık hedeflerimize ağır aksak yürümeyecek, koşar adımlarla inşallah yürüyeceğiz.
Şimdi Rabia’mızı biliyorsunuz değil mi? Şöyle bir kalkalım bakalım, çok yoruldunuz biliyorum. Yok yok, oturarak da yorulma oluyor.
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Tek millette ne var, hep beraber; Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Boşnak’ıyla, 81 milyon tek millet.
Tek bayrak, bayrağımızın güzelliğini görüyor musun? Tek bayrak, başka bir bayrak tanımıyoruz.
Üç, tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı böldürtmeyeceğiz, o kadar. Yok bilmem PKK’sıymış, yok bilmem PYD’siymiş, YPG’siymiş, ne dedik? Gabar’da sizi gömeriz, inlerinize gireriz. Ne oldu, bunları gömdük mü oralara? Çukurlara gömdük mü? Başladılar kaçmaya Suriye’ye, kovaladık mı? Fırat Kalkanında kovaladık mı? Afrin’de kovaladık mı? Kovalamaya devam edeceğiz. Çünkü bu milletimin birliğini, beraberliğini bozamayacaklar.
Dört, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok.
Şimdi geliyoruz, sizden istediğim bir başka temennim, ki bunu gerçekleştirmemiz lazım, hep bir ağızdan, tüm Türkiye duysun; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, birbirimizi Allah için seveceğiz ve hep birlikte Türkiye olacağız. Maşallah.
Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.