Cumhurbaskani Erdogan’in Hakkari 6. Il Olagan kongresinde yaptigi konusma
Hakkari’nin ilçelerindeki, köylerindeki, mezralarındaki her bir vatandaşıma buradan selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum.
İl Kongremizin şehrimiz için, tüm Hakkarili kardeşlerim için, hepsinden önemlisi ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden temenni diyorum.
Hakkari teşkilatımızda görev alan tüm kardeşlerimi, özellikle emekleri, gayretleri ve fedakarlıkları için kendilerine teşekkür ediyorum.
16 Nisan halkoylamasında evet oranı her ne kadar yüzde 32,4 düzeyinde kalmış olsa da, Hakkarili kardeşlerimizin kalplerinin bizimle olduğunu biliyorum. İnşallah 2019 seçimlerinde Hakkari hepsini telafi ettirecek bir oranla AK Partiye sahip çıkacaktır.
Kuruluşundan bugüne kadar teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. (“Hakkari seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.
Bugün göreve devreden dava arkadaşlarıma ülkem ve partim adına teşekkür ediyor, sancağı devralan kardeşlerime de yüce Mevla’dan muvaffakiyetler temenni ediyorum.
Bugün bizi bir kez daha bağrına basan tüm Hakkarili kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum.
Ne diyor o güzel Hakkari türküsünde: “Bir ay doğdu odadan, şavkı vurur bacadan. Bu kaş, bu göz sendedir, esirgesin Yaratan.” Doğru mu? Rabbim hepimizi tüm kem gözlerden, tüm kötü niyetlilerden, tüm kalbi bozuklardan esirgesin, uzak tutsun. ("Amin" sesleri) Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirsin. ("Amin" sesleri)
Kardeşlerim; eğer bugün Hakkari’de, Şırnak’ta, genel olarak bölgemizde yatırımların azlığından, işsizliğin yüksekliğinden şikayet ediyorsak, bunun birinci sebebi nedir? (“Terör” sesleri) Terördür. Çünkü geçtiğimiz 15 yılda biz Türkiye’yi her bakımdan 3 kat büyüttük, bu büyümenin eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, enerji, tarım, haberleşme gibi alanlarında bölgemiz de elbette hak ettiği yatırımları kısmen almıştır, ama hak ettiği gelişmeyi sağlayamamıştır. Geçtiğimiz 15 yılda Hakkari’ye eski rakamla 10 katrilyon liralık yatırım yaptık, bunun büyük bir kısmı kayyumlar atandıktan sonra.
Hakkari’de sadece ne kadar yol vardı biliyor musunuz, bölünmüş yol? 1 kilometre. Biz buna ne ilave ettik? 84 kilometre bölünmüş yol ilave ettik. Şehrimize daha önce pek çok insanın rüyasında görse dahi inanmayacağı bir havalimanı inşa ettik. Acaba 20 yıl, 30 yıl önce deseydiler Hakkari’ye bir havalimanı gelecek, inanır mıydınız? ("Hayır" sesleri) Ama bak yaptık mı? Yaptık. Havalimanımızdan sadece bu yılın ilk 11 ayında 145 bin yolcu faydalandı, bakın 11 ayda 145 bin yolcu.
İçme suyu sıkıntısını çözecek yatırımları hamdolsun süratle sonuçlandırıyoruz. Hakkari’de terör örgütü destekçisi Belediye Başkanının zamanında günde ancak 1,5 saat su verilirken, bugün 13 saat su veriliyor. Önümüzdeki yıl yatırımların tamamlanmasıyla inşallah 24 saat kesintisiz su verilecek. Niye? Ben Belediye Başkanlığından geliyorum, hem de İstanbul gibi yerde, susuz İstanbul’da Belediye Başkanlığı yaptım, 1,5-2 yılda İstanbul’un su sorununu çözdük. Şimdi burada da inşallah su sorununu Allah’ın izniyle Hakkari’de çözeceğiz ve 24 saat Hakkari’de inşallah suyunuzu alacaksınız.
Kardeşlerim; bu teröristler terör örgütünü arkasına alıp da siyaset yaptığını söyleyenlerin derdi sizin derdiniz değildi, onların derdi dağdakilerdi dağdakiler. Ama bizim derdimiz başka, bizim derdimiz Hakkari’deki benim kardeşim acaba ayağa çamura değiyor mu, acaba Hakkari’deki kardeşim suyunu bulabiliyor mu, acaba benim Hakkari’deki kardeşim şu anda insanca bir yaşama ulaşabildi mi; bizim derdimiz buydu, bunu yaptık.
İşte terör örgütünün yakıp yıktığı Yüksekova’yı biz şimdi yeniden ayağa kaldırdık, halen 3 binin üzerinde konutun inşası sürüyor, inşallah önümüzdeki yaza kadar bu 3 bin konutun tamamı bitmiş olacak.
Kardeşlerim; yapılan yolları, asfalt çalışmalarını, altyapı faaliyetlerini, sosyal yardımları teker teker saymıyorum. İşte şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanımız geldi, az önce Valimizle konuştu, bakın el ele veriyorlar, bütün bu konutlar bitiyor.
Ulaştırma Bakanımız burada, yollar süratle elhamdülillah bitiyor. Bunda güvenlik yolları, bunlar da dahil, artı bunlar da yapılıyor. İçişleri Bakanımız aynı şekilde bunların üzerine üzerine gidiyor. Derdimiz ne? Ya biz dertliyiz be, biz size aşığız be, bizim derdimiz var. Biz istiyoruz ki, benim Hakkari’de yaşayan kardeşim ben nasıl yaşıyorsam o da öyle yaşasın. Eğer biz sağlıkta hastaneler bulabiliyorsak, biz okullardan istifade edebiliyorsak, biz güzel yollarda seyahat edebiliyorsak, biz enerji sıkıntısı çekmiyorsak, biz suyumuzu istediğimiz yerde istediğimiz gibi buluyorsak, benim Hakkari’deki kardeşim de bunları aynen bulsun. Niye biliyor musunuz? Kardeşlerim, biz Türk’ü Türk olduğu için değil, Kürt’ü Kürt olduğu için değil, Laz’ı Laz olduğu için değil, Abhaza’yı, Boşnak’ı, Abhaza, Boşnak olduğu için değil, beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Bizim anlayışımız bu, biz böyle bakıyoruz ve AK Partinin insana bakışı bu ve bu şekilde de bu yolda devam ediyoruz.
Kardeşlerim; mesele niyet meselesidir. Niyetimiz eğer hizmet etmekse kaynak da bulunur, zaman da bulunur. Niyetiniz kötüyse, işte o zaman elinizin altında dünyanın en büyük hazineleri de olsa oradan bir şey çıkmaz. İşte Kudüs meselesinde çıktı mı? Bak, Kudüs meselesinde dünyanın dolarları neredeydi, belli değil mi? Tehdit ettiler mi? Ettiler. Peki, kimler oy verdi? 15 bin, 18 bin nüfuslu adını bile yeni duyduğum bir yer. Kim verdi? 21 bin nüfuslu bir yer. Kim verdi? 25-30 bin nüfusu olan bir yer. Niye? Dolarlar sadece oraya yetti, ama bunların sayısı da 8 ülkeydi, kendisiyle beraber 9. Peki, 128 ülke ne dedi? Siz dolarlarınızla, gücünüzle bizim irademizi satın alamazsınız dedi. Sizin gücünüz bizim irademizi alt etmeye yetmez dedi. Ben de şimdi diyorum ki, terörün gücü Hakkarili kardeşimin gücünü alt etmemelidir.
Her zaman ifade ettiğim gibi, iman varsa, inanç varsa, aşk varsa, Allah’ın izniyle imkan da vardır. Bununla birlikte, kamunun görevi olan yatırımların hızlandırılması günlük hayatı kolaylaştırmakla birlikte, asıl ihtiyacı, yani istihdam ve üretim talebini karşılayamıyor, çünkü istihdam ve üretim için özel sektörün yatırım yapması gerekiyor. Şimdi bizim derdimiz ne? Şimdi derdimiz Hakkari’ye, evet, özel sektör ne yapsın, gelsin, burada yatırımını yapsın. Girişimci de yatırım için önce ne ister? Güvenlik ister, önce istikrar ister, önce huzur ister. Bunların olmadığı yerde hangi teşvikleri verirseniz verin yatırımcı gelmez, gelmiyor.
Geçtiğimiz 15 yıl boyunca Hakkari’de yatırım teşvik belgesi alan yabancı firma sayısı ne kadar biliyor musunuz? Şaşıracaksınız, sadece 2 tane. Şu anda da dişe dokunur, biri sağlık, diğeri enerji alanında sadece 2 tane teşvik belgeli yatırım var. Niye? Ne olacak, terör örgütü burada çalışan mühendisleri, işçileri, müteahhidi tehdit ederse, kaçırırsa buraya yatırım gelir mi? Gelmez. Tüm teşvik belgelerinin sayısı 10’u zor buluyor. Onun için Hakkari’de sadece her 5 kişiden biri aktif sigortalı, yani fiilen çalışan kişi durumundadır. Terör örgütü yıllarca sadece insanlarımızın hayatını rehin almakla, iradesine ipotek koymakla kalmadı, aynı zamanda işte bu yatırımların gelmesini de engelledi. Yol yapan, havalimanı inşa eden, maden çıkartan, kamu yatırımlarını yürüten işçileri, mühendisleri, müteahhitleri tehditle, silahla, şantajla çalışamaz hale getirirseniz, diğer yatırımcılar buraya nasıl gelsin, niçin gelsin?
(“Hakkari seninle gurur duyuyor” sesleri) İnanın ben sizinle gurur duyuyorum.
Ama şunu da söyleyeyim: Hakkari’nin hanımları erkeklerinden daha güçlü maşallah, ama gençlerimiz de iyi maşallah, gençlerimiz de işi. Ana kademe neredesin? Hiç…
Çukur eylemleri sırasında terör örgütü işi vatandaşlarımızın evlerine, iş yelerine, mahremlerine el uzatacak kadar ileri götürdü. Devlet ve Hükümet olarak terör örgütüyle ve uzantılarıyla mücadele ederken, güvenlik kaygısı yanında işte bu sıkıntıları da gözetiyoruz.
Hakkarili, Şırnaklı kardeşlerimiz kendi yaşadıkları yerlerdeki imkanları değerlendirmek varken, niye sürekli göç etmek, niye yuvasını başka yerlere taşımak zorunda kalsın? İşte bu amaçla önümüzdeki bahardan itibaren uzun zamandır güvenlik sebebiyle uygulanan yaylalara çıkma yasaklarını inşallah kaldırıyoruz. Ancak bir şey söyleyeceğim, ama yaylalarınıza lütfen sahip çıkacaksınız, tamam. Yaylalara sahip çıkacak mıyız? (“Evet” sesleri) Teröristlere kalkıp da en ufak bir tehditte al sana bir baş hayvan diyecek misiniz? ("Hayır" sesleri) Mesele o mesele o. Eğer öyleyse buyurun yaylalara çıkın, güvenlik de bizden inşallah.
Biliyorsunuz bir süredir et fiyatlarının yüksekliğinden dolayı hayvancılık meselesini tartışıyoruz, Gıda, Tarım Bakanı da burada. Hakkari’nin bu güzel yaylaları varken bizim böyle bir tartışma yapıyor olmamız ne kadar abes değil mi? Yayla yasakları kalktığında Hakkari’den hayvancılık konusunda büyük bir atak bekliyoruz.
Aynı şekilde bölgemizin önemli bir değeri olan maden ocaklarının rahatça faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken altyapı oluşturuyoruz.
Tabi değerli kardeşlerim, bölgemizdeki sınır ticaretini meşru ve sürdürülebilir hale getirmek için sınır kapılarımızın sayısını artırıyoruz. Öyle kaçağa-göçeğe gerek kalmadan ticaret yapan her kardeşimizin, ihracatçı, ithalatçı statüsünde işini yürütmesi için kendilerine her türlü kolaylığı göstereceğiz. Geçtiğimiz yıl Hakkari’den yaklaşık 23,5 milyon dolar ihracat, fakat dikkat edin 3,5 milyar dolar ithalat yapılmış gözüküyor. Halbuki Hakkari gibi bir sınır ilimizin ticaret potansiyeli bunun onlarca kat fazlasıdır. İnşallah bu potansiyeli beraberce harekete geçireceğiz, bunun ilk işaretlerini de almaya başladık. Mesela geçtiğimiz yılın ilk 11 ayında Hakkari’de 63 şirket kurulmuştu, bu yıl aynı dönemde tam 2 katlık bir artışla 126 şirket kuruldu. İhracatta da 2,5 katlık bir artışla ilk 10 ayda 60 milyon dolara yaklaşıldığını görüyoruz, bunlar önemli oranlar, ama yeterli değil. Çünkü bizim hem Türkiye olarak, hem de Hakkari olarak hedeflerimiz çok büyük, inşallah o günleri de hep birlikte göreceğiz.
Kardeşlerim; bizim tek bir amacımız vardır, geçmişte şöyle olmuş, böyle olmuş, hepsini bir kenara bırakarak çocuklarımıza, torunlarımıza çok daha güvenli, çok daha müreffeh, çok daha umut dolu bir gelecek emanet etmek istiyoruz. Şundan emin olunuz: Bu ülkeyi yönetenlerin Cumhurbaşkanından en alt düzeyindeki memuruna kadar tek bir gayesi vardır, o da; milletimize hizmettir. Biz sizlere efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.
Yanlış yapanlar yok mu? Her zaman ve her yerde var, elbette burada da mutlaka vardır. Türkiye’nin yakın tarihi her kesimle birlikte Kürt kardeşlerimiz için de acı hatıralarla doludur. İstanbul’da, Ankara’da, Konya’da, Kayseri’de inancından dolayı baskı gören kardeşime zulmedenler ile kökeninden, dilinden, kültüründen dolayı Hakkari’deki kardeşime zulmedenler aynıdır.
Ülkemizin son 15 yılı aynı zamanda işte bu zihniyetle, işte bu faşist kafayla hesaplaşma dönemidir. Bunun için biz, şartlar ne olursa olsun demokrasiden, özgürlüklerden, temel insan haklarından asla taviz vermedik, vermeyiz, çünkü biz de damdan düştük, dolayısıyla bu sıkıntıları yaşayanların ne hissettiğini, ne düşündüğünü en iyi biz biliriz.
Hakkari’deki, Şırnak’taki, Van’daki, Diyarbakır’daki, Bingöl’deki ve diğer yerlerdeki kardeşlerimin kökeniyle ve inancıyla ilgili hassasiyetine el uzatan, dil uzatan, taciz eden herkes karşısında önce bizi bulur. Bu kardeşiniz ülkemizin 81 vilayetinin her birindendir. Dolayısıyla ülkemizde nerede yüreği yakılan, canı acıtılan, onuru zedelenen biri varsa onun yanında olmak benim namus borcumdur. Eğer biz Hakkarili kardeşimin hakkını, hukukunu savunmayacaksak bu makamda niye oturuyoruz ki? Hatta daha da ötesine geçerek söylüyorum, biz kendilerimizi sınırlarımızın dışındaki kardeşlerimizin de hakkını, hukukunu savunmakla mükellef görüyoruz.
Kuzey Irak Yönetimine, oradaki kardeşlerimize yıllarca en büyük desteği biz verdik. En zor zamanlarında desteğe en çok ihtiyaç duydukları dönemlerde yanlarında o masada oturanlar değil, tek biz vardık. Bak şu anda maaş ödeyemiyorlar, yine maaş ödeyemedikleri zamanda Başbakandım, 2 milyar dolar kendilerine kredi verdik, maaşları öyle ödediler. Hadi şimdi o dost görünenler nerede? Niye onlar şimdi kendilerine kredi vermiyorlar? Çünkü biz olaya kardeşçe baktık, ama onlar kardeşçe bakmıyor, onlar petrol varsa biz varız diyorlar.
Değerli kardeşlerim; geçen ay deprem olduğunda bölgedeki kardeşlerimizin imanında yine ilk biz koştuk. Depremin haberini alır almaz Kızılay’ımızla, AFAD’ımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, belediyelerimizle tüm imkanlarımızı seferber ettik, deprem bölgesine gittik. Şayet Kuzey Irak Yönetimi birilerinin gazına gelip yanlış bir yola sapmamış olsaydı, emin olun bugün orada yaşanan sıkıntıların hiçbiri yaşanmayacaktı.
Mesele Kürt meselesi, Türk meselesi, Arap meselesi değildir, mesele topyekun coğrafyamıza ve medeniyetimize dönük bir saldırı altında bulunuyor olmamızdır. Biz ne kadar kendi içimizde bölünürsek, bu saldırının başarıya ulaşma şansı o kadar artar. Bölücü terör örgütü işte bu senaryonun gönüllü figüranlığına, kuklalığına taliptir. Kandil mesafe olarak buraya çok yakın, ama emin olun oradakilerin zihinleri ve niyetleri buradaki kardeşlerimden çok çok uzaktır.
Halbuki birlik olduğumuzda ne kadar güçlüysek, ayrı olduğumuzda da o kadar tehdit altında olduğumuzu biliyoruz.
(“Hakkari seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben sizlerle gurur duyuyorum, maşallahınız var.
Gençler, şunu unutmayın: Türkiye yoksa Hakkari de yok, Hakkari’deki kardeşlerimin bir geleceği de yok. Türkiye varsa ve güçlüyse Hakkarili kardeşimin de o derece umut dolu bir geleceği var. Aynı şekilde Hakkari yoksa biz de yokuz, bunu böyle biliniz.
Onun için biz ne diyoruz? Tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, 80 milyon tek millet, ayrılmak yok, bölünmek yok.
İki; biz ne diyoruz? Tek bayrak, bizim bayrağımız şehidimizin kanı, hilal değerli kardeşlerim, bağımsızlığımızın ifadesi, yıldızlar şehitlerimizin ta kendisi.
Ve üç değerli kardeşlerim; 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Asla bu vatanımızı kimseye böldürtmeyiz, vatanımızı bölmeye çalışanlar karşısında güvenlik güçlerimizle, askerimizle, polisimizle, jandarmamızla, güvenlik korucularımızla hep birlikte bizleri bulurlar ve biz F-16 oluruz, helikopterlerimizle, tankımızla, topumuzla, evet, onları nasıl açtıkları çukurlara gömdüysek, bundan sonra da mağaralarına kadar kovalarız. Çünkü benim Hakkari’deki kardeşimin huzurunu kaçıramazlar, yetti artık, yetti. 35 yıldır, 40 yıldır bu ülkede bu milletin huzurunu kaçıranlar artık bunu yapamayacak.
Ve son, tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok.
Rabia’mıza sahip çıkacağız. Kardeşlerim, öyleyse ne yapacağız? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, aksi takdirde inanın bana hiçbirimizi bu coğrafyada tek gün dahi barındırmazlar. Sınırlarımızın hemen dışında olup bitenler bizim için en büyük ibrettir. Bizim bölünmeye, küçülmeye, birbirimize yıpratmaya değil, tam tersine birleşmeye, büyümeye, kenetlenmeye ihtiyacımız var. Bunun için çocuklarımız terör örgütlerinin elinde heder olup gitmesin, en iyi eğitim-öğretimi alsın, en iyi mesleklere sahip olsunlar diye uğraşıyoruz; 2023 hedeflerimize ulaşabilmemizin yolu buradan geçiyor.
Ah benim kardeşlerim, ya şu Hakkari’de üniversite mi vardı, var mıydı? ("Hayır" sesleri) Peki, Hakkari’ye üniversiteyi kim getirdi? Niye? Ya size olan sevgimizle. Okullarımızın sayısı her geçen gün arttı, artıyor; niye? Çocuklarımıza verdiğimiz değerle.
Bölgemizi bölüp parçalamaya çalışanlara bir bakın, kendi birlikleri, bütünlükleri konusunda en küçük bir tehdide, en küçük bir söze, en küçük bir imaya dahi tahammülleri olmadığını görürsünüz. Peki, onlar kendi birlikleri, beraberlikleri konusunda bu kadar hassasken, bizi 40 parçaya ayırmaya çalışmaları çıkarları öyle gerektiği içindir. Şu anda bu salonun dışında salonun içi kadar Hakkarili kardeşim var. İşte bu nedir bu? Bu bir aşktır, bu bir aşktır. Allah bu aşkınızı daim kılsın. ("Amin" sesleri)
Onların çıkarı bölücülükten geçiyorsa, Hakkari’yle birlikte bizim çıkarımız da tevhitten, vahdetten, ortak bir gelecek inşa etmekten geçiyor.
Kardeşlerim; gerçek bir millet olmak, gerçek bir devlet olmak, gerçekten şahsiyetli, onurlu bir birey olmak kolay değildir. Hele günümüzün şartlarında bu duruşu sergilemek gerçekten çok büyük fedakarlık, çok büyük mücadele gerektiriyor. Türkiye olarak demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirdiğimiz ölçüde, bağımsızlığımıza, geleceğimize daha bir kararlılıkla sahip çıkma imkanı bulduk. Yıllarca bize unutturulmak istenen tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi, hasletlerimizi birer birer hatırlatmaya, aktarmaya başladık. İşte o zaman gördük ki, uzun zamandır bize yapamazsın, edemezsin, başaramazsın dedikleri ne varsa hepsini de yapabiliyoruz.
Kardeşlerim; işte şurada Kudüs’le ilgili yaşanan durumda ne yaptık? İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak İstanbul’da tüm üyelerimizi davet ettik ve yaptığımız bir haftalık çalışmayla Birleşmiş Milletler’de, evet, Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’le birlikte o olumsuz kararını 128 üyeyle tersine çevirdik. Demek ki iman öyle bir şeydir ki tekeden bile süt çıkartır süt, bunu böyle bileceğiz.
Ülkemizin ufkunu Edirne’yle Kars arasına sıkıştıranları, hatta bunu bile çok görüp terör örgütleri eliyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizi adeta muhasara altına alanları tepeleyip gerilettikçe aslında önümüzde koskoca bir dünya olduğunu gördük. Belgesellerde, kitaplarda, dergilerde gözümüze çarpan ve bize hiç yabancı gelmeyen coğrafyaların, insanların aslında tarihimizin ve gönlümüzün tam ortasında yaşadığını fark ettik. Hakkari’yle Saraybosna’nın aynı olduğunu, Şırnak’la Trablusgarp’ın farkının bulunmadığını, Diyarbakır’la Kırım’ın kardeş olduğunu unutturmak için bizi iç meselelerimizle boğmaya çalıştıklarını kavradık. Bugün Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada böylesine dik durabilmesi işte bu hakikatleri milletimize göstermiş olmamız sayesindedir.
Suriye ve Irak’ta kardeşlerimize sahip çıkarak, sahada bilfiil yanlarında yer alarak işin çok farklı yerlere gitmesinin önüne geçtik.
Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması yönündeki girişim de bölgemizle ilgili oyunun bir parçasıdır. Biz elimizden geleni hamdolsun yaptık, konuyu İslam İşbirliği Teşkilatı olarak çözüme kavuşturduk. Ardından dost ülkelerle beraber meseleyi Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna götürdük ve bu konuda Hıristiyan dünyanın lideri konumunda Papayı bile bizzat arayarak sağ olsun onu da devreye soktuk, onlar da çalıştı. Bağlantısızlar Dönem Başkanı Venezuela Devlet Başkanını devreye soktuk. Sayın Putin’i arayarak onu devreye soktuk. Aynı şekilde Batıda Fransa Devlet Başkanını, aynı şekilde Almanya Devlet Başkanını, onları da arayarak bizzat devreye soktuk ve hep birlikte çalıştık, hamdolsun işte netice hasıl oldu.
Şimdi kardeşlerim, dünya 5’ten büyük mü? Evet. 1’den büyük mü? (“Evet” sesleri) Daha büyük değil mi? Amerika 1 kaldı, bunun yanında dünya karşısında kaldı.
Şimdi ben diyorum ki, hazır mısınız? İstikamet sahibi Müslümanlar ve ahlak sahibi tüm insanlık olarak mücadelemizi sürdürdüğümüz her gün bu zulüm düzeninin sonuna bir adım daha yaklaştığının işaretini görüyoruz.
Kardeşlerim, hazır olduğunuza göre şimdi şöyle bir ayağa kalkalım. Bakınız, 2019’a fazla kalmadı, tamam, 15 ay var, 15 ay. 2019 Mart’ında yerel seçimler var, ardından inşallah Kasım’ında da Cumhurbaşkanlığı seçimi var, bunlar için çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. Hazır mıyız bunlara? (“Evet” sesleri)
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Hakkari’yi hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun. Sağ olunuz, var olunuz.
----- / -----