Cumhurbaskani Erdogan’in grup toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Değerli milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, hasretle selamlıyorum.
AK Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısının partimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Sizlere Meclis çalışmalarında başarılı ve verimli bir hafta temenni ediyorum.
Geçtiğimiz hafta Azerbaycan’a çok önemli bir seyahatimiz oldu. Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Sayın İlham Aliyev, Kazakistan Başbakanı Sayın Sagintayev, Özbekistan Başbakanı Sayın Aripov ve Gürcistan Başbakanı Sayın Kvirikaşvili’yle birlikte resmen açtık. Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz demiryolu ulaşımını sağlayacak bu proje, bölgemizde ticari ve insani ilişkilerin geleceğini değiştirebilecek bir önemi sahiptir. Nitekim açılış töreninin ardından Kazakistan’dan çıkan buğday yüklü ilk tren Mersin Limanına, üstelik de ön görülen süreden çok daha önce varmıştır. Halen devam eden altyapı çalışmalarının da tamamlanmasıyla Avrupa’dan Çin’e demiryolu üzerinden iki haftada ulaşım mümkün hale gelecektir. Böylece aylar süren deniz yolu ve çok yüksek maliyeti olan havayolu taşımacılığına alternatif yeni bir ticaret yolu ortaya çıkmış olacaktır. İlk etapta yılda 1 milyon yolcu ve 6,5 milyon ton yük taşıyacak bu hattın kapasitesi zamanla 2-3 katına kadar artabilecektir. Bir kez daha Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının ülkelerimiz, bölgemiz ve tüm dünya için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Salı günü de Azerbaycan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konsey Toplantımızın altıncısını gerçekleştirdik ve bu toplantımızda da bakanlarımız karşılıklı olarak yıl boyu yaptıklarını ve önümüzdeki yıl neler yapabileceklerini görüşme imkanı oldu. Ve cumhurbaşkanları nezaretinde adeta bir Bakanlar Kurulu Toplantısını Azerbaycan’da yapmış olduk, önümüzdeki yıl da inşallah Türkiye’de bu Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantımızı yapacağız.
Çarşamba günü üçüncü Turizm Şûrasına iştirak ettik. Türkiye’de turizmde geçtiğimiz yıl yaşadığı sıkıntıları büyük ölçüde aşmaya başladığı bir sezonu hamdolsun geride bırakıyor. İnşallah önümüzdeki yıl hem turist sayısı, hem turizm geliri bakımından çok daha iyi bir dönem olacaktır.
Perşembe günü ise ülkemiz açısından bir hayalin gerçeğe dönüşmesi yolunda gerçekten tarihi bir adıma şahitlik ettik. Türkiye’nin otomobili, bu projeyi hayata geçirecek girişim grubunda yer alan beş babayiğidi kamuoyumuza tanıttık. Son bir asırda dünyada yaşanan büyük sıçrama dönemlerinin ilk üçünü kaçırmıştık. Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi getirdiğimiz seviye bizi dördüncü atılım dönemini yakalayabilmemiz konusunda fevkalade umutlandırdı. Türkiye’nin otomobili projesini işte bu dördüncü atılım döneminin adeta sembolü olacak, lokomotifliğini yapacak önemde görüyoruz. Bu tür yüksek teknolojiye dayalı projelerin kendi sektörleriyle birlikte çok geniş bir alanda etkiye yol açtıklarını biliyoruz. Düşük teknolojili, düşük katma değerli üretimden yüksek teknolojiye, tasarıma, markalaşmaya dayalı üretime geçiş sürecimizde bu projenin çok önemli bir yeri olacaktır.
Buradan bir kez daha Ortak Girişim Grubunda yer alan firmalarımızı tebrik ediyor, 2019 yılında prototipini, 2021 yılında da ticari üretimini beklediğimiz Türkiye’nin otomobili projesinde kendilerine başarılar diliyorum. Aynı konuda bir süredir TÜBİTAK bünyesinde yürütülen çalışmaların tüm sonuçları da bu girişim grubumuzun istifadesine açıktır.
Cuma günü Manisa’da hem açılış törenlerine katıldık, hem de Partimizin Genişletilmiş İl Divanı Toplantısında arkadaşlarımızla biraraya gelip hasret giderdik. Toplu açılış töreni vesilesiyle ülkemizin kendi alanında en önemli tesislerinden olan, her biri 24 megavat gücündeki iki jeotermal elektrik santralini de ülkemize kazandırdık. Daha sonra da Türkiye’nin otomobili projesinde de yer alan Vestel Firmamızın akıllı telefon ve tablet fabrikası ile nikel kobalt tesislerinin açılışını gerçekleştirdik. 600 milyon liralık böyle bir dev açılışı da o gün gerçekleştirmek suretiyle hamdolsun oradaki istihdam noktasında ve bunun dışında yeni bir sürecin başlatılmasına vesile olduk.
Dün de İstanbul’da yeni Atatürk Kültür Merkezi projesinin tanıtım törenine katıldık. Taksim’deki mevcut yapının yıkılıp, yerine ülkemizin şanına yakışır bir eser inşa edilmesi konusunda inşallah son aşamaya gelmiş bulunuyoruz.
Bunların dışında pek çok görüşmeyle, kabulle, toplantıyla dolu yoğun bir haftayı geride bıraktık.
Tabi yerli otomobil gibi, cep telefonu gibi yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin ülkemizde üretimine yönelik projeleri hayata geçirirken, bunların tamamlayıcısı mahiyetindeki çalışmaları da ihmal etmiyoruz. Örneğin Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız dün itibarıyla ihracatçılarımız ve ithalatçılarımıza çok kolaylık sağlayacak bir sistemi devreye soktuk. Bu sistemle gümrüklerdeki eşyaların nerede olduğu, hangi işlemin yapıldığı, başka hangi işlemlerin yapılacağı, bunların ne kadar sürdüğü gibi bilgilerin tamamı cep telefonu veya bilgisayar üzerinden görülebilecek. Böylece hiçbir kişi ve kurumun, ihracatçılarımızın ve ithalatçılarımızın işlemlerini keyfi olarak geciktirme, sürüncemede bırakma, bilgi vermeme gibi yollara başvurma şansı kalmıyor. Geçmişte çok kötü bir nama sahip olan gümrüklerimizi aldığımız tedbirlerle büyük ölçüde derleyip toparlamıştık. Yeni sistem artık her şeyin daha şeffaf, daha hızlı ve daha düşük maliyetle izlenebilmesine imkan sağlayacak. Zaman faktörünün, rekabetin en önemli unsurlarından biri haline geldiği günümüzde, bu sistem ticaret erbabımıza çok önemli bir kolaylık sağlayacak.
Bunun yanında, Bakanlığımızın bir diğer önemli müjdesi de, belli bir rakamın üzerinde ihracat yapan firmalara doğrudan kendi personeli aracılığıyla danışmanlık hizmeti sunacak olmasıdır. Sizlerin de gördüğü gibi, durmak yok yola devam.
("Dik dur eğilme AK kadınlar seninle" sesleri) Çok çok teşekkür ediyoruz, sağ olasınız, var olasınız.
Bu anlayışla çalışan, üreten, ihracat yapan, istihdam oluşturan herkesin yanındayız, yanında olmaya da devam edeceğiz.
Kardeşlerim, geçtiğimiz Cuma günü 3 Kasım 2002 seçimlerinin 15. yıldönümüydü. 14 Ağustos 2001 tarihinde kuruluşunu ilan ettiğimiz partimiz, bu seçimlerde elde ettiği yüzde 34’lük oy oranıyla birinci parti oldu ve tek başına iktidara geldi. Tabi Parlamentoda yüzde 63 gibi bir çoğunluğa sahip olduk. Bu oran rahmetli Özal’ın 1983 ve 1987’de aldığı sonuçlardan sonra ülkemizin son dönemde gördüğü en yüksek seçim başarısını ifade ediyordu. Milletimizin bize olan güvenini, teveccühünü boşa çıkarmadık ve hamdolsun oylarımızı sürekli yükseltirken Parlamentodaki oranımız da kendini korudu.
Bu vesileyle bir kez daha, kuruluşundan bugüne partimizin Meclis Grubunda ve diğer organlarında görev almış olan tüm arkadaşlarımızı şükranla yad ediyor, her birine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olan arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar niyaz ediyorum.
3 Kasım seçimleri ülkemizde yeni bir dönemin miladı olmuştur. Türkiye’de artık hiçbir şey 3 Kasım’dan önceki gibi olmamıştır, olmayacaktır. Krizlerin, koalisyonların, kavgaların, pazarlıkların, vesayetin, yoklukların artık dönem itibarıyla sona erdiği 1990’ları Allah’ın izniyle bir daha milletimize yaşatmayacağız.
Geçtiğimiz 15 yılda ülkemize kazandırdığımız eserler ve hizmetler sadece 1990’ların değil, Cumhuriyet döneminin tamamından daha büyük, daha etkin, daha yaygın bir yönetim anlayışının ifadesidir. Kaynakları yıllarca çarpık bir düzenin çarkları arasında insafsızca sömürülen milletimiz, kendi iktidarıyla birlikte adeta bir devrime imzasını atmıştır. Büyüyen, güçlenen, gelişen Türkiye’nin imkanları her bölgemizde, her şehrimizde, her haneye yatırım olarak, hizmet olarak yönlendirilmiştir. Suyun akışını milletimize çevirdiğimiz için de her seçimde çok daha yüksek oy oranıyla iktidarımızı devam ettirdik.
Şimdi önümüzde değerli kardeşlerim, ekranları başında bizi izleyen sevgili milletim; yeni bir imtihan var, hizmet ve yatırım konusunda rüştünü ispat eden AK Parti, ülkemizin yönetim sistemini değiştirme konusunda da aynı başarıyı elde etmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan 2019 seçimleri ülkemiz ve partimiz için en az 3 Kasım seçimleri kadar kritik bir dönüm noktası olacaktır. 16 Nisan halkoylamasıyla adını koyduğumuz yönetim değişikliğini 3 Kasım 2019 seçimleriyle birlikte fiilen uygulamaya geçireceğiz.
Ülkemizin yeni yönetim mimarisini oluşturmak için şimdiden çalışmaya başladık. Akşam kadın kollarımızın Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısındaydım ve gece geç saatlere kadar yaptığımız toplantıda hanım kardeşlerimizin hazırlıkları, heyecanı ve şimdiden adeta sandık esaslı çalışmaya yönelik takındıkları tavır ve bilge kişilikleri inşallah 2019’un sandık hakimiyetinin ne noktada olduğunu da çok açık ve net gösteriyor. (Tezahüratlar…) AK kadınlarımız inşallah 81 vilayette inanıyorum ki 3 Kasım 2019’da çok daha farklı bir neticeyi kazanarak, ilan ederek yeni bir değişim-dönüşümü ortaya koyacaktır. ("İzmir burada Reisinin yanında" sesleri) İnşallah İzmir’de de sizlerden yüksek bir başarıyı bekliyoruz.
Bir kez daha 3 Kasım 2002 seçimlerinin yıldönümü vesilesiyle bugünlere gelmemizde emeği olan herkese şükranlarımı sunuyorum.
Kardeşlerim, bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler önümüzdeki asrı biçimlendirecek köklü bir yeniden yapılanma sürecinde olduğumuzu gösteriyor. Tüm Ortadoğu’daki gelişmeler, bunlar rastgele olan gelişmeler değildir. Bütün bu gelişmelerin uzak-yakın bizi ilgilendiren boyutları vardır ve biz bütün bunları dikkate alarak çalışmalarımızı yürütüyoruz, tedbirlerimizi de ona göre alıyoruz, alacağız.
Türkiye, Kurtuluş Savaşından bu yana belki de ilk defa bu kritik sürece önceden yazılmış senaryolardaki rolünü kabul etmek yerine, kendi iradesini ortaya koyan bir pozisyonda girmiştir, aslolan budur, önemli olan budur. Son 4-5 yıldır yaşadığımız hadiselerin her biri bu senaryonun bize dayatılmasının işaretleridir. Milletimiz oynanan oyunu görmüş ve tercihini kendi iradesiyle, kendi gücüyle, kendi maddi, manevi birikimiyle biçimlendireceği büyük ve güçlü Türkiye’den yana kullanmıştır. Bu süreçte terör örgütleri üzerinden ülkemiz hizaya getirilmeye çalışılmıştır. Toplumsal kaos oluşturma çabalarıyla başlayıp, PKK, DEAŞ, FETÖ gibi bu kanlı terör örgütlerinin saldırıyla süren bu projeyi devlet-millet elbirliğiyle hamdolsun boşa çıkarttık.
Yapılan her saldırı aynı zamanda terör örgütlerinin gerçek yüzlerini, gerçek niyetlerini ortaya çıkaran birer turnusol kağıdı işlevi görmüştür. Bugün artık milletimizin her bir ferdi biliyor ki, PKK sadece PKK değildir, bu örgüt aslında ülkemize yönelik operasyonlarda kullanılan bir aparattır. Yine milletimiz biliyor ki, DEAŞ İslam’la uzaktan-yakından ilgisi olmayan, bölgemize yönelik projelerin hayata geçirilmesinde kullanılan eli kanlı katillerden oluşan bir sürüdür.
Milletimiz FETÖ denen ihanet çetesinin gerçek yüzünü daha 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminde teşhis etmişti. 15 Temmuz darbe girişimi bu teşhisin ne kadar doğru, bu ihanet çetesinin başının ezilmesinin ne kadar gerekli olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şeklide ortaya koymuştur. Ve bizler çocuklarınızı bunların okullarından alın diye meydanlarda haykırdığımız zaman boşuna haykırmadık. Sakın ha bunların bankasına paralarınızı yatırmayın, varsa paralarınızı çekin alın dediğimiz zaman, boşuna bunları haykırmadık. O zaman onların bankalarından ve bankasından parasını çekip almayanlar şimdi yanımıza gelip, işte biz bunları bilerek yapmadık. Neyi bilerek yapmadın ya? Hepsini bilerek yaptınız. Arabanızı sattınız gittiniz oraya yatırdınız, dairenizi sattınız gittiniz oraya yatırdınız, şimdi bizim taksiratımız yoktu diye ağlıyorsunuz. Kusura bakmayın, ata alan Üsküdar’ı geçti, bunların hepsi biliniyor. Ve bak akıllı olanlar Türkiye’yi terk etti gitti, maalesef aklı yetmeyenler burada tuzağa düştü.
Şimdi değerli kardeşlerim, bütün bunları söylemiş olmanın da rahatlığı içerisindeyiz, onu da söylemeyim, çünkü söyledik. Diyorlar ki, işte bilmiyorduk, onun için gönderdik, yok şuydu, yok buydu; hepsi hikaye. Ve neyi nasıl götürdükleri, Silahlı Kuvvetlerimizde nasıl örgütlendikleri, polisimizde nasıl örgütlendikleri, bütün devletin kurumlarına nasıl sızdıkları, bütün bunların hepsi ortada. Şimdi ise artık tamamen temizlenme, toparlanma döneminin içerisindeyiz ve yargı ile birlikte hukukun kuralları neyi gerektiriyorsa bunu sonuna kadar yapıp yolumuza devam edeceğiz. Ve özellikle de bu devlet mekanizmasını bunlardan arındıracağız, temizleyeceğiz, bu arındırma, bu temizleme olmadan devlet mekanizmamız rahat çalışamayacaktır.
Bu saldırılar, diplomatik ve siyasi ayak oyunlarıyla tezgahlarla, kumpaslarla da desteklenmiştir. Ve sağ olsun arkadaşlarımız şu anda kar-kış demeden Hakkari’de, Tendürek’te, Cudi’de, Gabar’da sürekli olarak askerimizle, polisimizle, jandarmamızla birlikte, güvenlik korucularımızla birlikte oralarda. Ve bu öyle kış mevsimine giriyoruz, duralım; böyle bir şey, devam devam. Bütün komuta kademesi, hepsi oradalar.
Değerli kardeşlerim; şu anda bütün siyasi kademelerimiz, bakanlarımız, komuta kademesi, hepsi, işte bu hafta yine hepsi oralardaydı ve oradan kendileriyle irtibat halindeydik, orada operasyonlar devam ediyordu. Durmayacağız, üzerine üzerine gideceğiz, kimse alınmasın, kimse gücenmesin, kimse buralarda yok şöyleymiş-yok böyleymiş demesin, kusura bakmasınlar, gideceğiz. Bizim 1 şehidimizin kanı yüzlerce teröristin kanıyla ölçülemez, bunu böyle bilsinler, bunu böyle bilsinler.
Gençler, elbette çeşitli sıkıntılar yaşadık, ufak tefek de olsa yaralar aldık, ama şunu unutmayın: Allah’ın yardımı ve milletimizin dirayetiyle tüm bu saldırıları boşa çıkarmakla kalmadık, aynı zamanda çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdürdük. Hani Sokullu Mehmet Paşa’nın Venedik Büyükelçisine söylediği şöyle bir söz vardır ya, bilirsiniz: Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz ise İnebahtı’nda bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen sakal daha gür şekilde büyür, ama kesilen kol yerine gelmez. Uygulanan gizli-açık ambargolar, ayaklarımıza takılan çelmeler, hemen her konuda maruz kaldığımız ikiyüzlü tavırlar elbette bizi sıkıntıya sokmaktadır. Ama bu sıkıntılar sakalımızın tıraşı mesabesindedir. Buna karşılık biz asırlık bir planı bozarak onların kollarını buduyoruz. Türkiye’nin gücünü, milletimizin potansiyelini küçümseyen birileri ısrarla felaket tellallığı yapmaya devam ediyor, varsın etsinler. Atalarımız ne diyor, çok tatlı bir ifade; Allah kısmet ederse bir kulun işini, mermere geçirir dişini. Allah istemezse o kulun işini, muhallebi yerken kırar dişini.
Tarih bize göstermektedir ki büyüklük öyle sadece topla, tüfekle, parayla, sayıyla olmuyor. Büyük olmak için önce koca bir yüreğe, sağlam bir imana, güçlü bir iradeye sahip olacaksınız. Biz kutlu bir davanın yolunda tüm fertleriyle canını vermekte bir an bile tereddüt etmeyecek büyük bir millet olduğumuzu biliyoruz. Ve bunu 15 Temmuz’da görmüş olmanın da bahtiyarlığı içerisindeyiz. Biz kendi bekasıyla birlikte tüm kardeşlerinin, dostlarının, mazlumların ümidi büyük bir devlet anlayışının varisi olduğumuzu biliyoruz. Onun için de 7 düvel üzerimize de gelse Rabia’mızdan asla taviz vermeyeceğiz. Gerçi Rabia’mızı Ana Muhalefetin başındaki zat anlayabilmiş değil, bilmiyor. Şimdi ben Rabia’mızı tekrar söyleyeyim, yavaş yavaş öğrenecek. Sonuna kadar tek millet, sonuna kadar tek bayrak, sonuna kadar tek vatan, sonuna kadar tek devlet diyeceğiz.
Bize küfredenlere biz hukukun kapısını açıyoruz, ama biz onlara sadece Rabia’yı öğretiyoruz.
Tek millet; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla 80 milyon, Sünni’si, Alevi’si tek millet, var mı itirazın? Bitti.
İki, tek bayrak. Şehidimizin kanından rengini alan, bağımsızlığımızın ifadesi hilaliyle, şehidimizin ta kendisi yıldızıyla bütünleşen bizim bayrağımız, var mı itirazın?
780 bin kilometrekareyle tek vatan, var mı itirazın? Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka herhangi bir oluşum tanımıyorum, var mı itirazın?
Kılıçdaroğlu, öğrendin mi? (“Dadaşlar burada, Reisinin yanında” sesleri) Maşallah, Dadaşlar böyle oldukça evvel Allah.
Kardeşlerim; oyunları boza boza, senaryoları yırta yırta hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz. İstiklalimiz ve istikbalimiz için giriştiğimiz bu seferi inşallah zaferle sonuçlandıracağız. Bu zafere inanıyoruz değil mi? ("Evet" sesleri) Bu zafere kilitlendik değil mi? ("Evet" sesleri)
Kardeşlerim; Türkiye’nin içindeki ve dışındaki tüm gelişmeler AK Parti olarak sorumluluğumuzun her geçen gün daha da ağırlaştığına işaret ediyor. Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu meseleler konusunda projesi olan, programı olan, fikir çilesi çeken bir ana muhalefet partisi olmayışı bizi üzüyor. Her zaman ifade ettiğim gibi, siyasi rekabet bizi korkutmaz, tam tersine şevkimizi, gayretimizi artırır. Dünyada reform talep eden taraf muhalefet, mevcudu korumak isteyen taraf iktidar partileri olur. Bizdeyse durum tam tersi. Biz 15 yıldır her alanda reform peşinde koşuyoruz, Ana Muhalefet Partisi ise kendisine tek misyon olarak bunları engellemeyi belirlemiş görünüyor. Bu parti çok partili hayata geçtiğimizden beri Cumhuriyet, laiklik, çağdaşlık gibi kavramları kendisine siper etmiştir. Bu tavrıyla aslında tembelliğini, faşizan eğilimlerini, milletin değerlerine olan düşmanlığını saklamaya çalışan ana muhalefet partisinin foyası artık ortaya dökülmüştür. Eskilerin deyimiyle takke düşmüş, kel görünmüştür. (“Dik dur eğilme, Adıyaman seninle” sesleri)
Adıyaman, kendi kifayetsizliklerini, kendi eksiklerini, kendi arızalarını bir kenara bırakıp AK Parti’nin yenilenme sürecini ağızlarına pelesenk etmeleri bu parti yönetiminin yolun sonuna yaklaştığını gösteriyor. Hani meşhur bir hikayedir, yeni göreve başlayan bir sadrazam masasının üzerinde bir not ve altında da üç zarf görür. Notta başın sıkıştığında mektupları sırasıyla aç diye yazmaktadır. Bir süre sonra halkın homurdanmaya başlamasıyla sıkıntıya düşen sadrazamın aklına bu mektuplar gelir ve ilkini açar. Mektubun içinde yapamayacak olsan bile sürekli vaatte bulun diye yazmaktadır. Sadrazam vaatleri peşi peşine sıralamaya başlar ve biraz rahatlar. Ancak bir müddet sonra homurtular yeniden yükselince bu defa ikinci zarfı açar. Onun içinde de geçmiş yönetimleri suçla diye yazmaktadır. Bir müddet de bu şekilde devam eden sadrazam tekrar sıkıştığında sonuncu zarfa müracaat eder. Bu zarfta kendinden sonra gelecek kişi için üç mektup da sen hazırla diye yazmaktadır. Ana Muhalefet Partisinin başındaki zatın elinde sadece sonuncu zarfın kaldığı anlaşılıyor. Çünkü önce başbakan olacağım diye vaatte bulundu, olamadı, sonra değişim diyerek suçu eskiye yüklemeye çalıştı, o da olmadı. Şimdi sıra kendisinden sonra partisinin başına gelecek kişiye bırakacağı zarfları hazırlamaya geldi. Bal bal diyerek ağız tatlanmaz derler atalar, bunu öğren. Başbakan olacağım diyerek başbakan olunmaz, değişim diyerek de değişim gerçekleşmez. Konunun uzmanları iyi bilir, hep aynı şeyleri yaparak her defasında farklı sonuçlar elde etmeye çalışmak akıl sağlığıyla ilgili bir soruna işaret eder. Bunun için önce zihniyetinizi, sonra yöntemlerinizi değiştirmeniz lazımdır. Ana Muhalefet Partisinde ne zihniyete, ne de yöntemlere dair bir değişiklik işareti gözükmüyor. 20 yıl önce ne diyorlarsa bugün de aynısını söylüyorlar, 10 yıl önce ne yaptıysalar bugün de aynısını yapıyorlar. Halbuki, ne dünya o dönemin dünyası, ne de Türkiye o yılların Türkiye’si. Biz milletimizden aldığımız işaretlerle hem hizmet anlayışımızı, hem siyaset anlayışımızı, hem de bunların pratiklerini sürekli geliştiriyor, güncelliyor, değiştiriyoruz. Milletimizle birlikte çıktığımız bu yolda yine milletimizle birlikte daha iyisi, daha güzeli, daha fazlası için yürümeye devam ediyoruz.
Bu bayrak yarışında gerek teşkilatlarımızda, gerek belediyelerimizde ayrılan arkadaşlarımıza hizmetleri için teşekkür ediyorum. Görevi devralan arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum.
AK Parti ailesi öyle büyük bir ailedir ki, her an herkese her yerde ihtiyaç duyabilir. Kimse gücenmeyecek, çünkü biz sürekli güncellenen, sürekli yenilenen ve güncellendikçe çok daha farklı bir hizmet imkanını yakalan bir partiyiz. Dolayısıyla görevlerini devreden arkadaşlarımız bu büyük aile içinde çalışmaya, emek vermeye, proje üretmeye devam edeceklerdir. Görevlerine devam eden arkadaşlarımızdan yeni bir heyecanla, yeni bir şevkle daha büyük hizmetler bekliyoruz. Yeni göreve gelen arkadaşlarımızın da tüm enerjilerini, tüm birikimlerini, tüm maharetlerini ortaya koyarak farklı göstereceklerine inanıyorum; Rabbim yar ve yardımcıları olsun.
Ve bu vesileyle bildiğiniz gibi bugün Sayın Başbakan ve geniş bir heyet Amerika’daki görüşmeleri yapmak için yola çıktılar ve bu haftayı Amerika’da birçok çeşitli kurumlarla görüşmeler yaparak geçirecekler, inşallah sonuçları hayırlı olur.
Bu duygularla bir kez daha sizlere Meclis çalışmalarında başarılı, verimli bir hafta diliyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.