Cumhurbaskani Erdogan’in Hz. Mevlana’nin 744. Vuslat Yildönümü Seb-i Arus Programi‘ndaki konusmasi
Kıymetli misafirler, çok değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi muhabbetlerimle saygıyla selamlıyorum.
“Dil hânesi pür-nûr olur
Envâr-ı zikrullah ile
İklîm-i ten ma’mûr olur
Mi’mâr-ı zikrullah ile
Her müşkil iş âsân olur
Derd-i dile dermân olur
Cânun içinde cân olur
Esrâr-ı zikrullah ile
Gamgîn gönüller şâd olur
Dembesteler âzâd olur
Gümgeşteler irşâd olur
Âsâr-ı zikrullah ile
Zikreyle Hakk’ı her nefes
Allah bes bâkî heves
Bes gayrıdan ümmîdi kes
Tekrâr-ı zikrullah ile”
Gönüllerimizi bir Şeb-i Arus’ta daha buluşturan Rabbimize sonsuz hamdüsenalar ediyoruz. Hazreti Mevlana’nın düğün gecesinde şu manevi atmosferi yaşamamıza imkân sağlayan, hasret gidermemize, hasbihal etmemize vesile olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Evet, Mevlana Hazretleri herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan diyor. Vefatının, yani maşukuyla vuslatının 744. seneyi devriyesinde büyüt mütefekkir, büyük mutasavvıf Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerini bir kez daha hürmetle, minnetle, rahmetle yad ediyorum. Rabbimiz Hazreti Piri Cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimize komşu eylesin.
Allah bizleri, hepimizi, bu salondaki bütün Mevlana dostlarını, mürşidi kâmilin şahitliğine mazhar etsin diye dua ediyorum.
Bu gece vesilesiyle dinimiz, vatanımız, bayrağımız ve bağımsızlığımız için bir gül gibi toprağa düşen bütün şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Yüzyıllardır Anadolu topraklarını ilmi, irfanı, hikmetiyle nakış nakış dokuyan ariflerimizi, alimlerimizi, manevi rehberlerimizi de tazimle anıyor, Allah hepsinden razı olsun diyorum.
“Allah’a ulaşacak birçok yol var, ben aşkı seçtim” buyuran Hazreti Mevlana’nın yaktığı aşk ateşi, aradan 7,5 asır geçmesine rağmen halen yüreklerimizde yanmaya devam ediyor. Dünya telaşıyla çoraklaşan gönüllerimiz 744 senedir olduğu gibi bugün de Mesnevi Şerifle Hazreti Pirin öğretilerinden, tavsiyelerinden sızan hikmet damlalarıyla tekrar yeşeriyor. Her düğün gününde Hazreti Mevlana’yı yad ederken aynı zamanda bu ülkeyi bize vatan kılan, bizi biz yapan değerleri hasletleri de hatırlıyoruz. Her Şeb-i Arus’ta Hazreti Mevlana’nın geride bıraktı o kutlu mirasın, o zengin hazinenin tekrar idrakine varıyoruz. Bu gece mukabeleyi şerifte ellerimizi semaya açarak aşk ve sevgi çeşmesinden kana kana içiyoruz. Hu Hu diyerek kalplerimizi envar-ı zikrullah ile dillerimizi, sema ile bedenlerimizi pür-nur ediyoruz. Bu gece vesilesiyle kendimizi murakabeye, muhasebeye alarak nefislerimizi bir kez daha sigaya çekiyoruz.
Kıymetli dostlar, elbette her hususta olduğu gibi Hazreti Mevlana’yı anlamak, onun hikmet, ilim ve aşk membaından istifade etmek de nasiple olur. Ruhunu ve gönlünü Mevlana’ya açmayan, onun Mesnevi’sinden de, rubailerinden de, hikâyelerinden de nasiplenemez. Kimilerine göre Mesnevi bir masal, bir meseller kitabıdır. Bazılarına göre Mesnevi, rubailerle dolu bir şiir kitabıdır. Bize göre ise Mesnevi, bunlardan hiçbiri değildir. Mesnevi, uçsuz bucaksız bir deryadır, bir irşad kitabıdır, halimizin tasviridir. Mesnevi sırlar, dersler, tavsiyeler ve hazinelerle dolu bir ummandır. Mesnevi ümmisinden arifine, aliminden talebesine kadar herkesin, her bir ferdin idrak seviyesine göre hitap edebilen muhteşem bir eserdir.
Bakın Hazreti Mevlana Mesnevi’yi nasıl anlatıyor; “Bu kitap masal diyene masaldır, fakat kendi halini bu kitapta görebilene er denir. Mesnevi Nil’in suyu gibidir, Kıpti’ye kan görünür, fakat Hazreti Musa’nın ümmetine hayat suyudur.” Evet, onun her bir kıssası bizim için derstir. Hazreti Mevlana kıssalarında tavşanı, bülbülü, kurdu, tavusu, çakalı, kurdu, karıncayı, fili, hatta sineği bize halimizi tasvir için vesile kılmıştır. O tencereden kaçmak isteyen bir nohut misali ile pişip olgunlaşmak için dert ile yanıp kavrulmayı ve sabrı bize öğütler. Ayı ile ejderhanın dostluğu üzerinden bize ahmağın dostluğunun düşmanlığından beter olduğunu söyler. Kimi zaman birbirlerinden ayrılmaları sebebiyle oltaya yakalanan balıklar aracılığıyla bize birlik ve beraberliğin önemini hatırlatır. Bunlar gibi yüzlerce kıssayla Hazreti Mevlana dünyaya tamah etmenin neticelerini anlatır. Gözlerimizi açar, gönüllerimizi tedavi eder, ruhumuzu ferahlatır.
Sevgili dostlar, bize işte böylesine kıymetli bir hazine bırakan Hazreti Mevlana, sözlerindeki eskimezliğin sırrını kendisi bakın nasıl izah ediyor: “Biz bunları dilden söylemedik ki dil gibi çürüyüp yok olsun. Biz bunları gönülden söyledik, bu yüzden gönül gibi ebedidirler.” Evet, gönül değirmeninde öğütülmeyen, aşk ateşinde kavrulmayan, sevgi ile söylenmeyen her söz fanidir. Aşk ve şevkle yapılmayan her iş, bir yaprağın üzerindeki toz mesabesindedir, bir samyeliyle kaybolup gider. Tarihimize baktığımızda atalarımızın geride hoşnut gönüller, kalıcı eserler bırakmalarının en önemli sebebi; aşk ve sevgidir. Mimar Sinan’ın asırlara meydan okuyan muhteşem eserlerinin harcı sadece aşktır. Hoca Ahmet Yesevi’nin, Hacı Bektaş Veli’nin, Hacı Bayram Veli’nin, Yunus Emre’nin her bir eseri, her bir beyti, her bir sözü de yine aşk ateşinde pişirilmiştir. Çünkü onlar, evet aşk kişinin sevdiğinde yok olmasıdır anlayışıyla aşkı anladılar.
Bu toprakları bize yurt kılan gönül mimarlarımızın, erenlerin, dervişlerin muhabbet seferleridir. Alp Arslan’a Anadolu’nun, Selahaddin Eyyubi’ye Kudüs’ün, Fatih Sultan Mehmet’e İstanbul’un kapılarını açan yine aşktır, imandır. Çünkü aşkla hareket eden önce gönülleri fetheder, kalpleri hamur eder. Bilhassa içinde bulunduğumuz bu sancılı, bu kasvetli günlerde kadim medeniyetimizin hasletlerini, Hazreti Mevlana’nın mesajlarını çok daha iyi idrak etmemiz gerektiğine inanıyorum. Bugün ülkemizde ve bölgemizde birileri kanla, kinle, şiddetle hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyor olabilir. Bazıları otobüste bekleyen sivilleri, evine ekmek götüren esnafı, sabah namazına giden imamı, kundaktaki yavruları katlederek güç devşirebileceklerini düşünüyor olabilir. Kimi rejimler varil bombalarıyla, balistik füzelerle, yıkım ve katliamla iktidarını koruyabileceğini zannediyor olabilir. Kimi güçler Müslümanların hassasiyetlerini yok sayarak ve hatta özellikle çiğneyerek sabrımızı sınıyor da olabilir. Ama Mevlana Hazretlerinin mesajları bize baskıyla ikbal peşinde koşanların, şiddet ve fitneyle iktidar hayali kuranların ne kadar büyük bir gaflet içinde olduklarını çok net biçimde anlatmaktadır. Unutmayınız ki aşk tuz ile tuz da karar ile. Asla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz, kararlı olacağız ve elbette kararını bileceğiz ki hedefimize ulaşabilelim. Tarihte sayısız kez teyit edildiği üzere zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur. Zalimin yaptıkları hiçbir zaman yanına kar kalmaz. Hem bu dünyada, hem de ahirette katliamların, zulümlerin, dökülen masum kanların hesabı muhakkak sorulur, sorulacaktır. Sıkıntılar karşısında sabreden, Rabbine ram olan, birbirine kenetlenen bir millet evvel Allah ne içeriden, ne dışarıdan kimse yıkamaz. Biz bir ve beraber olursak Allah’ın izniyle coğrafyamızda ekilmeye çalışılan fitne tohumları asla boy vermeyecektir. Kardeşliğimize halel getirmediğimiz, mazlum ve mağdura soframızı açtığımız müddetçe hiç kimse bize diz çöktüremez. Mezhep fitnesi üzerinden, etnik tahrikler üzerinden, kadim müştereklerimizi yok etme niyeti üzerinden yayılmaya çalışılan ayrılık rüzgârları şayet biz kararlı durursak asla etkili olamayacaktır.
Herkesten buradaki ve şu anda ekranları başında bizleri izleyen tüm Mevlana dostlarından aşkla, muhabbetle, şevkle inancımıza, değerlerimize, vatanımıza sahip çıkmasını özellikle rica ediyorum. Tıpkı Hazreti Pirin dediği gibi, “Gönül vermedikçe gönül bulamazsın.
Bu düşüncelerle Hazreti Mevlana başta olmak üzere tüm gönül sultanlarımızı bir kez daha rahmetle, minnetle, tazimle yad ediyorum.
Bu güzel Şeb-i Arus Törenini tertipleyen kurumlarımıza, emeği geçen herkese, sanatçılarımıza teşekkür ediyorum.
Bu vuslat gecesi vesilesiyle gönüllerimizin, zihinlerimizin, bedenlerimizin zikrullah ile aşkı Muhammedi ile paklanmasını Allah’tan niyaz ediyorum.
Bu gece yapılan duaların, semaların, evrad-ı şeriflerin hak katında kabul ve karin olmasını diliyorum.
Allah ülkemizi, milletimizi, uhuvvetimizi ve muhabbetimizi daim etsin diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Kalın sağlıcakla.